İbrahim Sadri Şiirleri

Rüveydaa

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
6 Haz 2006
Mesajlar
2,026
Beğeniler
12
Puanları
0
Web sitesi
www.serzenisler.com
#1
Yetmişdokuzun kışıydı

Sertti, soğuktu

İstanbul'a kar yağıyordu

Kömür yanıyordu sobalarda

Geceleri polisler, bekçiler oluyordu

Bir de biz oluyorduk

Ölümüne üşüyorduk ha,

Yalan yok, polisler de üşüyordu

Onaltı yaşındaydım

Herşeyi bükecek bileğim vardı

Onaltı yaşındaydım

Aslan gibi ortadaydım

Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına

Senin için şiirler

Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için

Kahrolsun yazacak kadar adamdım

Onaltı yaşındaydım

Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden

Ne de birileri kahroluyordu

Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden

Onaltı yaşındaydım

Yalan yok

Ben yazmaya böyle başladım

Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti

Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer

Yıkıldı gitti

Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum

Kocaman laflar ediyorum

Marşlar biliyordum

Kitaplar okuyordum

Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan

İstanbul'u seviyordum

Seni seviyordum

Dualar öğreniyordum

Meydanlarda toplanıp bağırıyordum

Herkes gibiydim

Herkes kadar cesur

Herkes kadar korkak

Herkes kadar filinta delikanlı

Ve herkes kadar buralı

Yetmişdokuzun kışıydı

Sertti soğuktu

İstanbul'a kar yağıyordu

Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken

Haliç'in arkasında toplanıyorduk

Gece adamı içine çekiyordu

Biz geceyi içimize çekiyorduk

En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları

Herkes beni seviyordu

En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa

Coğrafya defterimin arkasına

Bunu kimse bilmiyordu

Sizin evin duvarına "kahrolsun" diye yazıyordum

Ve hızla kaçıyordum

Sizin evin duvarına birkez olsun

"Seni seviyorum" diye yazamadım

O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu

Dedim ya

Yetmişdokuzun kışıydı

Sertti soğuktu

İstanbul'a kar yağıyordu

İ.Sadri....
 

gurbet

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
10 Haz 2006
Mesajlar
638
Beğeniler
3
Puanları
0
#2
Yağmur Sonrası




Yağmur Sonrası


Yağmur sonrası karanlıkta bir şehir
İçinde ben.
Şarkılar çalıyor taksilerin teyibinden
Giderken sen...
Tüyleri ıslak kuşlar su içiyorlar çeşmelerden
Kimsenin umrunda değiliz,
Ne aşk
Ne ben.
Bir şey olmamış,bir yerinden vurulmamış gibidir şehir.
Her gidiş niye birbirine benzer.
Arabaların camlarını siler tinerci çocuklar
Bir sigara parasına ömrümü anlatırım
Belki onlar dinler
Çekip gidişin hangi şarkıya benzer
Bulup çıkarırız karanlıkta bir şehrin içinden
Çocuklarla beraber
Neden kimsenin umrunda değiliz
Neden
Ne aşk
Ne ben
Islık çalmayı bilseydim
Birazda kahretmeyi
Hayır aç değilim diyebilmeyi
Canım istemiyorlarla çekip gitmeyi
Denizi seyretmeyi kıyıdan
Martılardan dilek tutmayı becerebilseydim
Belki kolay olurdu sensizlik
Belki benide alırdı koynuna hasretin derin boşluğu.
Yapabilseydim,kapıyı ardından ben kapayabilseydim
Camlara vurabilseydim öfkesini sensizliğin
Kırıp dökebilseydim senin gibi
Birde ayrılığı sevseydim olurdu sanki.
Şu senin gidişin biraz üzmeliydi yağmur sonrası bu şehri
Elimi tutmalıydı beyoğlu
Koluma girmeliydi üsküdar
Geçer demeliydi bakinin kahvesi
Sinema afişleri gönlümü almalıydı
Göz kırpmalıydı fatihin ana caddesi
En azından kadıköy biraz ağlamalıydı
Olur demeliydi galata
Samatya yanımda yürümeliydi tren raylarıyla
Saçlarımı okşamalıydı kasımpaşa
Aşk böyledir demeliydi bakırköy mesela
Yüzüme rüzgarını sürmeliydi eyüp sultan
Eminönü oturmaya gelmeliydi bütün kuşlarıyla
Tophane demli bir çay söylemeliydi en kırılgan anımda.
Yağmur sonrası bu şehri kolkola geçmeliydim bütün arkadaşlarla
Bir şiir yazabilmek için kocaman yalnızlığa
Bunun için isterdim bu şehri yanımda
Yağmur sonrası karanlıkta bir şehir
İçinde ben
Şarkılar çalıyor taksilerin teyibinden
Giderken sen...

İbrahim Sadri
 

emmargah

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
3,348
Beğeniler
6
Puanları
0
#3
öylesine sevmiştim

giderayak son bir şiir göndereyim dedim.hakkınızı helal edin millet






ÖYLESİNE SEVMİŞTİM

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden
Sevdiğimiz şarkıları da
Pencereme konan yusufcukları da
Bana karanlığı bırak
Beni bırak, beni böyle bırak
Böyle ansızın, böyle yakışıksız
Böyle anlamsız, böyle dağınık
Öyle kapıda susuşun
Öyle sarsak, öyle serkeş duruşun
Koy beni sensizliğe
Ve otursun içime kül gibi kor yangının

Şimdi gidiyorsun, git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlarda gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
İBRAHİM SADRİ
 
B

benja

Misafir
#5
hayirdir, bir yere mi gidiyorsun emmargah?

siire gelince cok guzel.. aykut kuskaya'nin sarki olarak seslendirdigi hali de cok guzeldir..
 

emmargah

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
3,348
Beğeniler
6
Puanları
0
#6
arkadaşımın yanına gidiyorum benja bi müddet çevrimdışıyım.

bu arada aykut kuşkaya hayranı olarak bu şarkıyı bilmene çok şaşırdım ve çok sevindim. bi tek ben dinliyorum zannetmiştim.:O

aykut kuşkaya süperdir yaaaa:clapping[1]:
 
B

benja

Misafir
#7
emmargah' Alıntı:
arkadaşımın yanına gidiyorum benja bi müddet çevrimdışıyım.

bu arada aykut kuşkaya hayranı olarak bu şarkıyı bilmene çok şaşırdım ve çok sevindim. bi tek ben dinliyorum zannetmiştim.:O

aykut kuşkaya süperdir yaaaa:clapping[1]:
ben onu msn den yaydim herkese. tek bilen ikimiz degiliz yani :D
 

emmargah

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
3,348
Beğeniler
6
Puanları
0
#8
iyi yapmışsın ya ellerine sağlık ...ama nedendir bilinmez ben daha bu yakın zamanlara kadar aykut kuşkayıyı kimseyle paylaşamazdım kimseyede dinlettirmezdim:O

sanırım artık büyümeye başladım herkes tanısın bilsin aykut kuşkayayı;)
:yahoo:


yaf bu arada bilet bulamadım gidemiyorum.
 

gurbet

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
10 Haz 2006
Mesajlar
638
Beğeniler
3
Puanları
0
#9
SaaT


SAAT

Anne sıcak
Anne kum
Oku anne yoruldum
Saatimiz kaç
İkindi indi anne
Çöl sıcak
Bizi akşam haberlerine yetiştirmesinler
Söyle onlara
Gece güzel anne
Sen ve ben anne
Böyle güzel
Oku anne
Ağrımız dinsin
Söyle yanımıza
Bir de melekler gelsin

Rüzgar anne
Beni tut
Dün dün de kaldı hadi unut
Say ki
İkimiz için bu dünya
Anne ışığa tut saçlarımı
Anne nura
Anne bir adım daha
Bakarsın sonrası
Sidretül münteha

Anne su
Biraz su anne
Yanmış bir çocuğum ben
Saçları kara
Gözleri kömür
Bizi bir ömür unuttular anne
Al beni koynuna
Sen aşktan da sıcaksın
Dünya kandırmadı beni
Kandırırsan yine sen kandıracaksın

Anne sıcak,
Anne kum,
Oku anne, yoruldum!

Gün düşüyor
Yol uzuyor
Ellerime masallar konuyor anne
Kuşların isimlerini öğreten
Sabretmeyi de öğretiyor
Ben toprağı seviyorum
Bana beni anlatıyor
Bir parça çamur anne
Bir nutfe
Sonrası elest
Çocuğum işte aklım bu kadar eriyor

Anne ağlama
Beni koruyan
Bütün yıldızları koruyor
Ne su karışıyor baldırana
Ne baldıran şifa oluyor
Her şey yerli yerinde duruyor
Saat anne
Galiba saat geliyor
Hadi dayan
Cennetin yolu buradan geçiyor

Anne sıcak,
Anne kum,
Oku anne, yoruldum..


İbrahim SADRİ

 

dark87

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
30 Tem 2006
Mesajlar
16
Beğeniler
0
Puanları
0
#10
ibrahim sadri

EĞER

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler yapacağınızı...

Biliyorum ama

Böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı,

Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,

Ve inandırmaya çalışacağınızı,

Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;

Gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.

Fakat söyleyin bana,

Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,

Onu kapıda mı karşılayacaksınız?

Yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle,

Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp

Yerine Kur'anı mı koyacaksınız?

Peki hala Amerikan filimlerini seyredecek misiniz televizyonda?

Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle,

O size kızmadan önce?

Kimbilir?

Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz,

Hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...

Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?

Ve bunun yerine ortalığa,

Kitaplığınızın raflarında tozlanmış,

Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?

Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?

Yoksa teleşla ne yapayım diyerek,

Sağa sola mı koşturacaksınız?

Merak ediyorum:

Eğer Peygamber Efendimiz,

Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,

Yapmaya devam edecek misiniz,

Her zaman yaptığınız şeyleri?

Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?

Her yemekten sonra sofra duası etmeyi,

Yine zor mu bulacaksınız?

Hiç yüzünüzü asmadan,

Oflayıp puflamadan,

Her vakit namazınızı kılacak mısınız?

Ya sabah namazı için,

Sıcacık yatağınızından,

Erkenden fırlayacak mısınız?

Peki ya yine mırıldanacak mısınız,

Her zaman söylediğiniz şarkıları?

Ve okuyacak mısınız,

Her zaman okuduğunuz kitapları?

Peki bilmesine izin verecek misiniz,

Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?

Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?

Şöyle diyelim ya da:

Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de?

Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?

Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?

Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,

Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?

Şimdi söyleyin açık yüreklilikle,

Onun kalmasını ister misiniz sizinle?

Sonsuza dek, hep birlikte...

Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız,

Ziyareti bitip gittiğinde?

Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi?

Bilmek ve düşünmek,

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse

Yapacağımız şeyleri...

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler yapacağınızı
...[/COLOR]
 
K

KeKe

Misafir
#11
Nan Gİbİ...

Ve gözlerin gelir geçer içimden Su içerken sen,sokulurken akşam kızıllığına
Ekmeği bölerken
Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı
Kör olsun sözlerim,unuttuysam adını
An gibi aklımdasın.

Gelir geçer gemiler
Belki sende geçersin diye
Bir kumru konar her sabah pencereye
Bir miladı taşır gece bir yıldız
Soğuk olur,üşürsün ya adamakıllı
Hani sarılırsın kendine
Hani aklın karışır
Bu bir divaneliktir gönül aha alışır
Ömrüm bitse ne çıkar
Can gibi aklımdasın.

Gündür bu geçer gider
Belki bir şey kalmaz sanırsın
Yani bir sabah uyandığında
Ne hayatın tortusu ne kokusu alışmışlığın
Her şey başka olacaktır
Başka bir otobüs başka bir gazete
Resimlerden silinecek yüzün belki de ne adın ne sanın
Bir şafak vakti açınca gözlerini
Bir merhabayla
Yeniden kurulacak dünya
Ve sen her şafak
Nan gibi aklımdasın.

Bazen bir şey geçer içinden insanın
En ücra yerlerinden cesaret gibi bir şey
Ne olacak işte kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel
Fasulyenin tadı yoksa
Şarkılar yakmıyorsa içini
Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa
Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay
Mahallenin en güzel kızına
Denizin tuzu
Yalnızlığın bahanesi yoksa
Bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına
Zannetmeki ölmek zor
Ölmek kolay kolay da
Kan gibi aklımdasın.

Bu da geçer
Her sabah kanayacak değil ya
Bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın
Biraz da helvası bizim bakkalın
Senden ayırdığım üç beş zeytin
Otururum sofraya
Her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın
Bende unuturum nasıl unutulursa sana susuzluğum
Ve nasıl becerdiysem kahrolmayı
Öyle unuturum
Ekmek gibi nan gibi aklımdasın.

Ve gözlerin gelir geçer içimden
Su içerken sen sokulurken akşam kızıllığına
Ekmeği bölerken
Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı
Kör olsun sözlerim,unuttuysam adını
An gibi aklımdasın
An gibi aklımdasın
Aklımdasın...
İbrahim Sadri
 

ilkay

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
15 Kas 2006
Mesajlar
548
Beğeniler
4
Puanları
0
Yaş
33
#12
çok severim İBRAHİM SADRİ şiirlerini saol arkadaşım eline yüreğine sağlık
 

mustafa63

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
23 Kas 2006
Mesajlar
75
Beğeniler
0
Puanları
0
Yaş
37
#15
Ellerimin Büyük Boşluğu

burası dünya ve biz artık çok sıkıldık
alıp başımızı sana gelmek istiyoruz
sana gelmek orada kalmak istiyoruz
çok unuttuk hatırlamak istiyoruz
başımızın okşanmasını
gözyaşımızın silinmesini
kolumuza girilmesini istiyoruz
yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz
rüzgarın sesini,ırmağın sesini
dağların dağ denizlerin deniz
kadınların kadın çocukların çocuk
erkeklerin erkek
ekmeğin ekmek olduğu bir dünyayı
yeniden isterken seni istiyoruz aslında
bunu söyleyemiyoruz
her yer gece çok gece
ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim
çok yenildik yetmez mi
bir bankanın önünde
bir koltuğun altında
bir ziyafetin ortasında
bir günahın tenhasında
büyütüp durduk siyahı
gece gece gece
her yağmur tanesini
bir melek indirirken yeryüzüne
her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi bilmiyoruz
çünkü bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunu
kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek
ve gülümsemekle meşgulüz şu an
sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları
Yusuf'u düşüneceğiz,Yakup'u,Musa'yı,İsa'yı düşüneceğiz,
Nuh' u ve öbürlerini
ve efendimizi,efendimizi
kuyular,kuyular,kuyular kazdık
bir nefes üflemen için yeryüzü bataklığında sazdık
kestik kendimizi,deldik,yaktık
sonra sana değil dünyaya aktık
dünya ki mescitmiş biz onu otel yapmışız
kalktık ki yenilmişiz,değişmişiz,azmışız
bir sızı kalmış içimizde başka şey yok
bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız
bir çocuk oyuncağını alamamış
bir kız sevdiğini saramamış
bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunu
bir adam paramparça, bir çift göz için
biri ekmek götürememiş evine birisi aşk
birimiz dünyayı kurtaracak birimiz yarını
birimizin aklı tutuşmuş yanıyor
birimiz bomboş kalbine bakıp birini arıyor
birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor
birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor
birimiz çekip gitmiş yeryüzünden
ellerini hala açık sanıyor
geldik işte bunlar ellerimiz
açılmış bak, bilirsin ne diye
ki bilirsin biz bu ellerle neler işledik
burası dünya şu biziz,bunlarda ellerimiz
öyle açık, öyle acemi, öyle boş
öyle mahçup öyle dalgın öyle boş öyle boş
senin değilmiyiz hepimiz
senin değil mi herşey
alırsın kime ne,verirsin kime ne
ve bu açtığımız eller senin değil mi
senin değil miyiz hepimiz Rabbim
bir yıldız bir ağaç bir buğday tanesi kadar
kimsesiziz kime gidelim,
yaralarımız var kime,
sıcak bir şey arıyoruz kime,
merhamet istiyoruz kime,
bağışlanmak istiyoruz kime gidelim
sorumuz ve cevabımız sen değil misin
yorgunuz kaybetmişiz dalgınız kırgınız küsmüşüz
bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde
kime gidelim
çok yürüdük yollar kayboldu
yol olduk sana geldik
ne getirdin deme bize
senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur
geldik işte bunlar ellerimiz
bunlar da ellerimizin büyük boşluğu
beş duygum harap,altı yönüm harap
on parmağımda on acı Ya Rab
denize dalan bir testi nasıl tahammül etsin suya
fırlattın beni dünyaya,
yeniden al kucağına
çağır beni yeniden
bu saman çöpünü kasırgada bırakma
büyük bir kapının önünde
bir karınca vurmuş kapıyı bekliyor
kapı açılacak yoksa niye var
rahmet örtecek günahı
geride kalacak gazabın adımları
duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları
sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz
görüneceksin durmadan kendimizden geçeceğiz
görüneceksin her şeyimizle sana göçeceğiz
başımız yerde, açtık elimizi sevgilinle birlikte
bize bak çekip çıkalım uçurumlardan
bize bak çıkalım dünyanın bütün kulluklarından
parçansak al bizi bir daha ayırma evinde uyuyalım
yabancıysak dost ol bize senden ayrılmayalım
elimiz açık başımız ve ruhumuz secdede durmuş bekliyoruz
sevdiklerin aşkına
sevenlerin aşkına
inşirah inşirah inşirah
ayetin değil miyiz senin Ya Allah


İBRAHİM SADRİ
 

efsun hayal

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 Mar 2007
Mesajlar
1,175
Beğeniler
13
Puanları
0
#16
teşekkür ederim.bu şiiri dinlemeyi çok seviyorum.sizler de bulabilrseniz bi dinleyin derim
 

efsun hayal

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 Mar 2007
Mesajlar
1,175
Beğeniler
13
Puanları
0
#17
sevda sokağı

SEVDA SOKAĞI

ben sevdanin oturdugu sokakta oturuyorum
geceler hic bitmiyor ben hic uyumuyorum
gecenin efkari iniyor perde perde
sevdanin hayali vuruyor arada bir icime
ben sevdanin oturdugu sokakta oturuyorum
hani su perdelerinde mavi kus resimleri olan
ali bakkalin hemen yaninda 17 numara
o kirgin hayatin tam ortasinda
hani duvarlarinda hala yazilar olan o sokakta
biri gurbetin ,biri ihanetin,
biride seni boyle sevmenin hikayesi
sevdanin cami bana bakiyor ben cama
ve bak sen su seren cama
pencere onunde menekseler ,hatmiler
bide gece sefasi ,bide haytaligi adamin
abi bide sevdanin hayali vuruyor arada icime
iyi oluyor diyorum bu sana iyi oluyor
arada bir arkadaşlar geliyor lafliyoruz ordan burdan
anlarsinya guzel abim
ic cebimde bir umut doguyor
bide nerden bulduysam resmi sevdanin
resimde sevda inadina guluyor
sevdam gayri resmi bilmekteyim
gelki benim abim birazda ustumuzde macera guzel duruyor
yani yakisiyor adama yakisikli bir sevda
hayat haybeye vurmuyor yuzumuze belasini
hayat sokagimizda bir kehribar tesbih gibi
dokuyor tanelerini takir takir yuzumuze
ben sevdanin oturdugu sokakta oturuyorum
geceler hic bitmiyor ben hic uyumuyorum
agzimda fiyakali bir islik
zulamda agir yarasi sevdanin
ali bakkalin ciragi metin anliyor halinden insanin
metin nedir senin niyetin
kap bakalim abine bi taze ekmek biraz zeytin
bu aksam yine odamda efkar var
anlarsinya metin adamin halinden adam anlar
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Beğeniler
1,025
Puanları
0
#19
ben sevdanin oturdugu sokakta oturuyorum
geceler hic bitmiyor ben hic uyumuyorum
gecenin efkari iniyor perde perde
sevdanin hayali vuruyor arada bir icime
ben sevdanin oturdugu sokakta oturuyorum
lise yıllarında buldum kendimi.kardeş sen hangi sokaktaydın? diye başlayan muhabbet adı altındaki konuşmalarımızın bir süre sonra kaydığı o esaslı sohbetleri aklıma getirdi.ne hoş günlerdi...Allah razı olsun geçmişi hatırlattınız.
selametle...
 

IGMG

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
15 Mar 2007
Mesajlar
125
Beğeniler
0
Puanları
0
Web sitesi
www.igmg.de
#20
Istanbul'a Kar Yağiyordu...

Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu
Kömür yanıyordu sobalarda
Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
Bir de biz oluyorduk
Ölümüne üşüyorduk ha,
Yalan yok, polisler de üşüyordu
Onaltı yaşındaydım
Herşeyi bükecek bileğim vardı
Onaltı yaşındaydım
Aslan gibi ortadaydım
Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına
Senin için şiirler
Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
Kahrolsun yazacak kadar adamdım
Onaltı yaşındaydım
Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden
Ne de birileri kahroluyordu
Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden
Onaltı yaşındaydım
Yalan yok
Ben yazmaya böyle başladım
Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti
Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer
Yıkıldı gitti
Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum
Kocaman laflar ediyorum
Marşlar biliyordum
Kitaplar okuyordum
Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan
İstanbul'u seviyordum
Seni seviyordum
Dualar öğreniyordum
Meydanlarda toplanıp bağırıyordum
Herkes gibiydim
Herkes kadar cesur
Herkes kadar korkak
Herkes kadar filinta delikanlı
Ve herkes kadar buralı
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu
Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken
Haliç'in arkasında toplanıyorduk
Gece adamı içine çekiyordu
Biz geceyi içimize çekiyorduk
En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
Herkes beni seviyordu
En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
Coğrafya defterimin arkasına
Bunu kimse bilmiyordu
Sizin evin duvarına "kahrolsun" diye yazıyordum
Ve hızla kaçıyordum
Sizin evin duvarına birkez olsun
"Seni seviyorum" diye yazamadım
O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
Dedim ya
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu


ibrahim sadri
 

HTML

Üst