Hadislere Güvenmemenin Sacmaligi | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Hadislere Güvenmemenin Sacmaligi

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
BAZI BEYINSIZLERCE HADISLERE GÜVENMEME HAKKINDA ORTAYA ATILAN SÖZLERIN SACMALIGI

Birde ara$irip inceliyen büyük alimlerin yüce makamlarina dil uzatan bazi beyinsizleri görüyoruz ki, <Hakkimizda en faydali ve layik olan ve yanliz Kur´an´da toplanan ilahi hükümleri kabul etmeli vedaha ileri gitmemeliyiz.> diyorlar. Bunlarin maksatlari hadislere güvenilip onlardan hüküm cikarilmamasidir ki, bu görü$ün bozuk ve sacma oldugu büyük alimlerce pek acik ise de, bazi insanlari saptirmaya vesile edilmesi yüzünden, cürütüp reddetmeyi vazifeden sayariz.

Bilinmektedirki, biz, Kur´an ayetlerinin ve kesin olan hadislerin delaletiyle nasil Kur´an´daki ilahi hükümlere boyun egmekle memur isek, sabit olan hadislerle emir ve tavsiye buyrulan dini hükümleri de kabul etmek zorundayiz.

Bu konuda eski ve yeni alimlerin icmai bulundugu gibi sünnete sarilmak ve bütün söz ve fiillerinde Peygamber efendimize tabi olmak gerektigine delalet eden bunca ayetler vardir.

Hatta yanliz $u okuyacagimiz iki ayet bulunsa idi yine Hz. Peygamber´in sözlerine tabi olmanin vacib bulundugunda $üphe kalmazdi:

<Rahmetim dünyada her $eyi ku$atmi$tir (mü´mine de kafire de $amildir). Fakat ahirette onu, küfürden sakinanlara, zekati verenlere ve ayetlerimize iman etmi$ onlanlara has kilacagim. Onlar ki, yanlarinda bulunan Tevrat ve Incil´de ismini yazili bulduklari ümmi Peygambero Resul´e tabi olurlar; o (Resul) kendilerine iyiligi emrediyor,onlari fenaliktan alikoyuyor; onlara (nefislerine) haram ettikleritemiz $eyleri helal kiliyor, murdar $eyleri de üzerlerine haram kiliyor, onlara agir yüklerini, üzerlerindeki baglari indiriyor. Ve onlar ki, ona (Resul´e) iman edenler, kendisine tazim ederler, ona yardim ederler ve kendisine indirilene (Kur´an´a) tabi olurlar,i$te bunlar kurtulanlardir. Ayeti, ikincisi de <O hevadan (kendi nefsinden) söylemiyor. Kur´an sade bir vahydir, ancak vahy olunur.>

(Dipnot:
Filozoflarca varlik sade hayir oldugu icin her var olanin nimet derecelerinin en a$agisi olan varlikla faydalanmasi, rahmetin bütün var olanlari icine almasinda kafi görülür. Tefsircilerin pek cogu ise bu $ümulü, mükellefler icin dü$ünerek <Mü´min ve mü$rik, iyive kötü, dünyada rizik bulup her biri Allah´in nimetiyle derecelerine göre faydalanmaktadirlar.> diyorlar.

İmami Fahri Razi <Arkada$larimizca (yani e$´arilerce) bu ayet <Kendisine (padi$ahlarin muhtac oldugu) her $ey verilmi$.> (Neml süresi,ayet: 23) ayeti gibi hususi mana kasdedilen umumi ayetler kabilindendir.> diyor. Merhum Ebu´s-Suud, ba$ tarafta <Ben azabimi kullarimdan diledigime isabet ettiririm.> (Araf süresi, ayet: 156) cümlesindeki <dileme> kaydini burada da kabul ediyor. Fakat diyor ki: <Azab isabet ettirmeyi muzari(geni$ zaman) sigasi ve rahmetin kaplamasini da mazi (gecmi$ zaman)sigasi ile ifade etmede rahmetin zat geregi oldguna ve azabin ancak kullarin itaatsizlikleri sebebiyle olacagina i$aret vardir.>

Iyi bilinmelidir ki, Israil ogullari buzagiya tapmaktan tevbe etmek istediklerinde tevbelerinin kabulu, canlarini feda etmelerine baglandigindan pek cok kimseler bu yolda vucutlarini yok ettiler. Hz. Musa da bu durumlari görünce Allah´a hitab ve dua ederken <Bize,hem bu dünyada bir iyilik, hem de ahirette bir iyilik ver.> (Araf süresi, ayet: 156) diyerek ümmeti hakkinda iki cihan selameti istedi. İ$te bu ayette ona cevab olarak gelen ilahi kelimeler aciklaniyor. Hz. Musa´nin kavminin cogunlukla iki cihan selametine layik olmadiklarina i$aret buyruluyor. Cünkü onlar takva ve itaat dairesine girmiyor, farz olan zekati vermiyor ve i$lerine gelmiyen ayet ve mucizelere inanmiyorlar idi. Nitekim yerinde tafsilatiyla aciklanmi$tir.

Gelmesinden önce Incil´in icindekilerden bahsetmek aynen Peygamber efendimizle Kur´an´dan bahsetmek gibi gaybdan haber verme kabilindendir. Bunda $üphe yoktur.
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Yani dünya ve ahirette Allah´in rahmetine layik olmak, senin zamaninda bulunup da o vasiflari tamamen üzerinde toplayan kimselerle son zamanlara yeti$ip Hz. Muhammed´e iman ederek ona tabi olabilenlere mahsustur.

Denirse ki: Ahiretteki rahmet, Hz. Peygamber zamaninda bulunup, Peygamber efendimize iman ederek ona tabi olan Israil ogullarina mahsus olsa, diger mü´minler icin olmamasi gerekir.
Deriz ki: Hayir! Cünkü bu mahsus olu$, hakiki degil, izafidir. Yani <bu rahmetin, ahir zaman Peygamberine iman etmiyen Israil ogullarina $ümulü olamaz> demektir. Zira arz olundugu gibi, Allah´in bu hitabi Hz. Musa´ya olup, Israil ogullarinin durum ve sonuclarina aittir.

Notlar ve bazi noktalar:
1-Burada resul ile nebi arasinin birle$tirilmesi hele resulun ba$ta zikredilmesi-- bu kelimelerin lügat manasinda olduklarina delalet eder. Binaenaleyh merhum Beyzavi <Resul adi Allah´a, nebi adi ise ümmete göredir.> diyor. Yani Allah tarafindan gönderilip kullara hükümleri teblig eden zat demek olur.

Nitekim <Ve kavmine gönderilmi$ bir peygamberdi.> (Meryem süresi, ayet:51, 54) ayetini de <Onu Allah insanlara gönderdi, o da onlaraAllah tarafindan haber verdi.> diye tefsir ediyor. Cünkü resul ve nebi kelimelerinin bir zat hakkinda kullanildigi $ekillerde umumilik ve hususilik itibariyla olan me$hur farki gözetmeye imkan kalmiyor. Aksine, itibarca farklilik dü$ünmeye lüzum görülür.

Ama <Ey Resul´um), biz senden evvel hic bir resul ve hic birpeygamber göndermedik ki...> (Hacc süresi, ayet: 52) ayetinde kelimler birbirine kar$ilik kilinarak sifatladiklari birden fazla oldugu icin aralarindaki farki belirtmeye lüzum görülmü$ ve ayni müfessir orada <Resul, yeni bir $eriatle gönderilip de halki ona davet etmekle vazifeli olan zat, nebi ise daha umumi olup,önceki $eriati ögretmek icin gönderilen zatlari da icine alir.> diyor. Hz. Ismail, Yunus ve Ilyas´in resullerden olduklarina delalet eden ibareler, lügat manasina yorumlanarak o fark hakkindaki tenakuz meselesi ortadan kaldirilabilir.

2-Ümmi kelimesi, anne demek olan <ümm> kelimesine veya cogunlukla okuyup yazmayla ugra$madiklari icin <ümmetü´l-arab> (arab milleti) deyiminin veya Mekke´nin isimlerinden olan >Ümmü´l-Kura> tamlamasinin birinci kelimesine nispet sigasi olup, <hic yazi yazmiyan ve okumiyan zat> manasinadir. Kendileri hakkinda güzel sifatlardan sayilmiyorsa da, Peyghamber efendimiz –yukarida i$aret edildigi gibi-- hic yazi yazmami$ ve okul yüzü görmemi$ oldugu halde Allah´in izniyle gecmi$lerin ve geleceklerin ilimlerini bilmesi sebebiyle, bilhassa peygamberligi hakkinda en büyük mucizeyi ifade etmi$ oluyor ki, Peygamber efendimizin mübarek sifatlari sirasina geciyor.

Gercektende peygamberlikten önce hic kitab okumakla ugra$madigi gibi yazi yazmadigi da, bilinen gerceklerdendir.

Nitekim yukarida incelenip aciklandi. Yanliz ilahi vahy ile harflerin adlarive yazi $ekilleri kendisine ögretildikten sonra da ömrünün sonuna kadar yazi yazip yazmadigina tereddüt ve ihtilaf cikmi$tir. Güzel yazi yazmanin ögretildigi hakkindaki hadislerden yazi ve imlayi bildigi anla$iliyor.

Bu hadislerden bir kismi $ifa´da kayitlidir. Fakat mübarek eliyle bir defacik olsun yazi yazmi$ oldugunu $ifa´nin yazari kuvvetli kaydetmiyor.

Ama merhum Kurtubi diyor ki: Sahih-i Buhari´de Hudeybiye bari$i konusundaki <Sonra Hz. Peygamber mektubu aldi ve yazdi.> ibaresi acikca gösteriyor ki, o sirada Hz. Peygamber bizzat yazmi$tir. Bu ibareyi <yazdirdi> diye mecazi manasina yormaya sebeb yoktur.

Kur´an´da kendisinde bulunmadigi kaydedilen $ey, ögrenme ve tahsil yoluyla yazi yazmaktir. Harika olarak sonradan yazivermesi ise mümkündür. Eger yazmi$sa bu da ayrica bir mucizesi olur.
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Malikilerin büyüklerinden merhum kadi Ebu´l-Velid el-Baci bu meseleyi ortaya attigi zaman bir takim mutaasiblar onu kafir ilan etmeye Kadar vardilar. Fakat ba$ka ülkelerin alimlerine ba$vurulunca kendisini dogrulama yollu pek cok mektublar yazilmi$ti.

Kisacasi, ömrünün sonlarina dogru bir defa yazi yazmi$ oldugu sabit olsa da ba$ka yazi yazmadigi ve Kur´an´i hep ezbere okudugu tevaturle bilinmektedir ki, nebi ve resul olduguna bundan daha acik delil aramak lüzumsuzdur.

Gerek namazda ve gerek delil getirirken Kur´an´i defalarca okumakta oldugu halde hic kelimelerini bozup degi$tirmemesi gercekten pek büyük bir mucizedir. Cünkü hatiblerden biri, yazmadan okudugu bir hutbeyi bir daha okuyacak olsa az cok mutlaka fazla veya Eksik okuyacagi tabi bir $eydir.

Hele üzerinden yillar gecen ve Kur´an gibi bunca ayet ve sureleri bulunan, nesir halindeki söleri hep harfi harfine ve bir tek $ekilde okumak, Allah tarafindan desteklenmi$ olmiyan zatin kari degildir.
Binaenaleyh bu hususu dikkat nazarina alanlar ba$ka mucizelere lüzum görmezler zannederiz.

3-<Yanlarinda...ismini yazili bulduklari.> cümlesi, peygamberligin dogruluguna ve mübarek sifatlarinin muhakkak olarak Tevrat ve Incil´de yazilmi$ olduguna $ahadet ediyor. Cünkü gercekten böyle olmasa bu aciklamaya fayda yerine zarar görülecegi muhakakti. Yahudi ve hiristiyanlari Islam dininde uzakla$tirmaya bundan büyük sebeb dü$ünülebilir mi? Yalan ve iftirada direnmek kadar nefret ettirici bir $ey olmiyacagi $üphesizdir. Sebebsiz yere halki nefret ettirerek davaya kalki$mak ise akli ba$inda olanin kari degildir.

Demek, Hz. Peygamber´in sifatlarinin eski kitablarda bulundugu muhakkakmi$ ki, bu husus onlara hatirlatiliyor ve insafa davet ediliyorlar.

Kitab ehlinin alimlerinden pek cok kimselerin önceden ve sonradan iman etmeye ko$malari da bu iddiayi aydinlatan deliller cümlesindendir.

<Adi veya mübarek sifatlari yazilidir.> denilecek yerde <kendisi yazilidir.> buyuruluyor ki, bundan adinin ve $ahsinin o kadar acikca belirtilmi$ oldugu anla$iliyor ki, Hz. Peygamber aynen bilir ve hic tereddüde meydan kalmazmi$.

Nitekim <yanlarinda> kelimesi, Hz. Muhammed´in durumunun apacik olmasi sebebiyle hic gözlerinden kaybolmayip kafalarinda canlanmakta olduguna i$aret ediyor.

<O (Resul) kendilerine iyiligi emrediyor...> cümlesi parantez cümlesi olup, Hz. Peygamber´e tabi olan kavimlere lütfedilecek geni$ rahmetin bazi hükümlerinin aciklamasini icine almaktadir. Yahut da <yazili> kelimesinin tefsir ve aciklamasi olup, Hz.Peygamber´in sifatlarinin Tevrat ve Incil´de nasil yazildigina i$aret ediyor.

Yani o Peygamber onlara, me$ru ve akla uygun olan,Allah´in emrine saygi, O´nun yaratiklarina $efkat ile emredip, bunun aksi olan gayri me$ru $eylerden onlari men eder. Yahudi milletinin zulüm ve haddi a$malarinin belasi olarak kendilerine haram kilinan temiz $eyleri helal, rü$vet ve $arap gibi pis $eyleri haram kilar. Onlarin üzerlerindeki agir hükümleri ve Tevrat´in hükümleriyle amel etmeyi elden birakmamaya dair olan yemini ve tevbenin kabulünde canlarina kiymak v.s gibi mükemmel bulunduklari bir cok güc teklifleri kaldirip yok eder.

<Ta´zir>kelimesi burada <saygi göstermek> manasinadir ki, dü$manlari uzakla$tirmayi da icine alir. Zira aslinda <men etmek>demektir. Hatta tekrar i$lemeyi men etmesi sebebiyle dini cezanin hafifi olan cezalara da ta´zir denir.

Araf süresi, ayet: 156-1567. <Ve onlar ki, ona (Resul´e)iman ederler, kendisine tazim ederler, ona yardim ederler...> cümlesi, Hz. Muhammed´in yüce vasiflarini acikladiktan sonra ona uymanin nasil olacagini, ona uyanlarin yüce $an ve derecelerini ve bu sayede elde edecekleri iki cihan saadet ve selametini aciklamak icin buyrulmu$tur.
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Yani, o kimseler ki, o yüce Peygamber´e iman ettiler, peygamberligini kabul ederek emir ve yasaklarina uydular, ona saygi gösterdiler, din dü$manlarina kar$i kendisine yardim ettiler, sünnetlerine tabi olmakla beraber, indirilen ilahi nura (Kur´an´a, cünkü Kur´an bizzat acik ve Allah´in hükümlerini aciklayici olmasi sebebiyle nura benziyor) tabi oldular, bu güzel vasiflari sebebiyle iki cihan saadetine erecek olanlar, sirf kendilerinden ibarettir.

Bu ayetlerin arkasindan <(Resul´um de ki Ey insanlar! Gercekten ben sizin hepinize gelen, Allah´in Peygamberi´yim. O Allah ki, yer ve göklerin tasarrufu O´nundur...> (Araf süresi ayet: 158) ayetiyle de Hz. Muhammed´in peygamberliginin umumiligi aciklanmi$tir ki, yukaridaki müjdelerin, Israil ogullarindan olup da Hz. Peygamber´i kabul edebilenlere mahsus oldugu zannedilmesin.

Necm süresi, ayet: 3-4 Bu ayetin üst tarafi olan <Sapmadi dogru yoldan arkada$iniz (Hz. Peygamber), azitmadi da (haberiniz olsun, ey Kurey$ halki!.> (Necm süresi, ayet: 2) ayetiyle beraber dü$ünülünce ifadesinin özeti $u $ekilde olur: Hz. Peygamber sizin taptiginiz ilahlardan uzakla$tigi zaman sapitmi$, bizzat yanliz kalarak gördügü gayb hakikatleri sebebiyle azmi$ olmadi. Hala da teblig etmekle bulundugu hükümlerde kendiliginden söylemiyor. Yani önce hidayete ermi$ti. $imdi de alemi sapikliktan kurtarici ve dogru bir Peygamber oldugu muhakkaktir.

Bu manayi dü$ünmekle maziden muzariye gecmenin hikmeti anla$ilir.
<O sade bir vahydir. Ancak vahy olunur.> ayetindeki zamir mutlak olarak Hz. Peygamber´in sözlerine, yani ümmete teblig edip ögrettigi Kur´an ve hadis metinlerine i$aret ederse, <vahy> göndermek ve ilham etmek manasina mastar olup, ismi mef´ul manasinda kabul edilir. Yani dinle ilgili her sözü, Allah tarafindan gönderilmi$ veya ilham edilmi$tir.

Eger Kur´an´i okumaktan ibaret kabul edilirse yine böyle olur. Ama Kur´an´in kendisine i$aret olursa <vahy> kitab manasina yorumlanir. <Vahy olunur.> cümlesinin, mutlaka mecaz ihtimalini ortadan kaldiran bir te´kid sifati oldugu $üphesizdir. Cünkü mübagalayi adet edinenler <Falan zatin sözleri muciz> veya <sözleri büyüdür.> derler. Bu kabilden olarak Hz. Muhammed´in sözlerinin de saglamlik ve kuvveti veya ekseri kelimeleri itibariyla vahy sayilmasi ihtimali, te´kidle ortadan kaldiriliyor. Cünkü te´kid, belagat ehlince hakikatin $üphesiz oldugu ifade edilen yere mahsustur.

Mesela: Bir at, yürüyü$ündeki sür´ate göre ucmakla vasiflandirilabilir. Fakat <kanatlariyla ucuyor.> denilmez. Meger ki, <adeta> ve <sanki> gibi bir kayit eklene veya $air mübalagasi kasd edilmi$ ola.

Ba$ka bir ihtimal olarak ifadenin özeti $udur: <Hz. Peygamber ne kahinler gibi cinlere yakla$arak delalete dü$tü, ne de ekseriya azginlarin tabi olduklari $airler gibi azginlikla ilgili bulundu. Bu durumda teblig etmekte oldugu mübarek sözler –iddia ettiginiz gibi-- kahin ve $air sözü olmayip ancak Allah´in vahyi olur.>

Not: I$aret edildigi gibi <arkada$iniz> kelimesindeki hitab (ikinci $ahis zamiri) ile hitab edilenler Kurey$ kabilesidir. Bu durumda Hz. Peygamber efendimizin yüce hallerinin tafsilatini görüp, tamamen reddedilen azginlik, sapiklik ve nefsinin arzusuna uygun söz söylemekten onun uzak oldugunu bildiklerini anlatip hatirlatmak icin olmalidir.

Cünkü uzun zaman devam eden arkada$lik ve onun güzel hallerini görmenin, anilan sonuca ba$li ba$ina bir sebeb olacagi $üphesiz bir hakikattir.

Bu ayetler, yüce Peygamberi´mizin sözlerinin mutlak olarak vahy, dogru ve uyulmasi vacib $eyler olmasini gerektirdigi gibi, Hz. Peygamber´in emrine uymanin iki cihan utanc ve helak sebebi olacagina i$aret eden Kur´an ayetleri de vardir ki, Bizim icin Kur´an mükemmel olarak anlamak ancak hadisler sayesinde mümkün olabilir. (Risale-i Hamidiyye Sf. 441-446/Hüseyin Cisri Efendi)
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Kısası şu:

Küffar, haricilere ve şiaya da öğreten İblis'ten öğrendi:

Kur'an, hafızlar yüzünden lafzen (metin itibariyle) tahrif edilip değiştirilemez. Kur'an'ı mana olarak tahrif etmenin yolu: Sünneti/Hadisi değiştirmekten/iptal etmekten geçer.

Sünneti de gözden düşürmek için:

Mezhebleri/alimleri/arifleri kötüleyeceksin ki Müslümanlar uzak dursunlar ve Sünnetten soğusunlar.
.

Sonrası ip söküğü gibi gelir.

Araya da alim kılığında ifsadçılar serpiştireceksin. Olur ki vazgeçmeyenler olursa onları da öyle saptırırsın. Kafalar karışsın. Kalbler bulansın.

Hadisle, Sünnetle, Mezheble, Ulemayla, Meşayıhla uğraşanların cümlesi küffara, netice İblis'e hizmet ediyor. Kızacaklar ama hakikat bu. Ölünce kızgınlıkları geçecek, inşallah ölmeden geçer... :)
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Hirahos abi aklima bir konuda okumu$ oldugum $eyi getirip canlandirdin.

Orda ehli küffar denilen ehli kitab tan misal olarak hiristiyanlardan bir örnek verilmi$ idi ve bunlarin dü$üncesi gibi madem ki biz bu müslümanlarla ugra$ip ba$ gelemiyoruz o zaman iclerine fitne sokalim gibi fitne torumlari ekelim gibi bahis ediliyor idi izharul hak kitabinda.
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Bu ayetler, yüce Peygamberi´mizin sözlerinin mutlak olarak vahy,dogru ve uyulmasi vacib $eyler olmasini gerektirdigi gibi, Hz. Peygamber´in emrine uymanin iki cihan utanc ve helak sebebi olacagina i$aret eden Kur´an ayetleri de vardir ki,
___...-
<Bunun icin, Peygamber´in emrine aykiri hareket edenler, ba$kalarina bir bela inmekten, yahut kendilerine acikli bir azab isabet etmesinden sakinsinlar.> (Nur süresi, ayet: 63) ayeti bu cümledendir.

Dünyada Hz. Muhammed´in yolunda yürümemeyi adet haline getirenlere isabet edecegi haber verilen bela ve cezayi tefsir alimleri $u $ekilde sayiyorlar:

Mal, can ve evladca sIKInti ve afet, dinden uzakla$mak, korku ve sarsintilar, zalimlerin baskisi, kalbin bozulmasi, me$ru ile gayrime$ru arasini ayirmada dikkatsizlik, bazan da istidrac nevinden bol nimete kavu$up, aciya sebeb olan $eylerin ortada kaldirilmasi. Nitekim <Biz, onlari, bilmiyecekleri yönden azar azar helake yakla$tiririz; (onlara sihhat ve bol nimet veririz de, onu haklarinda iyi zannederler. Halbuki o kafirlere verdigimiz bu mühletin sonu fecidir.)> (Araf süresi, ayet: 182, Kalem süresi, ayet: 44) gibi Kur´an ayetlerinde de son $ekilde imtihan ve bela olacagi aciklanmi$tir.

<Imam (Fahri Razi) diyor ki: Yani onlar günah i$ledikce nimet ve talihlerini yenileyip arttirir, tevbe ve istigfari akillarindan cikaririz.>

Allah´innimetlerinin $ükrünü yerine getirmeyenler, gercekten bu yünden korkmali ve Allah´in azab ve belasindan hic emin olmamalidir. (Allah bizi nefislerimizin kötülüklerinden korusun.)

Bizim icin Kur´an mükemmel olarak anlamak ancak hadisler sayesinde mümkün olabilir. (Risale-i Hamidiyye Sf.441-446/Hüseyin Cisri Efendi)
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Malesef bu yarim sayfa kadar yaziyi dipnotta oldugu icin bunun farkina varamadigim icin yazmami$tim ve daha yeni $imdi yazmi$ oldum biraz önce kitabi acip bakinca gördüm bunuda.
 
Üst