Mahmut Abbas'ın İhaneti Gözden Kaçtı mı? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Mahmut Abbas'ın İhaneti Gözden Kaçtı mı?

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
El-Cezire’nin Belgeleri Sarsıyor… Abbas Zor Durumda!

El Cezire'nin yayınladığı belgelerle köşeye sıkışan FKÖ lideri Abbas belgeleri yalanlama telaşında. Yeni belgeler ise yolda...

Mahmud Abbas, İsrail ve Filistin arasındaki barış müzakereleriyle ilgili olarak sızdırılan gizli belgelerin "kasıtlı olarak karıştırıldığını" iddia etti. Abbas, Mısır'ın başkenti Kahire'de yaptığı açıklamada, belgelerin ortaya çıkmasına şaşırdığını, El Cezire'nin bu belgelere nereden ulaştığını bilmediğini belirterek, ''Arap kardeşlerimizden bir şey saklamıyoruz. Kasıtlı olarak kafa karıştırılmak isteniyor'' iddiasında bulundu.
El Cezire televizyonu tarafından yayınlanan ve Guardian gazetesiyle paylaşılan belgelerde, Filistinli müzakerecilerin İsrail'e büyük imtiyazlar verdiği belirtiliyor.


DOĞU KUDÜS'Ü İSRAİL'E BIRAKMIŞLAR
Bu vaatler arasında Filistin tarafının Doğu Kudüs'ün neredeyse tamamını İsrail'e vermeye hazır olduğu da yer alıyor.
Amerikalı, Filistinli ve İsrailli yetkililerin 2008 Haziran'ında gerçekleşen görüşmesinin deşifrelerinde, Filistinli temsilci Ahmed Kureya'nın, tek bir yer dışında Doğu Kudüs'teki tüm Yahudi yerleşim birimlerini İsrail'e verdiği belirtiliyor.


GAZZE SALDIRISINDA FKÖ 'TİYO' VERMİŞ!
''Ortadoğu tarihindeki en büyük belge sızıntısı" olarak adlandırılan belgelerde İngiliz istihbaratının Filistin topraklarındaki Hamas'ı bertaraf etmek için gizli bir plan hazırlanmasındaki merkezi rolü oynadığı ortaya çıktı. Ayrıca, Filistin yönetimi liderlerine, İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği 'Dökme Kurşun' katliamında nasıl "tüyo" verildiği de bu belgede açıklanıyor.


EREKAT'A "SANA VATANI SATMA HAKNINI KİM VERDİ?" SORUSU
Bu arada El Cezire televizyonunda belgeleri yalanlamak üzere canlı yayına katılan Saib Erekat, Kuds'ül Arabi gazetesinin genel yayın yönetmeni Abdülbari Atwan'in ''İslam topraklarını'' satma hakkını kim size verdi sorusu ile karşılaştı...


AMERİKA BELGELERİ YALANLAMADI
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü P.J. Crowley, Washington'da yaptığı açıklamada, Amerikan hükümetinin yayınlanan belgeleri gözden geçirdiğini belirterek, ''Belgelerin gerçek olduğunu doğrulayamayız'' dedi. Sözcü, ülkesinin taraflarla, görüş farklılıkları bulunan ana konularda görüşmeye devam edeceğini kaydetti


YENİ BELGELER YOLDA
Katar merkezli El Cezire televizyonu, önümüzdeki günlerde Filistin tarafının diğer tavizlerini içeren yeni belgeler yayınlayacağını bildirdi. Bunlar arasında Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkı ve Kudüs'teki kutsal mekanların uluslararası denetime verilmesi gibi vaatler bulunuyor.
Belgelere göre, Amerika'nın desteğini alan İsrailli liderler, Filistinlilerin bu tavizlerini "uygun olmadığı gerekçesiyle" reddetmiş.
Guardian gazetesinin, gelecek günlerde yayımlayacağını açıkladığı Filistin belgelerinde ise şu bilgiler yer alacak:
1- Aralarında, oldukça hassas bir konu olan Filistinli mültecilerin ülkelerine geri dönme hakkı da olmak üzere, Filistinli müzakereciler tarafından İsrail'e sunulan gizli imtiyazların boyutu,
2- İsrailli liderlerin bazı Arap vatandaşlarının yeni Filistin devletine aktarılması için nasıl teklifte bulunduğu,
3- İsrail güvenlik güçleriyle Filistin Yönetimi arasındaki gizli işbirliğinin yakınlık derecesi,
4- Filistin bölgelerindeki Hamas güçlerini yok etmek çizilen gizli planda İngiltere istihbaratının oynadığı merkezi rol,
5- Filistin Yönetimi liderlerine, İsrail'in 2008-2009'da düzenlediği Dökme Kurşun Operasyonu hakkında nasıl gizlice tüyo verildiği.


ÜÇÜNCÜ SEÇENEK
Guardian'a göre, Filistin belgeleri, Ma'ale Adumim ve Ariel gibi yerleşimler konusunda girilen çıkmazı ortaya koydu. Ancak, Filistinli müzakerecilerin birçok görüşmede öne çıkardığı bir üçüncü bir seçenek mevcut: Bu Yahudi yerleşimlerinin gelecekteki Filistin devletinin bir parçası olarak kabul edilmesi. 2008 yılında bu teklifi birçok kez Livni'ye götüren Kurei arasında, Haziran ayında şu konuşma yaşanmış:
"Ma'ale Adumim muhtemelen Filistin egemenliği altında kalacak. Bu, işbirliği ve bir arada yaşamaya örnek olabilir.


Livni: Bu konu yerleşimcilere giriş izni sağlamıyor!
Livni, Mayıs 2008'de gerçekçi olmadığı gerekçesiyle Kurei'nin teklifini reddetti.
Ma'ale Adumim ve Ariel'in aralarında bulunduğu iki devletli çözüm, ABD eski başkanı George Bush'un yönetiminin de amacıydı. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Rice, Temmuz 2008'de Kurei'ye "İsrail'in Ma'ale Adumim'den vazgeçmeye niyetli olmadığını belirtmişti.
Bu görüşmenin ardından geçen iki buçuk yılda, İsrail-Filistin görüşmelerinde yaşanan çıkmazda bir gelişme olmadı.


TOPRAK TAKASI
Hürriyet gazetesi ise görüşmelerde yer alan toprak takası ile ilgili aşağıdaki haritayı yayınladı:



Har Homa hariç tüm Doğu Kudüs yerleşimlerinin ilhakının yanısıra, Filistin Kurtuluş Örgütü liderlerinin gizlice Doğu Kudüs'teki Arap mahallesi Şeyh Cerrah'ın bazı bölgelerinin başka bir yerdeki toprakla mübadele edilmesini teklif ettikleri de belgelerde yer alıyor.
Bunun yanısıra Filistin liderlerin, Eski Kent'teki Haramüşşerif'in yönetimini ortak bir komitenin almasını da teklif ettikleri belirtiliyor.
Bu tekliflerin 2008-09'da ABD Başkanı George Bush'un Annapolis'teki konferansının arefesinde yapıldığı ve Filistinli başmüzakereci Saib Erekat tarafından, İsrail'e tarihte önerilen en büyük Kudüs'ün önerildiği şeklinde nitelendirildiği kaydediliyor.
Ancak İsrail'in teklifi, Har Homa'nın yanısıra Ma'ale Adumim yakınındaki büyük bir yerleşimi ve Batı Şeria'daki başka yerleri içermediği gerekçesiyle, reddettiği belirtiliyor.
Belgelerin verdiği genel izlenimin, anlaşmaya varmada ve yerleşimleri durdurmada başarısız olmalarının Hamaslı rakiplerinin gözünde güvenilirliklerini zayıflattığını gören Filistinli liderlerin zayıflığı ve artan umutsuzluğunu yansıttığı belirtiliyor. Belgelerin ayrıca İsrailli müzakerecilerin kendilerine güvenini açığa vurduğu da kaydediliyor.


1600 GİZLİ BELGE
Belgeler, İsrail ile Filistin arasında 1999 ve 2010 yılları arasında yapılan müzakerelerin 1600 gizli kaydını açığa çıkarıyor.
Basına sızan gizli belgelerin tarihi, ABD Başkanı Bill Clinton öncülüğünde, İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Filistin lideri Yaser Arafat arasında yapılan 2000 yılındaki Camp David müzakerelerine kadar uzanıyor.
İsrail-Filistin barış süreciyle ilgili belgelerin açığa çıkması, Ortadoğu sorunu tarihinde, en büyük ve en kapsamlı belge sızıntısı olarak nitelendiriliyor.
Filistin, İsrail ve ABD liderleri arasında yapılan yüzlerce müzakerenin yanı sıra e-posta ve gizli tekliflerin kayıtlarını da içeren belgeler, ''Filistin Belgeleri'' adı altında yayınlandı.
Belgelerin büyük bir bölümü, kayıtlar, eş zamanlı alınan notlar, müzakerelerde Filistin tarafına eşlik eden Filistin Müzakere Destek Birimi yetkililerinin kelimesi kelimesine yazdığı kısımlardan oluşuyor.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü P.J. Crowley, Washington'da yaptığı açıklamada, Amerikan hükümetinin yayınlanan belgeleri gözden geçirdiğini belirterek, ''Belgelerin gerçek olduğunu doğrulayamayız'' dedi. Sözcü, ülkesinin taraflarla, görüş farklılıkları bulunan ana konularda görüşmeye devam edeceğini kaydetti.
(Dünya Bülteni)


"Belgeler Fetih'in Filistin Davasını Tasfiye İşi İçinde Olduğunu Ortaya Koydu"
İslamî Direniş Hareketi (Hamas), El-Cezire'nin Fetih yönetimiyle işgal rejimi arasında süren görüşmeler ve bu görüşmelerde Filistin tarafının verdiği tavizlerle ilgili olarak yayınladığı ilk belgelerin, Fetih yönetiminin işgalcilerle birlikte hareket ettiğini ve Filistin davasını tasfiye noktasında rol aldığını açıkça ortaya koyduğunu belirtti.
Konuyu Filistin Enformasyon Merkezi'ne değerlendiren Hamas sözcüsü Dr. Sami Ebu Zuhri şunları söyledi: "El-Cezire'nin yayınladığı, Fetih yönetiminin işgal rejimiyle ilişkisini ve onunla birlikte hareket ettiğini ortaya koyan belgeler çok önemli. Bu belgeler tehlikeli ve karanlık bir sürece ışık tutuyor. Filistin davasını tasfiye etmede Fetih yönetiminin nasıl bir kirli ilişki ağı içinde olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Belgeler Fetih yönetiminin başta Kudüs ve mülteciler olmak üzere Filistin halkının önemli dosyalardan nasıl taviz verdiğini ortaya koyduğu gibi, Batı Yaka ve Gazze'deki Filistin direnişine karşı sürdürülen savaşta nasıl rol aldığını da ortaya koyuyor. Belgeler ayrıca, Fetih'in işgal ordusunun Ocak 2008 tarihinde Gazze'ye karşı başlattığı vahşi savaşta nasıl yer aldığını da gösteriyor."
Yayınlanan belgelerin Fetih yönetiminin ahlaki, siyasi ve güvenlik noktasında düştüğü kirli bataklığı yansıttığını söyleyen Ebu Zuhri, "Bu konuda Filistinli güçlerin söyleyecek bir sözleri olmalıdır" dedi.
Ebu Zuhri devamla, Filistin halkından ve İslam ümmetinden bu yönetimin düşmanla birlikte nasıl hareket ettiğini iyi anlamları için belgeleri iyi takip etmelerini istedi.



Halk Direniş Hareketi: "El-Cezire'nin Yayınladığı Belgeler Ürkütüyor"
Filistin Halk Direniş Hareketi, El-Cezire televizyonunun dün akşam (23 Ocak Pazar) Fetih yönetimiyle işgal rejimi arasında sürdürülen görüşmelerle ilgili olarak yayınladığı belgelerin Oslo takımının Filistin davasıyla Filistin halkına ait önemli konularda taviz verme ideolojisini yansıttığını belirtti.
El-Cezire televizyonunun dün akşam yayınladığı önemli belgeleri değerlendiren Halk Direniş Hareketi yayınladığı basın açıklamasında şunları ifade etti: "Kudüs ve mültecilerin dönüş hakkıyla ilgili olarak yayınlanan belgeler bu takımın düştüğü çukurun derinliğini gösteriyor. Bunu kabul etmek asla mümkün değildir."
Halk Direniş Hareketi yayınladığı açıklamanın devamında Filistin halkının Filistin topraklarındaki hakkının dini ve tarihi olduğunu belirterek, bu toprakların bir karışından bile taviz verenlerin dini, ulusal ve ahlaki değerlerin dışına çıkmış olacağını ifade etti.
Abbas ve çevresindekilerin Filistin halkını temsil etmediklerini belirten Halk Direniş Hareketi açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Abbas ve çevresindekilerin Filistin halkı adına konuşma ve onun adına düşmanla müzakerelerde bulunma hakkı yoktur. Zaten düşmanla müzakerelerde bulunmayı isteyenlerin maskesi düşmüştür. Bizim projemiz, bütün toprakları kurtarıncaya kadar işgale karşı direnme projesidir".
(FİEM)
 
K

Kaçak

Misafir
Şimdi bir beylik laf edeyim işte ...
"Otorite öyle değil , aha böyle tanınır işte ..."
Hayırlı olsun vatana ...
 

manifesto

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ara 2006
Mesajlar
0
Puanları
0
FKÖ ye güvenmemekte haklıymışım demek ki
Yola HAMAS devam edebilir artık FKÖ bu saatten sonra Filistin davasını satmıştır.
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
İngiliz İstihbarat Teşkilatı Hamas’ı Tasfiye İçin Plan Kurmuş

The Guardian: “İngiliz İstihbarat Teşkilatı Hamas’ı Tasfiye İçin Plan Kurmuş”

İngiltere’de yayınlanan The Guardian gazetesi dün internet sitesinde verdiği haberde önümüzdeki ...








Filistin Enformasyon Merkezi

İngiltere’de yayınlanan The Guardian gazetesi dün internet sitesinde verdiği haberde önümüzdeki birkaç gün içinde İngiliz istihbarat teşkilatının Filistin topraklarındaki İslamî Direniş Hareketi (Hamas)’ı tamamıyla bitirmek için hayata geçirdiği gizli planı belgeleriyle deşifre edeceğini duyurdu.

Gazete verdiği haberde, belgelerin 1999-2010 yıllarını kapsadığını belirterek, Fetih liderlerinin büyük bir umutsuzluk içinde olduklarını yazdı. Haberde ayrıca bu olayın bölgedeki savaşla ilgili en büyük gizli belge sızdırma olayı olduğu ifade edildi.

Haberde ayrıca şunlar ifade edildi: “Belgeler Fetih tarafının görüşmeler sırasında, gayri meşru bir şekilde yapılan yerleşkelerin İsrail’e bağlanmasını kabul ettiğini ortaya koyarken, İsrail lehine verilen bu tavizlerin hem Filistin’de hem de Arap ülkelerinde şok yaratacağı tahmin ediliyor.”

Gazete verdiği haberde ayrıca, yayınlayacakları gizli belgelerin Mısır güçleriyle Fetih yönetimi arasındaki gizli ve dostane ilişkilerin nasıl sürdüğünü, son Gazze savaşından önce Fetih yönetiminin nasıl bilgi aldığını ve eldeki bilgileri Mısır’a nasıl uçurduğunu da ortaya koyacağını belirtti.
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Filistinliler El Cezire'nin bürosuna saldırdı

Filistin Yönetimi ile İsrail arasında, 2008 yılındaki barış müzakerelerinin içeriğine ilişkin gizli belgeleri yayınlamasının ardından, Katar merkezli televizyon kanalı El Cezire'nin Ramallah'taki bürosu, öfkeli bazı Filistinliler'in saldırısına uğradı.

El Cezire'nin Ramallah'taki bürosu önünde toplanan bazı Filistinliler, El Cezire'yi protesto etti. Ellerinde El Cezire'nin amblemi ile İsrail'in Davud Yıldızı'nı birbirine eşit gösteren afişler taşıyan ve büronun bulunduğu El Menare meydanının etrafını El Cezire'yi kınayan yazılarla donatan göstericilerin bazıları, El Cezire ve İsrail amblemli afişleri yaktı.
Göstericiler arasındaki bazı gençler ise El Cezire'nin bulunduğu binanın kapısını kırarak, büroların bulunduğu katlara çıktı, kapılarını dakikalarca yumrukladı, güvenlik kameralarına ve televizyonun logosuna zarar verdi.
Filistinli gençlerin duvarlara, "El Cezire casustur", "El Cezire ve İsrail eşittir" yazdıkları belirtildi.
Filistinli güvenlik kuvvetleri, göstericilere müdahale edip dışarı çıkarırken, polis, binaya girmek isteyen diğerlerine de engel oldu.
El Cezire bürosunda bulunanların ise olayda herhagi bir zarar görmedikleri belirtildi.
AA
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Gizli belgeler çok ses getirecek

El Cezire televizyonunun ele geçirdiği ve gelecek günlerde Guardian gazetesince açıklanmaya devam edilecek İsrail-Filistin müzakereleriyle ilgili gizli belgelerin, Arap dünyasını sarsması bekleniyor.

"Ortadoğu tarihindeki en büyük belge sızıntısı", Filistinli müzakerecilerin, İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te yasadışı olarak inşa edilen yerleşimlerden biri hariç diğer tüm yerleşimleri ilhak etmesini kabul ettiğini gösteriyor.

El Cezire'nin ele geçirdiği ve Guardian gazetesiyle paylaştığı, İsrail ve ABD ile 10 yıldan fazla bir süredir yapılan müzakereleri kapsayan binlerce sayfalık gizli Filistin belgesinin gerek Filistin gerekse Arap dünyasını sarsması bekleniyor.

Gelecek günlerde Guardian tarafından yayımlanacak olan belgeler ayrıca şunları ifşa ediyor:

- Filistinli müzakerecilerin, Filistinli mültecilerin geri dönmesi meselesi de dahil olmak üzere vermeyi önerdikleri gizli tavizlerin boyutu.

- İsrailli liderlerin nasıl bazı Arap vatandaşlarının yeni kurulacak Filistin devletine transferini istedikleri.

- İsrail güvenlik güçleriyle Filistin yönetimi arasındaki üstü kapalı işbirliğinin düzeyi.

- İngiliz istihbaratının Filistin topraklarındaki Hamas'ı bertaraf etmek için gizli bir plan hazırlanmasındaki merkezi rolü.

- Filistin yönetimi liderlerine, İsrail'in Gazze'ye 2008-09 saldırısı konusunda nasıl "tüyo" verildiği.

Har Homa hariç tüm Doğu Kudüs yerleşimlerinin ilhakının yanısıra, Filistin Kurtuluş Örgütü liderlerinin gizlice Doğu Kudüs'teki Arap mahallesi Şeyh Cerrah'ın bazı bölgelerinin başka bir yerdeki toprakla mübadele edilmesini teklif ettikleri de belgelerde yer alıyor.

Bunun yanısıra Filistin liderlerin, Eski Kent'teki Haramüşşerif'in yönetimini ortak bir komitenin almasını da teklif ettikleri belirtiliyor.

Bu tekliflerin 2008-09'da ABD Başkanı George Bush'un Annapolis'teki konferansının arefesinde yapıldığı ve Filistinli başmüzakereci Saib Erekat tarafından, İsrail'e tarihte önerilen en büyük Kudüs'ün önerildiği şeklinde nitelendirildiği kaydediliyor.

Ancak İsrail'in teklifi, Har Homa'nın yanısıra Ma'ale Adumim yakınındaki büyük bir yerleşimi ve Batı Şeria'daki başka yerleri içermediği gerekçesiyle, reddettiği belirtiliyor.

Belgelerin verdiği genel izlenimin, anlaşmaya varmada ve yerleşimleri durdurmada başarısız olmalarının Hamaslı rakiplerinin gözünde güvenilirliklerini zayıflattığını gören Filistinli liderlerin zayıflığı ve artan umutsuzluğunu yansıttığı belirtiliyor. Belgelerin ayrıca İsrailli müzakerecilerin kendilerine güvenini açığa vurduğu da kaydediliyor.

-1600 GİZLİ BELGE-

Belgeler, İsrail ile Filistin arasında 1999 ve 2010 yılları arasında yapılan müzakerelerin 1600 gizli kaydını açığa çıkarıyor.

Basına sızan gizli belgelerin tarihi, ABD Başkanı Bill Clinton öncülüğünde, İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Filistin lideri Yaser Arafat arasında yapılan 2000 yılındaki Camp David müzakerelerine kadar uzanıyor.

İsrail-Filistin barış süreciyle ilgili belgelerin açığa çıkması, Ortadoğu sorunu tarihinde, en büyük ve en kapsamlı belge sızıntısı olarak nitelendiriliyor.

Filistin, İsrail ve ABD liderleri arasında yapılan yüzlerce müzakerenin yanı sıra e-posta ve gizli tekliflerin kayıtlarını da içeren belgeler, ''Filistin Belgeleri'' adı altında yayınlandı.

Belgelerin büyük bir bölümü, kayıtlar, eş zamanlı alınan notlar, müzakerelerde Filistin tarafına eşlik eden Filistin Müzakere Destek Birimi yetkililerinin kelimesi kelimesine yazdığı kısımlardan oluşuyor.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü P.J. Crowley, Washington'da yaptığı açıklamada, Amerikan hükümetinin yayınlanan belgeleri gözden geçirdiğini belirterek, ''Belgelerin gerçek olduğunu doğrulayamayız'' dedi. Sözcü, ülkesinin taraflarla, görüş farklılıkları bulunan ana konularda görüşmeye devam edeceğini kaydetti.
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Ya ihanet ya ölüm


Hüsnü Mahalli




Türk medyası fazla ilgilenmedi ama Arap ve dünya medyası El-Cezire televizyonunun yayınladığı belgelere büyük ilgi gösterdi. Belgeler Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'ın İsrail ile ne tür karanlık pazarlıklar yaptığını ve nasıl bir ihanet içinde olduğunu kanıtlıyor. Abbas gerçekte var olmayan Filistin devletinin başkanı. Çünkü Filistin denilen toprakların yarısı 1947'de BM tarafından alınarak dünyanın dört bir yanından getirilen Yahudilere verilmiş ve burada kurulan İsrail Devleti geri kalan Filistin topraklarını 1967'de işgal etmişti. İşgal altındaki Batı Şeria'yı yöneten Abbas ve ekibi işgalci İsrail'e istediği her şeyi veriyor hatta gerektiğinde Hamas'a karşı askeri ve istihbarati işbirliği yapıyor. İhanet; Abbas ve ekibi için söylenebilecek en basit tanımlama. Türkiye dahil tüm dünya tarihinde Abbas ve benzerleri olmuş ve olacaktır. Bu nedenle 'Bu nasıl bir şey' diye şaşırmamalıdır.
Çünkü ihanetin belli bir ölçüt ve gramajı yoktur.

İhanet; karşılığında sağlanan maddi çıkarlarla da açıklanmaz.
Farklı çeşitleri olan ihanet, bir kişilik yozlaşmasıdır. İhaneti belki de iktidar hırsı ya da iktidarsızlık ve tatminsizlikle açıklayabiliriz.

Yoksa dünyanın en zengin ülkesi Suudi Arabistan yönetimi neden ve nasıl bu kadar Amerikan köleliğine razı olabilir?

''Demokrasi, insan hakları ve özgürlük'' palavralarını dillendiren Amerikalılar, neden ve nasıl böylesi ilkel bir yönetime sahip çıkar ve iktidarda kalması için hep destek verir? İşte bu nedenle ben hep Batı'nın ihanet, özgürlük, demokrasi ve bildik kavramlarla ilgili ikiyüzlülüğünü anlatıp duruyorum.

Çünkü ihanet içindeki iktidarlara karşı gelen Arap halkları aynı ABD ve müttefikleri tarafından kuşatılmakta ve gerektiğinde öldürülmektedir. Tıpkı bir zamanlar devrimci-solcu mücadelenin yaşandığı Filistin'de olduğu gibi.

İhanet içindeki Abbas ve benzerlerinden nefret eden Filistinliler, Ocak 2006'da bu kez İslamcı Hamas'ı seçince tüm Batılılar Gazze'ye ambargo uyguladı ve İsrail'in Gazze'yi yerle bir etmesine yeşil ışık yaktı. Anlayacağınız ABD ve yandaşlarına göre 'Ya ihanet içinde olup teslim olacaksınız ya da ölümü göze alarak karşı çıkacaksınız'.
Daha açık bir ifadeyle 'Ya kendinizi ve ruhunuzu satacaksınız ya da radikalleşerek dolaylı da olsa ABD ve yandaşlarının hizmetinde olacaksınız'...

Belki de bu nedenle ABD ve yandaşları komünistlerin, milliyetçilerin ve liberallerin öncü rol oynadığı Tunus devrimine gereken ilgiyi göstermemektedir...Tunus'ta İslamcılar ön planda olsaydı işte o zaman Batılılar bu ülkeyle kendi yöntemleriyle ilgilenecekti...
Yani Batı'ya göre demokrasi ancak ve ancak kendi kriterlerine göre ve kendisinin çıkarlarına hizmet edeceği ölçüde önemli ya da önemsizdir. İşte size bir örnek daha.
Son krizde ABD ve müttefiki yerli ve yabancı ülke ve güçler 'Herkes Lübnan'daki demokrasiye ve parlamenter çoğunluğa saygılı olmalıdır' diyordu. Demek istedikleri şey de kendi yandaşları olan Saad Hariri'nin parlamenter çoğunluğu...

Ancak çoğunluk Dürz”lerin saf değiştirmesiyle kaybedilince Batılılar çılgına döndü. Çünkü yeni aritmetiğe göre yeni hükümeti Saad Hariri değil başını Hizbullah'ın çekeceği muhalefet partileri kuracak. Batılıların demokrasiye bağlılığını hep birlikte yakında göreceğiz... Batılılar kendi demokrasi anlayışlarını egemen kılmak için Lübnan'a yönelik her türlü pis oyun hazırlığında.

Çünkü yeni hükümet Batılıların tezgahlamaya çalıştığı uluslararası mahkemeye dur diyebilir ve Lübnan'da Batı'nın ve doğal olarak Mavi Marmara canisi İsrail'in istemediği yeni bir süreç başlatabilir.

Batı'nın ise Tunus'tan sonra Lübnan'da da yenilmeye tahammülü yok ve olmayacaktır.
Hem de İstanbul toplantısında İran'ı dize getirememişken!
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Filistinli yöneticiler El-Cezire'ye savaş açtı


http://www.haber7.com/uye-islem.php?cmd=favmanage&action=add&id=694447
Filistinli yetkililer, İsrail ile Filistin arasındaki barış müzakereleriyle ilgili sızdırılan gizli belgeleri yayımlayan, merkezi Katar’da bulunan haber kanalı El Cezire ve Katar Emiri’ne tepki gösterdi.


El Cezire, dokümanlarda yer alan bilgileri tahrif etmek ve sadece içlerinden bazı cümleleri alıp yayımlamakla suçlanıyor.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İcra Komitesi Genel Sekreteri Yaser Abdrabbo, Ramallah’ta düzenlediği basın toplantısında, El Cezire’nin İsrail’in çıkarları için çalıştığını öne sürdü.
El Cezire’nin daha önce Filistinlilerin eski lideri Yaser Arafat’a saldırdığını, şimdi de Mahmud Abbas’a yöneldiğini iddia eden Abdrabbo, iki aydır bu belgeler üzerinde gizlice çalışan kanalın, Filistin tarafının görüşlerine başvurmadığını kaydetti.
Abdrabbo, Katar Emiri’ni de suçladı. "Kendilerine karşı açılan siyasi kampanyaya yeşil ışık yaktığından dolayı Katar Emiri’ne teşekkür ettiğini" söyleyen Abdrabbo, bu kampanyanın sadece El Cezire’nin Başkanı Vadah Hanfar’ın sorumluluğunda yapılamayacağının altını çizdi.
Yaser Abdrabbo, Katar Emiri’ne İsrail ve İran ile ilişkilerini açıklaması çağrısında bulunarak, iddialarla ilgili soruşturma komisyonu kurulmasını istedi.
Belgelerde ismi geçen Filistinli Başmüzakereci Saib Erekat, belgeleri "yalanlar paketi" olarak nitelendirdi.
Filistinlilerin, Yaser Arafat döneminden bu yana tutumlarından asla taviz vermediğini söyleyen Erekat, "Filistin Yönetimi, barış müzakereleriyle ilgili arşivlerini açıklamaya hazır" dedi.
2008 yılında barış müzakerelerinde Filistin tarafının başkanlığını yapan ve iddialarda adı geçen eski Başbakan Ahmed Kurey de Filistin liderliğinin ve Arap İzleme Komitesi’nin suçlamalarla ilgili acil toplantı yapmasını istedi.
El Fetihli bir üst düzey yetkili de belgelerin yayımlanmasının zamanlamasına dikkati çekerek, "BM Güvenlik Konseyi’ne Yahudi yerleşimlerinin kınanmasıyla ilgili karar taslağı sunulduğu ve Filistin Yönetimi’nin bu konuda mücadele verdiği bir sırada yayımlandığını" ifade etti. "Bu zamanlama, İsrail ve ABD lehine" diyen El Fetihli yetkili, "belgelerin içeriğinin de doğru olmadığını ve bazı cümlelerin seçilerek yayına verildiğini" savundu.
El Fetihli yetkili, "Filistin Yönetimi, müzakerelerdeki tavrını kesin olarak ortaya koymuştur. Bu tavır, ABD ve İsrail’in tutumunun tersidir. Bence belgelerin şimdi bu şekilde ortaya çıkarılmasının nedeni bu" diye konuştu.
Filistin Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas da Kahire’den yaptığı açıklamada, belgelerin yayımlanmasını anlamsız bulduklarını ve "saklayacak bir şeyleri olmadığını" söylemişti.
-BELGELERDE NE VAR?- El Cezire’nin yayımladığı belgelerde, Doğu Kudüs’ün Fransız Tepesi, Ramat Alon, Gilo gibi Yahudi mahallelerinin yanı sıra Eski Kent’in Yahudi mahallesi ile Ermeni mahallesinin, Filistinliler tarafından İsrail’e bırakılmasının önerildiği belirtilmiş ve kanal, bunun karşılığında hiçbir şeyin istenmediğini öne sürmüştü.
El Cezire, haberinde, bütün bu tavizlerin Kudüs’te, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile İsrail’in o sıradaki Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile görüşmeleri yürüten Ahmed Kurey ile Saib Erekat’ın katıldığı 2008 Haziran ayındaki toplantıda verildiğini de öne sürmüştü.
Filistin’le ilgili belgelerde Kurey’in, "Bu son öneri, takas sürecine yardımcı olabilir" dediği; ayrıca "İsrail’e (Doğu) Kudüs’teki Cebel Ebu Gneym (Har Homa) hariç tüm yerleşimleri almasını önerdik" diye konuştuğu kaydediliyor. Ayrıca Kurey’in o toplantıda, "Tarihte ilk kez böyle bir öneride bulunuyoruz. Kamp David’de bunu kabul etmemiştik" dediği, ancak buna karşın İsrail tarafının Kudüs’ün gündemde yer almasını reddederek, "bu tarihi teklife karşılık, Filistin Yönetimi’ni tavizleriyle tek başına bıraktığı" da kaydediliyor.
Filistinli Başgörüşmeci Saib Erekat’ın söz konusu belgelere göre, Livni’ye "Biz size Yahudi tarihindeki en büyük Yeruşşalaym’i teklif ediyoruz" diyerek, Kudüs’ün adını İbranice olarak vurguladığına da dikkati çekilmişti.
El Cezire, ABD destekli barış müzakerelerine ilişkin 10 yıllık dönemi kapsayan 1600’den fazla gizli belge için "şok edici" ifadesini de kullanmıştı.
Filistin belgeleri, El Cezire’nin yanı sıra İngiliz The Guardian gazetesinde eş zamanlı yayımlanmıştı.
AA
 

efruz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
5,170
Puanları
113
Filistinlilerin verdiği tavizler gizli belgelerde

El Cezire'nin sızdırdığı, Filistinli liderlerin müzakerelerde verdiği tavizleri ifşa eden gizli belgeler, Filistinli müzakere heyetinin barış anlaşması çerçevesinde sadece 10 bin Filistinli mülteci ve ailesinin geri dönüşünü kabul ettiğini gösteriyor.


Belgelere göre Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) liderleri ayrıca, kamuoyundaki tutumlarının aksine, özel görüşmelerde İsrail'in kendisini açıkça bir Yahudi devleti olarak tanımlamasını da kabul ediyorlar.
Filistinli mültecilerin topraklarına geri dönmesi, müzakerelerin en çetrefilli meselelerinden ve dönüşe konu olan 5 milyondan fazla mülteci bulunuyor.
Verilen bu taviz Filistinliler açısından çok önemli, çünkü 1948'de İsrail devleti kurulduğunda halkın yerinden edilmesi, "nakba" (büyük felaket) olarak nitelendiriliyor.
-EREKAT VE ABBAS'IN SÖYLEDİKLERİ-
Guardian gazetesinde yayımlanan belgelere göre, başmüzakereci Saib Erekat, 2009 temmuzunda kendi personeline anlaşmayı şöyle açıklıyor: "(dönemin İsrail Başbakanı Ehud) Olmert gelecek 10 yıl için yılda 1000 mülteciyi kabul etti."
Kendisi de bir mülteci olan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın da şöyle dediği kaydediliyor: "Mültecilerin sayısı konusunda İsrail'in 5 milyon kişi almasını, hatta bir milyon almasını istemek mantıksız. Bu İsrail'in sonu demek olur."
İsrail'in açıkça bir Yahudi devleti olarak kabul edilmesiyle ilgili olarak da Erekat, İsrailli müzakerecilere "Devletinizi Yahudi İsrail devleti olarak tanımlamak istiyorsanız, bu size kalmış" diyor.
Kamuoyu önündeyse Filistin liderleri İsrail'in etnik veya dinsel olarak tanımlanmasına şiddetle karşı çıkıyor.
-LİVNİ, ULUSLARARASI HUKUKA KARŞIYMIŞ-
Belgelerde yer alan diğer konular şöyle:
- Zamanın İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'nin 2007-08'de, toprak değişimi çerçevesinde İsrail'in bazı Arap vatandaşlarının gelecekteki bir Filistin devletine transferi konusunda sürekli baskı yapması.
- ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve diğer Amerikan liderlerinin Mahmud Abbas ve Başbakan Selam Feyyad dışında başka Filistin lideri tanımayı reddetmeleri.
- George Bush yönetiminin dışişleri bakanı Condoleezza Rice'ın 2008 yılında, Filistinli mültecilerin Şili, Arjantin gibi Güney Amerika ülkelerine yerleştirilmesini önermesi. -Livni'nin 2007'de Filistinli müzakerecilere, uluslararası hukuka karşı olduğunu söyleyerek, bu hukukun görüşmelerde referans olarak kullanılmamasında ısrar etmesi. Belgeler, İsrail ile Filistin arasında 1999-2010 yılları arasında yapılan müzakerelerin 1600 gizli kaydını açığa çıkarıyor.
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Abbas: Mültecileri İsrail'in sonu olur

El cezire'nin yayınladığı belgelere göre, kendisi de bir mülteci olan Filistin Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın, İsrail'den tüm Filistinli mültecileri geri almasını beklemenin mantıklı olmayacağını söylediği belirtildi.

İsrail ile Filistinliler arasında 2008 yılında yürütülen barış müzakerelerine ilişkin belgelere göre, Filistin Yönetimi Devlet Başkanı'nın, Filistinli görüşmeci heyeti ile yaptığı kaydedilmiş bir görüşmede, "İsrail'den 5 milyon mülteciyi, hatta 1 milyonunu almasını istemek mantıklı değil. Bu İsrail'in sonu anlamına gelir" dediği kaydedildi.
Filistin tarafının her yıl 10 bin olmak üzere 100 bin mültecinin geri dönüşünü istediği, ancak İsrail tarafının bu sayıyı da yüksek bularak, aynı süre için 5 bin olmasını istediği de belirtiliyor.


-EREKAT: "İSA'DAN SONRA ORTADOĞU'DA EN ÖNEMLİ FİGÜR OLUR"-
Filistinli mültecilerin durumu, İsrail ile Filistinliler arasındaki ABD'de yapılan Annapolis zirvesinin ardından, ilk kez 27 Ocak 2008'de yapılan bir toplantıda gündeme gelmiş.
Söz konusu toplantıda, Filistin heyetinin lideri, eski Filistin Başbakanı Ahmed Kurey, konuyu çözmeye hazır olduklarını belirterek, "Arap ülkeleri de çözümün bir parçası olacak ise, konuyla ilgili herhangi bir problem kalmayacağını" söylüyor.
Kurey'in, Filistinlilerin bu konuyu Ürdün ve hatta Suriye ile de koordine edebileceklerini söylediği, "Suriyeliler bile bu sürecin bir parçası olmak istiyorlar. Ama konuyu sizinle birlikte oturup müzakere etmek istemezler ama bizimle otururlar" dediği belirtiliyor.
Erekat'ın da aynı toplantıda, "Bu uzlaşmazlığı çözecek bir anlaşmayı yapan kim olursa olsun, bölgede İsa'dan sonra en önemli figür olacaktır" dediği kaydedildi.
Görüşmelerin Amerikalı tarafı, dönemin Dışişleri Bakanı Condoleezze Rice ise belgelere göre, bazı mültecilerin Şili, Arjantin gibi Güney Amerika ülkelerine yerleştirilebileceklerini dile getirdi.


-LİVNİ'DEN TOPRAK TAKASI ÖNERİSİ: BAZI İSRAİLLİ ARAP KÖYLERİ FİLİSTİN DEVLETİNE-
Öte yandan, görüşmeler sırasında toprak takasının da gündeme geldiği ve dönemin İsrail tarafında müzakereleri yürüten Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'nin, Batı Şeria'da Yeşil Hat boyundaki bazı İsrailli Arap köylerini takas edebileceklerini söylediği kaydedildi.
Livni'nin bir toplantıda konuyu gündeme getirmesi üzerine, karşılıklı şu konuşma yapılıyor:
Livni: "Dürüst olalım. İki konu sınırlarla ilintili. 1967 hattından bahsettiğinizde, 1967'de bölünmüş bazı Filistin köyleri var. Vadi Arada'da (Cuma günü) bir İsrailli Arap köyünü ziyaret ettim"
Kurey: Orada ne yapıyordunuz. (Seçimle ilgili) kampanya mı?
Livni: Kadima'nın (orada) 12 bin Filistinli üyesi var. Ta başından beri, onların toprak takasının parçası olabileceklerini söyledim.
Kurey: Kesinlikle olmaz.
Livni: Lübnan'daki Gajar köyüyle de bu problemimiz var. BM Temsilcisi Terje larsen Mavi Hattı koyup, köyü ikiye böldü. Biz köyü bölmemeye karar verdik. Bu hata oldu. Şimdi problem. Lübnan'daki topraklarda yaşayanlar İsrail vatandaşlarıdır.
Kurey: Bu çok güç olacak. İsrail'deki tüm Araplar bize karşı olacaklar."

-MAALE ADUMİM FİLİSTİN DEVLETİNDE OLABİLİR-
Kudüs'teki King David Oteli'nde 2008 yılı 4 Mayıs'ında yapılan toplantıda da Kurey, Maale Adumim, Givat Zeev ve Har Homa (Cebel Ebu Gneym) ve Ariel yerleşimlerinin, hiçbir koşul altında, bir toprak takasına dahil olamayacağını belirtmiş.
Bu Yahudi yerleşimleri Doğu Kudüs'ün toprakları içinde bulunuyor.
Sonraki toplantılarda da Kurey, Kudüs'ün hemen yanıbaşındaki Maale Adumim yerleşiminin Filistin eğemenliği altında olabileceğini ve bunun da iki taraf arasındaki işbirliğinin ve ortak yaşamın bir modeli olabileceğini dile getirmiş.
AA
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Abbas: Ulusal ilkelerimizden vazgeçmeyiz

Filistin Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas, "Biz ulusal ilkelerimizden asla vazgeçmedik. Bunların başında, başkenti Kudüs olan Filistin devletinin kurulması var" dedi.


"Filistin belgeleri"nin yayınlanmasının ardından görüşmelerde bulunduğu Mısır'dan Batı Şeria'ya gelişinde binlerce taraftarı tarafından karşılandı.
Abbas taraftarları, Ramallah'taki başkanlık ikametgahı Mukata'yı Abbas'ın gelişinden saatler önce doldurdu. Filistinli görgü tanıkları, Abbas'ı karşılamaya gelenlerin sayısını 5 binden fazla olarak verdi.
Kendisini karşılayanları selamlayan ve onlarla gurur duyduğunu söyleyen Abbas, "bana verdiğiniz bu destek yeter" diyerek, bunun belgeleri yayımlayanlara en iyi cevap olduğunu söyledi.
"Bizim saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Arap ülkelerindeki kardeşlerimize söylemediğimiz tek bir gizli-saklı belge varsa göstersinler" diyen Abbas, konuyu dün de Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile değerlendirdiklerini belirtip, "Ortada yeni bir şey yok. Ama tek yeni olan sabotaj ve sahtekarlıktır" diye konuştu.
Filistin devletini tanıma kararı nedeniyle konuşmasında Peru'yu da selamlayan Abbas, "Biz ulusal ilkelerimizden asla vazgeçmedik. Bunların başında, başkenti Kudüs olan Filistin devletinin kurulması var" dedi.
Abbas, İsrail tarafı ile görüşme masasına da, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimlerindeki faaliyetler durdurulmadan asla dönmeyeceklerinin de bir kez daha altını çizdi.
Abbas'ın karşılanmasında yer alanlardan Arej Odeh (51) "Biz burada başkanımıza destek vermeye geldik. El Cezire'nin söylediklerine inanmıyoruz. Bu yaptıklarının da yasal olduğunu düşünmüyoruz. Çünkü belgelerin hepsi taslak mahiyetindedir.Hiçbiri imzalı kağıt değil. Bizim için bunlar bir şey ifade etmiyor" diye konuştu.
Filistinli kadın, "Zaten Filistin Yönetimi'nin, kendisinin de desteklediği, BM'nin 194 sayılı kararına göre, belli bir tutumu var. Bunlar mevcutken, bu belgelerde yer aldığı öne sürülen başka bir kararı imzalanması mümkün değildir" dedi.
Vissam Avvad (26) adlı öğrenci de, "Filistin Yönetimi, nihai statü konularıyla ilgili daima halkın yanında duracaktır. Bunu çarpıtmaya çalışanların mahkemelerde yargılanmasını talep ediyoruz" diye konuştu.
Avvad, pek çok ülkenin 1967 sınırlarıyla Filistin devletinin kurulmasını tanıdığını da söyleyip, "Biz de daha azını kabul etmeyiz. Bu son olaylar, başka bir siyasi partinin misyonuna hizmet eden bir medya kampanyasıdır. Bizi Tunus gibi Arap ülkeleriyle karşılaştırıyorlar. Ama bizim durumumuz onlardan çok farklı. Bizdeki istikrarsızlık, Filistin Yönetimi'nden değil, İsrail'den kaynaklanmaktadır" dedi.
Bu arada, gösteriyi organize edenler tarafından yapılan açıklamada da, Filistinlilerin Abbas'a duydukları güveni göstermek amacında oldukları belirtildi.
Açıklamada, El Cezire televizyonu, Filistin Yönetimi ile liderlerine karşı kampanya yürütüp, Filistin davasına zarar vermekle suçlanırken, bu kampanyanın, özellikle İsrail'in iç siyasetinde bir kriz yaşandığı ve Filistin liderliğinin, uluslararası toplumda, tümüyle 1967 sınırları üzerine kurulu bir Filistin devletinin tanınmasına yönelik çabalarının yoğunlaştığı sırada geldiğine dikkat çekildi.
AA
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
FKÖ'nün Satılmışlığının Belgeleri Bize Ne Söylüyor?



Hamas Gazze'yi kontrol altına alınca Amerikan yapımı silahlar ortaya çıktı: 7,400 M-16, çok sayıda makineli tüfek; 18 adet ABD malı zırhlı araç, yüz binlerce mermi. El Fetih liderleri, komutanları ile Mossad ve CIA arasındaki ilişkileri ortaya koyan sayısız evrak bulundu. İbrahim Karagül'ün yorumu:

Kudüs'ü satmışlar.. Peki bunlar ne? / İbrahim KARAGÜL

İsrail-Filistin müzakerelerine dair on yıllık gizli bilgi deşifre oldu. Sadece Filistin yönetimini değil, bölge yönetimlerini sarsacak bin altı yüz gizli belgenin çok az bölümü El Cezire tarafından yayınlandı. Şok edici bilgiler içerdiğini düşündüğümüz asıl belgeler daha sonra duyurulacak.
Yayınlanan kısmı Kudüs'ün büyük bölümünün İsrail'e verilmesi gibi dünyayı ayağa kaldıracak teklifleri içeriyorsa yayınlanacaklarda neler olacağını siz düşünün! Yalanlamacılara hiç inanmayın. İsrail silahlarının gölgesine sığınanlara, Gazze ve Güney Lübnan'a yönelik vahşi saldırıların arkasındaki kirli ittifakın taraflarına, "Gelin ülkemizi işgal edin" diyenlere, İsrail ile aynı güvenlik endişeleriyle hareket edenlere asla inanmayın.
2003 yılından beri, bölgeden yansıyan resmin aldatıcılığına, sokakların hassasiyetinin arkasında iğrenç bir ortaklığın söz konusu olduğuna, bölgesel güçlerin kendi amaçlarını İsrail silahlarıyla gerçekleştirmek istediklerine, "rejim değişikliği" projesinin Afganistan ve Irak'tan önce Filistin'de başladığına, ABD ve İsrail kadar bölgedeki bazı rejimlerin katliamlardan sorumlu olduğuna işaret etmeye çalışıyoruz.
El Cezire'nin yayınladığı belgelere göre, bugünkü Filistin yönetimi İsrail'e Kudüs'ü teklif etmiş! Fazla beklemeyin, o belgelerde neler olabileceğini, ya da bir gün deşifre olacak gizliliklerin bazılarını şimdine buradan aktaralım. Gazze'ye yönelik İsrail saldırısına bakalım. Türkiye-İsrail ilişkilerindeki kopuşu simgeleyen o kıyıma..
Mısır ve bazı bölge ülkelerinin amacı ile İsrail'in bu savaştaki hedefleri ne kadar da örtüşüyordu. Onlar Hamas tehdidinin İsrail eliyle ortadan kaldırılmasını istedi. Kendileri yapamaz, başaramazlardı.. Çünkü kitleleri kontrol edemeyeceklerini biliyorlardı. Nasılsa İsrail düşman, nasılsa kitlelerin öfkesini İsrail öfkesiyle bastırıyorlar, nasılsa İsrail de Hamas'ı yok etmek istiyordu.. Neden olmasın! Son derece zekice bir politikaydı. Bir taraftan ağıtlar yakarken diğer yandan İsrail'le gizli ortaklık yürütülüyordu!
Peki İran sadece İsrail'in mi düşmanıydı? Hayır, en az o kadar Mısır'ın, S. Arabistan'ın da düşmanıydı. Bakın işte bir ortak nokta daha çıktı. Hamas'la başlayıp İran'la devam etmek... Tahran'ın Akdeniz'e uzanan kolunu kesmek. Elbette İsrail'in silahlarıyla. Bazı Arap rejimleri İsrail'in silahlarının gölgesine sığınmışlardı.
"Gazze'de edindiğimiz deneyimi İran'a yöneltmeliyiz" diyorlardı. Bu yüzden ateşkes bile istemediler. Ateşkes pazarlıkları İsrail'in saldırıları durdurmasına değil, Hamas'ın Gazze yönetiminin sona erdirilmesine endekslenmişti. Kahire Hamas'a; "Ya istediğimiz türden ateşkesi kabul et ya da yok ol" diyordu. Saldırıya onay hatta işbirliği yetmezmiş gibi, ateşkes formülüyle Filistin'i bir kez daha vuruyorlardı. Ancak, İsrail Genelkurmay Operasyonlar Dairesi Komutanı General Tal Russo, "askeri harekatla Hamas'ı devirmeyi başarmanın mümkün olmadığını" söyledi. O rejimlere kalsa, İsrail'i daha da kışkırtıp saldırıyı devam ettireceklerdi.
Hamas'ın beli kırılamadı. Ciddi anlamda zarar bile verilemedi. Siyasi hedeflere ulaşılamadı. Askeri hedeflere ulaşılamadı. O zaman bu savaş neden başladı? Sadece kitlesel kıyım için mi?
Hayır; Gazze'de olanlar bir İsrail-Filistin çatışması, Hamas-El Fetih çatışması değildi. Bir kirli ortaklık, acı bir ihanetti! 2003 yılından bu yana, bu bölgede gördüklerimizden çok farklı bir senaryonun uygulandığını, bunun bilinmesi gerektiğini, bizlere sadece acılarla yüzleşmek kaldığını, hepimizin bir büyük yalanın kurbanları olduğumuzu söyleyip durduk.
2005'te Hamas'ın seçim zaferinden sonra uygulanan kirli senaryoydu bu. Gazze saldırılarının güvenlikle hiçbir ilgisi yoktu. ABD, İsrail ve Mahmut Abbas, özellikle de ihanetiyle meşhur olan Mahmud Dahlan arasında yapılan işbirliği vardı. Bush, Rice, ünlü neocon Eliot Abrams ve Filistin yönetiminin Hamas'ı ezmek için giriştiği kanlı bir ortaklıktı bu. Hamas'ın seçim zaferinden sekiz ay sonra, Rice, Abbas'a bakın ne diyordu: "Anlaştık değil mi, iki hafta içinde hükümet dağıtılmış olacak." Abbas: "Belki iki hafta içinde olmaz, bana bir ay süre verin..."
İmha operasyonunun başına İsrail istihbaratı adına çalışan Filistin Güvenlik Sorumlusu Mahmud Dahlan atandı. O artık ABD'nin "adamı"ydı. El Fetih'e silah verilecek, askeri destek sağlanacaktı. Abbas'a da 86 milyon dolar para aktarılacaktı. İsrail Savunma Bakanı, Dahlan ve Başbakan Ehud Olmert gizli toplantılar yaptı. Filistin iç savaşı böyle çıkarıldı. Hamas'a önce ambargo uygulandı, başarılı olmayınca iç savaş çıkarıldı. ABD ve İsrail'den açıkça silah konvoyları geliyor, El Fetih'e silah aktarılıyordu. Gazze'ye girilecek, Hamas ezilecekti.
Hamas komployu fark edip erken davrandı ve Gazze'de yönetimi ele geçirdi. El Fetih'in istihbarat merkezinde, İsrail istihbaratıyla işbirliğinin belgeleri ele geçirildi. Dahlan'ın işkence kayıtları bulundu. Hamas Gazze'yi ele geçirince köşeye sıkışan Dahlan'ı ABD ve İsrail kurtardı.
17 Aralık 2006'da El Fetih liderlerinden ve İsrail istihbaratına bağlı Dahlan'a İsrail kontrolünde silah aktarıldı. ABD, İsrail ve Mısır istihbaratının kontrolünde defalarca ve alenen El Fetih'e silah naklediliyordu. Filistin iç savaşı bu silahlarla başlatıldı.
Hamas Gazze'yi kontrol altına alınca Amerikan yapımı silahlar ortaya çıktı: 7,400 M-16, çok sayıda makineli tüfek; 18 adet ABD malı zırhlı araç, yüz binlerce mermi. El Fetih liderleri, komutanları ile Mossad ve CIA arasındaki ilişkileri ortaya koyan sayısız evrak bulundu. Dahası, Hamas liderlerine yönelik suikastlerle ilgili bilgiler elde edildi. Bu köşede defalarca tartışılan Gazze'deki ABD özel timleriyle ilgili bilgilere ulaşıldı. Durum bazı ülkeleri panikletti. Dahlan'ın istihbarat arşivleri bütün bölgeyi sarsacak nitelikteydi.
Binlerce gizli belge İsrail tarafından "Yüzyılın Felaketi" olarak yorumlandı. ABD ve İsrail, belgelerin İran ve Suriye'nin eline geçmesinden endişeleniyordu. Ama asıl endişe bu değildi; kanlı, kirli ilişkiler ağının ortaya çıkmasından korkuyorlardı. İsrail, ABD, Mısır ve bazı bölge ülkeleri, istihbarat bilgilerinin yayılmasını engellemek için müthiş bir dayanışma içine girdi. Belgelerin İsrail'in yabancı istihbaratlar ile ortak operasyonlarını, İsrail işbirlikçisi Filistinli yetkililerin adlarını, silah-kara para trafiği ile ilgili bilgileri ihtiva ettiği belirtiliyordu. Bu arşivden "Türkiye ile ilgili neler çıkacak merak ediyorum" demiştim o günlerde...
Başka hangi belgeler bulundu, biliyor musunuz? Dahlan'ın İsrail istihbaratıyla birlikte Yaser Arafat'ı öldürme senaryoları. Yayınlanacak bilgiler sadece El Fetih yönetimini, İsrail bağlantısını değil, bölge ülkelerinin Arap-İsrail ilişkilerinde, barış sürecinde ve Lübnan-Gazze savaşlarındaki utanç verici ilişkilerini de deşifre edecek. Tabi yayınlanabilirse..
Yukarıda pek de bilinmeyen bir resmi yansıttık size. Bir çoğunu daha önce de vermiştik. Yeni belgelerde bu resmin detaylarını bulacağız muhtemelen. Ama Arafat'ın zehirlenmesiyle ilgili bilgiler olmayacaktır. Yıllar geçecek Refik Hariri suikastiyle ilgili gizli ortaklıklar da deşifre olacaktır. Tıpkı Hamas liderlerinin öldürülmesindeki kirli ortaklık gibi...
YENİ ŞAFAK
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Abbas'ın ekibi sızıntının kaynağını arıyor!


Filistinli yetkililer, Orta Doğu barış görüşmelerinin gizli belgelerini sızdıran kaynakları arıyor.



İstihbarat servisinin Filistinli müzakerecilere destek veren ofisteki bilgisayarları incelemeye aldığı bildiriliyor. El Cezire tarafından hafta başında yayınlanmaya başlayan gizli belgeler, Filistin liderlerinin Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkından vazgeçmeye hazır olduğunu ima ediyor. Geri dönüş hakkından vazgeçilmesi, İsrail'e dönmesine izin verilecek mülteci sayısının ciddi bir şekilde kısıtlanması anlamına geliyor.

Belgeler 'muhtemelen gerçek'

Filistinli liderler, sızıntıların bağlamından koparıldığını öne sürüyor. Yetkililerin ilk tepkisi ise, sızdırılan belgelerin sahte olduğunu iddia etmek olmuştu. Başmüzakereci Nebil Şaat belgelerle ilgili yaptığı açıklamada, "Muhtemelen gerçekler. Asıl sorun, bu belgeleri nasıl okuyacağımız" dedi.
Şaat, belgelerden yalnızca üç tanesinin İsrailli müzakerecilere sunulduğunu, kalanların ise iç tartışmalarda kullanıldığını söyledi.
Şaat, belgelerin "her şey üzerinde anlaşılmadan, hiçbir şey üzerinde anlaşılmamıştır" ibaresini içerdiğini belirtti. Başmüzakereci, tüm noktalar üzerinde anlaşılsa bile, "referanduma sunulmadan, herhangi bir anlaşmanın yasal bağlayıcılığı olmadığını" da ekledi. Basına sızan Orta Doğu görüşmelerine ilişkin yüzlerce belge, El Cezire televizyonu ve Guardian tarafından yayınlanmaya başlamıştı. Belgelerden biri, Filistinli müzakerecilerin bir aşamada Doğu Kudüs'ün bir bölümü hariç tamamında inşa edilen Yahudi yerleşim merkezlerini kabullendiklerini ortaya koyuyor. Belgelere göre, daha önce Filistinlilerin müzakerelerde hiç gündeme getirmedikleri teklif, Filistinli yetkililer tarafından İsrail'e 2008 yılında yapılmış, ama İsrail tarafından reddedilmiş. İsrail, ayrıca karşılığında da hiçbir şey vermemiş.
Yine aynı belgelere göre, kutsal mekanlardan Mescid-i Aksa ve Kubbet-ü Sahra'yı da kapsayan Harem-üş-şerif'in statüsü konusunda da Filistin tarafı bazı ödünler veriyor.
El Cezire elinde elektronik posta mesajları, İsrail, Filistin ve Amerikalı yetkililerin toplantı tutanaklarına ilişkin 16 bin sayfa gizli belgenin bulunduğunu söylüyor.

BBC
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
İngiliz İstihbaratı, Hamas'a karşı İsrail'e yardım etmiş



El Cezire televizyonu ve İngiliz Guardian gazetesi , İngiliz İstihbarat servisi MI6'in, Filistin Yönetimi'ne Hamas'a karşı operasyonlarında yardımcı olduğunu ileri sürdü.

Televizyon, "Filistin Belgeleri" adını verdiği belgelerde yer alan bilgilerden hareketle, MI6'in, Hamas'a karşı geniş çaplı operasyonlar için Filistin Yönetimi'ne gizli plan hazırlamakta yardım ettiği, silah verdiği ve Filistin Yönetimi güvenlik kurumlarına mali destek sağladığını öne sürüyor.
Haberlerde, söz konusu planın, örgütün liderlerinin ve militanlarının hapse atılmasını, radyo istasyonlarının kapatılmasını ve camilerdeki imamların değiştirilmesini içerdiği kaydedildi.
İddialara göre, söz konusu plan 2004 yılında hazırlanmış ve Kudüs'te yerleşik bir MI6 mensubu tarafından, o dönemdeki Filistinli güvenlik yetkililerinden Cibril Rajub'a verilmiş.
Guardian gazetesi, söz konusu planın önemli bölümünün Filistin Yönetimi tarafından yerine getirildiğini de yazdı.
Gazete ayrıca, doğrulandığını belirttiği İngiliz belgelerinin, öncelikle dikkat edilecek konular arasında suikast eylemcilerini ve roketleri sıraladığını da belirtti.
MI6'in hazırladığı "Filistin Güvenlik Planı"nda, Hamas'ın ve diğer militan grupların "orta dereceli yöneticilerinin gözaltına alınması", silahlarına ve mali kaynaklarına el konulması tavsiye ediliyor.
Planda ayrıca, Mısır'dan Gazze'ye silah kaçakçılığı ile mücadelenin yolları da çiziliyor.
Guardian, belgelerden birinde, bir kaç ay öncesine kadar Filistinli güvenlik kuvvetlerinin eğitiminden sorumlu olarak görev yapan General Keith Dayton'un, 2009 yılında, Filistinli Başmüzakereci Saib Erekat'a, "İstihbarattaki çocuklar iyi. İsrailliler onları seviyor. Ama, insanlara işkence ederek, uluslararası bağışçı ülkeler nezdinde bazı sorunlara neden oluyorlar" dediğini aktardı.
İnsan hakları örgütleri, Filistin cezaevlerinde tutuklulara işkence yapıldığı yolundaki iddialarını uzun bir süredir dile getiriyor.
El Cezire televizyonu da belgelerden birinin, İngiltere'den Filistin Yönetimi'ne bağışlarını gösterdiğini, bu bağışlardan bir kısmının, düzenli olarak kötü muamelelerin yapıldığı Filistin Cezaevleri İdaresi'ne ve İstihbarat Servisi'ne aktarıldığını ileri sürdü.
Belgelere göre, Filistin Yönetimi, General Dayton'un, Hamas'la mücadele edebilmek amacıyla, Filistin Güvenlik güçlerinin silahlarının artırılması için İsrail'i ikna etmesini de istemiş.
9 Haziran 2009 tarihli bir belgeye göre, İsrail ile Filistin Yönetimi arasında güvenlik işbirliğinin artmasından sonra, Filistin Yönetimi, İsrail'e "Filistin Yönetimi'nin Güvenlik Alanındaki Başarıları" konulu bir belge sunmuş. Bu belgede, Şubat 2008 ile Mayıs 2009 tarihleri arasında, silahlı örgütlerin üyesi 3,700 militanın tutuklandığı, 4,700 kişinin sorgulandığı, bu örgütlerin 1,100'den fazla silahına, 2,5 milyon şekelden (yaklaşık 715 bin dolar) fazla parasına el konulduğu bilgileri yer alıyor.
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Filistinlilerden El Cezire'ye belge baskını

İsraillilerle işbirliği yapan Filistin Yönetimi ile ilgili olarak yayımladığı belgeler nedeniyle şimşekleri üzerine çeken, El Cezire televizyonunun Batı Şeria'nın Nablus kentinde yayın yaptığı stüdyo saldırıya uğradı.

Kimlikleri belirlenemeyen bazı kişilerin, belgelerle ilgili olarak, Dr. Abdülsettar Kasım'ın yayına çıkarılmasının hemen ardından, El Cezire tarafından yayın için kiralanan Palmedia stüdyosunu bastığı bildirildi.
Stüdyo çalışanlarından biri, 5 kişinin stüdyoya geldiğini, içlerinden birinin silahlı olduğunu ve Dr. Kasım'ı sorduklarını ifade ederek, "Dr. Kasım'ın biraz önce ayrıldığını söylememizin ardından, ofisin camlarını, kameralardan birini kırdılar; bilgisayarlara zarar verdiler ve çekip gittiler" diye konuştu.
Olay yerine gelen Filistin polisinin saldırıyla ilgili soruşturma başlattığı da bildirildi.
İsrail ile Filistin güvenlik güçleri arasındaki işbirliğiyle ilgili iddiaların yer aldığı belgelerin yayımlanmasının ardından, El Cezire tarafından görüşlerine başvurulmak üzere çağrılan Dr. Abdülsettar Kasım, Nablus'taki El Neceh Üniversitesinde siyasal bilimler öğretim üyesi. Dr. Kasım, radikal görüşleriyle tanınıyor.
AA

İsrail'den Filistin'e: Hamas'ı kazıyın



El Cezire televizyonu tarafından yayımlanan gizli bir belge, İsrail'in Filistin yönetiminden Hamas örgütünü yasaklamasını istediğini ortaya koyuyor.

El Cezire televizyonunun ele geçirdiği ve Pazar akşamından bu yana açıkladığı İsrail-Filistin müzakereleriyle ilgili gizli belgelerin arasında yer alan bir belgeye göre, İsrail güvenlik yetkililerinden Yoav Mordechai, Filistin yönetimi temsilcilerinden Hasan Attalah ile görüşürken, Hamas'ın yasaklamasını istedi.
Gizli belge, Mordechai'in görüşme sırasında, Attalah'a Filistin yönetiminin sadece Hamas'ın silahlı militanlarına karşı savaşmakla kalmayıp aynı zamanda, Hamas'ın sivil üyelerine karşı da, özellikle belediyelerde, önlem almasını istediğini ortaya koyuyor.
Belgeye göre, Attalah bu isteğe cevaben, "siyasi düzeyde çalışmadığını ama aynı fikirde olduğunu ve Hamas konusu ile ilgilenilmesi gerektiğini" belirtiyor.
Sözleri belge tarafından aktarılan Yoav Mordechai, "Filistin Yönetiminin, Hamas'ı bütünüyle yasa dışı ilan etmesi gerekiyor, bugüne dek, örgütün sadece militanları yasa dışı olarak kabul ediliyor" şeklinde sözler sarfetmiş.
AA

“Siyonistlere Sıkılan Her Kurşun Bana Sıkılmış Sayılır”


El-Cezire televizyonunun yayınladığı belgeler Abbas yönetiminin ihanette vardığı noktayı göz önüne sermeye devam ediyor.


Yeni yayınlanan belgelerde Fetih yönetiminin direniş liderlerini katletmek için düşmanla işbirliği yaptığını ve Siyonistlerle Amerikalılar tarafından hazırlanan planların hayata geçirilmesinde Fetih'in önemli bir ayak olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
2005 yılına ait olan bir belge, Siyonist İçişleri Bakanı Şaul Mofaz ile Filistin İçişleri Bakanı Nasr Yusuf arasında yapılan bir görüşmede, Fetih'in askeri kanadı durumundaki El-Aksa Şehitleri Tugayları komutanı Hasan El-Medhun'un Gazze'de ortadan kaldırılması işini masaya yatırdıklarını gösteriyor.
İki taraf arsında yapılan görüşmede Siyonist yetkili Fetih mensubuna "Hasan El-Medhun'un adresini biliyoruz, Reşid Ebu Şebbak da (Hamas'ın yönetimi ele almasından önce Gazze'de Koruyucu Güvenlik müdür yardımcısıydı) bunu biliyor. Peki, neden onu öldürmüyorsunuz?" demesi üzerine Fetih mensubu Nasr Yusuf "bu konuda Reşid'e talimat verdik, yakında göreceğiz" diyor.
Bu görüşmenin yapıldığı tarihten birkaç hafta sonra yani Kasım 2005 tarihinde havalanan işgal uçakları Hasan El-Medhun'un yanında İzzeddin El-Kassam Tugaylarının askeri sorumlusu Fevzi Ebu'l-Kar'ı da şehit etti.
Yayınlanan belgeler işgal altındaki direnişi tasfiye etmek için sadece işgalcilerin çalışmadığını, Siyonistleri ümmetin başına bela eden İngiltere ile onu koruma görevini üstlenen Amerika'nın da işgalciyle birlikte çalıştığını ortaya koyuyor. İngiltere'nin hazırladığı iki planda, Hamas ve İslamî Cihad hareketlerinin liderlerinin tutuklanması ve işgal rejimine bağlı ortak bir operasyon merkezinin kurulması tavsiye ediliyor.
22 Haziran 2005 yılında dönemin Siyonist Başbakanı Ariel Şaron ile görüşen Abbas daha da ileri giderek "İsrail'e sıkılan her kurşun Filistinlilere de sıkılmış olur" diyebiliyor.
FEM
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Halk Cephesi: “Taviz Verenler Hesap Verecek”


FHKC Siyasi Birim üyesi Ebu Ahmed Fuad El-Cezire’nin yayınladığı belgelerin başta Halk Cephesi olmak üzere Filistinli grupların daha önce düşmanla görüşmelerin Filistin davasına zarar verdiği yönünde yaptıkları açıklamaları ve ortaya koydukları tavrı doğruladığını söyledi.


Filistin Halk Direniş Cephesinin Siyasi Birim üyesi Ebu Ahmed Fuad El-Cezire'nin yayınladığı belgelerin başta Halk Cephesi olmak üzere Filistinli grupların daha önce düşmanla görüşmelerin Filistin davasına zarar verdiği yönünde yaptıkları açıklamaları ve ortaya koydukları tavrı doğruladığını söyledi.

Fuad yaptığı açıklamada ayrıca, yayınlanan belgelerin Fetih yöneticilerinin Filistin davasının en önemli konularında düşmana tavizler verdiklerini gösterdiğini belirtti.

FKÖ'nün bu belgeleri Filistinli gruplardan saklamasını da eleştiren Halk Cephesi şunları ifade etti: "Her şeyden önce Filistinli gruplarla Filistin halkının bu belgeleri daha önce bilmesi gerekiyordu. Fetih liderlerinin FKÖ'de yer alan ve almayan diğer hareketlere gelişmeleri aktarmaları gerekirdi. Çünkü taviz verilen konular sadece Fetih'i değil, bütün Filistinli grupları ve Filistin halkını ilgilendirmektedir."

Fetih'in verdiği tavizler konusunda kendilerinin hiçbir şekilde bilgilendirilmediği söyleyen Fuad devamla şunları söyledi: "FKÖ'nün üyesi olan hareketimiz bir gün olsun bu kararlara vakıf olmadı ve bu konularda karar alma.
Bu tavizleri kesinlikle onaylamıyoruz.
Belgelerde ifade edilen bilgiler daha önce elimize ulaşmıştı.
Fakat bu bilgiler kesin değildi.
Bilgileri FKÖ'ye sorduğumuzda, Fetih hareketi bilgileri kesin bir dille reddetmişti."

FEM
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Filistin'de Dost-Düşman Artık Daha Net



Bundan sonra bu kadroların İsrail ve Amerika’nın fazla işine yaramayacağı açıktır. Ya Fetih’in başına yeni isimler getirilecek ve onlarla işler kotarılacak ya da yeniden fiili bir iç çatışma körüklenecektir.

Belgelerdeki Filistin ihaneti / Serdar DEMİREL

El Cezire televizyonu, Fetih yönetimiyle siyonist rejim arasındaki görüşmelerle ilgili ele geçirdiği bin altı yüz gizli belgeyi yayımlamaya devam ediyor. Yayım başlayalı beri ortalık karıştı. İyi de oldu, kim nerede duruyor herkese ayan beyan olsun.
Şimdilik ortaya çıkanlar Kudüs, Mescid-i Aksâ, mülteciler, sınırlar ve güvenlik konularında "ihanet" olarak nitelendirilecek çapta verilen tavizleri belgeledi. Bunlar ileride yayımlanacak daha şok edici ihanetlere sanki hazırlık niteliğinde. Filistin halkı başta olmak üzere Arap ve Müslüman halklar daha kötü haberlere ısındırılıyor gibi.
Fetih yönetiminin karar mekanizmalarının en üst düzey yöneticileri ortaya çıkan ihanetlerini tevil etmek için kanal kanal gezip belgelerin çarpıtıldığını, bağlamından saptırıldığını söylüyorlar. Hele Abdu Rabbu El Cezire'yi ve Katar Emiri'ni tehdit etti ki, görmeye değerdi. Katar Emiri'nin Amerika'yla olan ilişkilerini hatırlatarak Katar'daki Amerikan askerî üssünün Araplara karşı nasıl kullanıldığını söyledi ve bunları El Cezire'den yayımlamasını istedi. Bir anlamda farkımız yok mesajını verdi.
Baş müzakereci sıfatıyla yıllardır Filistin halkını temsil eden Saib Arikat ortaya çıkan belgelerde bu sıfatı haketmeyi bir tarafa bırakın, İsrail tarafının isteklerini Filistin halkına yumuşatarak kabûl ettiren zavallı bir aracı pozisyonunda.
Filistin halkı gerçeğin bu derece çıplak olarak karşılarına çıkmasından etkilenecektir elbette. Ama karanlık içinde karanlık çeteleri barındıran Fetih'in kemikleşmiş militan kadroları her şeye rağmen bu ihaneti içlerine sindireceklerdir.
Ramallah'ta El Cezire'nin ofisine saldıran Fetih taraftarlarının belgelerin doğruluğunu sorgulamak yerine El Cezire'ye gözdağı vermeyi yeğlemesi bunu gösterir.
Açık konuşmak gerekirse, Filistin dâvâsına biraz yakından bakmayı becermiş birisinin Mahmut Abbas ve ekibinin ihanetini ortaya çıkaran belgelere fazla şaşıracağını sanmıyorum. Wikileaks'in yayımladığı belgelere fazla şaşırmadığımız gibi. Ama karanlık ilişkilerin en azından tarihe bir not düşülmesi adına belgelenmesi ve neye inanacağını bilmeyen kararsız kesimlerin önünün aydınlatılması açısından son derece önemlidir.
2006 yılında Filistin genel seçimlerini Hamas'ın (İslâmî Direniş Hareketi) kazanmasıyla Fetih kadrolarının gerçek yüzü iyice ortaya çıkmıştı. Sonraki yıllarda ise İsrail'le beraber binbir türlü komploların içine girerek siyonist işgale karşı vermiş olduğu direniş mâzisine kara leke sürdü.
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Hamas haklı çıktı. Bu yapı hakkında söyledikleri artık bu belgelerle ortada.
Bundan sonra bu kadroların İsrail ve Amerika'nın fazla işine yaramayacağı açıktır. Ya Fetih'in başına yeni isimler getirilecek ve onlarla işler kotarılacak ya da yeniden fiili bir iç çatışma körüklenecektir. Bu belgelerden sonra Filistin sokaklarının kaynadığını ve bir çatışma zeminin hazır olduğunu söyleyebiliriz.
Bu belgeler İsrail'in kesinlikle çözümden yana olmadığını bir daha göstermiştir. Görüşmelerde tek yaptığı şey daha fazla taviz koparmak, her tavizden sonra yeni tavizler talep etmek. Bunu da ABD'nin desteğiyle yapmaktadır.
ABD'nin İsrail sözkonusu olduğunda nasıl taraf olduğunu ABD'nin, İsrail'in Mavi Marmara gemisi baskınına ilişkin soruşturmasını "inandırıcı ve tarafsız" bulduğunu söylemesinden anlayabilirsiniz. Müttefik dediği Türkiye'yi kızdıracağını bildiği hâlde İsrail'e bu haksız desteği vermiştir.

YENİ AKİT
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Filistin yönetimi Goldstone Raporu'nu gizlemek istemiş



El Cezire, Filistin yönetimi liderlerin, Gazze'deki savaş suçlarına ilişkin Goldstone raporunun BM Güvenlik Konseyi'ne havale edilmesinin ertelenmesi için ABD'yle işbirliği yaptığını iddia etti.

İsrail'in 2008'deki Gazze saldırısıyla ilgili raporun ertelenmesi, Filistin yönetiminin şiddetle eleştirilmesine yol açmıştı. Belgelere göre, Goldstone skandalı patlak verdikten üç hafta sonra 31 Ekim 2009'daki bir toplantıda, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jim Jones, Filistinli müzakereci Saib Erekat'a, rapora atfen "Birkaç hafta önce yaptıklarınızdan dolayı teşekkür ederim. Çok cesurcaydı" diyor.
Guardian gazetesinde yayımlanan belgelere göre, raporun BM Güvenlik Konseyi'ne havale edilmesinin ertelendiği gün, Amerikalı yetkililer Filistinli müzakerecilere sundukları bir yazıda, "müzakerelere yardımcı olacak olumlu bir atmosfer yaratılmasına yardım edilmesi ve uluslararası yasal oturumlarda bu atmosferi zayıflatacak bir girişimi doğrudan veya dolaylı desteklemekten kaçınmaları" tavsiye edildi.
Belgelere göre, yazıya karşılık Erekat'ın ABD'nin Ortadoğu temsilcisi George Mitchell'e cevabı, "BM'ye gitme konusunda, biz her zaman sizinle işbirliği yaparız" şeklinde oldu.
Belgeler ayrıca, Filistin lideri Mahmud Abbas'ın (Ebu Mazen) İsrail Savunma Bakanlığı yetkilisi ve müzakereci Amos Gilad'la, İsrail'in 2008 sonunda Gazze'ye yaptığı saldırıdan önce temas halinde bulunduğunu gösteriyor.
Erekat, 2009'un Ekim ayında Mitchell'e, Abbas'ın saldırıdan önce Gilad tarafından aranmasına atfen, "Ebu Mazen, İsrail tankı üzerinde Gazze'ye girmeyeceğini söyledi" dedi.
Bu hafta başında Gilad, İsrail radyosuna yaptığı açıklamada, iddiaları yalanlayarak, "Filistin yönetimine saldırıyla ilgili somut bir uyarı verilmedi" demişti.
AA
 
Üst