Müslümanların Dikkatine

Bedrin_Aslanı

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
1,792
Puanları
0
(Bu yazı Müslümanlar için kaleme alınmıştır. Sinirlerini bozmak istemeyen agresif dinsizler okumasınlar.)

(1) Din elbette bir vicdan işidir. Lakin sadece vicdan işi değildir. Dinde, ona inanan kimseler için hayata uygulanması gereken emirler, yasaklar, öğütler bulunmaktadır. O halde din, hem bir vicdan işidir, hem de bir uygulama ve aksiyondur. “Din vicdanlarda kalsın, sosyal hayata karışmasın, hayattan çekilsin” diyenler temel insan haklarına, demokrasiye, akla, mantığa, vicdana, iz’ana, irfana aykırı konuşmuş, aşırılık yapmış olurlar.

(2) İslâm dininin temel prensiplerinden biri “Tashih-i itikad”tır, yani bir mü’minin inanca ait bilgilerinin doğru/sahih olmasıdır. Bu ise itikadda İmamı Eş’arî’yi veya İmamı Matüridî’yi önder kabul etmekle olur. “Ben Kur’ân’dan, hadîslerden, önceki âlimlerin kitaplarından kendi kafama göre inanç prensiplerini tesbit ederim” diyenler büyük bir metod yanılgısı içindedir. Yine her Müslümanın dört fıkıh mezhebinden birini bütünüyle kabul etmesi gerekir. Mezhepsizlik, telfik-i mezahib, “Ben din hükümlerini doğrudan doğruya Kitab ve Sünnet’ten çıkartırım” demek yanlıştır, kişinin ayağını kaydırır.

(3) İslâm’ın ibadet ve eylem olarak mü’minlere en önemli birinci teklifi beş vakit namazdır. Bu devir Müslümanlarının büyük bir kısmı bu farzı terk etmişler ve büyük zarara girmişlerdir. Müslüman halkı beş vakit namaz kılmaya dâvet konusunda çok büyük, çok planlı çok iyi düşünülmüş ve çok iyi uygulanan bir namaz seferberliği/kampanyası başlatılmalıdır. Türkiye Müslümanları yüzde doksan, beş vakit namaza başlamazlarsa, başka ne hayır yaparlarsa yapsınlar, kendilerini kurtaramazlar. Müslümanların başını çeken, onların paralarını toplayan kimseler, “Yapılacak Hizmetler” listesinin başına bu namaz işini koymalıdır.

(4) Namazdan sonra en mühim iş, hür ve mukim (seferî olmayan) erkeklerin farz namazları cemaatle kılmalarıdır. Cemaat meselesi de gündeme getirilmeli ve bu hususta yoğun bir kampanya başlatılmalıdır. Camiler cemaatle dolmaya başlayınca birtakım adamlar halktan para toplamak isteyeceklerdir. Camilerde para toplamak yasak edilmelidir.

(5) On milyonlarca Müslümana Emr bi’l-mâruf ve Nehy ‘ani’l-münker farzı anlatılmalı ve bu farzı nasıl eda edecekleri öğretilmelidir. Bu farzı her Müslüman bizzat yapamaz. Bir kısmı doğrudan doğruya yaparken, öteki Müslümanlar onu desteklerler. (Bu farzı Türkçeye “iyiliği desteklemek, kötülüğü kösteklemek” şeklinde tercüme edebiliriz.)

(6) TC Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gerekçeli iki kararına (fetvasına) göre Müslüman kadın ve kızların başlarını örtmeleri, vücut hatlarını belli etmeyecek elbiseler giymeleri, yani tesettür kıyafetine bürünmeleri Kur’ân ile, Sünnet ile, İcmâ-i Ümmet ile sâbit kesin bir farzdır.Müslüman sorumlular bu konuda da bir kampanya açmalı ve canla başla tesettür için çalışmalıdır. Bu çalışma planlı, metodlu bir şekilde yapılmalıdır. Birtakım bezirgânların İslâmî tesettürü âlet ederek vurgun vurmalarına fırsat verilmemelidir.

(7) Müslümanların bir kısmı, ilmihal bilgisi bakımından yetersiz ve hattâ cahil kalmış veya bırakılmıştır. Kur’ân’a, Sünnete ve icmaya uygun küçük ve özlü bir ilmihal hazırlanmalı ve bundan milyonlarca adet basılarak halka dağıtılmalıdır. Bu ilmihal işi ticarete veya şahsî prestije alet edilmemelidir. Bir Müslümanın kendine yetecek derece ilmihalini bilmesi farzdır. Zamanımızda öyle Müslümanlar var ki, bir sürü politikacı, futbolcu, şarkıcı, türkücü ismi biliyor, fakat “ALLAH’ın sıfatlarını say” denilince dut yemiş bülbül gibi susuyor. Bu durum ayıptır, bunun vebali, Müslümanların başını çeken, onların paralarını toplayan kişilere ve teşkilatlara aittir.

(8) Bütün Müslümanlarda “Ümmet Şuuru” bulunması için ne yapılması gerekiyorsa yapılmalıdır. Ümmet şuuru yok, cemaat veya hizib asabiyeti var; böyle bir şey dengesizliktir, sağlıklı bir İslâmî yapı değildir. Hiçbir tarikat, cemaat, grup, zümre, klik mensubu bütün olan din ile, parça olan cemaati özdeşleştirmemelidir.

(9) Zengin, bol gelirli, varlıklı Müslümanlar; israf, gösteriş, lüks hayat, aşırı konfor, aşırı tüketim konusunda uyarılmalı ve bu gibi beyinsizliklerden uzak durmaları sağlanmalıdır. Müslümanların bir kısmı aç ve sefil yaşarken, küçük bir azınlığın Nemrud ve Firavun gibi israf ve sefahat içinde yaşaması elbette yüce İslâm dinine aykırı bir durumdur ve bunun mutlaka önlenmesi gerekir.Lüks ve israf içinde yaşayanlar “şeytanın kardeşleridir”.

(10) Her Müslüman evinde FAYDALI, DEĞERLİ, KALICI kitaplar ihtiva eden (içeren) bir özel kütüphane kurulmalıdır. Bu kütüphanelere faydasız, değersiz, kalıcı olmayan, sırf para kazanmak için çıkartılmış kitaplar konulmamalıdır.

(11) Akıllı ve samimî bir Müslüman Peygamberi (Salat ve selam olsun O’na) “En güzel örnek ve model” olarak kabul eder, O’nun Sünnetine elinden geldiği kadar uyar; başka insanlara da, Peygambere uydukları taktirde kurtulacakları propagandasını en uygun şekilde yapar. Yurt çapında Sünnete uymak, Peygamberi örnek ve model kabul etmek kampanyası/seferberliği açılmalıdır.

(12) Müslüman önderler, zenginler, büyük fikir adamları bir araya gelerek günde en az bir milyon satacak ve büyük etkisi olacak günlük bir gazete ile, haftada en az 500 bin satacak etkili bir dergi çıkartmak üzere harekete geçmelidir. Müslümanlar medya konusunda birinci olmazlarsa, karşıtlarından üstün olmazlarsa asla hür olamazlar ve haysiyetli bir hayat süremezler.

(13) Dış ülkelerde çok vasıflı Müslüman yetiştirmek üzere, planlı ve programlı bir çalışma başlatılmalıdır. Çok zeki, çok kabiliyetli, çok istidatlı, ruh asaletine sahip, bio-jenetik dosyası müsbet İslâm çocukları aranıp bulunmalı ve bunlar beş yabancı dil, Osmanlıca, engin genel kültür, bir sosyal branşta uzmanlık, çok gelişmiş estetik ve sanat boyutu sahibi, ihlaslı, karakterli aydınlar olarak yetiştirilmelidir. Böyle bir genç, beş-on senede en az birkaç milyon dolar harcanarak yetiştirilebilir. Sadece para ile de olmaz. Mutlaka bu yetiştirme işini hakkıyla başaracak üstün rehberler ve idareciler lazımdır.

(14) İslâmî kesimde kampanya açılarak birtakım kişilerin “erbab” haline getirilmesi, putlaştırılması, uçurulması kötülüğüne ve sapıklığına son verilmelidir. Mü’minler elbette bağlı bulundukları icazetli şeyhlere, icazetli ulemaya ve gerçek önderlere saygı gösterecekler, onları sevecekler, onlara itaat edeceklerdir ama KESİNLİKLE ONLARI PUTLAŞTIRMAYACAKLARDIR. Bir takım ruhbanları erbab haline getirmeyi Kur’ân kötülemekte ve yasaklamaktadır.

(15) İslâmî kesime hakim olan kırsal kesim, gecekondu, varoş, taşra kültürünün şehir, medeniyet, metropol kültürüne dönüşmesi için kampanya açılmalıdır. Müslümanlar şifahî kültürden yazılı ve medenî kültüre geçirilmelidir. Din sömürüsü ortadan kaldırılmalıdır.Bu maksatla milyonlarca broşür basılıp dağıtılmalıdır. Bu kolay bir iş değildir ama mutlaka bu hizmete başlanılmalıdır.

Mehmet Şevket Eygi
 
M

Murat Sâki

Misafir
Ce: Müslümanların Dikkatine

güzel tesbitler ama icraata dökülmesi yazılanların epey bir zaman ister bireysel olarak her kes bu fikirlerde olsa kitlesel olarak olumlu yönlerde değişimler olabilir ama Türkiyenin bu günkü hali ile bu yazıda yazılanların olma olasılığı çok düşük.
 

saide

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
516
Puanları
0
Ce: Müslümanların Dikkatine

Allah razi olsun :good[1]:
 

EGELI EFE

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
12 Haz 2006
Mesajlar
1,390
Puanları
0
Ce: Müslümanların Dikkatine

Her müslümanın okuması gereken bir yazı eyvallah..
 
Üst