Müslümanlar referanduma katılabilirler mi? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Müslümanlar referanduma katılabilirler mi?

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
812
Puanları
43
Müslümanlar referanduma katılabilirler mi?

Zaman Gazetesi yazarlarından Ali Bulaç, haftalık Özgün Duruş Gazetesi için kaleme aldığı bir makalede, referandumu boykot edeceğini yazmış ve gerekçelerini sıralamıştı. Bulaç makalesinde, “Ben camiada İslam âlimi, fakihi, kanaat önderi bilinen zatlara; mesela Hayrettin Karaman Hoca’ya, Faruk Beşer, Halil Gönenç, Muhammet Savaş, A. Rıza Demircan, Abdulaziz Bayındır hocalara soruyorum: “Kadına pozitif ayrımcılığın” İslam fıkhı açısından hükmü nedir?" diye sormuştu.

Hayrettin Karaman ise yayınlanan bugünkü yazısında Bulaç'ın sorusuna cevap verdi.

Müslümanlar referanduma katılabilirler mi?
Referanduma katılma konusunda din kuralları bakımından tereddüt geçirenlerin bulunduğu anlaşılıyor. Bazı Müslümanlar "Bu anayasanın İslam'a uygun olmadığını, ona veya bazı maddelerine "Evet" demenin, İslam'a aykırı olan bir düzenlemeye "Evet" demek hükmünde olduğunu" ifade ediyorlar. Samimi düşüncelere, yorumlara, kanaatlere saygılı olmakla beraber eğer varsa farklı düşünce ve yorumları da dillendirmek gerekiyor.


Müslümanlar ya bütün düzenlemeleri İslam'a uygun, İslami kaynaklara dayanarak hazırlanmış bir ülkede yaşarlar veya İslam'ı siyasi, sosyal, hukuki... alanlarda kaynak ve bağlayıcı olarak kabul etmeyen laik ülkelerde yaşarlar. "Bu ikinci çeşit ülkelerde Müslümanların yaşamaları caiz midir, her ne pahasına olursa olsun veya imkan var ise İslam ülkelerine göçmeleri gerekir mi" konusu tartışılmıştır; ancak en azından çaresizlik veya daha iyisi bulunmadığı için buralarda yaşayan milyonlarca müslümanın bulunduğu bir vakıadır. Laik ülkelerde Müslümanlar düzeni kökten değiştirme imkanı bulamazlarsa laik kanunlar içinden İslami kurallara veya amaçlara daha uygun olanlarını tercih eder, bunların hayata geçmesi için çaba gösterirler.


Şöyle düşünelim:



Bir parti başörtüsü ile tesettürü serbest bırakacak, İmam Hatip Okullarından mezun olanların da imtihanını kazandığı üniversitelerde okumasına imkan verecek... bir düzenleme yapacağını vaad ediyor, bir başka parti de bunlara karşı çıkıyor. Seçim sandığı ortaya konduğunda Müslümanlar ya seçimi –yukarıda naklettiğim teze dayanarak- boykot ederler veya Müslümanların işine yarayacak düzenlemeleri yapacağını vaad eden partiye oy verirler. Birincisini yaptıkları takdirde Müslümanların dini hayatlarını yaşamaları daha da zorlaşacak, zaman içinde caiz olmayan davranışlara alışkanlık hasıl olacak ve uzun vadede dini korumak da mümkün olmayacaktır. İkincisini yaptıklarında ise –onların iradesi dışında laik kanunlar zaten var olduğu için- oylarını, İslam'a uygun olan veya Müslümanların, korumaları gereken maddi ve manevi değerlerini korumaları bakımından daha iyi bulunan kanunlara, kararlara ve düzenlemelere "Evet" demiş olacaklardır.


Bu vesile ile önemli bir konuya daha dokunmakta fayda görüyorum:


Anayasa değişikliğini hangi partiler teklif etmiş ve referanduma götürmüş olurlarsa olsunlar değişikliğe "Evet" demek, bir partiye oy vermek demek değildir. Vatandaşlar Anayasanın değişen maddelerini okumalı, yapılan değişikliklerin kendine, ülkeye, halka faydalı mı, zararlı mı olduğuna bakmalı ve reyini buna göre kullanmalıdır.


Aklı erenlerin ittifak ettikleri görüş şudur: Eğer referandumdan "Hayır " sonucu çıkarsa ülke en azından on yıl daha geri gidecek ve birçok alanda pek çok sıkıntıya sebep olacaktır.

İslamigundem.com
 

tebeyyün

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
1 Tem 2006
Mesajlar
548
Puanları
0
öğretilen çaresizlik örneği ve müthiş açıklamalar.Yani insanın evet evet bir daha evet deyesi geliyor.alta bakınız...

"Müslümanlar ya bütün düzenlemeleri İslam'a uygun, İslami kaynaklara dayanarak hazırlanmış bir ülkede yaşarlar veya İslam'ı siyasi, sosyal, hukuki... alanlarda kaynak ve bağlayıcı olarak kabul etmeyen laik ülkelerde yaşarlar. "Bu ikinci çeşit ülkelerde Müslümanların yaşamaları caiz midir, her ne pahasına olursa olsun veya imkan var ise İslam ülkelerine göçmeleri gerekir mi" konusu tartışılmıştır; ancak en azından çaresizlik veya daha iyisi bulunmadığı için buralarda yaşayan milyonlarca müslümanın bulunduğu bir vakıadır. Laik ülkelerde Müslümanlar düzeni kökten değiştirme imkanı bulamazlarsa laik kanunlar içinden İslami kurallara veya amaçlara daha uygun olanlarını tercih eder, bunların hayata geçmesi için çaba gösterirler."

Yahu tamam evet diyeceğizde.Bu derece ifade edilmezki =) laik düzene yama olacağız yani.Ne yapacağız ilk önce evet diyeceğiz sanki çok bizdenmiş gibi hani bizim oyumuzla bir şeyler olduya sonrada sahipleneceğiz.Muhafazakar kesime gün doğdu hadi sevinin sevinin sizde sistemi bir parçası oluyorsunuz.Artık sistemi sahiplenmemek için hiç bir neden kalmadı.Kandırıkçılar sizi...
Evet ama uyutulmak ve tatmin için değil.
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
812
Puanları
43
laik düzene yama olacağız yani.Ne yapacağız ilk önce evet diyeceğiz sanki çok bizdenmiş gibi hani bizim oyumuzla bir şeyler olduya sonrada sahipleneceğiz.

Evet ama uyutulmak ve tatmin için değil.
Lâik düzene yama olmak gibi bir düşüncesi olamaz müslümanın; ama, Allah düşmanı keferelere de yardımcı olmak zorunda değil, demi aralık muhterem!
ameller niyetlere göredir. diyelim camisi olmayan büyük bir şehirdesiniz. namaz vaktiniz geldi ve kiliseden başka ibadethane de yok. gider o kilisede namazınızı kılarsınız. çünkü kılabilecek başka bir zemin yok... şimdi siz mecburi olarak kilisede namaz kıldınız diye, hristiyan olmanız gerekmiyor. o dine ve dinde olanlara sempati duymanız bile gerekmiyor. ama ben hristiyanların kilisesine girersem onların dinine de girerim paranoyasıyla namazınızı terkedemezsiniz.

korkmayın, rahat ve müsterih olun, kimse evet dedi diye lâiklik dinine iman edecek değildir.

kiliseye girin ve namazınızı kılın! :)
 

Verda

Gales
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2010
Mesajlar
10,917
Puanları
113
yeryüzü mescit kılındı kiliseye girmeye gerek yok...:)
 

tebeyyün

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
1 Tem 2006
Mesajlar
548
Puanları
0
Lâik düzene yama olmak gibi bir düşüncesi olamaz müslümanın; ama, Allah düşmanı keferelere de yardımcı olmak zorunda değil, demi aralık muhterem!
ameller niyetlere göredir. diyelim camisi olmayan büyük bir şehirdesiniz. namaz vaktiniz geldi ve kiliseden başka ibadethane de yok. gider o kilisede namazınızı kılarsınız. çünkü kılabilecek başka bir zemin yok... şimdi siz mecburi olarak kilisede namaz kıldınız diye, hristiyan olmanız gerekmiyor. o dine ve dinde olanlara sempati duymanız bile gerekmiyor. ama ben hristiyanların kilisesine girersem onların dinine de girerim paranoyasıyla namazınızı terkedemezsiniz.

korkmayın, rahat ve müsterih olun, kimse evet dedi diye lâiklik dinine iman edecek değildir.

kiliseye girin ve namazınızı kılın! :)
Bunu başka biri yazsa inan bir şey demem-ben yazssam kendime bile demem- ama yazının sahibi genel bir kabul gören islam alimi.Yani bizim alimimiz böyle düşünme hakkını, çaresizlik pompalama hakkını nasıl kendinde görüyor ki.İmam gülerse cemaat imamın neden güldüğüne aldırmadan imam'a güler.Sonra burası müslüman bir ülke en azından müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülke.Örnekse gayri müslim topraklarda azınlıkta kalmış müslümanlar.Ayrıca tamam laiklik dinine iman etmeyeceğiz ve evet diyeceğiz ama olmaz bu kadar ya.
Muhterem...
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
812
Puanları
43
yeryüzü mescit kılındı kiliseye girmeye gerek yok...:)
bir metropolde seccade serebileceğiniz bir yer bulabilirseniz tabi... de,
bulamazsınız! hadi bulsanız bile, daha yakın bir kilisede kılmanın gönlü kâbe olan bir mü'mine ne mahzuru olabilir ki...?
 

cahid

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2009
Mesajlar
5,168
Puanları
113
Tâviz tâvizi beraberinde getiriyor.. Bana göre bu tâvizlerin duracağı bir nokta da yok ki durmuyor zaten.. Buna dâir birçok örnek verilebilir.. Tâvizler Tarihi diye bir kitap te'lif edilmeye kalkılsa idi herhalde en azından 200 sayfalık bir hacme ulaşabilirdi diye düşünüyorum.. Ve tâvizler hangi noktada başladı hangi noktaya geldi? Bunların muhasebesini iyi yapmak gerek.. Arada bir yaptıklarımızı bir sorgulayalım.. Ama şu düşünceyi kafamızdan ataraktan : "Herkes aynı şeyleri yapıyor.. Herkes yanlış mı?" Peki bir soru sorayım o zaman "Herkes doğru mu yapıyor?"
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
812
Puanları
43
Peki bir soru sorayım o zaman "Herkes doğru mu yapıyor?"
yok, herkes her zaman doğru yapıyor diye bir kaide yok elbette...
hatta yanlış yaptığını bilsek bile, ekalliyetin cumhur'a uyması zorunlu değil midir muhterem abim?
yani, bir konuda icma edildiğinde!?
meselâ yani, dedik! :)
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
Tâviz tâvizi beraberinde getiriyor.. Bana göre bu tâvizlerin duracağı bir nokta da yok ki durmuyor zaten.. Buna dâir birçok örnek verilebilir.. Tâvizler Tarihi diye bir kitap te'lif edilmeye kalkılsa idi herhalde en azından 200 sayfalık bir hacme ulaşabilirdi diye düşünüyorum.. Ve tâvizler hangi noktada başladı hangi noktaya geldi? Bunların muhasebesini iyi yapmak gerek.. Arada bir yaptıklarımızı bir sorgulayalım.. Ama şu düşünceyi kafamızdan ataraktan : "Herkes aynı şeyleri yapıyor.. Herkes yanlış mı?" Peki bir soru sorayım o zaman "Herkes doğru mu yapıyor?"
HAYIR DİYENLER KİMLER ?

Ortada

CHP & MHP & BDP

Uzun lafa gerek yok


EVET
 

cahid

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2009
Mesajlar
5,168
Puanları
113
HAYIR DİYENLER KİMLER ?

Ortada

CHP & MHP & BDP

Uzun lafa gerek yok


EVET
Söylediklerimde "HAYIR" ya da "EVET" anlamına gelebilecek bir ifade olduğunu sanmıyorum.. Lütfen konunun ilk başlığında yer alan ifadeleri ve devamında dile getirilenleri inceleyin isterseniz..
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
Söylediklerimde "HAYIR" ya da "EVET" anlamına gelebilecek bir ifade olduğunu sanmıyorum.. Lütfen konunun ilk başlığında yer alan ifadeleri ve devamında dile getirilenleri inceleyin isterseniz..
O ZAMAN lütfen Cahid beni iyi tanı.

Ben seni tanıyorumve HAYIR demeyeceğinide biliyorum.

Sizin mesajınızda TAVİZler ana fikir parelelindekidüşüncelerinizi değişik yorumlayacak olanlar için yazdım.

KIZIM SANA SÖYLÜYOM GELİNİM sen anla misali.

dÜŞÜNÜN BU fORUM DA ak pARTİNİN DEVAMLI taviz VERDİĞİ YARGILAMALARI MESAJLARIN % ?

aNLATABİLDİMMİ ?
 

ahûfizar

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2009
Mesajlar
172
Puanları
0
keşke hayrettin hoca yazısını şöyle tamamlasaydı:

''evet demenin getireceği bunca artıya rağmen;
laik düzene dayanak olmayın ve ülkenin gidişatı konusunda tevvekkeltü alellah diyin...
islamı hayatınızda yalnızca ahlak ve ibadet esaslarıyla sınırlamayın...
Allah nurunu tamamlayacaktır ayetine yüz çevirmeyin...
ümitle en doğrusunu yapın,alternatif üretmeyin.''

hayrettin karaman gibi çokça okunan bi hocanın böyle bişy yazması hakikaten etkili olurdu diye düşünüyorum...
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
812
Puanları
43
hayrettin karaman gibi çokça okunan bi hocanın böyle bişy yazması hakikaten etkili olurdu diye düşünüyorum...
tabii iyi olurdu elbet...
de, ilmi kısa kalmıştır o kadarını yazmaya muhtemelen! :)
***
sevgili kardeş, şaka bi yana da, bu ülkenin yetiştirdiği böylesi mümtaz bir ilim adamı için, şunu böyle yazaydı, bunu böyle diyeydi gibi sözler biraz abes kaçıyor...
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
Gülen'den 'evet' çağrısıFethullah Gülen Hocaefendi, 12 Eylül'de yapılacak tarihî referandumla ilgili çarpıcı tespitlerde bulundu. Herkul.org sitesinde konuya ilişkin sorulara cevap veren Gülen, neden 'evet' denilmesi gerektiğini anlattı.



Pakette milletin istikbali adına çok önemli düzenlemeler bulunduğunu belirten Gülen, siyasî hesapların bir kenara bırakılmasını istedi. "İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak 'evet' oyu kullandırmak lazım." diyen Gülen, referandum desteğinin "her partiye aynı mesafede olma" çizgisiyle çelişmediğini vurguladı. Gülen Hocaefendi, referandumun 12 Eylül'ün kirlerini temizlemeye ve darbecilerle hesaplaşmaya vesile gibi gösterilmesini ise doğru bulmadı. Gülen'in açıklamaları özetle şöyle:

12 Eylül, 12 Mart ve daha önceki 27 Mayıs darbeleri, hiçbir mantığa dayanmayan ve millet adına hiçbir yarar vaatetmeyen bir çeşit sindirme ve herkese haddini bildirme, sonra da iktidarı ele geçirme ve şahsî saltanatları devam ettirme hareketleriydi. Bazı kimseler, gemilerini yüzdürmek için kan seylaplarına ihtiyaç duymuş; bu milletin evladını sağcı ve solcu olarak cephelere ayırmış ve vuruşturmuş; nihayet akıttıkları kan, irin ve gözyaşından istifade ederek kendi otağlarını kurmuşlardı.

Kuvvetin genetiğinde adaletsizlik ve dengesizlik vardır. Kuvvet, hakkın elinde, mantık ve muhakeme rehberliğinde bir kısım problemleri çözebilecek potansiyel bir güç sayılsa da, his yörüngeli kaba düşüncenin elinde her zaman bir tahrip aleti olagelmiştir. Gerçi kuvvetin de bir hikmet-i vücudunun bulunduğu muhakkaktır; ama ona dayanılarak çözülmeye çalışılan problemlerde aklın, mantığın, muhakemenin hatta dehanın değerlendirilemediği de bir gerçektir. Ne acıdır ki, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül gibi darbe dönemlerinde ülkemizde hak, mantık ve muhakeme, kuvvetin çılgınlığı karşısında yenilgiye uğramış ve adeta bir esaret yaşamıştır.

Kuvvetin genetiğindeki bozukluk, hemen hemen bütün kuvvet temsilcilerine başka insanların tepelerine binme, onları ezme, sindirme ve seslerini kesme hislerini pompalar. Dolayısıyla da, kuvvetin taşkınlığı ve çılgınlığıyla insanları ezip sindirme sadece belli bir kesimin işi değildir. Bazen, siyasî iktidarı güçlenenler de artık kimseyi kale almamaya başlar ve dediğim dedik düşüncesiyle hareket ederler. Dahası, idarecilerin etrafı danışmanlar, özel kalemler, yakın çevrelerce kuşatılır ve halkın sesinin asıl merciye ulaşmasının önü kesilir. Böylece daha dün herkesin elini öpen kimseler, biraz güçlenince gayrı kimseyi dinlemez olur, bildikleri gibi davranır ve her iyi işin de kendilerine mal edilmesini isterler.

AÇ KURDA TAHABBUB İŞTAHINI AÇAR, DİŞİNİN KİRASINI DA İSTER

27 Mayıs'ta on binlerce insan zulme uğradı; devletin en zirvesindekinden milletvekillerine ve partinin taşra teşkilatındaki temsilcilere kadar yüzlerce, binlerce insan bir anda tutuklandı. Tutuklananlar da çok uysal davrandılar, tabiri caizse, kuzu kuzu gittiler. Bilmiyorum o kadar kuzu kuzu olma ve aç kurda karşı tahabbub gösterme doğru muydu, değil miydi?!. Fakat bazı kimselerin bir nezaket ahlakı vardır, namusları gibidir; fedada bulunamazlar. Nitekim, zirvedeki zat, o zalimlerin mahkemelerinde "Reis beyefendi, savcı beyefendi" demede kusur etmedi, centilmence davrandı. Bu, onun efendiliğinin gereğiydi; fakat aç kurda karşı tahabbub göstermek onun iştahını açar, sonra döner dişinin kirasını ister. Herhalde bütün bütün dünyaya kilitlenmiş, yüksek bir mefkuresi olmayan ve elindeki imkanları kaybetmekten korkan kimselere karşı biraz dik durulsaydı, -başkası olsa şöyle derdi- o zibidilerin hepsi def olur giderlerdi.

Bütün darbeler gibi 12 Mart da öyle zavallı bir zihniyetin işiydi ki, kitap okumak için bir evde toplanmış bulunan insanlar bile tutuklanıp aylarca hapislerde süründürülmüşlerdi. Hatta, sadece Cenab-ı Hakk'ın Kuddûs isminin tecellilerini anlatan bir risaleyi okumuş olduklarından dolayı senelerce hapis cezası almakla karşı karşıya bırakılmışlardı.

TEMİZ VATAN EVLATLARI BÖLÜKLERE AYRILARAK VURUŞTURULDU

O gün o kanlı darbeleri yapan ve vatan evladını kamplara bölüp kanlarını dökenlerle bugün PKK'yı besleyip destekleyen, silah ve uyuşturucu ticareti adına kullanan ve kendilerinin bir kısım isteklerini gerçekleştirmek için onu orada sürekli kanayan bir yara ve bitmeyen bir problem olarak canlı tutan kimseler aynı insanlardır ve mantık aynı mantıktır.

12 Mart döneminde hapiste kaldığım süre içerisinde hem ülkücüler arasından hem de sol kesimden çiçeği burnunda tığ gibi delikanlı arkadaşlarım oldu. Oturup konuştuğum zaman hepsinin görüşülüp konuşulabilecek insanlar olduklarını gördüm. Aynı silah ve kurşunla birbirini öldüren her iki taraftan, (hem ülkücüler hem de solcular arasından) bu insanların çoğunu o kadar samimi, o kadar saf ve duru buldum ki, kalblerine bir Allah'la irtibatı ve Efendimiz'e bağlılığı koysanız sahabe gibi samimi insanlardı. Gönül verdikleri davada başka beklentileri yoktu. Fakat, bu temiz vatan evladı bölüklere ayrılarak senelerce vuruşturulmuştu. Orada gördüğüm öyle manzaralar oldu ki... Nedim isminde sol kesimden biri vardı. Öyle dövmüş ve öyle işkence yapmışlardı ki, ayağının altından kemik çıkarmışlardı. O tığ gibi delikanlı, o haliyle yürürken benim içimden bir şey kopuyor ve kalbime kan damlıyordu.


MİLLET DOĞRULMAYA ÇALIŞIRKEN 12 EYLÜL BALYOZU İNDİ

27 Mayıs darbesi sadece bir iktidarı yerle bir etmedi; balyoz aynı zamanda Türkiye'deki bütün olumlulukların tepesine de indi. Askerinden üniversite hocasına kadar çok iyi yetişmiş, temiz ve namuslu bir sürü insan emekli edildi. Böylece adeta ülke çadırını ayakta tutabilecek bütün kazıklar koparılıp atıldı, orta direk kırıldı ve ülke bir çöküntü yaşadı. Millet biraz belini doğrultacak gibi olunca bu defa 12 Mart darbesi bir kabus gibi çöktü memleketin üstüne. Vefalı ve samimi millet, "olsun" deyip bir kere daha doğrulmaya çalışırken bu defa da bir balyoz gibi 12 Eylül indi başlarına. Sonra bir de 28 Şubat... Bunlar suyun yüzüne vuran hadiselerdi. Arkada Talat Aydemir vakıası gibi fiyaskoyla neticelenen teşebbüslerin de hadd ü hesabı yok. Bu açıdan, dünden bugüne mesele sadece bir iktidarın devrilmesinden ibaret değildir; hadise, kuvvetin çılgınlığına kendini kaptırmış bazı kimselerin bir ülkeyi bütün bütün batırma pahasına sadece kendi saltanatlarını devam ettirme mücadelesidir.

İMKÂN OLSA, MEZARDAKİLERİ BİLE KALDIRARAK REFERANDUMA 'EVET' OYU KULLANDIRMAK LAZIM

Maalesef, Avrupa Birliği'ne namzet olan ve Ortadoğu'da yeni açılımlar gerçekleştiren ülkemizin ihtiyaç duyduğu şekilde bir anayasa değişikliği yapılamadı. Fakat yapılması gerekenlerin yapılamaması açısından "maalesef" desek de, bir kısım cellatlıkların ve farklı vesayetlerin önünü almaya matuf bir iki maddenin değişikliği bile çok önemlidir. Değil sadece kadını erkeğiyle, çoluğu çocuğuyla ve dünyanın dört bir yanına dağılmışıyla hayatta olan insanları, imkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda "EVET" oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da.. ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır.

REFERANDUM 12 EYLÜL'ÜN HESAPLAŞMASI DEĞİL, MÜ'MİNler İNTİKAM PEŞİNDE OLAMAZLAR

Bazı siyasîler referandumu kendi hesaplarına değerlendirmeyi düşünüyor olabilirler. Fakat ben o meselenin millete yararlı olup olmamasına bakarım. Bu açıdan, referandumu siyasî olarak görmemek ve ona millete kazandıracakları zaviyesinden yaklaşmak lazımdır. Referandumun sadece 12 Eylül'ün kirlerini temizlemeye ve darbecilerle hesaplaşmaya vesile gibi gösterilmesi de doğru değildir. Bu sayede darbecilerden intikam alınacağını düşünmek yanlıştır; mü'minler intikam peşinde olamazlar. O paketin içinde milletimizin istikbali için çok önemli maddeler var; bu itibarla da değişiklik paketi bu yönüyle desteklenmeli ve "evet" oyları böyle bir niyetle verilmelidir.

HİÇ KİMSEYE 'FALAN PARTİYE GİRİN' DEMEDİK

Biz hala her partiye karşı aynı mesafede duruyoruz. Hiç kimseye "Falan partiye girin; mitinglerinde boy gösterin; çarşıda pazarda alkışçısı olun!" demedik. Mesafeli durmak, milletimizin kaderi adına isabetli bulduğumuz bir kısım meselelerde bazı kimselere oy vermemize mani değildir. Güzel şeyler sergileyen ve iyi işler yapan kim olursa olsun, bu millet onu desteklemiştir; desteklenen aslında şahıs ya da parti değil, icraattır. "Şeytandan sığındığım gibi siyasetten de Allah'a sığınırım." diyecek kadar politikaya mesafeli ve dünyaya uzak duran Hazreti Bediüzzaman, vakti gelince oyunu kullanmış ve hem de "falan yere kullandım" demiştir. Evet, biz bütün partilere karşı mesafeli duruyoruz; ne var ki, mesafeli durmak başka, oyumuzu Türkiye'nin geleceği adına isabetli işler yapacağına inandığımız bir yere postalamak daha başka bir meseledir.

ÜLKEMİZE HİZMET EDEN HERKESİ HAYIRLA ANARIM

Güzellik, hayır ve iyilik adına, ister harekete, ister size, ister Müslümanlığa ve isterse de ülkemizin istikbal ve ikbaline hizmet etmiş herkesi (kim olursa olsun) takdir eder ve hayırla anarım. Merhum Turgut Özal'ın iyiliklerini görmezlikten gelemem. Bülent Ecevit Bey'e "makamı Cennet olsun" diyorum; sözden anlayanlar bunun ne demek olduğunu bilirler. Hazreti Üstad diyor ki; "Her mü'minin her sıfatı mü'min olmadığı gibi; her kafirin her sıfatı da kafir değildir." (Yanlış anlaşılmasın) Ben kimseye kafir demiyorum. 12 Eylül bir kötülüktür; fakat o darbeyi gerçekleştiren ve kötülük yapan bir insanın da iyi yanları olabilir; ben güzel bulduğum bir davranışı takdir ettim.

Kenan Evren mekteplerde seçmeli olan din ve ahlak derslerini mecburi hale getirdiğinden dolayı, bir röportajda dedim ki; "Eğer bunu gönlünden gelerek samimiyetle yaptıysa, Allah bu yüzden onu affeder." Bugün de şu ya da bu partiden birileri yine ülkemizin istikbali ve ikbali adına olumlu şeyler söyler ve yaparlarsa, ben onlar için de Firdevsî gibi bir destan yazarım. Bu, Hakk'ın hatırınadır; Hakk'ın hatırı ise alidir.

Zaman
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,548
Puanları
83
oy vermemek oy vermek anlamına geliyorsa
e ozaman çok söylenecek bir şey yok

vesaikus siyasiyye
ve öncesi medine toplumu
okumak lazım

bir şeyi kaldırıp yerine iyisini koyamıyorsanız yada bu süreci zorunlu yaşıyorsanız
mevcudun tepenize bir balyoza dönüşmesine
yada dönüşmüşün ıslahına yapılacak müdehalelere kayıtsız kalamazsınız
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
oy vermemek oy vermek anlamına geliyorsa
e ozaman çok söylenecek bir şey yok

vesaikus siyasiyye
ve öncesi medine toplumu
okumak lazım

bir şeyi kaldırıp yerine iyisini koyamıyorsanız yada bu süreci zorunlu yaşıyorsanız
mevcudun tepenize bir balyoza dönüşmesine
yada dönüşmüşün ıslahına yapılacak müdehalelere kayıtsız kalamazsınız
Güzel ve akılcı tespit.

OY VERMEMEK aslında HAYIR ANLAMINDA OY VERMEKTİR.

Bana göre ortak noktalarımız göz önüne alarak

EVET oyu kullanmamız gerekir
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
812
Puanları
43
İMKÂN OLSA, MEZARDAKİLERİ BİLE KALDIRARAK REFERANDUMA 'EVET' OYU KULLANDIRMAK LAZIM
Allah razı olsun.
ülkesi için, milletinin istikbali için sancı çekmek derler buna...
ve, dünyanın öbür ucunda da olsanız, burada yaşamak ve yüreğinizin 'âti' ile rezonans halinde olmasıdır.
 

ahûfizar

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2009
Mesajlar
172
Puanları
0
tabii iyi olurdu elbet...
de, ilmi kısa kalmıştır o kadarını yazmaya muhtemelen! :)
***
sevgili kardeş, şaka bi yana da, bu ülkenin yetiştirdiği böylesi mümtaz bir ilim adamı için, şunu böyle yazaydı, bunu böyle diyeydi gibi sözler biraz abes kaçıyor...
üzerinde yorum yapılamayacak kadar kutsal mıdır ki onun görüşleri?
yazmaya yetecek kadar ilmi vardır elbette,aksini iddia etmedim.
ama görüyoruzki ilmi hakikati yazmasına yetmemiş...
hem en iyisini o mu biliyo?
neyse...
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
812
Puanları
43
üzerinde yorum yapılamayacak kadar kutsal mıdır ki onun görüşleri?
yazmaya yetecek kadar ilmi vardır elbette,aksini iddia etmedim.
ama görüyoruzki ilmi hakikati yazmasına yetmemiş...
hem en iyisini o mu biliyo?
neyse...
valla sizin kadar iddialı olamam. valla ne diyem ağam, umarım hayreddin karaman hocadan daha çok ilim sahibi olur, onun yazamadıklarını yazabilirsiniz.
belki biz de o zaman müstefid oluruz.
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
keşke hayrettin hoca yazısını şöyle tamamlasaydı:

''evet demenin getireceği bunca artıya rağmen;
laik düzene dayanak olmayın ve ülkenin gidişatı konusunda tevvekkeltü alellah diyin...
islamı hayatınızda yalnızca ahlak ve ibadet esaslarıyla sınırlamayın...
Allah nurunu tamamlayacaktır ayetine yüz çevirmeyin...
ümitle en doğrusunu yapın,alternatif üretmeyin.''

hayrettin karaman gibi çokça okunan bi hocanın böyle bişy yazması hakikaten etkili olurdu diye düşünüyorum...
üzerinde yorum yapılamayacak kadar kutsal mıdır ki onun görüşleri?
yazmaya yetecek kadar ilmi vardır elbette,aksini iddia etmedim.
ama görüyoruzki ilmi hakikati yazmasına yetmemiş...
hem en iyisini o mu biliyo?
neyse...
Bakın Hayrettin KARAMAN ilk paragrafında ne demiş

Referanduma katılma konusunda din kuralları bakımından tereddüt geçirenlerin bulunduğu anlaşılıyor. Bazı Müslümanlar "Bu anayasanın İslam'a uygun olmadığını, ona veya bazı maddelerine "Evet" demenin, İslam'a aykırı olan bir düzenlemeye "Evet" demek hükmünde olduğunu" ifade ediyorlar. Samimi düşüncelere, yorumlara, kanaatlere saygılı olmakla beraber eğer varsa farklı düşünce ve yorumları da dillendirmek gerekiyor

Evet bugün bu görüş te var ALLAH cc yasasısımı ?

Çok doğru islam la alakalı olmuyan değişikler görünsede yapılması istenen değişikler BİZLERİN İSLAMI YAŞAMAMIZA ENGEL OLAN değişikliklerdir.

TAKVA ile yaşayanlar ancak bu düşünceye sahip olabilirler.

ve gerçek olanda ALLAH cc dediği olur sen ben EVET Oyu atsak HAYIR da olur veya Hayır Oyu atsak EVET te olur.

BU REFARANDUM İSLAMI YAŞAMAMIZ İÇİN DÜNYEVİ BİR MÜCADELEDİR.

demişsinizki

ama görüyoruzki ilmi hakikati yazmasına yetmemiş...

Yapmayın bu sözünüz küçümsemedir.

HAKİKATLERE bakarsak eğer siz ben bu forumlarda olmamız gerekir.

HAKİKATLERE bakarsak Devletten maaş almamamız gerekir

Kısacası konun ilk mesajındaki alıntı DÜNYEVİ mücadeledir ana fikir olarak.
 
Üst