Kadının cihadı | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Kadının cihadı

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Puanları
0
Kadınların Cihadı


Ebî Hureyre'den, Ebî Saîd Hudrî'den, Ümmi Seleme'den gelen hadîs-i şerîfte, Fahr-i âlem sallallâhu aleyhi ve sellem veda haccından dönüşünde zevcelerine: "Bundan sonrasize evlerinizde hasırlar üzerinde oturmanız gerekir." buyurmuştur. Binaenaleyh müslime bir kadının haysiyet ve vakarla kendi evinde hasırı = kilimi = sergisi üzerinde oturması, kendisi hakkında cihaddır. Nitekim umum kadınlara Fahr-i âlem sallallâhu aleyhi ve sellem:"Sizin cihadınız evlerinizde vakarla oturmanızdır." buyurmuştur.


Kadının iki cihadı vardır:


Birincisi ve en büyüğü, hacdır. Bu itibarla hadîs-i şerifte:


"Yaşlının, tam erginlik çağına ermeyen çocuğun, hastalık, bünye zaifliği sebebiyle cenk yapmaktan aciz olan zaifin ve kadının cihadları, hac ve umredir." buyruldu.


İkincisi, kadınların, kocalarının ve evlerinin hizmetiyle meşgul oldukları halde kendi evlerinde haysiyet ve vakar üzere oturmaları ve aile mürebbîliği vazifesini yerine getirmeleridir. İşte bu itibarla da "Sizin cihadınız evlerinizde vakarla oturmanızdır." buyrulmuştur.


Kafirle savaşmanın şartı, küffarla savaşmaya, yukarıdaki hadîs-i şerîfte zikredilen yaşlılık, çocukluk, zaiflik ve kadın olmaktan âri iktidardır. Hacdan sonra kadınların cihadı, eşlerinin hakkına riayet etmeleri, evlerinde oturmaları ve Allah Azze ve Celle'nin onlara emanet ettiği çocuk terbiyesi vazifesini yerine getirmeleridir.


En üstün cihad da budur. Kız evladını yetiştirme tarzı da, anne olduğu takdirde mürebbîliğini yapabilecek şekilde yetiştirilmesidir. Elbette böyle yetişebilmesi için ihtilattan, ahlaksızlıktan korunması gerekir. Aksi takdirde gereği üzere mürebbî ve muallime olamaz.


"Durum şu ki, birinci Âd kavmini O helak etti. Semûd'u da O helak etti. Ve geriye hiçbir şey bırakmadı. Daha önce de çok zalim ve pek azgın olan Nuh kavmini helak etmişti. Altı üstüne gelen kasabalarını da devirip yıkmıştı. Onlara giydirdi de giydirdi. Acıklı azabını üstlerine bindirdi. Şimdi Rabb'inin nimetlerinin hangisinde şübheye düşersin? İşte bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır." [6]


Geçen ayetlerde zikredilen Âd, Semûd, Nuh ve Lut kavimleri, inkar ve isyanlarının cezasını helak edilerek çekmişlerdir. Bunlar içinde Hazreti Nuh'un kavmi, Âd ve Semûd'dan daha zalim ve azgın bir topluluktu. Çünkü Hazreti Nuh içlerinde uzun yıllar kaldığı halde ona inanmamışlar ve olanca eziyeti yapmışlardı. Hazreti Lut'un kavminin helak edilişi, Cebrail aleyhis-selâm'ın aldığı emr üzerine bu kavmin kasabalarını yükseğe kaldırdıktan sonra alt üst ederek yere çarpmasıyla gerçekleşmişti.

İbnu Cerîr, İbnu Kesîr, İmam Beğavî ve birçok tarihçilerin tesbit ettiklerine göre, bu kavimlerin helakine sebeb, üç şey olmuştur:
Birincisi, zulüm ve azgınlık; ikincisi, kadınların açık saçıklığı, bayramlarda ve senenin belli günlerinde ziynetlenerek bir araya gelip karmakarışık günah işlemeleri, yani eğlence ve fuhuşa dalmaları; üçüncüsü de fakir fukaranın haklarını ellerinden alıp servetleri kuvvetlilerin elinde bulundurmaları idi.
Bu üç suretle zulüm ve günahlarının yayılmasıyla, birçok medenî insanlar İlâhî cezalara çarpılmış, devlet ve hükümdarlıkları sona ermiştir.
Nuh ve Lut zamanlarında ve ondan sonra, ovada ve dağda yerleşen iki toplum insan bulunmuştur.

Dağda oturan erkekler güzel oldukları için, kadınları çeşitli süslere bürünerek onları kendilerine celbetmeye çalışırlardı. Ovada oturan kadınlar güzel oldukları için, bu sefer erkekleri süslenip onları kendilerine celbederlerdi.
İblis genç bir surete girerek ovada oturan hükümdarlardan birine gelip kendisine ücretle çalıştı.


Derken o kavme, çobanların müzik aletleri gibi çok acaib bir alet ihdas etti; ondan ses çıkıyordu. O zamandaki insanlar böyle bir şeyi görmemişlerdi. İş etrafa yayılınca insanlar o aletin etrafına toplanıp görmeleri için yarışta bulundular.
Nihayet senede bir gün tayin ettiler; o günde ova ve dağlardaki insanlar bir araya gelip bayram yapmaya başladılar. Artık kadın ve erkeklerin ziynetlenmeleri ve birbirlerini tahrik etmeleri, fuhuş işlemek, iffet ve namusu ihlal etmekle semerelendi. Bu semere, yıkılmanın tohumu oluverdi.

O zamanda kimi erkek kendini kadına, kimi kadın kendini erkeğe benzetirdi; türlü melanetler ve hilelerle vakar, haysiyet ve iffetlileri kendi ahlaklarına alıştırdılar. Son son İsrail oğulları, firavunlar vasıtasıyla türlü modalar çıkararak tiyatrolar icad ettiler. Artık bütün fen ve sanatlarla, keyif ve sefahate dalmak amaçlandı. Bu yüzden Allah Azze ve Celle onları, yapmış oldukları melanet sebebiyle helak etti.

Evet bizim zamanımızda da gün geçtikçe neşriyatlar, televizyonlar, radyolar eski cahiliyye âdetlerini moda edinmeye çalışmakta, genç evladlarımızın beyinlerini din ve imandan uzaklaştırmaktadır.

Hele bu televizyon da, eski cahiliyye devrindeki İblis'in icadı gibi ihdas edilince, artık büsbütün felaketlerin kapısını açmıştır. Onun için Rasûl-u Muhterem de birçok hadîs-i şerîflerde, kendisinden sonra devam edecek ümmetine mesajlar vermekte, yol göstermekte, tayyibe hayata teşvik etmekte, ebedî saadet ve mutluluğu kazanma yollarını göstermekte bulunmuştur.

Rahatlıkla diyebiliriz ki, şu anda insanlar büyük bir bunalım içerisine girmişlerdir. İnsan topluluğu, ya İslam dînini kabul edip fazilet ve ahlaka bürünecek, bunalımdan ve tehlikelerden kurtulacak, ya da bugünkü televizyon ve neşriyatlarda, maarif ve sanayi'lerde serbest bırakılmış her türlü ahlaksızlık, büyük bir felaketin tohumu olacaktır.


Çünkü İslam dînine inanmak ve onunla yaşamak su, insan ise balık mesabesindedir. Suya dalan balık berhayat olur, yaşar; sudan ayrılışı nisbetinde çırpınır, uzaklaşması nisbetinde ölür. Şeriate nisbetle insan da böyle. İşte şimdi insan topluluğu umûmen bu iki yolun ayrım noktasındadır. Müstakbelde bütün kurtuluşlar, genç evladlarımızın iffet, gayret, vakar, usluluk ve imanlarına bağlanmaktadır. Ya İslam şuuru ile insanlar huzura kavuşacak, ya da İslam şuuru altına düşüp sefahat hayaline dalarak gayrı ahlâkî denizde boğulacaklardır.


[6]En-Necm Sûresi ayet 50-56


Allame Şeyh İsmail Çetin rahimehullah
Müslime Genç Şuuru s.28-32
Dilara Yayınları


Üstad Hazretlerine sağlık afiyetler diliyorum...Kendilerine çok teşekkür ediyoruz.Allah Tealadan kendilerine en üstün hizmetler diliyoruz..
 

cicek demeti

Sükut
İhvan Üyesi
Katılım
7 Ocak 2011
Mesajlar
11,683
Puanları
0
Birincisi, zulüm ve azgınlık; ikincisi, kadınların açık saçıklığı, bayramlarda ve senenin belli günlerinde ziynetlenerek bir araya gelip karmakarışık günah işlemeleri, yani eğlence ve fuhuşa dalmaları; üçüncüsü de fakir fukaranın haklarını ellerinden alıp servetleri kuvvetlilerin elinde bulundurmaları idi.
Bu üç suretle zulüm ve günahlarının yayılmasıyla, birçok medenî insanlar İlâhî cezalara çarpılmış, devlet ve hükümdarlıkları sona ermiştir.
Nuh ve Lut zamanlarında ve ondan sonra, ovada ve dağda yerleşen iki toplum insan bulunmuştur.

Dağda oturan erkekler güzel oldukları için, kadınları çeşitli süslere bürünerek onları kendilerine celbetmeye çalışırlardı. Ovada oturan kadınlar güzel oldukları için, bu sefer erkekleri süslenip onları kendilerine celbederlerdi.
İblis genç bir surete girerek ovada oturan hükümdarlardan birine gelip kendisine ücretle çalıştı.

Derken o kavme, çobanların müzik aletleri gibi çok acaib bir alet ihdas etti; ondan ses çıkıyordu. O zamandaki insanlar böyle bir şeyi görmemişlerdi. İş etrafa yayılınca insanlar o aletin etrafına toplanıp görmeleri için yarışta bulundular.
Nihayet senede bir gün tayin ettiler; o günde ova ve dağlardaki insanlar bir araya gelip bayram yapmaya başladılar. Artık kadın ve erkeklerin ziynetlenmeleri ve birbirlerini tahrik etmeleri, fuhuş işlemek, iffet ve namusu ihlal etmekle semerelendi. Bu semere, yıkılmanın tohumu oluverdi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Evet can kardesim zamanimizdada boyle gelismler cok gelisme diyorum cunku gun gectikce gelisiyorlar ve iblis iblisligini yapmaya devam ediyor...ama mumine kadinlarimiza yakisan edep ve hayadir ve daima dikkatli davranip zamanin carklarina uymadan halis muhlis evlatlara ana olma yolunda cabalamasidir...cok guzel bir konu Rabbim razi ola sizi cennetine koya...
 

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Puanları
0
Bil-Mukabele efendim..
 
Üst