Kovan değil, kucak açan olalım / Mahmut Toptaş | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Kovan değil, kucak açan olalım / Mahmut Toptaş

spesifik

آزادی قید و بند
Yönetici
Süper Moderatör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
24,397
Puanları
113
Bu millet dinini sevmektedir.
Sağcısıyla solcusuyla sevmektedir.
Siyasi liderinin sevdiğinden daha fazla Rabbini ve peygamberini sevmektedir.
Siyasi liderinin ve parti kararının üstünde görür Rabbinin emrini.
Delil mi istersiniz buyurun, parti meclisi toplansa ve “filan ayın filan gününden başlamak üzere üç gün oruç tutacaksınız” diye bütün partiye üye olanlara yazılı olarak bildirseler, sevenlerine de basın yoluyla duyursalar kaç kişi bu emri yerine getirir?
1950’den beri kurulup kapanan yüzlerce partinin kurucularını, tüzüklerini, partilerin adını, aldıkları kararları kaç kişi bilmektedir?
Tam 1434 yıl önce Rabbimiz,
“Ey iman edenler, oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’tan sakınasınız diye size de farz kalındı.” Emriyle oruç ibadeti başlamış. (Bakara süresi ayet 183)
O günden bu güne kadar tutulmaya devam edilen oruç kıyamete kadar da devam edecektir.
Roma hukuku, Solon’un yasaları gibi şahsa veya komisyona bağlı kanunların ömrü kısa olur.
Her ölümlünün düşünceleri de ölümlüdür.
Yarın, yani Perşembe günü sahur vaktinde yüksek bir yerden şehre veya köye bir bakma imkânınız olsa şehrin veya köyün evlerinin canlandığını, parlayan pencere gözleriyle etrafa ışık saçtığını göreceksiniz.
Hiç bir baskı bu inancı engelleyemedi engelleyemez.
Komünist Bulgaristan’da bir zamanlar sahurda ışık yakmadan oruç tutarlardı.
Yaşlı bir öğretmen bana “Necatibey Öğretmen okulunda bütün öğrencilerin okul önüne çıkarılıp müdür gözetiminde bütün öğrencilere Ramazan ayında öğle vakti su içildiğini anlatmış ve nereden nereye geldik” demişti.
Ben öyle zan ederim ki, su sürahisini taşıyan öğretmen o anda oruçlu idi.
Daha önce bir müftünün bana anlattığını yazmıştım:
28 Şubat darbesi zamanında Şehrin Kaymakamı, mal müdürü, komutanı, hükümet tabibi ve müftüsü saat 24’de bir kursa baskın yaparlar.
Diyanete bağlı kurslardan on kat temiz ve düzenli olan bu kursun girişinde yangın kovalarının birinin harfinin ters durmasına kızan kaymakam beyin yeri göğü inleten kızmasına şaşıp kalan müftü, Pazartesi günü durumu kaymakama sorar.
Kaymakam bey, “Komutan ağzını açmasın diye o basit olay üzerine bağırdım” diye cevap verir.
Orucu tuttuğu halde Şeriata söven de bizdendir.
Çünkü onun sövdüğü şeriatla bizim sevdiğimiz şeriat aynı şey değildir.
Milli eğitimimiz yıllardır İslam düşmanlığı üzerine kuruldu.
Delil mi istersiniz buyurun, bugünkü eğitimde en zirve adamlarımız profesörlerimizdir.
Eğitimlerini on beş yılla sınırlamamışlar ve profesör oluncaya kadar okumuşlar.
İşte onların birçoğu sınıfında eğitim vermeye fakülte önünde başörtülü öğrenci kovalamayı ve başörtüsünü zorla çıkartmayı birinci vazife olarak kabul etmiş ve ağzının orucuyla bu görevi hakkıyla yerine getirmenin hazzıyla akşam iftar sofrasında besmeleyle orucu açmıştır.
Bunları da saf dışı bırakmamaya, Şeriatın beş temel esasından birinin oruç emri olduğu anlatılmalı ve gözünün önüne koyulan, beynine küflü inkâr çivileriyle çakılan çirkin Şeriat karikatürlerinden gönlü bu ay boyunca temizlenmesi için gayret gösterilmeli.
 
Üst