Hemcinsim namahrem mi? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Hemcinsim namahrem mi?

can feda

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
11 Ocak 2015
Mesajlar
1,014
Puanları
0


Farklı cinsler arasındaki mahremiyet sınırlarını az çok hepimiz biliyoruz ve uyguluyoruz. Fakat söz konusu hemcinsler arasındaki yani kadının kadına, erkeğin de erkeğe olan mahremiyetine gelince çoğunlukla “Ne olacak canım?” umursamazlığını gösteriyoruz.
Yüzmek sünnet. Eee hava da sıcak. Yolunuz hafta sonu arkadaşlarınızla birlikte Menekşe Plajı’na düştü. Maksat biraz serinlemek, denizin muhteşem manzarasını temaşa etmek, birkaç ferahlatıcı nefes almak ama illaki muhabbet. Konuşa konuşa indiğiniz kumsalda daha şezlongunuza uzanmadan geldiğinize geleceğinize pişman oluyorsunuz. Sohbet, deniz, kum her şey güzel de gördüğünüz diğer manzara sizi sünnet olan yüzmenin sevabına değil, haram olanın günahına sevk ediyor. Çünkü kadınlar ne mahremiyetlerine dikkat ediyor ne de sizin mahrem alanınıza müdahale etmekten rahatsızlık duyuyor. Hal böyle olunca gözünüzü ne kadar sakınsanız da plajı terk etmek ile bulunduğunuz duruma razı olma arasında tercih yapmak zorunda kalıyorsunuz.
Yazın durum böyle. Kışın azan romatizma ağrılarınıza az şifa, kireçlenen eklemlerinize biraz merhem olsun düşüncesiyle uğradığınız kaplıcalarda da durum hiç farklı değil. Üsküdar’a veya Kadıköy’e geçmek ya da adaların araçsız yollarında faytonların eşliğinde bisiklet turu yapmak için atladığınız vapurda, işten dönerken alelade yürüdüğünüz bir sokakta karşılaştığınız erkek veya kadınların kıyafetlerinde aynı manzara gözünüze çarpınca durumun hamam ve plajlarla sınırlı kalmadığını fark ediyoruz.

Farklı cinsler arasındaki mahremiyet sınırını gözetmede belli ölçüde hassasiyet göstersek de hemcinslerimizle olan sınırları korumakta aynı özeni göstermiyoruz. Bu da çoğunlukla dinen belirlenen ruhsatları bilememekten kaynaklanıyor. Halbuki İslâm dini, mahremiyet çizgisini yalnızca karşı cinsler arasına koymamış. Yani erkek-kadın arasındaki mahrem sınırı kadın ile kadın ya da erkek ile erkek arsında da farklı boyutlarla belirlemiş.
Tesettür denince akla ilk önce kadınların başörtüsü ve Nur Sûresi’nin 31. ayeti gelir. Halbuki yine aynı surede örtünmenin sadece kadınlarda değil erkeklerde ve hemcinsler arasında da olması gerektiği belirtilir. “Ey iman edenler! Emriniz altında bulunanlar ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra, yanınıza girecekleri vakit sizden izin istesinler. Bunlar mahrem halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Çocuklarınız ergenlik çağına ulaştıklarında, öncekiler (büyükleri) izin istedikleri gibi (her geldiklerinde) izin istesinler...” (Nur, 58-59) ifadesiyle belirlenen mahremiyetin cinsiyet belirtmeksizin dikkat edilmesi isteniyor. Konuyla ilgili nazara verilen ayette de belirtildiği gibi uygun olmayan yani kıyafetlerin ve mevcut halin müsait olmadığı zamanları işaret ederek erkek ya da kadın fark etmeden tesettüre riayet etmek gerekiyor. Yakınlığı ne olursa olsun kız evlat annesinin; baba oğlunun ya da kardeşler birbirlerinin odalarına girdiğinde izin istemeleri onların da birbirlerinden gizlemeleri gereken mahrem yerlerinin olduğu anlamına geliyor.
Kadının kadına mahremiyetini Nur Sûresi’nin 31. âyetinde geçen “Mümin kadınlardan” ifadesi bildiriyor. Buna göre bir kadının diğer kadına avreti, dizi ile göbeği arası. Yani bedenlerinin bu kısmına bakmaları caiz değil. Bu meselenin fıkhî açıdan son sınırı. Yrd. Doç. Dr. Hasan Yenibaş, bizim için ifadeyi şöyle açıklıyor: Hanımlar kendi aralarında başları, kolları ve dizden aşağı kısımları açık olarak oturabilir. Ancak bu husus iyi ahlâkı ile tanınmış kadınlar arasında geçerli. Yoksa kadınlar arasında fitneye sebep olabilecek kimseler, yani bir kadında gördüğü özellik ve güzellikleri gidip başka erkeklere anlatacak, o kadın hakkında yanlış kanaat ve düşüncelere sebebiyet verecekler varsa, böylesi bir kadın Müslüman da olsa onun yanında sadece el, yüz ve ayakların açık olmasına müsaade var.

Erkeğin erkeğe olan tesettürü de kadınlarla aynı. Yani onların da dizleri ile göbeği arasındaki kısmı birbirlerinin görmesi caiz değil. Maalesef erkeklerin de ruhsatları suistimal edişine rastlamak mümkün. Her iki cinsin de örtünme konusundaki kurallara riayet etmeyişi toplumsal sapkınlıklar gibi vahim sonuçlar doğurabiliyor. Kadınlarda lezbiyenlik gibi bir tehlike söz konusuyken erkeklerde de gay’lik ciddi bir ahlakî erozyonun varlığını gösteriyor. Toplu kalınan öğrenci yurdu gibi mekanlarda rahat tavırlar sergilenilmesi bu gibi sapıklıkların artmasına sebep oluyor. Bu nedenle hemcinslerine şehvet duyan kadınlar ya da erkeklerin yanında da farklı cinsler arası gözetilen mahremiyet kurallarını uygulamak gerekiyor. Bu tip insanlar ahlâken yeterli olmadıkları için Müslüman bir kadın veya erkeğin onların yanında tesettüre tam olarak riayet etmesi elzem. Böyle bir tehlikeye mahal vermemek için de ruhsat sınırlarında dolaşmamak gerekiyor.
Mahrem algısının yerleşmesi ise çocuklukta verilen eğitimle doğru orantılı. Bu meselenin esasını Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) beyanları tespit ediyor. “Kız ve erkek çocuklar on yaşına basınca onların yataklarını anne, baba, kız ve erkek kardeşlerinin yataklarından ayırmak vaciptir. Erkeğin erkekle, kadının kadınla aynı yatakta yatmaları aslâ caiz değildir; her biri yatağın birer kenarında olsa bile...” ifadesiyle hemcinsle arasındaki münasebetin kardeş bile olsa belli bir mesafede olması gerektiği belirtiliyor. Dört yaşından küçük çocukların avret yeri olmadığından onların bedenine dokunmak veya bakmak mubah. Çocukların on yaşından sonra erkek olsun kız olsun, avret yerleri erginlik çağına ulaşmış kimselerin avret yeri gibi sayılıyor. Burada örtünme kardeşler arsında da olsa uygulanması gereken zaruri bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Netice itibarıyla Allahu Teâlâ’nın bize takvayı emretmesinde pek çok hikmetlerin olduğunu bir kez daha idrak etmiş oluyoruz. Çünkü takva korunma anlamına geliyor. Dini kuralların son sınırı olan ruhsatları fütursuzca kullanarak kıyılarda dolaşanların düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması da maalesef kaçınılmaz oluyor.
 
Üst