Hizmetten Kaçmak Dünyevileşmek - Abdurrahman Candan | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Hizmetten Kaçmak Dünyevileşmek - Abdurrahman Candan

Erkam.

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Mar 2007
Mesajlar
8,441
Puanları
83
Hizmetten Kaçmak Dünyevileşmek

Abdurrahman Candan
2010 - Ocak, Sayı: 287, Sayfa: 018​

İslam’ın özü Allah’ın emirlerine tazim, mahlûkatına da şefkat göstermektir. Özellikle insanlara gösterilecek gerçek şefkat; onların dalaletten kurtulup, hidayete ulaşmasına vesile olmaktır. Bu sebeple Nakşî büyükleri müritlerini ve sevenlerini her zaman insanların hidayetine vesile olacak hayırlı işlere yönlendirmişlerdir. İmam Rabbanî bir yandan Hindistan bölgesi başta olmak üzere müridân ve halifeleri ile birlikte Hinduizm’in Müslümanlar üzerindeki menfi tesirlerine karşı mücadele vermiş, bir yandan da pek çok gayri Müslime İslam’ı ulaştırmak için gayret sarf etmiştir. Ne var ki onun da müridanı arasında dünya sevgisinin tesiri ile hizmetten kaçan, ahiret işlerini bir tarafa bırakıp dünyaya dalan insanlar görülmüştür. İmam hazretleri 132. mektubunda böyle bir müridini bizlere de örnek olacak şekilde uyarır:
Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin. (Âl-i Imran, 8) Ey zahire aldanan kardeşim! (Duyduğuma göre) sufilerin sohbetinden bıkmış ve zenginlerin arkadaşlığını tercih etmişsin. Amma kötü bir iş yapmışsın. Bugün (manevi) gözün kapalı olduğu için gerçeği göremiyorsun ama yarın sana işlerin iç yüzü açılır ve her şeyin hakikati o gün insanlara keşf olunur. İşte o gün yaptığın bu tercihe çok pişman olursun.” (132. mektup)
İmam Rabbanî bu mektubunda alışılmışın dışında sert bir üslup kullanmakta, müridi üzerinde şok tesiri yapmak için gayet açık bir dille onu eleştirmektedir. Mektubuna başlarken yaptığı dua bir ayetten alınmış olup hidayette devamın garantisi olmadığını, hidayetten sonra sapıklığa düşmenin her zaman görüldüğünü ifade etmektedir. Mektupta dikkat çekilmesi gereken başka bir nokta da sözü geçen zenginlerden kasıt ehli dünya insanlardır. Yoksa mektuplarından anladığımıza göre İmam pek çok zengin, emir ve yönetici ile mektuplaşmış, onlarla dostluk kurmuş, onları fakir ve düşkünlere yardımcı olmaları için teşvik etmiştir. İmam Rabbanî maneviyat yoluna girip de tekrar dünya sevgisi tuzağına kapılan bu müridinin yanlış tercihinin sonucunu kendine şöyle açıklar:
Ey Şaşkın! Seni bu durumda iki hal beklemektedir. Ya ehli dünya zenginler arasında (bir parça) Hakk ile beraberlik duygusu yakalarsın veya bu tür duyguları hiç yaşayamazsın. Bu durumların birincisi, (bazı manevi halleri yakalaman) senin için bir şerdir, ikincisi ise daha büyük bir şerdir.
İmama göre Hz. Peygamberin (s.a.v) hayat tarzını terk ederek, dünyanın alâyişine kapılarak ve İslam’a hizmeti terk ederek Hakk’ı bulmak mümkün değildir. Şayet bazıları böyle bir hayat sürmelerine rağmen bir takım manevi haller yaşayabiliyorlarsa, bu, istidrâçtan başka bir şey değildir. İstidrâç Allah Teâlâ’nın kahrı gereği fasığa verdiği sağlık, sıhhat, zenginlik ve bazen de gerçek evliyalar gibi olağan üstü haller gösterme gücüdür. Hakk Teâlâ gazab ettiği bazı kullarının azabını artırmak için onların kötü işlerine bu dünyada ceza vermez, aksine onlara her türlü dünyevi nimeti ihsan eder. Bu geçici hallere kanan gafil Müslüman da durumundan memnun kalarak hiçbir şekilde kendini ıslaha gayret etmez, salih ve sadık insanların semtine dahi uğramaz. Zira bunda nefsin hoşuna gidecek bir şey yoktur. Eğer insan işin iç yüzünü görseydi manen istifade edebilmek için nebevi mirasa sahip Hakk dostlarının kapısında hizmeti büyük bir nimet bilir, yerine göre süpürgecilik yapmayı kendine bir ganimet sayardı:
Ehli dünya zenginlerin başköşesine oturmaktansa sufilerin kapısında süpürgeci olmak senin için daha iyidir. Bugün bu sözüm sana saçma gelir ama yarın ahirette ne dediğimi iyi anlarsın. Lakin heyhat o gün anlamanın hiçbir faydası yoktur.
İmam’a göre dünya sevgisi hiçbir zaman sâliklerin yakasını bırakmaz, daha çok tüketme duygusu tarikata girmekle hemen kaybolmaz, aksine bu duyguları şeytan onlara daha süslü gösterebilir, günümüzde de görüldüğü üzere o günde bazı sâlikler Hakk yolda bir süre bulunduktan sonra tekrar nefislerinin sultasına girerek hizmetten geri dönebilmektedir. Bu acı gerçeği İmam şöyle dile getirir:
Seni bu belaya düşüren ve sufilerden uzaklaştıran sebep leziz yemek ve gösterişli elbise giymek sevdasından başka bir şey değildir. Ama henüz iş işten geçmemiştir, hâlâ elinde tevbe fırsatı vardır. Yaptığın işi iyi düşün, seni Allah Teâlâ’dan alıkoyan her şeyden kaç. Seni O’ndan alıkoyan her şeyi kendine düşman bil ve onlardan kendini korumaya bak. Zira Hakk Teâlâ Kuran’da “Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının.” (Teğabun, 14) buyurur. Bu kesin bir Kur’an ayetidir, (hiç şakası yoktur).
 

Erkam.

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Mar 2007
Mesajlar
8,441
Puanları
83
İmam mektubunun devamında sohbet hakkı diye bir kavramdan bahseder. Eğer bir insan sufilerin sohbetinde bulunmuş ise, hata yaptığında onu uyarmak diğer sâliklere ve özellikle de manevi rehbere bir vazife olmaktadır:
Seninle olan önceki sohbetimizin (beraberliğimizin) hukukuna binaen sana bu mektubu yazıyor ve nasihatte bulunuyorum. Tavsiyelerimi ister tutar istersen tutmazsın. Ben aslında daha işin başında senin fuzuli pek çok işini görünce bu halin başına geleceğini bilmiştim. Tasavvuf yolunda istikameti korumak kolay değildir, Korktuğum başımıza geldi… Yaradılışındaki iyiliği ve uygunluğu görerek, sizden başka şeyler umuyordum. Kıymetli cevherinizi çöplüğe attınız. İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci’ûn, (‘Biz Allah içiniz, dönüşümüz O’nadır).
İmam Hazretleri belki kendine gelir diye mektubunu ilginç bir ayeti okuyarak bitirmiştir. Genelde Müslümanlar arasında bir ölüm haberi alındığında (İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci’ûn). ayeti okunur. Sanki İmam, maneviyat yoluna girip belli bir dereceye ulaştıktan sonra dünyanın alâyişine kapılarak bu güzel yolu terk edenlerin manen öldüklerini bildirmektedir. Bu mektup günümüz Müslümanlarına da önemli uyarılarda bulunmaktadır. Zira gerek sufiler ve gerekse de onların dışındaki dini çevrelerden bazı insanlar İslam’ı yaşama gayretine girdikten bir süre sonra fani dünyanın cazibesinden kurtulmayarak daha önce kötü gördükleri pek çok işleri yapabilmektedir. Yazımızı İmam’ın mektubunun başında zikrettiği dua ile bitirelim. Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.



Altınoluk Dergisi 2010
 
Üst