• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

İbrahim Tenekeci Şiirleri

Kaf-Nun

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2006
Mesajlar
544
Beğeniler
1
Puanları
0
#1
Sen türkü yak ben mermi


gökten zembille inen sadece aşktir
ve ölüm daha şık durur bronz bir tende
her daim sıfır kilometre bir gün var önümüzde
gir ve ortalığı karıştır.

ah diyorum, ahi bilir misin sen
dünya dedikleri gömgök bir yatır
nereden bilmiş beni, röntgeni icat eden
otuz yıl yaşadım elde var sıfır.

git ve körünü öldür, bitsin artık nazları
şöförlerin kurşunlaması gibi birtakım tabelaları
iştah kabartan ne varsa iste onları
vurmak, her insana yakışır.

dünya küçük demişlerdi, nerdesin
kuyruğunu bırakması gibi bir kertenkelenin
kim böyle orta yerde bırakır
ve yazmaz birkaç satır.

bana günahtir,
nereye gidersem orası senin yurdun
çünkü aklımdan çıkmıyorsun.

Ibrahim Tenekeci




 

Kaf-Nun

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2006
Mesajlar
544
Beğeniler
1
Puanları
0
#2
İbrahim TENEKECİ Şiirleri

Bir Ki Deneme



zar tutuyorsun ey hayat bu kaçıncı sevgili
yanlış ata oynamışım gözlerim öyle dedi.

pır pır diye ses çıkardı yürürken yüreğimden
denizleri sulardım tozmasın diye deniz
sporu çok severdim çiçeğe yem vermeyi
kuşlara binerdim ve kaçardım basından
bak buraya yazıyorum diye milyar kelimeyi
ziyan eden de bendim hem de hiç sıkılmadan.

güzeldim de galiba bunu nasıl söylesem:
eline sağlık Tanrım leyla çok güzel olmuş
Tanrım eline sağlık dünya da çok güzel olmuş
keşke biraz ölmesem.


İbrahim Tenekeci



 

Kaf-Nun

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2006
Mesajlar
544
Beğeniler
1
Puanları
0
#3
Derin Su



toy bir delikanlı küçük bir parkta
herkesi dövebileceğini söylüyor kolundaki kıza
ve tempo tutuyor ayağıyla
dünyanın dönüşüne
ebabil midir nedir kanadından soluyor
yaralı bir hayvan gibi geceye sokuluyor

astımlılar korosu
ah ne kadar şaşkındır karaya vurmuş ada
gıcır gıcır gülümser şehrin tam ortasında
ve mirastan güzeldir babadan kalma öğüt
adın çiviye çıkar açılmazsa paraşüt
çiçeği sokan arı üzgün değildir elbet
su derindir abiler bir damla bile evet
kim hayır diyebilir böyle şık bir ortaya
üşüyenin elleri muhtaçtır soğuk suya

II
bir konvoydan beklenen çok ses çıkarmasıdır
ihtiyar ölecek oysa hiç dut yemezse bu yıl
adı yazılacak kırklar hanesine
yarısı yetim kalmış bir sakat gibi
karışıp gidecek dünyanın çilesine
karışıp gidecek dünyanın çilesine

astımlılar korosu
bizi sıvayan çamur evi yutan sarmaşık
cana susayan ölüm yirmi dört saat açık
sigara içen heykel parmak çıtlatan zenci
çekirdek yiyen genç kız geceden korkan bekçi
bizi kışkırtan merak taşı ısıran patron
kimsesi olmayan ev şahı koruyan piyon
mühleti dolan bir söz müjdesi bitmiş adam
pürüz çıkaran müdür olmak bilmeyen akşam

III
beni ateşinle koru su içip geleceğim
kardeşimi de koru bir diğer kardeşimden
ve kimseye söyleme beş mermin olduğunu
seni kral sansınlar ve sen de hisset bunu
hisset ki iliklenmesin göğsüne
köşeye kıstırılmış bir kaçağın korkusu

astımlılar korosu
beş taş oynar al bay emrindeki deliyle
akrep saçıyor eyvah konuşunca diliyle
atlı bir karıncayla cenk ediyor kör milis
kuzuyu alıp kurda ikram ediyor bu sis
zayıflatıyor rejim uygulayan herkesi
sahibine havlıyor sahibinin aç sesi
aç kalmıyor muhalif günde üç öğüt barut
biliyoruz çok şükür beyazıt kadar beyrut

İbrahim Tenekeci






Düş ve Dua



yağmura,nisana ve yaşıma aldanıp
uçurumları kıyı sanarak
ve dağlar erişilmeyince acı verir
sözünü unutarak
kaf dağına gitmek istedim

ırmak inadıyla yürüdüm uzaklara
bir derviş olup yürüdüm uzaklara

yanıldı denektaşım geriye döndüm
Kutsal Sözler Panayırı'na sığınıp
ipeksi bir sessizliğe büründüm:

bir hayat,mahçup ve duru
Tanrım,gülleri
ve sessiz harfleri koru.

İbrahim Tenekeci






Gömü



uyuruz ve uykudur Tanrı’nın en hayırlı evladı
çünkü gece oldumu sokak cüzzamlı bir bakire
ya da bir kabadayı cüsseli mi cüsseli
oysa toplardamardır ev ve incitmez kimseyi
onarırız evvela üşüyen yerlerimizi ve yağmur
yakalayamaz bizi, görmemiştir çünkü
sıcak bir yuva ömründe ve bir nazarlık gibi
ay parlar üstümüzde.

pusu atmakla geçer şu daracık ömrümüz
şımarık bir yırtmaç gibi halden anlamaz tuzak
peki neye benzer bu, evet anne tarafı tutmak
korkaklık olsa da iyi geçer günümüz.

çünkü bir gömüyüz biz bulutların altında
ve bir gömünün peşinde vardır birçok harita.

İbrahim Tenekeci






İşsizler İçin Şiir



bütün gün kahvede oturdum yedek kulübesinde
ve bir kardeşim saf dışı kalsın diye
çay söyledim kahveden.

işsizim ya
ismi naz oldu herkesin
temiz bir sopa istiyor şu serçe bile
isterse yalan desin.

hiçbir şey gitmiyor da gücüme

şimdi tıklım tıklım pariste pastaneler
kürkün içinde kadın, kadının içinde vaşak
birlikte tatildeler.

oysa tatil dediğin şımarık bir çocuktur
yapışır yakamıza biraz güneş görünce
hem sermaye istiyor pişti oynamak bile.

İbrahim Tenekeci


Mektup



işte yine günün belini kırıyor akşam
ve sen kırlara benzersin günün bu saati
çıkarmamışsan çiçekli elbiseni.

I

hatırla ve sıkı tut:
korkardın küçükken
serçe parmağın uçacak diye elinden.
diğer çocuklara benzerdim bense
benzemesi gibi, bir çinlinin diğerine.

II

şaşkınım, şehir açmıyor beni
ve namım yürümüyor burada
çünkü tuhaf burada her şey;
denizi sel basıyor hayret
hayret şehir sığmıyor taksiye
ve terör estiriyor rüzgar
kaldırıyor dağın eteklerini bile.

ve burada sensiz bahar
hem yatalak hem öpmeden geçiyor
bir jeton
yanağıma getiriyor da yanağını
kokunu rüzgara salsan
bana getirmiyor.

III

yoksun ya
güvercin avlıyor avluda kedi
kızlar gülüşüyor bahçede
gül üşüyor –gül üşür-
yoksun ya, bezden anne
yapıyor öksüz
öpmek için kendisine.

İbrahim Tenekeci






Mırıldanmalar



içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
varsın yarı yolda uyuya kalsın
bize gönderilen bahar.

içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gölgemiz olsun hüzün
dilediği gibiuzatsın canevimize ayaklarını
varsın annemiz olsun tütün
hayat daha sert vursun yumruklarını.

içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
nedir yalnız bize yakışan bu serüven.

bu serüven ki
bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
ve terketti bizi huzur denen sevgili
kalakaldık, şaşkınlığın avuçllarında
billur bir kuş gibi.

içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
beraber yürüyelim olur mu...

İbrahim Tenekeci






Peltek Vaiz



peltek vaiz hani senin cema'atin
bak öteki bülbül gibi şakıyor
hele hutbede duruyor saatin
iteklesen bir saniye gitmiyor

gizlesen de dilindeki kanburu
çıkmak için bir yolunu buluyor
s yılan z kuyu evet kanguru
gibi harfler ah nasıl da zıplıyor

İbrahim Tenekeci







Ulu -orta



I

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı bir asker miyim neyim
ekleyip duruyorum sabahları akşamlara
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.


II

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
üstü açık araba
dünya dediğin.


III

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.


IV

acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
siliniyor her şey, hatta uçurtma
takılıp kalıyor göğe.


V

yakar top oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler, dağları biçen
yolundaydı her şey ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

sorma,
kaldım altında
devirince kitabı.


VI

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci







Ulu Orta



'seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin
nazlanırsın ama bir gün gelirsin'



düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu,hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya,konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim,sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah,unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe,benim için dua et;
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu'ndan
üç ayda bir reçete.

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl birşey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı herşey,ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy,sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma,
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci






Veryansın



incir dalını emer süt kokar ağzı burnu
yavrusunu yer balık bilmez bile burç olduğunu
ve kimseye havlayamaz soytarının köpeği
mermi
yeni kesilmiş et gibi
seğirtir cana doğru.

toprak uzakta kaldı elif artık cüzlerde
ve koçun kanı
dönüp duruyor mersedesin tekerleğinde
yazık, her şeyi hapsettiler, ırmakları kartpostala
oysa rüzgarı bilirdim ben, kemirgen denince
ve burada vapurlarımız bile benziyor bize
karaköyde yediğini kusuyor üsküdarda
ne sıkıcı, sabahlıyor her gün kocamış bir halatla.

oysa taptaze gelir gün, üstünde sabahlığı
ne güzeldir o senin serin suların
ama nafile
tan vaktiyle
bize nikah düşmez artık, çünkü unuttuk
nur içinde yatmayı hem aşk içinde
oysa evvel zaman içinde
kar olmayı düşlerdik dağlara yar olmayı
ve bilirdik:
mezarlıklardır saatlerin midesi
erkeğe güven verir bir közü karıştırmak
yaşamak... yamacındaki şehri
aş eren dağ gibi.

İbrahim Tenekeci






Yüzler Ve Sözler



Mezartaşı Yontucusu

mezartaşı yontan bir adamın gözleri
miras pay edilirken uykusu gelen
bir çocuk gibi
bomboş bakar dünyaya.
der ki bu şenlikistanda
her şeyin varisi benim adım muamma
kuruyan yüzünüzü ancak ben onarırım
cilt bakım setleri gider boşa
size bembeyaz bir yüz yaparım.

Kör

Körüm ben, aydınlığa karşı kötürüm
umrumda değil gündüzün uzaması
hiç karışmam Tanrı’nın işine
mesela kaç ölçek kırmızı katıyor güle
-gül neyse-
körüm ben, seslerden insan yaparım
dolaşıp dururum gece bekçisi gibi
şart olsun ki
insan burda karanlıktan kuruyor
bana mı bulaştı yoksa,
dünyanın isi.

Mecnun

kusura kalma teselli hazretleri
sana layık bir mürit olamadım besbelli
büyük şehirlerin küçük içinde
dansa kaldırılan utangaç bir kız gibi
buldum bu dünyada kendimi.
ve camları hohlayıp da çizdiğim resimlerden
bir ben kaldım ve sevgilim
suyu ihmal edilmiş fesleğen gibi gitti
gözlerim terledi yolunu gözlemekten.

Sevgili

gökyüzü kapalı ben açık hece
bir dua damlar yapraklarıma
ceylan derisinden bir ezan sesi
gelir ve cilt olur dudaklarıma.

Foto ali

bir vesikalık kestim aynanın içinden
pazar ola ey çünkü ben
yana yatmayan saçları gibi bir insanın
hep şuna inandım,
geciken bir mektup, düşünün sevgilinizden
işte o mektup benim, siz karşımda gülerken
üzüntümdür yüzünüzde patlayan
foto ali ben
falso alırken her şey hayatın karşısında
çoğaltırım sizi hiç üşenmeden.

Dilenci

ey insan sana küstüm çünkü sen beni
birazdan kurşuna dizilecek bir mahkum gibi
bıraktın ve gittin endişe limanında.
ama sorarım, mesela samatyada
kimin bahçesi daha büyük
ölümden.

Cüce

kurban olduğum,
iki ters bir düz örerken insanları
birkaç ilmek daha atsaydın bu fakire
sevaba girerdin ve
olmazdı kimseye hıncım
ama şimdi üç beş santim için
zıplayıp duruyor elim ayağım.

Deli

deli sizsiniz böyle bir çağda
akıllı kaldığınız için.
ben sizin
akla hayale sığmayan yanınızım
siz ki dünyayı üstünüze giyseniz
yine de açıkta kalırsınız çünkü gözleriniz
dipsiz bir ambar sanki.
ah siz,
mezarlıklar müdür olsanız bundan daha iyi
bir koyup hiç almasanız bir tohum gibi
kendinizi toprağa.

İbrahim Tenekeci
 

Kaf-Nun

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2006
Mesajlar
544
Beğeniler
1
Puanları
0
#4
KURSAK




1

yağmur topluyor gök
yüzünü bir kâğıda
çizip çizip buruşturuyor hasta
-dinmiyor gece-
üşüyor ala geyik duvardaki halıda
ve çalıyor saat bizden bir şeyler
bir şeyler veriyoruz ya da.

bir çam gibi devriliyor şah/damar
bir cam gibi kırılıyor bu hayat
devriliyor şah/damar ve mat
bir şamar gibi iniyor suratımıza.

2

evet, her şey kapanıyor kendi içine
acı çekiyor herkes, hatta bir kraliçe.
oysa
hayat mısmıldır ona, çünkü bir kraliçe
kuyulardan su çekmez
toprağı geniştir ve haritalar
soytarıyla doludur
köylüleri göstermez.
ve hatta ölüm bile
şık bir damat gibi gelir
gelir onu almaya.

bizimse
ölüm arka sokağıdır hayatımızın
bir depremdir diriliş şiddetinde:

-gül bile kendini düşlermiş
kendini düşlermiş gül,
verilirken bir sevgiliye-

3

dinmiyor gece:
servise anne keklik sofrada
ve onu deşmek için sabırsızlanırken çatal
bekleşip duruyor yavruları yuvada.

İbrahim Tenekeci
 
B

.BeYzA.

Misafir
#5
Ulu -orta



I
düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı bir asker miyim neyim
ekleyip duruyorum sabahları akşamlara
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.
II

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
üstü açık araba
dünya dediğin.
III

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

IV
acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
siliniyor her şey, hatta uçurtma
takılıp kalıyor göğe.
V

yakar top oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler, dağları biçen
yolundaydı her şey ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

sorma,
kaldım altında
devirince kitabı.
VI

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.


ibrahim tenekeci
 

Kerem Buldu

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
16 Şub 2007
Mesajlar
564
Beğeniler
0
Puanları
0
#6
ibrahimin tenekecinin tadı biraz acımtırakta olsa seviyorum...
paylaşım için teşekkürler...
 
B

.BeYzA.

Misafir
#7
Üzülmedim Diyemem

I

ey aşk, yaptığını beğendin mi:

yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen

ters yakılan sigara, hemencecik söndürülen-

yoksulluk ile vakit geçer mi…



uyanmış kalmışım, nasıl bir şey bu

toprağa baktım, yerinde yoktu;

şiirden aşağıya attım kendimi

düşerken düşündüm, ölmesem mi.



anlatıyorum, hiç konuşmadan,

buğdayın içini dökmesi gibi…



II

bugün dalgınım, dün de dalgındım

aç bile değildim aynaya bakmasaydım

dünden kalmış yemekleri yerken ki gönülsüzlük

gibi burdayım…



burayı sevmiyorum, bahsetmişimdir.

unufak olmak iyidir olmamaktan

hiç böyle demedim, yarabbim bilir

bu bozuk güzellik, kalbimi yoran…



bir sandalye çektim zor günlerin altına

ah ama,



kimse yüz vermiyor bana, sandalye bile

beni çağırıyor, yarım kalan ne varsa

bana düşüyor, her yağmur tanesini

suya götürmek, o serin ırmaklara



öyle ya



bir almanı herkes tanır, miğferi varsa

moskofu da tanırlar, yatıp uyumamışsa

bunları şunun için anıyorum burada

kim tanır beni, şaşkınlığım olmasa



bağırıp duruyorum denizin ortasında,

su buradan ne kadar uzakta…


İBRAHİM TENEKECİ
 

ISSIZ

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Tem 2007
Mesajlar
494
Beğeniler
6
Puanları
0
#8
İçimden dedim...

içimdem dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
varsın yarı yolda uyuya kalsın bize gönderilen bahar.
içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gölgemiz olsun hüzün
diledigi gibi uzatsın canevimize ayaklarını
varsın annemiz olsun tütün
hayat daha sert vursun yumruklarını.
içimden dedim imleği kaçmış bir hayat bizimkisi
nedir anlımızdan öpmek için izimizi süren
kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
nedir yalnız bize yakışan bu seruven.
bu seruven ki.
bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
ve terk etti bizi huzur denen sevgili kalabalık,
şaşkınlığın avuçlarında
billur bir kuş gibi.
içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
beraber yürüyelim olur mu..
İbrahim Tenekeci
(ALINTI)
 

NuRuDiLara

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
30 Ara 2006
Mesajlar
455
Beğeniler
0
Puanları
0
Yaş
31
#9
Yazan güzel yazmış sağolsun.Bize ulaştırandan da Allah razı olsun :)
 

ISSIZ

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Tem 2007
Mesajlar
494
Beğeniler
6
Puanları
0
#10
Kirki çikmamiş Sevdamiza şiir

KIRKI ÇIKMAMIŞ SEVDAMIZA ŞİİR

paylaşılan mutluluğu severim
engin denizler kadar güzeldir o.

I
bana ait olmayan cesetleri yaktım bütün gece
küllerini savurdum dans ettim
ay kaydı yıldızlar gülüştü pervasızca
ve saçlarımdan bir ceset düştü suya
aldım öptüm gözbebeklerinden
cazibesini yitirmiş bir kadındın sen
seni ben güzel yaptım.

II
davudi bir sesim vardı sonra kayboldu
yıldızların üzerine çığ düştü ve ellerim
damıttı ellerini-utandın-demek ki biliyorsun
ah, tarihsiz duyguların ilk resmini bulutlara çizilen
gözlerine çiy düşmüştü üşümüştün
aldım ısıttım seni.

III
ben uzaktan severim
seni de öyle sevdim
bir tutam gökkuşağı karıştı sevdamıza
kuş kanadı bir tutam
bıraktık korkularımızı
uçtuk gittik.


İBRAHİM Tenekeci

(Alıntı)
 

undersecretary

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
3 Ara 2006
Mesajlar
720
Beğeniler
1
Puanları
0
Yaş
67
#11
KIRKI ÇIKMAMIŞ SEVDAMIZA ŞİİR
seni ben güzel yaptım.
(Alıntı)
müthiş bir şiir gerçekten...Paylaştığınız için Allah razı olsun...
Alıntı yaptığım cümle ise herşeyi ifade ediyor....
SENİ BEN GÜZEL YAPTIM...bu kadar...Var mı daha ötesi...
 

ISSIZ

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Tem 2007
Mesajlar
494
Beğeniler
6
Puanları
0
#12
Sen türkü yak ben mermi

Sen türkü yak ben mermi
gökten zembille inen sadece aşktir
ve ölüm daha şık durur bronz bir tende
her daim sıfır kilometre bir gün var önümüzde
gir ve ortalığı karıştır.

ah diyorum, ahi bilir misin sen
dünya dedikleri gömgök bir yatır
nereden bilmiş beni, röntgeni icat eden
otuz yıl yaşadım elde var sıfır.

git ve körünü öldür, bitsin artık nazları
şöförlerin kurşunlaması gibi birtakım tabelaları
iştah kabartan ne varsa iste onları
vurmak, her insana yakışır.

dünya küçük demişlerdi, nerdesin
kuyruğunu bırakması gibi bir kertenkelenin
kim böyle orta yerde bırakır
ve yazmaz birkaç satır.

bana günahtir,
nereye gidersem orası senin yurdun
çünkü aklımdan çıkmıyorsun.

Ibrahim Tenekeci
 

zübeyde

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
25 Nis 2007
Mesajlar
652
Beğeniler
7
Puanları
0
Yaş
30
#13
bana günahtir,
nereye gidersem orası senin yurdun
çünkü aklımdan çıkmıyorsun.

eyvallah....
 
B

.BeYzA.

Misafir
#14
sus payı

ne çok günah işledim ben mendilime
herşeye hakim oldum olamadım kalbime
ördü durdu içimi ateşin bir sarmaşık


oh olsun dedim, oturup biraz sitem
ve bir şeyler mırıldandım bazısı mahrem:
kendi özsuyumda boğulmak ne güzel
ey tufan bunu saymam yine gel
ölümdür cana nazarlık.


oh olsun dedim ve üşenmeden
getirdim dalgaları tutup elinden
dedim yakışıyor mu bu beden
dedi sus artık.


İBRAHİM TENEKECİ​
 

Olmayan Ulke

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
2 Nis 2007
Mesajlar
898
Beğeniler
21
Puanları
0
Yaş
35
#15
Susup kalakalmak en büyük cevapmış...
Volkanın lavı çıkıp taşsa da..
Yalnız türkü söylemekmiş..
Cevapsızlıkmış hayat..


Yüreginize sağlık diyorum..Güzelliklerinizin devamını diliyorum..
 

ISSIZ

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Tem 2007
Mesajlar
494
Beğeniler
6
Puanları
0
#16
Kendi kabuğunda yaşayan bir şair/ İBRAHİM TENEKECİ

Üzülmedim Diyemem
I

Ey aşk, yaptığını beğendin mi:

Yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen

Ters yakılan sigara, hemencecik söndürülen-

Yoksulluk ile vakit geçer mi…



Uyanmış kalmışım, nasıl bir şey bu

Toprağa baktım, yerinde yoktu;

Şiirden aşağıya attım kendimi

Düşerken düşündüm, ölmesem mi.



Anlatıyorum, hiç konuşmadan,

Buğdayın içini dökmesi gibi…



II

Bugün dalgınım, dün de dalgındım

Aç bile değildim aynaya bakmasaydım

Dünden kalmış yemekleri yerken ki gönülsüzlük

Gibi burdayım…



Burayı sevmiyorum, bahsetmişimdir.

Unufak olmak iyidir olmamaktan

Hiç böyle demedim, yarabbim bilir

Bu bozuk güzellik, kalbimi yoran…



Bir sandalye çektim zor günlerin altına

Ah ama,



Kimse yüz vermiyor bana, sandalye bile

Beni çağırıyor, yarım kalan ne varsa

Bana düşüyor, her yağmur tanesini

Suya götürmek, o serin ırmaklara



Öyle ya



Bir almanı herkes tanır, miğferi varsa

Moskofu da tanırlar, yatıp uyumamışsa

Bunları şunun için anıyorum burada

Kim tanır beni, şaşkınlığım olmasa



Bağırıp duruyorum denizin ortasında,

Su buradan ne kadar uzakta…

 

ISSIZ

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Tem 2007
Mesajlar
494
Beğeniler
6
Puanları
0
#17
Düş ve Dua
Yağmura, nisana ve yaşıma aldanıp
Uçurumları kıyı sanarak
Ve dağlar erişilmeyince acı verir
Sözünü unutarak
Kaf dağına gitmek istedim


Irmak inadıyla yürüdüm uzaklara
Bir derviş olup yürüdüm uzaklara

Yanıldı denektaşım geriye döndüm
Kutsal Sözler Panayırı na sığınıp
İpeksi bir sessizliğe büründüm:


Bir hayat, mahçup ve duru
Tanrım, gülleri
Ve sessiz harfleri koru.

 

ISSIZ

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Tem 2007
Mesajlar
494
Beğeniler
6
Puanları
0
#18
Mektup
işte yine günün belini kırıyor akşam
ve sen kırlara benzersin günün bu saati
çıkarmamışsan çiçekli elbiseni.

I

hatırla ve sıkı tut:
korkardın küçükken
serçe parmağın uçacak diye elinden.
diğer çocuklara benzerdim bense
benzemesi gibi, bir çinlinin diğerine.

II

şaşkınım, şehir açmıyor beni
ve namım yürümüyor burada
çünkü tuhaf burada her şey;
denizi sel basıyor hayret
hayret şehir sığmıyor taksiye
ve terör estiriyor rüzgar
kaldırıyor dağın eteklerini bile.

ve burada sensiz bahar
hem yatalak hem öpmeden geçiyor
bir jeton
yanağıma getiriyor da yanağını
kokunu rüzgara salsan
bana getirmiyor.

III

yoksun ya
güvercin avlıyor avluda kedi
kızlar gülüşüyor bahçede
gül üşüyor –gül üşür-
yoksun ya, bezden anne
yapıyor öksüz
öpmek için kendisine.

 

ISSIZ

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Tem 2007
Mesajlar
494
Beğeniler
6
Puanları
0
#19
Giderken Söylenmiştir
I

bakın ne diyorum, dünya
sekerek yürüyor, gözümden düştü ya

seviyorum aklımın almadığı şeyleri
titriyorum emin olduğum zaman
evlerin ev halkının ve devletlerin
gidiyorum bıraktığı boşluktan

nefes alıp emek veren, insan görünce kaçan
gereksiz harcamalar gibi herkesin
canını sıkan ve sonra bakan
gidiyorum, bu kesin.

II

toprağım ben, dünyanın kök saldığı
ancak uyurken Rabbime nazım geçer

dünyayı, o görkemli hastayı
belki bir rüzgar eser beni görmeye
diyerek bekledim ve düşündüm ki
gözlerim kalacak benden geriye

suyu görünce susan bir anneyle bir baba
gibi yaşadım bir kabuğun altında,
dedim bir şey gösterin isim koyacak
bir şey gösterin, şaşırsın bana

III

bu kadar mezarın arasında ne büyür
ey ölüm, gel otur şuraya ve düşün

sözcük yapımında kullanılan
bir şeydir senin gülüşün
herkes güzeldir sustuğu kadar
sen de güzelsin, bu mümkün

ne kaldı geriye aslına uygun olan,
tutumlu güneş, girişken gün
gibi sen kaldın, eli ekmek tutan
bir bahçe kadar düzgün

 

Ahver

Âsî İşgâl Kuvvetleri
İhvan Üyesi
Katılım
24 Tem 2007
Mesajlar
2,873
Beğeniler
701
Puanları
0
#20
Teşekkürler kardeşim.İbrahim Tenekeci sevdiğim şairlerden birisidir.Yıllar önce Sağduyu'daki yazılarıyla tanımıştım ilk olarak.Allah selamet versin.En sevdiğim şiirini paylaşmak istiyorum.

Sözü Yormadan


Efendim'e vermek için
yirmi yedimden gün aldım
yirmi yetimden gül.

I
bir bilseniz Efendim
için için ateşe verdim içimdeki beni
ah beni
hangi vadiler istedi de gitmedim
kıskandım da ne oldu hayattan kendimi.

ah Efendim, sorar durur can;
nasıl bir sondur bu,
kaçtıkça yakınlaşan
kaçtıkça yakınlaşan...

II
derdimi anlattım Efendim
derdimi anlattım, sözü yormadan.
oturup dua ettim, yalvardım;
akıl, git başımdan.

İbrahim TENEKECİ
 
Üst