• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Hadislerin Dindeki Yeri ( Taslaman - Ebubekir Sifil Yeni Program)

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Yardımcı Admin
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,572
Beğeniler
2,660
Puanları
113
#1
[video=youtube_share;Y-BkpROli4E]https://youtu.be/Y-BkpROli4E[/video]


Gece millet coşmuş...
Ve Taslaman nakavt olmuş -)
Uyumasaydım bi kaç twet atardım yahu
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Yardımcı Admin
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,572
Beğeniler
2,660
Puanları
113
#2
Taslaman -ben ilim insanı değilim, felsefeciyim- diyor

Felsefenin hakkını veriyor ama dimi...
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Yardımcı Admin
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,572
Beğeniler
2,660
Puanları
113
#3
Programı şimdi izliyorum baştan -)
Bir saat oldu
Felsefeciyim vurgusunu çok yapıyor
Sifilin aynı mantıkla Kurana şüphe düşer bakış açısı çok isabetli...
Kalbin çizgisi çok ince yau..
İzlenilesi bir program...
 

nefahtü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Haz 2013
Mesajlar
5,117
Beğeniler
333
Puanları
0
#4
İlk fırsatta izleyeceğim.
Taslamanı bir dönem izlemiştim daha yeni yeni tanındığı dönemler, programa çıksında nasıl olursa olsun. Kendini olumluda olumsuzda değiştirmedi.
Dücanene-gillerden.
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,940
Beğeniler
1,035
Puanları
0
#5
Keşke Ebu Bekir Sifil ve benzeri diğer hocalar Taslaman ve benzeri soytarılara fırsat verecek böyle programlara hiç çıkmasalar...

Kudüs düşüyor biz nelerle uğraşıyoruz? la havleee...
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Yardımcı Admin
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,572
Beğeniler
2,660
Puanları
113
#6
Keşke Ebu Bekir Sifil ve benzeri diğer hocalar Taslaman ve benzeri soytarılara fırsat verecek böyle programlara hiç çıkmasalar...

Kudüs düşüyor biz nelerle uğraşıyoruz? la havleee...
Abla gençlik bu tarz zihin işgaliyle karşı karşıya
Çok güzel bir program olmuş
Dinin yanlış anlaşılmasında tamamiyle kişisel algılar mevcut
Ez cümle mesaj şudur ki kanımca
Nasıl bir doktora mühendise müdahale etme çapına sahip değilsek islamın açıklamasını da usulü bilmeden yorumlamaya kalkmayalım
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,940
Beğeniler
1,035
Puanları
0
#7
Abla gençlik bu tarz zihin işgaliyle karşı karşıya
Çok güzel bir program olmuş
Dinin yanlış anlaşılmasında tamamiyle kişisel algılar mevcut
Ez cümle mesaj şudur ki kanımca
Nasıl bir doktora mühendise müdahale etme çapına sahip değilsek islamın açıklamasını da usulü bilmeden yorumlamaya kalkmayalım

Anlamadım O usul bilmeden yorumlamaya kalkan kim oluyor ?

Bir kere daha La havleee :)
 
Son düzenleme:

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,548
Beğeniler
885
Puanları
113
#8
Hadisler ile insanlar ateist oluyora cevap olarak Kur'an'a bakarak ateist olanlar da var deniliyor. Demek ki sıkıntı kaynaklarda değil bakış açısında.

İnsanlar bu hadislere bakarak Işidçi oluyor, oradan referans buluyor dedi Taslaman, cevap olarak da hariciler Kur'an'a bakarak, onu referans alarak harici oldu dedi. Yani sıkıntı yine bakış açısında, algıda.

Eğer Kur'an'da değil de hadiste geçiyor olsa idi, Musa-Hızır aleyhimesselam kıssasını, bir erkeğin dört kadınla evlenmesini ve miras ayetlerini de inkar ederdiniz dedi bu bakış açısı ile bu da nakavtlık cevaplardan biri oldu.

Keşke Taslaman değil de daha tastamam olan Mehmet Okuyan ya da İslamoğlu çıksa idi. İslamoğlu'nda o yürek yoktur da Okuyan olabilir idi. Bir de onun boyunun ölçüsünü görür, hadislerle uğraşmanın ne olduğunu anlamış olurduk.
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Yardımcı Admin
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,572
Beğeniler
2,660
Puanları
113
#10
Nette deve idrarının kanser tedavisinde kullanıldığına dair resmi belge bile var -))))
 

nefahtü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Haz 2013
Mesajlar
5,117
Beğeniler
333
Puanları
0
#11

Ayşe Böhürler

Habertürk ekranlarında Veyis Ateş’in sunduğu, Caner Taslaman ve Ebubekir Sifil’in karşı karşıya geldiği tartışma sosyal medya yorumlarıyla dikkatimi çekti. Sevgili Mevlana İdris’in “Kapattım… This is münazara” tivitini okuyunca izlemeye başladım. Kendisine katılmadığımı söyleyerek izlenimlerimi paylaşmak isterim.

-Bence çok iyi bir tartışmaydı. Caner Taslaman somut örneklerle konuşmayı tercih etti ki; maksadın ve tartışmanın özünün anlaşılması, saptırılmaması bakımından önemliydi.
-Ebubekir Sifil ise daha genel ve soyut yaklaşımları tercih etti ki; birçok noktada doğru tespitleri olsa da yaklaşımı bende “aman ezber bozmayalım” duygusu uyandırdı. Aslında geleneksel alimlerin de yüzyıllardır uyguladığı metodu savundu! Ancak bu yaklaşım ne kadar doğru?
-İslam’da tahrifat yapılmasını engellemek için her türlü itiraz kapısını kapatmak “ataların dinini savunmak” algısını oluşturuyor. İslam’dan sonraki yüzyıllarda, doğal olarak da dönemsel tarihi süreçlerde ortaya çıkan yorumları, eklemeleri ‘dogma’ haline getirmemiz gerekir mi?
-Diğer taraftan Sifil’in tespitleri de önemli. Elbette birçok konuda olduğu gibi standartları korumak, metodları korumak ve bu alanların da bir uzmanlık gerektirdiğini bilmek gerekiyor. Ancak burada neye odaklanacağımız çok önemli.
 

nefahtü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Haz 2013
Mesajlar
5,117
Beğeniler
333
Puanları
0
#12

Konunun anlaşılmasına katkı sağlamak amacıyla bizim kuşağımızın daha yakından tanıdığı bir isim olan Hikmet Zeyveli’den bir alıntıya yer vermek istiyorum. “İslam’ın musamaha ruhunu katı tabiatlarına feda eden ve tarihte ‘Haruri’ diye bilinen ilk hariciler “hüküm ancak Allah’ındır” sloganını alarak Müslümanlarla savaşmışlardır. Gerçekte bu Kur’an ayetlerinin bir parçasıdır. Fakat sloganlaşmış haliyle artık Kur’an’ın bütünü içerisinde ifade etmekte olduğu manasından çıkmış, karşı tarafı tekfir (kafir saymak) için formül olmuştur.” Zeyveli’nin 1986 yılında Kelime dergisinde yaptığı bu tespit bugün için de bambaşka huruç hareketlerinin sloganı olarak yeryüzünde kan dökmeye sebep oluyor.
Zeyveli’nin bu konulardaki genel yorumu ise şöyle: “Kanaatimizce problemlerin çoğu, ‘Kur’ân dışı rivayetlerle yaşatı-lan İslamın getirdiği problemlerdir. Mürteci için ileri sürülen cezaî hüküm buna örnek verilebilir. ‘Kur’ân dışı rivayetlerle yaşatılan İslâm’ ifadesiyle, Hz. Peygamber sonrası uygulama ve içtihatları -on-lardan yararlanması gerekirken- dogmalaştıran bir İslâm anlayışını kastediyoruz. Öncelikle Kur’ân-dışı rivayetler, Kur’ân’ın önüne geçirmemek, ona tahakküm ettirmemek suretiyle birçok problem bertaraf edilmiş olur. Geriye kalan problemler ise, Kur’ân’ın doğru anlaşılmasına mütevak-kıf (dayanan) problemlerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de, kıyamete kadar değişmez ve değiştirilemez evrensel hükümler ve prensiplerin yanı sıra, ilk uygulamasının gerektirdiği özel ve tarihsel hükümler de yer almaktadır. Müslümanların, samimiyetle ve açık kalplilikle bunları tespit etmeleri, evrensel olanından asla taviz vermemeleri ve fakat yerel ve tarihsel olanlarını da çok doğru tayin ederek, onların yerine, Kur’ân’ın ruhuna ve ümmetin maslahatına en uygun olan hükümleri ikame etmeleri gerekmektedir. Böyle bir davranış, Kur’ân’ın ‘kıyamete kadar geçerli’ bir rehber olma özelliğini asla rencide etmez. Bu anlamda Kur’ân ‘bir kere ve bütün zamanlarda geçerli’ bir hi-dayettir.”
İslam coğrafyasını kadınlar üzerinden araştırmış birisi olarak sonradan oluşan ve dini hüküm haline getirilen uygulamaların zararını en fazla kadınların gördüğünü söyleyebilirim. Erkeklere burada daha korunaklı bir alan oluşturulmuş durumda. Kadın sünneti bunlardan birisi. Bunun yanı sıra her ülkede yüzlerce İslam öncesine dayanan, kültürel kökenli ama İslam gibi kabul edilen uygulama var. İslam ile eski inanış ve kültürlerin buluşmasından ortaya çıkan bu gelenekler sürdürülüyor. İslam’ın emirleri ve ruhuyla çelişirken “aman din zarar görmesin “ endişesiyle yaşatılıyor. Bu durumun verdiği zararların Kur’an dışı rivayetleri sorgulamanın getirdiği zararlardan çok daha fazla olduğuna inanıyorum. Özellikle genç nesiller arasında ateizm ve deizmin yayıldığını araştırmalar gösterirken tartışmaları örtbas etmek yerine konuşmakta fayda var.
...
Ve bir de; her bir durumu fırsat bilip “endişe, korku, gerilim” özetle hep ‘anksiyete’ halini topluma geçirmeye çalışanlar var. Bazı karakterler yapısal olarak böyle olabilir. Ama bu kişisel hallerin topluma geçirilmeye çalışılması de destek bulmamalı. Diğer taraftan sosyal medya bu hali geçirmek için çok elverişli bir zemin de sunuyor. Ya din elden gidiyor ya vatan ya aile gidiyor ya demokrasi ya da adalet … Bu vaveyla bu sürekli endişe pompalama hali ne birey ne de toplum için sağlıklı değil. Rehavete kapılmaktan söz etmiyorum elbette ama bu endişe halinin sürekliliğinin de sağlıklı sonuçlar doğurmasını mümkün görmüyorum. Tam da sakin güç olmanın vaktidir diye düşünenlerdenim. Telaşa da gerek yok, endişeye de! İnsanlık tarihi ortada! Bizim ömürlerimiz onun minik bir parçasıyken ancak nasip olanı yapabiliriz, gerisine kudretimiz yetmez!
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Yardımcı Admin
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,572
Beğeniler
2,660
Puanları
113
#13

Ayşe Böhürler

Habertürk ekranlarında Veyis Ateş’in sunduğu, Caner Taslaman ve Ebubekir Sifil’in karşı karşıya geldiği tartışma sosyal medya yorumlarıyla dikkatimi çekti. Sevgili Mevlana İdris’in “Kapattım… This is münazara” tivitini okuyunca izlemeye başladım. Kendisine katılmadığımı söyleyerek izlenimlerimi paylaşmak isterim.

-Bence çok iyi bir tartışmaydı. Caner Taslaman somut örneklerle konuşmayı tercih etti ki; maksadın ve tartışmanın özünün anlaşılması, saptırılmaması bakımından önemliydi.
-Ebubekir Sifil ise daha genel ve soyut yaklaşımları tercih etti ki; birçok noktada doğru tespitleri olsa da yaklaşımı bende “aman ezber bozmayalım” duygusu uyandırdı. Aslında geleneksel alimlerin de yüzyıllardır uyguladığı metodu savundu! Ancak bu yaklaşım ne kadar doğru?
-İslam’da tahrifat yapılmasını engellemek için her türlü itiraz kapısını kapatmak “ataların dinini savunmak” algısını oluşturuyor. İslam’dan sonraki yüzyıllarda, doğal olarak da dönemsel tarihi süreçlerde ortaya çıkan yorumları, eklemeleri ‘dogma’ haline getirmemiz gerekir mi?
-Diğer taraftan Sifil’in tespitleri de önemli. Elbette birçok konuda olduğu gibi standartları korumak, metodları korumak ve bu alanların da bir uzmanlık gerektirdiğini bilmek gerekiyor. Ancak burada neye odaklanacağımız çok önemli.
O kadar somut veri ki üşenmeden yaklaşık iki litre deve idrarı koydu masaya -)
Acaba sahiden deve idrarı mıydı böhürler bunuda sorguladı mı acaba.
Sifil bunu da çürüttü lakin anlamak istemiyorlar
İbn sina ile çürüttü
Onuda geçtik idrarın tedavi olarak kullanıldığına dair resmi belge var yahu.
Belge somut veri değil mi
Sıfıli ilk defa dinledim kimdir necidir yeni öğrendim -)
Genel kanaat Taslaman itibarını zedeledi
Hem yaklaşım yetersizliği hemde uslubuyla
Gerisi teferruattır
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,548
Beğeniler
885
Puanları
113
#14
Ayşe Böhürler'i okuyunca, bizim önümüzde duran insan ne kadar cahilmiş dedim din konusunda. Bir o kadar kötüsü, muhakeme kabiliyeti sıfırmış. Ve meselenin asıl boyutunu hiç görememiş.
 

Tahsin EMİN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Şub 2012
Mesajlar
11,724
Beğeniler
482
Puanları
0
#15
Demek ki -yalnız- Kur'ancıların mantığı böyle işliyor.

Caner Taslaman bir Hadis-î Şerif anlatıyor, Taslaman'ın iddiasına göre bu hadiste cahiliye döneminde kız çocuğunu diri diri toprağa gömen ebeveyn ve gömülen çocuğun aynı azabı çektiğini hadiste yer aldığını ileri sürüyor.

Doğrusunu Ebubekir Sıfil'den öğreniyoruz.
E.Sıfil; ilk doğan çocuk kız olunca bunun bir onur meselesi olarak görülen cahiliye döneminde kız çocuğunu diri diri toprağa gömülmesine karar veren ebeveyn ile o dönemde kız çocuklarını gömülmesi işi ile ilgilenen kadının ( cahiliye döneminde kız çocuklarının gömülmesi sektör haline gelmiş) aynı derecede sorumlu olduklarını ilgili Hadisi şerifi -çarpıtmadan- anlatıyor.

Caner Taslaman'ın gömülen kız çocuğu ile gömdüren ebeveynin aynı azabı çekeceği yönünde bir hadis olduğu iddiasını esas alarak şunu öğreniyoruz. C.Taslaman'ın hadis bilgisi sıfır.

Ama diğer taraftan; Caner Taslaman'ın, bazı Hadisi şeriflerin -sahih olsa bile- normal, sıradan insanların algılamasında sıkıntı oluşturduğunu, bu nedenle ateist olmaya eğilimlerin bu hadislerin sebep olduğu yönündeki sözleri mantıklı.

Evet günümüz insanının -özellikle gençlerin- algılarını gözetmek lazım, dikkate almak lazım.
Doğa üstü, meta fizik çağrışımlarda bulunan rivayetlerin (bu noktada hadis diyemiyorum) din bilgisi zayıf insanlar üzerinde ters etki yaptığı bilinen, tanık olunan, hissedilen gerçeklerdir.
"Mev'üde" kız çocuğu manasında değil mi?
 

alanyali07

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 May 2008
Mesajlar
6,162
Beğeniler
403
Puanları
83
#16
20-30binlik bir face grubu var ve nerdeyse yüzde99u hadisleri inkar eden,Yalnız Kurancı tayfa. ve hepsi de Caner taslamanı destekliyor .

yani ne gerek var bunlarla uğraşmaya denilecek bir mesele değil.

bu tıpkı "herkes Allaha inanıyor zaten, ateist mi var" demek gibi gözü kapatmak oluyor.
ister beğenelim ister beğenmeyelim Yalnız Kurancılık gittikçe gençler arasında yayılıyor. özellikle keyfine düşkün,bazı emir yasaklardan kurtulmak isteyenler arasında.
O sebepten bu topluluğa karşı da sağlam argümanlarla cevap verebilecek düzeyde sosyal medyanın tvnin kullanılması gerekiyor.
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,548
Beğeniler
885
Puanları
113
#17
Bir de yalnız risale-i nurcular var.:crying: :O

Allah'tan Fetö kadar güç bulamıyorlar da zulmedemiyorlar, yalnız dillerinde kalıyor leke... Manevi zulüm de zulümlerinden en büyüklerinden tabi.
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Yardımcı Admin
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,572
Beğeniler
2,660
Puanları
113
#18
20-30binlik bir face grubu var ve nerdeyse yüzde99u hadisleri inkar eden,Yalnız Kurancı tayfa. ve hepsi de Caner taslamanı destekliyor .

yani ne gerek var bunlarla uğraşmaya denilecek bir mesele değil.

bu tıpkı "herkes Allaha inanıyor zaten, ateist mi var" demek gibi gözü kapatmak oluyor.
ister beğenelim ister beğenmeyelim Yalnız Kurancılık gittikçe gençler arasında yayılıyor. özellikle keyfine düşkün,bazı emir yasaklardan kurtulmak isteyenler arasında.
O sebepten bu topluluğa karşı da sağlam argümanlarla cevap verebilecek düzeyde sosyal medyanın tvnin kullanılması gerekiyor.
Hocalarının!! hezimetini hazmedemedikleri için bahane üretiyorlar. Cuma günü kılınan namaz ve kader vurgusu güzeldi.

ateistlerin kimisi hemen belaltı yorum yapıyorlar
Anladıkları dilden yazarız aslında bize cevap vermeye çapları yetmezde Allahın izniyle -) İslami kimliğimiz durduruyor...
Bir başka ateist Sifilin duruşunu haklı bulmuş.

Şerde hayr vardır inş gençlerin uyanışına vesile olur..
 

Tahsin EMİN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Şub 2012
Mesajlar
11,724
Beğeniler
482
Puanları
0
#19
Ayet, kız çocuğunun kendisi olarak ifade eder.

Proğram dedikodudan öteye gidemedi...
 
Üst