Minel AŞK

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Çocuk Kalbimdeki Kuş

Her kuşun güzel adı
Ve iki kanadı var
Çocuk kalbimdeki kuş
Kuş demek uçmak demek
İstiyorsan seninle
Adımı paylaşırım
Çocuk kalbimdeki kuş
Binlerce kuş taşırım
Uçmak mavi bir türkü
Kanadında gözüm var
Çocuk kalbimdeki kuş
Benim de gökyüzüm var
Yıldızımdan uzuyor
Gök ağacın dalları
Çocuk kalbimdeki kuş
Nerde kuş masalları
Kuşumla aramızda
Aşk ırmağı akıyor
Çocuk kalbimdeki kuş
Kime gül bırakıyor
Yolların bittiği gün
Anneme bir şiir sun
Çocuk kalbimdeki kuş
Benim çocukluğumsun
Mustafa Ruhi Şirin
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
"Güzel âvâz ile sarhoş değil, uyuyan uyanır.
Odunu ancak balta açar,
gülleri açtıran seher yelidir"
Sadi Şirazi
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Çocuk kadar saf
Çocuksu ruh kadar arı
duru ve diriltici olacaksın.
Ancak
o zaman
kirlerden arınır
tertemiz bir dünyayı kurmayı başarırsın.


Yusuf Kaplan
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Kim Özlerdi


O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde “onca ayrılığın birinci dereceden failidir” denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse…

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

Can Yücel
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113

Senin gamın, derdin bu gece güçsüz candan geçti gitti.
Göz yaşlarıma bak, yeryüzünü ve gökyüzünü doldurdu şimdi.
Kimsesizim, halli perişanım, kala kalmışım.
Aşığım,sabırsızım ve acılar içindeyim.
O yürüyen servinin, sevgilimin ayrılığından, ayağı toprağa bağlı bir çam gibi kalmışım şimdi.
Aşk derdim için ne söyleyeyim ki, söylemek, anlatmak mümkün değil.
Ey doktor çare bul bana, çünkü gönül derdi bu can-ı aştı geçti
Ey ay yüzlü sevgilim, senin aşkınla dertli oldum ne yapayım.
Kendi kendime bu bela içine düştüm ne yapayım.
Ey eziyet eden sevgili, seninde elinde Muhibbi gibi
Akşam sabah kıyamete kadar feryat ediyorum


Muhibbi
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113

[TD="width: 100%, align: left"]

[/TD]

[TD="width: 100%, align: left"]

[/TD]

[TD="width: 100%"]

[/TD]

[TD="width: 100%"]

[/TD]

[TD="width: 100%, align: left"]

[/TD]

 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
BULMAK


Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından

Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

Erdem Bayezıt
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkis'in
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin.
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgân'da
Kandilli'nin kurşunî şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
Yoktan da vardan da öte bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili
En sevgili
Ey sevgili






Sezai KARAKOÇ

 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Kanat Kaparken

[TD="colspan: 2"]

[/TD]

 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor!

Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?

Destanını yapmış, kasideye kanmış.
Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye fâniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasîdeler.

Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan, analardan dilekler yeter,
Yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter!
Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle, söz senin.

Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor!
Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzgar bekliyor!
Destanı öksüz, sükûtu derin meçhul askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye? ...
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Önden Gidenler İçin
Onlar gittiler
Yalnız bir yemin kaldı aramızda
Ben şimdi bu yanda
Kasılmış çıplak bir kurşun gibiyim
Namluda.
Onlar gittiler
Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında
Ben şimdi bu yanda
Gerilmiş bir an gibiyim
Doğumla ölüm arasına.
Onlar gittiler
Gelen zamandan bir haber gibiydiler.
Ben şimdi bu yanda
İçilmiş bir and için bekleyenim
Kurulmuş saat gibi.
Onlar gittiler
Giderken bir muştu gibiydiler.

E. Bayezıt


 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Takvimlerden haberin yok mu

Takvimlerden haberin yok mu geçiyor yıllar?
Bana küsmüş, yüzüme gülmez zalim aynalar
Kimimiz yorgun, kimimiz solgun, kimi isyankâr
Acı gerçek bu; ömrümüz bir su, içiyor yıllar
Hani nerde beklenenler, medet umdum senelerce
Acılar hep dolu dizgin, bana hayır yok gecelerde.
Vakit geç olmuş, dönülmez yolmuş, yürek bin pişman.
Bundan böyle bana meyler dost, geceler düşman.


Adnan Ergil

 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Sen gelmez oldun

Biz bu Sonbaharda bulusacaktik,Bahar geldi gecti,
Sen gelmez oldun.
Biz bu Sonbaharda bulusacaktik,Bahar geldi gecti,
Sen gelmez oldun.
Taslarami döndü Kalbin,gelmedin.
Aylar geldi gecti sen gelmez oldun.
Sen gelmez oldun.Sen gelmez oldun.Sen gelmez oldun.
Yarim,gözlerim Yolda,beklerim ama, Sen gelmez oldun.

Demistik Kapina gelirim diye,Yillar oldu Kapida ses vermez oldun.
Demistik Kapina gelirim diye,Yillar oldu Kapida ses vermez oldun.
Bosyere mi Yemin ettik ikimiz,Kuslar Yuva kurdu sen gelmez oldun.
Sen gelmez oldun.Sen gelmez oldun.Sen gelmez oldun.
Yarim,gözlerim Yolda,beklerim ama, Sen gelmez oldun.
Yarim,gözlerim Yolda,beklerim ama,Sen Gelmez.....
Sen Gelmez.....
Sen Gelmez oldun......
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
ÜŞÜYORUM


Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane_kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne... gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir… ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde ?
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın!..
Beton çok soğuk üşüyorum

muhsin yazıcıoğlu


https://soundcloud.com/bisimit/muhsin-yazicioglu-usuyorum











 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair


``Telgrafın tellerini kurşunlamalı’’
Öyle değildi bu türkü bilirim
Bir de içime
-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
Haberler bilirim mektuplar bilirim.

Gamdan dağlar kurmalıyım
Kayaları kelimeler olan
Kırk ikindi saymalıyım
Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
Baştan ayağa ıslanmalıyım
Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

İçimde kaynayan bir mahşer var
Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
Birden alıverirler kara haberini
Okul dönüşü bir trafik kazasında
Can veren oğullarının.

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
İsyanın kapkara sularına dalan.

Nice akşamlar bilirim ki
Karanlığını
Bir millet hastanesinde
Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
Başını kalorifer borularına gömmüş
Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
Haber sormaya korkan
Genç kızların yüreğinden almıştır.

Bir de baharlar bilirim
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
Anadolu bozkırlarında
İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

Yazlar bilirim memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
Mavzerinin demirini alnına dayamış
Yüreği susuzluktan bunalan
İçinden mahpushane çeşmeleri akan
Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
Apansız silahına davranan
Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
Yazlar bilirim memleketime özgü

Güzler bilirim ülkeme dair
Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
Kalbim gibi
Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
Titreyen kenar mahalle çocukları
Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için
Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.

Kadınlar bilirim ülkeme ait
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
Göğüsleri Çukurova gibi münbit
Dağ gibi otururlar evlerinde
Limanlar gemileri nasıl beklerse
Öyle beklerler erkeklerini
Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

İsyan şiirleri bilirim sonra
Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

Müslüman yürekler bilirim daha
Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
Eller bilirim haşin hoyrat mert
Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
Her kırışığı sorulacak bir hesabı
Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

Bütün bunların üstüne
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

Erdem Bayazıt
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
B U L M A K

Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından

Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm


Güzlek 1971
Erdem Bayazıt
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Aldırma Reis

[HR][/HR]Sen içerdeyken ben
Sinemalara gittim
Bütün filmlerini seyrettim
O sevdigimiz artistin
Sen içerdeyken ben
Vita kutularinda çiçek yetistirdim
Sokakta top oynadim çocuklarla
Ayakkabilarimi eskittim
Günese karsi durdum sabahlari
Geceleri bir basima yildizlari bekledim
Annenin gönlüne su serptim
Aldirma dedim aldirma
Bir sarki söyle bir dilek tut herkes için
Bir ada rüzgari gibi
Sürtünerek geç hayata
Bir sarmasik gibi tutun
Ve deger ver hatiralara
Aldirma dedim
Sen annesin, aldirma

Sen içerdeyken ben
Kirami ödedim pijamalarimi giydim
Haber bültenlerini izledim
Gazetelerden kupon kestim
Sen içerdeyken ben
Sigara içtim, öksürdüm
Otobüse bindim
Fotograflarimiza baktim
Aciyan yanlarimi körelttim
Deniz kiyisinda yürüdüm
Manavdan sogan aldim
Yeni çikan sarkilari dinledim
Kafeste besledigimiz kusu saldim
Islik çaldim
Sen içerdeyken ben
Hep uyandim, sayikladim
Kanadim boyuna
Takvimler aldim
Her gün bir yapragini kopardim
Deli ayriligin

Sen içerdeyken ben
Gömlegimi ütüledim
Sobada elimi yaktim
Bir siir yazdim
Bir hercai menekse aldim çiçekçiden
Hani o alnina kader degmis
Hani o dudaklarina deniz tuzu dokunmus
Hani o erken vurulmus
Gençligimiz gibi dagildim
Sen içerdeyken ben

Bir adini söyleyemedim
Söyle bagira bagira
Bir yüzünü göremedim
Görüs günlerinde
Bir de eline degemedim
Bir de yüregine
Söyle kucaklayamadim bir de
Ölümüne

Sen içerdeyken ben
Kapi kapattim, pencere açtim
Mutfakta oyalandim
Kanepede yattim
Hatta bir yolluk aldim odaya
Çok ta kulak asmadim
Çokta koymadi bu bana
Alt tarafi içerdeydin
Alt tarafi bir yanimi alip götürmüstün
Bir yanimi
Yani adamligimi
Yani gözlerimin ferini
Yani canimi
Alt tarafi sarkilar ölecekti
Alt tarafi kanayacakti kalbim
Iste sensiz
Iste nefessiz
Iste kimsesiz bir sesti alt tarafi
Her tarafim

Yildizlar yine oradaydi oysa
Yazdiklarim
Gözden kaçan o defter yapraklarinda
Bosver 128
Hayat bir gemi
Yürüt onu göreyim seni
Bosver 128A
Bosveriyor ya
Aldirma reis
Reis aldirmiyor ya

Bir adini söyleyemedim
Söyle bagira bagira
Bir yüzünü göremedim
Görüs günlerinde
Bir de eline degemedim
Bir de yüregine
Söyle kucaklayamadim bir de
Ölümüne

Sen içerdeyken ben
Vitrinlerin önünden geçtim
Minibüs duraklarinda bekledim
Simitçilerle yarenlik ettim
Üstüme bir ceket aldim
El tezgahlarinda kitaplara baktim
Sen içerdeyken ben
Hiç oturup aglamadim
Hiç karartmadim umudu
Hiç bulandirmadim onuru
Öyle dimdik durdum ortada
Iste burada ulan iste burada
Böyle burada
Hiç yikilmadan
Hiç utanmadan
Ve hiç unutmadan

Sen içerdeyken ben
Gülen resmimi yaptirdim
Sokaktaki ressama
Her zaman yaptigim gibi
Buzdolabini ayagimla kapadim
Parklarin banklarina adini kazidim
Adini kazidim duvarlara
Adini, adimin yanina yazdim
Hiç unutmadim, utanmadim
Korkmadim
Parmaklarimi siklattim Fidayda'da
Hani vardi ya
Fidayda'da hanim kizim Fidayda
Gelip geçen her tren bagirtisinda
Kalkip aynaya baktim sonra

Sen içerdeyken ben
Perdeleri hiç kapatmadim
Hiç bakmadim arkama
Basini ellerinin arasina alan
Üç-besinin arasinda olmadim
Öyle biraktigin gibi
Öyle yasadigimiz gibi yasadim
Sen içerdeyken ben

Bir adini söyleyemedim
Söyle bagira bagira
Bir yüzünü göremedim
Görüs günlerinde
Bir de eline degemedim
Bir de yüregine
Söyle kucaklayamadim bir de
Ölümüne
Sen içerdeyken ben…

[HR][/HR]İbrahim Sadri
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Mutlu Yıllar

Bu gun dunyayi istedigin bir renge boya
Rengârenk batan günü al karşına
Bir renk de kendinden kat
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak
Kapat gözlerini bir hikâye yarat
Vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat
Kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut
Çünkü varlıktır sevgiye en guzel kanıt
Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama
Birikmiş sevginden, herkese bir parca ver
Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana …

Can YUCEL
 
Üst