• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Kurbağaların evrim geçirmediği ispatlandı

kulcoşkun

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ağu 2016
Mesajlar
110
Beğeniler
0
Puanları
0
#1
Denizlerde ve okyanuslarda yaşayan kurbağa yoktur. Evrime göre kurbağa, balıklardan evrimleşmiştir. Bu evrimleşmede deniz kenarında olmuştur. Mesela, Asya Kıtası’nda denizle bağlantısı olmayan, göllere akan nehirlerde yaşayan kurbağalar nasıl evrimleşti?


Eğer evrimcinin cevabı şu ise: Tatlı su nehirlerinde yaşayan balıklardan evrimleşmişlerdir.


Benim cevabım 1: Dünya’nın birçok bölgesinde denizle bağlantısı olmayan akarsularda yaşayan kurbağalar vardır. Bu kurbağaların birbirlerinden haberi olmadan aynı kalıptan çıkmaları mümkün mü? Başka bir yaratık değil de niçin illa kurbağa olmuşlardır? Dünya’nın farklı kıtalarında denizle bağlantısı olmayan her akarsuda balıktan kurbağaya evrim süreci aynı şekilde, aynı yolda olup ve aynı sonucu vermesi mümkün mü? Sonuçta birbirlerinden haberleri bile yok.


Benim cevabım 2: Denizle bağlantısı olmayan akarsulara balık nasıl geldi? İnsanlar tuzlu su barındıran denizden balık alıp, kilometrelerc e uzaklıktaki (dağları bayırları aşıp) tatlı sudan oluşan akarsulara mı attı? Yürüyen ilk insan atası Australopithecuslar (İki ayak üzerinde durabilen insansılar). Australopithecuslar 4 milyon yıldan 1 milyon yıl öncesine kadar Afrika´da yaşamışlarsa, bu balıklar Asya ve diğer kıtalardaki akarsulara ne zaman atıldı?


Kurbağaların atası Ventastega, Gerobatrachus, Triadobatrachus , Prosalirus gibi hayvanlar sırası ile 365 ,290 ,250 ve 190 milyon yıl öncesinde evrim geçirmişler. Balıktan kurbağaya evrimleşmek bu kadar uzun sürüyorsa hatta bundan daha fazla uzun sürede gerçekleşiyorsa, 4 milyon gibi bir sürede tatlı sularda yaşayan kurbağalar balıklardan nasıl evrimleşebilir?


evrimci sana yardım edeyim. Denizden karaya çıkma dediğinize göre kara var. Zaten, kurbağanın balıktan evrimleşmesi için hem su hem de kara olması gerekir. Ne yapacaksın? Evrim, tatlı sularda mı başladı diyeceksin? Eğer böyle dersen evrim süreçlerini yeniden uydurmanız gerekecek.


evrimci — Dünya, eskiden günümüzdeki gibi değildi. Kıtalar ayrıldı.


Kul Coşkun — O halde, Asya Kıtası'nın kendi içinde 2'ye, 3'e, 5'e parçalanıp, tekrar birleştiğine dair kanıt sunman gerekir. Bunun böyle olmadığını sen de çok iyi biliyorsun.

evrimci — Amfibiler(su ve karada yaşayabilen), balıklardan evrimleştikten sonra karalarda da hareket edebilmeye başladılar. Bu sayede bir kısmı kıta içlerindeki tatlı sulara ulaşarak buralarda evrimlerine devam etti. Kurbağalar da bu evrimin bir ürünüdür.


Kul Coşkun — Bu durumda; bir dişi ve bir erkek amfibinin kilometrelerce uzaktaki suya dağları, ormanları aşarak gidip çoğaldığına inanmamız gerecek. Böyle olsa bile;Dünya'nın değişik yerlerindeki amfibiler, birbirlerinden haberleri olmadan aynı kalıptan çıkmış gibi hepsi nasıl kurbağa olabilir? Neden, başka bir yaratık değil de hepsi kurbağa olmuşlardır?

Ayrıca, evrim teorisine göre kurbağalar okyanuslarda evrim geçirmiştir. Buna göre, okyanusla akarsu kenarında evrim geçirme sonucu aynı olamaz.


Kaynak: http://evrimyalanlari.blogspot.com....-kurbagalarin-olmayan-evrimi.html?view=mosaic
 

kulcoşkun

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ağu 2016
Mesajlar
110
Beğeniler
0
Puanları
0
#2

Muminaga

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
8,209
Beğeniler
989
Puanları
0
#3
Evrim teorisine inananların temel hareket noktası şudur; "rastlantısal, tesadüf"
Yani evrimin başlangıcında, uzayda atom parçaçıklarının oluşmasından tutun, büyük patlamaya varıncaya dek muazzam değişimleri tamamen rastlantısal ve tesadüfi olaylar ve tesadufi sonuçlara bağlıyorlar.
Canlıların ortaya çıkması, ırklara bölünmesi, aynı ırk arasındaki çeşitliliği, karınca ile balina veya fil arasındaki orantısızlığı tesadufi ayrışmaların bir sonucu yorumlamalarını da eklersek...
Tesaduf ve rastlantı
Bu muazzam döngü, bu muazzam çeşitlilik tesaduf ve rastlantıların bir sonucu/ymuş
 

kulcoşkun

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ağu 2016
Mesajlar
110
Beğeniler
0
Puanları
0
#4
Başka yerlerde de bu konuyu açtım, twitter da ateistelere sordum ama bir türlü bu konuya cevap verebileni görmedim.
 

kulcoşkun

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ağu 2016
Mesajlar
110
Beğeniler
0
Puanları
0
#5
Moderatör tarafında düzenlendi:

DostunDostu

Süper Moderatör
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
30 Eyl 2013
Mesajlar
5,737
Beğeniler
166
Puanları
63
#6
Evrim teorisi doğal seçilimin nasıl işlediği anlaşılmadan kavranamaz.

Evrimin ana dinamiği doğal seçilimdir. Başka bir deyişle çevresel etkilerdir. Mesela şu an trilyonlarca hayvan yaşıyor. Bunlar en fazla bi 100 yıl içinde komple toprak olacaklar. Onlardan üreyenlerin nesli devam edip gidecektir. İşte bu geçişlerde bir seçilim oluyor. Mesela zayıf olanlar, açlığa daha az dayanıklı olanlar, veya hızlı kaçamayan gizlenemeyen, kamufle olamayanlar neslini devam ettiremiyor. Bu yüzden rengi, vücut yapısı, avlanma tarzı falan yaşadığı bölgeye en uyumlu olanlar avantajlı olup neslini devam yürütüyor. Bunun ıspatı şudur ki insanlar bile kontrollü şekilde evcil hayvanları ihtiyacına göre çiftleştirip şeklini şemalini, karakterini falan ayarlayabiliyor. Doğada bu iş çevresel etkilerle kendi doğal sürecinde oluşuyor.

Evrim teorisini çürütmek isteyenler diyor ki bir maymunu daktilonun başına koysak ve bu maymun harflere rastgele bassa bu rastlantıdan bir ROMAN çıkma ihtimali evrimle bu kadar çeşit canlı oluşma ihtimalinden daha yüksek! Ben bu argümanı mantıksız buluyorum. Çünkü doğal seleksiyonu hesaba katmadan yapılan bir kıyaslamadır bu. Gerçekci ve mantıklı bir kıyas yapılması gerekirse o kıyas şöyle olmalıdır: Bir maymunu daktilonun başına oturtsak ve bu maymun tesadüfen tuşlara bassa bir roman çıkar mı, çıkar, çünkü o romanın ilk harfi ''B'' olacaksa o ''B'' harfine sıra gelene kadar hiçbir tuşun darbesi o kâğıda düşmeyecektir. Ve ''B'' harfi düştükten sonra sıra ''i'' harfine geldiğinde gene aynı seçilim devam edecek ve maymun lazım olan harfe dokunduğunda o harf baskılanacaktır. Böyle böyle birçok tesadüf sıralı devam ederken roman için lazım olan harfler hep sıralı sıralı dizile dizile o roman sonunda günümüze kadar gelen süreciyle tamamlanacaktır. Deneme yanılma meselesi gibi düşünün bunu. O ROMANIN KÂĞIDINA DÜŞMEK BİR HAK EDİLMİŞLİK İSTER! MANA BÜTÜNÜ İÇİNDE HER BİR HARF BİR ÖNCEKİ HARFİN VARLIĞI HAK ETMİŞ OLAN SONRASIDIR, VE VARLIĞI HAK EDECEK BİR SONRAKİ HARFİN SIRRINI MUHAFAZA ETMEKTEDİR. Bu noktayı iyi anlayın!

Unutmayın ki bugün var olan tüm canlı çeşitleri milyonlarca yıl süregelmiş büyük çilelerin son yekünüdür. Her bir hücremiz savaşa savaşa bugüne ulaştı. Ana rahmine düşen milyonlarca spermin yumurtaya ulaşma yarışını düşünün! Ne kurbanlar verildi. Gün oldu küçücük bir mikrop vücudumuza girdi milyonları kırdı geçirdi. Geriye kalanlar yaşamayı hak ederek devam ürediler ve bu özelliklerini gelecek nesillere aktardılar. Bu sadece bir misal. Bu şekil bütün bir canlılar alemini düşünün! Her bir canlının kendi çilesi var. Küçücük bir karıncanın ebatlarına bakarak onun çilesini hafife almayın. O da kendince dünyalara bedel sıkıntılar çekiyor.

Kurbağa meselesine gelince, yazıda üretilen argümanlar mantıksız. Kıtalar arası bağlantılardan başlanmış tatlı su tuzlu suyu birbirinden ayrı ele almışsın. Bütün sular birbiriyle bağlantılıdır. Tuzlu suyu tuzlu yapan özellik suyun kendinden değil, akarken taşıdığı minerallerdendir. Denizlerden buharlaşır, saf su olarak dağlara taşlara yağar, tuzları yıkayarak alçak seviyelerde toplar. Denizlerin tuzlu olması bundan ötürüdür. Devirdaim tepeden aşağı vuk'u bulduğu için canlılığın alçaklarda daha sık görülmesi anlaşılır bir durumdur. Ama bu demek değildir ki yükseklerde bulunan tatlı sularda canlı olmaz! Canlılık öyle dar bir tasavvura sığmayacak kadar geniş bir konu. O her yerden kendine bir yol bulur. Küçücük bir ağaç parçasının rutubetli koğuğuna bir yumurta sıkışır, bu ağaç parçası bir kuşun ağzında tepelere çıkar, bir yol bulur suya ulaşır ve oradan ürer gider. Kıt'alar arası en irtibatsız kalan kıt'a Avusturalya'dır ki gerçekten de Avusturalya'ya gidenler bilirler mübarek sanki başka bir gezegen gibi. Şekil ve şemail olarak ağaçlar başka, hayvanlar başka, insanları bile bambaşka tuhaf bir kıt'a..

Evrim teorisini artık kimse tartışmıyor. Bu tartışmalar bize mahsus. Evrimi kimse ispatlamaya da çalışmıyor artık. Neden derseniz gen teknolojisi o kadar gelişti ki türler arasındaki akrabalıklar artık DNA kodları üzerinden tespit edilebiliyor. Bu lüzumsuz mevzuyu kasmaya gerek yok bence. Herkes önüne baksın işini yapsın diyorum, primatlardan gelmişiz kardeş bu böyle.. :)

Bence insanı insan yapan özellik eti kemiği değil, hiçbirimizin hesaba katmadığı bir nitelik olan akıl ve ruhdan geliyor. Mesela ''hayvani nefis'' diyoruz değil mi? Nefis nedir diye sormuşlar, hikmet ehli buna ''aynaya baktığında gördüğün şeydir'' demişler. Her bir nefis ölümü tadacaktır... Ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez... Velhasılı insan nedir? Kanımca Kur'an'da mevzusu geçen ''insan'' akıl ve ruh emanetini alıp diğer hayvanlardan farklı olarak sorgulamaya başlayan niteliksel hayvanın ta kendisidir. İnsanda akıl yoksa zaten İslâm'dan da sorumlu tutulmuyor, tıpkı hayvanlar gibi toprak olacaklar diyenler bile çıkmış..

Evrim teorisine karşı çıkmayı asrın islam mücadelesi olarak ele alanların şunu bilmesi lazım: Evrime karşı yazılar makaleler yazma işini ilk başlatanlar ABD'li Hristiyan Evangelist'lerdir. Akletmekten ve sorgulamaktan en uzak zümrelerin bu işi başlatması şaşılacak bir durum değildir. Hatta bunlar o kadar ileri gidiyorlar ki bulunan fosillerin Tanrı tarafından toprağa imtihan olsun için yerleştirildiğini söylüyorlar. Bu bağnaz reaksiyon ABD'de birilerine çok para kazandırdı. İslâm aleminin uyanık sporları bunu fark edince ABD'den bu sektörü transfer edip multi milyoner oldular. Üstelik Müslümanların aklıyla dalga geçer gibi milletin gözü önünde dansöz oynatıp göbek atıyorlar. Sen burda istediğin kadar bunu yayalım arkadaşlar diye çırpın dur! Allah akıl fikir vermiş kardeşim biraz düşün yahu!
 
Son düzenleme:

kulcoşkun

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ağu 2016
Mesajlar
110
Beğeniler
0
Puanları
0
#7
Evrim teorisi doğal seçilimin nasıl işlediği anlaşılmadan kavranamaz.
Öncelikle konu hakkında bir cevabın olsaydı yazardın. Niyeyse konuya cevap vermek yerine lafı dolandırarak konuyu değiştirme çalışmaları ile çok karşılaşıyorum.

Eğer, evrim tartışmaları Batı'da dediğin gibi bitmiş olsaydı herkes ateist olurdu kimse dine inanmazdı.

Ben doğal seçilimi de cinsel seçilimi de iyi bilirim.

Şimdi, işimiz gücümüz yok bütün memelilerin balıktan geldiğine, dinozorun kuş olduğuna, köpeğin denize girip fok olduğuna, uçan böceklerin nesillerce ağaçtan düşe düşe kanatlarının çıktığına inanmamız gerekecek.

Her ne ise KONUYA CEVABIN VARSA VERİRSİN, CEVABIN YOKSA GİT EVRİMCİ AĞABABALARINA SOR DA GEL. Merak etme senden önce ben sordum ama cevap alamadım.

Bir şey daha ekleyim: hayvanlar anneleri-babaları ile cinsel ilişkiye girer ve bu ilişkiden yavrular doğar, eğer evrimi kabul ediyorsan bu doğan yavruların ataların olduğuna inanman gerekir.

Bir müslüman evrim teorisine inanamaz çünkü evrim teorisine göre Hz. Adem yoktur hatta ilk insan diye birşey yoktur.
 

kulcoşkun

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ağu 2016
Mesajlar
110
Beğeniler
0
Puanları
0
#8
Zaten evrimciler ilk canlı nasıl oluştu diye sorulduğunda cevaplayamazlar. Ve bunu başka bilim dalı inceler derler, tabii ki eğer cevabını bilselerdi söylerlerdi ama cevapları yok.
 
Üst