Gül Kırmızı Aşkınla Yandı | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Gül Kırmızı Aşkınla Yandı

cicek demeti

Sükut
İhvan Üyesi
Katılım
7 Ocak 2011
Mesajlar
11,683
Puanları
0


Gül Kırmızı Aşkınla Yandı




Sevgili!




önce kum deryalarına düştük sonra serâba


bugüne kadar umutlardı bizi ayakta tutan


sevdandı kimsesiz çöllerde yürekleri bir tutan


yalnızlığa açılır bütün kapılar sensiz


sen yoksun diye sicim sicim karanlık yeşerdi içimizde


dalga dalga hasretindi kalbimizde alevlenen


gönlümüze batan dikenler ne ki


büyüttüğümüz güller sadece sen kokmak içindi





Sevgili


en haşin haliyle girdaba düştük


sensizliğe sürgün edildik ilkin


sonra mağara arkadaşın bırakıp gitti bizi


sonra kılıçların efendisi


ardından cennet gençlerinin efendileri


ve diğerleri birer birer bırakıp gittiler bizi


dilimiz lâl âmâ kaldı gözlerimiz


sen olmasaydın kalpler sevmeyi öğrenebilir miydi!


ey ihsanda nisan bulutunu geçen Sevgili.


örümcek gözlerde hâlâ en kalın perdedir


sırların sırrı kisranın sarayında


ondört burcunun düştüğü yerdedir.


en büyük mucizen Kur’an’dı sonra Sen’din


güneşi sağ eline ayı da sol eline alsaydın


yine de çözülmezdi ebterlerin kalbindeki kir!





ey ay yüzlü güzel!


bütün kelamları yazan kalemin emriydi gidişin


oysa ne kadar çok beklemişti gelişini Hira


ne kadar da çok yolunu gözlemişti Râhip Bahira


bir tek Bilâl değil cihan alışmıştı sana


hüzündü ardında biriktirdiğimiz


yokluğunun vadilerinde yuvarlanırken


yaralı kalbimizin fısıltısına


günâha battık ama konuşan gözlerimizin hıçkırığına


“tebessüm sadakadır” fermânınla


bir damla bengisu ver n’olur


n’olur nûrunu gönder yoksul umutlarımıza.


asırlardır yetimliğe açılır gözlerimiz


bir pazartesi ilk defa aşk gibi aşk yaşamıştı dünya


ilk defa karşı karşıya gelince Bedir’de baba ve oğul


çoğalmıştı dillerdeki keşkeler


haberler uçuran bir güvercinin kanatları altında


eleverir bizi ahir zaman.





Sen gittin hazan düştü bahçemize


Sen gittin tarumar oldu her şey


Sen gittin geriye doyumsuz bir aşk bıraktın bize.


hicretimiz var kervan kervan yurduna


bizi de coşkuyla karşılar mı Medineli kadınlar


kardeş kabul eder mi ensar bizi de


ondört asırdır takvimlerde kalınca bahar


adı Muhammed olmayan güller dövünür.


omuzlarımızda taşıyamadığımız en ağır yük


bestelenmemiş gidişindi sevdandı


hasretindi her taşa desen desen nakşettiğimiz!





heybemizde senin özlemin


dünya saltanatına bedel kaç insan


hizmetkarın olmayı istemişti.


şimdi bahtsız bir kıtada iz süreriz sana kavuşmak için


şimdi resimlerle tarifsiz uçurum kenarında dünya


gül iklimini çoktan yitirdik sevgili


hicran mevsimine düştük masallarla büyütüldük


oysa adın anılınca susuyor bütün masallar


kırmızı kokuyor özlemin gül kırmızısı


ne çok yakışırsınız birbirinize


Sen ve kırmızı!



ey Nebi! senin getirdiğin nurla yeniden dirileceğiz


düştüğümüz yerden kaybolduğumuz yerden kalkacağız yeniden


ey gelişiyle karanlıkları aydınlığa çeviren sevgili!


bugün gibi yine bir pazartesiydi gidişin


yüz yirmi beş bin değil şimdi milyonlar diyor ki ey Resûl:


"ALLAH 'ın elçiliğini ifa ettin


vazifeni hakkıyla yerine getirdin


bize vasiyet ve nasihatte bulundun!"


"Şâhid ol yâ Rab! şâhid ol yâ Rab! şâhid ol yâ Rab!"



alıntı​
 
Üst