Hz. Alİ KonuŞuyor | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Hz. Alİ KonuŞuyor

mustafa

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
8 Haz 2006
Mesajlar
1,972
Puanları
0
HZ. ALİ KONUŞUYOR

Mîladî tarihle altı yüz yılında dünyaya gelmişim.Babamın maddî durumunun iyi olmamasından dolayı beş yaşından sonra Hz. Peygamberin evinde geçmiş günlerim. O günleri çok iyi hatırlarım. Hz. Peygamber'in terbiyesinde yetiştiğim için kendimi şanslı sayarım. Hz. Hatice annemiz bana çok ilgi gösterirdi. Ben de ona çok saygı duyardım. Hz. Peygamber'e iman etmekte geç kalmadım. Geçkalmamın çok pahalıya mal olacağını hemen anladım. Annemin, Cafer ağabeyimin ve Ümmü Hâni ablamın Hz. Peygamber'e inanması beni çok memnun ediyor; babamın, Tâlib ve Akîl ağabeylerimin durumu da beni çok üzüyordu. Içimden hep onlaradua ediyordum.

Ben ondokuz - yirmi yaşlarında iken babam Ebû Tâlib ve Hz. Hatice vefat ettiler. Üç gün ara ile olan bu iki vefat hadisesi, hem beni, hem Hz. Peygamber'i ve hem de bütün Müslümanları çok üzmüştü. Babam vefat ederken çok sevdiğim Cafer ağabeyim Mekke'de yoktu. Çünkü o, yıllar önce bir avuç Müslümanla birlikte, eşini de almış ve Habeşistan'a hicret etmişti. Babamın ve Hz. Hatice'nin vefat etmesi Hz. Peygamber'e çok ağır gelmişti. O güne kadar devamlı kendisine yardımcı olan ben, o günden sonra daha fazla destek vermeye karar verdim. Gençtim, delikanlıydım, bileğim kuvvetliydi; imanım kaviydi. Müşriklerden korkmuyordum. Hicret gecesi Hz. Peygamber'in yatağına yatmakta asla tereddüt etmedim. Üç gün sonra da gidip kendilerine yetiştim. Medine'ye yerleştikten sonra annemi de Medine'ye getirdim. Hz. Peygamber lutfedip beni kızı Fâtıma ile evlendirdi. Bedir, Uhud, Hendek, Hayber başta olmak üzere hemen hemen bütün savaşlara katıldım. Savaşlarda sancağı taşırdım. Hayber'de ağır bir demir kapıyı kalkan olarak kullanmıştım. Hayber savaşından sonra Habeşistan'dan dönen ağabeyim Cafer ile kucaklaşmamızı bir görseydiniz. Hicretten dört yıl sonra, yani ağabeyimin Habeşistan'dan Medine'ye
gelişinden üç yıl önce annem vefat etmişti.

Ağabeyim, babamın da, annemin de cenazesinde bulunamamıştı. Onların yerine de bana sarılıyor, öpüyor ve kucaklıyordu. Hayber gazasından sonra Hz. Peygamber, ağabeyim Cafer, ben ve diğer Müslümanlar birlikte Mekke'ye gittik ve umre yaptık. Biz Mekke'den ayrılalı yedi yıl olmuştu. Ağabeyim Cafer'e aşağı yukarı on iki - on üç yıl olmuştu. Hep birlikte Mekke'yi ve Kabe'yi ziyaret etmiş ve hasret gidermiştik. Ertesi yıl, yani hicretin sekizinci yılında Hz. Peygamber, Bizans üzerine üç bin kişilik bir ordu gönderdi. Bu savaşa kendisi katılmadı, ben de katılmadım. Zeyd b. Hârise'yi orduya komutan olarak tayin etti ve şöyle dedi: "Şayet, Zeyd şehid düşecek olursa komutanlığı Cafer alsın; o da şehid olursa Abdullah b.Revâhâ komutan olsun; Abdullah da şehid edilirse Müslümanlar kendi aralarından münasip birini komutan olarak seçsinler." Hz. Peygamber, bu orduyu uğurlamak için şehir dışına, Seniyyetülveda'ya kadar yürüdü ve onlarıdualarla uğurladı. Ordu Medine'den çok uzak olan Mûte'ye gitti. Bu ordu, kendilerinden çok fazla olan yüz bin kişilik Bizans ordusu ile karşılaştı ve çarpıştı. Ağabeyim Cafer bu savaşta şehid oldu. Hz. Peygamber, mescidde minbere çıkıp uzaklardaki savaş meydanına bakarak Zeyd'in, Cafer'in ve Abdullah'ın sıra ile şehid olduğunu, sancağı Hâlid'in ele aldığını ve orduyu kurtardığını bize haber veriyordu. Mescidden çıktıktan sonra da Cafer'in evine uğradık. Sevgili Peygamberimiz, hanımına ve çocuklarına Cafer ağabeyimin şehid olduğunu haber verdi. Ah güzel ağabeyim benim. Mekke'den Habeşistan'a, oradan Medine'ye oradan da Arabistan çöllerini teperek Mûte'ye gitti ve orada şehid oldu. Dünyanın hiçbir yerini, hiçbir şehrini beğenmedi, uçarak cennete gitti. Onunla iftihar ediyor ve gurur duyuyorum. Onun şehid olmasından sonra Hz. Peygamber'e ve İslâm davasına daha sıkı bir bağlılıkla hizmet etmeye başladım.

Biz bu yolun sevdalılarıyız. Siz bizi yanlış anladınız. Kiminiz Hz. Peygamber'in vefatından sonra bizi hilâfete lâyık gördünüz; ''İslâm'ın bir saltanat olmadığını'' unuttunuz. Kiminiz sonraki ihtilafları dilinize doladınız. İslâm'a olan bağlılığımızı ve hizmetlerimizi gölgelediniz. Halbuki ben size İslâm'a olan bağlılık ve hizmetlerimle örnek olmak istiyorum. Bizi iyi tanıyın ve örnek alın.
 
Üst