*.Hanefi Avcı'nın mektubu yalan dolu.* | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

*.Hanefi Avcı'nın mektubu yalan dolu.*

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
Hanefi Avcı'nın mektubu yalan dolu

07 Ekim 2010 Perşembe, 02:00

Hanefi Avcı'nın Silivri Cezaevinden 4 gazeteciye gönderdiği mektup tartışılıyor.

Avcı'nın dinleme, dosya numarası ve Nejdet Kılıcın takibiyle ilgili iddialarının doğru olmadığı tek tek belgelendi.

Silivri Cezaevinde tutulan Hanefi Avcı, önceki gün 4 gazeteciye mektup gönderdi. 6 sayfalık mektupta Avcı, kendine komplo kurulduğunu ileri sürerken "Ben Necdet Kılıç yüzünden değil, Necdet Kılıç benim yüzümden tutuklandı" dedi. 2009/1860 dosya numarasıyla alınan dinleme kararını Necdet Kılıç ve arkadaşlarına sızdırdığını kabul etti. Ancak bu dosyanın Devrimci Karargah dosyası değil kendisini dinlemek için açılan bir dosya olduğunu iddia etti. Avcı'nın bu açıklamalarının kamuoyunu yanıltma operasyonu olduğu ortaya çıktı.

Dosya numarası örgüte ait

Devrimci Karargah'ın adli soruşturma numarası 2009/1868'den oluşuyor. Soruşturma kapsamında süreç devam ederken istihbari ve adli dinlemelere ilişkin mahkemelerden çıkarılan çok sayıda kendi içinde sıralaması bulunan karar numaraları var. Kılıç için çıkarılan adli dinlemenin karar numarası 2010/283'ten oluşurken, yine Avcı'nın "bana ait" dediği 2009/1860 numaralı dosya, Devrimci Karargah soruşturması kapsamında mahkemeden çıkarılan istihbari dinleme kararının numarası. Mahkemenin dinleme kararında, telefonun terör örgütü kapsamında dinlemeye alındığı açıkça belirtiliyor. Hakime sunulan istihbari mahiyetteki evrak içeriği de dinleme kararının amacını ortaya koyuyor.

Örgüt evinde parmak izleri

Nejdet Kılıç'ın soruşturma sürecindeki takibi Avcı'nın "Ben Necdet Kılıç yüzünden değil, Necdet Kılıç benim yüzümden tutuklandı" savunmasını boşa çıkarıyor. Polis, 27 Nisan 2009'da Bostancı'daki çatışmada öldürülen terörist Orhan Yılmazkaya'nın evinde, başka örgüt mensuplarına ait parmak izlerine ulaştı. Parmak izi sahiplerini araştıran polis, örgütsel irtibatları kanıtlananları operasyon dosyasına dahil etti ve dinlemeye başladı. Hanefi Avcı'nın 'arkadaşı' Necdet Kılıç da Yılmazkaya'nın evinde parmak izi çıkan bu isimlerden biriydi.

Nejdet Kılıç'ın telefonu önce istihbarı amaçlı dinlemeye alındı ardından örgüt kapsamında kullanıldığı tespit edilince mahkemeden 2010/283 sayılı adli dinleme karan alındı. Yani Nejdet Kılıç, Avcı'nın iddialarının aksine Devrimci Karargah dosyasının ilk açıldığı günden beri dosyada yer alıyor. Bu bilgiler polisin hedefinin Hanefi Avcı değil devrimci Necdet Kılıç olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İddiaların aksine Nejdet Kılıç, Hanefi Avcı'dan dolayı operasyon dosyasına dahil edilmiyor. Dosya açıldıktan sonra dosyayla İlişkisi tespit edilenler, araştırılarak birer birer dosyaya giriyor. Bazı şüpheliler 2009 Haziran ayında dinlemeye alınırken, diğerleri hakkında sonraki aylarda dinleme kararları çıkarıldı.

Eşi de yalanlıyor

Hanefi Avcı, mektubunda Kezban Küçük ile yaşadığı ilişkinin 2009 yılının altıncı ayından itibaren yakınları tarafından bilindiğini söylüyor. Eşi Şenay Avcı ise Fox TV'ye bu ilişkiyi "İki elimi keserim, kocam böyle bir şey yapmaz. Asla inanmıyorurı yalanlamıştı. şey yapmaz. Asla inanmıyorum" diyerek yalanlamıştı.

DİNLEMEYİ SIZDIRINCA TELEFONLAR SUSTU

Polisin mahkeme kararı ile yaptığı dinlemelere göre Hanefi Avcı, Nejdet Kılıç'a hakim kararı ile dinlendiğini hem de evrak numarası vererek sızdırdı. Nejdet Kılıç bu bilgi üzerine önce telefonunu kapattı ardından arkadaşlarını arayarak telefonlarını kapatmalarını söyledi. Bu nedenle polis örgütün yurtdışı irtibatlarını deşifre edemedi; operasyonu öne almak zorunda kaldı. Avcı'nın mektubunda yer alan özel hayatıyla ilgili ifadeler de kafa karıştırdı.

30 yıllık yüzük parmağında

Kezban Küçük ile olan ilişkisine atfen "Özel hayatımla ilgili konuyu bilmesi gereken yakınlarım 2009 yılı 6'ncı ayından beri biliyorlar" dedi. Avcı'nın bu iddiası eşinin açıklamalarıyla örtüşmüyor. Şenay Avcı, Kezban Küçü-k'ün sevgili olduklarına yönelik beya- natı üzerine şunları dile getirmişti: "Sevgilisi olduğuna dair söylediklerini komik buluyorum. Allah ona akıl fikir versin. Asla ve asla böyle bir şey olduğuna inanmıyorum. Kadın ne yapmaya çalışıyor kim ne akıl veriyor bilmiyorum. 30 yıl önce taktığımız nişan yüzüğü hâlâ eşimin parmağında. Bu bizim aşkımızın en güzel nişanı. Allah o kadının yardımcısı olsun. Kesinlikle boşanmayı düşünmüyorum."

HABER: Seçkin ERGÜN/ANKARA

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/121631-hanefi-avci-nin-mektubu-yalan-dolu-haberi.aspx
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
Hanefi Avcı’yı darbeciler kurtarmış

24 Kasım 2010 Çarşamba, 01:27

Piyasaya yeni çıkan ‘Mösyö’ kitabı, Hanefi Avcı’nın gizli hayatını gözler önüne serdi.

Hanefi Avcı'nın 1984 yılında işkenceden mahkum olduğu ortaya çıktı. Mehmet Baransu'nun yeni kitabı Mösyö'de yer alan bilgiye göre Avcı'yı bu cezadan Askeri Yargıtay 4. Dairesi kurtardı.

Devrimci Karargah Soruşturması kapsamında gözaltına alınan Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın ilk görev yeri Mersin'de, işkence yaptığı kişiler tarafından Mersin Sıkı Yönetim Mahkemesi'ne açılan davada mahkum olduğu belirlendi.
Mehmet Baransu'nun "MÖSYÖ - Hanefi Avcı'nın Anlatamadıkları" isimli kitabında yer alan bilgiye göre, Avcı'nın Mersin yılları sert polislik yaptığı, gözaltındakileri işkenceden geçirdiği dönem olarak dikkat çekiyor.

1 YIL HAPİS 3 YIL MESLEKTEN MEN

Baransu, Karakutu Yayınları arasından çıkan kitabında Hanefi Avcı'yı mahkumiyete götüren süreci şöyle anlatıyor: "Adana 2 Nolu Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi 982/372 Nolu Esas kaydıyla görülen bir davada Remzi Korkmaz, Halit Ertan ve Kalender Irmak, Hanefi Avcı tarafından işkence gördüklerini iddia ediyordu. Bu yüzden Adana 2 Nolu Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi Hanefi Avcı'ya 19-04-1984 tarihli 982/372 esas 1984/118 sayılı kararla TCK'nın 243/1 maddesi gereğince 1 yıl ağır hapis ve 3 yıl memuriyetten men cezası vermişti. Korkmaz'ın ayaklarında doku zedelenmesi, Ertan'ın sağ el bileğinde kırık, Irmak'ın ise dişleri dökülmüştü. Bu arada işkenceye şahit gösterilen Ertan Çıral, kendisinin de Avcı'nın işkencesine maruz kaldığını söylediği için mahkemece muteber olmadığı için kabul görmüyordu.

Avcı, işkence yaptığı gerekçesiyle aldığı hapis cezası üzerine Mersin Sıkıyönetim Komutanlığı Nezdinde Kurulan 2'Nolu Sıkı Yönetim Askeri Mahkemesi'ne ait 1984-467 Nolu dosya kaydıyla kendisi hakkındaki karar için, Askeri Yargıtay 4. Dairesi'ne temyize başvurmuştu. Askeri Yargıtay 4. Dairesi de kararı esastan bozmuştu. Dava tekrar ilk mahkemeye geri gönderilmiş ve Askeri Yargıtay 4. Dairesi'nin esastan bozduğu karara uyulmuştu.

İşte burada biraz sıkı durmak gerekiyor, çünkü 23-01-1985 tarihli ve 1985 / 15 Nolu Karar ile Avcı beraat ettirilmişti. Askeri Yargıtay'ın esastan bozduğu kararın gerekçesi dünya hukuk tarihine geçecek kadar sıra dışıydı: 'Şahitlerin ve müştekilerin aynı örgüte mensup oldukları ve şikayetleri ile ifade tarihlerinde aynı cezaevinde birlikte bulundukları ve 12 Eylül sonrasında örgüt mensuplarının güvenlik güçleri mensuplarına iftiralar ile yıpratmayı kendi ideoloji ve taktiklerinin bir parçası olarak kabul ettikleri ve bunu da tüm yandaşları örgüt mensuplarına yaydıkları böylece sanıkların iddia edilen suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu nedenle tüm sanıkların beraatine karar verilmesi gerekmiş ve vicdani kanaat bu şekilde hasıl olmuştur."

HUKUK DIŞI BİR YORUM

Baransu'ya göre Avcı'nın mahkumiyetinin bozulması; delilsiz, dayanaksız, doğruluğunu yanlış bir kanaatten alan hukuk dışı bir yorumun sonucu olduğu kesindi. Ancak bir gerçek vardı ki gerekçenin herhangi bir yasaya dayandırılmayan ironik özü şu şekilde algılanmaya müsaitti: "Siz örgüt mensupları bizim memurumuzdan daha mı kıymetli olduğunuzu sanıyorsunuz? Vermişsiniz aynı cezaevinde kafa kafaya, iftira atıp bizi burada meşgul ediyorsunuz. Ayrıca işkence yaptıysa da benim memurum yapmış, ne olacak ki?"

Hanefi Avcı'nın işkenceden ceza aldığını gösteren mahkeme kararı.



DÖNEMİN ÜN YAPAN VALİSİ: KARADUMAN

Mehmet Baransu, kitabında Hanefi Avcı'nın ilk görev yeri Mersin'de hızla ün yaptığını ve tüm devlet birimlerinde konuşulmaya başlandığını belirtiyor. Baransu aynı tarihlerde Avcı'yla birlikte Mersin'de bir başka ismin daha ün yaptığına dikkat çekiyor. İşte Baransu'nun kaleminden o isim:

"Bu kişi o dönemki Mersin Valisi, TBMM eski Başkanı ve Ergenekon sürecinde sıkça gündeme gelen Encümen-i Daniş'in üyesi olan Necmettin Karaduman'dı.

Avcı, Karaduman tarafından Mersin'de fikri olarak devşirilmişti. Devşirme operasyonu hemen meyvelerini vermiş, Avcı'nın darbeye giden süreçte solcu ve sağcılara karşı devlet adına daha da sert bir yöntem sergilemesinin ilk sinyalleri Mersin'de kendini göstermeye başlamıştı. Darbe öncesi ideolojik kamplar arasında oluşturulacak baskı ve tedirginliğin ipleri işte bu dönemde Avcı gibilerin ellerine teslim edilmişti."

Avcı'dan MHP'ye rüşvet iddiası

Mehmet Baransu'nun kitabında yer verdiği bilgilere göre DSP - MHP - ANAP koalisyonu döneminde Hanefi Avcı'nın ilgisi siyasilere yoğunlaşıyor. Baransu Avcı'nın bu dönemini şu sözlerle açıklıyor: "Koalisyonun MHP kanadıyla bağlantıları iyiydi. Avcı'nın eşi Kayserili'idi. Avcı da Kayserili dostları sayesinde MHP'yle bağlantı sağlamıştı. Koalisyonu umutla karşılayan Avcı bir müddet sonra çevresine MHP'nin yolsuzluklarını anlatır olmuştu. Özellikle hükümetin MHP kanadından Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın'ın yaptıklarından bizardı. Ancak Aydın'ın bu işte yalnız olmadığını, aldığı her türlü rüşvetten parti Genel Başkanına yüzde yirmi pay verdiğini, hatta büyük bir işten Genel Başkanın payını vermediği için ikilinin tartıştığı iddiasını da gazetecilere ulaştıran Hanefi Avcı'dan başkası değildi. Aydın'la görüşüp, iş alamayan, rüşvet verip karşılığını bulamadığını iddia ettiği bazı işadamlarının gazetecilerle de temas etmesini de sağlamıştı."

DEV-SOL'CULARIN KAFALARINA SIKTILAR

Mehmet Barasnsu'nun kitabında yeralan bilgilere göre Hanefi Avcı'nın 6 Mart 1993'de İstanbul Kartal'da Dev-Sol'a düzenlediği operasyonda yaşamını yitiren Bedri Yağan ve arkadaşlarının başlarından vurulduğu otopsi raporuyla kesinlik kazandı. Olay günü tutulan savcılık ve polis tutanakları ise birbiriyle çelişiyor.

Bahar operasyonu

Kitapta "Dantel" ve "Bahar" adı verilen operasyonla ilgili otopsi raporları ilk defa yayımlanırken, Yağan'la birlikte öldürülen beş kişinin başlarından aynı şekilde vurulduğuna dikkat çekiliyor. Otopsi raporundaki ifadeler neredeyse aynı. Baransu'nun kitabında yayımladığı ve beş kişinin bina dışından çatışma yerine yakın mesafeden öldürüldüğünü doğrulayan raporlarda şöyle deniyor:

Bedri Yağan: Ateşli silah çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırığı ile mütefarik beyin harabiyeti...

Menekşe Meral: Ateşli silah çekirdeği yaralanmasına bağlı kafa kaide çok sayıda kaburga ve el parmak kemikleri kırığı ile beyin kanaması, beyin doku harabiyesi...

Gürcan Özgür: Ateşli silah çekirdeği yaralanmasına bağlı kafa kaide çok sayıda kaburga ve radius kemikleri kırıkları... Cesetten mermi çekirdeği elde edilmedi.

Rıfat Kasap: Ateşli silah çekirdeği yaralanmasına bağlı mandi bula cot ve omur kırığı... Cesetten mermi çekirdeği elde edilmedi.
Ateşli silah çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırığı ile mütefarik beyin harabiyeti...

HABER: Erdal DOĞAN / İSTANBUL
 
K

Kaçak

Misafir
İbretle izliyorum bunları ...
Sazlar ve sözler ...
Adama kimler sahip çıkardı , şimdi kimler deşifre ediyor ...
Hasılı kelam hayat fani , ölüm ani ...
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
İbretle izliyorum bunları ...
Sazlar ve sözler ...
Adama kimler sahip çıkardı , şimdi kimler deşifre ediyor ...
Hasılı kelam hayat fani , ölüm ani ...
haklısınız muhterem kardeşim...

Allah (CC) kimsenin ayağını kaydırmasın....

bilerek yaptığı hatalar nedeniyle düşenin dostu olmuyor..
 

TakVa

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
13 Nis 2007
Mesajlar
2,868
Puanları
0
Hanefi avcı hizbullah ilişkisi diye bu gün bir çok yerde haberler vardı. Adamın ilişki kurmadığı karanlık odak kalmamış.
 
Üst