MEHDi aleyhisselam | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

MEHDi aleyhisselam

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Seyyid Muhammed bin Rasul el Berzenci, el-İşaa li Eşrat-is-Saa adlı eserinde diyor ki: "İsa Aleyhisselam, bir ikindi namazında inecektir.

Namaza kamet edildiği halde imam geriye çekilecek ve o imam olacak; Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sünneti üzere namazı kıldıracaktır. Binaenaleyh İsa Aleyhisselam'ın Mehdiye sabah namazında iktida edeceğini beyan eden hadisler tevil edilir."

Bizim için İsa Aleyhisselam'ın veya Mehdi'den hangisinin hangisine imametlik yapacağını bilmek söz konusu değildir. Her iki vecih de muhtemeldir. Nitekim Aliyy-ul-Kari el-Meşreb-ul Verdi fi Mesheb-il-Mehdi adlı eserde bu hususta varid olan tüm hadisleri bir araya getirerek uzadıya izahta bulunmuştur.

Ebu Bekr Sıddık'a Rasulullah'ın Halifesi denilmesine rağmen, Mehdi Aleyhisselam'a Halifetullah denilir. El-Örf-ül-Verdi adlı eserde İmam Suyûtî, İbnu Sirin'in Mehdi'nin fazileti hakkında naklettiği hadislerin sahih olduğunu tasrih etmiştir.


İsa Aleyhisselam'ın inişi, Mehdi Aleyhisselam'ın hilafetinin son zamanlarındadır. Çünkü Mehdi Aleyhisselam'ın hilafet devresi kırk; İsa Aleyhisselam'ın inişinden sonra yeryüzünde yaşaması, üç ile dokuz arasıdır.


Evet, Mehdi Aleyhisselam dahi manevi bir şahsiyet değil, herkesin işiteceği, birçoklarının da göreceği şahıstır; sultandır ve halifedir. Yine Seyyid Muhammed Berzenci diyor ki: "Mehdi Aleyhisselam'ın varlığı; geleceği ve kendisinin Hazret-i Fatıma'nın evladından olacağı manevi tevatür derecesine ulaşan hadisler varid olmuştur. Bunca hadisleri inkâr etmeye, bir mü'min cüret etmez. «Meryem oğlu İsa'dan başka mehdi yoktur.» mealinde varid olan hadis zayıf olmakla beraber, Huffaz'ın yanında, tevil edilmesi vacibdir. Yani İsa Aleyhisselam nebi ve rasul olduğu, kendisine vahiy geldiğinden dolayı, Mehdi Aleyhisselam onunla istişare etmeksizin mehdilik yapmaz. Bu da Mehdi Aleyhisselam'ın, İsa Aleyhissalatu vesselam'a vezir olduğu devrededir.

Hafız İbnu Kayyim Mennar'da diyor ki: "Meryem oğlu İsa'dan başka Mehdi yoktur." hadisini İbnu Mace tahric ettiyse de, hadis zayıf olduğundan hüccete yararlı değildir" Münavi de aynını söylemektedir. Hatiboğlu Sünen-i İbnu Mace'nin şerhinde bir açıklama yazmıştır.


Ebu Davud ve Tirmizi'nin tahriç ettikleri, Hazreti Ali'den, Ebi Said'den, Ümmi Seleme'den, Ebi Hureyre'den gelen rivayette Peygamber Sallalahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:


«Dünya ömründen bir günden başka kalmazsa dahi, elbette Allah o günü uzatacak; ta ki o günde Benden (yahud ehli beytimden) bir adamı gönderecektir. Onun ismi Benim ismime muvafıktır; babasının ismi babamın ismine muvafıktır. Yeryüzü hak ve gerçek adaletle doldurulacaktır; aşırı zulümle doldurulduğu gibi.»

Şianın İmam Ebu-l Kasım Muhammed bin Hasan'ın mehdi olduğu ve kendisinin kaybolup son zamanda zuhur edeceği iddiaları, bu hadiste reddolunmaktadır; çünkü babasının ismi Abdullah değildi.

Demek Mehdi gelecektir. Ehli Sünnet velCemaatin ittifakıyla kıyametin büyük alametleri, hiç tevilsiz olarak olacaktır.

Mehdi Aleyhisselam zuhur edeceği zamanda birçok müslümanlar davetine icabet edeceklerdir. Zamanına yetişmiş olsak, kendisinin bizi asker edip etmeyeceğini düşünmeliyiz. Kendisi gelmeden önce deccaliye fikrine sapanların kısm-i azamisi ve kendisini bekleyenlerden de birçoğu, Deccal'e tabi' olacaklar... Nitekim Muammer'in Camii'nde ve Beğavi'nin de Şerh-us-sünne ve Mesabih'te tahric ettikleri Ebi Said-il-Hudri'den gelen bir rivayette Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

«Ümmetimden başlarında taylasan bulunan yetmiş bin kişi Deccale tabi' olacaklar.»

Yine İmam Ahmed, Tirmizi, ibnu Mace ve Hakim'in de tahric ettiği Ebi Bekr Sıddık'tan gelen bir rivayette Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

«Deccal, meşrıkdaki bir yerden çıkar; oraya Horasan denilir. Bir kavim ona tabi' olacaktır; sanki yüzleri kılıflı kalkanlar gibi dövülmüştür.»

Binaenaleyh Mehdi'nin ne zaman geleceğini araştırmaktan daha ziyade, Mehdi'nin gelişinden evvel kendisinin ordusuna sapasağlam asker olmaya hazır olmak gerekir. Kanaatimce zamanı çok yakındır.

Mehdi Aleyhisselam üç sıfatla tanınır; birincisi kemal-i ilim; ikincisi kemaliyle adaleti icra etmesi; üçüncüsü kemal-i servet, şöyle ki birisi onun yanına gelip bir şey istediğinde sayıyla vermez, avuçla verir.

Mehdi Aleyhisselam'ın zuhurundan önce görülecek alametler de şöyledir:

a- Fırat nehrinin açılmasıdır.
b- Ramazanın ilk gecesinde ayın, on beşinci gecesinde güneşin tutulmasıdır ki, ondan önce bir ayda böyle görülmemiştir.
c- Aynı ramazanda ayın üçüncü bir kez tutulmasıdır.
d- Kıtlık ve kuraklığın şiddetlenmesidir.
e- Kuyruklu yıldızın çok parlak olarak şarkta görülmesidir.
f- Gökte şiddetli bir karanlık ve kırmızılığın çıkıp yayılmasıdır.
g- Her dille, Mehdi'nin gelişini ilan eden seslerdir. Birinci nida edilişinde, yeryüzünde yaşayan hiçbir kimse yoktur ki işitmesin.
h- Zilkade ayında harbin başlaması.
I- Zilhicce ayında hacıların soyulması da olacaktır.

Nitekim Şeyh-ul Ekber bu hususta birçok söz söylemiştir. Bu alametlerin hakkında birçok hadisler varid olmuştur.

Mehdi Aleyhisselam'ın alametleri şunlardır:

a- Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gömleği, kılıcı ve bayrağı yanındadır. Bayrağı üzerinde "Allah için biat" yazılıdır.
b- Yukardan devamlı bir ses gelir: Bu Allah'ın halifesidir tabi' olun.
c- Karşısında kendine uzanmış biat eli vardır.
d- İşaret ettiği kuş eline konar.
e- Kendisine karşı gelen bir ordu, Medine ile Mekke arasında yere batar.
f- Gökten bir nida: Ey insanlar! Münafıkların, zalimlerin, tabii'lerinin sonu gelmiştir. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ümmetliğinden başkasında hiçbir şeref yoktur. Haydi, Mekke'ye doğru!. Mehdi'nin ordusuna iltihak!.
g- Yer küresi içinden madenler, sütunlar gibi kendisine fışkırır.
h- Mekke'de defnedilmiş hazineyi açığa çıkartır; ve Allah yolunda bunları harcar.
I- Musa Aleyhisselam'ın zamanındaki Tabut-us-Sekine, Antakya'nın bir mağarasından çıkartılıp ulaştırılacaktır.
j- Kendisini gören birçok yahudiler dahi müslüman olacaktır.
k- Ve özellikle Horasan tarafından siyah bayraklarıyla yardımına bir ordu ve kavim koşacaktır.

Beyhaki, İmam Ahmed ve Hakim'in de tahric ettikleri Sevban radıyallahu anh'tan gelen bir rivayette Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

«Sizler Horasan tarafından gelen siyah bayraklıları gördüğünüz zaman, derhal ona koşun. Çünkü muhakkak onların içinde Allah'ın halifesi (Muhammed bin Abdullah olan) Mehdi vardır.»

Aliyy-ul-Kari diyor ki; "Siyahtan murad müslümanların çokluğu olması da muhtemeldir."

Bu dahi kıyametin alametlerinden biridir. Halife olduğu itibariyle büyük bir hükümdardır. Halife kelimesinin Lafzatullaha izafe edilmesinden anlaşılıyor ki, kâmil bir insandır. Kendisine vahiy gelmez lakin tabi'leriyle birlikte şehvet ve alçaklıklardan tertemiz ve paktır. Bütün güzel ahlaka sahibtir.

Nitekim Münavi de bu hadisin şerhinde böyle demiştir: Hayrete şayan ki Hafız Zehebi, bu hadisi münker; İbnu Cevzi de mevdu' görmüşlerdir. Hafız İbnu Hâcer diyor ki: "İbnu Cevzi, bunda isabet etmemiştir, zira hadisin senedinde kizble töhmet altına alınacak bir kimse yoktur." Nitekim Heysümi de Zevaid'de: "Bu hadisin isnadı sahihtir; ricali sükattır." demiştir.

Hakim, İbnu Mace ve Tirmizi'nin de tahric ettikleri, Ebû Hureyre'den gelen bir rivayette Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

«Gerçekte Ye'cuc ve Me'cuc her günde güneşin ışığını görecekleri derecede (önlerindeki seddi) kazıyorlar. Başlarındaki olan: "Hadi dönün, yarın kazarsınız." Der. Allah Teâlâ onu (seddi), öncesinden daha muhkemleştirir. Zamanlarına ulaştığı ve Allah da onları insanlar üzerine göndermeyi murad ettiği zamana kadar güneşi görecek derecede (tekrar) kazarlar. Başlarındaki: "Haydi dönün, Şüphesiz yarın kazacaksınız." der İnşallahu Teâlâ diye istisna ederler. Bunun üzerine sedde geldiklerinde bıraktıkları gibi kalmıştır. Onu kazarlar ve insanlar üzerine çıkarlar. Suları içerler. İnsanlar onlardan kal'alarına sığınırlar. Ye'cuc ve Me'cuc oklarını semaya atarlar. Okların uçları şiddetli kırmızı kana bulandığı halde üzerlerine düşer." Biz yeryüzündeki ahaliyi kahrettik, gök ehline yükseldik" derler. Derken Allah Teâlâ neğaf adlı böceği kafalarına gönderir. (O böcek burunlarından beyinlerine çıkar. Ve) Bununla onları öldürür."

Neğaf; koyun ve devenin burnundan beyinlerine çıkan bir böcektir.»

Hasılı kıyamet insanların en şerlilerinin başında kopar.O zaman da yer yüzünde Allah Allah diyen kalmayacaktır. Bu hususta dahi birçok hadisler vardır.

Nitekim Müslim'in de tahric ettiği Enes Radıyallahu Anh'tan gelen bir rivayette Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

«Yeryüzünde Allah Allah denilmeyinceye kadar kıyamet kopmaz.»

İktibas: Dilara yayınları - Ehli Sünnetin Nazarı
 

HARIS

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
406
Puanları
0
Beyhaki, İmam Ahmed ve Hakim'in de tahric ettikleri Sevban radıyallahu anh'tan gelen bir rivayette Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

«Sizler Horasan tarafından gelen siyah bayraklıları gördüğünüz zaman, derhal ona koşun. Çünkü muhakkak onların içinde Allah'ın halifesi (Muhammed bin Abdullah olan) Mehdi vardır.»

Aliyy-ul-Kari diyor ki; "Siyahtan murad müslümanların çokluğu olması da muhtemeldir."
"Ahirzamanın müsbet hakimleri, hususan Deccalın yalancı cennet ve cehenneminde bulunur." (Müslim, Fiten, 104, 109; İbn-i Mace, Fiten: 33; Müsned, 5:397)

"Sizden kim Deccal'e yetişirse Kehf Suresi'nin evvelini onun üzerine okusun. Bu surenin sonu Deccal'ın fitnesinden kurtuluşunuzdur.1

Ebu Ümame el-Bahili'den rivayet edilmiştir.

... kim onun (Deccal'in) cehenneminin belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kehf Suresi'nin ilk ayetlerini okusun ki ateş İbrahim (as)'a olduğu gibi bu ateş de o kimseye soğuk ve selamet olsun.2

... Her kim Deccal'in ateşi ile ibtila ve imtihan edilirse Allah'tan yardım istesin ve Kehf Suresi'nin baş tarafındaki ayetleri okusun. Bu suretle Deccal'in ateşi ona karşı soğuk ve selamet olur.3


1- Sünen-i Ebu Davud, 5/121
2- Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, Haydar Hatipoğlu, Kahraman Yayınları, c. 10, s.332
3- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, İmam Şa'rani, Bedir Yayınevi, s.494
Matüridî, Kitabü't-Tevhidinde, insanı ilme ulaştıran yolların iz'an (sağlam duyu organları ve bunlarla yapılan deney ve gözlem), haberler ve aklî istidlal olduğunu ve bilgiye ulaşabilmek için bu yolların hiç birisinden müstağni olunamayacağını söylüyor. Ona göre bunlardan her birinin sahasına giren bilgiler grubu vardır. Her bilgi alanına ancak kendisine götüren yolla gidilir. Duyularla elde edilen bilgiyi inkâr eden, inatçı ve kendisini beğenmiştir (Kitabü't-Tevhid Beyrut, 1970 s. 7-8).

Kıyamet alâmetlerinden ve âhirzaman vukuatından (olaylarından) ve Bâzı a'malin (amellerin) fazilet ve sevablarından bahseden hâdîs-i Şerife güzelce anlaşılmadığından, akıllarına güvenen bir kısım ehl-i ilim (ilim sahibi), onların bir kısmına zaîf (zayıf) veya mevzu (hadis) demişler. İMANI ZAYIF VE ENANİYETİ KAVİ bir kısım da, inkâra kadar gitmişler." (Sözler, sf. 355)

"Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında (fitnelerin olduğu, karışık bir zaman), elbette en büyük BİR MÜCTEHİD (ihtiyaç hasıl olduğunda ayet ve hadislerden hüküm çıkaran büyük İslam alimi ve önderi), hem en büyük BİR MÜCEDDİD (dini açıklayan büyük alim), hem HAKİM(Halife), hem MEHDİ (hidayete vesile olan), hem MÜRŞİD (doğru yolu gösteren), hem KUTB-U AZAM (en büyük yol gösterici) olarak BİR ZAT-I NURANİYİ (Nuru kuvvetli bir şahsı) gönderecek ve O ZAT da, Ehl-i Beyt-i Nebeviden (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) olacaktır... Kadir-i Zülcelal HZ. MEHDİ İLE DE, ALEM-İ İSLAM'IN ZULÜMATINI (İslam aleminin üzerindeki zulmü) DAĞITABİLİR. Ve vaad etmiştir, vaadini elbette yapacaktır." (Mektubat, sf. 411-412)

Herşeye gücü yeten Allah, Hz. Mehdi ile İslam'ın üstündeki karanlığı dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. Kudret-i İlahiye (Allah'ın gücü) noktasında gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab (sebepler bazında) ve hikmet-i Rabbaniye (Allah'ın dilemesi) noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua (gerçekleşmeye) layıktır ki; eğer muhbir-i Sadık'tan (doğru sözlü olan Peygamber (sav)) rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır diye ehl-i tefekkür (düşünenler) hükmeder." (Mektubat, ss.411-412)

"Fütühat-ül Mekkiye" isimli eserinde Muhyiddin Arabi şöyle bildirmektedir: ...Mehdi, dini peygamberin (s.a.v.) zamanında olduğu gibi aynen tetbik edecek. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak. Halis ve hakiki dinden başka hiç bir mezhep kalmayacak.
Onun düşmanları içtihad alimlerinin taklid edenleri olacak. Çünkü onlar Mehdi'nin mezhep imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklar, fakat karşı da gelemeyecekler...
Onun açık düşmanları fukaha (fikih alimleri) olacak. Çünkü halk arasında bir imtiyazları kalmayacak. Hatta ahkam hususunda ilimleri de azalacak. Bu imamın gelişiyle alimlerin hükümlerdeki anlaşmazlıkları da giderilecek.. Şayet elinde kılıç (silah) olmasaydı onun ölümüne fetva verirlerdi.

Kıyamet Alametleri, 186-187

İmam Rabbani bu konuda şöyle demektedir:
Geleceği vaad edilen Mehdi dinin tervicini (değerini artırmayı), sünnetin ihyasını (yeniden canlandırmasını) murad ettigi (istediği) zaman; bid'at ehl-i ile ameli adet edinen, hasene zannı ile dini karıştıran (dinin aslında, özünde olmayan seyleri, dinin emri oldugunu zanneden bazı insanlar) hayretle söyle diyecektir:

-Bu kimse (yani Mehdi) dinimizi kaldırmak ve şeriatımızı izale (mahvetmek) istiyor.
Mektubat-i Rabbani, 1/535

Mehdi'nin "mezhep imamlarinin tersine hükmedecegi" nin bildirilmesi, onun kendi reyi ile içtihat edeceğini göstermekterir. Bediüzzaman hazretleri, Mehdi için "en büyük bir müçtehid" hem en büyük müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürsid, hem kutb-u azam, olan bir zat'i nuraniyi gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i nebeviden olacaktır.
(Mektubat, 411)

و الله ما ادرى اصحاب رسول الله أنُسِّى (صلع) ام تناسوا، و الله ما ترك رسول الله من قائد فتنة الى ان تنقضى الدنيا يبلغ من معه ثلاثمائة فصاعدا الا قد سماه لنا رسول الله (صلع) باسمه و اسم ابيه و اسم قبيلته
*
“Allah’a kasem ederim ki, bilmiyorum acaba Peygamberin sahabelerine bu hadîsler unutturuldu mu, yoksa unuttular mı? Allah’a kasem ederim Resul-i Ekrem (A.S.M.) dünyanın sonuna kadar gelecek olan fitneleri ve o fitneleri çıkaran reisleri tâ üç yüzden daha fazla kimseleri bize isimleriyle, babalarının isimleriyle ve kabilelerinin isimleriyle haber verdi”. Ebu Davud, Fiten 1, (4243).

Mehdi a.s. ile İlgili Hadisler İmam Sahavî ve İbn Hacer el-Heytemi gibi âlimlerin yanı sıra İmam Celâleddin es-Suyûtî "el-Örfü'l-Verdî fi Ahbâri'l-Mehdî" ve "Kitabü'l-Keşf" adı altında Mehdî ile ilgili hadisleri bir kitabında toplamıştır. Bu eser Ali b. Hüsameddin el-Muttaki tarafından "el-Burhan fi Alâmâtî Mehdiyyi Âhiri'z-Zaman " adıyla yeni bir tasnif ile ilim dünyasına kazandırılmıştır. İbn Hâcer el-Heytemî de bu konuda "el-Kavlu'l-Muhtasar fi Alâmâtil-Mehdiyyil-Muntazar" adlı eserini telif etmiştir. Bu her iki eser Müşerref Gözcü tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. Mehdî ile ilgili hadisler yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Ebu Davut, Tirmizi, İbn Mâce, Ahmed b. Hanbel gibi büyük âlim ve muhaddisler tarafından kaydedilmiş hadislerdir.

"Kim bir müslümanı dini için tekfir ederse o kafir ve mürteddir. Eğer tevbe etmezse devlet-i şer’iyye tarafından boynu vurulur. Aynı şekilde ahirzamanda vadedilen Mehdi’yi inkar edenler de kafir ve mürteddir. Çünkü Ebu Bekir El-İskafi hadîsinde varid oldu ki, Resul-i Ekrem (A.S.M.) şöyle ferman etti: “Deccal’ı inkar eden kafirdir ve Mehdi’yi de inkar eden kafirdir.” Sarihan bunu inkar edenlerin küfründen korkulur”.

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-37)

"Tulu-i Fecirde, Beyt-i Makdis’de Hz. İsa bin Meryem (A.S.) nazil oluncaya kadar ümmetimden bir taife, daima hak üzerine mukatele edecektir. O vakit Hz. İsa (A.S.) Hz. Mehdî’nin üzerine nüzul eder. Ona “Ey Allah’ın Nebîsi! Öne geç, bize namazı kıldır” denir. O da “Bu ümmetin imamı kendisindendir, onların içinden birisi daima diğerlerine imamdır” der.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-38)

"Dünyanın ömrü bir gün kalsa bile muhakkak Allah bizden birisini (Mehdî’yi) gönderir. Onu hâkim kılarak zulümle dolmuş olan yeryüzünü adaletle doldurur”.

(En- Nihaye Fil Fiteni vel Melahim, İbn-i Kesir, c.1/s.23-1/23)



"Mehdî bizden, ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede ıslah eder.”

(En- Nihaye Fil Fiteni vel Melahim, İbn-i Kesir, c.1/s.23- 1/23)

"Allah-u Teala Biz Ehl-i Beyt’e, ahireti dünyâ üzerine tercih etti. Ve muhakkak Ehl-i Beytim, benden sonra bela ve musibetlere ve zülme ve nefye maruz kalacaklardır. Tâ ki doğu tarafından siyah sancaklılar gelinceye kadar. Onlar gelince ekmek isterler, onlara verilmez, onlar mukatele ederler ve galip olup, nusrete mazhar olurlar. O zaman istedikleri gıda yardımı kendilerine verilir, fakat onlar, tâ sancakları Ehl-i Beytim’den bir adama (Mehdî) verinceye kadar onların yardımını kabûl etmezler. Ve işi O’na teslim ederler. O Mehdî de hâkim olup, daha önce zulümle dolmuş olan yeryüzünü, adaletle doldurur. Sizden her kim ki o zamana kavuşursa, kar üzerinde, emekleyerek dahi olsa, şarktan çıkan o mücahidlere gidip tabi olsun”.

(En- Nihaye Fil Fiteni vel Melahim, İbn-i Kesir, c.1/s.25- 1/25)

Temim oğullarından orta boylu, esmer, meczum (hafif sakallı), kevsec (sakalı yanlarda az, aşağı tarafı uzun olan; diğer bir manası da Yemen asıllı) bir adam ki, ona Şuayb bin Salih denilir. Beyaz elbiseli, siyah sancaklı 4000 kişinin kumandanıdır. Mehdî’nin öncüsü olur ve kiminle mukatele ederse, harbde kim ona karşı çıkarsa onu öldürür.

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-41)

"Siyah sancaklılar, Abbasoğulları içinden çıkar. Sonra bir başka defa da Horasan’dan çıkar ki; takkeleri siyah, elbiseleri beyazdır. Onların kumandanı Temim’den Şuayb bin Salih denilen bir adamdır ki, Süfyanî’nin adamlarını hezimete uğratır. Ta Beyt-i Makdis’e iner, Mehdî’nin hakimiyetine zemin hazırlar, ona Şam’dan üçyüz kişi yardım eder, onun hurucuyla Mehdî’ye emrin teslim edilmesi arasında yetmiş iki ay zaman vardır.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi -42)
"Ve muhakkak Siyah Sancaklılar çıkar, Süfyanî ile harb ederler. O siyah sancaklıların içinde Beni Haşim’den bir genç vardır ki, sol avucunda bir ben vardır. Onun ordusunun başında, Temim’li Şuayb bin Salih diye çağrılan bir adam vardır. O kumandan Süfyanî’leri hezimete uğratır. Ve Süfyanî çıktığı zaman ordusunu Horasan ahalisine gönderir ve o ordu Mehdî’ye karşı çıkar. O (Süfyanî), Haşimî ile beraber olan Şuayb bin Salih’in kumandası altındaki siyah sancaklılarla “İstehar” kapısında karşılaşırlar. Aralarında büyük bir harb olur. Siyah sancaklılar galip gelir ve Süfyanî’nin ordusu kaçar. Bu sırada insanlar Mehdî’yi temenni ediyor ve arıyorlardır.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi -40)

"Süfyanî 360 süvariyle çıkıp, tâ Dımeşk’e geldiğinde, daha üzerinden bir ay geçmeden Kelb’den 30.000 kişi ona tabi olur. O da ordusunu Irak’a gönderir ve Zevra denilen bölgede 100.000 kişiyi katl eder. Ve Kûfe’ye çıkarlar ve orayı talan edip harab ederler. Bu sırada doğudan bir sancak çıkar ki, ona kendisine Şuayb bin Salih denilen Temim’den bir zat kumandanlık eder. Onların ellerindeki Kûfe ahalisinden olan esirleri kurtarır ve o Süfyanîleri öldürür.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-38)

"İnsanlar Onu (Mehdî’yi) gördüklerinde Şam’ın ebdalları ve Irak’ın aşiretleri ona gelir ve biat ederler. Ve Kureyş’ten bir adam çıkar ki dayıları kelbdir. Mehdî onları katledecek bir orduyu üzerlerine gönderir. Onlar mağlub edilip, ganimetleri taksim edilir. Ve Mehdî insanlar arasında peygamberlerinin sünnetiyle amel eder.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-40)

"Emr-i dinin başına geçecek olan zatın yani Hz. Mehdî’nin iki gaybubeti vardır. Birinci gaybubeti öyle uzun olur ki hatta insanlar onun vefat ettiğini bazıları da gittiğini zannederler. Ne bir veli ne de başkası onun nerede olduğuna muttali olamaz. Ancak onu idare eden ve mütevelli-yi umuru olan Cenab-ı Hak müstesna. İkinci defa Mekke dağlarında gizlenir. Kimse ona muttali olmaz.”

(El- İşâa Lieşrât-iss Sâat-88)

4982 - Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "rumlar(HIRİSTİYANLAR), A'mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçe Kıyamet kopmaz(IRAK). Onlara karşı Medine'den(ŞEHİRDEN) bir ordu çıkar. Bunlar o gün Arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, rumlar:

"Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!" derler. Müslümanlar da:

"Hayır" Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz" derler. Bunun üzerine (müslümanlar) onlarla harb eder. bunlardan üçte biri inhizama uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez(YAĞMALAMA YAPANLAR). Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nida atar:

"Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!"

Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber bâtıldır. Şam'a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'ın düşmanı, Hz. İsa'yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir."

Müslim, Fiten 34, (2897).

Ümmü Seleme (r.a.)den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur.
Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar. Mekke halkından bir grup onu, istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Hacer-i Esved’le Makamı İbrahim arasında ona biat ederler.
Sünen-i Ebu Davud, 5/94
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 20


Hz. Mehdi insanların “Eğer kabul etmezsen, senin boynunu vururuz.” şeklindeki zorlamalarından sonra Rükün ve Makam arasında biatleri kabul edecektir. Onun yanına, büyük bir fitneden sonra kendilerine hükmetmesi için gidilecek ve ancak ölümle tehdit edildikten sonra başa geçmeye razı olacaktır. Ondan sonra insanlar arasında bir damla kan dökülmeyecektir.
Hz.Mehdi istemediği halde ona biat edeceklerdir. Daha sonra Hz. Mehdi, onlara 2 rekat namaz kıldıracak ve Makam’ın yanında minbere çıkacaktır.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 34,50 44

4390 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Horasan'dan siyah bayraklar çıkacak. Bu bayrakları hiçbir şey geri çeviremeyecek ve mutlaka İlya'ya (Kudüs şehrine) dikilecek."
Tirmizi, Fiten 79, (2270).

"Ashab-ı Kehf, İsa'nın yardımcıları olacaklardır." İsa (as) Mehdi zamanında yere inecektir. Mehdi, Deccal'in katlinde İsa'ya (as) muvafakat eder. Onun saltanatı zamanında, Ramazan ayının on dördünde Güneş tutulacaktır; o ayın ilkinde ise ay kararacak. Bunların oluşu, adetin ve müneccimlerin hesabı hilafına (tahmin edilmeyen, umulmadık şekilde) olacaktır. (İmam Rabbani, Mektubat, c. 2, 380. Mektup, s. 1162-1163)

"Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi'nin gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudumünü (gelişini), Hatem'ür-resül Resullullah (sav) Efendimiz müjdelemiştir. İsa (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten sonra, nüzul edecektir (inecektir)..." (İmam Rabbani, Mektubat, c. 1, 209. Mektup, s. 440)

http://img406.imageshack.us/img406/3644/ntharsal7ja.jpg

http://img164.imageshack.us/img164/7084/mehdiyebiat7xi.jpg

"Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?" diye sordular. Oradakiler: ‘Evet!’ deyince, şöyle buyurdular: "İshakoğullarından yetmiş bin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyâmet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bunun üzerine şehrin deniz tarafı düşer. Sonra askerleri ikinci kere, "Lailahe illallahu vallahu ekber" derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münadi gelip: "Deccal çıktı!" diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler" (Müslim, Fiten 78, h. no: 2920)
Fasıl:FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜKonu:Zamanla Vukua Gelecek Fitne Ve HevalarKaynak:Ebu Davud, Melahim 1, (4286, 4288, 4289)Ravi (r.a.):Ümmü SelemeHadis:Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir halifenin ölümü anında (ehl-i hal ve akd arasında) ihtilaf olacak. (O zaman) Medine ahalisinden bir adam (Mehdi) kaçarak Mekke'ye gidecek. Mekke halkından bir kısmı ona gelecek ve (fitne çıkar korkusuyla) istemediği halde onu (evinden) çıkaracaklar. Rükn ile Makam arasında ona biat edecekler. Onları (ortadan kaldırmak için) Şam'dan bir ordu gönderilecek. Ordu Mekke-Medine arasındaki el-Beyda'da yere batırılacak. İnsanlar bu (kerameti) görünce Şam'ın ebdalı ve Irak ahalisinin velileri ona gelip biat ederler. Sonra Kureyş'ten dayıları Kelb kabilesinden olan bir adam zuhur eder ve (Mehdi ve adamlarına) karşı bir ordu gönderir. Ama onlar bu orduya galebe çalarlar. Bu ordu, Kelbi'nin (ihtirasıyla çıkarılmış) bir ordudur. Bu Kelbi'nin ganimetine iştirak edemeyen zarara uğramıştır. (Mehdi, malı taksim eder. Halk arasında peygamberlerinin sünnetini (ihya eder ve onun) ile amel eder. İslam yeryüzünde yerleşir. Yedi yıl hayatta kalır. -Bazı raviler dokuz yıl demiştir.- Sonra ölür ve Müslümanlar cenaze namazını kılarlar." Kayıt No.:4770

MAHMUD ES'AD COŞAN

Ben bazı arkadaşlara dedim ki: "Bakın Mehdi kıyamet alametlerinden birisidir, çıkacak. Onun zamanında yaşayan insanlar, (velev habven ales selci) buz üzerinde emekleyerek dahi olsa, ona ulaşıp, onun askeri olmaları lâzım!..."

Mehdi sevgisi hepimizin içinde vardır. Mehdi'ye bağlanmak arzusu hepimizin arzusudur... (Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN, "Güncel Meseleler")

Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle ise o eşhas (şahıslar), hatta o müthiş Deccal dahi çıktığı zaman çokları, hatta kendisi de bidayeten (açıkça) Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u imanın (imanın ışığı) dikkatiyle, o eşhas-ı ahir zaman (ahir zaman şahısları) tanınabilir. (Sözler, s. 344)

İmam Suyuti de, El Havi Lil Fetava adlı kitabı ve El İ'lam bi Hukmi İsa adlı risalesinde, konuyla ilgili tüm hadislere yer verdikten sonra, bu hadislerin mütevatir olduklarını bildirmiştir:

Hadis ilmine vakıf olanlara gizli kalmayacağı üzere, bu hususta zikrettiğimiz bütün hadisler mütevatir derecesine ulaşmıştır. Dolayısıyla Mehdi Muntazar (beklenen Mehdi) hakkındaki hadis-i şerifler mütevatir olduğu gibi, Deccal hakkındaki hadis-i şerifler de tevatür derecesine ulaşmış olup, Hz. İsa'nın inişiyle ilgili hadis-i şerifler de mütevatirdir. (El Havi, 2/277)

http://img51.imageshack.us/img51/6042/48my1.jpg

http://img87.imageshack.us/img87/7592/50so.jpg

http://img51.imageshack.us/img51/4844/64sw.jpg

http://img133.imageshack.us/img133/3072/77qv.jpg

http://img133.imageshack.us/img133/17/89ii.jpg
 

HARIS

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
406
Puanları
0
Beyhaki, İmam Ahmed ve Hakim'in de tahric ettikleri Sevban radıyallahu anh'tan gelen bir rivayette Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

«Sizler Horasan tarafından gelen siyah bayraklıları gördüğünüz zaman, derhal ona koşun. Çünkü muhakkak onların içinde Allah'ın halifesi (Muhammed bin Abdullah olan) Mehdi vardır.»

Aliyy-ul-Kari diyor ki; "Siyahtan murad müslümanların çokluğu olması da muhtemeldir."
"Ahirzamanın müsbet hakimleri, hususan Deccalın yalancı cennet ve cehenneminde bulunur." (Müslim, Fiten, 104, 109; İbn-i Mace, Fiten: 33; Müsned, 5:397)

"Sizden kim Deccal'e yetişirse Kehf Suresi'nin evvelini onun üzerine okusun. Bu surenin sonu Deccal'ın fitnesinden kurtuluşunuzdur.1

Ebu Ümame el-Bahili'den rivayet edilmiştir.

... kim onun (Deccal'in) cehenneminin belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kehf Suresi'nin ilk ayetlerini okusun ki ateş İbrahim (as)'a olduğu gibi bu ateş de o kimseye soğuk ve selamet olsun.2

... Her kim Deccal'in ateşi ile ibtila ve imtihan edilirse Allah'tan yardım istesin ve Kehf Suresi'nin baş tarafındaki ayetleri okusun. Bu suretle Deccal'in ateşi ona karşı soğuk ve selamet olur.3


1- Sünen-i Ebu Davud, 5/121
2- Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, Haydar Hatipoğlu, Kahraman Yayınları, c. 10, s.332
3- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, İmam Şa'rani, Bedir Yayınevi, s.494
Matüridî, Kitabü't-Tevhidinde, insanı ilme ulaştıran yolların iz'an (sağlam duyu organları ve bunlarla yapılan deney ve gözlem), haberler ve aklî istidlal olduğunu ve bilgiye ulaşabilmek için bu yolların hiç birisinden müstağni olunamayacağını söylüyor. Ona göre bunlardan her birinin sahasına giren bilgiler grubu vardır. Her bilgi alanına ancak kendisine götüren yolla gidilir. Duyularla elde edilen bilgiyi inkâr eden, inatçı ve kendisini beğenmiştir (Kitabü't-Tevhid Beyrut, 1970 s. 7-8).

Kıyamet alâmetlerinden ve âhirzaman vukuatından (olaylarından) ve Bâzı a'malin (amellerin) fazilet ve sevablarından bahseden hâdîs-i Şerife güzelce anlaşılmadığından, akıllarına güvenen bir kısım ehl-i ilim (ilim sahibi), onların bir kısmına zaîf (zayıf) veya mevzu (hadis) demişler. İMANI ZAYIF VE ENANİYETİ KAVİ bir kısım da, inkâra kadar gitmişler." (Sözler, sf. 355)

"Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında (fitnelerin olduğu, karışık bir zaman), elbette en büyük BİR MÜCTEHİD (ihtiyaç hasıl olduğunda ayet ve hadislerden hüküm çıkaran büyük İslam alimi ve önderi), hem en büyük BİR MÜCEDDİD (dini açıklayan büyük alim), hem HAKİM(Halife), hem MEHDİ (hidayete vesile olan), hem MÜRŞİD (doğru yolu gösteren), hem KUTB-U AZAM (en büyük yol gösterici) olarak BİR ZAT-I NURANİYİ (Nuru kuvvetli bir şahsı) gönderecek ve O ZAT da, Ehl-i Beyt-i Nebeviden (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) olacaktır... Kadir-i Zülcelal HZ. MEHDİ İLE DE, ALEM-İ İSLAM'IN ZULÜMATINI (İslam aleminin üzerindeki zulmü) DAĞITABİLİR. Ve vaad etmiştir, vaadini elbette yapacaktır." (Mektubat, sf. 411-412)

Herşeye gücü yeten Allah, Hz. Mehdi ile İslam'ın üstündeki karanlığı dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. Kudret-i İlahiye (Allah'ın gücü) noktasında gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab (sebepler bazında) ve hikmet-i Rabbaniye (Allah'ın dilemesi) noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua (gerçekleşmeye) layıktır ki; eğer muhbir-i Sadık'tan (doğru sözlü olan Peygamber (sav)) rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır diye ehl-i tefekkür (düşünenler) hükmeder." (Mektubat, ss.411-412)

"Fütühat-ül Mekkiye" isimli eserinde Muhyiddin Arabi şöyle bildirmektedir: ...Mehdi, dini peygamberin (s.a.v.) zamanında olduğu gibi aynen tetbik edecek. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak. Halis ve hakiki dinden başka hiç bir mezhep kalmayacak.
Onun düşmanları içtihad alimlerinin taklid edenleri olacak. Çünkü onlar Mehdi'nin mezhep imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklar, fakat karşı da gelemeyecekler...
Onun açık düşmanları fukaha (fikih alimleri) olacak. Çünkü halk arasında bir imtiyazları kalmayacak. Hatta ahkam hususunda ilimleri de azalacak. Bu imamın gelişiyle alimlerin hükümlerdeki anlaşmazlıkları da giderilecek.. Şayet elinde kılıç (silah) olmasaydı onun ölümüne fetva verirlerdi.

Kıyamet Alametleri, 186-187

İmam Rabbani bu konuda şöyle demektedir:
Geleceği vaad edilen Mehdi dinin tervicini (değerini artırmayı), sünnetin ihyasını (yeniden canlandırmasını) murad ettigi (istediği) zaman; bid'at ehl-i ile ameli adet edinen, hasene zannı ile dini karıştıran (dinin aslında, özünde olmayan seyleri, dinin emri oldugunu zanneden bazı insanlar) hayretle söyle diyecektir:

-Bu kimse (yani Mehdi) dinimizi kaldırmak ve şeriatımızı izale (mahvetmek) istiyor.
Mektubat-i Rabbani, 1/535

Mehdi'nin "mezhep imamlarinin tersine hükmedecegi" nin bildirilmesi, onun kendi reyi ile içtihat edeceğini göstermekterir. Bediüzzaman hazretleri, Mehdi için "en büyük bir müçtehid" hem en büyük müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürsid, hem kutb-u azam, olan bir zat'i nuraniyi gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i nebeviden olacaktır.
(Mektubat, 411)

و الله ما ادرى اصحاب رسول الله أنُسِّى (صلع) ام تناسوا، و الله ما ترك رسول الله من قائد فتنة الى ان تنقضى الدنيا يبلغ من معه ثلاثمائة فصاعدا الا قد سماه لنا رسول الله (صلع) باسمه و اسم ابيه و اسم قبيلته
*
“Allah’a kasem ederim ki, bilmiyorum acaba Peygamberin sahabelerine bu hadîsler unutturuldu mu, yoksa unuttular mı? Allah’a kasem ederim Resul-i Ekrem (A.S.M.) dünyanın sonuna kadar gelecek olan fitneleri ve o fitneleri çıkaran reisleri tâ üç yüzden daha fazla kimseleri bize isimleriyle, babalarının isimleriyle ve kabilelerinin isimleriyle haber verdi”. Ebu Davud, Fiten 1, (4243).

Mehdi a.s. ile İlgili Hadisler İmam Sahavî ve İbn Hacer el-Heytemi gibi âlimlerin yanı sıra İmam Celâleddin es-Suyûtî "el-Örfü'l-Verdî fi Ahbâri'l-Mehdî" ve "Kitabü'l-Keşf" adı altında Mehdî ile ilgili hadisleri bir kitabında toplamıştır. Bu eser Ali b. Hüsameddin el-Muttaki tarafından "el-Burhan fi Alâmâtî Mehdiyyi Âhiri'z-Zaman " adıyla yeni bir tasnif ile ilim dünyasına kazandırılmıştır. İbn Hâcer el-Heytemî de bu konuda "el-Kavlu'l-Muhtasar fi Alâmâtil-Mehdiyyil-Muntazar" adlı eserini telif etmiştir. Bu her iki eser Müşerref Gözcü tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. Mehdî ile ilgili hadisler yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Ebu Davut, Tirmizi, İbn Mâce, Ahmed b. Hanbel gibi büyük âlim ve muhaddisler tarafından kaydedilmiş hadislerdir.

"Kim bir müslümanı dini için tekfir ederse o kafir ve mürteddir. Eğer tevbe etmezse devlet-i şer’iyye tarafından boynu vurulur. Aynı şekilde ahirzamanda vadedilen Mehdi’yi inkar edenler de kafir ve mürteddir. Çünkü Ebu Bekir El-İskafi hadîsinde varid oldu ki, Resul-i Ekrem (A.S.M.) şöyle ferman etti: “Deccal’ı inkar eden kafirdir ve Mehdi’yi de inkar eden kafirdir.” Sarihan bunu inkar edenlerin küfründen korkulur”.

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-37)

"Tulu-i Fecirde, Beyt-i Makdis’de Hz. İsa bin Meryem (A.S.) nazil oluncaya kadar ümmetimden bir taife, daima hak üzerine mukatele edecektir. O vakit Hz. İsa (A.S.) Hz. Mehdî’nin üzerine nüzul eder. Ona “Ey Allah’ın Nebîsi! Öne geç, bize namazı kıldır” denir. O da “Bu ümmetin imamı kendisindendir, onların içinden birisi daima diğerlerine imamdır” der.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-38)

"Dünyanın ömrü bir gün kalsa bile muhakkak Allah bizden birisini (Mehdî’yi) gönderir. Onu hâkim kılarak zulümle dolmuş olan yeryüzünü adaletle doldurur”.

(En- Nihaye Fil Fiteni vel Melahim, İbn-i Kesir, c.1/s.23-1/23)



"Mehdî bizden, ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede ıslah eder.”

(En- Nihaye Fil Fiteni vel Melahim, İbn-i Kesir, c.1/s.23- 1/23)

"Allah-u Teala Biz Ehl-i Beyt’e, ahireti dünyâ üzerine tercih etti. Ve muhakkak Ehl-i Beytim, benden sonra bela ve musibetlere ve zülme ve nefye maruz kalacaklardır. Tâ ki doğu tarafından siyah sancaklılar gelinceye kadar. Onlar gelince ekmek isterler, onlara verilmez, onlar mukatele ederler ve galip olup, nusrete mazhar olurlar. O zaman istedikleri gıda yardımı kendilerine verilir, fakat onlar, tâ sancakları Ehl-i Beytim’den bir adama (Mehdî) verinceye kadar onların yardımını kabûl etmezler. Ve işi O’na teslim ederler. O Mehdî de hâkim olup, daha önce zulümle dolmuş olan yeryüzünü, adaletle doldurur. Sizden her kim ki o zamana kavuşursa, kar üzerinde, emekleyerek dahi olsa, şarktan çıkan o mücahidlere gidip tabi olsun”.

(En- Nihaye Fil Fiteni vel Melahim, İbn-i Kesir, c.1/s.25- 1/25)

Temim oğullarından orta boylu, esmer, meczum (hafif sakallı), kevsec (sakalı yanlarda az, aşağı tarafı uzun olan; diğer bir manası da Yemen asıllı) bir adam ki, ona Şuayb bin Salih denilir. Beyaz elbiseli, siyah sancaklı 4000 kişinin kumandanıdır. Mehdî’nin öncüsü olur ve kiminle mukatele ederse, harbde kim ona karşı çıkarsa onu öldürür.

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-41)

"Siyah sancaklılar, Abbasoğulları içinden çıkar. Sonra bir başka defa da Horasan’dan çıkar ki; takkeleri siyah, elbiseleri beyazdır. Onların kumandanı Temim’den Şuayb bin Salih denilen bir adamdır ki, Süfyanî’nin adamlarını hezimete uğratır. Ta Beyt-i Makdis’e iner, Mehdî’nin hakimiyetine zemin hazırlar, ona Şam’dan üçyüz kişi yardım eder, onun hurucuyla Mehdî’ye emrin teslim edilmesi arasında yetmiş iki ay zaman vardır.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi -42)
"Ve muhakkak Siyah Sancaklılar çıkar, Süfyanî ile harb ederler. O siyah sancaklıların içinde Beni Haşim’den bir genç vardır ki, sol avucunda bir ben vardır. Onun ordusunun başında, Temim’li Şuayb bin Salih diye çağrılan bir adam vardır. O kumandan Süfyanî’leri hezimete uğratır. Ve Süfyanî çıktığı zaman ordusunu Horasan ahalisine gönderir ve o ordu Mehdî’ye karşı çıkar. O (Süfyanî), Haşimî ile beraber olan Şuayb bin Salih’in kumandası altındaki siyah sancaklılarla “İstehar” kapısında karşılaşırlar. Aralarında büyük bir harb olur. Siyah sancaklılar galip gelir ve Süfyanî’nin ordusu kaçar. Bu sırada insanlar Mehdî’yi temenni ediyor ve arıyorlardır.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi -40)

"Süfyanî 360 süvariyle çıkıp, tâ Dımeşk’e geldiğinde, daha üzerinden bir ay geçmeden Kelb’den 30.000 kişi ona tabi olur. O da ordusunu Irak’a gönderir ve Zevra denilen bölgede 100.000 kişiyi katl eder. Ve Kûfe’ye çıkarlar ve orayı talan edip harab ederler. Bu sırada doğudan bir sancak çıkar ki, ona kendisine Şuayb bin Salih denilen Temim’den bir zat kumandanlık eder. Onların ellerindeki Kûfe ahalisinden olan esirleri kurtarır ve o Süfyanîleri öldürür.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-38)

"İnsanlar Onu (Mehdî’yi) gördüklerinde Şam’ın ebdalları ve Irak’ın aşiretleri ona gelir ve biat ederler. Ve Kureyş’ten bir adam çıkar ki dayıları kelbdir. Mehdî onları katledecek bir orduyu üzerlerine gönderir. Onlar mağlub edilip, ganimetleri taksim edilir. Ve Mehdî insanlar arasında peygamberlerinin sünnetiyle amel eder.”

(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-40)

"Emr-i dinin başına geçecek olan zatın yani Hz. Mehdî’nin iki gaybubeti vardır. Birinci gaybubeti öyle uzun olur ki hatta insanlar onun vefat ettiğini bazıları da gittiğini zannederler. Ne bir veli ne de başkası onun nerede olduğuna muttali olamaz. Ancak onu idare eden ve mütevelli-yi umuru olan Cenab-ı Hak müstesna. İkinci defa Mekke dağlarında gizlenir. Kimse ona muttali olmaz.”

(El- İşâa Lieşrât-iss Sâat-88)

4982 - Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "rumlar(HIRİSTİYANLAR), A'mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçe Kıyamet kopmaz(IRAK). Onlara karşı Medine'den(ŞEHİRDEN) bir ordu çıkar. Bunlar o gün Arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, rumlar:

"Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!" derler. Müslümanlar da:

"Hayır" Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz" derler. Bunun üzerine (müslümanlar) onlarla harb eder. bunlardan üçte biri inhizama uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez(YAĞMALAMA YAPANLAR). Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nida atar:

"Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!"

Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber bâtıldır. Şam'a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'ın düşmanı, Hz. İsa'yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir."

Müslim, Fiten 34, (2897).

Ümmü Seleme (r.a.)den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur.
Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar. Mekke halkından bir grup onu, istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Hacer-i Esved’le Makamı İbrahim arasında ona biat ederler.
Sünen-i Ebu Davud, 5/94
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 20


Hz. Mehdi insanların “Eğer kabul etmezsen, senin boynunu vururuz.” şeklindeki zorlamalarından sonra Rükün ve Makam arasında biatleri kabul edecektir. Onun yanına, büyük bir fitneden sonra kendilerine hükmetmesi için gidilecek ve ancak ölümle tehdit edildikten sonra başa geçmeye razı olacaktır. Ondan sonra insanlar arasında bir damla kan dökülmeyecektir.
Hz.Mehdi istemediği halde ona biat edeceklerdir. Daha sonra Hz. Mehdi, onlara 2 rekat namaz kıldıracak ve Makam’ın yanında minbere çıkacaktır.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 34,50 44

4390 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Horasan'dan siyah bayraklar çıkacak. Bu bayrakları hiçbir şey geri çeviremeyecek ve mutlaka İlya'ya (Kudüs şehrine) dikilecek."
Tirmizi, Fiten 79, (2270).

"Ashab-ı Kehf, İsa'nın yardımcıları olacaklardır." İsa (as) Mehdi zamanında yere inecektir. Mehdi, Deccal'in katlinde İsa'ya (as) muvafakat eder. Onun saltanatı zamanında, Ramazan ayının on dördünde Güneş tutulacaktır; o ayın ilkinde ise ay kararacak. Bunların oluşu, adetin ve müneccimlerin hesabı hilafına (tahmin edilmeyen, umulmadık şekilde) olacaktır. (İmam Rabbani, Mektubat, c. 2, 380. Mektup, s. 1162-1163)

"Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi'nin gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudumünü (gelişini), Hatem'ür-resül Resullullah (sav) Efendimiz müjdelemiştir. İsa (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten sonra, nüzul edecektir (inecektir)..." (İmam Rabbani, Mektubat, c. 1, 209. Mektup, s. 440)

http://img406.imageshack.us/img406/3644/ntharsal7ja.jpg

http://img164.imageshack.us/img164/7084/mehdiyebiat7xi.jpg

"Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?" diye sordular. Oradakiler: ‘Evet!’ deyince, şöyle buyurdular: "İshakoğullarından yetmiş bin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyâmet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bunun üzerine şehrin deniz tarafı düşer. Sonra askerleri ikinci kere, "Lailahe illallahu vallahu ekber" derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münadi gelip: "Deccal çıktı!" diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler" (Müslim, Fiten 78, h. no: 2920)
Fasıl:FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜKonu:Zamanla Vukua Gelecek Fitne Ve HevalarKaynak:Ebu Davud, Melahim 1, (4286, 4288, 4289)Ravi (r.a.):Ümmü SelemeHadis:Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir halifenin ölümü anında (ehl-i hal ve akd arasında) ihtilaf olacak. (O zaman) Medine ahalisinden bir adam (Mehdi) kaçarak Mekke'ye gidecek. Mekke halkından bir kısmı ona gelecek ve (fitne çıkar korkusuyla) istemediği halde onu (evinden) çıkaracaklar. Rükn ile Makam arasında ona biat edecekler. Onları (ortadan kaldırmak için) Şam'dan bir ordu gönderilecek. Ordu Mekke-Medine arasındaki el-Beyda'da yere batırılacak. İnsanlar bu (kerameti) görünce Şam'ın ebdalı ve Irak ahalisinin velileri ona gelip biat ederler. Sonra Kureyş'ten dayıları Kelb kabilesinden olan bir adam zuhur eder ve (Mehdi ve adamlarına) karşı bir ordu gönderir. Ama onlar bu orduya galebe çalarlar. Bu ordu, Kelbi'nin (ihtirasıyla çıkarılmış) bir ordudur. Bu Kelbi'nin ganimetine iştirak edemeyen zarara uğramıştır. (Mehdi, malı taksim eder. Halk arasında peygamberlerinin sünnetini (ihya eder ve onun) ile amel eder. İslam yeryüzünde yerleşir. Yedi yıl hayatta kalır. -Bazı raviler dokuz yıl demiştir.- Sonra ölür ve Müslümanlar cenaze namazını kılarlar." Kayıt No.:4770

MAHMUD ES'AD COŞAN

Ben bazı arkadaşlara dedim ki: "Bakın Mehdi kıyamet alametlerinden birisidir, çıkacak. Onun zamanında yaşayan insanlar, (velev habven ales selci) buz üzerinde emekleyerek dahi olsa, ona ulaşıp, onun askeri olmaları lâzım!..."

Mehdi sevgisi hepimizin içinde vardır. Mehdi'ye bağlanmak arzusu hepimizin arzusudur... (Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN, "Güncel Meseleler")

Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle ise o eşhas (şahıslar), hatta o müthiş Deccal dahi çıktığı zaman çokları, hatta kendisi de bidayeten (açıkça) Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u imanın (imanın ışığı) dikkatiyle, o eşhas-ı ahir zaman (ahir zaman şahısları) tanınabilir. (Sözler, s. 344)

İmam Suyuti de, El Havi Lil Fetava adlı kitabı ve El İ'lam bi Hukmi İsa adlı risalesinde, konuyla ilgili tüm hadislere yer verdikten sonra, bu hadislerin mütevatir olduklarını bildirmiştir:

Hadis ilmine vakıf olanlara gizli kalmayacağı üzere, bu hususta zikrettiğimiz bütün hadisler mütevatir derecesine ulaşmıştır. Dolayısıyla Mehdi Muntazar (beklenen Mehdi) hakkındaki hadis-i şerifler mütevatir olduğu gibi, Deccal hakkındaki hadis-i şerifler de tevatür derecesine ulaşmış olup, Hz. İsa'nın inişiyle ilgili hadis-i şerifler de mütevatirdir. (El Havi, 2/277)

http://img51.imageshack.us/img51/6042/48my1.jpg

http://img87.imageshack.us/img87/7592/50so.jpg

http://img51.imageshack.us/img51/4844/64sw.jpg

http://img133.imageshack.us/img133/3072/77qv.jpg

http://img133.imageshack.us/img133/17/89ii.jpg
 

Satuk Buğra

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
1,121
Puanları
0
Yaş
50
Hidayet nasip olmadımı, Zekeriyya peygamberde olsa, tevrat alimi yesakar onu kabul etmez. Tevrat alimi olmaları onlara İsa Bin Meryemi peygamberliğinin tasdik etmenin önündeki en büyük engel olur. Fıtratı bozulmamış bir yahudi çobanı Rasulullaha iman edebilir ancak, onu çocuklarından daha iyi tanıyan medinenin yahudi uleması iman edemez. Tarih tekerrürden ibaret, insanoğlu bu günde aynı şeyi yapıyor. İlimleriyle kitaplarıyla hakkın karşısında yer alıyor çağdaş yesekarlığa yerbaamlığa soyunuyorlar, hemde islam adına Allah adına. Ey İslam ümmeti, Rasulullahın müjdesi Selmanın Kavmi, Ehli Beytin liderliği altında bir İslam devleti kurmuş, işte size sunulmuş bir nimet, İran İslam İnkılabı. Bu İslam İnkılabı bütün İslam Ümmetini vahdete çağırıyor ve bu güne kadar bütün faaliyetleri bu projeyi gerçekleştirme üzerine bina edilmiş. Artık bunu bırakıpda yahudileri, hristiyanları dost edinip onlarla diyalog sofralarında, İslam İnkılabını arkadan hançerlemekle Allah Tealanın sizi Cennetine sokacağınımı sanıyorsunuz. Samimi müslümanlara Allah basiret versin, hakkı görmemek için Kuranı İslamı, Tevrat gibi hakkı inkara kullanan çağdaş yesakarlardan islam alemini korusun.
 

HARIS

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
406
Puanları
0
Hidayet nasip olmadımı, Zekeriyya peygamberde olsa, tevrat alimi yesakar onu kabul etmez. Tevrat alimi olmaları onlara İsa Bin Meryemi peygamberliğinin tasdik etmenin önündeki en büyük engel olur. Fıtratı bozulmamış bir yahnudi çobanı Rasulullaha iman edebilir ancak, onu çocuklarından daha iyi tanıyon medineni yahudi uleması iman edemez. Tarih tekerrürden ibaret, insanoğlu bu günde aynı şeyi yapıyor. İlimleriyle kitaplarıyla hakkın karşısında yer alıyor çağdaş yesekarlığa yerbaamlığa soyunuyorlar, hemde islam adına Allah adına. Ey İslam ümmeti, Rasulullahın müjdesi Selmanın Kavmi, Ehli Beytin liderliği altında işte size sunulmuş bir nimet, İran İslam İnkılabı. Bu İszalm İnkılabı bütün İslam Ümmetini vahdete çağırıyor ve bu güne kadar bütün faaliyetleri bu projeyi gerçekleştirme üzerine bina edilmiş. Artık bunu bırakıpda yahudileri, hristiyanları dost edinip onlarla diyalog sofralarında, İslam İnkılabını arkadan hançerlemekle Allah Tealanın size Cennetini ikram edeceğinizimi sanıyorsunuz. Samimi müslümanlara Allah basiret versin, hakkı görmemek için Kuranı İslamı Tevrat gibi hakkı inkara kullanan çağdaş yesakarlardan islam alemini korusun.
Kardeşim Sende Çok Sabırsızsın... !

508/4. Horasan'dan siyah bayraklılar çıkar ve İlya'ya (Kudüs'e) kadar önlerinde bir şey tutunamaz.

Hz. Ebû Hüreyre RA


33/5. Siyah bayraklar gelip de karşınıza çıktında, Farslılar'a ikramda bulunun. Zira sizin devletiniz onlarla beraberdir.

Hz. İbn-i Abbas RA
 
Üst