İsmi-lazım-değil’e kapalı mektup | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

İsmi-lazım-değil’e kapalı mektup

elcevaz13

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2008
Mesajlar
1,472
Puanları
38
Yaş
37
Web sitesi
www.herkul.org
Muhatabın ismi lazım değil. Tamim için böyle; tahkir için değil. Mektup kapalı, ifadeler muğlak. Teşmil için böyle; taciz için değil. Kastım bir kişi olsaydı, kişisel bir mektup yazardım. Bu ise sınıfîdir, nev’îdir...
“Cemaat dayak yiyor ama bu işin buraya gelmesinde de payı var,” diyenler aslında “zalimin karşısında dimdik duramadım, bari mazluma vurayım da kavgadan kaçtı demesinler,” diyorlar... Cübnün esirleri! Zalimin zulmü anında mazlumun taksiratını zikretmek, zalime yardıma koşmaktır! Hele bir de mezkur taksirat zulmün mahiyetine muvafık olmazsa...
Yahu, açıktan “Siz bunu hak ettiniz!” deseydin, israf-ı kelam olurdu. İsraf-ı kelam ise ediplere yakışmaz ama günahı da yok... Allah kimseye hak etmediği bir musibeti vermez. Senin düçar olduğun bu cebanet de bir musibettir... Sen de bunu hak ettin! Bizim musibetimiz ise ya keffaret-i zünûb-u mâziyedir, veya mukaddeme-i letâif-i âtiyedir. Biz musibetimize razıyız. Sen ise mazluma elini uzatabilecekken, dilini uzatıyorsun. Bilsen mağruren mağdur olduğum bu noktadan senin bu halin ne hazin görünüyor! İşte şu hazin manzaranın izahı:
Evvela tasnif: Hizmet bir küllî-i zihnîdir (tümel). Her hizmet ehlinde, her hizmet kurumunda mündemiçtir, ama onlardan soyut bir haricî vücudu yok. Kendi başına fail olamaz ki mesul olsun. Madem senin cebânetine bakıp, “gazeteci korkak bir varlıktır,” diyemiyoruz. Bir, bazı ve hatta pek çok hizmet ehlinin hatalarından dolayı Hizmet’i itham edemeyiz...
Saniyen tasrih: Önce, “cemaat mensuplarının da kamuda görev alma hakkı var,” diyorsun. Sonra “bürokratik hiyerarşinin dışında bir yerlerden emir alma olmamalı,” diyerek zımnen iftira ediyorsun. Yahu her cemaat mensubunun her yaptığını cemaate mal edersen, elbette gözün hep paralel bir yapılanma arar. Yaptığın neye benzer biliyor musun? Cami cemaatinden bir ferdin gafletle yellenmesini, umum cemaate mal etmiş, hem de o küçük hatayı hayalinde büyütüp def-i hacete kalb etmişsin. Sonra aklın, bu kadar insan, birlikte bu haltı yiyorsa, bu tabi bir şey olamaz, illa ki bir merkezden emir alıyorlardır diye hayalini sorguluyor. Yahu bu mübarek camiyi müstekreh bir helaya çeviren senin müstehcen hayalindir.
Salisen tavzih: Cemaatin kamudaki kadrolaşmasından ve zamanla bu kadrolaşmanın bir güç şehvetine dönüştüğünden dem vuruyorsun. Cemaati dövüp duran zalimler, yüz elli bin polis içinde beş bin polisin ehl-i hizmet olduğuna hükmetmişler. Bırak zalim zulmünü irtikap etsin. Sen niye iftira değirmenine su taşıyorsun? Beş bin ise nüfusun tabi temsilidir. Hem, yukarıdan aşağıya gönüllü olarak inmeye kadrolaşma denmez. Elektronik mühendisi olabilecekken öğretmen olmaya ikna edilen, muhtemel gelirinin onda birine razı olan gençlere “milli eğitimi ele geçiriyorlar” denir mi? Yakub Saygılı büyük bir diplomat, Ali Fuat Yılmazer muhteşem bir profesör olabilirdi, polis olmayı tercih etmişler. Bunların hepsi olabilecekken vali, küçülerek eylemişler teali. Hem senin güç şehveti dediğin şey, kedinin herkesi ciğer aşkıyla yatıp kalkar sanması gibi bir şeydir.
Rabian tahkik: Balyoz ve Ergenekon davalarında bazı hizmet ehli polis ve savcıların hata yaptığı, sahte belge ürettiği ve süreci, iddia ettikleri gibi başbakanın emriyle değil de kendi projelerinin gereğince yönettiklerini söylüyorsun. Bunu söylemek bağımsız yargının işidir. Bağımsız yargının olmadığı yerde gazetecinin aklı hakim yerine konamaz. Bu mesele uzun bir bahistir. Hakkaniyeti varsa, hak ettiği yer de bundan çok fazladır. Bir başka yazıya tehir edildi.
Hamisen şehadet: Kardeşim, dik dur! Olmadı mı? E bari sen de vur! Yarın muhal vaki olup zulüm tefevvuk edecek olsa, benimle aynı karede görünmüş olmaktan endişe etme. Ben şahidim! Herkes vururken, sen de vuruyordun...
Sadisen hüküm: Küçücük bir mahalle oyununda bile kazananın kaybedene “kaybettin” deme hakkı vardır. Ben de sana söyleyeyim: Kaybettin!
http://www.zaman.com.tr/kerim-balci/ismi-lazim-degile-kapali-mektup_2293774.html
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,906
Puanları
113
Hak ettiğinizi siz de biliyorsunuz ;)

Şefkat tokadı tadında olacak iken (gerçi o geçeli çok oldu) siz azap tokatları duasındasınız!
 

elcevaz13

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2008
Mesajlar
1,472
Puanları
38
Yaş
37
Web sitesi
www.herkul.org
Hak ettiğinizi siz de biliyorsunuz ;)

Şefkat tokadı tadında olacak iken (gerçi o geçeli çok oldu) siz azap tokatları duasındasınız!
Fethullah Gülen Hocaefendi, "Kader, 'Öyle değil bu mesele; alın siz ağzınızın payını!' dedi ve bize tokat üstüne tokat indirdi. Şamarı başkası değil, biz yiyoruz." dedi.
Herkul.org'da yayınlanan 'Fırtınalar, Savrulmalar ve Hakta Sebât' başlıklı son sohbetinde önemli uyarılarda bulundu. Fethullah Gülen Hocaefendi, "Unutmamanız gerekli olan şeyler vardır. Zannediyorum günümüzde rüzgarlar muhalif estiğinden dolayı herhalde aklımızda sıkı tutmamız, kontrol altına almamız, 'aman kaçar' deyip de pek çok eskortla, sürekli müzakere, sohbet-i Canan, işi evirip çevirip hep Allah’a, peygambere bağlamak… Bunlar da onun eskortu. Haramilere, kapkaççılara çaldırmamanın yolu bu. Paranız çalınsa ne olur ki? Bir gün yerine konur. Fakat kapkaççıların çalacağı şeyler sizin duygu ve düşünceniz. Haramiler onu bir yönüyle çalarlarsa sizi, sizin değerlerinizden yoksun hale getirirler. Dolayısıyla değerler, kıymetler yetimi haline gelirsiniz. Şimdilerde rüzgârlar böyle muhalif estiğinden dolayı bazen duyguda, düşüncede, ifadede, beyanda savrulmalar olabilir. Bunları hesaba katarak savrulmamaya karşı kararlı durmak lazım." diye konuştu. Hocaefendi, şunlara dikkat çekti: "Birileriyle müşterek bazı projeler realize ediliyor; falanla, Sam amcanın çocuklarıyla, Yam amcanın çocuklarıyla, Tam amcanın çocuklarıyla.... Bu mevzuda meseleye basitçe yaklaşmak icap etseydi ve ben de 10-15 yaşımdaki halime göre eğer konuşmam icap etseydi; eğer birinin, benim gibilerin bu türlü iştirakler içinde zerre kadar hissesi varsa, Allah bin defa kahretsin. Yoksa, öyle diyenler; işte onu demeye cesaret edemiyorum. Çünkü nasıl olsa Allah’a havale edilmiş o işte şimdiye kadar haksız ilişenler (cezalarını) bulmuşlardır; ben 'Allahım, sav onların başından bu belayı!' diye dua ediyorum. Bu hakkın müdafaa edilmesi lazım, ne var ki üsluba dikkat edilmesi lazım." Gülen, "Hakkın müdafaası çizgisinden ayrılmamak lazım. Hakkın müdafaası çizgisi… Hata yapıyorsak, Allah bizi affetsin; doğru yapıyorsak, ondan dönmek en büyük hatadır. Ama burada üslupta kusur etmemek lazım." dedi.
"YEDİĞİMİZ TOKATLARIN SEBEBİ..."
Hocaefendi, şöyle devam etti: "Gayrimeşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir, diyor Hazreti Pir. Birinin o ölçüde sevgiye, takdire, tayine, desteklenmeye hakkı yoksa şayet, siz o mevzuda aşırı gittiğinizden dolayı, Allah, 'Onların hakkı o kadar değildi!' diye sizi tokatlayabilir.
Ben yediğim tokatları bundan biliyorum.
Şimdiye kadar hiç kimseye yapmadığımız şeyleri yaptık 'Gayrimeşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir,
Allah tarafından tokat yiyorum,
Allah affetsin... (…)
Zira kâmet-i kıymetinin üstünde, o ölçüde liyakati olmayan insanlara değer atfetme mevzuu, hakikati alt üst etme demektir.
Kader, 'Öyle değil bu mesele; alın siz ağzınızın payını!' dedi ve bize tokat üstüne tokat indirdi. Şamarı başkası değil, biz yiyoruz. Onun için bu şamarları da gayrimeşru muhabbetten dolayı günahlarımıza kefaret sayıp, 'Ya Rabbi sana binlerce hamd-ü sena olsun'.
Ne var ki başkalarının dediği, ettiği şeyleri demek suretiyle karakterimizden taviz vermemek lazım.
" Fethullah Gülen Hocaefendi, şunları vurguladı:
"Doğru istikâmetinde sâbit-kadem olmalı; dimdik durmalı, taviz vermemeli, evet dememeli, tabasbusta bulunmamalı, yaltaklık, yalaklık yapmamalı!
Saygıda kusur etmemeli; ama yaltaklık, yalaklık da yapmamalı!
Yapılan şey doğru değilse ondan dönelim; ama doğru ise onun üzerine gelenler karşısında taviz vermemeli, bildiğimiz doğru yolda can siperane bir azim, cehd, gayret içinde yürümeliyiz."
Gülen, "Başkalarının saldırılarına karşı aynıyla mukabelede bulunmamak lazım. Siyon diyebilirler, miyon diyebilirler, çiyon diyebilirler, hiyon diyebilirler. Aynıyla mukabele etmemek lazım. Mü’mine yakışan şey odur. Öbürüne gelince, onu diyenlerin de mü’min olduklarına ihtimal vermeseydim, ona 'densizlik' diyecektim. Fakat mü’min olduklarına ihtimal verdiğim için 'densiz' demeyi bile nezaketsizlik sayıyorum." ifadelerini kullandı.
CİHAN
http://www.zaman.com.tr/gundem_fethullah-gulen-samari-baskasi-degil-biz-yiyoruz_2174400.html
 
Üst