• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Kur'an Ve Sünnet Hükümleri Değil İctihadi Hüküm Ve Yorumlar Yenilenir

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#1
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Beştepe’de yaptığı “Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar ya da çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar" açıklamasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın’dan da açıklama geldi. Kalın, mesajında yenilenme ihtiyacı vurgusu yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri İbrahim Kalın, sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarına yönelik paylaşımda bulundu.
Kalın mesajında, “Ezmânın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz. Bu Mecelle kuralına göre zamanın değişmesiyle ictihadi hükümler ve yorumlar değişir ve yenilenmeye ihtiyaç duyar. Kur’an ve Sünnet’in ortaya koyduğu hükümler ise sabittir” ifadesini kullandı.




YENİ ŞAFAK


Fetvalar zamana, coğrafyaya ve kişiye göre değişir. 1000 yıl önceki şartlara göre verilen fetvalar günümüzün fetvaları farklı olmalı.

Erdoğan’ın güncellemeden kastı kuran ve sünnet değil , fetvalar.
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#3
Hz. Muhammed (aleyhisselâm)’ın “Allâh Rasûlü” olarak bize bildirdiği İslâm Dini’ne karşı olan bazı kişilerin, kutsal Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in “RUHU”nu “OKU”yamamaktan ileri gelen; şu eleştirel sorusu hayli sık karşıma gelmeye başladı...

Bu kişilerin eleştirel sorusu şu:


“Hz. Muhammed, 1400 küsur sene önce, yaklaşık beş bin kişinin yaşadığı ve çoğunluğunu ilkel düşünceye sahip insanların oluşturduğu bir topluluğa peygamber olarak gelmiştir! Kız çocuğunu büyüdüğünde ar olur diye diri diri kuma gömüp öldüren; kadının bir mal gibi sayısı sınırsız ölçüde alınıp satıldığı; kadının bir insan olarak görülmediği ve hiçbir hakkının olmadığı
bu toplumda; sorular ve sorunlar elbette ki, o toplumun anlayış seviyesine göre şekillenmiş; o soru ve sorunların çözümü de Kurân’ın şekillenmesine vesile olmuştur.
Eğer Hz. Muhammed, o bölgede değil de Kutuplarda dünyaya gelseydi, peygamberlik döneminde tebliğ edeceği kitap, eskimoların yaşadıkları toplumsal şartlara, örf ve âdetlere göre oluşan soru ve sorunlara göre şekillenecekti...

Bu durumda, gene o Kitaba göre; yeni Nebi ve kitap gelmeyecek olduğuna göre; insanlık, bu çağda, anlayış seviyesi ortada olan o topluma göre konmuş olan kurallarla mı yönetilecektir?.. Bu kurallar, o kitabı, bırakın çağlar ötesine hitap etmeyi, düne veya bugüne göre dahi geçersiz kılmaz mı?..Dünya genelinde yaşayan sayısız topluma 1400 küsur sene öncesinin anlayışına göre şekillenmiş kurallar ile nasıl hitap edilebilir; Kur’ân, insanları 1400 yıl öncesine mi döndürerek cennete sokacak?”
Evet, son devir ateistlerinin, kendi ilmî seviyelerine dayalı bakış açılarıyla ortaya attıkları soru bu! Bu fakîre göre... Belki doğru, belki yanlış; ama sorunun cevabı şöyle...

== Kur’ân-ı Kerîm’in “RUHU”nu anlayanlara göre, bu Kitap; insanlık yaşadıkça onlara ışık tutacak ve âhiret saadetini sağlayacak bilgileri ihtiva etmektedir!

== Ayrıca, çok büyük bölümüyle, cehennem ve cennet boyutlarında dahi sonsuza dek yararlanılacak bilgi ve yaşam gereklerini kişiye açmaktadır...

== Kişinin kendi hakikatini; “ALLÂH” ismiyle işaret edilenin ne olduğunu açıklamaktadır!

Daha önceki açıklamalarımda, Kur’ân içindeki bilgilerin bir kısmının “Nübüvvet” kemâlâtından, diğer kısmının da “Risâlet” kemâlâtından kaynaklandığını; “Risâlet” kemâlâtından kaynaklanan bilgilerin sonsuza dek gündemini koruyup, insanlara yeni açılımlar kazandırabileceğini belirtmiştim... “Risâlet” kemâlâtından tebliğ olunan “İhlâs” Sûresi, “Fâtiha” Sûresi gibi...

“Nübüvvet” kemâlâtından kaynaklanan ve toplumsal yaşam içinde insanların davranışlarına yön veren; evlenme, miras, şahitlik, kısas gibi konular ise, insan Dünya’da yaşadığı sürece gündeminde kalan ve kişinin ölümüyle birlikte, o kişinin gündeminden düşen hükümlerdir...

Şimdi burada, Kur’ân-ı Kerîm’in “RUHU”nu fark edip; anlamaya çalışalım...

Kur’ân, insanları asırlar öncesi ilkel yaşama döndürme ve insanları geriye dönük yaşama sâbitleyip, kilitlemeye dönük olarak mı bize tebliğ edilmiş bir kitaptır?..

Yoksa... İnsanları geleceğe hazırlanmaya, insanlara tekâmül-gelişme yollarını göstermeye, en mükemmele yönlenmeye mi teşvik etmektedir?..

Bu yüce kitabı en iyi anladığına inandığım kişilerin başında gelenlerden Hz. Âli, bu anlayışa dayalı olarak şöyle demiştir:

“Çocuklarınızı, yaşadığınız devre göre DEĞİL; yaşayacakları devre göre yetiştiriniz!”

Yani, çocukluğu ve gençliği Hz. Muhammed (aleyhisselâm)’ın yanında geçip; Kur’ân “ruhu”nu O’ndan edinmiş olan Zâtın bakış açısıdır bu geleceğe dönük yaşam tarzı ve bakış açısı...

Eğer, “Nübüvvet” çeşmesinden toplumu sulayan hükümlere bakılırsa... Bunların hepsi, geçmişte ve o sıralarda, âdeta insan yerine bile konmayan, o güne kadar ticari seks metaı hükmündeki dişilere, kadınlık haklarının edindirilmesi amacına dönüktür! Onların, ticari mal olarak görülmeleri yasaklanmış; onlara eş olarak belirli haklar edindirilmiş; toplumda sözü geçmezken, “şahit” olma hakları teslim edilmiştir; mirastan pay alma hakları oluşturulmuştur!

Şimdi lütfen izan ve basîretle anlamaya çalışarak şu gerçeği fark edin:
Kur’ân; “RUHU” itibarıyla, eskide kalmayı önlemek, geriye dönüşü durdurtmak, haksızlıkları ortadan kaldırmak, insanları sürekli ileriye dönük değerlendirme yapmaya teşvik amacıyla hükümler getirmiştir!

AYRICA... Benim kişisel kanaatim olarak, kimseyi bağlamaz; fakat Kurân’ı daha gerçekçi değerlendirmeye vesile olur diye düşünerek belirtirim ki...Kur’ân bu hükümleri getirirken, dememiştir ki; bu hakları arttırıp eşitliği sağlamayın, burada kalın ve ileriye gitmeyin, kadınlar ikinci sınıf olarak kalsın; tekâmül etmeyin!

Sayısız dişi alma hakkını, bir aşama olarak, dört ile sınırlarken; tek eşle yaşamanın çok daha yararlı olduğu yolunda uyarısı vardır; ve bu hedef olarak gösterilmiştir...

Zekât; asgari insanların hakkı olarak gösterilirken, sadaka adı altında varlığındakileri olabildiğince insanlarla paylaşmanın faziletinden söz edilmiştir...

== Yani, kadına edindirilen haklar, nihai son hak, son sınır değil; toplumun, erkeklerin ve kadınların tekâmülü nispetinde, geliştirilecek haklar manzumesinin temelidir...

Söz hakkı olmayan kadına, iki kadından biri olarak “şahit” olma hakkı kazandırılmış ise; bu ebeden bu kadardır, anlamında değil; kadının kendini geliştirmesi oranında erkekle eşit hakları olabileceğine işaret anlamındadır, kanaatimce!..

“Söz hakkı olmayanın”, hiç olmazsa ikisi bir arada insan olarak yaşayıp, “şahit olmasına” olanak sağlanmıştır... Ama zaman içinde toplum olarak, kadının değerini anladığınız zaman; onun da sizin gibi Allâh kulu olduğunu, insan olarak ve “HALİFE” olarak yeryüzünde yer aldığını fark ettiğiniz zaman, tek başına, erkekle aynı haklara sahip olmasını engellemeyin, anlamında olarak...

== Bir toplum, kadına bir erkekle beraber tek başına şahit olma hakkı tanıyorsa, bu asla Kurân’ın “RUHU”na ters düşmez anlayışıma göre; ve hatta evlâ olan da budur!

Mirasta payı olmayan kadına, hiç değilse erkeğin yarısı kadar hak edindirilirken o günkü şartlara göre; bu demek değildir ki, sakın ola fazlası verilmeye!.. Aksine eşit pay verilmesi, toplumun, Kur’ân “RUHU”na göre gelişme göstermesinin işaretidir...

== Yani Kur’ân “RUHU”, geriye dönmeye taban sınır getirmiş bu hükümlerle; fakat ileriye doğru uygulamaları asla sınırlamamıştır; anlayışıma göre...

İşte getirdiği, ileriye dönük sınırlaması olmayan insan haklarıyla; ihtiva ettiği bu ilerisi açık anlayış dolayısıyla, artık Kurân’dan sonra yeni bir kitap gelmesine gerek kalmamış ve Hz. Muhammed (aleyhisselâm) “Hâtemin Nebi” olmuştur!

Ölüm ötesi yaşam şartları ve Allâh’ı bilme yönleri itibarıyla Risâlet yollu sistemi açıklayan Kur’ân; Nübüvvet yoluyla da insan haklarını o günün şartlarında olabildiğince iyileştirmiş, geliştirmiş ve bunları asgari-taban sınır olarak tespit edip; bunun zaman içinde daha da geliştirilmesini yasaklamamıştır!

İşte bu temel prensip, anladığım kadarıyla, “Kurân’ın RUHU”dur; ki O Azîz “Kitap”ın, sonsuza dek geçerliliğini; ve başka bir kitap gelmesine ihtiyaç duyulmamasını temin etmektedir!

AHMED HULUSİ

 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,709
Beğeniler
958
Puanları
113
#4
Bunu diyeceği belli idi zaten. Yanlış anlaşılabilecek bir sözünü tashih etti ve Nureddin Yıldız'ın soruşturması aradı kaynamış oldu.
 

ilke

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2017
Mesajlar
264
Beğeniler
15
Puanları
18
#6
Cumhurbaşkanımınızın ne demek istediğini anlayamayan başta Marmara ve Ankara ilâhiyattaki olmak üzere bütün modernist ve mezhebsizlerin etekleri zil çaldı! Tabi bu arada bu forumdaki Yalnız Kurancılar, modernistler ve mezhebsizlerin de ağızları kulaklarına vardı! Ama,Hevesleri kursaklarında kaldı !
Demek ki neymiş ezmanın tagayyürü ile ahkamın tegayyürü inkar olunmazmış ! Yani, zamanın değişmesiyle ancak kanunlarda bir değişiklik olabilirmiş ! Dini hüküm ve kurallar ise zamanın değişmesiyle asla değişmez ve değişemez! Eğer, böyle olmamış olsaydı, bugün Rasululah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin tebliğ ettiği dinin yerinde çoktan yeller eserdi!
 

Yahayy

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Ocak 2014
Mesajlar
4,553
Beğeniler
141
Puanları
63
#7
Ne diyecekti Kuranı sünneti değiştirelim mi diyecekti :D
Tabi ki, bunlardan anladıklarımızı yani içtihat ve fetvaları değiştirmemiz lazım diyecek ne diyecek :D
Öyle muğlak üstten üstten konuşacağına Kur'an erkeğe itaatsizlik eden
karısını dövme hakkı veriyor desin açıkca da görelim, nerde öyle erkeklik,
hep arka bahçelerden dolan, takıyyecilik, maslahatçılık oyna,
kim kanar bu sihirbazlara yav, anca kitap yüzü görmemiş cahil kesimin ağzına balı çall yola devam.

Onu bunu bırak da bu İbrahim kalın vs az çok takıldığı ortamları, tipleri bildiğim birisi,
devletin en üst kademesinin sözcüleri, Mecelle şu bu olaylarına giriyor
şerri hüküm va'z ediyor, devletin geldiği yere bak, patlamaya doğru adım adım,
bakalım nereye kadar şişecek bu balon, minare cebe sığmayınca bakalım nerden patlayacak don.
 

alanyali07

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 May 2008
Mesajlar
6,244
Beğeniler
461
Puanları
83
#8
Buradaki ahkam beşeri ahkamlardır. şeri ahkamlar değildir. Kaldıki onu da devlet başkanları değil, din adamları fetva vererek anlatır.
Hangi Osmanlı padişahı, ictihad şöyle olmalı, din şöyle güncellenmeli demiştir. Osmanlı bu işi din adamlarına bırakmıştır.

Şeyh Ebussuud efendi kahveye haram demiştir, hem de sarayda kahve içilirken.

Kanuni, kalkıp "zamana göre fetva ver Ey ebussuud,fıkhı güncelle " mi demiştir yoksa bu fetvaya uymuş mudur ?

İbrahim Kalın keşke mecelledeki "ictihad, diğer bir ictihadla nakzolunmaz" yani başka ictihad var olan ictihadı yok hükmünde sayamaz ifadelerini de alıntılasaydı :)

Ayrıca mecellede "mevridi nassta ictihada yer yoktur" der. Yani nass olan hükümlerde ictihad yoktur denir.

Erdoğanın bu çıkışı din adamlarının da doğruları söyleme cesaretini kıracaktır. Sonuçta her din adamı kendi doğrularını söylemekle vazifelidir.


 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#9
‘Asansörde halvet’, ‘kadın dövmenin incelikleri’, ‘ketçap azdırır’, ‘battaniye şehvete yol açar’ türü abuk sabukluklar...

İslam’ı asrın idrakinden, çağın anlayışından kaçırma avanaklığının daniskasıdır.

Hatta , asrın idrakinin, çağın anlayışının İslam’la alay etmesine yol açma hödüklüğünden başka bir şey değildir.

Nurettin Yıldız ve benzerlerinin gücü ancak kadınlara yeter.

Karşılarında Tayyip Erdoğan’ı ve pek tabii devleti görünce çil yavrusu gibi dağılırlar.
:clap2:

AHMET HAKAN

Dinimize algı operasyonu çeken, karşılığını alır. Dinimizi alay konusu yapmaktan vazgeçmeyen başına gelecekleri biliyor artık.

Bu millet FADİME İLE MÜSLÜM'ü, KALKANCI^yı unutmadı. Yeni bir 28 Şubat için ellerini oğuşturanlar avcunu yalasın. Millet uyanık, başımızdakiler asker karşısında el pençe TER DÖKMÜYOR.

Başörtüsü yasakçıları, BİN YIL sürdüremedikleri yasaklar ortadan kalkınca, DAYAKÇI, ASANSÖRCÜ hocaları piyasa sürdüler. İyide onlar artık PİYASA YAPMIYOR. Başörtüsü heeer yerde serbest, ibadetlere yasak yok.

Başkan Erdoğan , dine ALGI OPERASYONU çekmeye yeltenenlere fırsat vermedi. Seçimler yaklaşırken yeni bir 28 ŞUBAT sürecine izin yok.

DİNDE EŞE DAYAK VAR DİYEN EVİNDE EŞİNİ DÖVSÜN, TOPLUMA BUNU TAVSİYE ETMESİN.

Kadınlar artık eğitimli, akıllı, konuşarak sorunlarını hallediyor. İlla dayak diyen evinde atsın dayağını, eşi karakola başvurup, UZAKLAŞTIRMA çıkartınca dayağı, sopayı görür kocası.


 

cemaliii

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ağu 2009
Mesajlar
4,024
Beğeniler
353
Puanları
83
#10
Erdoğanın konuyla ilgili konuşmalarını tekrar tekrar dinliyor ve alkışlıyorum bu tiplere ağzının payını verdiği için. Üstelik erdoğanın sözleri idrakı benim diyen ilahiyatçıyı üçe beşe katlar. Allah razı olsun bu duruma el koyduğu için. Şimdi sosyal medyada ne kadar eski fetöcü, kripto fetocu ve esasen erdoğan karşıtı olupda sinsiliğinden ak partili gibi gözüken zevat varsa hepsi bir sakız çiğniyor. Nedir bu sakız? Efendim cumhurbaşkanı böyle konularda konuşmasınmış, hadi oradan.
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#11
FETÖ arazide her kılığa girerek (ulusalcı veya tarikatçı, onlar için fark etmez) çatallı dilleriyle bunu öğretiyor.

Tek hedefleri Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan!

Bu gidişle yakında toplu ayin yaparlarsa hiç şaşmam.

Hani, 28 Şubat sürecinin başlangıcında sarıklı cüppeli asalı birtakım adamlar meydanlarda "zikir" çekiyorlardıya ona benzer şekilde.

Sağdan sola "AKP kış kış," aşağıdan yukarıya "Tay-yip yallah yallah!"

SALİH TUNA

Millet sandıkta yıllardır bunlara KIŞ KIŞ çekiyor.

Kendilerine çeki düzen vereceklerine 28 Şubat yıldönümlerinde ham hayallere kapılıyorlar. " Yaaaar bana bir 28 Şubat" diye bağıra bağıra sağda solda MÜSLÜM - FADİME- KALKANCI arıyorlar.

YOK YOK başka bişi bulun olmuyoooo. Mesela millete Ak Parti den daha iyi neyi vaad edebilirsiniz ? Bunlara kafa yorun.

Sandık da yeni bir KIŞ KIŞ yemek istemiyorsanız DİN ÜZERİNDEN OPERASYON ÇEKMEYİ BIRAKIN.
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#12
Erdoğanın konuyla ilgili konuşmalarını tekrar tekrar dinliyor ve alkışlıyorum bu tiplere ağzının payını verdiği için. Üstelik erdoğanın sözleri idrakı benim diyen ilahiyatçıyı üçe beşe katlar. Allah razı olsun bu duruma el koyduğu için. Şimdi sosyal medyada ne kadar eski fetöcü, kripto fetocu ve esasen erdoğan karşıtı olupda sinsiliğinden ak partili gibi gözüken zevat varsa hepsi bir sakız çiğniyor. Nedir bu sakız? Efendim cumhurbaşkanı böyle konularda konuşmasınmış, hadi oradan.
Adam tabuları yıkmış, yedi düvele meydan okumuş, bunları ÇEREZ GİBİ YER.
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#13
Biz Tayyip Erdoğan’a, generallerin, “Eşiniz başını açsa.. Biz de sizin Başbakanlığınız için zorluk çıkartmasak.. Hepimizin başbakanı olsanız” teklifini..

Bırakın AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesinden önceki bu ahlaksız teklifi..

AK Parti tek başına iktidarda iken, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, 2007’de, Hülya Avşar’ın, “Emine Hanım bir gün bir mitingde pat diye başörtüsünü çıkarsa. Tayyip Bey de yanında olsa ve bunu onaylasa” teklifinin de, aslında nerelerden geldiğini çok iyi biliyoruz.

Eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç’ın bir röportajında, bakın diyalog nasıl gelişiyordu:

“- Tayyip Erdoğan Köşk’e çıkabilir mi?

- Çıkabilir tabi, ama çıkmaması uygundur. Baktığımız zaman yasal olarak hiçbir engel yok!

- Peki eşi Emine Erdoğan, türbanından dolayı kamusal alanı ihlal etmiş olur mu?

- İşte o yüzden diyoruz, ‘Çıkmaması uygundur’ diye. Ben bir tarihte birilerine, ‘Eğer eşleriniz sizi dinlemiyorlar da ‘Dini inancımızdır’ falan diyorlarsa, boşayın’ dedim. Yani siz kendinizi illa siyaset yapmak, illa Türkiye’yi idare etmek istiyorsanız, o takdirde boşanmanız gerekiyorsa boşanırsınız tabii.”

Gerek Tayyip Bey’in ve gerekse Emine Hanım’ın hayatı ile, o teklife verilen cevabın canlı şahitleriyiz..

Demek ki, zamanın değişmesi ile, hükümlerin değişmesi kuralı, örneğin başörtü konusunu kapsamamakta imiş..

İbadetler konusunu kapsamamakta imiş..

ALİ KARAHASANOĞLU

Din de taviz vermeden inancını yaşamış, din düşmanı DARBECİLERE meydan okuya okuya BAŞKAN olup onları hizaya getirmiş. Modası geçmiş YENİ SEZON 28 ŞUBAT APARATI Müslüm'lere mi pabuç bırakacak?

Başkan olmak için EŞİNİ BOŞA diyen general ile, EŞE DAYAK serbest diyen adamların bir farkı var mı?

İkiside 28 Şubatçı. Dini bir şeylere alet ediyor.
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#14
Bir anda imana gelip Erdoğan'ın dindarlığında kusur arayan ateist arkadaşların sitemi görülmeye değer doğrusu.

Ama nafile...

Erdoğan,
marjinal kesimler haricinde, toplumun genelinin hislerine tercüman olan sözleriyle el yapımı bir provokasyonu (bu da EYP) daha imha etti.
:clap2::clap2::clap2:

MELİH ALTINOK

Şeriat geliyoooo, diye bağrışanlar din elden gidiyooo diye bağırmaya başlamış. Dayakçı Nuri duymasın.
:glm:glm:glm:glm:glm
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#15
Türkiye'nin dini hayatını Deaş'ın Selefi-Hariciliğinin, Suud Vahhabiliğinin ya da İran Şiiciliğinin operasyonlarından korumak devletin görevidir.

AK Parti iktidarından dini gruplara 28 Şubatvari uygulamaları beklemenin saçmalık olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?

BURHANETTİN DURAN
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#16
Batı sistemi yıllardır İslam’ı lekelemeye çalışıyor. “IŞİD terörü” tam da bu yüzden icat edildi; İslamiyet’i kafa kesen, vahşi, kadın düşmanı bir medeniyet olarak sunmak istiyorlar.

Bu tartışma gösterdi ki, içeride bir kesim dini alanı istediği gibi kullanmak istiyor ve bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bile gözdağı verme ihtiyacı duyuyor.

Bunların ayak izleri takip edilirse iplerinin -bu aralar fazlasıyla ihtilaflı olduğumuz- ABD’ye kadar uzandığı rahatlıkla görülecektir. Ve amaçları da Batı sistemi adına devletin-milletin birliğini ve beraberliğini bozmak!

KURTULUŞ TAYİZ
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,438
Beğeniler
244
Puanları
0
#17
Üzeri gazetelerle örtülmüş bir fosseptik çukurdan yine pis kokular geliyor.

Akıllara Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı gibi “verimli malzeme”leri getiren “cazip madenler...”

28 Şubat” sabıkalı medya dinozorları, bütün ekibe, “Anadolu’yu tarayın, en küçük taciz vakasını gönderin” talimatı verdi.

Arşivlerde onlarca yıl gerilere gidip, “tahrik için kullanışlı” ne bulurlarsa tekrar piyasaya sürüyorlar.

Bunların ağzına sakız veren bazı “din adamları”na (!) da birkaç sözüm var.

İslamiyet sizin bostan tarlanız mı ki, canınız istediğinde girip tarumar ediyorsunuz?

Din hakkında kimse kafasından konuşamaz, sadece Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin tefsiri mahiyetindeki muteber kaynaklardan aktarabilir.

Zamanımızda din adamlarının en büyük problemi, çok konuşup az uygulamaktır. Onun için vaazlar camide ağlatır, çıkınca unutulur.

Son sözüm de bu medya operasyonlarına, balıklama atlayan kompleksli meslektaşlarıma.
Yalan katarına vagon olmak, sadece bu darbecilerin değirmenine su taşımaktır.

Hâlâ anlayamadınız mı, mesele taciz ve istismar değil...

NUH ALBAYRAK
 

ömerusta

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ocak 2012
Mesajlar
6,778
Beğeniler
215
Puanları
0
#20
Erdoğanın konuyla ilgili konuşmalarını tekrar tekrar dinliyor ve alkışlıyorum bu tiplere ağzının payını verdiği için. Üstelik erdoğanın sözleri idrakı benim diyen ilahiyatçıyı üçe beşe katlar. Allah razı olsun bu duruma el koyduğu için. Şimdi sosyal medyada ne kadar eski fetöcü, kripto fetocu ve esasen erdoğan karşıtı olupda sinsiliğinden ak partili gibi gözüken zevat varsa hepsi bir sakız çiğniyor. Nedir bu sakız? Efendim cumhurbaşkanı böyle konularda konuşmasınmış, hadi oradan.
yav cemaliii cahilsin diyeceğim eytimcisin yakıştıramam daha geçen gün mahmut efendiyi ziyarete giden tayip amcan değilmiydi bu mahmut efendi denen zavat cübelinin şeyhi ula bunların hepsi aynı sahtekar bunları bilmiyormu cumhur başkanımız biliyor bazen davulun derisine vuruyor bazen kasnağına vuruyor siyaset ne kadar kirli birşey
 
Üst