İmtihan nehri!

Muhtazaf

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ocak 2014
Mesajlar
1,819
Puanları
48
Web sitesi
www.facebook.com
Nehrin kenarında olduğunu sanıyorsun ama kenarı yok nehrin. "Çıkarın kâğıtları!" denmesini bekliyorsun ama kâğıttan bir gemidesin. Dürbününle karayı arıyorsun ama bir gözün "Yakın"da diğer gözün "Uzak"ta yalpalıyor.

Cevherinle ilgili bir fikrin olmadığı için ateşten kaçıyorsun. Oysa kıymetli madenler nasıl da atıyorlar kendilerini alevlerin kucağına. Saflıklarını ispat edebilmek için nasıl da eriyorlar! "Fetn" bir derece sınavı cevheri arayan. Öğretmen, bir kuyumcu yani fettan. Pusu kuruyor altın ve gümüşe ateşle sınamak için. Cehennemde ayırıyor cevheri topraktan. Lisânu'l- Arab şahidi oluyor bu arınmanın. Şeytana "fettan" adını veriyor, hırsıza ve kadına da. Kuyumcu fettan olur da altın ve gümüş olmaz mı? O meşin ciltli kamus iç geçirip uçuşan sayfalarıyla, altın ve gümüşe "İki fettan" demekten geri durmuyor. Ya insanları imtihan eden melekler toprak altında. Sınavın iki burcu "Münker" ve "Nekir"? Onlar da "Kabrin iki fettanı." Nehirler akıyor yeryüzünde, nehirler akıyor yeraltında. "Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız birer fitnedir..." (Enfal, 28) Fitne, yani imtihan. "Allah'ım, fitnelerden sana sığınırım!" diyen birine gülümsüyor Hz. Ömer, "Rabbinin sana mal ve evlat vermesini istemiyor musun?" Nehirler akıyor. Sınav kâğıtları dağıtılıyor her deltada. Şer ve hayır kâğıtları.

Nehrin denize karışmasını bekliyorsun ama deniz çoktan bulutlara karıştı. Belâ nehirleri geziyor semada; gam, musibet, sıkıntı, darlık... Puanı yüksek sorular. Firavun'un işkencelerine "Büyük bela", Hz. İbrahim'in İsmail'i fedasına, "Açık bela", Bedir Savaşı'ndaki gibi yüz akıyla çıkılan sınavlara ise "Güzel bela" adını veriyor Furkan. Güzeli seçiyor, milyarlarca iş arasından. "O hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı..." (Mülk, 2) Ve Şeyh-i Ekber'in dudağından dökülüyor hikmet, görünce insanlıkta akan imtihan nehrini. Çatallaştığında bir ucu hayır diğer ucu şer olan. Uçsuz bucaksızdı imtihan, yetişemiyordu âdemin ilmi. "Susayan da suyla denenmiştir," ne demek! Nedir suyun müderrisliği! "Dedi ki: Yeryüzündeki her şeyi süs yaptık/ Onları denemek için; kendi adına bak ki, neye çalışmaktasın?/ Bu varlığıdır imtihanın yiğit ol/ Ya zarar ya fayda yoldaşlık eder insana/ Halbuki herkes denenmekte ve sınanmakta/ Aklen Allah korkusuna sarıl, arzuna ise karşı çık!" Çıkarın kâğıtları!

İyilere bir şey olmaz sanıyorsun ama en çok peygamberlere mihnet verildi. İmtihan nehrine bırakıldı Hz. Musa'nın sepeti. Hz. Eyyub'un yaralarında kurt nehirleri aktı. Hz. Yusuf'un peşinde ihtiras nehirleri. Akış sürüyordu, Ninova'dan ayrılmıştı gemi, sürükleniyordu. İmtihan kur'a peçesiyle gizlemişti yüzünü. Karanlık bir denizde biriken nehirler sorularıyla çekmişti derinlere Hz. Yunus'u. Her belâ bir nimetti ve her nimet bir belâ. Ve Şeytan geldi de bir gün zehirli kelimeler bıraktı Hz. İsa'nın kulağına, "Mademki Allah'ın takdir ettiğinden başka bir şey olmaz diyorsun. Çık dağın zirvesine, bırak kendini aşağı! Kurtulursun, takdir edilmişse kurtulman!" Hz. İsa izin vermedi taşımasına nehrin gelecek zamanlara zehri. Öyle bir panzehir attı ki suya bütün balıklar dirildi: "Allah kullarını imtihan edebilir. Kullarınsa Allah Teâla'yı imtihan etmeye hakları yoktur!" Ah Muhammed Mustafa! Senin mihnetlerin sayılmakla biter mi! Ağrılarından söz ediyor Âişe validemiz, "Böylesine rastlamadım kimsede." Ya vahyin gecikmesi! Ya iftiralar pâk ailesine! Ya kaybedilen evlat! Ya açlık, ya kuşatma! O iken belâ ateşinin en parlak mücevheri, düşmez bize inlemek. Söyle Niyâzî-i Mısrî,
"Derd-i Hakk'a tâlib ol/ Dermana erem dersen/
Mihnetlere râğıb ol/ Âsâna erem dersen."

İmtihan bitti sanıyorsun ama omuzlarındaki "yazarlar" durmaksızın yazıyor. Bu öyle bir imtihan ki "Kitap"a bakmak serbest. Gökyüzünden, denizlerden ve dağlardan kopya çekmek de. Bu öyle bir imtihan ki yeryüzünün her köşesinde başında gözetmenler olmadan girebilirsin. Her dilde yazabilirsin cevaplarını. İsmini yazmayı bile unutsan cevapların geçerli. Bu öyle bir imtihan ki dört yanlış bir doğruyu götürmüyor, bir doğru on yanlışı siliyor. İptal edilmesi mümkün olmayan bir sınav bu, gizli sorularının çalınması mümkün olmayan! Üç saat on beş dakika sürmüyor sınav, son nefesine kadar soruları cevaplayabilirsin. Sınavdan çıkmak yok hemen, hep sınav içindesin. Katı kuralları yok. Sınav esnasında konuşabilirsin, yemek yiyebilirsin, bilenlere sorabilirsin cevapları. En önemlisi beş seçenek içinde saklanmıyor "Doğru". İki seçenek var yalnız önünde. Siyah ve beyaz. Bütün yapacağın teslim olmak aydınlığa.

A.Ali Ural
 
Üst