İnterneti müslümanlar olarak hakkıyla kullanabiliyormuyuz? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

İnterneti müslümanlar olarak hakkıyla kullanabiliyormuyuz?

Ercan Tekin

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2010
Mesajlar
5,631
Puanları
83
..::
Esselamun aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh
::..

Şükür Allah’adır, O’na hamdeder ve O’ndan yardım dileriz. O’na istiğfar ve tevbe ederiz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Yaradılmışların en şereflisi olan, efendimiz Muhammed’e, onun aline salat ve selam olsun.


Aziz muhterem kardeşlerim, internet ile alakalı bu meseleye temas etmek gerekli bir hal almıştır ve belkide geç kalmışızdır, hayırlı olur inşaAllah...

Öncelikle Rabbimize hamd olsun ki böyle bir nimeti kullanma fırsatını bizlere nasip etmiştir. Bu nimeti hakkıyla kullanmak tüm inananlar üzerine vebaldir, çünkü ayet-i celilede şöyle buyrulmuştur:

''Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun, işte kurtuluşa erenler bunlardır.'' (Al-i İmran Suresi /104)
Bu kurtuluşa ermek her müslüman için büyük bir hedeftir, hele Kur'an-ı Kerimin özeti olarak bahsedilen şu Asr Suresi de ne güzeldir:

''Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).'' (Asr Suresi)

Bu müjdelere binaeyn hepimizin anladığı gibi hakkı tavsiye etmemiz emredilmiştir kurtuluş ise buna bağlıdır. İnternette buna müsait nimetlerden birisidir, o yüzden de bu nimeti hakkıyla kullanmamız icap etmektedir. İnternet gerçek manada tebliğ için kullanılabilir örneği itibarHaber'in hizmetlerinde olduğu gibi, öyleyse bu tebliğ araçlarını konumlarına göre kullanmak bizim için önem arzeden bir konu olduğunu bilmeliyiz.

Bu internette yapacağımız iletişimler çok önemlidir çünkü amacımız hakkı tavsiye edip, batıldan sakındırmak olduğu için bir nevi insalara davet yapmamız söz konusudur buda vebali olan bir haldir o yüzden tebliğ edelim derken insanları daha da çok davadan itmekde yapılabilir bunda da büyük sakıncalar mevcuttur.
Genelde karşımızdaki insanlarla iletişim yaparken onların sizlere uymayan düşünceleri olduğunda hemen tenkite başvurabiliyoruz.

Karşımızdaki insanlar ile aynı eğitim seviyesinde olmadığımızı hatıra getirmemiz gerekir.

Karşımızdaki insanlar ile aynı cemaatten veya aynı görüşten olamayacağımızı hatıra getirmemiz gerekir.

Karşımızdaki insanlar ile aynı psikoloji ve yaşam tarzında olamayabileceğimizi hatıra getirmemiz gerekir.

Bu kaideleri her zaman göz önünde bulundurup tebliğimize yön vermeliyiz, zira Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyorlar ki; “İnsanlara mevki, makam ve seviyelerine göre muamele ediniz”. ( Ebû Dâvûd , Edeb 20)

“İnsanlara seviyelerine göre muamele etmemizi tavsiye buyurdu.”

Görüldüğü gibi bizlerinde bu hakikat sözleri benimseyip karşımızdakilerle iletişim kurmayı bu kaidelere göre yapmamız haktır. Elbette internette hanım kardeşlerimizde bulunduğu için genelde karşımızdakiler tam manada tanıma fırsatımız olmadığıda gerçektir o yüzden seviyelerimizi ve sınırlarımızıda dikkatle çizelim. Bu yüzden hüsn-ü zan ehli olmak daha da önemlidir, erkek kardeşlerimizi daha yakından tanıyabilme imkanlarımız olsada tanımayadıklarımızda oluyor o yüzden genel manada hüsn-ü zan en sağlıklı davranış halidir, su-i zan ise sözlerin en yalanı olduğu hadis-i şeriflerde geçerliyken hüsn-ü zandan vazgeçmeyelim inşaAllah.
Karşımızdakilerin konumunu, psikolojik yapısını, etnik yapısını, kültürel farklılıklarını veya eğitim seviyelerini göz önünde bulundurarak büyük hüsn-ü zanlarda olmamız gerekiyor.

Ve asla karşımızdakilere; ‘’sen sucusun bucusun, sen şöylesin böylesin’’ gibi tenkitsel yorumlar yapmayalım bundan sakınalım ve sakındıralım. Zira kardeşlik hukuku bunu gerektirir. Bu hukukta herkese eşit derece yaklaşım göstermek gerekir ve adil olmak haktır. Tebliğ edeyim derken karşınızdakini asla tenkit etmeyiniz, bu davanıza katkı değil zarar verir, insanlara hakkı tavsiye etmemiz emredilmişken biz insanları dışlayan ve kötüleyen taassupçu zihniyetlerden herzaman uzak olmalıyız!

Karşımızdaki insanların bildiklerinizi bilemeyeceğini hüsn-ü zan ediniz ve asla karşınızdakilere cahil yakıştırması yapmayınız, bu hem kalpleri kırar hemde söz sahibi kişiye riya yolu açar ALLAH korusun! Büyüklerin dediği gibi ‘’kendimizi herkesden küçük görelim’’ hesabını güdelim. Biz önce kendimizi cahil görelim ve karşımızdakilerin düşüncelerine saygıyı gösterelim ki anlaşılmak mümkün olabilinsin.

Hepimizin eksiklikleri var bunu biliyor olmalıyız, bu sitemizde bir gelenekselleşmiş görüşümüz var oda mukaddes değerlere hakaret edilmedikçe herkese kucak açarız ve herkesi severiz, bu sitemize vehhabiside gelebilir, şiasıda gelebilir, aleviside gelebilir, hariciside gelebilir, değişik akımlardan ve cemaatlerden insanlarda gelebilir veya her çeşit siyasi görüşten insanlarda gelebilir hepsine hoş geldin deriz lakin mukaddes değerlerimize hakaret edilmedikçe hepsinin mekanımızda yeri vardır.

Bizim hoşgörü anlayışımız Mevlana hz’leri ve Yunus Emre misalidir…

Ben gelmedim kavga için
Benim işim sevgi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim… 'der Yunus Emre rahmetullahi aleyh…

Bizim mesajımızda tüm insanlığa ulaşabilecek bir davet olmalıdır. Kurtuluşa yani fırka-i naciyeye ulaşmak hedefini insanlığa davet etmemiz haktandır. Unutulmamalıdır ki Resulüllah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz tüm insanlığın kurtuluşu için mücadele vermiştir. Örnek bir davet mektubu ekleyelim inşaAllah:

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz, Dıhye-i Kelbi'yi de Rum imparatoru Heraklius'u İslam'a da'vet etmek için vazifelendirmişti. Mektubta şöyle ferman buyruluyordu:

''Bismillahirrahmenirrahim!
''Allahu Teala'nın Resulü Muhammed (asm)'dan, Rumların büyüğü Herakl'e...
''Allahu Tealanın hidayetine tabi' olanlara selam olsun!
Bundan sonra; seni İslam'a da'vet ediyorum. İslam'ı kabul et ki, selamet bulasın. Müslüman ol ki, Allahu Teala sana iki mükafat versin. Eğer yüz çevirirsen, bütün Hristiyanların vebali üzerinedir! 'Ey Resulüm! De ki: Ey ehl-i kitab denilen Yahudi ve Hristiyanlar! Bizimle sizin aranızda müşterek olan bir kelimeye, ya'ni benimle bütün peygamberlerin ortak da'vası olan İslam'ın şiarı olan 'LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULÜLLAH' kelime-i tevhidine gelin! O kelime-i tevhidin ma'nası da şudur: Allah'dan başkasına ibadet etmeyelim ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp da ba'zımız ba'zımızı rabler edinmesin. Eğer onlar İslam dinini kabul etmekten ve İslam'ın şiarı olan 'LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULÜLLAH' kelime-i tevhidini tasdik etmekten yüz çevirirlerse, işte o zaman onlara deyiniz ki: Şahid olun, bizler Müslümanlarız!' 14''
14/ Al-i İmran

Bu daveti gördükten sonra elbette hepimizin bu daveti sürdümemiz haktır, görüldüğü gibi Resulüllah (s.a.v) Efendimizin kafirlere tebliği bile sade, net ve hakaretsizdir öyleyse sizlerin Müslüman kardeşlerinize yapacağınız tebliğler daha içten, müjdeleyici ve kolaylaştırıcı olmasıda haktır.
Farklı cemaatlerden ya da kesimlerden insanlar ile internetteki iletişimlerimizde tartışmalar çoğu zaman münakaşaya dönüşmesi ise bu hoşgörünün ve yukarıdaki bahsettiğimiz kaidelerin dikkate alınmamasından ibaret olduğuda tespitlerimizdir. Reel yaşamdaki sabırlı, samimi, içten yapılan karşılıklı görüşmelerin internette zayıf sürdürülmeside eksikliktendir, bunu dengelemek o şahıslara asli bir görevdir.
Eğer reelde sakin tebliği olupda internette hiddetli tebliği yapan kişi varsa kendini manevi bakıma alması gerekmektedir. Kişi bu iki boyutu yani interneti ve reel yaşamdaki iletişim farklılıklarını gözden geçirmesi gerekmektedir, eğer reeldeki samimi tebliği internette hiddetle yaparsanız bu konuda ciddi bir özeleştiri yapmanız haktır. Tabi tam terside olabilir lakin ikisinide dengelemek gerekmektedir.

Münakaşa etmek nefsin belalarından olup kardeşlik hukukuna asla yakışmayacak bir haldir. Unutmayınız ki kalp kırmak Kabe-i Şerifi kazma kürekle yıkmaktan daha kötüdür.

Ne der Yunus Emre rahmetullahi aleyh:


Gönül Çalab’ın tahtı
Çalab gönüle baktı
İki cihan bedbahtı
Kim gönül yıkar ise..!
***


Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil..!



Sözün özü şudur ki internet iletişiminde yada reelde karşımızdaki insanlar ile olan görüşmelerimiz de asla kırıcı olmayalım, itici olmayalım, tenkitçi olmayalım, taassupçu olmayalım hele tekfirci hiç olmayalım.

Karşımızdaki kimseleri anlamaya çalışalım eğer eksiklik görür isek bunun eksik olduğunu uygun bir dille nakledelim asla küçümseyici ve hakir görücüde yorumlar yapmayalım dediğimiz gibi kendimizi herkesden küçük görelim. Bu bahsettiklerimiz kardeşlik hukuku kaidelerinden olup Müslümanlara yakışan ahlak ise budur edep ise budur. İnşaAllah bu yazımız hayırlara vesile olur eğer ki eksik bir şeyler yazdıysakda hakkınızı helal ediniz kusurumuzu cahilliğime bağışlayınız.

Yazımızı güzel bir hadis-i şerif ile bitirelim:
“Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyâmet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58; Ebû Dâvud, Edeb 38, 60; Tirmizî, Hudûd 3, Birr 19; İbn Mâce, Mukaddime 17)

ercan tekin
Ves’selam
 

TakVa

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
13 Nis 2007
Mesajlar
2,868
Puanları
0
Amin , güzel hatırlatmalar kardeş elinize sağlık.
 
Üst