Latif Erdoğan : Gülen Keşke Yapmasaydık Diyor

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#1
Gülen örgütüne 40 yıldan fazla bir süre hizmet eden, bir dönem bu hareketin Gülen’den sonra 2′nci isim olarak anılan, ancak daha sonra cemaatle yollarını ayıran Latif Erdoğan yine Türkiye’yi sarsacak açıklamalar yaptı. Gülen’in hayatının anlatıldığı, yüzbinlerce baskı yapan “Küçük Dünyam” kitabının da yazarı olan Erdoğan, 6 ay önce de ilk kez SABAH’a konuşmuş, Gülen örgütünün iç yüzünü ortaya koymuştu. Erdoğan, bu kez de 30 Mart seçimlerinin Gülen hareketine etkisini ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdi. 30 Mart seçimlerinden sonra Fethullah Gülen’in ruh sağlığının bozulduğunu anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

GÜLEN’İN RUH SAĞLIĞI BOZULDU:

Fethullah Gülen mağlubiyeti hazmedemeyen bir insandır. Hayatındaki en acı mağlubiyeti tattığı süreç 17 Aralık, 25 Aralık operasyonları ve akabindeki 30 Mart seçimleri olmuştur. Böyle bir hezimet beklemiyordu. Bu cemaatte bir travma meydana getirdi. Yakınında bulunanlardan aldığım bilgiye göre bir ay kadar çok ciddi ruh sıkıntısı yaşadı. Sık sık “Keşke yapmasaydık” şeklinde şikâyette bulunduğunu duyuyorum. Sadece mağlubiyet değil, “Acaba yanlış mı yaptık” düşüncesi ruh dünyasında ciddi bir ıstıraba yol açmış.

MUHALEFETİN AKLINA GELECEK İSİM DEĞİL:

Ekmeleddin İhsanoğlu CHP ve MHP’nin aklına gelecek bir isim değildir. Aydın Doğan ve Pensilvanya’nın desteklediğini biliyorum. Bu daha çok Pensilvanya’nın bir projesi… Ama teklif Gülen’den değil aracılardan gelmiştir. Doğrudan teklif Gülen’den gelseydi Ekmeleddin İhsanoğlu kabul etmezdi. Zira Gülen’e o kadar önem atfettiğini düşünmüyorum.

MUHTAR BİLE BELİRLEYEMEZLER:

Cemaatin oy potansiyeli yoktur. Cemaatin yapısının karşılığı devlettedir, toplumda değil. Artık devletteki gücünü kaybediyorlar. Bu potansiyelle cemaatin bir muhtar seçimini belirleyecek bir gücü bile yoktur.

İNSANLARIN BEYNİNİ YIKADILAR:

Gülen meseleyi itikat zeminine çekti. Nasıl yaptı bunu? Mollalar yetiştirdi. İlahiyat mezunu insanlar 3-4 yıl onun eğitiminden geçti ve beyni yıkandı. Artık onlar için din eşittir Fethullah Gülen’dir. Sonra bu mollalara toplum içinde itibar kazandırdı. Gülen, onlar üzerinden kendi itibar çıtasını yükseltti. Benim yüzüme haftada bir “Peygamberimizle görüşüyorum” dedi. Sonra bu “Allah ile görüşüyorum” şekline dönüştü.

“GÜL’DEN SONRA İHSANOĞLU TATLIDAN SONRA TURŞU GİBİ OLUR”

“İhsanoğluile Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı iken öncesinde ve sonrasında çok görüştüm. ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ geleneğinden gelen birisidir. Dava adamı değildir. O yüzden Mısır’daki darbeye karşı çıkamamıştır. Ahmet Necdet Sezer dönemi zorluklarla aşıldı. Abdullah Gül ve eşi zorlukla bu süreci aştı. Böyle bir mücadeleden sonra halk İhsanoğlu’nu niye kabul etsin? Gül’den sonra İhsanoğlu tatlıdan sonra turşu gibidir. Kimse artık ağzının tadını bozmak istemiyor. Devlet doğru refleksle, paralel yapıyı ve masum cemaat gönüllülerini ayırt ediyor.

‘KAZANSA DA ASKERLER TUTMAZ’

Gülen bu sonucu neden öngöremedi?Ben Gülen’in siyasi öngörüsünde hiçbir zaman bir isabet göremedim. AK Parti kurulma sürecinin tamamen karşısındaydı. Hatta cemaatteki arkadaşların o sırada sağda bir birleşme gayretleri içinde olduğunu biliyorum. 2002 seçimleri sürecinde bile AK Parti’nin kazanamayacağı düşünülüyordu. O süreçte ben ABD’de Gülen’in yanındaydım. Sürekli olarak, “AK Parti 500 milletvekili kazansa da askerler onu orada tutmaz” sözünü tekrarlıyordu. Bir gün GYV’nin Başkanı Harun Tokak bana anlattı. Seçimlerden sonra Gülen, Tokak’a telefon açmış. “AK Parti gürül gürül geliyor, daha ne duruyorsunuz siz de gidin içinde bulunun” demiş. Bu siyasi öngörülerinin hepsinde eksiklik, yanlışlık ve isabetsizlik görüyoruz.

‘CHP VE MHP TABANI İÇİN YANLIŞ TERCİH…’

Ekmeleddin İhsanoğlu siyaset insanı değil. Ayrıca temsil etmeye hazırlandığı taban açısından çok yanlış bir tercih. O taban ile hiç alakası yok. Ne CHP ne de MHP’nin tabanının benimseyeceğini düşünüyorum. İsmi, çaresizlikten gündeme geldi. Demek ki Tayyip Erdoğan karşısına kendi içlerinden çıkaracakları bir çatı adayları yokmuş.

İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimini kazanma şansı sıfır. Fethullah Gülen işin başından bu yana İhsanoğlu’nu destekliyordu. Gülen ile İhsanoğlu birbirini yakından tanır. Gülen’in İhsanoğlu’na karşı gizli bir kompleks içinde olduğunu biliyorum. Buna rağmen cemaatten Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kayıtsız şartsız desteklenmesi istenecektir.

(SABAH)


 

Enfüsî

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
4 Nis 2012
Mesajlar
314
Beğeniler
7
Puanları
0
#2
*Gülenin veya bilemiyorum, kitlenin asker konusundaki kesinliklerle dolu (ve insanların öldürülüp başkalarının getirildiğini görmezcesine ad anışları ve) görüşleri eksik/fazla/yanlış olduğu gibi,

*Siyaset kelimesi konusundaki görüşleri yanlış olduğu gibi (onun da beynini yıkadılar elbet! en büyük insan bile insandır!)

*AKP oluşumu hakkındaki görüşleri yanlış olduğu gibi,

*Daha pek çok konudaki görüşleri yanlıştı. Yanlış olabilir...

Bunun bir sebebi her konuda görüşleri olması (ve kendini beğendirme) uğurlarına hayat enerjilerini tüketmeleridir. tüketmeleriydi belki de.

Bazen de Allahın planını kendi planı sanmaktan veya başka sebepten kaynaklanan "Sarfta dengesizlik" ve "teşvikte dengesizlik ve kısmi usülsüzlük"tür.

Çoklar görüş elde etmeye adadıkları ömrünü görüş düzeltmeye adamamışlardı. Zira bunların bir kısmı çokluklarla kafayı bozmuşlardı. Veya kafalarını bozmuşlardı. Belki bunlar çok eskilerden kalan miraslardı ve insanlar görmeye başladılarsa gerçekten fazla bir sıkıntı yok. Demek ki dil ve düşünce gelişmektedir...

* * *

Kaderin bir cilvesi de cemaatin sisteminin -bence- adeta "askeriyedeki sosyal hiyerarşiyi taklit ederek büyümesi" idi.

Benzinleri zaman zaman ihlas ve ihsandan değil, hırs ve misyonerliktendi.

Yanlışta zarar yoktur. Eğer Misyonerlik(sarfta dengesizlik ve kibir) yoksa!
Faaliyetlerde zarar olmaz; eğer hırs yoksa!

Rabilik, üstünlüğü veya öğreticiliği vurgular!
Hiçbir eskiyici ve ölücü beden veya yozlaşıcı topluluk kusursuz veya üstün veya herkesten iyi bilen falan da değildir (zira/hem herkes de, kendi de sabit değildir).
Öyle gösterilmeye layık hiç değildir!

* * *

Burada asıl konu fethullah Gülen de değildir. Bu milletimizin baya bir kısmına dairdir.
Zira o her işin arkasında değil, belki çok sözü arkasında bile olsa.. söz ile hareketin farkını herhalde bilenler vardır. insanlar Fethullah gülenin klonları değildir. Kemalistlerin/atatürkcülerin atatürkün klonları olmadıkları gibi. Herkes kendi değerini "ortaya" koymaktadır.

Sıkıntı yok. Allah insanların hayırlarını kabul, zararları onlara ve "diğer Türk halkına" adetâ telafi ettirsin. (amin).
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,904
Beğeniler
471
Puanları
0
Yaş
49
#3
Gülen örgütüne 40 yıldan fazla bir süre hizmet eden, bir dönem bu hareketin Gülen’den sonra 2′nci isim olarak anılan, ancak daha sonra cemaatle yollarını ayıran Latif Erdoğan

İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimini kazanma şansı sıfır. Fethullah Gülen işin başından bu yana İhsanoğlu’nu destekliyordu. Gülen ile İhsanoğlu birbirini yakından tanır. Gülen’in İhsanoğlu’na karşı gizli bir kompleks içinde olduğunu biliyorum. Buna rağmen cemaatten Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kayıtsız şartsız desteklenmesi istenecektir.

(SABAH)
Ekmeleddin'in adaylığı açıklandığı dakikadan beridir aynı şüpheleniyorum. Kuvvetli hem de... Gülen'i KULLANAN hangi çevrelerse; iç ve dış BARONLAR.. onların adayıdır Ekmeleddin... Kısaca.
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#4

Havas

Kısıtlı Erişim
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ocak 2012
Mesajlar
4,432
Beğeniler
71
Puanları
0
#6
cemaat böyle bir haraketi yapmamalıydı tabii.

en azından bunu anlamış.

f.gülenin siyasi açıdan bakıldan başarısız olduğu görülmekte.

iyi bir siyasetci değil yani.ödlek korkak ,aman ürkütme! anlayışında birisi.

kendi cemaatine çok büyük darbe vurdu.himmet rantı kesildi
çok adam kaybedildi.

Artık millet gülenci birine munafık gözüyle bakar oldu.

gülenin durumu tekrar toparlayacağını düşünmüyorum..
 

DostunDostu

Süper Moderatör
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
30 Eyl 2013
Mesajlar
5,947
Beğeniler
284
Puanları
83
#8
Totaliter gen yapısına sahip her hareket kısa ömürlüdür. Biz hala ortaçağ kafasıyla düşünüyoruz. Bunu biraz açacağım. Ortaçağ kafası ne demek? Eski toplum yapısında üretici dünyayı bilmezdi. Genel olarak okuma yazma bile bilmezdi. Fakat buna karşın tüketici, dünyayı bilirdi. Bu böyle olunca köylünün ürettiğini yiyen şehirli de buna karşılık sanat, bilim, devlet felsefesi falan üretirdi. Bütün hayat kaynağı çiftçinin ekip biçtiği ve meslek sahibinin ürettiğidir. Bu manzarayı şimdi göz önünden kaçırmayın, zira bunun üzerinden tarife devam edeceğim.

Hal böyle olunca kurulan devlet yapıları doğal olarak üreticinin cahil kalması için elinden geleni yapacaktır. Üretici düşünmesin, aksiyona geçmesin, politize olmasın. Bütün yapı bu temel prensip üzerine kurulmuştur. Seçme ve seçilme hakkını bırakın, böyle bir durum akla hayale bile gelemzdi. Manzara bu.

İşte ortaçağ toplumu budur arkadaşlar. Böyle bir toplumu ortaçağ dönemi şeriat yorumuyla rahat rahat yönetirsiniz. Çokta güzel ve huzurlu yönetirsniz. Fakat yaşadığımız dünyada böyle bir toplum kalmadı. Matbuatın icadından sonra her yer kitap ve gazete doldu. Artık dağdaki çoban bile gazete okuyor, akıllı telefonla internete girip her bilgiye anında ulaşabiliyor. Bu aynı zamanda düşünmeyi ve sorgulamayı getirdi. Dünyanın bir ucundaki insanla kendi hayatını kıyaslıyabiliyor artık insanlar. Yani tüketicinin üreticiyi laf ebeliğiyle kandırıp, elinden ürününü alıp; kendisi saraylarda yaşarken, üreticinin başında bitle, kıcında yamalı donla gezdiği bir dünya yok artık. Bu sorgulama ve kıyas sayesindedir ki devlet yöneticilerinin giydiği takım elbiseyi bir köylüde düğün dernekte giyebiliyor. Devlet yöneticileri ile aynı ortamlarda bulundukları zaman tipoloji olarak fazla bir fark yok artık. Koruma ve zırhlı araç gibi kısmi farklar olsa da bunlar gösterişten ziyade bir gaye içindir. Yaşam konforunda ki farklılık medenileştikçe kapanmak zorunda. Batı ülkelerinde milletvekilleriyle çöpçü sabah saatinde kalkıp aynı metroda işine gidiyor.

Zamanımızın okur yazarlık oranına bağlı sorgulama ve kıyaslama ortamı bu cemiyet yapısını kaçınılmaz yapmaktadır. Bütün dünya eninde sonunda buraya gelecektir. Bütün çatışmaların temeli buna dayanır. Gerisi edebiyat..

Şimdi gelelim bizim cihad yapıyor sandığımız insanlara. Bu insanların kafalarında şehadet şerbeti içip cennette huri kovalamak hayali baskındır. Kıyısı köşesine kadar tarif edilerek örülmüş bir devlet fikri bulamazsınız bunlarda. Sorgulamaksızın ezberlenmiş bir ortaçağ modeli vardır. Derler ki; bu model rüşdünü tarihte ıspat etti. Nasıl? İslamın Altın Çağı'nı delil gösterirler. Oysa o çağ, İslamın altın çağı değil Ortadoğu'nun altın çağıdır. Biz bugün Avrupa'ya Hristiyanlığın Altın Çağı diyor muyuz? Asıl problem burada! İbn-i Sina gibi bilim insanlarına islam adına kafir diyoruz ya hu, hangi islamın altın çağından bahsediyoruz? Bütün bunları sorgulamadan islam adına mücahitlik yapıyorum diyeceksin, öyle mi? Kusura bakmayın ama benim gözümde gerçek mücahid ümmetin problemlerine çare aramak için kafa yoran adamdır. Cennetin pornografik hayalleri içinde demlenen, ve bu gaye için gece gündüz koşan adama kimse bana mücahid dedirtemez.. Olsa olsa kendi şehvetinin mücahitidir.

Bugün doğu ile batı dünyası arasında ki çatışmanın dinle hiç bir alakası yoktur. Özüne baktığınız zaman modernite ile bu modernite karşısında kendisini yaralı hisseden bir kompleksin çatışmasından başka bir şey değil bu.

Zengin bir adam düşünün. Bu adam iflas etmiştir. Başka bir zengin, rekabet ortamında alt etmiştir bunu. Eski zengin varlığını yitirdiği için yeni zengine hangi gözle bakar? Kompleks ve yaralı tavır derken bu tavrı kastediyorum. İflas eden zengin, kendi çocuklarına; aptallık yaptım ondan iflas ettim, der mi hiç? Emin olun ki bu iflas eden adam kendisini haklı çıkartmak için her çeşit komplo teorileri üretecektir. Yeter ki kendisiyle yüzleşmesin. Çocuklarının gözünde kendisini alt eden zengini günah keçisi yapacaktır. Bunun için mümkünse dini duyguları bile istismar edecektir. Genel çerçeve olarak bizde olan budur ve bütün teferruat bunun üzrine bina edilmiştir. Hasan el-Benna'lar, Seyyit Kutup'lar hepisi bu kompleksin ürettiği tepkilerdir. Hiç birisi yeni bir nefes olmayı hak etmiyor. Reçete adına önümüze sunulan bu kişileri incelerseniz bunu rahatlıkla fark edeceksiniz.

Almanyada gelişen faşizim bile bir kompleksin doğurduğu tepkidir. Şuradan anlayın ki aynı kompleksi yaşıyan islam dünyasında Hitler Faşizmi hemen yer bulmuştur. İhvan hareketini kuranların üzerinde ki Hitler ve Musolini tesirini nasıl göremiyoruz? Hasan el Benna'nın Hitler'e yaptığı övgüleri okumadınız mı? Bana damdan düşen birini getirin hikayesi. Çünki kompleks aynı. Ama hiç birisi asıl sorunun temeline inme becerisini gösterememiştir. Fransız bir düşünür Nasyonalsosyalizim hakkında der ki; fikir bile değil, sadece bir psikoloji. Aynen öyledir. Bizim ahmaklar ise fikir adına bu kompleksin islami yorumunu yapmıştır. Gençlerin örgütlenmesi, siyah elbiseli milisler, antisemitizim (günah keçisi!), emre sorgusuz sualsiz itaat, sokaklarda yapılan meşaleli yürüyüşler, parti örgütlenmesi vesaire hepisine bakın Hitler'in aksiyon şablonunu göreceksiniz. İslam toplumlarının bahtsızlığı nedir biliyor musunuz? Modern çağa Hasan el-Benna ve Seyyit Kutup gibi insanların yorumlarıyla girmesidir. İslam'ın faşist yorumunu kolayca kabul eden yeni nesillerin İslam'ın demokratik yorumu karşısında bocalıyor olması normaldir. Çünki önlerinde bu yorumlardan başka bir yorum yok. Ne yapsın?

Bu islam adına ortaya çıkan bütün terör guruplarının çekirdeği buralardan beslenir. Ne yazık ki politik sahamız bile böyledir. Aydın dediğimiz bu insanların ektiğini ümmet şimdi terör olarak biçiyor. Çünki Amerika'da yerle bir olan ikiz kulelere sevinmek, kendi ülkesinde evsiz barksız dolaşan binlerce sokak çocuğuna çare üretmekten kolaydır. Zamanında Said-i Nursi bunları görmüş, neuzübillah çekmiş ve hemen siyasal sahadan çekilmiştir. Fakat ötesini görememiştir. Sakınması bile bir erdemdir. Keşke bu sakınmasını detaylıca izah edebilseydi. İşte orası eksik. Muhtemelen hissetti ama tarif edemedi. Normaldir çünki geleceği hissedersiniz ama tarif edemezsiniz. Halimiz böyle işte.

Yeni bir yorum, yeni bir nefes, yeni bir ictihad bekliyoruz..
 

DostunDostu

Süper Moderatör
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
30 Eyl 2013
Mesajlar
5,947
Beğeniler
284
Puanları
83
#9
Şizofreniz..

Modern dünyanın karşısında terapiye muhtaç hale geldik. Şeriat devleti diye övündüğümüz İran'dan bir manzara; hiç unutmuyorum Ahmedinejad'ın seçim propagandası için kullandığı bir afiş vardır. Resimde başı açık modern bir İran'lı kadınla kucaklaşmışlar. Vermek istediği mesaj; başı açık kadınlarda bizimdir!! Gelelim işin şizofren tarafına; o halde İran anayasasında başı açıklık hakkında niçin ceza müeyedeleri vardır? Bu şizofrenlik değildir de nedir?

Öyle olmak zorunda. Dünya globalleşti dedik ya! Bilgi çağında ortaçağ metodlarıyla mümkün mertebe devleti ayakta tutmak. Bu gelişmek ve genişlemekten ziyade korunmak ve kalkan kurmaktır. İşte bütün enerjimiz buralara harcanıyor. Ama hiç kimse kalkıpta ortaya tepeden tırnağa teferruatlı bir devlet felsefesi koyamıyor. Koyamaz çünki felsefeyi islam adına faydasız ilimlerden saydık. Felsefenin faydasız ilim sayıldığı ve medreselerden çıkartıldığı dönem hangi dönemdir bilir misiniz? Kanuni dönemi. Alimlerin topluca aldıkları karar sonucu olmuştur bu. Bunu nereden biliyoruz? Onca alimin içinden sadece 1 tanesi bua itiraz etmiş ama engellemeye gücü yetmemiştir. Bunun üzerine bir reddiye yazmıştır. O reddiye günümüze kadar ulşamıştır. Oradan biliyoruz. Alimler arasında ki tartışmayı, mücadelesini anlatır. Hele bir yer vardır ki ağlamaklı olursunuz. Felsefe, bilimin gelişmesi için elzemdir deyince diğer alimlerden aldığı cevap şudur; bilim ademe gereksizdir. Gök yüzünde ki yıldızlara bakmakla onlara ulaşılmaz. Adem'in yıldızlara bakması öküzün bakmasından farksızdır. O halde bu işler zaman israfından başka bir şey değildir. İsraf ise haramdır. İsraf haramsa bu işlerde haramdır ve derhal def edilmesi farzdır.

Şaka gibi değil mi? Bu aslında nedir biliyor musunuz? Aşırı özgüven! Dünyanın en güçlü imparatorluğu olmanın verdiği özgüven. İnsanlık tarihine bakın görürsünüz. Bütün büyük medeniyetlerin batış sebebi bu özgüvendir.

Batı medeniyetinin en büyük avantajı bilgi çağına kendi elinde ulaşmasıdır. Bu avantaj öyle bir avantajdır ki geçmiş medeniyetlerin serüvenlerini inceleyebiliyor. İbretlik dersler çıkartıp kendi bünyesini daima yenileme şansına sahip. Zannetmeyin ki geçmiş medeniyetler gibi buda batacak. Arkadaşlar bu başka bir şey. Bu saatten sonra el değiştirme vardır fakat geriye dönüş olacağını beklemeyin. İngiltere elini Amerika'ya vermiştir. Ama aralarında savaş yok. Yani geçmişte alışıldığı gibi bir medeniyet batıp diğer bir medenyet oluşmuyor. Bilgi çağını böyle değerlendirin. Geçmişle kıyaslarken bunları göz önünde bulundurmak zorundayız.

Ben koskoca bir islam aydınından şunu bile duydum ve vallahi yüzüm kızardı. Dedi ki; ''elbet bir gün Güneşte bir patlama olur ve bütün elektrikli sistem çöker. O zaman bizim dönemimiz gelir.'' Bu nedir biliyor musunuz? Modern dünyayı anlamamış, orgaçağda kalmış ve aç kurt gibi insanlığın tepesine totaliter bir rejim oturtmanın fırsatını kollayan bir psiko. Bu adam evinde buzdolabı, elektrikli süpürge, fırın, ampül, bilgisayar, çeşmeden akan suyu kullanırken acaba bu kafayı bir an olsun sorgulamış mıdır? Yediği önünde yemediği ardında olan bu adam, üretim ve tüketim sisteminin nasıl işlediğini bir an olsun düşünmüş müdür? Hasretle beklediği o Güneş patlamasının nelere yol açacağını bir an olsun tasavvur etmiş midir? Sanmıyorum. Ettiyse de şöyle etmiştir; sağında solunda herkes açlıktan ölürken bu muhterem koşa koşa gidip şeriat devletini kuracak.. Tek kelimeyle hasta bir kafa.. İşte islam adına bizim başımızı çeken insanlar ekseriyetle bunlar olmuştur. Bu insanların bizde bıraktığı zehirli tesirle biz böyleyiz. Bütün islam alemi böyle..

Bu noktaları düşünelim. Zira kendisiyle yüzleşmeyen hiç bir toplum ileriye yürüyemez...
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,904
Beğeniler
471
Puanları
0
Yaş
49
#10
Bu saatten sonra sulh mümkün değildir. Hiç bir Müslüman artık bu elemanlara güvenip arkalarını dönmez. Müslüman aynı delikten iki kez ısırılmaz.

Haşhaşilerin layığı, suçsuzlarının şebekeden ayrılması, suçluların cezalandırılmasıdır. Kalem kırıldı.
 

muallim08

Paylaşımcı ÜYe
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
6,175
Beğeniler
833
Puanları
113
#11
Bu saatten sonra Cemaatın koro halinde söyleyeceği şarkıdır. :gl


 

Dut_agaci

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
7,195
Beğeniler
300
Puanları
83
Web sitesi
www.Menzil.Net
#12
Ne güzel şeydir,

Yâ Rabbî, BÜTÜN yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım, keşke yapmasaydım, inşallah bir daha ben yapmacağım...

demek !
 

gunduzalp

Kısıtlı Erişim
Kısıtlı Erişim
Katılım
26 Eki 2006
Mesajlar
2,955
Beğeniler
33
Puanları
0
#13
Allah'im su ruh hastasi Latif'in kafadan ufurdugu seyler ile gaza geliyorlar. Kala kala boyle bir mezcup'un degerlendirmesine kalmislar :)

Gecen Ahmet Hakan, Latif sizofreninin hakkinda guzel yazmisti ;

http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar...kullanisli-bir-itirafcinin-palavrasi_26659086

Neymis Hocaefendi'nin durumu cok kotuymus. Aktroller'in hulyalarina da hakikat olarak inanacagiz :) Daha Cumartesi gunu Dusseldorf'ta olimpiyatlarda idim. Bizzat yanindan gelen insanlarla konustum, gayet durumu iyi ve herzamankinden daha da umitli.

Neymis Cemaat'e diger dini gruplar itibar etmezmis. Ula sizin tarafinizdan muteber gorulmeyi kim ister ? :) Aman eksik olun, aman aman:)
 

HTML

Üst