Kalbler, ancak Allah'ı(c.c.) zikirle huzur bulur..

Sofuoglu

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
29 Tem 2006
Mesajlar
4,442
Beğeniler
170
Puanları
63
Web sitesi
www.vuslatkervani.com
#1
Dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar huzur ve güven içinde yaşamanın yollarını ararlar.
Her birinin mutlu olmak için bir hedefi vardır.
Kimi zengin olduğunda,
kimi iyi bir işe girdiğinde,
kimi istediği estetik ameliyatını yaptırabildiğinde,
kimi üniversiteyi kazandığında mutlu olacağını düşünür.
Amacına ulaştığında ise aradığı mutluluğu ya bulamaz ya da çok kısa süreli ve kendisini tatmin etmeyen bir mutluluk olduğunu görür.
Bu sefer de kendisine başka bir hedef bulur.
Onu elde ettiğinde mutlu olabileceğini düşünür. Oysa bugüne kadar bu yollarla gerçek anlamda mutluluğu yakalayabilen bir insan olmamıştır.
En mutlu olduğunu düşünen insanın bile, içini sıkan, düşünmekten kaçındığı, ona huzursuzluk veren sayısız konusu vardır.
Gerçek mutluluk, huzur, iç neşesi ve rahatlık ise,
sadece Allah'ın zikriyle mümkündür.
Allah bu gerçeği bir ayette şöyle bildirir:

"Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Rad Suresi, 28 )

Bu, Allah'ın Kuran'da bize bildirdiği çok önemli bir sırdır.
Birçok insan bu gerçekten habersiz, yukarıda söz ettiğimiz şekilde çaresizlik içinde yaşar.
Dünya nimetleriyle tatmin bulmaya çalışır.
Asla ölmeyecekmişçesine, hesap günüyle karşılaşacağını düşünmeden dünyaya ait değerlere sahip olmak için hırsla uğraşır.
Ancak bu, büyük bir aldanıştır.
Bu insanların sahip oldukları hiçbir şey gerçek bir huzur ve mutluluk kazandırmaz.
Yalnızca Allah'a gönülden bağlanan, O'nun şefkatinin, merhametinin, kendileri üzerindeki korumasının şuurunda olan müminler huzurlu bir yaşam sürebilirler.
Gördüğü her olayda, duyduğu her konuşmada Allah'ı zikreden, Allah'ın yaratışının delillerini görerek O'nu anan bir insanın kalbine Allah, bu iç rahatlığını, huzuru verir.

Dolayısıyla insanların iç rahatlığını veya huzur ve mutluluğu başka yerlerde aramaları boşunadır.

Allah Kuran'da ancak kalpleri huzur bulmuş kişilerin sonsuz nimetler ile dolu cennete gireceğini bildirir:

"Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Artık kullarımın arasına gir. Cennetime gir." (Fecr Suresi, 27-30)
 

derya

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Tem 2006
Mesajlar
178
Beğeniler
1
Puanları
0
Yaş
30
#2
Paylaşım için çok teşekkürler ayetlerle çok güzel olmuş selametle...
 

Mndrs78

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
5 Tem 2006
Mesajlar
556
Beğeniler
1
Puanları
0
Yaş
27
#3
Paylasimin icin cok tskler..Arkadasimizin dedigi gibi ayetlerle iyi olmu$.
 

feyza:)

İstanbulî
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
4,872
Beğeniler
358
Puanları
0
Web sitesi
www.incebirdokunus.com
#4
Kalpler Ancak Allahı Anmakla Huzur Bulur...

Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"Kalpler ancak Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Ra’d; 28)
İmam Şârâni kuddise sırruh şöyle diyor:
"Kişinin Allah-u Zülcelal'e karşı ihlaslı olabilmesi için yapması gereken dört şey vardır:
1- Dili Allah'ın zikriyle meşgul olmalı.
2- Kalbi Allah-u Zülcelal'i müşahede etmeli.
3- Nefsinin günaha sevk eden arzularına uymamalı.
4- Yediği lokma helal olmalı.

Bunlarla insanın zahiri âzâları temizlenir, halis olur. Ayrıca, kişi nefsini çok perişan etmeyecek. Ona yemek de yedirecek ama heva ve hevesine uymayacak. Tamamıyla nefsini öldürecek şekilde davranmamalı, çünkü nefis, Allah-u Zülcelal'in emanetidir.
İnsanın dilinden Allah'ın zikri gidip, günahlara meyilli konuşmalar olursa, kalbindeki nifaktan dolayıdır. Kalbin Allah katındaki ecir ve sevabı almadığındandır.
Böyle olduğu zaman, insan Allah-u Zülcelal'e karşı tevbe etmeli, o hatalardan ve sonuçlarından, Allah-u Zülcelal'e sığınmalıdır. Çünkü, insana yardımcı olarak Allah-u Zülcelal kafi gelir.
Mesela; namazdaki tekbir imamla beraber olmalı. Tekbirin imamla beraber alınması, İslam dininde çok kıymetlidir. Eğer insan ona kıymet vermezse, Allah-u Zülcelal'in rızasını tam hakkıyla taleb etmediğinin bir işaretidir.
Çünkü, her vakitte bir taat vardır. O vaktin taatinin kıymetini bilmeli ve tehir etmemeli. Eğer tehir ederse, olabilir ki Allah-u Zülcelal başka ibadetleri de ona nasip etmez. Onun için insan Allah-u Zülcelal'in insanlara tayin ettiği sevapların zamanını bilmeli ve fırsatı kaçırmamalıdır. Umulur ki, onları kaçırmadığı zaman ve fırsatını değerlendirdiği zaman, Allah-u Zülcelal ona daha güzel ibadetleri nasip eder.
İmam Şârâni kuddise sırruh şöyle tavsiyede bulunuyor:
"Allah dostlarının hakkında gıybetle konuşmayın. Çünkü gıybet eden insan, gıybetini yaptığı insanın etini yemiş gibi oluyor. Allah dostlarının gıybetini yapmak, zehirli et yemek gibidir. O, zehir olarak vücuduna girdiğinde, bütün maneviyatı, imanı gidebilir.”
Gıybet, küçük bir şeymiş gibi görünüyor ama Allah-u Zülcelal'in yanında çok kötüdür.
Ve yine size şu tavsiyede bulunuyorum, sözlerinizin kendisine ulaşamayacağı bir kişinin gıybetini yapmayın, ona o gıybet ulaşmadığı zaman korkun, çünkü daha tehlikelidir.
Çünkü, Allah-u Zülcelal gıybeti yapılan kişinin hakkını veriyor bizzat savunuyor. Ona sahip çıkıyor.
Kişi önceden işlemiş olduğu günahlarından dolayı, sanki af olunmayacak gibi bir umutsuzluğa girmesin, çünkü Allah-u Zülcelal'in öyle dostları var ki, önce günah işlemişler, sonra tevbe edip Allah'a dönmüşler ve ihya olmuşlardır.
Onlar ilk önce Allah yolunda değildiler. Sonra Allah-u Zülcelal'e döndüler ve Allah-u Zülcelal de onları ihya etti ve büyük zatlar olarak dünyada onları seçti. İbrahim b. Ethem gibi, Fudayl b. İyaz ve Bişr-i Hafi gibi evliyalar, önceleri Allah yolunda olmadıkları halde, tevbe ettiler ve bu tevbelerinin üzerine Allah-u Zülcelal de onları dost olarak seçti.
Allah dostları şöyle buyurmuşlar:
"Kişi gaflet ile dünyayı dolduracak ibadet yapmaktansa, bir lahza kalbi ile huzurlu olarak "la ilahe illallah" dese, bu bir lahza ( bir an) onun için daha hayırlıdır."
Ve bir insan, kalbini Allah'a çevirdikten sonra, tekrar şehvet ile dünyaya kalbini çevirse, hicap ile, perde ile azaplanır. Yani Allah-u Zülcelal'in nuru ile arasına perde iner.
 

berraksu

Aşafatlı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Eyl 2006
Mesajlar
3,652
Beğeniler
84
Puanları
0
Yaş
30
#5
Rabbinizden bir fazl istemenizde sizce sakınca yoktur.
Arafat'tan hep birlikte indiğinizde Allah'ı Meş'ar-ı Haram'da anın.
O, sizi nasıl doğru yola yöneltip-ilettiyse, siz de O'nu anın.
Gerçek şu ki, siz bundan evvel sapmışlardandınız. (BAKARA SURESİ / 198)


Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler
ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler.
(Ve derler ki) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın.
Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (AL-İ İMRAN SURESİ / 191)


Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine,
ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret.
Gaflete kapılanlardan olma. (A'RAF SURESİ / 205)


Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır.
Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur. (RA'D SURESİ / 28)


Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl.
Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar.
Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür.
Allah, yaptıklarınızı bilir. (ANKEBUT SURESİ / 45)


Ey iman edenler, Allah'ı çokça zikredin. (AHZAB SURESİ / 41 )
 

selam

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
26 Şub 2007
Mesajlar
1,274
Beğeniler
78
Puanları
0
#6
Bizimde yazacaklarımız ,sizinde bildiğiniz
şeylerdir.Ama başka şeylerle oyalanmaktansa
Tevhit ile oyalanalım dedik.
Tabiki zikir önce dil ile,sonra cümle azalarımızla
olması elzemdir. Efendimiz S.A.V
Yaptığınız ibadet eğer sizi iyi hale getirmiyorsa
Anlayışınız-görüşünüz değişmiyorsa,
bu ibadet değil, adeta yüktür.Diyor. Yani,
Zikir Efalimize yansıyacak.Alış verişimiz Hak
olacak.Sıfatlarımıza yansıyacak.Bakışımız Hak,
Konuşmamız Hak, Dinlememiz hak ,görüşümüz
Hak. Sonra vücudumuza yansıyacak.Şuhudumuz
Hak olacak. Alla cc.Hu Buyururki
Kimisinin yapmış olduğu fena fiilerden hesp sormam.
Ama Mümin kulumun fena düşüncesinden bile
hesap sorarım. İşte böyle kardeşlerim Mümin olmak
pek kolay değildir.Ancak olmayacak diyede bir şey
yok.Olan nasıl olmuşsa ,aynı gayreti gösterirsek
niye olmasın.Zaten Allah cc.Hu bizim için çok
değerli şeyler hazırlamıştır.Ama nefsimizin hevasına
uyarak gönlümüzü teneke parçalarına kaptırırsak
olmaz.Bu da insana yakışmaz.İnsan denilen hakikat
En güzel bir şekilde yaratılmış olup.Her şeyin de
en güzeline layıktır. Onun için gönlümüz hep
Güzelde olmalıdır.
Karaca oğlan'dan bir deyişle süslersek

BEN GÜZELE GÜZEL DEMEM
GÜZEL BENİM OLMAYINCA
 

zümrüd-ü anka

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
4 Nis 2007
Mesajlar
1,560
Beğeniler
4
Puanları
0
#7
Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır.
Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur. (RA'D SURESİ / 28)


allah sevgini ve varlığını kalbimizde benliğimizde daim etsin etsin inş
 

selam

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
26 Şub 2007
Mesajlar
1,274
Beğeniler
78
Puanları
0
#8
Dikat-dikkat-dikkat

Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır.
Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur. (RA'D SURESİ / 28)
allah sevgini ve varlığını kalbimizde benliğimizde daim etsin etsin inş

Kalpleri ALLAH Zikriyle Mutmain olanlardır.
Bakın bizim zikrimiz bir yere kadar.
"ZİZ BENİ ÇOK ZİKREDİN-TA Kİ BENDE
SİZİ ZİKREDEYİM." Buyuruyor Allah cc.Hu

Demekki ALLAH zikrederse o gönülde
O zaman o gönül mutmain oluyor.

Ne dersiniz,Bütün yaptığımız zikirlerin
amacıda bu değilmidir.
 

Savm

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eki 2006
Mesajlar
3,874
Beğeniler
75
Puanları
0
#9
Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Rad Suresi, 28 )



allah de kalbim allahde
başka kimin varr allahde


sofuoğlu kardeşim
nede güzel bir paylaşım olmuş
rahman razı olsun senden
selam ve dua ilee
 

avare

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ağu 2007
Mesajlar
48
Beğeniler
0
Puanları
0
Yaş
55
#12
evet arkadaşlar kalpler tabiki allahın zikri ile uzur bulur...
nasıl olur allah temizlenmeyen kalbe girmez ..
ancak allahın kendi zikri ile temizlenen yere allah misafir olur ve oradan edebiyete kadar kalır huu
 

*Naye*

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Eyl 2007
Mesajlar
75
Beğeniler
1
Puanları
0
#13
Allah temizdir ve temiz olanları severken; tabiiki de nazar ettiği yer kalp olunca,kalp aynasının cilası tam olmalıdır.
Paylaşımın için teşekkürler.Yüreğine sağlıkAllah razi olsun.
 

bi husben

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Mar 2007
Mesajlar
5,221
Beğeniler
199
Puanları
63
#14
Allah'ı zikretmek demek, Allah Resulünün getirdiği gerçek kaideleri hayata uygulamaktır.
Yani, bir başka deyimle Kur'anın emirlerine sımsıkı sarılmaktır. Her kim Kur'ana inanmaz, Onun içindeki düsturları kendisi için hayat düsturu haline getirmezse, Allah'dan yüz çevirmiş, şeytanla dost olmuş demektir.

Buna Allah-u Teala şöyle işaret buyurmaktadır

Kim benim zikrim olan Kur'an'dan yüz çevirirse, kuşkusuz onun için çok dar bir geçim vardır. Ve kıyamet günü onu kör olarak haşrederiz. Rabbim Beni neden kör olarak haşrettin Halbuki ben gören bir kimseydim” der. Allah da “İşte böyledir, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları unutmuştun. İşte bugün de ben seni öyle unutmaktayım” buyurur. TAHA 124

Bu ayetler zikrin ancak Kur'an ayetleri olduğunu belirtmektedir

Demek ki, bir kimse, gece gündüz Allah'ı zikretse, fakat Allah'ın zikri olan Kur'ana uygun bir hayat yaşamasa, böyle bir kimse şeytanın dostu olmaktan kurtulamaz.
Havada uçsa, suda yürüse yine de bundan kendini kurtaramaz. Çünkü böylesini havada uçuran, denizde yürüten şeytandır, rahman değildir
 

metatak

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
20 Eyl 2007
Mesajlar
5
Beğeniler
0
Puanları
0
Yaş
46
#15
Selamun aleyküm değerli kardeşler.
tesadüfen rastladığım forumunuza şuan üye olmuş bulunmaktayım.

Bende sohbetinize katılmak istedim.

Ahzab 41 : " Ey amenu olanlar, Allahı çok zikirle zikredin." buyrulmaktadır.
Bir şeyin çok olması için tamamnının yarısından fazla olması gerekir. Yani bir günde çok zikir yapabilmek için günün yarısından fazlasını zikirle geçirmemiz gerekir.

zikir nedir?
Kuranı kerim bir zikirdir. evet. Fakat, sözkonusu olan zikir Allahın isminin tekrarlanmasıdır. Niçin böyle söylüyoruz? Çünkü Allahu Teala zikri nasıl yapmamız gerektiğini bizlere söylüyor.

Müzemmil 8: "Vezkür ismi rabbike..." >Rabbinin, ismiyle zikret. < "...vetebettel ileyhi tebtiyla." >ve herşeyden kesilerek ona yönel.<
Rabbinin ismiyle zikret diyor Allahu Teala.
Bizler de Allahın ismi ile; " Allah - Allah - Allah" diye dilimizi kımıldatabiliriz veya kendi iç sesimizle tekrar da edebiliriz.
Daha fazla uzatmayalım. Yoksa sizleri sıkacağım herhalde.

ALLAHIN RAHMETİ ÜZERİNİZE OLSUN.
 

HTML

Üst