Hayırlı olanı tercih etmeli | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Hayırlı olanı tercih etmeli

bulut_bey79

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eki 2006
Mesajlar
12,118
Puanları
0
Web sitesi
3422unitedstates.spaces.live.com
Hayırlı olanı tercih etmeli
07.02.2011

Dünyâda yapılan her işten, düşünceden, dünyâda ve âhirette fayda veyâ zarâr hâsıl olur. Fayda hâsıl olanlara hayır, zarâr hâsıl olanlara ise şer denir. Allahü teâlâ, hayırları, şerlerden ezelde ayırmıştır.

Allahü teâlâ hayır ve şer işlemekte insanları serbest bırakmıştır. İsteyen hayır, isteyen şer işler. Allahü teâlâ, merhâmet ederek, hangi işlerin hayır, hangi işlerin şer olduğunu, Peygamberler vâsıtası ile kullarına bildirmiştir. İnsanlar da bunları, Peygamberlerden öğrenirler. Akıl ve ilim sâhipleri, akla, ilme uyarak, hayır işler. Aklı ve ilmi olmayan câhiller ise, nefislerine, şeytâna uyarak, şer yanî günâh işleyerek, dünyâda ve âhirette azâba sürüklenirler. Sehl bin Abdullah Tüsterî hazretleri; “Harâm yiyenlerin yedi âzâsı, istese de, istemese de günâh işler. Helâl yiyenlerin âzâsı, ibâdet eder, hayır işlemesi kolay ve tatlı gelir” buyurmuştur.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Bedenin hastalığı, ibâdetlerin yapılmasını güçleştirdiği gibi, kalbin ve rûhun hasta olması da güçleştirir. Allahü teâlâ, İslâmiyyeti, nefs-i emmâreyi, arzûlarından, âdetlerinden vazgeçirmek için gönderdi. Nefsin istekleri ve İslâmiyyetin istekleri birbirinin zıttıdır. O hâlde, ibâdetleri yapmakta güçlük çekmek, nefsin kötülüğünü gösteren bir alâmettir. Nefsin arzûlarının kuvveti, bu güçlüğün çokluğu ile ölçülür.

Birçok istekler, tabîat kanûnlarından ileri gelir. İnsan hayâtta oldukça, bu isteklerden kurtulamaz. Sıcak olunca, beden serinlemek ister. Soğukta da, ısınmak duygusu hâsıl olur. Bedenin, yaşayabilmek için lâzım olan ihtiyâçları istemesi, kulluğa ters düşmez. Bu istekler, nefsin istekleri değildir, nefisle ilgileri yoktur. Tabîat kanûnlarından hâsıl olan istekleri, yasak edilmemiştir. Bunları istemek, nefse uymak olmaz.

İnsanın bütün istekleri, Allahü teâlânın ve Onun Resulünün rızâsına kavuşmak için olmalıdır. Peygamber efendimiz; (Bir kimsenin bütün istekleri, benim getirdiğim şeyler olmadıkça, îmân etmiş olmaz) buyurmuştur.”

Mâlı, mevkiyi hayır için arıyan ve hayır işlerde kullanan, râhata, huzûra kavuşmuştur. Mal, mevki gâye olmamalı, hayra vâsıta olmalıdır. Mal, mevki, bir deryâya benzer. Çok kimse, bu denizde boğulmuştur. Allahü teâlâdan korkmak, bu deryânın gemisidir. Hadîs-i şerîfte; (Dünyâda, kalıcı değil, yolcu gibi yaşamalı! Öleceğini hiç unutmamalı!) buyuruldu.

İnsan, dünyâda bâkî yani sonsuz olarak kalıcı değildir. Kişi, dünyâ zevklerine daldıkça, dertler, üzüntüler, güçlükler de artar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yalnız dünyâ için çalışana, yalnız kaderinde olan kadar gelir. İşleri karışık, üzüntüsü çok olur.)

İNSANIN MAKSÛDU, MÂBÛDUDUR
Bir insanın maksûdu, arzûsu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmaya katlandığı, hiç vazgeçmediği şey ise, bu maksûdu, onun mâbûdu olur ve bu hâli ibâdet olur. Çünkü ibâdet, zilletin, inkisârın son derecesidir. Allahü teâlâdan başka mâbûd tanımamak için, Ondan başka maksûd olmamak lâzımdır. Hadis-i şerifte; (Arzûsu âhiret olup, âhiret için çalışana, Allahü teâlâ dünyâyı hizmetçi yapar) buyuruldu.

Abdülkâdir Geylânî hazretleri, oğluna hitaben buyuruyor ki:
“Ey oğul! Senin düşüncen, yiyecek, içecek, giyecek ve dünyâ lezzetleri olmasın. Bütün bunlar, nefsin ve insan tabiatının istediği şeylerdir. Kalbin düşüncesi nerede, nefsin ve tabiatın istekleri nerede? Kalbin düşüncesi Allahü teâlâdır. Senin düşüncen, Rabbin ve Onun katında bulunan nîmetler olmalıdır. Dünyâdan, haram ve şüphelilerden ne terk edersen, mutlaka bunun karşılığında âhirette ondan daha hayırlısı vardır. Ömründe sâdece şu içerisinde bulunduğun günün kaldığını farz et de âhiret için hazırlık yap...”

Netice olarak insan, dünyâda ve âhirette kendisine faydalı, hayırlı olan şeyleri tercih etmelidir. İstekleri, arzûları, hep cenâb-ı Hakkın ve Onun Resûlünün râzı olduğu, beğendikleri olmalıdır. Böylece dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmalıdır...


osman ünlü makale
 
Üst