İnternette Dürüstlük...

ArZu

GülenAy
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Tepkime puanı
2,100
Puanları
0
Konum
Kayıp Şehir...
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
...........................................................................
Bunun üzerine şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları o bolluk içindeki yerden çıkardı. Biz de: "Haydi kiminiz kiminize düşman olarak inin ve yerde bir zamana kadar kalıp nasibinizi alacaksınız." dedik. Bakara/36
...........................................................................


Beni okuyorsanız eğer, buralara kadar ulaştıysanız yani, sizin de
bu ortamda dostluk ve sevgi aradığınızı ya da er geç arayacağınızı
düşünüyorum... Örneğin okumakta olduğunuz bu dergiye
emek veren kişiler, birbirini görmeden, tanımadan sevdiler,
dostluk adına çabalarını sürdürdüler... Birbirimizi görmeden,
tanımadan ve sadece "hissederek" yürüttüğümüz dostluk
ilişkisi yaşamımızdaki diğer ilişkilerden çok farklı gelişiyor..
Gerçek yaşamda önce fizikleriyle, giyim kuşamlarıyla, sonra da
fikirleriyle ve yaşam görüşleriyle, zihinleriyle tanışırız insanların..
Oysa burada, sanal ortamda, önce fikirler ve görüşler ön plandadır,
birbirimizi zihinlerimizle tanırız, severiz ( ya da sevmeyiz :) )
ve bazen de tanımak isteriz, görüşür tanışırız....Değer verir,
dost oluruz.. Çok sevdigim bir şair ve filozofun, Halil Cibran'in
sözlerini yazım süresince paylaşacağım sizlerle: "Dostunuz size
aklından geçenleri açıklarken ne 'hayır'ı ne de 'evet'i
ona söylemekten korkmayınız. Ve o sustuğunda yüreğiniz
onu dinlemeyi sürdürsün; eğer dostun senin içindeki denizin
alçalacağını bilmek zorundaysa, bırak yükseleceğini de bilsin..
Yanlızca zaman öldürmek için aranılan dost nedir ki ?
O, sizin ihtiyacınızı karşılamak içindir, yoksa anlamsız
boşluğunuzu değil.. Ve dostluğunuzun uyumunda,
bırakın kahkahalar yükselsin ve zevkler paylaşılsın..."
Bazen bu büyü bozulmasın diye, dürüst olamadığımız için,
bu tanışmayı istemeyiz. Karşımızdakinin dürüstlüğü veya
bizimki. Bir şekilde kafamızda hep dürüstlüğü sorgularız,
güvenmek isteriz yazılana, dostlarımıza.... Gerçekten o kişi mi...
Gerçekten böyle mi düşünür.O mu gerçekten bizim etkilendiğimiz,
sevgi duyduğumuz... Yoksa yalan mı bize söyledikleri... Yoksa...
Yoksa... Bize sevgiden bahseden, yüce duyguları bayrak etmiş
kişi, evinde eşini veya çocuklarını döven biri mi? En azından,
insanları, iddia ettiği kadar sevmiyor olabilir mi? Zaman içinde
tanıdıkça kuşkular başlayacaktır... Hiç kimse yalanı sürekli
sürdürecek kadar zeki değildir...Ve hiç kimse de bu yalanlara
sonsuza kadar inanacak kadar saf değil...Dürüstlük, özgürlük
demektir ve özgürlük kısıtlanmamalıdır asla... "Özgürlüğünüz,
kendisine vurulmuş olan zincirlerinden kurtulduğunda,
daha büyücek bir özgürlüğe zincir olur." Sürdürmeye
çalışacağımız yalan, hatırlamak zorunda olduğumuz uydurma
kişilik en çok kendimizi rahatsız edecektir bir gün... İnsan
karşısındakini bir süre aldatabilir belki... Hatta uzun bir
süre de bunu devam ettirebilir... Ama kendini kandıramaz,
bunu hep sürdüremez. Sürdürürse, kişilik sorunları
başlayacaktır, yarattığı kahramanı yaşatmaya çalışırken,
kendisini yaralamış, hatta öldürmüş olabilir...
Ne kaybederiz oysa, ne olur boyumuz kısa veya uzun ise,
zayıf veya şişman isek... Sağlığımız yerinde veya değil ise...
Eksiklerimiz varsa... Paramız olsa veya olmasa...
Veya o filmi görmemişsek, o şiiri duymamışsak....
Ya da o ülkeye gitmemişsek...Sesimiz güzel değilse...
O konuya yabancı isek....Söylediğimiz yaşta değilsek...
Manken-fotomodel bir kadın veya atletik vücuda
sahip bir erkek değilsek.. Ya da yaşamımızda olmadığını
söylediğimiz birileri varsa... Ne farkeder dostluk adına..
Yalanların esiri olarak yaşamak ve
bir gün herşeyden kaçmaktansa,
dürüst olmayı denesek dostlarımıza ve kendimize...
Yarattığımız dünyanın birgün başımıza çökmesindense...
Daha kötüsü, bir başkasının dünyasını yıkmaktansa....
"tıpkı okyanusun sahilinde durmadan kumdan
kaleler yapan ve sonra da bir vuruşta
gülerek yıkıveren çocuklar gibi. Oysa sizler kumdan
kaleler yaptıkça okyanus sahile daha çok kum yığmaktadır,
ve yaptığınız kaleleri yıktıkça okyanus sizlere gülmektedir.."
Kendine mükemmel bir kişilik yaratmak çok kolay...
Zor olan, olduğunu dürüstçe olabilmek... En acı gerçeğin
bile en güzel yalandan üstün olduğunu hatırla...
Dürüstlük temelinde oturan dostlukların daha değerli
ve uzun ömürlü olacağını ta içinde biliyorsun...
Unutma,uzun vadede dürüstlük her zaman galip gelecektir...
Kendini zor olsa da, acı olsa da, kabullen... Çünkü sen biriciksin,
çok değerlisin. Sonradan acısını çekeceğin hayalleri
yaratma.."Acınız, idrakinizi kaplayan kabuğun kırılmasıdır.
Nasıl ki, bir meyvanın yüreğinin güneşi görebilmesi
için kabuğunun çatlaması gerekir, acı da sizin için öyledir.
Kalbinizi güncel yaşantınızın mucizelerine hayran tutabilseydiniz,
acınız mutluluğunuzdan daha az görkemli olmazdı. Tıpkı;
tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gibi, yüreğinizin
mevsimlerini de kabul edebilseydiniz, Pişmanlık ve üzüntülerinizin
Kış'ında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz... Acılarınızın çoğu
kendinizce seçilmiştir. İçinizdeki hekimin hastalıklı benliğinizi
tedavi amacıyla verdiği tatsız ilaçtır...
 
Katılım
28 Ağu 2006
Mesajlar
198
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Web sitesi
kumralabdal.blogcu.com
Acizane siz gençlerin
Sanala değil de Real'e itibar etmesini daha uygun görüyorum..
Hayat "Real" çünkü :)

Eyvallah,Teşekkürler.. Güzel bir konu..
 

ArZu

GülenAy
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Tepkime puanı
2,100
Puanları
0
Konum
Kayıp Şehir...
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
..................................................................
Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin! Bakara/42
..................................................................

bende size teşekkür ederim güzel cevabınız için kumral abdal... bu konuyla ilgili bir yazı var yazmayı düşündüğüm uzun zamandır...daha ömce Mehmet Efenin Köşesinede kısa öz şekilde anlatmak amaçlı yazmıştım....ama şimdi uzun ve güzel bir şekilde en kısa zamanda yazıp sizlerle paylaşacağım burda ...
 

KÖRDÜĞÜM

Profesör
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
1,772
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
37
Konum
CEPHEDEN(İNŞ)
Allah razı olsun. Tek kelimeyle:
harika'tüş-sahaney-i mükemmelet'üs-süperella'i-pek yahşi:D
ama gerçekten çok güzel olmuş,emeğine sağlık;)
 

ArZu

GülenAy
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Tepkime puanı
2,100
Puanları
0
Konum
Kayıp Şehir...
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
Anlamıyorum anlamıyorum kimseyi anlamıyorum insanları anlamıyorum....

işte internet ortamının dürüstlüğü bu yazıyı herkes okusun....

ben iyiki benim iyiki olduğum gibiyim....sizlerde ben gibi olunki duyduğunuz en ufak bir sözde üzmeyin kendinizi...kırılmayınız....kırmayınız.....dost olun dost canlısı olun burda samimi olan insanlardan farklı birşey çıkarmayın hepimiz kardeşiz kardeşlerimizide üzmeyelim:(
 

aHuZaR

Can kayıp can firarda
Katılım
27 Kas 2006
Mesajlar
6,438
Tepkime puanı
23
Puanları
0
Konum
Gönülistan
Sanal âlemde söylenen yalanların masum olduğunu, kimseye bir zararı olmadığını söyleyenlerin aksine uzmanlar bu yalanların, gerçek hayatta söylenen yalanlardan bir farkı olmadığını söyledi.

İnternette sanal ortamda takma isim ve meslekle yapılan sohbetlerin dinen uygun olmadığını söyleyen Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Erbaş, kişilerin gerçek hayatta birbirlerine yalan söylemesi nasıl haramsa, sanal ortamda da söylenen yalanların haram olduğunu kaydetti. Sanal ortamdaki sohbetlerin yalanı ’sıradanlaştırdığını’ ve gerçek hayatta da bunun yansımalarının görüldüğünü vurgulayan Erbaş, “Çok tehlikeli bir yoldayız. Artık, internetteki yalan sohbetler cinayete kadar gidiyor.” dedi. Prof. Erbaş, bugün hayatın neredeyse bir parçası olan çetleşmede bilinen fakat önemsenmeyen bir tehlikenin altını çizdi. Sanal ortamda kişilerin genelde kişiliğini, mesleğini, eğitim düzeyini, evli-bekâr gibi gerçek bilgileri saklayarak sohbet ettiğini dile getiren Erbaş, “Yalan, yalandır. Yalanın gerçeği, sanalı olmaz. Yalan nerede olursa olsun kişiyi kötülüğe sürükler. ‘Aman ne olacak nasıl olsa beni hiç kimse tanımıyor’ deyip sanal âlemde yalan söylemenin de sonu çoğu zaman acı bitiyor. Sanal yalanlar sebebiyle evlilikler sona eriyor, cinayetler işleniyor, toplumun ahlaki yapısı giderek bozuluyor.” uyarısında bulundu.

Dinimizin, yalanı kesinlikle yasakladığını belirten Erbaş, yalandan çok korkmak gerektiğini vurguladı. Erbaş, “Yalan, felaket demektir. Ne yazık ki bugün internetin yanlış kullanımı yalanı körüklüyor. Sanal ortamda yalan artık sıradanlaştı. Bunun gerçek hayata yansımaları da var. Bu, zaten açıkça görülüyor. Gerçek bir Müslüman sanal ortamda da asla yalan söylemez. Yalan, her yerde yalandır. İnternet yalanı ne yazık ki bugün sıradanlaşıyor.” diye konuştu.

İnterneti doğru kullanma dersi verilmeli

Çocuklara internetteki yalan çetleşmeden uzak durmaları konusunda ailelere de büyük sorumluluk düştüğünü anlatan Erbaş, ilköğretimden başlayarak internetin doğru kullanılması konusunda eğitim verilmesinin faydalı olacağını söyledi. Erbaş, “Aileler de çocuklarına internetin fayda ve zararlarını anlatmalıdırlar. Yalanın, her yerde yalan olduğu çocukların beynine kazınmalıdır. Bu durum okullarda da desteklenirse bu konuda bir bilinç oluşturulabilir.” şeklinde konuştu.

ZAMAN

 

ArZu

GülenAy
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Tepkime puanı
2,100
Puanları
0
Konum
Kayıp Şehir...
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
Dürüstlük imtihanı


“Ne istersin?”

“Sözünüzü fiiliniz tasdik etmek…”

Âlem-i İslâmın geri kalışının en önemli sebeplerinden biri sahip olduğumuz güzel hasletlerimizi yitirmek, söylediklerimizin arkasında durmamak, sözümüzü fiilimizin tasdik etmemesi değil midir?

“Herşeyden önce bize lâzım olan şey nedir?”

“Doğruluk.”

“Daha?

“Yalan söylememek.”

“Sonra?”

“Sıdk, ihlâs, sadakat, sebat, tesanüd.”

“Yalnız?”

“Evet.”

“Neden?”

“Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır [doğruluktur]. Şu bürhan kâfi değil midir ki hayatımızın bekası imanın ve sıdkın ve tesanüdün devamıyladır.”

Bir asır önce Bediüzzaman Hazretleri Şark vilâyetlerinde yaptığı seyahatlerde kendisine sorulan sorulara bu cevapları vermişti.

O zamanlar toplumda başgösteren manevî hastalıkların bugün daha artarak yaygınlaştığını, dolayısıyla o gün sunulan bu manevî reçeteye dünden daha çok muhaç olduğumuzu görüyoruz.

Demek ilâcımız Kur’ân eczanesinde hazırlanan ve imanın meyveleri olan “Sıdk, ihlâs, sadakat, sebat, tesanüd.”

Evet, başta dürüstlük, sözümüzü filimizin tasdik etmesi; İslâmın güzelliklerine ayna olmak.

İşte İslâmın bu eşsiz güzelliklerine perde ve gölge olmadır ki İslâm âlemi bu perişan hâle geldi. Kurtuluşumuz da yine onun şefkatli sinesine sığınmakla olacaktır.

Geçen Salı günü kadim dostumuz Mevlut Beyi ziyaret ettim. Sohbet koyulaştı. Toplumun tam bu yarasına parmak bastık. “Bize ötedenberi ticarî sahada Yahudileri, şunları bunları örnek gösterirler” dedi. “Oysa ben bizim onlara örnek olabileceğimize, olmamız gerektiğine inanıyorum.”

Çok doğru. Asırlarca insanlığı, medeniyeti, fazileti, özellikle temizlik ve dürüstlüğü dünyaya taşımış olan olan bir neslin evlâtları kaybettiği değerleri onlardan alır hâle gelmemeli.
 

ArZu

GülenAy
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Tepkime puanı
2,100
Puanları
0
Konum
Kayıp Şehir...
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
siz siz olun kendiniz olun...sahte olmayın...''olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol'' ne güzel söylemiş mevlana...biz insanlar bazen kaptırıyoruz kendimizi nasıl hareket edeceğimizi bilmeden, düşünmeden hatalar yapabiliyoruz...ne güzel ihvan forum sayesinde güzel kardeşlikler dostluklar var..bunları hep böyle devam ettirelim...bazen insanlar o kadar kaptırıyor ki, kendini sanal aleme ne yaptığını, nasıl hareket ettiğinin farkında bile değil...sadece kendi psikolojisini bozmaktan başka birşey yapmıyor...kendisini üzüyor, kendisini harap ediyor...

devamı gelecek toparlıyamadım :(
 

ArZu

GülenAy
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Tepkime puanı
2,100
Puanları
0
Konum
Kayıp Şehir...
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
ne kadar garibiz ne kadar ilginç yönlerimiz var ya...insan tanıdığı insanı bile tanıyamıyor...düşünemiyor o öyle yapmaz diyor ama bir bakıyor ki sandığındanda daha farklı, daha garip...neden insanlar bu kadar merak ederler anlamam...oysaki ben hep kendimi meraklı derdim, bilirdim...benim merak ettiklerim öğrendiklerimin yanında hiçbirşey... işte bazen öğrendiklerin seni şaşırtabiliyor....insanız bazende yanılalabiliyoruz...aslında yanılmada değil kendimizi kandırmak daha çok....

yine gidiyorum devamı gelecek...
 

Tuncay ÖZ

Profesör
Katılım
3 Kas 2006
Mesajlar
2,566
Tepkime puanı
4
Puanları
0
Konum
32
tesk. arsu apla

önemli bi konuydu bu ellerine sağlık

devamı da gelsin temem:clap2:
 

DJ MESNEVI

Doçent
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
1,462
Tepkime puanı
3
Puanları
0
s.a yazınızı okuduktan sonra cok sevdigim sahibini tanıdıgım ve meshur bir forum olan mp3ilahi forumunda net ten bıkan admini yüzünden kapatıldıgını gördüm..

lütfen tıklayın

http://www.mp3ilahi.com
 

CENDEL

Asistan
Katılım
5 Nis 2007
Mesajlar
424
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Web sitesi
www.cendel.blogcu.com
ne kadar garibiz ne kadar ilginç yönlerimiz var ya...insan tanıdığı insanı bile tanıyamıyor...düşünemiyor o öyle yapmaz diyor ama bir bakıyor ki sandığındanda daha farklı, daha garip...neden insanlar bu kadar merak ederler anlamam...oysaki ben hep kendimi meraklı derdim, bilirdim...benim merak ettiklerim öğrendiklerimin yanında hiçbirşey... işte bazen öğrendiklerin seni şaşırtabiliyor....insanız bazende yanılalabiliyoruz...aslında yanılmada değil kendimizi kandırmak daha çok....

Belkide karşı tarafa güvenmekten kaynaklanıyor. Bu yalan söylemez diyorsun bide bakıyorsun ki yalanın kralını söyleyebiliyor.

Sanalda yalanı fark etmek, reeldeki kadar kolay olmadığına göre doğruyu anlamak zor oluyor. Yazdıklarında da güvenilir bir mümin görüntüsü varsa muhattabına inanmamak için neden kalmıyor.

Bide bunun altına hayatta yalan söylemedim diyorsa tamamdır. (Asıl hayatta yalan söylemedim diyorsa dikkat etmek gerekir)

Devamını takip edenlerdenim
 
H

hiç

Guest
peki dürüst kalmak isteyen yalan söylüyorsa ne olcek..?
çözün bakalım..:D
bence sanal alemi ciddiye almamak gerek..işin püf noktası burada..;)
ya egelencelik bakacagız yada bunca kafadan neler çıkıyor diye ibretlik tefekkür edecegiz..sanal lıgını unuttuk mu sanal alemde kayboluruz..
 

DJ MESNEVI

Doçent
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
1,462
Tepkime puanı
3
Puanları
0
bu doru degil daha dogrusu tam olarka dogru degil neden derseniz;

Evet , Hissiyat'tan mahrum bir Alemdeyiz zor oluyor ama, insan mantıgı kendini belli ediyor.. nicklerine yazdıkları ne bileyim konusmaları o insanın agırlıgını zaten belli ediyor.. dürüstlügede gelince zaten anlarsınız egrimi dogrumu oldugunu... su istikamette ilerleyin yeter..

"Cok Mal Haramsız,Cok Laf yalansız Olmaz" (hadis'i serif) buna göre tartabilirsiniz insanları selametle..
 

Satuk Buğra

Profesör
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
1,121
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
53
Dürüstler, dürüst olmayanların dürüstlüklerini kullanılabileceğinide hesab ederek dakik bir dürüstlük sergilemeleri gerekir. Dürsütlüğün kerizliğe karışmasına asla müsaade etmeden hareket etmek gerekir. Hırsıza paranın yerini söylemek gibi bir dürüstlüğü ve benzerlerini kastediyorum.
 

CENDEL

Asistan
Katılım
5 Nis 2007
Mesajlar
424
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Web sitesi
www.cendel.blogcu.com
yazımın devamı çok güzel şekilde en kısa zamanda gelecek inşAllah...

Kardeş yazının devamı yakın zamanda gelmeyecekse biz yazdıklarımızın devamını getirelim en azından bu önemli konuyu güncellemiş oluruz.


"Ey Allah'ın Resulü!" dedik, "mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! buyurdular.
 

ArZu

GülenAy
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Tepkime puanı
2,100
Puanları
0
Konum
Kayıp Şehir...
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
sizler yazmak istediklerinizi yazabilirsiniz tabiki ben devam edeceğim en kısa zamanda inşAllah...belki yarın belki yarındanda yakın...ama yazım gelecek...
 
Üst