İstanbul'un Fethi ve Fatih'in Niyeti

ziruh

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2007
Mesajlar
5,243
Beğeniler
1,277
Puanları
0
#1

PEYGAMBERİMİZDEN fetih müjdesini alan Sahabiler ve daha sonraki nesil, bu şerefe nail olmak için asırlar boyu mücadele ettiler. Ama fetih, Sultan Fatih'e nasip oldu.

Bir rivayettir anlatılır:

Birgün Sultan II. Murad oğlu kü­çük Mehmed'i yanına alarak Hacı Bayram Veli'nin ziyareti­ne gider.
Fetih meselesini açar. Büyük veli, bir süre başı yer­de düşündükten sonra şöyle der:

"Sultanım, bana öyle geliyor ki, bu Konstantiniye şehrini siz alamayacaksınız. Şehir mutlaka Müslümanların eline ge­çecektir. Lâkin şehrin Müslümanların eline geçmesini sen ve ben göremeyeceğiz. Kostantiniye'yi senin şehzade ile benim köse el ele vererek fethedecektir"

"Şehzade", Sultan Fatih'ti; "köse" de Fatih'in hocası ve manevî desteği Akşemseddin Hazretleri idi.

Konstantiniye'nin "belde-i tayyibe", güzel şehir haline gelmesi, "Dersaadet", saadet kapısı olması ve nihayet "İslâmbol" sırrına ermesi Sultan II. Mehmed'in eliyle gerçekle­şecekti.

Bundan önceki bütün fetih teşebbüsleri sonuçsuz kalmış­tı, ama hepsi de Fatih'e bir zemin hazırlamıştı. Onun başarısı için bir "ön çalışma" şeklindeydi.

"İstanbul'u fetheden komutan ne güzel komutandır" müjdesine mazhar olan Sultan Fatih aynı zamanda iyi bir şa­irdi. Fetihteki hedefini ve asıl gayesini şöyle mısralaştırıyordu:

İmtisâl-i 'câhidûfillah' olubdur niyyetüm
Din-i İslâmın mücerredgayretidür gayretüm

Bu ifadelerle, Kur'ân'ın cihad emrine uyup sırf İslâmî bir gayret niyetiyle yola çıktığını söylüyordu.


Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricâlullah ile
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektür niyyetüm

Bu mısralarla da, niyetinin küffârı baştan başa kahreyle­mek olduğunu, bu gücü de

Cenab-ı Hakkın fazlından ve Hak dostlarının himmetinden aldığını belirtiyordu.

Enbiyâ ü evliyaya istinâdüm var benüm
Lütf-i Haktandur hemen ümmîd-ifeth u nusretum

Bu sözleriyle, fethe ve başarıya ümit bağlamayı Allah'ın lütfunda, peygamberlere ve velilere dayanmakta görmekte­dir.

Nefs ü mâl ile n'ola kusan cihande ictihad
Hamdü lillah var gazaya şad hezârân rağbetüm

Bu beytiyle, varını yoğunu ve canını cihad yoluna vakfet­tiğini ve bununla da yüzbinlerce gazaya ve sefere iştiyakı­nın, istek ve arzusunun var olduğunu dile getiriyor Hamdini ve şükrünü ifade ediyordu.

Ve son olarak İki Cihan Serverinin mucizesine mazhar olmayı istemektedir

Ey Muhammed mûcizât-ı Ahmed-i Muhtar ile
Umarum gâlib ola âdâ-i dîne devletim

Din düşmanlarına devlet gücünün üstün geleceğini Hz. Ahmed'in mucizesinden beklemekte ve ümit etmektedir.

Bu sözler hem halis bir niyetti, hem de güzel bir duaydı.
Sonunda kader cilvesini gösterdi. Fatih'in şâhi topları, Akşemseddin'in yakarışları, Ulubatlıların

Peygamber müj­desinden aldıkları şevkle Konstantinapol İslâmbol oldu.

Surlara tevhid sancağı dikildikten sonra, Rumlar, "Biz de Osmanlı idaresine lâyıkız" diyerek Ayasofya'da toplanmış­lar, Fatih'i bekliyorlardı. İslâm'ın adaletine hasret kalmışlar, derin bir nefes almak istiyorlardı. Kaybettiklerine hiç acımı­yorlardı. Mumu yitirmişlerdi, ama güneşi bulmuşlardı. Ne­den üzüleceklerdi?

Bundan sonra fethin tapusu imzalandı. Allah'ın adını yü­celtme gayesiyle Topkapı'dan hareket eden Fatih, ilk olarak Bizansın şaheseri olan "Ayasofya'nın" kıblesini Kabe'ye çe­virdi. Manevi fatih Akşemseddin de ilk rastlayan Cuma na­mazında fetih hutbesini okudu.

Ayasofya 482 sene cami olarak hizmet gördü. Ama 1935'te müzeye çevrildiğinden bu yana melül mahzun duruyor ve sabır içinde Fatih'in bıraktığı şekle dönmeyi bekliyor.



Mehmed Paksu
 

z£LaL

Börtecine
İhvan Üyesi
Katılım
12 Eki 2009
Mesajlar
3,828
Beğeniler
559
Puanları
0
#2
29 MAYIS 1453 İSTANBULUN FETHİ
Fatih Sultan Ahmet (Sultan II. Mehmed Han) İstanbul'u 29 Mayıs 1453'te fethetmiştir. Şehri aylar süren bir kuşatmadan sonra 58 günde almıştır.
Bu fetihten sonra Osmanlı İmparatorluk haline gelmiştir. 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed de bu feti ile fatih unvanını almıştır. Doğu Roma İmparatorluğu da yokolup gitmiştir.

RUHLARINIZ ŞAD MEKANLARINIZ CENNET OLSUN AMİN
 
Üst