Hizb-ut Tahrir Medya Bürosu Gündeme Işık Tutuyor | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Hizb-ut Tahrir Medya Bürosu Gündeme Işık Tutuyor

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Haber:"Başbakan ile son derece olumlu görüşmemiz oldu. Tercihimiz güçlü, kalıcı bir hükümetin kurulması yönünde. Erken seçimden ziyade burada herkes koalisyon için çalışıyor."Yorum:"Kırmızıçizgimiz Ak partisiz hükümet""devlet başsız kalmaz"

[TD="align: center"]

[/TD]

[TD="class: content, width: 100%"]

Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği Başkanı Meclise giren dört parti ile de görüştü ve

dedi.

Seçimlerden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümeti kurması için henüz hiç bir partiye yetki vermedi. Tüm partiler gerek azınlık hükümeti ve gerekse de koalisyon senaryoları üzerinde düşünüyor ve çalışıyorlar. Seçim gecesinden itibaren yapılan açıklamalar her gün bir yenisi ile değişiyor.

diyen HDP ve CHP; gerekirse

diyerek dün söylediğini yalanlıyor...
Tüm partilerin tek kırmızıçizgisi kendi menfaatleri... Bu yüzden her gün kendisini yalanlayan açıklamalara ve işlerlere şahitlik ediyoruz.
7 Haziran'dan bugüne bu açıklamalar ile her parti koalisyon veya erken seçim durumunda elini güçlendirmek istiyor. Ayrıca olası bir erken seçimde biz elimizden geleni yaptık diyebilecek şekilde kamuoyuna görünerek oylarını artırmak istiyor.
AK Parti erken seçimi istese de, erken seçime gitmeden hükümeti kurmak, diğer taraftan ise muhalefetin Meclis'te birlikte hareket ederek kendi dışında hükümet kurulmasını engellemeye çalışıyor.
CHP'de ise MHP ve HDP'yi içine alan hükümet modelleri ön planda. Ancak burada en büyük problem Türk milliyetçisi MHP ile Kürt milliyetçisi HDP'nin iki zıt kutup olmaları ve birlikte bir hükümet kurma ihtimallerinin zayıf olması.
MHP'nin ilk tercihi muhalefette kalmaktır. MHP lideri Bahçeli, seçim gecesinden itibaren bu yönde açıklamalarda bulunuyor. Ancak hükümet kurulamadığı takdirde MHP'nin AK Parti ile koalisyon kurması büyük bir olasılık.
Seçim barajını aşan HDP ise erken seçime gidilmesini seçimlerde elde ettiği yüzde 13'lük oyu kaybetmekten dolayı istemiyor. AK Parti-CHP ortaklığı destekleniyor.
Bütün çevreler bir hükümet kurulması konusunda siyasi partileri sorumlu olmaya davet ediyor. TÜSİAD ve genel olarak iş dünyasının tercihi, erken seçimden uzak hükümet formülü AKP+CHP olarak görülüyor. Bunun dışında AKP+MHP, AKP+HDP ve diğer formüllerde destekleniyor.
Ak partinin %41 oy alması, 12 yıllık iktidar olması, Avrupa Birliği üyeliği ve devam eden birçok yatırımın Ak parti tarafından başlatılmış olması AKP+CHP güçlü koalisyonunu istiyor. Bunun dışındaki seçenekler daha kısa vadeli bir koalisyon olacağı için istenmiyor. Ayrıca çözüm sürecinin devam etmesi, yeni bir anayasanın tartışılması ve çıkarılması, siyasi partiler kanunun değiştirilmesi gibi değişiklikler AKP+CHP koalisyonun ajandasında olacak.
AK parti ile MHP koalisyonu yakın ihtimal olmasına rağmen MHP'nin çözüm süreci konusundaki uzlaşmaz tavrından dolayı zor görülüyor. Ayrıca bu seçimlerde HDP'ye giden Kürt oylarının geri dönmeme ihtimali ve kendi milliyetçi oylarında MHP'ye geçme ihtimali de AK parti için endişe konuları.
AKP+HDP koalisyonu ise çözüm süreci, anayasanın değiştirilmesi gibi konularda daha başarılı bir koalisyon olarak görülüyor.
Ak parti bu görüşmelerden sonra istediğini alamazsa erken seçime gitmek isteyecektir. Bunun nedeni olarak diğer partilerin tavrını gösterecek ve bu süre içinde de boşluklar oluşmasını sağlayarak yeniden tek başına hükümet olmaya çalışacaktır.

[/TD]

 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Haber:Yorum:

[TD="align: center"]

[/TD]

[TD="class: content, width: 100%"]

Anayasa Mahkemesi Ak Partinin dershanelerin özel okula dönüştürülmesini, dönüşmeyen dershanelerin ise kapatılmasını öngören düzenlemesi ile ilgili yasayı oy çokluğuyla iptal etti. Bu karar ile dershaneler kapatılmayacak... (Ajanslar)

CHP'nin özel okula dönüşmeyen dershanelerin kapatılmasına ilişkin yasal düzenlemenin iptal edilmesi ile ilgili başvurusunu, Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunluğunun iptal yönünde oy kullanması ile karara bağladı. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı daha sonra açıklanacak. Ancak iptal yönünde oy kullanan üyeler Ak parti tarafından çıkartılan yasanın, Anayasa'nın 13., 42. ve 48. Maddesi'nde güvence altına alınan özel teşebbüs hürriyetine aykırı olduğu fikrini sahipler...
Türkiye genelinde 3.600 dershane var. Milli Eğitim Bakanlığı, geçiş dönemi için dershanelere, temel lise adı verilen ve 4 yıl sonra özel okula dönüşebilecek bir yapı önerdi. Bu dershanelerden yaklaşık 2.200 civarında dershane Milli Eğitim Bakanlığına başvuru yaptı. Ancak bunlar içinden yaklaşık 900 tanesi ruhsat alabildi. Eğer bu düzenleme iptal edilmiş olmasaydı, 1 Eylül tarihi itibarıyla özel okula dönüşümü kabul etmeyen dershanelerin kapatılması öngörülüyordu.
Türkiye'de Ak Parti ile Cemaat arasında yaşanan çatışmanın başlama fişeği, bahanesi dershaneler olarak gösterilmişti. Dershaneler Gülen cemaatinin adam finansmanı olarak görülüyordu. Haliyle Ak Parti dershaneler kararı ile cemaate yönelik operasyonları başlatmış, kamuoyunu ikna etmiş, hem de cemaatin gelişmesinin önüne bir nebzede olsa geçmek istemişti. Çünkü cemaat dershanelerden yetişen çocukları kendi okullarında yetiştiriyordu. Böylelikle hem ülke içinde, hem de ülke dışında güçleniyordu.
Kavganın asıl nedeni asla dershaneler değildi. Ak parti, hükümet ve devlet kurumları üzerindeki cemaatin gücünü, etkisini daralmak, azaltmak istiyordu. Gelinen noktada Ak Parti ile cemaat arasındaki çatışmadan, cemaat kamuoyunda etkisizleşmiş ve kısmen de olsa zayıflatılmış durumda. Ancak Ak parti dershaneler konusunda 2 yılda istenen adımları atabilmiş değil. Kapatılması öngörülen dershanelerin yerine özel okullar açılamamış, yasal düzenlemeler tamamlanmamış ve hafta sonu konulan ek derslerde yetersiz kalmıştı.
Anayasa Mahkemesinin bu kararına Başbakan Davutoğlu "gerekçeli kararı görelim, gerekeni yaparız." diyerek tepkisi gösterse de gerek Cumhurbaşkanından, gerekse diğer yetkililerden tepki gelmemesi bu karardan hükümetin çok rahatsız olmadığını gösteriyor. Normal şartlarda Cumhurbaşkanı ve hükümetin acil sert tepkiler vermesi gerekirdi. Haliyle bu karar hükümete rağmen alınmamıştır. Ayrıca seçim öncesi sert tartışmaların yaşandığı Türkiye yerine "yeni Türkiye" görüntüsü vermeye çalışan hükümet bu karara saygı duyarak hukuka saygılı olduğu görüntüsü verecek görünüyor.
Ayrıca Mahkemenin bu kararına karşılık hükümetin yeni bir yasa çıkartması gerekiyor. Ancak hem Meclisin Eylül ayına kadar tatilde olması ve Meclis aritmetiğinin Ak partinin yeni bir yasa çıkarmasını engellemesinden dolayı zor bir olasılık. Haliyle koalisyon, uzlaşı mesajlarının verildiği şu günlerde kavga siyaseti Ak Partiye bir kazanç sağlamayacaktır.

[/TD]

 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Haber:Yorum:http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29436591.asp

[TD="align: center"]

[/TD]

[TD="class: content, width: 100%, align: justify"]

Meclis'in 26'ncı başkanı, AK Parti Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz oldu. 7 Haziran sonrasında ilk işbirliği testine giren üç muhalefet partisinden MHP'nin ayrışması sonucunda yarışı AK Parti kazandı. İktidar, kendi grubunun 258 oyuyla, devlet protokolünde 2 numaralı makamı muhalefete bırakmadı. Meclis Başkanlığı seçimleri koalisyon ortaklığı konusunda belirgin bir mesaj vermezken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin tavrı, "AK Parti'ye dolaylı destek, koalisyon kapısını araladı" diye yorumlandı. TBMM Başkanı seçilen İsmet Yılmaz'a Meclis mührünü geçici başkan Deniz Baykal takdim etti.

TBMM Başkanlık seçiminde Ak Parti'nin adayı 4'ncü turda kazanarak, Meclis Başkanlığına seçildi. 01 Temmuz 2015 tarihinde yapılan Meclis seçimleri bize aynı zamanda nasıl bir Koalisyon kurulabilir bununla ilgili de fikir verdi. Seçimlerin hemen sonrasında, iktidarın karşısında "%60'lık bir blok" olduğu sık sık dillendirilmişti. Ne de olsa seçimler boyunca, 13 yıllık Ak Parti politikalarını şiddetli bir şekilde eleştiren bir seçim kampanyası yürütmüşlerdi. Meclis'te, AK Parti'nin 258 milletvekiline karşılık CHP, MHP ve HDP'nin toplam 292 milletvekili var. Yani "yüzde 60 bloku" Meclis Başkanlığı'nı pekâlâ iktidar partisinden söke söke alabilirdi.
Ancak yapılan hesaplar tutmadı. MHP'nin duruşu burada etkili oldu. MHP "geçersiz oy kullanarak" dolaylı olarak Ak Parti'nin adayını seçtirmiş oldu. Aynı zamanda "%60'lık blok" içerisinde yer almadığını da gösterdi.
MHP'nin bu tutumu, Ak Parti'nin iktidardaki yeni ortağı olma noktasında anlaşmış olabileceğini gündeme getirdi. Ancak hala CHP de, olası bir Koalisyona yakın duruyor. Meclis seçimlerinde "% 60'lık blok" birbirini ve siyasi pozisyonlarını daha iyi tartmış oldu. MHP, HDP ile bırakın aynı tarafta durmayı, isimlerinin bile yan yana yazılmasını istemiyor. CHP ise Ak Partisiz bir seçeneğin mümkün olmadığını böylece görmüş oldu. Ak Parti, süreci şimdi daha iyi yönetebilir.
MHP, son demlere kadar muhalefette kalacağını, ancak çok "büyük" ihtiyaç halinde Koalisyona sıcak bakacağını söylüyor. CHP ise Koalisyon ortaklığına kapılarını tamamen kapatmış değil. Burada tüm partilerin korkusu, "kim Ak Parti ile koalisyon kurarsa tabanını bu konuda küstürecek." CHP ve MHP hırsızlık ve yolsuzluk konusunu seçimlerde o kadar çok işledi ki; eğer Koalisyon ortağı olurlarsa "hırsız" ile ortak olmuş olacaklar. HDP ise en yüksek düzeyde "AKP ile koalisyon kurmayacaklarını" dile getirmişti. Bu nedenle işi ağırdan alarak Ak Parti'nin kollarına hemen atılmıyorlar.
AKP tabanı ise MHP ile Koalisyon kurulmasını istiyor. Çünkü "muhafazakâr" denilen yaklaşık %60'lık bir kesim Ak Parti ile MHP arasında paylaşılıyor. TÜSİAD gibi sermaye sahipleri ise Ak Parti-CHP koalisyonuna sıcak bakıyor. Amerika ise daha çok koalisyonun dış siyasete nasıl yansıyacağıyla ilgileniyor. Sonuç olarak Ak Parti ile kim koalisyon kurarsa kursun, bu koalisyon uzun süreli olmayacak. Kurulacak koalisyon erken seçimlere gitmek için kurulacaktır.

[/TD]

 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
http://www.haberturk.com/gundem/haber/1110565-90li-yillara-donuldugunu-soyleyenler-belki-de-o-donemlere-ozlem-duyuyorlar"Bu ülkede milli birliğimize kast edenlerle bir çözüm sürecini devam ettirmek, öyle zannediyorum ki mümkün değil" "siz siyasi çalışmalarınızı yürütün, bizim yaptığımız hiçbir eyleme karışmayın""HDP bundan sonra çözüm sürecinin ancak filmini yapar""ben yoksam süreçte yok"

[TD="align: center"]

[/TD]

[TD="class: content, width: 100%, align: justify"]Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan; Çin, Endonezya ve Pakistan'ı kapsayan gezisinde uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. Kandil'in seçtiği yolun daha fazla sabra mahal bırakmadığını ifade eden Erdoğan, "Türkiye asla 90'lara dönmeyecek ya da bölgesel bir savaşın içine çekilmeyecek. Türkiye'nin 90'lara döndüğünü söyleyenler, o günlere özlem duyanlar" diye konuştu.

90 yıllık Kürt sorunu hafızası, Türk milliyetçiliği esası üzerine kurulmuş laik Türkiye Cumhuriyeti'ne hiçbir ders vermediği açık seçik ortadadır. Yıllarca düşman gördüğü Müslüman Kürt halkına eşi benzeri görülmemiş zulümler uygulayan devlet, yaklaşık 40 yıldır yürüttüğü güvenlik politikalarıyla ise Kürtleri bir nevi Sosyalist PKK çetelerinin kucağına atmıştır. Şimdi ise PKK'nın siyasi uzantısı olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile "çözüm süreci" olarak isimlendirilen süreci yürütmektedir. HDP bu süreçte İmralı Cezaevi (Abdullah Öcalan) ve Kandil (Dağ Kadrosu) arasında mekik dokumaktadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın;

sözleri 2005 yılında "açılımlarla" başlayan ve 2013 yılında "çözüm süreci" olarak adlandırılan sürecin, böylece bir kez daha akamete uğradığının işaretini veriyor.
Özellikle 2005 yılından bugüne şehirlerde örgütlenmesini güçlendiren PKK, yol kesiyor, şiddete başvuruyor ve kanlı eylemler yapıyor. Kürt sorununun çözümünde tek adres kabul edilen PKK, bunun da verdiği şımarıklıkla bölgede ki Müslümanları her fırsatta tehdit ediyor, katlediyor. Askere, polise, kamu binalarına ve araçlara yönelik saldırıları gün geçtikçe artıyor. Devlet ise dört yıldır hangarda tuttuğu savaş uçaklarını tekrar havalandırarak bombalar yağdırıyor. Ülke içerisinde binlerce kişiyi tutukluyor. Dolayısıyla Erdoğan kabul etmese de şu an ki hava "90'lı yılları andırmaktadır."
Peki, silahların bırakılması ve Kürt kongresi yapılması çağrılarının yapıldığı bir aşamadan bir anda tekrar 90'lı yılların üsluplarına neden dönüldü?
1- AK Parti'nin seçim sonuçlarının çok büyük etkisi vardır.
2- Kobani olayları ve PYD'ye destek verilmediği takdirde bir anda "çözüm sürecinin" biteceğine ilişkin verilen mesajlar.
3- PKK'nın alan kontrolünü genişletmesi bunu ise tehditle şantaj ile namlunun ucunu göstererek yapması.
4- Kandil'in HDP' ye

dercesine yaptığı katliamları sıralayabiliriz.
Ancak bu bir süreç olduğu için bunlar taraflar arasındaki en son gelişmelerdir. "Çözüm süreci" olarak isimlendirilen sürecin bu noktaya gelmesinde; hem Ak Parti Hükümeti'nin, hem PKK'nın, hem de uluslar arası ellerin rolü bulunmaktadır. Taraflar birbirini suçlasa da şu andaki durum ne Amerika'nın, ne PKK'nın, ne de Türkiye'nin işine gelmemektedir. PKK, artık 90'lı yılların PKK'sı değildir. Amerika'nın bölgedeki en önemli müttefiklerinden birisi olduklarının farkındadırlar. Bu nedenle PKK, silah bırakmıyor! Sadece Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırmaya hazırlanıyor. Yani Irak ve Suriye'de Amerika'nın truva atı gibi savaşmaya devam edecek. Hatta bölgeden çekilen PKK güçleri buralara kaydırılacak. Özellikle Kandil'e operasyonun yapılması ama PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye yapılmaması Amerika ile Türkiye arasında bir mutabakatın olduğunu göstermektedir.
Şu anki atmosfer ve politikalar bir anlamda örgütü hizaya getirme, ayaklarını yerine oturtma ve sonra tekrar temas politikası olarak da nitelendirilebilir. Ak Parti seçimlerde tek başına iktidar olma şansını kaybettiğinde Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan;

demişti. Dolayısıyla sürecin başlatanı olarak görülen Ak Parti,

mesajı veriyor. Özellikle Suriye meselesinde "eğit-donat" formatında kullanılan PYD'ye Amerika'nın destek vermesi ve Türkiye'nin üslerini de açarak buna razı olması, gelişen olayların arkasında üst akıl dedikleri Amerika-Türkiye işbirliğini işaret etmektedir.
Türkiye'de Koalisyon'dan ziyade tekrar erken seçim olma olasılığı %90 olarak gözükmektedir. Ak Parti, Amerika ile birlikte oluşturduğu bu havada seçimlerden tek başına iktidar olursa tekrar süreci başlatarak temaslara geçecektir. Ancak birçok isim değişikliğinden sonra en son "çözüm süreci" olarak isimlendirilen bu süreç, Kürt halkının sorunlarını çözmeyeceği gibi aksine PKK bir taraftan, devlet bir taraftan yarasına tuz basmaya devam edecektir.
Gerçek kalıcı tek çözüm ise ancak Raşid-i Hilafet devleti gölgesinde mümkündür. İçerisinde bulunulan bu fitne ateşini ancak İslam söndürebilir. İslam tüm halkları potasında eriterek kardeşliği sağlayacak tek sahih nizam olarak gözümüzün önünde durmaktadır.

[/TD]

 
Üst