Mehdi Budur demek günahmı? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Mehdi Budur demek günahmı?

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

AynAlı

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
16 May 2007
Mesajlar
8,728
Puanları
0
Kur’an-ı Kerim'de, Hz. Mehdi hakkında açıkça bildiren bir âyet yoktur.Ancak hadislerde net bir şekilde yer almıştır.Ozaman bir şahsın felanca kişiye veya akıma veya topluluğa bu mehdidir demesi günahmıdır?günahsa neye göre günahtır?
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Daha önce bu konuda bir başlık açtık ama ya silinmiş ya da teknik arızaya kurban gitmiş...
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
O mesajlarımızı, arşivimizden buraya yeniden yazalım:

****

Bir Nurcu' Alıntı:
Nasıl bir Mehdi Bekliyorsunuz?


Mehdi'nin elinde kılıcı olacak,


beyaz atı olacak..


bir anda islami hakim yapacak manasında mı bekliyorsunuz..


o zaman alnında haza kafir yazan birini de bekleyin..


çıkarsa o zaman süfyan çıktı mı diyeceksiniz.


ya deccalin boyu ne kadar olacak.. minare kadar mı..


ya hadi anlatın, ANLAŞALIM BU KONUDA..
Hadis-i Şerifler, Mehdi As'ın bütün hususiyetlerini açık açık ve ayrıntıyla saymıştır. Nasıl bir Mehdi bekliyorsunuz sorusu abes bir sorudur. Mehdi As'ın teşrifine inanmak Ehli Sünnetçe vaciptir. Onu hayal etmek, kendi kafasından bir Mehdi portresi çizmek diye bir şey yok zira dediğimiz gibi bütün hususiyetleri zaten sayılmıştır. Sayan kimdir? Muhbir-i Sadık Efendimiz Hazretleri... Allahümme Salli Ala Seyyidina ve Nebiyyina Muhammed...

Ne olacağını biliyoruz, bunları ifade ettikten sonra kimi Nurcular tarafından, arkamızdan ahir zaman eşhasının imtihan ve teklif sırrı icabı herkes tarafından anlaşılamayacağı; Hadislerin müteşebbihat olduğu, tevil gerektiği şeklinde peşi peşine izahlar getirilecek.

Şimdiden hoşa gitmeyecek bir haberim var:

İmam Rabbani Hz., kendi zamanında vefat etmiş bir şahsa Mehdi diye inananlar hakkında da yazmıştır. O şahıs vefat etti geçti. Mehdi As. hakkında bildirilmiş 200 civarındaki açık haberlere, Hadis-i Şeriflere bu adam uyuyor mu? Hayır. demiştir. Dikkat ediniz: İmam Rabbani Hz.leri bu haberlerin bir kısmını verirken asla tevil yoluna gitmemiş, müteşebbihat filan dememiştir. Mesela demiştir ki Hadis-i Şerifte "Başı üstünden bir Melek bu Mehdi'dir" diye seslenecek. O vefat eden şahsın üzerinden böyle bir Melek seslenmiş midir? Hayır. Öyleyse Mehdi değildir, demiştir. Bakınız tevil yok. Açık haberi olduğu gibi anlatıp şahsın habere uyup uymadığını sınamak var.

İlgili satırları aktarıyorum:

380. Mektup'tan:

Muhbir-i Sıddık Resulullah Efendimizin haber verdiği kıyamet alametlerin hepsi haktır. Onlarda yalan ihtimali yoktur. Onlar arasında şunlar vardır:

Alışılmışın aksine, güneşin mağripten doğması, Mehdi’nin zuhuru, Ruhullah İsa’nın nüzulü. Resulullah Efendimize ve ona salat-ı selam. Deccalin çıkması, Ye’cuc ve Me’cuc’un zuhuru, Dabbe-i arzın çıkması, Semadan bir dumanın zuhuru ile, insanları kaplayıp onlara elim bir azab ile azab etmesi. O kadar zorlanacaklardır ki artık insanlar şöyle diyecekler:

Rabbimiz, bizden azabı aç; biz mü’minleriz.” “44/12”

Kıyamet alametlerinin sonuncusu odur ki Aden tarafından bir ateş çıkacaktır.

Cehaletten dolayı, Hindistan ehlinden bir şahıs, kendisi için: Mehdi, iddiasında bulundu diye, onu vaad edilen mehdi sandılar.

Onların zannına göre, Mehdi vefat etti; geçti gitti. Onun kabrinin dahi Kurre’de olduğunu iddia ederler. Halbuki, bu babda gelen sahih Hadis-i Şerifler meşhurdur. Hatta, tavatür-ü manevi derecesinde olup taifenin sözlerini tekzib etmektedir (yalanlamaktadır).

Resulullah Efendimiz, Mehdi’nin alametlerini beyan etmiştir. Bu alametler, o şahısta olmadığı halde, onu Mehdi sanmaktadırlar. Bir Hadis-i Şerifte şöyle gelmiştir:

Mehdi çıkacaktır. Başının üstünde de bir parça bulut olacaktır. Orada da bir melek bulunacak ve şöyle nida edecektir:

- Bu şahıs, Mehdi’dir kendisine tabi olunuz.


Resulullah Efendimiz şöyle buyurdu:

Tüm olarak, yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi mü’minlerden, ikisi de kafirlerdendir. Zülkarneyn ve Süleyman mü’minlerdendir. Nemrud ve Buhtunnasır ise kafirlerdendir. Yere, beşinci olarak Ehl-i Beytimden biri sahip olacaktır.”

Yani Mehdi.

Resulullah Efendimiz bir başka Hadis-i Şerifinde şöyle buyurdu:

Allah Teala, Ehl-i Beytimden birini çıkarmadıkça, dünya çökmeyecektir. Onun ismi ismime uyan babasının ismi dahi babamın ismine uyar. Daha önce zulüm ve adaletsizlik dolduğu gibi, onun gelmesi ile dünya adalet ve hakların yerini bulması ile dolar.

Bir başka Hadis-i Şerifte ise, Resulullah Efendimiz şöyle buyurdu:

Ashab-ı kehf, İsa’nın yardımcıları olacaklardır. İsa “as” Mehdi zamanında yere inecektir. Mehdi, Deccalin katlinde İsa’ya “as” muvafakat eder. Onun saltanatı zamanında, Ramazan ayının on dördünde güneş tutulacaktır; o ayın ikisinde ise, ay kararacak. Bunların oluşu, adetin ve müneccimlerin hesabı hilafına olacaktır.

Şimdi, insaf edilmelidir. İnsaf nazarı ile bakılmalıdır. Bu alametler, o ölü şahısta var mıdır, yok mudur?

Muhbir-i Sadık Resulullah Efendimiz aleyhisselam tarafından bildirilen, daha çok alametler vardır ki anlatılanlardan başkadır.

Şeyh İbn-i Hacer, Mehdi’nin alametleri üzerine bir risale yazdı ki onlar iki yüz alameti bulur.

Vaad edilen durumu, bu açık bir şekilde iken, son derece cehaletlerinden ötürü bir cemaat dalalete saplandı. Subhan Allah onlara doğru yolu göstersin.

Resulullah Efendimiz şöyle buyurdu:

İsrailoğulları, yetmiş iki fırkaya ayrıldı. Onlardan biri müstesna, hepsi de cehennemdedir. Ümmetim dahi, 73 fırkaya ayrılacaktır. Onların da hepsi cehennemdedir; ancak biri müstesna...

Dediler ki

- Bu fırka-i naciye kimdir, ya Resulallah?

Bunun üzerine, Resulullah Efendimiz şöyle buyurdu:

Onlar, ben ve Ashabımın üzerinde bulunduğu hal üzere olanlardır.”

Burada anlatılan fırka-i naciye, Ehli Sünnet ve’l Cemaattır. Onlar, Resulullah Efendimizin mutabaatını ve onun Ashabının mutabaatını bırakmayanlardır.

Allah’ım, Ehli Sünnet ve’l Cemaat itikadı üzerine bize sebat ver. Bizi onların zümresi ile öldür; bizi onlarla haşreyle...

Dua makamında bir Ayet-i Kerime meali:

Rabbimiz, bize hidayet ettikten sonra, kalblerimizi kaydırma. Katından bize rahmet hibe eyle. Çünkü, hibesi en çok olansın.” “2/8”


Said Nursi merhum için de açıkça sayılan alametlerin uymadığı açıktır. Zaten uymadığı için hemen tamamı tevil edilerek uydurulmaya çalışılmaktadır ya... Aksi halde haber yazılır, işte durum ortada denirdi... Kimse de itiraza mahal bulamazdı.

Lütfen dikkatle okuyunuz. Meselenin ciddiyetini anlamak için İmam Hazretlerine iyi kulak verelim. Kendi hayrımız için.
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Nur cemaatinin, kendilerine itibar ederek Nursi merhum ve Risale hakkında övücü sözlerini verdikleri cemaat dışından bir takım alim ve fazıl şahsiyetler vardır. Bu zatlar, Nursi merhumu övdükleri gibi ona bir takım övücü sıfatlar da vermişlerdir. Fakat hiç birisi Nursi merhumun beklenen Mehdi As. olduğunu söylememişlerdir.

Mesela, asıl ismi Muhammed Said olup Şeyh Seyda el Cezeri olarak meşhur olan Şeyh Seyda Hz.leri... Muhammed Emin Er Hoca'nın nakliyle:

"Şeyh Seyda Hz.leri'ne, Talebeleri Said Nursi için mehdi diyorlar. Mehdi midir? diye soruldu 'Hadislerin zahirine göre Mehdi-i muntazar (Beklenen ahir zaman Mehdi'si) değildir' dediler"

Mesela, İsmail Çetin Efendi: "Her sabah “bu akşam gelir”, her akşam “bu sabah gelir” diyorum. Ama görür müyüm, görmez miyim, bilemem. Geleceği kesindir. Zamanı tamamdır. Mehdi’nin zamanına kadar, en zor Irak muhaberesiydi; o da tamam. Zemin tamamdır, zaman da tamamdır. Mehdi konusunda Ehl-i Sünnet’in ittifakı vardır. Muhyiddin Arabî Hazretleri, “Onunla musafaha yaptım.” buyuruyor. " (Furkan Dergisi mülakatı, Ağustos 2009)

Mesela Bayburtlu Dede Paşa Efendi (Vefatı 1973): "Müceddid batından gelirse dini tecdid eder, kuvvetlendirir. Şimdi ise Müceddid zahirden gelmiş. Zahirden gelen Müceddid şeriatı ortadan kaldırmaya çalışırmış. Daha demeye hacet yok. Hükümetlerin hali, fiilini.. Mekteplerde ne okutulur? Şeriata dair bir kelam var mı? İşte böyle, Müceddid zahiren zuhur etti. Halbuki Hazreti Pir’in Mücedditlik emri çıkmıştı. İfadem neyin üzerine? Müslümanların ittihat, ittifakı olmazsa, revhaniyet yardımı olmaz. Müslümanlar küfre galip gelemez. Böyle böyle herkes bir baş çeker. Şeriatı istemeyen Müslüman Şeriatın feyzinden istifade edebilir mi? Allah’ın emrine kail olmayan Allah’ın yardımına nail olabilir mi? Ala meratibin.. Mehdi Hazretlerine asker yetiştirenler bu devrin cihadını yapıyorlar. Bugünkü Müslümana kalsan olmaz, amma, Allah’ın izniyle olacak " (Dede Paşa Hazretlerinin bir kısım sohbetlerinin kaydedildiği Tasavvuf Sohbetleri Kitabından.. Derleyen Fehmi Kuyumcu, sf. 19-20 ve 24)

Dede Paşa Hz.leri, özet olarak Mehdi As'ın teşrif etmediğini ve Müceddit-i Din-i İslam'ın da geçen asırda olmadığını beyan ediyor.

Seyyid Muhammed Berzenci diyor ki: "Mehdi Aleyhisselam’ın varlığı; geleceği ve kendisinin Hazreti Fatıma’ nın evladından olacağı manevi tevatür derecesine ulaşan hadisler varid olmuştur. Bunca hadisleri inkar etmeye, bir mü’min cüret etmez. ... Mehdi As. gelecektir. Ehli Sünnet vel Cemaatin ittifakıyla kıyametin büyük alametleri, hiç tevilsiz olarak (aynen buyrulduğu gibi) olacaktır."

Ebubekir Sifil Hoca: Gerek Mehdi'nin, zuhurunu haber veren hadislerde mezkûr özellikleri, gerekse Said Nursi merhumun eserlerinde müteaddit yerlerde Mehdi hakkında söyledikleri göz önünde bulundurulduğunda, Said Nursi'nin "ahir zaman mehdisi" olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. Said Nursi merhumun Mehdi olduğunu söyleyenler ise lokal bir durumu ve onun aktörlerini çeşitli zorlama tevil ve benzetmelerle –deyim yerindeyse– "anlam genişlemesine uğratarak" rivayetlerle mutabık hale getirmeye çalışmaktadırlar. "Ahir zaman mehdisi"nin hadislerde bildirilen kişisel özellikleri ile Said Nursi merhumun özellikleri birbirine uymamaktadır. (Milli Gazete - 1 Haziran 2004)

Mahmud Esad Çoşan Efendi: "Ben bazı arkadaşlara dedim ki: 'Bakın Mehdi kıyamet alametlerinden birisidir, çıkacak. Onun zamanında yaşayan insanlar, (velev habven ales selci) buz üzerinde emekleyerek dahi olsa, ona ulaşıp, onun askeri olmaları lâzım!... Mehdi sevgisi hepimizin içinde vardır. Mehdi'ye bağlanmak arzusu hepimizin arzusudur..." (Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN, "Güncel Meseleler")

Fatih Sultan Han Hz. Mürşidi Akşemseddin Hz.: "İstanbul'u önce Mehmed fethedecek, sonra İstanbul ehl-i salibin eline geçecek, daha sonra da Mehdi İstanbul'u tekrar fethedecek" (Risaletü'n- Nuriye, Akşemseddin, A. İhsan Yurd, İstanbul, 1972)

Seyda Muhammed Konevi Hz.: Bazı insanlar; 'Şu Mehdi midir?' ya da 'Bu Mehdi midir?' diye soruyorlar. Halbuki Mehdi As. kısaca anlattığım özelliklere sahiptir. Maalesef, zamanımızdaki bazı sapık insanlar kendilerini Mehdi olarak Müslümanlara tanıtıyorlar. Halbuki Mehdi As. Hz. Peygamber Efendimiz gibi yaşayacak ve onun ahlakı Hz. Peygamber Efendimizin ahlakı gibi olacaktır. Bazı insanlar aynı anda yüz kişiyi (bir cemaati) Mehdi ilan edebiliyorlar. Halbuki Mehdi As. bir tanedir.

Bir grup insan ortaya çıkıyor ve; 'Bizim dediğimiz kimse Mehdi'dir.' diyorlar. Diğer tarafta başka bir grup atılarak; 'Yok sizin dediğiniz kimse değil, bizim dediğimiz kimse Mehdi'dir' diyorlar ve aralarında kıskançlık ve kin meydana geliyor. Gerçek Mehdi As. zuhur ettiğinde bu gibi insanların ona tabi olmamasından korkulur. Mehdi As.'ın zuhuru ALLAH Zülcelal'in görevidir. O, dilediği zaman mutlaka gönderecektir.
" (“Kalb gözüyle Ölüm ve Kıyamete Bakış” kitabından)

Mahmud Ustaosmanoğlu Hz.: Mehdi As.'ın geleceğini Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz haber vermiştir. Resulullah Efendimizin haber verdiğine hangi hoca ne diyebilir? (2009, Ahmed Mahmud Ünlü’den naklen)

Abdullah Gürbüz Baba Hz.: İsrail Suriye’yi almadıkça Mehdi çıkmayacak. Daha sonra İsrail Hatay’dan vuracak. Orada bulunan Amik Ovası kan gölüne dönecek. Amik Ovası’nda olacak bu savaş bir çok hadis-i şerif ile de bildirilmiştir. Hazreti Hüseyin (ra)’nın rivayet ettiği hadis şöyledir: “İnsanlar için üç temerrüz (toplanma) noktası vardır. Antakya Amik Ovası’nda olan melhame-i Kübra’da (Büyük Muharebe) toplanma merkezi Şam olur. Deccal vakasında merkezi Kudüs, Ye’cüc hadisesinde Turi Sina.” Türkler önce Yahudi’den tarafa olacaklar, sonra Yahudiler tarafından Müslümanlar tarafına geçecekler. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden insanlar: Biz de Yahudi’yi ülkemizden çıkaralım, deyip orada toplanacaklar. Tam bu esnada Yunan Türkiye’yi vuracak. Hatta boğaz köprülerini ve Marmara’daki büyük sanayi tesislerini hep vuracaklar. Amik Ovası’nda savaşmaya gelen Türklerden bazıları: Aman İstanbul’u vurmuşlar. İstanbul elden gidiyor. Eyvah! Malımız mülkümüz elden gidiyor deyip savaşı terk edecek. Bir kısım ise kalıp Yahudileri yok etmek için savaşacaklar. Afganistan’dan siyah bayraklılar gelip Mehdi (as)’a yardım edecekler.

Hz Mehdi’nin Nakşibendi olacağı İmam-ı Rabbani tarafından ifade edilmiştir, bunu Menzil cemaatinin merhum şeyhi Abdulhakim Hüseyni Hz de ondan naklen sohbetlerinde söylemiştir. Nazım Kıbrısi Hz'nin cemaati de Hz Mehdi'nin bir Nakşibendi olacağına inanır. (Gazeteci Akif Ekim, Yalova araştırmaları)

Nursi ile aynı asırda yaşamış Şeyh-i Kamil Abdullah Dağıstani efendi, geçen asır, o da bir takım haberler vermiştir. Demiştir ki: “Sovyet Rusya gün gelir dağılıp yıkılır. Amerika tek başına güç olarak kalır. Gelir Ortadoğu'ya yerleşir. Savaşlar olur. Müslüman devletler dahi birbiriyle savaşır. Çok kanlar akar, savaşlar, saldırılar olur. Sonra hepsinin arkasına bir barış dönemine girilir. Batı ile doğu, Araplarla İsrail barış sağlarlar. Herkes, bundan sonra artık savaş olmaz dediği bir zamanda Türkiye'nin komşusu Rusya Türkiye’ye saldırır, Amuk (Antakya Amik) ovasında, Amerikan ve müttefikleri güçlerine de saldırır, savaş çıkarır. Rusya'ya karşı birleşirler ve mukavemet gösterirler... Melheme-i Kübra (Büyük Savaş, Armageddon) budur. Ardından korkunç bir dünya savaşına dönüşür. Savaş dünyanın tamamına yayılır. İnsanlardan çoğu ölür. Büyük bir felaket olacaktır. Mesela 7 milyar dünya nüfusunun 6 milyarı ölüp yok olacaktır. Melhame-i Kübra'da (Amik ovasında) İslam askeri üç bölük olur; bir bölüğü döner kaçar, ikinci bölük şehid olur. Üçüncü bölük sebat eder ve Cenabı Hakk’ın nusreti (yardımı) yetişir ve Rus ordularının hepsini süpürür geçer. Dünyayı saran savaş ise üç ay sürer, savaşın sonuna doğru Mehdi As. teşrif eder. Bu arada İstanbul işgal edilir. Müslümanlar İstanbul'u fethederler (işgalden kurtarırlar). Bu fetih sırasında Deccal çıkar. Müslümanlar Şam'a, Mekke, Medine'ye göçüp buralarda toplanırlar. Deccal 1 sene 7 ayda bütün dünyayı dolaşacak insanları kendine taptırmak için uğraşacaktır. Dolaşması tamamlandığında İsa As. nüzul eder ve Deccal'i öldürür. İsa As. Mehdi As'a dolayısıyla Şeriat-ı Muhammediyye'ye tabi olur. Mehdi As. 7 sene, İsa As. ise 40 sene dünyaya hükmederler. İslam bütün dünyaya hakim olur. İkinci bir Asr-ı Saadet dönemi olacaktır.

Şeyh Nazım Kıbrısi efendi, 2004 yılında buyurmuştur: “Bu zaman Efendimizin buyurduğu zamandır. “Mehdi As. gelmeden önce dünya zulm ile dolacak; her tarafta ateş, her tarafta sıkıntı, her tarafta ölümler görülecektir. Mehdi As. İslam’ı unutan insanlara İslam’ı bildirmek için gelecektir” Hazreti Mehdi’nin zamanı 7 senedir. O’nun zamanında Deccal de gelecektir. Ama Mehdi As. Deccal’i kovalayıp öldürmez. O vazife İsa As’a aittir. Yoksa Mehdi As., istese 100 tane Deccali keser. Deccal’i öldürmek için İsa As. gökyüzünden gelecektir. Şimdi içinde bulunduğumuz zaman; o büyük harbin sebebi Türkiye olacaktır. Türkiye’nin başındakiler Avrupa’ya bağlanalım, Amerika’ya bağlanalım, Rusya’ya bağlanalım diyecekler. Sonunda Rusya’ya bağlanalım diyenler galip olacaktır. Rusya ile beraber olunca bütün Rusya karşıtı devletler ayağa kalkacaktır. Büyük Harp İskenderun’da Amuk ovasında olacaktır. O muharebede Hz. Mehdi daha görünmez. O harpde kafirler, dinsiz imansızlar, komunizm, faşizm, nazizm; izim’cilerin hepsi telef olur. İstanbul zapt olunur. İstanbul’da bir seda: Deccal çıkmıştır. Şerrinden sakınmak isteyenler Şam’a, Mekke ve Medine’ye sığınsın. Millet oralara gidecek. Deccal 40 gün dünyayı dolaşır. Bizim zamanımızla 1 sene 6 veya 7 aydır. Fesadlık için, dini bozmak için dolaşacak. Onun üzerine Allah Zülcelal, İsa As.’ı gönderir. İsa As. Deccal’in kafasını kesip Cehenneme yollayacaktır. O vakit bütün dünya İslam’a açılmıştır. İşte bu zaman yaklaşıyor. Kendini korumak isteyen Allah’a kaçsın. Korunmayanlar, korumak istemeyenler hepsi gidecektir. Çok yakındır. Kendisi doğmuştur. Çık diye daha emir verilmemiştir. Çık diye emir aldı da çıktı mı bir tekbir alır, bütün bu teknoloji ölür. Hiçbir alet çalışmaz. Ne uçaklar uçar, ne zırhlılar yürür, ne gemiler yüzer, ne arabalar çalışır. Elektrik enerjisiyle çalışan her şey durur. Mehdi As. İslam’ın kuvvetini gösterecektir. Allah o günleri bize göstersin. Allah bizi Mehdi As’a kavuştursun.

"Onların zannına göre, Mehdi vefat etti; geçti gitti... Halbuki, bu babda gelen sahih hadis-i şerifler meşhurdur. Hatta tevatür-ü manevi derecesinde olup, taifenin sözlerini tekzip etmektedir (yalanlamaktadır). " (Mektubat-ı Rabbani, 2/250)

Abdurrahim Reyhan Erzincani Efendi: “Mehdi As. ve İsa As. mutlaka teşrif edeceklerdir. Peygamber Efendimiz ne buyurduysa olmuştur. Olmadıysa da daha zamanı gelmemiştir.

Talib: Sami Efendi hz.lerinin bir miktar altını bir yakınına teslim edip, Mehdi aleyhirrahme geldiği zaman ona teslim edersin dediği bilinmektedir. Ya çok yakında geleceğine bir işarettir ya da Efendimizin sünnetine uyup onu ümmete müjdelemektir.

FATİH1453: Büyük mürşid-i kamil şeyh Muhammed Kırçal, vefatından bir kaç yıl önce bu müjdeyi vermişti. Zaman azaldı, Mehdiy-i Resul aramızda, ama kendini bilmiyor ve bazı alametlerden bahsetti ve teker teker çıktı. Malatya evliyalarından şeyh Muhammed Kırçal vefatından birkaç sene önce sohbetinde şu sözleri sarf etmişti: “Mehdiy-i resul aramızda, ama kendini bilmiyor. Annesinin ismi Emine, babasının ismi Abdullah, kendi ismi de Ahmed’dir” (islamiforum)

Dervisan_esma: Haznevi bir arkadasim var, dedigine göre Suriyede'ki Haznevi Alimleri bikac sene kaldi Mehdi aleyhisselamin zuhuru icin diyorlar... (DelikanForum)

Mehmed Şevket Eygi: Bundan yıllarca önce, Şeriata sımsıkı bağlı muhterem bir şeyh efendiye sormuştum: Zamanın İmamını bilmiyoruz. Ona nasıl biat edeceğiz? Şu cevabı vermişti: “Gıyabında biat edersiniz...” Yani “Ben zamanın İmamını bilmiyorum. Binaenaleyh o zat kim ise, neredeyse kendisine biat ediyorum...” diyerek biat etmek gerekir. Böyle gıyapta bir biat bizi inşaallah vebalden kurtarır. … (Mehdi As.'ı kastederek) 1962’de Suriye taraflarında doğmuş olan ve Resulullah Efendimizin sülalesinden olan bir zatın zuhur ve huruc edeceğini sanıyorum. (Milli Gazete 2008-10-14)

Merhum Nursi'nin yakın talebesi Seyyid Salih Özcan beyefendi, Üstadının şöyle dediğini naklediyor: (kafasına tokat atarak) "Salih, ben Mehdi As.'ı göremeyeceğim ama sen göreceksin!" "Efendim, bazıları Mehdi şahıs olmayacak, Manevi Şahsiyet olacak diyorlar?" Seyyid Salih Özcan: "Olur mu canım, Mehdi elbette bir şahıs olacaktır. Üstad Hazretleri söylüyor yani, Mehdi de bir şahıs olacak, Deccal de bir şahıs olacak... Üstad bunu açıkça söyledi..." (Kaynak: HarunYahya.Tv)

Seyda Muhammed Emin Er hazretlerine bir sohbette bazı kimseler sordular bu mehdi mesih konularını. O da bazı şeyleri anlattı. Sonra Risale-i Nur okuyan şimdikiler anlamıyorlar dedi. Ehl-i sünnetin bu konudaki görüşü inancı neyse Üstadın da odur demişti. (Bir talebesinden nakildir)

Halil Gönenç Hoca: Yalnız, tahmini olarak her gün bir Mehdî namzeti gösterip yaygara yapmak ve Allah'ın Mehdi olarak kabul etmediği bir kimsenin Mehdiliğini ilan etmek Allah'ın hukukuna tecavüz ve ölçüsüzlükten doğan bir cüretkârlıktır. (Günümüz Meselelerine Fetvalar)
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
(Bir önceki mesajımızın, gerekçe gösterilmeden Risaleforumdan silindiğini bildirerek devam edelim: )

İmam Rabbani hz., ahir zaman ve Mehdi As. Hadis-i Şeriflerini tevil etmeden olduğu gibi vermiştir ve vurgulamıştır: "Alışılmışın aksine..." Bir kez daha alıntılayıp bakalım:

İmam Rabbani Hz.: Muhbir-i Sıddık Resulullah Efendimizin haber verdiği kıyamet alametlerin hepsi haktır. Onlarda yalan ihtimali yoktur. Onlar arasında şunlar vardır:

Alışılmışın aksine, güneşin mağripten doğması, Mehdi’nin zuhuru, Ruhullah İsa’nın nüzulü. Resulullah Efendimize ve ona salat-ı selam. Deccalin çıkması, Ye’cuc ve Me’cuc’un zuhuru, Dabbe-i arzın çıkması, Semadan bir dumanın zuhuru ile, insanları kaplayıp onlara elim bir azab ile azab etmesi. O kadar zorlanacaklardır ki artık insanlar şöyle diyecekler:

Rabbimiz, bizden azabı aç; biz mü’minleriz.” “44/12”


Buradaki alışılmışın aksine ifadesi, haber verilen olayların aynen olduğu gibi olacağını yani "muhkem" olduğunu gösteriyor zaten.

Sonrasındaki Melek seslenmesi hadisesine de bakınız. Yukarıdaki yazılanların hepsini okuduk mu?

Sonra bir kısım alimlerden ve arifandan alıntı yapmıştım. Yine yukarıda vardı:

Seyyid Muhammed Berzenci diyor ki: "Mehdi Aleyhisselam’ın varlığı; geleceği ve kendisinin Hazreti Fatıma’ nın evladından olacağı manevi tevatür derecesine ulaşan hadisler varid olmuştur. Bunca hadisleri inkar etmeye, bir mü’min cüret etmez. ... Mehdi As. gelecektir. Ehli Sünnet vel Cemaatin ittifakıyla kıyametin büyük alametleri, hiç tevilsiz olarak (aynen buyrulduğu gibi) olacaktır."

Anlaşılabiliyor mu efendim?

Nurcular gibi bunları tevil etmeye kalkarsanız, Mehdi As. olmayacak bir tane bile meşhur kalmaz. Nitekim öyle oldu da: Nursi, Adnan Oktar, Erbakan, Usame, Evronos... vs.. Bunlara Mehdi diyenler, Hadislere de müteşabih deyip yorumlayanların ta kendisidir.
 

Duha

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ocak 2007
Mesajlar
794
Puanları
0
Web sitesi
www.risaletalim.com
Kur’an-ı Kerim'de, Hz. Mehdi hakkında açıkça bildiren bir âyet yoktur.Ancak hadislerde net bir şekilde yer almıştır.Ozaman bir şahsın felanca kişiye veya akıma veya topluluğa bu mehdidir demesi günahmıdır?günahsa neye göre günahtır?
Kur'an'a göre düşünelim?

Kur'an der: Siz doğru yolda oldukça sapıtmışlar size zarar veremez.

Demek, birinci olarak, eğer biz doğru yolda isek, "mehdi budur" diyen bize zarar veremez. Zira, biz doğru yoldayız, madem doğru yoldayız Mehdi-i Azam'ın sıfatlarını biliriz, onu iman nuru ile tanırız.

Bu noktada bir kişi eğer birini mehdi ilan kabul etse, sadece kendine zararı vardır.

Bu noktada ona düşman olmak saçmalıktır. Kardeşimiz ateşe yürüse elbette, ateşe yürüdüğü için düşman olunmaz, onu kurtarmanın çareleri aranır. Çaresi de hakaret değildir.

Yapılacak iş o kişinin bu itikadından sebeb bazı ahmakları kandırıp zulme sebeb olmamasıdır. Kandırılan ahmaklar lehine de bakılmaz. Zira, Kur'an ayetince madem kandırılmış , demek yoldan çıkmış. Madem yoldan çıkmış demek zaten doğru yolda değilmiş.
O zaman endişemiz zulm etmeleridir.

Madem Mehdi olmadığı halde birini mehdi ilane tmek günha mı diye bulmaya çalışıyoruz ve madem elimizde bir veri yok, Kur'an emri ile akletmeye devam ediyoruz:

O zaman birini mehdi ilan edenin ameline bakarız.

Ne yapıyor?

Asayişe ilişiyor mu? Birilerini o inanca mecbur bırakıyor mu? İmani esaslarda ve İslami esaslarda bir hatası var mı? İtikadi bir hatası var mı? Ameli bir hatası var mı?

Yani Ehl-i Sünnet ve Dört Mezheb içine dahil mi?

Kusuru nedir?

Tairkatleri inkar ediyor olması iftira olduğu malum. Tek kusuru Mehdi olmayan birini mehdi kabul etmiş, ama ilan etmemiş olmaktır

Peki hesap günü iyilikleri kötülüklerine galip gelenler kurutlmuş olmayacak mı?

Birini Mehdi kabul etmek eğer hata olsa bile günah olduğuna dair Kur'an ve Ayette apaçık bir hüküm yok.

Ama Kur'an'da "dinde zorlam yoktur" ayeti var.

Acaba birine "benim gibi düşüneceksin" demek ayete muhalefet olmaz mı?

Bak bakalım, bazı kişiler günah olmayan bir şeyden sebeb nasıl Kur'an kaidesini çiğniyor.

Bak bakalım nasıl "Mümin Müminin kardeşidir" ayetini ve daha bir çok ayeti ve hadisi çiğiniyor.

Allah ıslah etsin.
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Bu da bu konudaki son yazımızdı:

Önce Bir Hatıra:

Birgün Safranbolu'da Köprülü Camiinin yanındaki odada, Mustafa Osman Ağabeyimizin Nur'lardan okuduğu, ´Risale-i Nur, sönmez ve söndürülemez. Bir âlem-i manâda İmam-ı Ali'nin (r.a.) ilminde sordum´cümlesini dinlerken ve aynı günlerde Hasan Feyzi'nin, ´Ey Risale-i Nur!´diye başlayan uzun mektubunu dinlerken, beklenilen zat-ı Nuranînin Hazret-i Üstad olduğu, içimde hep canlanıyordu. Aynı sene Emirdağ'da Hazret-i Üstadı ziyaretimi müteakip Isparta'ya gitmiştim. Hüsrev Ağabey ve diğer Nur kahramanlarını görmek istiyordum. Hüsrev Ağabeyin evinde Tahiri Ağabeyi de gördüm. Hüsrev ağabeyimiz , ´Kardeşim Sungur, 1400 seneden beri ehl-i imanın beklediği zat gelmiştir ´ sözü , içimdeki manâyı teyid ediyordu. Mustafa Sungur


Mehdi-yi Ahir Zaman, Ahir zaman büyük Mehdisi, Mehdi-yi Ali Resul, Mehdiyu'l Muntazır, 1400 yıldır beklenen zat vs.. Bu tabirleri kullandığınız zaman, kelime manasından ziyade Hadis-i Şeriflerle bildirilmiş tek bir Zat-ı Muhterem kastediliyordur. Başkası değil.

Bakınız
:


Bir Nakil:

Envar-ı Muhammediyeyi (A.S.M.) (Muhammedi nurları) ve maarif-i Ahmediyeyi (A.S.M.) (Ahmedi ilim ve eğitimleri) ve füyuzat-ı şem’-i İlahiyi (İlahi ışığın feyizlerini) en müşa’şa’ (parlak) bir şekilde parlatması ve Kur’ani ve hadisi olan işarat-ı riyaziyenin (riyazi işaretlerin) kendisinde müntehi olması (SONA ERMESİ) ve hitabat-ı Nebeviyeyi (A.S.M.) (Peygamberlik hitaplarını) ifade eden ayat-ı celilenin riyazi beyanlarının kendi üzerinde toplanması delaletleriyle (yol gösterme ve yardımlarıyla), O ZAT hizmet-i imaniye (iman hizmeti) noktasında risaletin bir mir’at-ı mücellası (Peygamberliğin pırıl pırıl bir aynası) ve şecere-i risaletin bir son meyve-i münevveri (Peygamberlik ağacının nurlanmış bir SON meyvesi) ve lisan-ı risaletin (Peygamberlik dilinin) irsiyet noktasında (ona varis olarak) son dehan-ı hakikatı (SON HAKİKAT AĞZI) ve şem’-i İlahinin (İlahi ışığın) hizmet-i imaniye cihetinde bir son hamil-i zisaadeti (SON SAADETLİ TAŞIYICISI) olduğuna şübhe yoktur.” (Şualar, 670) İlgili Metnin Geçtiği Risale İçin Tıklayınız


Bir başka nakil:

“Risale-i Nur gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini (insanlığını) fikir karanlıklarından kurtarıp tenvir ve irşad edecektir.” (Hutbe-i Şamiye, 153) İlgili Metnin Geçtiği Risale İçin Tıklayınız


Bir başka nakil daha:

O zat (Mehdi As.), o taifenin uzun tetkikatı ile yazdıkları eseri (Risale-i Nur'u) kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. (Beyanat ve Tenvirler | 305) İlgili Metnin Geçtiği Risale İçin Tıklayınız


En baştaki nakilde geçen O ZAT dedikleri Üstadları Said Nursi merhum... Yukarıdaki sözleri Şualar adlı Risalede yazanlar: Üçüncü medrese-i Yusufiyenin Elhüccetüz-Zehra ve Zühretü'n-Nur olan tek dersini dinleyen Nur Şakirtleri namına. Ahmed Feyzi, Ahmed Nazif, Salahaddin, Zübeyir, Ceylan, Sungur, Tabancalı... Bu yazanlar Said Nursi merhumun en yakın talebelerinden. Bu yazı üzerine Said Nursi merhum, hemen altına bir not düşüyor:

Benim hissemi haddimden yüz derece ziyade vermeleriyle beraber, bu imza sahiplerinin hatırlarını kırmayı cesaret edemedim. Sükut ederek o medhi Risale-i Nur şakirtlerinin şahs-ı manevisi namına KABUL ETTİM. İmza: Said Nursi

Yani Said Nursi merhum diyor ki kendi adıma bu sözleri kabul etmiyorum ama yazdığım esere şakirt olan talebelerimin manevi şahsiyetleri tam saydıkları gibidir! Sayılan talebeler tabir caiz ise pası üstadlarına atarlarken, üstad da pası yine talebelerine çevirmektedir. Şimdi ne denildiğine bir daha bakalım:


Talebeleri Diyorki:

Üstadımız o kimsedir ki Muhammedi nurları ve Ahmedi ilim ve eğitimleri ve İlahi ışığın feyizlerini en parlak bir şekilde parlatan kişidir. Kur’an ve Hadisin riyazi işaretleri (riyazi işaretler ne demek ise?) kendisinde SONA ERMİŞTİR. Peygamberlik hitaplarını içeren Ayet-i Celilelerin riyazi beyanları ÜSTADIMIZIN üzerinde toplanmıştır. Bütün bunlar gösteriyor ki ÜSTADIMIZ SAİD NURSİ iman hizmeti noktasında Peygamberliğin pırıl pırıl bir aynasıdır. Üstadımız Peygamberlik ağacının nurlanmış bir SON meyvesidir. Peygamberlik diline varis olarak HAKİKATIN SON BİR AĞZIDIR. Ve Üstadımızın İlahi ışığın iman hizmeti cihetinde SON SAADETLİ TAŞIYICISI olduğuna şüphe yoktur.

Said Nursi merhum da bu ve benzer ifadeleri kendi adıma değil ama TALEBELERİM TOPLULUĞU hakkında kabul ediyorum: Onların maneviyatları ÖYLEDİR, diye not düşüyor. Yani neresinden bakarsanız bakınız Risale ve talebeleri her şeyin sonu olarak gösterilmiş oluyor.


SON olması ondan sonra başkası olmayacak demektir. Başka bir eser, başka bir ZAT.. Başka bir Işık.. Başka bir meyve... Başka bir ağız... Başka bir NUR olmayacak demektir.

Bir alimin talebeleri, üstadları hakkında övücü ve haddini aşan güzel zanlarda bulunabilirler. Şaşılacak olan bu değildir. Şaşılacak olan: Talebelerin övücü sözlerinin Alimin eserler serisi içinde, Alimin onayı ile kendine yer bularak yayınlanması ve yayılmasıdır. Aradan 50 seneye yakın bir zaman geçmiş. Bugün Hakikatı arayan Müslümanlar, Risale'ye ve hizmetine bağlanmakla bu ve benzeri satırları da okumuş oluyorlar. Ve bu ifadeleri mutlak bir hakikat olarak hem ezberliyorlar hem de kabul ediyorlar. Sonrası: İşte büyük çoğunluğu Üstadımız bugüne kadar beklenen Mehdi As.dır, beklenen son büyük Müceddid Said Nursi'dir demeye başlıyorlar. Siz SON derseniz, bunun mantıki kaçınılmaz neticesi elbette Mehdi As.'lıktır. Lamı cimi kalmıyor. Lafı hiç evirip çevirmeye gerek yoktur. Üstadımız Mehdi As'dır ya da eseri Mehdi'dir ya da ardından giden cemaati Mehdi'dir ya da herhangi bir parlak şahsiyet olacaksa da ancak Risale-i Nur çerçevesinde, Nurcular içinden olacaktır diyenler artık MAZURDUR. Çünkü yukardaki tarz sözleri bir kere Hakikat olarak okumuş oldular. Artık laf anlatamazsınız. Ne deseniz kulak almaz. Vakıa budur: Bugün hayli hatırı sayılır bir ilk talebeler ve cemaatler topluluğu üstadlarını Mehdi bilmişlerdir. Başka bir kimseyi beklememektedirler. Hasbe'l kader gelecek olanlar var ise de ancak Risale-i Nur etrafından olacaktır.



Nitekim Forumlardan Bir Nurcu Yukarıdaki Nakillere Şöyle Bir Açıklama Getiriyor:

Risale-i Nur’a bağlı olanlar için sarahat (açıklık) üzere bağlayıcı kat’iyetiyle (kesinlikle), Risale-i Nur Son Müceddid ve Mehdidir.

Risale-i Nur’dan nakledilen mezkur parçaların bir kısmı bizzat Bediuzzaman Hz. tarafından yazılmıştır. Diğerleri ise yakın talebelerinin ifadeleri olup hepsi de Hz. Üstad’ın tashih ve tasvibinden (düzeltme ve onayından) geçmiştir.

Risale-i Nur’da nazara verilen Gelecek Zat meselesi ise, yine Risale-i Nur’da sarahat (açıklık) üzere beyan ediliyor ki O zat Risale-i Nur’a bağlı olup Risale-i Nur’u kendine hazır bir Proğram yapacak ve (Mehdi As'ın diğer) ikinci ve üçüncü vazifeleri, yine cemiyeti ve şahs-ı manevisiyle beraber icra edecektir.
(Yani arkasından giden cemaati diğer vazifelerini yapacaklar)


Sonuç: Geçen geçti. Yazılan yazıldı. Yayılan yayıldı. Nur cemaati, üstadlarını ve eserini aşırı ötesi aşırı bir yüceltme halindedir. Manevi makamlarda gözümüz yok denilmektedir, ama öte yandan ne kadar üstün makamlar var ise hepsi kendileri tarafından parsellenmiş ve sahiplenilmiştir. İmtihan sırrı olarak Ahir Zaman şahısları herkes tarafından bilinemeyecek, bunlar açıkça belli olmayacak denilmektedir, ama öte yandan açık açık üstadımız ve biz "İslami Zamanın SONUYUZ" diye ilanatlar yapılmaktadır. Bu çağrının, adı konulmamış devamı: Bütün Müslümanlar bir gün NURCU olacaktır. Olmak zorundadır. Çünkü, Peygamber Efendimiz tarafından, Mehdi As.'a kar üstünde sürünerek dahi olsa tabi olmak emredilmiştir.
 

Duha

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ocak 2007
Mesajlar
794
Puanları
0
Web sitesi
www.risaletalim.com
Kur'an'a göre düşünelim?

Kur'an der: Siz doğru yolda oldukça sapıtmışlar size zarar veremez.

Demek, birinci olarak, eğer biz doğru yolda isek, "mehdi budur" diyen bize zarar veremez. Zira, biz doğru yoldayız, madem doğru yoldayız Mehdi-i Azam'ın sıfatlarını biliriz, onu iman nuru ile tanırız.

Bu noktada bir kişi eğer birini mehdi ilan kabul etse, sadece kendine zararı vardır.

Bu noktada ona düşman olmak saçmalıktır. Kardeşimiz ateşe yürüse elbette, ateşe yürüdüğü için düşman olunmaz, onu kurtarmanın çareleri aranır. Çaresi de hakaret değildir.

Yapılacak iş o kişinin bu itikadından sebeb bazı ahmakları kandırıp zulme sebeb olmamasıdır. Kandırılan ahmaklar lehine de bakılmaz. Zira, Kur'an ayetince madem kandırılmış , demek yoldan çıkmış. Madem yoldan çıkmış demek zaten doğru yolda değilmiş.
O zaman endişemiz zulm etmeleridir.

Madem Mehdi olmadığı halde birini mehdi ilane tmek günha mı diye bulmaya çalışıyoruz ve madem elimizde bir veri yok, Kur'an emri ile akletmeye devam ediyoruz:

O zaman birini mehdi ilan edenin ameline bakarız.

Ne yapıyor?

Asayişe ilişiyor mu? Birilerini o inanca mecbur bırakıyor mu? İmani esaslarda ve İslami esaslarda bir hatası var mı? İtikadi bir hatası var mı? Ameli bir hatası var mı?

Yani Ehl-i Sünnet ve Dört Mezheb içine dahil mi?

Kusuru nedir?

Tairkatleri inkar ediyor olması iftira olduğu malum. Tek kusuru Mehdi olmayan birini mehdi kabul etmiş, ama ilan etmemiş olmaktır

Peki hesap günü iyilikleri kötülüklerine galip gelenler kurutlmuş olmayacak mı?

Birini Mehdi kabul etmek eğer hata olsa bile günah olduğuna dair Kur'an ve Ayette apaçık bir hüküm yok.

Ama Kur'an'da "dinde zorlam yoktur" ayeti var.

Acaba birine "benim gibi düşüneceksin" demek ayete muhalefet olmaz mı?

Bak bakalım, bazı kişiler günah olmayan bir şeyden sebeb nasıl Kur'an kaidesini çiğniyor.

Bak bakalım nasıl "Mümin Müminin kardeşidir" ayetini ve daha bir çok ayeti ve hadisi çiğiniyor.

Allah ıslah etsin.
Bir de şu soru sorulabilir.

Delilsiz, Mehdi-i Azam'ın tarikat ehli olduğunu söylemek günah mıdır?
Bir de o tarikat ehli kişilerden bazıları "filan mehdidir" diye ilan etmişse, onlara bakmayıp başkasına bakmak nedir?

Kendini tamir edemeyen başkasını tamir edemez.

Herkez önce kendi itikadını bir sorgulasın.
 

Duha

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ocak 2007
Mesajlar
794
Puanları
0
Web sitesi
www.risaletalim.com
@Hirahos

Bir hezeyan içindesin.

Nur Cematleri Bediüzzamn'ı Mehdi-i Azam kabul eder. Ama ilan etmez.

Eğer bir zarar varsa kendilerinedir.

Sen onlar için üzülüyorsan metodun bu olmazdı.

Onlara kızıyorsan hakkın yok

O zaman geriye tek şey kalıyor.

Kuvvetli bir Mehdi itikadına kıskançlık beslemek.

Sana ne ve size ne?

bizim Üstad'ı Mehdi kabul etmemiz size ne zarar veriyor.

Allah inancımız yanlış mı? Bir kusur gördünüz mü?

Peygamber inancı ve Kitab imanımız yok mu?

Haşire ve Kadere gereği gibi iman etmiyor muyuz?

İslam esalarına muhalefet var mı? Namaz, oruç ve zekatta bir sorun görülüyor mu?

Dört mezheb dışında bir mezhebe mi sahipler?

İki itikadi mezheb dışında bir itikadları mı görüldü?

Acaba bazı meselelerde evhamlarınızdan başka, söylentilerden başka hangi deliliniz ile Nur Cemaatlerini kötü kabul edioyorsunuz.

Milyonlarca kişinin imanına vesile olan talebeleri sırf Üstadlarını mehdi diye telakki ettikleri için düşman olmak Kur'anın hangi kaidesine münasibtir.

Ben Üstad'ımı Mehdi kabul ediyorum. Hiç bu forumda Mehdi olduğunu prpopganda ettim mi? Kabul ettirmeye çalıştım mı? böyle bir politikam oldu mu?

Siz şüphesiz nefsinize zulme edenlerden oldunuz.

****


Nurculara düşman olmak için buldukları bahanelerden bazıları:

Demirele oy vermek: Sanki kendileri zamanında oy vermediler. Hatta 12 Eylüle evet diyenler sanki kendileri değildi. Hem, Nur cemaatlerinin bu zamanda kemiyetli bir kısmı o cenaha oy vermiyor.
Hem hiç kimse diyemez ki: Nurcular beni DP'ye oy vermek zorunda bıraktılar, DP'ye oy vermek için ikna ettiler. Nurcu olmak Demirele oy vermek değildir. Demireli sevmeyen i oy vermeyen Nurcu , hem de has Nurcu çoktur.

Dinler Arası dialog: Görmedikleri bir şey hususunda yorum yapmaktan başka bir delil söz konusu değil.

Bediüzzaman'ı Mehdi kabul etmek: İlan etmiyor ve dayatmıyorlar ki, kime ne? Nurcular arasında bir tek kişi yoktur ki desin: "Filan Nurcu beni Üstad'ın mehdi olduğuna ikna etti" Üstad'ı Mehdi kabul eden herkez kendi hür inancı ile Risale okumak sonucu bu kanıya varmıştır. Yani, kaynağı red edemedikleri Risalelerdir. Hani, Nurcuları risalelelere muhalefet ile suçluyorlar ya. Bilsinler ki, Nurculuk "Üstadı mehdi kabul etmek şartına bağlı değildir. Kabul etmeyen de çoktur.
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113
@Hirahos

Bir hezeyan içindesin.

Nur Cematleri Bediüzzamn'ı Mehdi-i Azam kabul eder. Ama ilan etmez.

Eğer bir zarar varsa kendilerinedir.

Sen onlar için üzülüyorsan metodun bu olmazdı.

Onlara kızıyorsan hakkın yok

O zaman geriye tek şey kalıyor.

Kuvvetli bir Mehdi itikadına kıskançlık beslemek.

Sana ne ve size ne?

bizim Üstad'ı Mehdi kabul etmemiz size ne zarar veriyor.

Allah inancımız yanlış mı? Bir kusur gördünüz mü?

Peygamber inancı ve Kitab imanımız yok mu?

Haşire ve Kadere gereği gibi iman etmiyor muyuz?

İslam esalarına muhalefet var mı? Namaz, oruç ve zekatta bir sorun görülüyor mu?

Dört mezheb dışında bir mezhebe mi sahipler?

İki itikadi mezheb dışında bir itikadları mı görüldü?

Acaba bazı meselelerde evhamlarınızdan başka, söylentilerden başka hangi deliliniz ile Nur Cemaatlerini kötü kabul edioyorsunuz.

Milyonlarca kişinin imanına vesile olan talebeleri sırf Üstadlarını mehdi diye telakki ettikleri için düşman olmak Kur'anın hangi kaidesine münasibtir.

Ben Üstad'ımı Mehdi kabul ediyorum. Hiç bu forumda Mehdi olduğunu prpopganda ettim mi? Kabul ettirmeye çalıştım mı? böyle bir politikam oldu mu?

Siz şüphesiz nefsinize zulme edenlerden oldunuz.
Daha önce ilan edip propaganda yaptınız mı bilmem ama Şimdi ettiniz işte :)
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
konuya verilen cevap tır.

Hatta bir başkası, ayet-i kerimelerin ortaya koyduğu fotoğrafın Hz. Fatih'e çok yakıştığını, ona uygun geldiğini söyleyebilir. Fatih'in asıl adı da Muhammed'dir,
hadislerin ifade ettiği gibi Efendimiz'in ismine tam uyuyor. Hâkim'in Müstedrek'inde geçen İstanbul'un fethiyle alakalı hadis-i şerifi de nazara alırsanız, zaten Efendimiz'in iltifatına ve övgüsüne de mazhar olmuş bir insan. Dahası denebilir ki, şekli şemâili de Efendimiz'in şemâiline çok benziyor.



Soyunun Ehl-i beyt'e dayanmadığını da kimse söyleyemez. Öyleyse, boşuna bir Mehdi-i Muntazar bekliyorsunuz. İşte Fatih; gelmiş, fonksiyonunu eda etmiş; dünyanın, hususiyle Bizans cebri ve zulmüyle inlediği bir dönemde bir sulh, sükun ve huzur devleti tesis etmiş ve adl u kıst ile doldurmuş dünyayı ki bu tam Mehdi'ye göre bir iş. Fakat, biri dese ki, "Ben Fatih'in Mehdi olduğunu kat'iyen kabul etmiyorum." Bunu söyleyen bir insan yine mü'mindir, dinden çıkmış olmaz; zira onun Mehdiliği te'vile, yoruma açık bir mevzudur ve ona inanmak dinin esaslarından değildir. Bu açıdan günümüzde de bir deli, bir ruh hastası çıksa ve "Ben Mesih'im veya ben Mehdi'yim." dese, onun bu iddiası bizi hiç ilzam etmez.
 

AynAlı

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
16 May 2007
Mesajlar
8,728
Puanları
0
Soyunun Ehl-i beyt'e dayanmadığını da kimse söyleyemez. Öyleyse, boşuna bir Mehdi-i Muntazar bekliyorsunuz. İşte Fatih; gelmiş, fonksiyonunu eda etmiş; dünyanın, hususiyle Bizans cebri ve zulmüyle inlediği bir dönemde bir sulh, sükun ve huzur devleti tesis etmiş ve adl u kıst ile doldurmuş dünyayı ki bu tam Mehdi'ye göre bir iş. Fakat, biri dese ki, "Ben Fatih'in Mehdi olduğunu kat'iyen kabul etmiyorum." Bunu söyleyen bir insan yine mü'mindir, dinden çıkmış olmaz; zira onun Mehdiliği te'vile, yoruma açık bir mevzudur ve ona inanmak dinin esaslarından değildir. Bu açıdan günümüzde de bir deli, bir ruh hastası çıksa ve "Ben Mesih'im veya ben Mehdi'yim." dese, onun bu iddiası bizi hiç ilzam etmez. [/INDENT]
ozaman herhangi birine(misalen: o kişi tabiki bize göre mehdidir)mehdi demek günah değildir diyorsunuz doğrumu? !!!
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Her köşeye sıkıştığında "Tarik-i Nakşinin hem güneşi hem bin yılın Müceddidi" dedikleri İmam Rabbani Hz.lerine sarılanların; ondan getirdiğimiz Mektub karşısında hiç duymamış gibi yapmaları ve es geçmeleri ibretliktir.

Bundan başka bir kelam etmeye gerek yoktur.
 

furkan

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2010
Mesajlar
486
Puanları
0
Her köşeye sıkıştığında "Tarik-i Nakşinin hem güneşi hem bin yılın Müceddidi" dedikleri İmam Rabbani Hz.lerine sarılanların; ondan getirdiğimiz Mektub karşısında hiç duymamış gibi yapmaları ve es geçmeleri ibretliktir.

Bundan başka bir kelam etmeye gerek yoktur.
Fakir de bu hususları tartışmam. Zira mehdi saplantısı bir hastalıkır ve enaniyetten ileri gelmektedir. Yani kimsenin itikadına, inancına ilişecek değiliz. Tarikat münkiri olmak bir maneviyat vebası olmakla birlikte kişinin kendi ahmaklığı ve akılsızlığıdır. Ahmaka da sataşılmaz.

Mihrciler, kaplancılar ve diğerleri mehdilerini ilan etmişler ve kendileri dışındaki yolların da onların gözünde ne olduğu ortaya çıkmıştır. Bundan gayri oynaşıp dursunlar..
 

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
38
aynalı günahını sevabını ben bilmyorum ama neden günah olsunki..insanlar yıllardır mehdiyi bekler..
bir çok tefsire bakıldığı zaman ise deccalin bile bir kişideğil deccalizim kemalizm getirdiği in fikirler,düşünceler uygulamalar olduğu görünür..
mehdi kavramıda bu şekilde,insanlar kişide arıyor kerameti ama aynı deccalizm gibi mehdilikte fikirlerdir..
ki kişide aransaydı her mehdi arayan hayran olduğu şeyhi mehdi koltuğuna yakıştırırdı ki hakeza öyle görünüyor...mustafa kemalin mehdi olduğunu söyleyenlerbile var..
yani elhasıl birazda bu nakıs aklımla birşeyler okuduysam mehdilik kavramı kişi değildir...hani bilen bilir ''ben bir kuru çubuk hükmündeyim ''denir ..;)
direk ayet beya hadisleri kafamıza göre yorumlamak insanı sapkınlığa şirke kadar götürdüğü gibi aranıza mehdi gelecek sözünüde kafaya göre yorumlamamak elzem..
benim bildiğim bu ...


furkan kardeşim nurcularla alıp vermediğiniz nedir anlamış değilim..
size ihlas ve uhuvvet risalesini şiddetle tavsiye ederim..
mü'minin se'ni, kerim olmaktir
ve Ehl-i hak ve hakikatin ihtilâf ve rekabetleri kıskançlıktan ve hırs-ı dünyadan gelmediği gibi, ehl-i dünyanın ve ehl-i gafletin ittifakları dahi civanmertlikten ve ulüvv-ü cenaptan değildir. Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenap ve ulüvv-ü himmet ve tarik-i hakta memdûh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden, rekabetkârâne ihtilâfa düşüp hem kendine, hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.

 

ibrahimi

Has Uşak
İhvan Üyesi
Katılım
19 Haz 2006
Mesajlar
23,463
Puanları
0
Yaş
34
konu incelendikten sonra tekrar açılacaktır.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst