insan suretinde şeytanın vekili ruh|u gaddar

Risale-i Nur Talebesi

Diyar-ı Bekirli
Katılım
30 Haz 2006
Mesajlar
1,460
Tepkime puanı
11
Puanları
0
ÂYET-İ KERİME MEÂLİ



Muhakkak ki Lût da peygamber olarak gönderilenlerdendi. Onu, âilesini ve ona uyanların hepsini kurtardık.


Sâffât Sûresi: 133-134






HADİS-İ ŞERİF MEÂLİ



Cenâze ses ve ateşle uğurlanmaz, bunlarla önünde yürünmez.


Câmi'ü's-Sağîr, c: 3, 3853







İnsan sûretinde, şeytanın vekili ruh-u gaddar



Herbir zamanın insî bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan ruh-u gaddar, fitnekârane siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan el-hannas, altı hutuvatıyla âlem-i İslâmı ifsad için insanlarda ve insan cemaatlerindeki habis menbaları ve tabiatlarındaki muzır madenleri, fiilî propaganda ile işlettiriyor, zayıf damarları buluyor.

Kiminin hırs-ı intikamını, kiminin hırs-ı câhını, kiminin tamahını, kiminin humkunu, kiminin dinsizliğini, hattâ en garibi, kiminin de taassubunu işletip siyasetine vasıta ediyor.

Birinci Hatvesi: Der veya dedirir:

"Siz kendiniz de dersiniz ki: Musibete müstehak oldunuz. Kader zalim değil, adalet eder. Öyleyse, size karşı muameleme razı olunuz."

Şu vesveseye karşı demeliyiz: Kader-i İlâhi isyanımız için musibet verir. Ona rızâdâde olmak, o günahtan tevbe demektir. Sen ey mel'un! günahımız için değil, İslâmiyetimiz için zulmettin ve ediyorsun. Ona rıza veya ihtiyarla inkıyad etmek--neûzü billâh--İslâmiyetten nedamet ve yüz çevirmek demektir.

Evet aynı şeyi--hem musibettir--Allah verir, adalet eder. Çünkü günahımıza, şerrimize zecren ondan vazgeçirmek için verir. O şeyi aynı zamanda beşer verir, zulmeder. Çünkü, başka sebebe binaen ceza verir. Nasıl ki düşman-ı İslâm, aynı şeyi bize icra ediyor. Çünkü Müslümanız.

İkinci Hatvesi: Der ve dedirtir:

"Başka kâfirlere dost olduğunuz gibi bana da dost ve taraftar olunuz. Neden çekiniyorsunuz?"

Şu vesveseye karşı deriz:

Muavenet elini kabul etmek ayrıdır. Adâvet elini öpmek de ayrıdır. Bir kâfirin herbir sıfatı kâfir olmak ve küfründen neş'et etmek lâzım olmadığından, İslâmın eski ve mütecaviz bir düşmanını def' için, bir kâfir muavenet elini uzatsa, kabul etmek İslâmiyete hizmettir.

Senin ise, ey kâfir-i mel'un, senin küfründen neş'et eden teskin kabul etmez husumet elini öpmek değil, temas etmek de İslâmiyete adâvet etmek demektir.

Sünûhat, s. 97-99, Y.A.Neş.


Lügatçe:


ruh-u gaddar: Gaddar, çok zalim ruh.

hatve: 1. Şeytanın aldatması. 2. Adım.

hutuvat: 1. Şeytanın aldatmaları. 2. Adımlar.

el-hannas: Geri çekilerek, fırsat bulunca vesvese vermek için dönüp gelen; Şeytan.

ifsad: Bozma, karıştırma.

habis: Fesadcı, hilekâr, alçak, kötü, pis, soysuz.

hırs-ı câh: Makam, mevki ve rütbe hırsı.

tamah: Hırsla isteme, şiddetle isteme.

humk: Ahmaklık, bönlük, aptallık.

mel'un: Lânetlenmiş.

inkıyad: Boyun eğme, kayıt altına girme.

neûzü billâh: Allah’a sığınırız.

nedamet: Pişmanlık.

muâvenet: Yardım.

adâvet: Düşmanlık.

teskin: Sakin kılma, sakinleştirme, yatıştırma.

husûmet: Düşmanlık.
 
Üst