Muhakkakİ Her Nefİs ÖlÜmÜ Tadacaktir | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Muhakkakİ Her Nefİs ÖlÜmÜ Tadacaktir

dilhuba

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
27 Eki 2006
Mesajlar
2,630
Puanları
38
Web sitesi
mustafababuroglu.sitemynet.com
ARKADAŞLAR

MUHAKKAKİ HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR. (ALİ-İMRAN) suresi


1-ÖLEN NEFİSMİDİR.
2-MEZARDA NİÇİN BEDEN İŞKENCE ÇEKER
3-GÜNAHIN KAYNAĞI NEFİSSE CEZAYI NEFİSMİ BEDENMİ YADA DİĞER UZUVLARMI ÇEKMELİDİR.

HADİ BAKALIM BEKLİYORUZ CEVAPLARINIZI.
 

müttaki

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
2,773
Puanları
48
ölen nefistir.. İnsanda nefsidir.. her istekde ölür ölür dirilir bu beden kabrinde.. azabı bitmez... :thinking:
 

ankakusu

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
28 Kas 2006
Mesajlar
254
Puanları
0
"Her nefis ölümün tadını tadacaktır."

"Her nefis ölümün tadını tadacaktır. Kim Cehennemden (dünyada cehennem amellerinden) uzaklaştırılar.(dünyada cennet amellerini işliyerek) Cennete sokulursa kurtulur.(matlubunun sonuna ulaşır.) Dünya hayatı (lezzetleri,süsleri) aldatıcı bir geçimden başka değildir." (Al-i İmran 185)
Bil ki: Zindana giren herkes korkar ve üzülür.Girenlerden bazıları çıkarılır,öldürülür; bazıları affedilir, bazıları da çıkar nimet ve ihsana nail olur. İnsan da böyledir. Dünya zindanına girer. Sonra bunlardan bazıları oradan çıkınca kabirde ve ahirette en şiddetli azaba düçar olur. Bazıları da çıkar, Allah onun günahlarını bağışlar. Bazıları da çıkar, Cennetlerde ve cennetin içinde bulunan nimetlerde çeşitli izzet ve ikrama mazhar olur. Onun dünyadan çıkışı, Yusuf Aleyhisselam'ın zindandan çıkışı gibidir. Hikaye edilir ki: Yusuf Aleyhisselam, Mısır kralının izzet ve ikramıyla zindandan çıktığı zaman zindanın kapısına şunu yazmıştı: "Burası günahkarların hüzün evi, sevenlerin imtihan evidir." Zindanda olanlar, onun çıkışına üzüldüler, ağladılar ve dediler ki: "Biz senin cemalini görmek ve hikmetli öğütlerini duymakla teselli buluyorduk. Bundan sonra kim bizi teselli edecek?" Zindandan çıkışı, Yusuf Aleyhisselam için en sevimli bir olaydı, halbuki arkadaşlarına en kötü, en feci bir şeydi.
Bu hadisede güzel bir nükte vardır. Mü'min, dünya evinden çıktığı zaman anası babası, çocukları, karıları, kardeşleri, dostları onun ayrılışına ağlarlar. Oysa onlar ağlarken, mü'mim dünyadan çıkışına sevinir. Ölüm, onlar için en korkulu ve acı bir şeydir. Ama ölümü tadan mü'min için ölüm, Yusuf Aleyhisselam'ın zindandan çıkması kadar sevinçli bir hadisedir. Zira Yusuf, zindana köle olarak girmiş, melik olarak çıkmıştı. Mü'min de dünyaya aşık olarak girer, maşuk olarak çıkar. Muamele, ölmiyen melikten, ölmiyen melike olur. Artık anla ve dünya zindanında köle ol ki oradan efendi olarak çıkasın.

Koca mısri yazmış ....
 

dayi

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
15 Kas 2006
Mesajlar
1,918
Puanları
0
Yaş
67
...HU..
 
H

hiç

Misafir
:thinking: yorum yapmamak daha saglıklı en azından bir fikir sahibi olana kadar...teşekkürler güzel..
 

müttaki

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
2,773
Puanları
48
. eyvallah ankakuşu abi :( ....HU...
 

dayi

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
15 Kas 2006
Mesajlar
1,918
Puanları
0
Yaş
67
Öyleyse ölüm, varlık perdesinde yaşayanlar için mi?
İsmail Emre’nin (1900-1970) bir doğuşunu hatırladım.
Ağlar, bu dünyaya gelen,
güler, Hakikât’ı bilen.
âşıktır, ölmeden ölen.
ne gelen var, ne giden.

Emre'nin bir başka doğuşunda da:
Ölüm ölüm denen, yoklukmuş meğer,
secde eden başlar, yokluğa değer,
bütün varlık, oradan gelirmiş meğer,
her varın anası, yokluk değil mi?

diyor.

Bir başka Ermiş de:
Âşık’lar ölmez, yerde çürümez,
yanmayan bilmez, âteş-i âşka.

demiyor mu?
Demek ki, ölümün sırrını bilmek için âşk ateşine yanmalı, yokluğa ermeli!
Varlık düzeyleri: Cûd, Vücûd, Mevcûd ve Sücûd olarak bir çevrim içindedirler.
Cûd’tan Sücûd’a bir devri âlem!..
Biliyorsunuz, “Her nefs, mevt’i tadacaktır” buyurulmuştur; “her Rûh” denmemiştir.
Dikkat dikkat: rûh değil de; NEFS...
Vâdesi geldiğinde; Rûh, Secde’ ye varır, mebde’ ine döner, nûra kavuşur...
(innalillah ve innâ ileyhi râci’un).
Hakikâtte nefs ve rûh diye ikilik yok; bu deyimler aynı varlığın iki yüzünü göstermek için kullanılır.
Nefs saflaştıkça rûh hâlini alır.
Nefsin bidâyeti nefs-i emmâre, nihâyeti ise nefs-i envâre’dir.
Nefs, emmare, levvame, mülhime, mutmainne, râziye, marziye aşamalarından geçerek nefs-i envâre’ ye kavuşur, yani Nûr’a gark olur.
Ölmek yok, vefât etmek var!
Vefât, vefâ’dan gelir, verdiği sözde durmak demektir.
Hayvânlar ölür, insanlar vefât eder...
Âşıklar ölmez, ölen hayvân imiş.
Vefât eden, yâni sözünde duran mevt’tir.
Sonuçta, Muhyiddin İhyâ Efendi der ki:
Rabbim, sen beni bana verdin,
Ben de kendimi sana veriyorum.

Netice-i kelâm, “ölmeden önce ölünüz” demektir.

Metin Bobaroğlu...

Yüreğine kalemine sağlık Metin abi..:)

HU..
 

melami

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eki 2006
Mesajlar
238
Puanları
0
ÖL dün OL dun...

Vasıl Olmaz kimse Hakka cümleden dür olmadan
Kenz açılmaz şol gönülden ta ki pür nur olmadan
Sür çıkar ağyarı gönülde tecelli ede hak
Padişah konmaz saraya hane mamur olmadan... HU HU HU...: flowers:
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
53
Padişah konmaz saraya hane mamur olmadan...

Huuuu... .
 

hüseyini

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
28 Ara 2006
Mesajlar
3
Puanları
0
karanlıktan çıkılmassa aydınlığa varılmaz her tünelin girişi karanlık sonu aydınlıktır karanlığa girilmeden aydınlığa ulaşılmaz gece gibi örtücü ol ziya gibi aydınlatıcı ol
hu..
 

aHuZaR

Can kayıp can firarda
İhvan Üyesi
Katılım
27 Kas 2006
Mesajlar
6,438
Puanları
0
ankakusu eline saglik
 

İntifada

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ara 2006
Mesajlar
215
Puanları
0
Allah razı olsun..

Mevlana ne güzel söylemiş..

ARKAMDAN AĞLAMA


Öldüğüm gün tabutum yürüyünce
Bende bu dünya derdi var sanma
Bana ağlama "yazık""vah vah" deme
Şeytanın tuzağına düşersen vah vah'ın sırası o zamandır
Yazık yazık asıl o zamandır
Cenazemi gördüğün zaman "Efirak" deme
Benim buluşmam asıl o zamandır
Beni mezara koyunca "elveda"demeğe kalkışma
Beni mezara koyunca "elveda" demeğe kalkışma
Beni mezara koyunca "elveda" demeğe kalkışma
Mezar cennet topluluğun perdesidir
Mezar hapis görünür ama
Aslında canın hapisten kurtuluşudur
Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret
Güneşle aya batmadan ne ziyan gelir ki?
Sana batma görünür ama
Aslında o doğmadır, parlamadır
Yere hangi tohum ekildi de yetişmedi?
Neden insan tohum için
Bitmeyecek, yetişmeyecek zannına düşüyorsun?
Hangi kova suya salındı da dolu olarak çekilmedi?
Can "Yusuf'un" kuyuya düşünce niye ağlarsın?
Bu tarafta ağzını yumdun mu o tarafta aç!
Çünkü artık hay-huyun
Mekansızlık aleminin boşluğundadır
 
Üst