Kissa Dan Hisse

Hasan

Kardeşiniz
İhvan Üyesi
Katılım
9 Eki 2006
Mesajlar
6,112
Puanları
0
Yaş
48
Evet arkadaşlar öykü ve hikaye nin yanında sadece kıssa ları paylaşabileceğimiz bir bölüm ve ilk kıssa benden buyrun.
 

Hasan

Kardeşiniz
İhvan Üyesi
Katılım
9 Eki 2006
Mesajlar
6,112
Puanları
0
Yaş
48
Hz MUSA bir gün firavunun karşısına çıkıp der ki;

- Ben seninle birlikte bu saray da yaşayarak büyüdüm,sende bizim gibi yer içer def i hacet eder bir insan sın,nasıl olur da insanlar üzerinde uluhiyet idda edersin,sende biliyorsun ki sen bir tanrı değilsin bizim gibi insansın-der.

Firavun ise -ey musa ozaman şu perdenin arkasında dur ve beni seyret -der.

Ardından sarayın geniş bir meydana bakan balkonuna çıkar ve halkın toplanmasını emreder. Gong lar çalınır ve halk hemen o büyük meydan da toplanır,bu sırada hz MUSA perde arkasından merak ile seyreder.

Firavun halk toplanınca onlara -hepiniz EŞŞEK gibi anırın -der,

Halk şaşkın vaziyette birbirine baka kalır,ama firavun tekrar eder,

-HEPİNİZ EŞŞEK GİBİ ANIRIN SİZE TANRINIZ OLARAK EMREDİYORUM.

Firavunun hiddetlendiğini gören halk korkar ve başlar herkez hep bir ağız dan anırmaya.Koca meydan AAAAAA İİİİİİ diye insan anırtısı ile dolar.

Firavun içeri girerek perdenin arkasından seyreden hz MUSA ya der ki,

-İşte böyle anıran eşşeklerim olduğu sürece ben onların rabbiyim(HAŞA) bu sebeple uluhiyet idda ediyorum der.
 

zübeyde

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
25 Nis 2007
Mesajlar
652
Puanları
0
Yaş
31
Kıssadan Hisse

Osmanlı döneminde yapılan birçok camiide, şadırvanın çıkış kapısında iki tane yuvarlak taş vardır. Bunlara ''sadaka taşları'' derlerdi. Her gece yatsı namazında sonra, camiiden çıkan cemaatin zenginleri buraya ''Akça'' bırakırlardı. İhtiyacı olanlar da gelir, ihtiyacı kadar alırdı. Bırakanlara da dua ederdi.
Hiçbir ihtiyaç sahibi, ihtiyacından fazla almazdı. Taş ağzına kadar akça dolu olsa bile eğer iki akçaya ihtiyacı varsa, iki akça alırdı. Asla daha fazlasını almazlardı.
Sonra da bırakan kişiye dua ederlerdi.
Bırakan belli değil, alan belli değil. Yapılan iş sadece Allah rızası için yapılırdı.
Yardım edilen kişi, mahçup olmasın diye böyle bir yol seçilmiş idi.
Hâlâ da o taşlar eski camiilerde vardır. Ama şimdiki insanlar, o taşların ne için yapıldıgını bile bilmiyorlar.
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Ebu Zer'in yanına birisi gelmişti. İçeriye bir göz gezdirdi :" Hani eşyalarınız. Ya Eba Zer?" dedi.
- Bizim ötede (ahirette) bir evimiz daha var. Eşyalarımızın çoğunu oraya gönderiyoruz"
Misafir : " Bu evde de (dünyada) bazı şeyler lazım değil mi? diye sordu.
Ebu Zerr ise: "Ev sahibi bizi bu evde bırakmıyor ki" karşılığını verir.....
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,961
Puanları
113
bir benzeri olmayan zühd abidesi ebu zerr (ra)
hayatı ,yaşamı,islamı algısı bambaşka..
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
Ebuzer (r.anh); o takva, zühd sahibi insanın Hz. Osmanla geçirdiği dönemin yahudileriyle yaşadığı olaylardan bir tanesini anlatayım istedim önce ama sonra isimleri hatırımda kalmadığı için, yanlış birşey ifade etmekten çekindiğim için, yazmaktan vazgeçtim..

Ebuzer hazretleri, Hazret-i Aişe'nin;Ebubekr ve Ömer devirleri, saadet zamanındaki gibi geçti.Osman zamanında ise mülk ve dünya işleriyle geçti dediği devrin o ağır yükünü derununda fazlasıyla yaşayan sahabilerden...
yine paygamber efendimizin . ; dünyaya Ebuzer'den üstün, dili ve kalbi sadık adam gelmedi..buyurduğu ve yine Ebuzer yalnız ölür ve yalnız dirilir..diye buyurduğu zat-ı muhterem...

hayatı ,yaşamı,islamı algısı bambaşka..
onu günümüz devrine çevirmek, yaşatmak ve yaşamak, onu anlamak, galiba şuan için daha mümkün...

halkın içinde vazifeleriyle, vurgularıyla,aşk ve vecd içinde sürdürdüğü ömründeki, halifeye karşı çıkışlarında hep bizlere dair keskin ifadeler var...

onun yaşantısı diğer sahabilerde olduğu gibi apayrı bir anlam taşıyor...
bu küçük kıssada onlardan güzel bir sunum olmuş...

sağolasın ümmühan abla, kalbimde tatlı bir heyecan oldu, onun için birşeyler yazayım derken...paylaşımın, derinlerde bir yerlerde Ebuzer'in sesini duyurdu...
eyvallah...
selametle kalınız...
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Muhammed bin Fazl Hazretlerinden : Altı vasıf vardır ki, cehâlet alametidir:

1- Sebepsiz yere kızmak
2- Faydasız ve boş şeyler konuşmak
3- Söylenmemmesi gereken zamanda söylenen yersiz ve uygunsuz öğüt
4- Herkese güvenmek
5- Dostu düşmandan ayıramamak
6- İçindeki herşeyi açığa vurmak (sır tutamamak)
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Seyyid Abdülhakim Hüseyni Hazretlerinden:
Bir maneviyat ehline sormuşlar :"İşiniz nedir, sanatınız nedir, siz ne ile meşgul oluyorsunuz?" diye. Demiş ki : "Bizim işimiz çözmek ve bağlamaktır." "Nasıl çözmek ve bağlamak kurban?" diye sorduklarında şöyle cevap vermiş: "Biz bize gelenlerin kalplerini dünyadan çözer, âhirete bağlarız."
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
GİDECEĞİNİZ YERİ BİLMİYORSANIZ, VARDIĞINIZ YERİN ÖNEMİ YOKTUR. Peter F. Drucker
 

rainbow

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
18 Nis 2007
Mesajlar
239
Puanları
0
Başkasının düşüncesini değiştirmek çok kolay,insanın kendisinin düşüncesini değiştirmesi çok zordur.

Oscar Wilde
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,961
Puanları
113
Çok bilen çok yanılır
Az bilen daha çok :D
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Akıllı konuşur, çünkü onun söylemek istedikleri var; aptal konuşur, zira kendinin birşeyler söylemek mecburiyetinde olduğunu sanır. Plato :)
 

generall

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Mar 2008
Mesajlar
36
Puanları
0
İyiliği gizlemek, kötülüğü gizlemekten daha üstündür. (Ebu Bekir Ferra)

Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi. (İmam-ı Azam)
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Bâyezid-i Bistami Hazretlerinden : İbrahim bin İsa seher vakti namazını bitirdikten sonra insanlara hayır duada bulunurdu. Yahudiler, Hristiyanlar, Mecusiler için, " Allah'ım onlara hidayet nasib et" derdi. Kendisi için şöyle dua ederdi : " Allah'ım Eğer cehenneme gideceksem varlığımı öyle büyüt, öyle büyüt ki, Muhammed ümmetinden hiç kimseye Cehennemde yer kalmasın"



"Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır" Nıetzsche
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,961
Puanları
113
:blink:

ya hu bu sözü de hakikatte kim demiş muamma,denilmiş mi yahut :thinking:
hz.ebubekir' in dedigine mi,
başka bir mühim zat 'a dayandırıldı şimdi
bi de bu sözün denilmeyecegi,denilmemesi gerektigine dair bir yazı da hatırlıyorum neyse..

Nietzche'nin sözüne teşekkür ediyorum haberin olsun öncesine degil :eek:leyo:
 

misak

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
24 Eyl 2007
Mesajlar
1,691
Puanları
0
"Yalnız Allah'tan korkunuz ve başka hiç bir şeyden korkmayınız. Bu, korkuda tevhiddir ve tevhidin bir parçasıdır. Allah'tan başkasından korkmanız, korktuğunuzu başınıza musallat eder."
m. islamoğlu
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,961
Puanları
113
Kendinizi tanıyınız. Herşey sizde başlıyor. İnsan hem yol hem yolcu. Yolcu yolu tanımak istiyorsa kendini tanımalı.

m.islamoglu :)
 

kızılkasırga

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
8 Eyl 2006
Mesajlar
1,708
Puanları
0
*Aşıkların ahı gönlün yedi kat derinliğinden gelir ve bu mertebelerden geçerken her tarafı aydınlatır. Nihayet ağızdan çıkarken yakıcı bir hali vardır.Yusuf (a.s) mısıra sultan olduktan sonra bir gün at üzerinde çarşıda gezerken ucu gümüş kaplı kamçısını yere düşürüyor.

*Yanındakiler attan inip kamçıyı yerden kaldırıncaya kadar firavunun eski karısı züleyha dünyayı terketmiş vaziyette gezerken Yusuf (a.s) görünce aşkı tazelenir. Yaklaşır ve yere düşen kamçıyı alır, sapını azına götürür "huuh" der ve "buyrun sultanım" diyerek at üzerindeki Yusuf (a.s) uzatır.

*Yusuf (a.s) kamçıyı sapından tutunca eli yanar "uuf..." der ve diğer taraftan tutar.

*Züleyha:

*"Ne o sultanım, elinizmi yandı. Ben o ateşi 20 yıldır içimde saklıyorum" der başlar ağlamaya. Ne çare ağlamaktan gözlerinde yaşda kalmamış. Biraz ıslaklık ve biraz da kırmızılık belirir.

*Yusuf (a.s) bunun Züleyha olduğunu anlar, her ikiside bekar olduklarından evlenmelerinde mahzur yoktur.Ve nihayet evlenirler. mahzun yürekler şad olur.​
 

Berre Tuna

Nazende
İhvan Üyesi
Katılım
3 Kas 2007
Mesajlar
1,816
Puanları
0
Çok güzeldi. Allah razı olsun.
Ağızdan çıkan sesler kulaklara, yürekten çıkanlar yüreklere hitab edermiş...
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Puanları
113
Hisse / Pey

İbrahim Havvas hazretleri ömrünün sonlarına doğru ağlamayı artırmıştı. Şöyle diyerek ağlıyordu : " Ya Rab! Ben gerçekten ihtiyarladım. Bedenim zayıfladı. İbadetim azaldı. Ne olur, beni lütuf ve fadlınla Cehennemden âzâd eyle. Çünkü ben, bir lahza bile Cehennemde kalmaya tahammül edemem."



Ne olur, beni lütuf ve fadlınla Cehennemden âzâd eyle. Çünkü ben, bir lahza bile Cehennemde kalmaya tahammül edemem :(.
 
Üst