• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Fıkıh mı Usülden, Usül mü Fıkıhtan Doğdu?

Ehl-i Sünnet

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
5 Şub 2011
Mesajlar
3,060
Beğeniler
137
Puanları
0
#1
FIKIH MI USULDEN, USUL MÜ FIKIHTAN DOĞDU?

Meşhur tartışmayı bilirsiniz: Tavuk mu yumurtadan çıkmıştır, yoksa yumurta mı tavuktan?

Usul ilmi söz konusu olduğunda sıklıkla dile getirilen bir fikir vardır: "Önce furu fıkıh ve mezhepler teşekkül etmiş, ardından mevcut furu fıkıh ve mezhep birikimi üzerine yapılan çalışmalar ile usul ilmi oluşmuştur."

Bu görüşün bazen ima bazen de tasrih yoluyla bizi götürmeye çalıştığı sonuç şudur: Fıkıh usulü, furu fıkıh üretimi için kullanılamaz / kullanılmamıştır. Fıkıh usulü, sadece mevcut furuun, mezheplerin, sahih anlamın muhafazası içindir. Geçmişi izah eder. Mezheplerin nasıl olup da mevcut görüşleri benimsediğini ortaya koyar. Müslümanların aktüel soru ve sorunlarının çözüm yolu fıkıh usulünü kullanmak değil, mezheplerin kendi fıkıh üretme yol ve yöntemlerini kullanmaktır. Bu ise fıkıh usulü ile ilgili değil furu fıkıh kuralları, fetva usulü gibi mezhep içi istidlal yöntemleridir.

Bana göre bu fikir bir yönüyle doğru olmakla birlikte gerçeği tam olarak ifade etmekte eksik kalıyor. Şöyle ki;

Fıkıh usulünün iki aşaması olduğunu söyleyebiliriz.

1. Usulün yazıya dökülmediği, zihinlerde olduğu aşama. Allah Resûlü'nün Muaz bin Cebel'i Yemen'e gönderirken kendisiyle yaptığı konuşmadan da anlaşılacağı üzere (hadisin sıhhati üzerinde bazı tartışmalar bulunmakla birlikte fıkıh usulünde genel kabule mazhar olmuş) daha asr-ı saadetten itibaren insanların hüküm verirken gelişi-güzel / keyfe mâ yeşâ hüküm vermediği bilinmektedir. Gerek Hz. Peygamber hayattayken gerekse onun vefatından sonra sahabe, sonraki dönemde tabiûn, etbau't-tâbiin, müctehid imamlar hep bir usule dayalı olarak hüküm vermişlerdir. Müctehid imamların her birinden de hüküm verirken nelere dikkat ettiği, neyi esas aldığına ilişkin sözler aktarılmıştır. Bu durum, usulün müstakil bir ilim dalı haline gelmediği, usul kitaplarının satırlarda yazılı olmadığı dönemlerde bile sadırlarda nüve halinde bulunduğunu göstermektedir. Elbette tanımlar, terimler, kurallar net ve açık değildir.

2. Usulün müstakil bir ilim dalı haline geldiği, kendisine ait kavram, kural ve kuramları oluşturduğu, yazıya geçtiği dönem. Bu dönem, furu fıkhın teşekkülünden sonradır. Burada belirli bir usul kuralının felsefî alt yapısını oluşturan bütün unsur ve tartışmalara yer verilir.

Usulün bu müesses halinin geçmişi izah eden bir yönü bulunduğu, hatta kuruluşunun aslen bu amaca hizmet ettiği doğru olmakla birlikte bu tespit, usulün gelecekteki fıkıh üretiminde işlev görmeyeceği anlamına gelmez. Zira usulün en önemli konusunu oluşturan edille-i şer'iyyeden naklî delillerin sübut ve delaletlerinin tespiti usulün geçmişi izah eden yönünü oluştursa bile, başta kıyas olmak üzere istihsan, istislah, örf, sedd-i zerîa gibi aklî delillerin kullanımı, yeni meselelere tatbiki usulün geleceğe bakan yönünü oluşturmaktadır.

Usul ilmini bir yönüyle nahiv, belağat ve mantık gibi normatif [kural koyan] ilimlere benzetebiliriz. İnsanlar bu ilimler müstakil olarak teşekkül etmeden önce dili konuşuyor, şiir söylüyor, bilimsel ifadeler kullanıyordu. Bunu yaparken onların hiçbir kurala bağlı kalmadan yaptığı söylenemez. Fakat bu kuralların adı konmamıştı Sonra zaman geldi bu ilim dalları müstakil bir hale geldi, kendi eserlerini ortaya koydu. Bu eserlerin ortaya konmasında o güne kadarki birikim temel alındı. Ancak bu, sonradan gelenlerin belağat, nahiv ve mantığa ilişkin söylem ve akıl yürütmelerinin bir kurala bağlı olarak yürütülmesinde devre dışı değildir. Bir kere bu kurallar konulup ilim dalı teşekkül ettikten sonra artık hiç kimse "eskiden nahiv / belağat / mantık mı vardı. Ben bunları öğrenmeyeceğim" diyemeyeceği gibi şiir söyleme, dile ilişkin bir metin üretme ve mantık yürütmede bu ilimlerin usullerinden bigâne kalamaz. Şu halde bu ilimler geçmiş birikime dayanarak kurulmuş ama gelecekteki üretimi de kontrol etmektedir ve işlevseldir. Vallahu a'lem.

(Soner Duman /19.Muharrem.1439/Pazartesi)
 

Kaptan

Stajyer Moderatör
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ocak 2012
Mesajlar
13,836
Beğeniler
439
Puanları
83
#2
Fıkıh usulü ilmini kuran kişinin imam Şafii olduğu kabul edilir. Her ne kadar sonrakiler buna bağlı kalmaya çalışmışlarsa da Hanefi mezhebi başta olmak üzere bu usule bağlı kalmayan ve kendi kriterlerini oluşturan başka mezhepler de ortaya çıkmış ancak günümüze sadece dördü ulaşabilmiştir.

Şiiliği de hak mezhepler içerisinde gösterme çabasında olanlar varsa da aslolan Şiiliğin batıl ve İslam dışı olduğudur.

Yazının sahibi arkadaşın şu sözleri oldukça iddialı olmakla birlikte gerçeği de yansıtmamaktadır.;

"Şu halde bu ilimler geçmiş birikime dayanarak kurulmuş ama gelecekteki üretimi de kontrol etmektedir ve işlevseldir. "

İşim çıktı :)
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
5,517
Beğeniler
278
Puanları
83
#3
fıkıh çok soru ve çok ikilemdir (bizim anladığımız anlamıyla)
güya meseleler izah edilir ancak yine ikilemler ve zaman kaybıyla son bulur
eğer din bu olsaydı namazı maddeler halinde sunmayı Haşa Allah ve rasülü bilmiyor muydu

bunu yerine ilgili ayetler, hadisler sunulsaydı herkes kendine, ruhuna, düşüncesine uygun olanı seçerdi halbuki
mezhepler islam alemine çok şey kaybettirdi ve islamın ruhunu kaybettirdi bence
kolaylık sağladı bir çok şeyde evet ama bir çok şeyi de örtbas etti

namazı maddeleştirdi
tekbirin ruhunu niyetti doğrumu yaptım şekkine götürdü
dakikalarca niyyet getirmeye çalışan insanlar gördüm yahu
 

Ehl-i Sünnet

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
5 Şub 2011
Mesajlar
3,060
Beğeniler
137
Puanları
0
#4
fıkıh çok soru ve çok ikilemdir (bizim anladığımız anlamıyla)
güya meseleler izah edilir ancak yine ikilemler ve zaman kaybıyla son bulur
eğer din bu olsaydı namazı maddeler halinde sunmayı Haşa Allah ve rasülü bilmiyor muydu

bunu yerine ilgili ayetler, hadisler sunulsaydı herkes kendine, ruhuna, düşüncesine uygun olanı seçerdi halbuki
mezhepler islam alemine çok şey kaybettirdi ve islamın ruhunu kaybettirdi bence
kolaylık sağladı bir çok şeyde evet ama bir çok şeyi de örtbas etti

namazı maddeleştirdi
tekbirin ruhunu niyetti doğrumu yaptım şekkine götürdü
dakikalarca niyyet getirmeye çalışan insanlar gördüm yahu
bu ne zırvalamış böyle. Bu kişiye ne anlatılabilir ki neresinden tutsan elinde kalır
 
Üst