Kader Risâlesi ve Şerhi

Zeynep Özmen

Kevok_84
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
3,306
Puanları
0
Kader Risâlesi ve Şerhi


KOD : 1006


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ

Malum olsun ki; Kader ile cüz’-i ihtiyârî mes’elesi, Âlem-i İslâm’da en ziyâde medâr-ı münâkaşa olmuş bir mes’ele-i îmâniyedir. Bu hususta Cebrîye ve Mu’tezile denilen fırak-ı dâlle ile hak olan Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat fırkasının hulâsa-i beyânları şöyledir:

Cebriye mezhebi: “Cüz’i ihtiyârî tabir-i diğerle irâde-i insâniye mevcud olmakla beraber irade-i insaniyenin tercih gücü yoktur. Çünkü mahluktur. İnsanın iradesiyle işlediği fiillerde kader hâkimdir. Tercih eden kaderdir. Dolayısıyla mes’uliyet kadere aittir. Ef’âl-i insâniye aynen alem ve âlemdeki fıtrî kànunlar gibidir. Yani nasıl ki, kainatın ve kainattaki fıtri kanunların Allah’a karşı iradeleri yoktur. Allah dilediği şekilde yaratır. Bu noktada mevcudat-ı alem, mes’ul değillerdir. Öyle de insanın işlediği fiillerde dahi tercih gücü yoktur. Dolayısıyla insan fiillerinden mes’ul değildir.” Diyor.

Mu’tezile: “İnsanın iradesiyle işlemiş olduğu şer fiillerinde kaderin taallûku yoktur. Ef’âl-i ihtiyâriye-i insâniyenin şer kısmı doğrudan doğruya insandan sudûr eder. Bu noktada sâdece cüz’-i ihtiyârîye inanmak var, kadere inanmak yoktur.” Diyor.

Bu iki mezhebe mukabil, hak olan Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat fırkası ise; “Ef’âl-i ihtiyâriye-i insâniyede, kat’î olarak hem cüz’î irâdeye hem de kadere berâber inanmak lâzımdır.”der.

İşte Müellif (r.a), “Kader Risâlesi”nde, “Bir mes’elede hem kadere, hem de cüz’î irâdeye beraber inanmak nasıl olur ve nasıl tevfik edilebilir?” diye vâkî olan îtirâza tam muknî cevap vermekte ve Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat inancının doğru; fırak-ı dâlle olan Cebriye ve Mu’tezile inancının ise yanlış olduğunu isbât etmektedir. Yâni hem kadere, hem de cüz’î irâdeye berâber inanmanın hak; yalnız kadere veyâ yalnız cüz’î irâdeye inanmanın ise bâtıl olduğunu îzâh ve isbât etmektedir.

Müellif (r.a), Kader Risalesi’nin birinci ve ikinci mebhaslarında teklifî kaderi, üçüncü mebhasda tekvini kaderi, dördüncü mebhasda ise, bela ve musibetlerin gönderilmesi ile tekvini kaderi; o bela ve musibetlerin sebebi ve menbaı irade-i şerriye-i insaniyeye dayandığı itibariyle de teklifi kaderi isbat etmektedir. Bununla beraber Kader Risalesi’nde teklifi kader asıl, tekvini kader ise tebei olarak işlenmektedir.

Demek Kader Risâlesi, fırak-ı dâllenin bâtıl efkârını çürütmek ve Ehl-i Sünnet’in haklılığını ortaya koymak için yazılmıştır. Yoksa doğrudan doğruya tevhîdin veyâ ilm-i İlâhî’nin isbâtı mes’elesi değildir.

Her ne kadar asrımızda Cebriye ve Mutezile diye bir fırka görünmüyorsa da insanların ağızlarından çıkan sözlerden kiminin Cebriye, kiminin de Mu’tezile görüşünü benimsediği görülmektedir.
1400 seneden beri Ümmet, 73 fırkaya ayrılmıştır. Zaman süreci içinde bu fırkalar çeşitli isimler altında şekil değiştirmiş, günümüzde ise eski fırkalar yerine yeni fırkalar ortaya çıkmıştır. Mesela; Geçmişte ortaya çıkan Cebriye, Mu’tezile, Mürcie, Müşebbihe gibi bazı firak-ı dâlle yerine, bu asırda Kur’an ve Sünnetin ahkamına taraftar olmayan “Demokrasi” ve “Sosyalizm” gibi yeni dalalet fırkaları tebarüz etmiştir. Hem mesela geçmiş asırlarda hadis-i şerif okumamayı kendine meslek ittihaz eden ve ehadis-i Nebeviyeyi hüccet olarak kabul etmeyen kimseler yok iken, bu asırda bu da çıkmıştır. Fırka-i dâlle, fırka-i dâlledir. Sadece şekil değiştirmiştir. Eskiden başka isimle, şimdi başka bir isimle olması durumu değiştirmez. Bu fırkaların dinlenilmemesi lazımdır. Ama “Seninki sana, benimki bana!” deyip tebliğin terk edilmesi de uygun değildir. Belki bürhanlı tebliğle bunların efkarını ibtal edip hakkı izhar ederek, hakta ittifaka çağırmak lazımdır.
İşte bu sırra binaen başta aşağıda zikrettiğimiz bazı ilmi tabir ve kavramların anlamlarını vererek bütün eseri bu ilmi kaideler ışığında şerh ve izah edilmektedir.

Kader ve Kaza Nedir?

Kader Taalluk Cihetiyle Kaç Kısma Ayrılır?

İlm-i İlâhî Kaç Nev'dir?

İmâm-ı Mübîn ve Kitâb-ı Mübîn Nedir?

İlel-i Erbaa Nedir?

İllet-i Tâmme Nedir?

İllet-i Nâkısa Nedir?

Mahlûk ve Mevcûd-u Hâricî Nedir?

Mec'ûl-u İlâhî, Makdûr-u İlâhî, Ma'lûm-u İlâhî, Emr-i İ'tibârî, Emr-i Nısbî Nedir?

Meyelân Nedir?

İrâde Nedir?

Kesb Nedir?

Cüz'î İrâde ve Meyelân Mahlûk mudur?

Masdar Nedir?

Hâsıl-ı Bi'l-Masdar Nedir?

Hâsıl-ı Mine'l-Masdar Nedir?

Hayır ve Şer Fiilleri Nasıl Bir Tertiple Vücûda Gelir?

Hayır ve Şer Fiillerinde Kaç Esas Mevcuttur?


Sa’y u gayret ve niyet-i hâlisa bizden, tevfîk ve hidâyet Cenâb-ı Erhamürrâhimîn’dendir.

Tahşiye Yayınları
 
Üst