Güzel Geçinme Bir Sanattır | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Güzel Geçinme Bir Sanattır

dilhuba

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
27 Eki 2006
Mesajlar
2,630
Puanları
38
Web sitesi
mustafababuroglu.sitemynet.com
Güzel Geçinme Bir Sanattır


Asıl güzel geçim, kötü ve aksi insanla olur. Güzel huylu kimse ile hoş geçinmek kolaydır; buna gerçek manada güzel geçim denmez.

Ailemiz ahlâkımızı yansıtan bir aynadır. Herkes kendisini en iyi bu aynada görür. Ailede yapmacık olmaz, gizli huylar saklanmaz; içimizde ne varsa dışarıya o çıkar.

Bir kadının en güzel şahidi kocasıdır; kocanın da şahidi hanımıdır. Herkes kendisini ailesine karşı davranışları ile tanımalı, nefsinin huylarını bu ortamda tesbit etmeli ve yanlışını tedaviye çalışmalıdır.

Bunun için Allah dostları kendilerindeki ahlâkı görmek, ölçmek ve geliştirmek için yanlarında kötü davranışlı bazı insanların bulunmasına razı olurlar, bunu bir fırsat bilirler ve ondan istifade ederlerdi.

Velilerden Yahya b. Ziyâd’ın (rah), kötü huylu bir kölesi vardı. Bir gün kendisine, “Bu kötü huylu köleyi niçin yanında tutuyorsun; onu sat da kurtul. Sen bunu bedava vermiş olsan yine kazançlı olursun” dediklerinde, o büyük zat şöyle demiştir:

“Hayır onu satmayacağım, ben onun kötü huylarına sabrederek geniş olmaya ve yumuşak davranmaya alışıyorum.”19

Lokman Hekim’e (a.s), “Sen bu güzel ahlâkı kimden öğrendin?” diye sormuşlar, o da şu cevabı vermiş:
“Kötü ahlâklı kimselerden öğrendim; onlarda gördüğüm kötü işleri ben terkettim; böylece güzel ahlakı elde ettim.”

Güzel ahlâk dünyanın en büyük servetidir. Ona sahip olan kimse öyle mutlu olur ki artık bu kimsenin huzurunu kimse bozamaz. Çünkü o, yüce Allah ile huzuru bulmuştur ve herkese huzur verir.

Allah ile huzur bulanlar öyle bir kuvvet ve kabiliyet kazanır ki artık kendisini sevmeyeni bile sever, ona gelmeyene gider, haksızlık edeni affeder, vermeyene verir. Sertlik gösterene gülümser. Kendisine cahilce davranan kimseye hiç bulaşmaz, ona acır ve “kal selâmetle” deyip yoluna devam eder.

Mümin her işte kendi ahlâkını kontrol etmelidir. O, kendisine nasıl davranıldığına değil, kendisinin nasıl davrandığına bakmalıdır. Ona karşı hanımı, çocuğu, komşusu, iş arkadaşı bir kusur yapsa ilk sorusu şu olmalıdır:

“Ben yüce Rabbim’e karşı ne kusur işledim ki bana karşı bu kusur işlendi. Acaba, bunun başıma gelmesinde benim bir kusurum var mıdır?”

Evet akıllı ve adaletli kimseler böyle düşünür. Kendisinde bir kusur bulursa onu terkeder ve Allah’tan affını ister. Sonra karşısındaki kimsenin kusuru için bir mazeret arar. Mazeret bulursa onu affeder, bulamazsa kendisini güzel bir şekilde uyarır; kusurunu anlaması için yardımcı olur. Böyle bir kimsenin kızması da sevmesi gibi fayda verir, insanı kötülükten kurtarır.

İşte bu ahlâka sahip olan bir kadın veya erkek, hayatının her ânını huzur içinde ve hayır üzere geçirir. Böyle bir kalbi ve ince edebi elde etmek için ne yapılsa azdır. Rehbere gitmeden iş çok zordur.

19 Kuşeyrî, Kuşeyrî Risâlesi, s. 471 (istanbul: Semerkand, 2004).

Aile Saadeti – S. Muhammed Saki Erol
 
Üst