İddialara Bakılırsa!... | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

İddialara Bakılırsa!...

Muminaga

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
8,208
Puanları
0
Bugün gazetesinin eski Ankara, şu an ABD temsilcisi Adem Yavuz Arslan'ın 17/25 Aralık operasyonları esnasında "Kimseyi suçlamıyoruz, ancak iddialara bakılırsa iddialar çok vahim." sözü, aşağıdaki yazının ana eksenini oluşturuyor.



GÜLEN'in Bediüzzaman Said Nursî'yle Kürt olması hasebiyle görüşmediği, zira onu ziyaret etmeyi, bir Türk'ün Kürt birinin ayağına gitmekle eşdeğer tuttuğu İDDİA EDİLİYOR.


Paralel yapının 80'li yıllarda "askeri sınavlar"a zeki ve başarılı öğrencileri sokup soruları ezberlemelerini istediği, ezberlenen soruların bir havuzda toplanarak bir sonraki yıl sınava girenlere verildiği, öğrencilerin bu sınavlara bir sefer girdiğini düşünen askeri okul sınav komisyonu yetkililerinin soruları yıllarca değiştirmediği ve yapının orduya sayısız öğrenci yerleştirdiği İDDİA EDİLİYOR.


1998 yılında, Nuh Mete YÜKSEL, ki onu günahım kadar sevmem, GÜLEN'i ifadeye çağırdıktan üç ay sonra, malum görüntülerini içeren kaseti medyaya servis edildi. O zamanlar paralel yapının sinema teknolojisindeki gelişmelerinden haberdar olmayan biz safdiller, kaseti kimin yayınladığına bir anlam verememiştik. Ancak şu anda GÜLEN'in mahkemeye çağrılmasına karşı salvosu olduğu İDDİA EDİLİYOR.


"Bir şefaat hakkım olsaydı, onu Bülent Ecevit için kullanırdım." diyen GÜLEN'in, bu sözüyle kendisinin Cennetlik olduğunu sandığı ve Ecevit'i tüm şakirtlerinden daha çok önemsediği İDDİA EDİLİYOR.


Baykal ve MHP kurmaylarının görüntüleri için de, "sinema yönü gelişmiş bir istihbarat yapısı tarafından çekilebilir" deniliyor ve gerek yapım gerekse de yönetmen tarzıyla görüntülerin paralel yapıya ait olduğu İDDİA EDİLİYOR.


Baykal'ın kasetinden sonra GÜLEN'in "kasetinizin yakalanmasından müteessir oldum." ifadesi ile, Baykal'ın zina vak'asından ziyade kasetin yayınlanmasına üzülen Hoca'nın,"Eylemin bizimle ilgisi yok" mesajı vererek hedef şaşırtmaya çalıştığı İDDİA EDİLİYOR.


Mavi Marmara'da "Otorite" sözcüğünün ve malum metnin, israil istihbaratı MOSSAD tarafından GÜLEN'e iletildiği ve açıklamayla Mavi Marmara rüzgarının kırılmaya çalışıldığı İDDİA EDİLİYOR.
MİT'e ait tırlara operasyon yapan polislerin bu yapıyla ilişkili olduğu, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun BM'deki toplantıya gittiği sırada tırlara operasyon yapılarak Türkiye'nin BM nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışıldığı, bunun da ancak yabancı istihbarat teşkilatlarının piyonları tarafından yapılabileceği ve yapanların da GÜLEN grubuyla bağlantılı olduğu İDDİA EDİLİYOR.


Güvenlik zirvesindeki dinlemeyi medyaya veren ve arkasında duranların, Türkiye'yi Suriye bataklığına çekerek paralel yapının nefes alması ve zihni bulanmış tabanı haklı olduğuna inandırmak amacıyla yapıldığı İDDİA EDİLİYOR.

Kızılcıhamam'daki Asya Termal tatil köyündeki duşlara kamera yerleştirildiği ve duş alan insanların görüntülerinin şantaj olarak kullanıldığı İDDİA EDİLİYOR.


Yapıdan ayrılan Nurettin VEREN'in ölümle tehdit edildiği ve GÜLEN'in "Onu FBI'ya teslim edelim ortadan kaldırsınlar." dediği İDDİA EDİLİYOR.
Cemaat adıyla taban bulan yapının hükümetle çarpışa çarpışa geri çekileceği, geri çekilirken eleman kaybına uğramamak için AKTİF SEN'i kurarak elemanlarını fişleyip ayrılmaların önüne geçmeye çalıştığı İDDİA EDİLİYOR.


Başbakanın oğlunun sevgilisi olduğu iddia edilen bir kızla konuşmasını veren ve sanal alemde yayan kişilerin paralel yapı elemanı ve bu yapıya yakın insanlar olduğu, özel hayatı afişe etmenin aşağılık bir davranış olduğu İDDİA EDİLİYOR.


Fethullah GÜLEN'in, bir paket halinde Türkiye'ye teslim edilen Abdullah ÖCALAN'la takas edildiği, ABD'nin emriyle GÜLEN'in ABD'ye gittiği ve ABD'nin izni ve onayı olmadan oradan çıkamayacağı, ABD'nin ikisini aynı anda Türkiye'ye karşı koz olarak kullandığı İDDİA EDİLİYOR.

İddialar zinciri böyle devam ededursun, "Cebrail parti kursa, ona bile oy vermem." diyen GÜLEN'in şakirtleri, camileri ahıra çeviren bir parti için ev ev dolaşarak oy istediler.
Oy istedikleri insanlara Allah adıyla yemin ettirdiler. Urfa, Ağrı, Midyat gibi BDP'nin kazanmasının risk taşıdığı şehirlerde BDP'ye oy istediler.

Bir Kürt'ün ayağına gitmeyi onur meselesi yapan bir Zat'ın şakirtleri, Kürtçü ve Marksist bir yapıyı başa geçirmek için ibadet aşkıyla çalışıp bundan sevap kazanacaklarını sandılar.
"Cennet'e giden yol İran'ın içinden geçerse, başka bir yol yok mu, ben buradan Cennet'e gitmek istemiyorum." diyen Zat, ABD'yi "emin belde" sayıyor, orada Alamut Kalesi'ni inşa edip mütedeyyin insanlara kumpas kurmayı sevap gören bir strateji geliştiriyordu.


Elhasıl, "Kutlu Doğum organize etmek, Filistin yararına kermes düzenlemek..." gibi eften püften meselelerle ağır cezalara çarptırılan Kahta Vahdet Der ile Elazığ İhya Der mağdurlarının da bu yapının kumpasının kurbanları olduğu İDDİA EDİLİYOR.


Bütün iddiaları dillendiren medyanın İhya Der ve Vahdet Der dosyalarını açmadığı müddetçe paralel yapıyı tam olarak anlayamayacağı da EN BÜYÜK İDDİA'lar arasında.

Abdullah Güneş / Doğruhaber
 
Üst