Kirli fincanlar ve aydınlık İslam

Enes

Paylaşımcı ÜYe
İhvan Üyesi
Katılım
6 Haz 2006
Mesajlar
13,691
Beğeniler
723
Puanları
113
Yaş
34
#1
Risale-i Nurdan

Kur’an-ı Kerim gibi bir aydınlık ve nur önümüzde duruyorken,

Efendimiz (sav) gibi bir rehber yol gösteriyorken,

Niçin çoğu Müslüman bu kadar perişan, cahil ve görgüsüz?

Niçin (sözde) İslam ülkeleri bu kadar derbeder ve harap?

İçinde kahve içilmiş bir fincanla getirilen çayı içebilir misiniz?

Ya, bira içilmiş bir bardağa doldurulmuş gazozu, sütlü kahveyi?

Veya yıkanmamış boza bardağında gelen zemzem suyunu?

İslamı temsil etmesi ve İslamî görüntü taşıması gereken bir mümin, mümin sıfatlarının yanında kafir ve münafık sıfatları da taşıdığında ortaya çıkan görüntü bardak örneğinden farklı olmamaktadır.

Bundandır ki biz:

yalan söyleyebilen bir mümine,

faiz yiyebilen Müslüman bir esnafa,

fütursuzca harama bakabilen bir imama,

sözünde durmayıp borcunu ödemeyen bir hacıya,

emanete riayet etmeyen hocaya,

işçisine zulmeden bir dindar fabrika sahibine rastlayabiliyoruz.

Evet, her insan doğumundan itibaren çevresiyle, etrafındaki insanların davranışlarıyla beslenir.

Farkında olmadan hayata dair yüzlerce prensiple ahlakını oluşturur.

Cömert baba cömertlik,

Aksi ve hırçın anne asabiyet aşılar.

Yalan, yalan doğurur.

Kirlilik, pasaklılık yapar,

Uyanıklık kabul edilen sahtekârlıkla besili pazarlamacılık da aynı ahlakı taşıyan karakterler oluşturur.

Bir bakıma insan, ‘Çevre’nin çocuğudur. (istisnalar…)

İnsanın “ruh heykeli”ni

aile, akraba, arkadaş; okunan kitaplar, ilkokul, lise, üniversite ortamı; TV programları, seyredilen filmler gibi kaynaklar oluşturur.

Bu sayılan kaynaklar ‘islamî’ değilse, bu kaynakların çocuğu olan biz de doğru dürüst Müslüman olamayız.

Ve bu karışık ruh yapısıyla biz İslamı temsil ederken

Her zaman için sadece bira kalıntılı gazoz, kahveli çay, bozalı zemzem olarak Müslümanlığı sunarız.

Ve böylece bu durumun nefsimize verdiği zarar bir yana İslamı, ruh ve beden kirliliğimizle gölgeleyerek dine zarar veririz.

Allah Resulü (sav) in “ümmiliği” bu tür bir mutlak arınmışlığı ifade eden ruh ve dimağ saffetidir ki vahye mazhariyeti doğurmuştur.

Bu tür bir arınmışlıktır ki sonraki asırlarda müçtehitler yetiştirmiştir.

Bu mülevves asra gelince de (istisnalar dışında) sadece kendini müçtehit sanan beyaz, siyah palyaçolar boy göstermiştir.

Her mümin kıyafetine hassasiyet gösterdiği kadar, ayna karşısında kendini incelediği kadar, ruh keyfiyetini sürekli gözden geçirmeli, İslamî olmayan ahlak, huy, adet ve davranışlarını tashih etmelidir ki ilahi ilhamlara mazhariyete liyakat kazansın.

Ama kendini en iyi Müslüman olarak görüyor, mükemmel bir mümin olduğunu sanıyorsa, çevresini sadece Müslümanlığa karşı ürkütür.

Evet İslamî olma İslamî kitap ve kaynaklarla beslenme ile mümkündür. İslam referanslı olmayan beyinlerce yazılmış kitapları okuya okuya dumura uğramış ve kirlenmiş beyinler temizlenmedikçe o dimağlarla ifade edilen her islamî cümle kirli kadehlerde sunulmuş zemzeme benzer.

Evet insan, hem davranışlarını hem dimağını tashih etmedikçe -eğer hedefliyorsa- kâmil mümin ve müslim olamaz.

Kitap okumayan, televizyon başında lak lakla ömür tüketen bir insan ne kadar kendini yenileyip davranışlarını tashih edebilir ki?

Evet gelecekten ümitvâr olmak, güzel hülyalar kurmak ancak ruhunu tasaffi etmiş, İslam olabilmiş fertlerle mümkündür. Ötesi ancak ham hayâl olabilir.

Hem yalan söyle, hem sözünde durma, hem nefsini her durumda kayır, günah, haram- helal endişesi taşıma, sonra da insanlar neden islama koşmuyorlar de!

Şu an dünyanın bazı yerlerinde İslama yöneliş varsa, bunun sebebi; oralardaki bir avuç sâf ve dupduru müminin islamı hakkıyla temsil etmesidir.

“Hâlikın atiyyelerini matiyyeleri taşır.”


“Biz imana ve İslama ait değerleri gerçek manada hayatımıza hayat kılabilirsek, sair dinlerin salikleri fevc fevc, kabile kabile bu dine dehalet edeceklerdir.”RNK

www.beyazkardelen.com dan alıntıdır...
 

HTML

Üst