Kıyamet Suresi'nde 'Izam' Kemikler Demek midir?

ŞAKİROĞLU

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
16 Nis 2013
Mesajlar
264
Puanları
18
Yaş
69
Web sitesi
www.hikayeler.net
Kıyamet Suresi, merak edenlere, bazı sırlara giriş kapısı açıyor. Bu kapıdan geçmeden önce, Kıyamet Suresi'nin iniş sebebini bilmekte fayda var.
Hz. Muhammed, Mekkelilere çağrı yaptığı ilk zamanlar idi. Onun 'kötü komşu' dediği Adiyy ibni Ebt Rebfa, ''Bana kıyametten bahset. Ne zaman olacak? Şekli nasıl olacak?'' diye sormuş. Onun sorusu üzerine Kıyamet Suresi oluşmaya başlamış. Adiyy dinlemiş. Sonra, ''o günü görsem bile sana inanmam'' demiş çekilip gitmiş.

Hz. Muhammed Kıyamet Suresi'ni okuyor:

''Lâ uksimu bi yevmi'l-kıyamet'', ''Ve la uksimu bi nefsi'l-levvâmet'';

Kıyamet Suresi'nin ilk iki ayetini tek ayet tek cümle olarak okumamız gerekiyor.

'Yevmi'l-kıyamet' kelimesini müslümanlar 'kıyamet günü' olarak bilirler ve söylerler. Sonraki ayetlerdeki anlatımdan, korkunç bir şey olduğunu anlarlar. Fakat kıyameti oluşturacak sebepler hiç bir müslümanın hatırına gelmez.

'Kıyamet günü' ifadesinde 'gün'; kaç gün, kaç hafta, kaç ay süreceği belirsiz bir zaman dilimidir.

'Kıyamet' denen şey, eskiden 'kıyam' olarak anılan kalkışmadır. O zamanda silahlar konuşur; canlar telef edilir; yapılar barınaklar yıkılır; ürünlere zarar verilir. Toplumun toplumluk vasfı kaybolur.

'Nefsi'l-levvamet' kelimesinde 'nefs', canlılara canlılık vasfını veren değerdir. İnsanın kendi olarak da bilinir. Akıl, arzu ve istek, nefs üzerinde belirgindir.
'Levvamet'; söz, tavır ve işaretle, olmaması gereken hareketi yapıştır. Yani, insanda veya toplumda infial oluşturuştur.

''Nefsi'l-levvamet'', yapılmaması gereken şeyi yapan nefis demektir. Kişi ve can olarak bildiğimiz nefsi, bu ayette, değer veya cevher olarak anlamamız gerekir. O zaman ''nefsi'l-levvamet'' ifadesi, insana verilmiş değerin-değerliliğin istismar edilmesi, kötüye kullanılması anlamını verir. Bu durum, toplumun çöküşünü ve yıkılışını hazırlayacaktır.

Kıyamet olayının meydana gelişinde toplumun ileri gelenleri ya da yönetenleri sorumludur.

Toplum; aşiretlerden veya gruplardan veya ailelerden meydana gelir.

Aşireti, grubu veya aileyi oluşturanlar bireylerdir.

Kıyamet olayıyla kendini gösteren yıkım ve ölüm, aşiret, grup veya aileleri darma duman edecektir.

Kıyamet hakkında soran Adiyy adlı kişi, kıyamet gününün meydana geleceğine inanmaz. Gegemonyayı sağlam görür. Onun inancına göre, Mekke'de grup ve ailelerle oluşturulan düzen yıkıldı mı, yeni gruplar, aileler ortaya çıkmayacak, bir daha düzen oluşmayacaktır; Mekke adında bir şehir var olmayacaktır.

''E yahsebu'l-insânü e len yecmea ızâmehü''; (Kıyamet: 3)

Tüm meal ve tefsirler, 'ızam' kelimesini 'kemikler' şeklinde Türkçeye çevirmişler. Öyle olunca 'yecmea' fiili eklenen 'ızam' kelimesinin anlamı kemiklerin bir araya getirilip toplanması şeklinde olmuş. Halbuki yeniden oluşturulacağı bildirilen, yaşamlarını kaybetmiş fertler değil, kıyamet sebebiyle dağılan grup ve ailelerin tekrar oluşturulmasıdır. Yeni bir düzen kendini gösterecektir.

Bu ayet ile Adiy ve onun gibilerin inancı, ret edilmiştir.

'Izam' sözcüğü (azm'ın çoğuludur), en çok kullanıldığı anlamda kemiklerdir. Lakin azm, bir şeyin çoğu anlamında da kullanılıyor. 'Izam', 'ye' eki aldığında 'ızamiyyü' oluyor ki bu, kişinin geçmişteki dedelerine, atalarına, büyüklerine bağlılığı anlamını getiriyor.

Adiyy benzeri insanların inancı ret edilirken sebebi belirtiliyor:

''Belâ kâdirîne alâ en nüsevviye benânehü''. (Kıyamet: 4)

İnsanı parmaklarının uçlarına kadar düzenleme yapabilen kudret, fertleri tekrar bir ayaya toplar, o fertlerden aileleri, grupları, aşiretleri oluşturur; şehir yeniden kurulur.

İbrahim Faik Bayav / ŞAKİROĞLU
(25.11.2019 09:15)
 

ilke

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2017
Mesajlar
746
Puanları
43
“Kim bilgisi olmadığı halde Kur’an’la ilgili söz söylerse / Kur’an’ı tefsir ederse, ateşteki / cehennemdeki yerine hazırlansın.” (Tirmizî, bu hadisin hasen ve sahih olduğunu belirtmiştir- Tirmizî, tefsir, 1).
“Kim bilerek bana yalandan bir söz isnat ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın. Kim de bilgisi olmadığı halde kendi görüşüne / fikrine dayanarak Kur’an’la ilgili söz söylerse / Kur’an’ı tefsir ederse, ateşteki / cehennemdeki yerine hazırlansın.” (a.g.e., Bu hadis hasendir.)
“Kim de (bilgisi olmadığı halde) kendi görüşüne / fikrine dayanarak Kur’an’la ilgili söz söylerse / Kur’an’ı tefsir ederse, o konuda isabet etse bile hata etmiş olur.” (Ebu Davud, İlim, 5; Tirmizî, -bu hadisin garip olduğunu söyleyerek zayıflığına işaret etmiştir- a.g.e).
 
Üst