Levlâke rivayeti ve Nur-u Muhammedî meselesi

adams77

Kanalizasyoncu
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
23,901
Puanları
113
Hah işte o alt ÖZ sana kimler vasıtasıyla geldi:

a. Ataların

b. Ataların

c. Ataların

d. Hepsi
hayır canım

e hiç biri

Allah 'ın ayetlerini görmek istemiyorsun, düşünmek istemiyorsun, akletmek istemiyorsun ..... önceki atalar yanlış bir tek senin ataların mı doğru? adama gülerler dostum bunca ata gelmiş akıl edememiş senin atan mı akıl etmiş pehh

Dostum Allah 'ın ayetlerini oku , atalarının değil
 

adams77

Kanalizasyoncu
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
23,901
Puanları
113
Hah işte Allah'ın ayetleri sana kimler vasıtasıyla geldi:

a. Ataların

b. Ataların

c. Ataların

d. Hepsi
Seni anlayabiliyorum dostum sıkma canını gelir geçer hepsi kafa taktığın şeye bak elbet öğreneceksin vakti gelince

Allah sana salatı ikame et diyor senin salattan anladığını ne atalarının nakilleri :) bu gidiş nereye dostum
aç gözünü seyret varlık seninle diyalog kurmak istiyor kulak ver.
 

adams77

Kanalizasyoncu
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
23,901
Puanları
113
Ben varlığı var ceden Vacibul Vucud olan Allah'a kulak vermişim, gerisi fasa fiso...

Sen daha oyalanadur.
heheh nasıl yaptın bunu tasavvuf ile mi? ağlanacak halin var farkında değilsin.

Sen namaz kılarken kılını bile kıpırdatmamak için çaba sarf edersin fakat adil ve adaletli olmak adına erdemli bir insan olabilmek için ne yaparsın? Namaz bittikten sonra dilediğini yapmakta özgürsün dimi

dostum siz ne dediğinizi bilmezken salata yaklaşıyorsunuz azıcık adil ve adaletli olun evrenin bir akıllısı sizmisiniz :)
 

adams77

Kanalizasyoncu
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
23,901
Puanları
113
O 'nun da sana selamı var. Senin için çok üzülüyor
 

Yahayy

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Ocak 2014
Mesajlar
4,602
Puanları
63
Peygamberini Işid gibi bie devletin halifesi sananlarla din konuşmadan önce normal insan testi yapmak gerek, insan olmayanla konuşulamayacağına göre gereksiz meşgalenin luzumu yok.
Nazarındaki değeriymiş, sen hangi olayın aslına inip konuştun da mucize, hadis sünnet gidiyorsun be aymaz adam.

Bildiğin sünnet inkarcısı bunlar ya Allah şerlerinden emin eylesin, peygamberin gerçek sünnetini yıkıp yerine Işid gibi barbar, cani cariye ve mal düşkünü, bağnaz, insanımsız bir yaratığın ahlakını peygamber ahlâkı diye bize yutruracaklar.

Hadi oradan Allah a mı inanalım sizin gibi ilkel uydurukçulara mı.

Hadi uzayın, yallah 6 yaşındaki kızları elinden tutturup gönderdiğiniz Talibanın Afganistanına, 6 yaşında kızın cariye olarak 50 yaşında adama verildi Deaş Işid Devletine yallah.
 

bi husben

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Mar 2007
Mesajlar
5,664
Puanları
83
(Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151] (Yalnız Allah’ın değil, Resulünün emrine uymayan da kâfirdir.)
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,970
Puanları
0
Evet, Nerde kalmıştık beyler ?

Son olarak bir atasözüne atıfta bulunarak demiştik ki; "İtler ürür, kervanlar yürür..."
Bu çok doğru değişmez bir veciz atasözüdür. Nitekim, bu atasözünü burada da geçerli hâle getiren ve içeriğini uygulayanların aksul-amellerini görüyoruz...
Her şeyden önce şu hakikati söyleyelim ki, “PEYGAMBERĞİMİZİ KÜÇÜMSEMEK VE O'NU SIRADAN BİR BEŞER GİBİ” görmek, O'nu "RED ve İNKÂR" etmekten çok daha büyük bir seyyiedir ve masiyettir !

Nereden mi biliyorum ? Gözleriniz dört açmanız yetmez; dörtbin açın ve okuyun :

"""Nasıl ki, şerli kâfirler, Resulûllah - sallallahu aleyhi vesellem- Efendimizi de, sair insanlar gibi sanmışlardı; nübüvvet kemalâtını inkâr etmişlerdi. Allah-u Taâlâ, bizi, bu büyük zatları inkâr etmekten korusun. Keza, onların yolunda olan tabilerini, inkâr etmekten de korusun.. """ (Mektubat-Rabbani - 101. Mektup)

Sanırız artık, zilin sesini duymuşsunuzdur ve burada da aynı Fransada yayın yapan Charlie Hebdo Dergisindeki gibi, İslâm ve Peygamber Düşmanı gayr-ı muslimlerin, İslâm Diniyle ve müslümanlarla sürekli istihza-alay eden it-kopuk takımının bulunduğunu gözlerinizle görün ve müşahade edin !
Ve bizim bütün bunları size iş olsun diye de göstermediğimizi artık anlayın ve iyice bilin !

Dikkat ediniz ve agâh olunuz ki; iman ve İslâm lehine en küçük bir ameliniz veya tavrınız sizin ebedi saâdetinizi kazanmaya vesile olabileceği gibi, küfür ve kafirler, hadis-evliyâ munkirleri lehine göstereceğiniz en küçük bir ima, teşekkür, tavır, sessizlik, hoş-görü veya sırıtma dahi, doğrudan eşşek cennetini boylamaya sebep olabilir ! Buradan herkesi aynaya bakmaya ve durduğu, bulunduğu ve eşelendiği yeri tesbit edip, bilmeye davet ediyorum. Bilesiniz ki, yarın çok ama, pek-çok geç olabilir !

Not: Yönetimi de uyarayım ki, forum git-gide Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun icra ettiği
fonksiyona doğru süratle yol alıyor ! Bu aynı gayya kuyusuna doğru bir sürat demektir!

“His yok, hareket yok, heyecan yok, leş mi kesildiniz?
/ Hayret veriyorsunuz bize, siz böyle değildiniz.”

 

alitufan2003

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ağu 2013
Mesajlar
1,370
Puanları
0
Bir Düşünün Küffar 300 Yıldır Kimleri Destekliyor?

Tarih boyunca küffar Resulullah Aleyhisselâm'ın hükmünü ortadan kaldırmak için büyük emekler, büyük paralar harcamıştır. İslâm dünyasında kendi arzusuna göre icraat yapanları desteklemiştir. Küfür ehli yetiştirmesi için.
İngiltere Osmanlı devrinde Arabistan'da Vehhabilere, Hindistan'da Kadıyanilere (Ahmedîler) destek vermişti.
Bugün de Amerika ve yahudiler benzer bozuk fırkalara destek veriyor.

Küffarın destek verdiği sapkın fırkaların ortak özelliğinin
Resulullah Aleyhisselâm'ın Allah katındaki değerine muhalefet etmeleri olması gerçekten dikkate şayan bir durumdur.Bunun yanında ortaya çıkan bu yoldan çıkmış fırkaların küffarın çıkarına hizmet eden düsturları vazetmeleri de dikkat çeken bir diğer husustur.
* Arabistan'da Vehhabiler Osmanlı'ya karşı terör yapmayı mübah ve meşru görüyorlardı.
* Hindistan'da ise Kadıyaniler İslâm'daki cihad inancını yıkmaya çalıştılar.
Kadıyaniler, cihadın sadece sözle olduğunu iddia ettiler. "Herkesi sev, kimseden nefret etme!" sözünü düsturları ilân ettiler. Bugünkü hoşgörü zihniyetinin o devirdeki versiyonu bu idi.

Bu necis kâfirler küfürlerini yayabilmek için hususiyetle Muhammed Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e saldırmayı ve hakaret etmeyi düstur edinmişlerdir. Resulullah Aleyhisselâm Efendimiz'i karalamak için çok büyük paralarla çok büyük teşkilâtlar kurmuşlardır. Bu faaliyetler misyonerlik faaliyetlerinin bir parçasıdır.
Bunu biz söylemiyoruz. Bunu bu Alman asıllı küfür papasının memleketinden bir gazete söylüyor. Almanya'da yayınlanan Welt Am Sonntag gazetesinin haberi hakkındaki gazete küpürünü aşağıda görüyorsunuz. Bunlar bu kadar planlı bir küfür yürütüyorlar.



İngilizlere Arabistan'da terörizm lâzımdı,
Hindistan'da ise cihadı hor gören hoşgörücüler lâzımdı.
Bugün de küffara Türkiye'de; cihadı "Hor", küfrü "Hoş" gören hoşgörücüler lâzım. Resulullah'ın hükümlerini kabul etmeyen, başı-bozuk itikatsızlar lazım ki, Türkiye'ye ve İslâm ülkelerine nüfuz edebilsinler...
Böylece bu millet bir daha İSLAM'ın BAYRAKTARLIĞI'nı yapıp, küfrü zillet içerisinde bırakamasın!!!!


İşte Peygamberimizin Allah katındaki değerini, İslam'daki yerini anlayamayan beyni-kıt'lar görsünler, kimlere maşa ve uşak olduklarını...



 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,970
Puanları
0
Kâinatın Efendisi, Sebeb-i Mevcûdat, Fahr-i Alem , Habib-i Ekrem, Nûr Muhammed Mustafa’yı -sallallahu aleyhi vesellem- yücelten, öven, koruyan ve esirgeyen bizatihi Rabbimizdir. Artık, onu bir başkasının övmesi veya yüceltmesi Rabbimizinkinin yanında devede kulak kalır ! Bu sebeple, konu başlığında verilmiş Kuts-i Hadis hem mana ve hem de metin itibariyle doğrudur ve hakikattir. Buna ancak, Rasulullah -sallallahu aleyhi vesellem- Efendimizi inkâr edenlerden veya O’nu Charlie HebdoDergisindeki karikatürü yayınlayıp-küçümseyen kafirlerden başkaları şaşı bakmaz-bakamaz ! Bunu böylece ve çok iyi bilelim ve müslüman kalabilmek için de safımızı ona göre belirleyelim diyorum.
 

alitufan2003

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ağu 2013
Mesajlar
1,370
Puanları
0
Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

"Azim sahibi" peygamberlerin en faziletlisi, en üstünüdür. Kâinatın mebdei, mahlûkatın ekmeli ve efendisidir.
Allah-u Teâlâ Hazretleri, kendisinden önce gelen her peygambere ona tâzim etmelerini, teslim olmalarını, gönülden bağlı olmalarını, ona ellerinden gelen her türlü yardımı yapmalarını emretmiştir.
"Ona mutlaka iman edeceksiniz ve mutlaka ona yardımda bulunacaksınız." (Âl-i imrân: 81)
Ve bu bütün Enbiyâ-i izam Hazerâtı da bu emr-i ilâhiyi kabul etmişler, onun üstünlüğünü, izzet, şeref ve meziyetini ümmetlerine tebliğ etmişlerdir.
Onların her biri bir kavme, birkaç şehir halkına veya bir ümmete ve belirli bir zamanda gönderildikleri için, peygamberlikleri yalnız kendi kavimlerine hastır. Fakat o, bütün insanlığa ve cinlere gönderilmiş, âlemlere rahmet olmuştur.
Kıyamete kadar gelecek insanların tamamı, onun irşad sahası içindedir.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde:
"Resul'üm! Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Ne var ki insanların çoğu bilmezler." buyuruyor. (Sebe: 28)
Bilgisizlikleri onları içinde bulundukları azgınlık ve sapıklığa, muhalefet ve isyana sevketmektedir.



Resulullah Aleyhisselâm Miraç gecesinde Kurb-i ilâhî fezâsında öyle ilerledi, Rabb'ine öyle yaklaştı ki, aradan bütün perdeler kalktı ve huzur-u ilâhîye kabul buyuruldu. Zamandan mekândan münezzeh olan Cenâb-ı Hakk'ın Cemal rüyetine erdi. O'nu baş gözü ile yalnız ve yalnız Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-i gördü. Onu kendi nurundan halkettiği için, o nur Nur'u görmeye takat getirebildi.
Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:
"Kuluna iki yay kadar, yahut daha da yakın oldu." (Necm: 9)
Cebrâil Aleyhisselâm mukarreb melek olduğu halde Sidre-i müntehâdan bir parmak ucu kadar ileri geçerse yanacağını ifade etti. Ve fakat Allah-u Teâlâ Resulullah Aleyhisselâm'ı kendi nurundan halkettiği için, onu kendisine o kadar yaklaştırdı ki, o yanmadı.
Allah-u Teâlâ'nın nurundan olduğu için yanmadı ve ona dilediğini, murad ettiğini vahyetti. Onun mübarek kalb-i şerif'i ilâhî esrar odası haline geldi ve bütün bu esrar kendisinde kaldı, dilediğine dilediği kadar açıkladı.
Musa Aleyhisselâm da ulül-azm peygamberlerden olduğu halde, Allah-u Teâlâ'nın Cemâl-i bâkemalini göremedi, dağa tecelli buyurduğunda dayanamadı ve baygın yere düştü. Her ikisi de ulül-azm olmasına rağmen, arada bu kadar büyük farklar var.


....

http://www.hakikat.com/dergi/193/bsyz193.html
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Hakîm, İbnü Abbâs'tan yaptığı ve “sahîhdir” dediği rivâyette, O (İbnü Abbâs radıyallâhu anhümâ) şöyle buyurdu:
“Allah celle celâlühû İsa aleyhisselâm'a şöyle vahyetti: Ey Îsâ!... Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e îmân et ve ümmetinden O’na yetişenlere O’na İmân etmesini söyle. Eğer Muhammed sallellâhu aleyhi ve sellem olmasaydı Âdem’i yaratmazdım. Eğer O olmasaydı ne Cenneti ne de Cehennemi yaratmazdım. Arşı su üzerinde yarattım da titremeye başladı üzerine (لااله الاالله محمد رسول الله)/”lâ ilâhe illellâh” yazdım da sükûnet buldu.”


Hâkim, “el-Müstedrek” (3/516, 4285) İsnadı sahihtir.
 
Üst