Müslüman Cehenneme Girer Mi?

mahmud enes

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
24 Nis 2010
Mesajlar
708
Beğeniler
42
Puanları
0
#1
İnsan vaazı dikkatle dinlemeli, anlamaya çalışmalı, anladığı ile de amel etmelidir.

Şüphesiz şeriatın üç direği vardır.Bunlarda; İlim, Amel ve İhlastan ibarettir.Bu üç cüzden her biri gerçekleşmedikçe şeriat gerçekleşmez.Bir kişide bu üç cüzle şeriat meydana gelince o zaman dünya ve ahiretle alakalı bütün saadetlerin üstünde olan Allah-u Teala'nın rızası kazanılmış olur.


Bir mü'min islami ilimleri alırken tevazuu da artmalıdır.Eğer biz bazı şeyleri öğrenmişsek unutmayalım ki bizim bildiklerimiz, bilmediklerimizin zekatı bile olmaz.İlim tahsil ediyorum diye gururlanmamalı, kibirlenmemeli, sadece Cenab-ı Hak'kın rızasını gözetmelidir.
Mü'minler ilimleri az olsa dahi, büyüklere hürmet etmeli, küçüklere şefkat göstermeli:''Ben Allah'ın kulları içinde yaşıyorum, öyle mühim, önemli bir kimse değilim, Allah'ın kulları arasında idare ediliyorum.'' diye düşünmelidir.


Kendi kendinize iyi olduğunuzu hükmetmeyiniz.Yüce Alllah Necm surasinde buyuruyor ki:
''Nefislerinizi tezkiye etmeyiniz.O, muttaki olanı ziyade bilendir.''(Necm 32)


Başka bir ayeti kerimede şöyle buyuruluyor:
''Bakmadın mı o kimselere ki, nefsini tezkiye eder dururlar.Halbuki Allah dilediğini tezkiye eder ve kıl kadar zulm edilmezler.''


Şimdi ders ayetlerimize başlayalım.


Bu günkü ders ayetlerimizin sebebi nüzulu hakkında şöyle buyurulmaktadır:
Vahiy geldiği zaman Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in yanında arı vızıltısına benzeyen bir ses duyuldu.Yine bir gün O'na vahiy geldi, Rasulullah bir müddet durdu.Sonra açıldı, kıbleye karşı dönerek ellerini kaldırdı:
''Allah'ım bize ziyade eyle, noksan yapma.Bize ikram et, zelil kılma.Bize ihsan et, mahrum etme.Allah'Im bizi razı kıl ve bizden razı ol.'' buyurdu.Sonra devamla:
''Yemin olsun, bana on ayet indirildi ki bir kimse bunları yerine getirse cennete dahil olur.'' buyurdu ve Müminun suresinin ilk on ayetini okudu.


(Ders ayeti)
''Müminler muhakkak felaha kavuşmuştur''


(Eflaha) if'al babından fiil-i mazidir.İf'al babının manen binası çok kere müteaddi bazı kere lazım içindir.
(Eflaha) kelimesi ''Felaha kavuştu, kurtuldu'' manasında olup lazım bir fiildir.Lazım fiil olduğundan dolayı meçhulüde olmaz.
(Eflaha) kelimesinin başında bulunan (Kad) fiile kesinlik kazandırır.Ayeti kerimenin mealindeki muhakkak manası buradan gelmektedir.


Ayeti celilede Mevla Teala Hazretleri (el müminun) buyurdu, (elmüminune, velmüminatü) buyurmadı.Fakat (elmüminune) buyurulunca (elmüminatü) de bunun içine girmiştir.Buna tağlib kanunu derler.


Cenab-ı Hak Tövbe suresinin 71. ayeti kerimesinde:
''İman sahibi olan erkekler ve kadınlar bazıları bazılarının velileridir.''(Tövbe 71) buyurulmaktadır.


Ali imran suresi 195. ayeti kerimede de:
''Ben sizden gerek erkek ve gerek kadın bir amel edenin amelini zayi etmem, bazının bazınızdansınız.''


Bakınınz Mevla Teala Hazretleri ayet-i kerimelerde mümin erkeklerle, mümin kadınları beraber zikrediyor.Bir insan için önce önemli olan imandır.Sahih buhari'de şöyle bir hadis vardır:


''Kalbinde arpa miktarı hayır olduğu halde 'La ilahe illallah' diyen cehennemden çıkar.Kalbinde buğday miktarı hayır olduğu halde 'La ilahe illallah' diyen cehennemden çıkar.Kalbinde zerre miktarı kadar hayır olduğu halde 'La ilahe illallah' diyen cehennemden çıkar.''


Bir kimse dinde inanılması lazım olan şeylerden bir tanesine bile inanmamış şüphe etmiş ise veya beğenmemiş ise imanı gider, kafir olur.Cehennemde ebedi olarak yanacaktır.


Bir kimse kelime-i tevhidi söyleyip bunun manasını kabul eder, Muhammed (aleyhisselam) Allah-u Teala'nın peygamberidir, her sözü doğrudur, güzeldir deyip ona uygun olmayanlar yanlıştır, fenadır diye inanırsa ve son nefesinde de öyle ölüp ahirete bu imanla giderse; bu kimse kafirlere mahsus olan adetlere uysa, kafirlerin mukaddes bildikleri günlerde ve gecelerde ki merasimlere katıls, onların yaptıklarını yapsa, cehenneme girer ancak bu zerre kadar olan imanı bereketi ile cehennemde ebedi yanmaktan kurtulur.


Demek ki ''La ilahe illallah'' dediği halde emirleri tutmayan, yasaklardan kaçmayan, bir an önce cennetin kapısına gidemiyor.Bunları bilmek, bütün kainatı bilmekten daha önemlidir.


Allah-u Teala Hazretleri, Adn cennetini kudretiyla beyaz inci, kırmızı yakut ve yaşil zeberced kar***lerden yarattı.Sıvası misk, çakılları inci, otları zaferan.Sonra ona:''konuş'' buyurdu.O da:
''Muhakkak müminler felaha kavuşmuşlardır.'' dedi.Allah-u Teala da:
''İzzetim ve celalim hakkı için sende, hiç bir cimri bana komşu olmayacaktır.'' buyurdu.


Bunlar müminler için büyük müjdelerdir.Kazara bir mendilini kaybetse, bardağını kırsa buna üzülenler var.Bu kadar basit şeylere üzülmeye haris olmaya değermi? Cehennemden en son çıkarılacak mümine Cenab-ı Hak bu dünya büyüklüğünde cennetler verecek.


Allah (cellecelaluh) cehennemliklerden, dilediklerini rahmeti ile çıkarmayı murad edince:''la ilahe illallah'' diyenlerden Allah'a hiç bir şeyi şerik koşmamış olanları ateşten çıkarmalarını emredecek.Melekler onları secde izleri ile cehennemde tanırlar.Ateş insanoğlunun yalnız secde izleri bulunduğu uzuvları yemez.Allah (celle celeluh) ateşe secde izlerinin bulunduğu uzuvları yemesini yasaklamıştır.


Allah (celle celaluh) meleklerine emredince yanıp kömür gibi hale gelmiş oldukları halde ateşten çıkarılırlar.Üzerlerine hayat suyu dökülür.Yağmurlu yaş topraktan bitki tanesi çıktığı gibi dirilip çıkarılırlar.Ateş üzerine yüzüstü duran bir adam kalır.Bu, cennete girecek olan cennetliklerin sonuncusudur.


Bu kişi Mevla'ya yalvarır:
''Ya Rabbi! yüzümü ateşten çevir, onun pis kokusu ve alevi beni mahvetti'' der.
Allah'u Teala da:
''Bunu sana verirsem başka birşey daha isteyecekmisin'' diye sorar.
O kişide:
''Hayır başka birşey istemeyeceğim.'' diyerek Allah'ın dilediği birtakım ahidlerde bulunur.Cenab-ı Hak'ta bu insanın yüzünü ateşten çevirip kurtarır, cennete yönelip cenneti görünce bu kişi Allah'ın dilediği kadar (hayran hayran) susar.Sonra da:
''Ya Rabbi beni cenetin kapısa götür.'' der.Allah-uTeala'da:
''Hani bana söz vermiştin, verdiğimden başka birşey istemiyecektin.'' deyince o insan:
''Ey Rabbim'' diya Allah'dan niyaz etmeye başlar.
Allah'u Teala Hazretleri yine:
''İstediğini verdiğim takdirde başka birşey istemiyeceksin değil mi?'' diye sorar.
İnsan da:
''Yüceliğine yemin ederimki istemiyeceğim.'' der.Rabinin dilediği ahidlerde bulunur.Bunun üzerine Cenab-ı Hak onu cennetin kapısına getirir.Adam cennetin kapısının önünde durunca cennetin bütün güzellikleri gözünün önüne serilir, oradaki bütün nimetleri görür.Allah'ın dilediği kadar (hayran hayran) susar.Sonra:
''Ey Rabbim beni cennetine koy'' der.
Allah-u Teala Hazretleri:
''Bana bu kadar söz vermiş değilmiydin ki, verdiğimden başkasını istemiyecektin.Vay sana sen ne sözünde durmazsın ey insanoğlu.'' der.İnsanda:''Yarattıklarının en umutsuzu olmayacağım.'' diyerek, Mevla ondan razı olup, ihsanına mazhar oluncaya kadar duasına devam eder.Nihayet Mevla Ona:
''Cennete gir.'' der.Girince de:''Dile dilediğini.'' buyurur.İnsan dilemeye başlar, arzularını bir bir sayar, hatta istemesini bilmediği nimetleri Allah kendisine hatırlatır.Bütün arzuları meydana çıkarılıp hepsine kavuşunca Allah-u Teala:''Bunlar ve bunların bir o kadarı senindir.'' buyurur.


Bu insanlar var ya her biri birer avukattır.(Cehennemi hafife alıp sanki müslümanlar hiç girmeyecekmiş gibi iddia da bulunanlar için)
Bir kimse mümin olduğu halde cehenneme girebilecek.Çünkü dinde yapmakla emrolunmuş olduğu birçok vazifeleri terketmiş, dinin yasakladığı pek çok şeylerden de kaçmamış, onları işlemiştir.Şeyhim Hacı Ali Haydar Efendi Hazretleri buyurmuşlardı ki:
''İmam-ı Gazalii'nin eserinde gördüm.Mümin olup cehenneme girenler günahları nisbetinde bir lahza ile 7000 sene arasında yanacaklardır.''


Ahirette ateş ehli cehennemde toplandığında onların içerisinde Allah'ın kullarına ceza hükmettiği ehl-i kıbleden kimselerde olacak.Kafirler müslümanlara:''Sizler müslümanlar değilmiydiniz?'' diye soracaklar.Onlar da:''Evet müslümanlar idik'' diyecekler.
O zaman kafirler:''Sizin müslüman olmanız neden sizden bu ateşi defetmiyor da bizimle beraber yanıyorsunuz.'' diye sorunca müslümanlar da:''Bizim günahlarımız vardı da bu yüzden azaba düçar kaldık.'' diyecekler.
Bu konuşmalara muttali olan Allah, kıble ehlinden hepsinin ateşten çıkarılmalarını emreder.Geride kalan kafirler bunu gördüklerinde:''Keşke bizde müslümanlar olsaydık da onların cehennemden çıktığı gibi çıksaydık.'' diyecekler.


Kafirlerin bu nedametini Cenab-ı Hak Hicr suresinde bizlere bildirmektedir:Esteizübillah:
''Kafir olanlar çok kere arzu edeceklerdir ki keşke müslüman olsaydık.''
Ayeti kerimede geçen (Rubema) edatında bazı müfessirler (bazen, az kere) manasını vermektedirler.O zaman ayet-i kerime şöyle açıklanır:Kafirler cehennemde yanar halde iken, şuurları kendilerinden gitmiş, hiçbirşey bilmiyor olacaklar, az kere kendilerine gelecekler, ayılacaklar, bu sebepten bazen hatırlayacaklar ve müslüman olmayı temenni edeceklerdir.


Her iki tefsirdende kafirlerin içinde bulundukları küfürden dolayı pişman olacakları ve dünyada iken iman ederek müslümanlarla beraber olmuş olmayı temenn, edecekleri anlaşılmaktadır.Öyle ya! Hiç muvakkat yanan ile müebbed yanan bir olur mu?


Birde hiç cehenneme girmeden doğrudan cennete girecek olacak.İnsan bunu istemez mi?


Mevla Teala, kafirlerin müslüman olma temennilerini beyan ettikten sonra onları sert bir şekilde tehdit ederek buyuruyor ki;
''Bırak onları yesinler, eğlensinler ve kendilerini oyalıyadursunlar.Yakında bilecekler.''


Dünya hayatında yiyip içip faidelenen ve arzuları kendilerini oyalıyan kimselere ne acaib sitem değil mi? Gerçekten çok yazık.Bizim helim ağa isminde bir ahbabımız vardı.Derdi ki:
''Merkep dokuz türlü yüzme bilir fakat suya düşünce hepsini unutur''
Bizde çok yemenin, çok içmenin zararlı olduğunu biliyoruz ama sofraya oturunca hepsini unutuyoruz.Sahabe-i Kiram acıkmadan yemezlerdi, doymadan kalkarlardı; hastada olmazlardı.


Bazı insanlar yemeğe karşı çok haris olur.Bir hikaye vardır:


Bir kimse varmış, bir türlü doydum demezmiş.Zamanın padişahının oğlu:''Ben ona doydum dedirteceğim'' demiş.Çeşit çeşit çok miktarda yemekler yaptırıp, o kimsenin önüne koydurmuş.Padişahın oğlu başı ucunda kılıçla oturarak doyana kadar yemesi için ısrar etmiş.Nihayet o kişi artık yiyemiyecek hale gelince sofradan kalkmış, kapıdan dışarı çıkarken ona sormuşlar:''Doydun mu?'' o da:''Yemek çok ama kılıcın korkusundan yiyebildim mi ki?'' demiş.


Yemeğin fazlası zarardır unutmayalım.Biz de Allah'ın korkusundan ihtiyacımızdan fazla yememeliyiz.Yemekte değilde ibadette ''Hel min mezid'' daha var mı? demeliyiz.Tabi hiç yemeden de olmaz.İbadet etmeye güç bulabileceğimiz için bir miktar yememiz lazımdır.


Cehennemden hangi durumda olanlar çıkmayacak? İmansız olarak öldükleri halde cehenneme girenler hiç çıkmayacaklar.Bir müminin işlemiş olduğu günahlar onu imandan çıkarmaz.


Mevla Teala Nisa Suresinde buyuruyor ki:
''Şüphe yok ki Allah (u Teala) kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez, bundan başkasını dilediği kimseden mağfiret buyurur.Ve her kim Allah'a şerik (ortak) koşarsa, muhakkak ki, pek uzak bir delalete (sapıklığa) sapmıştır.''(Nisa 116)
Ancak Ayet-i Celiede Mevla Teala ''dilediğinden'' buyuruyor, bu bakımdan ihtiyatlı olmak lazımdır.Onun için günahın büyüğünden de, küçüğünden de kaçınmalıdır.Zira Mevla Teala küçük bir günahtan sebeple de kulunu cehenneme atabilir.Akaid de şöyle bir ibare vardır:
''Haramı helal kabul etmedikçe, Mevla Teala'nın küçük günahlara karşı affı caizdir.Haramı helal görmek küfür (kafirlik) dir.''
Akaidi iyi bilmek lazımdır.

Hace el hac Mahmud El of-i ks

İsmailağa.info
 
Üst