Kardeşliğimiz baki kalsın. | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Kardeşliğimiz baki kalsın.

durmuş göktekin

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ağu 2009
Mesajlar
185
Puanları
0
Yaş
86
Kardeşliğimiz baki kalsın.

Dört duvar arasında geçen bir ömür. Nisan 1954 yılında Ankara’da doğdu. Adı Coşkun Özkan. Fakat adının manasını yaşayamayan bir adam. İnşallah, Allah O’nu cennetine koyar, O da dünyada yaşayamadığı hayatı orada yaşar. Bebekliğinde, kalça çıkıklığından bedensel engelli kaldı. Anne ve babasının sağlığında, bir müddet kucaklarda taşındı. Defalarca ameliyat yaptırıldı, bir netice alınamadı. Allah O’nu yaşattı. Öldürmeyen Allah öldürmedi. Bugün 61 yaşında. Anne-baba öldükten sonra, onlardan kalan evde, müebbet hapse mahkûm olmuş mahkûmlar gibi yaşıyor. Bunun ne demek olduğunu ancak yaşayan bilir. Bu öyle bir şey ki, bilen bile bildiğini anlatamaz. Kendini, doğumundan beri tanırım. 15. Şubat 2015 Pazar günü Ankara’ya, O’nu ziyarete gittim. Türkiye’nin genelini etkisi altına almış bir kış mevsimi idi. Yolculuğumu İstanbul-Pendik’ten hızlı trenle yaptım. Tren yolculuğum gayet geçti. Gidişte ve dönüşte yolculuğum 4.5 saat sürdü. Tren yolculuğu otobüs yolculuğundan daha rahattı. Dışarıda fırtına kasıp kavururken ben, pencereden dışarıyı seyrettim. İçerdeki rahatlık dışarıdaki olumsuzluğu unutturuyordu. Rabbime şükretmekten başka bir şey düşünmediğimi itiraf etmeliyim. 1930’lu yıllarda, babam ile amcamın köyümüzden Ankara’ya bir haftada gittiğini hatırlayınca; Allah’a secde ettim. Yaptığım şükrün ne kadar yetersiz olduğunu anladım. İyi ki görebiliyorum, iyi ki yürüyebiliyorum, iyi ki Rabbimin verdiklerini kullanabiliyorum. İyi ki yiyip-içtiklerimin artıklarını normal yollardan dışarı atabiliyorum. Bunların ne demek olduğunu anlamak için yapamayanlara bak diyorum kendime. Bak da, dünyalar değerindeki nimetlerin kıymetini anla! Hiç kimse; ben kendime yeterim dememeli. İnsan her daim birbirine muhtaçtır. Evde, yalnızlığa mahkûm olmuş bir insanı ziyarete gittiğimi düşününce, şu dillere virt olmuş sözcüğe takıldım. Vedalaşmalarda; “kendine iyi bak” demiyorlar mı? Zaten muktedir olan yetebildiğince kendine bakıyor. Ya kendine yetmeyenlere karşı sen-ben ne yapacağız? Senin, benim fonksiyonumuz ne olacak? Düşünmeden söylenen bu sözleri duyunca, hakarete uğramış gibi üzülüyorum. Her cins kendine yardımcı olurken insanlardaki zalimlik akılla izah edilir gibi değil.

Bu insan; anne - baba vefat ettikten sonra elindeki iki bastonla eve mahkûm olmuş. Yıllardan beri o çekyatın köşesinde o pozisyonda otura, otura vücudu deforme olmuş. Bir bayan bakıcısı var. Her gün sabah 08.00’da gelip 14.00’da gidiyor. Babasından kalan 3 odalı bir evde yalnız başına oturuyor. Tek arkadaşı yanındaki televizyonudur. Zaman zaman bana telefon ediyor, birbirimize hal hatır sorarak rehabilite oluyoruz. Her türlü ihtiyaçlarını kız kardeşleri ve enişteleri karşılıyor. En küçük bir ilginin büyük âlicenaplık olduğu bu zamanda kardeşlerinin gözetiminde hayatını devam ettiriyor. Şu geniş dünya sadece evinin içi. Kapı zili çaldığında, kameradan bakıp kapıyı ancak 5-8 dakikada açabiliyor. Gökyüzü ve yeryüzü arasında sıkışıp kalan bu insan yine de şükrediyor. Eyyy bütün azaları yerli yerinde olan Durmuş, ya senin ne yapman lazım, hiç düşündün mü?

Mutlu ve huzurlu olabilmek, bir diğerinin mutlu ve huzurlu olmasına bağlıdır. Bu düşünceyle yola çıktığım için ziyaret ve yolculuğum hayatıma tat ve lezzet kattı, mutlu oldum. Zaman zaman bu tip insanları ziyaret etmeyi adet haline getirdim. Nefsimi terbiye ediyor ve şükür duygularımı canlı tutmaya çalışıyorum. Hastanelerin, kabristanların, hapishanelerin, bakım evlerinin ziyaret edilmesini görev biliyor, bunları yapmaya çalışıyorum. Hızla değişen bu dönemde bunları yapmak çok kolay ve çok kısa bir zamanda yapılabiliyor. Geçmişte 4 senede yapılan işler bugün 4 saatte yapılıyor. Her şey alabildiğine hızlandı, kolaylaştı ve bollaştı. Tek hızlanmayan, kolaylaşmayan, bollaşmayan insanlık kaldı. Bugün, insanlar eline geçirdiği imkânlarla insanlığı öldürüyor. İnsanlıktaki deprem, yeryüzü depremlerinden daha şiddetli oluyor. Yeryüzünün idarecisi olarak gönderilen insanlar, birbirlerinin dünyalarını tahrip etmekte yarış halinde çalışıyor. Toplu katliamlar, cinayetler, haksızlık ve adaletsizlikler, açlıktan bayılıp ölenler, tokluktan çatlayıp ölenler yarış halinde. Bunların hangisine insanlık diyebiliriz? İnsanlığı yerle bir edenler, ayaklar altına düşürenler de insanlığa hasrettirler. Hırsızların da hırsızlardan şikâyetçi olduğu bir zamanda yaşamamız ne garip değil mi? Bugün, insanlık cinnet geçiriyor desek abartmış olmayız. Gelin, bütün olumsuzlukları ortadan kaldırmak için adalet diyelim, sevgiyi hayatın merkezine alalım, bozulan hayat düzenini yeniden kurmaya çalışalım. Amaçları, araçlara kurban etmeyelim! İnsanlık bizim, memleket bizim, kardeşliğimiz baki kalsın…
01.03.2015
Durmuş Göktekin
 

spesifik

آزادی قید و بند
Yönetici
Süper Moderatör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
24,551
Puanları
113
Her insanın yaşadığı hayat kendi içinde handikaptır. Allah yardımcısı/mız olsun.
Kapitalizm bizleri bribirine düşürdü önümüzü göremez olduk...
 

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Puanları
0
Güzel bir Paylaşımdı eline sağlık...

ALLAH a Hamd ve ŞÜKÜRLER olsun.....Çok şükür ki sayın Coşkun Özkan beyi ziyaret edecek ve hatta telefonda konuşacak sizin gibi değerli bir seveni var...belkide ALLAH sizi nasıl desem Çoşkun bey için sebeplendirmiştir...zaman zaman olsa bile...çok şükür ki çoşkun bey e bakan birileri ve sahip çıkan kardeşleride var.....fakat her insan çoşkun bey kadar şanslı olmayabiliyor....

engelli olup sokakta kalan yada huzur evinde kalanlar ve yalnızlığa mahkum edilenlerde olabiliyor....

hayat insana 2 farklı yüz sunar fakat insan hangi yüzde olacağını bilemez ...ta ki yaşayacağı yüzü göresiye kadar...

Biliyormusun ...

Dünya çok değişiyor ve değiştiği gibide malesef zaman eskisinden çok hızlı ilerliyor....zaman içerisinde ömür varken başarılı olduk olduk olamadık geriye dönüp düzeltebileceğimiz bir durum yok...

İyi insanlarmıyız, değilmiyiz ? bilemeyiz...ALLAH bilir ama şu gerçek ki.. dünyada yardımlaşma ,dayanışma, birliktelik, sevgi gibi güzeli anlamlandıracak o kadar az etmenler kalmış ki...uygulayan bulabilmek hele ki içlerinde dürüst, menfaat peşinde koşmayan, adaletli ,özü sözü bir, dediğini yapan, insan için çalışıp üreten, faydalı ilimlerde öncü olan gibi çok güzel etmenleride uygulayan var mı bilemeyiz?...

Dün güvendiğin insana yarın güvenemiyorsun....çıkar ilişkisi devreye girdiğinde hemen seni arkandan vurabiliyor...hoş aldırmıyorsun onu ateşlendiren kişinin suçlu olduğunu biliyorsun ama onada kızamıyorsun ALLAH var...sanki bizler çok mu iyiyiz....herşey birşeyle sınav oluyor ister bilerek anlayarak isterse anlamayarak....

Şu dünya bir tek haliyle çok güzel o da ALLAH ın var olduğunu bilebilmek ile..

Tamam belki kalpler gönüller gözler görmeyebilir gerçekte ALLAH ı fakat önemli olan görebilmekte değil önemli olan ALLAH ı tüm benliğimizde sevgimizde yaşayabilmekte ve yaşatabilmekte......

Çok kez kaybetsekte güzeller güzeli ALLAH ımız bizi hiç dışlamıyor ...gel diyor yeteer ki dogru ve güzel olarak gel diyor bende kapı hep açık diyor çok şükür...

Hayat hep aynı aslında sadece zaman içerisinde yaptıklarının bir kaç karesi değişiyor farklı bir yanı yok...insan yine aynı insan ,hava yine aynı hava, dünya yine aynı dünya değişiklik ALGILARIMIZDA DEĞER YARGILARIMIZDA SEVGİMİZDE ADALETLERİMİZDE gibi...

İnsanı insan yapan değerler yerlerini MENFAAT ve ÇIKAR ilişkisine bırakınca dünyada sevgi beklemek çok zor.....İnsan haset ve fesat içinde koşuyor varsa yoksa BEN diyor......Bir anlık makam ve mevki için ŞİRİN gözükme şakşakçılık yapma uğruna insanın girmediği kılıf yok yapmadığı sanat dalı yok..

Hani öz ,hani gerçeklik, hani maneviya,t hani sevgi, yok....yok arkadaş biz insanlar YOK lara oynuyoruz umarım çok geç olmadan İNSANLIK olarak farkedip gerçek özlerimize döneriz yoksa geç kalırsa DÜNYA ya çok acılar ve zulumler gelir yada gelmiştir de belkide...bilemeyiz..

Böyle.
 

durmuş göktekin

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ağu 2009
Mesajlar
185
Puanları
0
Yaş
86
Bakmışsınız, okumuşsunuz! Düşünüp, beyin patlatmış yorum yazmışsınız. İlginiz, ilgilenildiğinizi gösterir. Bu gayretiniz insanlığınızın işareti. Zerre kadar hayrın ve zerre kadar şerrin karşılıksız kalmayacağı ifadesinde yerini bulan yorumunuz için teşekkür eder, hayırla ilgili niyet ve çalışmalarınızın devamını diler, selam ve saygılar sunarım.
 
Üst