FETULAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ (FETÖ) hakkkında....

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63
bu arada abdulmetin balkanlıoğlunun küçük kardeşi ilhan balkanlıoğlu sakaryaya vali olarak atanmış. tekbirler ile makam odasına çıkmış. tıpkı 28 şubatta olduğu gibi birileri birşeyleri kaşıyor. oyuna gelmemek gerek.

odatv muhalif kanat olarak haberi görmüş ve kendince manşet atmış..



23.07.2017 07:24 Karakter boyutu :

Yeni Sakarya Valisi İlhan Balkanlıoğlu, Valilik binasında İsmailağa cemaati üyeleri tarafından tekbirlerle karşılanarak makamına oturtuldu.
Halktv.com'da yer alan habere göre, İsmailağa cemaatiyle yakın ilişkide olan bürokratların yükselmesinin son örneği yeni atanan Sakarya Valisi İlhan Balkanlıoğlu oldu. Sakarya’nın yeni Valisi, cemaat müritleri tarafından karşılanarak makamına oturtulurken, cihada gidercesine tekbirlerle Valilik binasını inletti.
Vali Balkanlıoğlu makamına geldiğinde, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaşananlardan bahsederek, “İyi püskürttünüz” ifadesini kullandıktan sonra, “Aranızda gazi olan var mı?” diye soruyor. Bir iki kişinin elini kaldırdığı görünüyor.
CEMAATCİ VALİ AFYON’DA TANINMIŞTI

Türkiye İlhan Balkanlıoğlu’nu, Afyon’da 2012 yılında askeri cephanelikte 25 askerin şehit olduğu patlamanın ardından kente gelen dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’e sucuk, kilim ve satranç takımı hediye etmesiyle tanımıştı. Türkiye’nin büyük acıya büründüğü olayda bu hediyelerin verilmesine yönelik eleştirilere Vali Balkanlıoğlu, “Reklamın iyisi, kötüsü olmaz” diyerek yanıt vermişti.
Valiyle ilgili tartışmalar Afyon’daki patlamanın ardından da devam etmişti.
"AKP HİÇ AKILLANMAYACAK"

Öte yandan, CHP Genel Başkan yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Twitter üzerinden yaptığı bir paylaşımda yaşananları "Sakarya Valisi tekbirlerle valiliğe giriyor. Sanki atamasını bir cemaat yapmış! FETÖ'yü temizle, İsmailağa'yı yerleştir AKP hiç akıllanmayacak" ifadeleriyle eleştirdi.

İşte valinin tekbirle geldiği o anlar:

Odatv.com

http://odatv.com/devletin-valisi-iste-boyle-karsilandi-2307171200.html

yetkililerin (özellikle tayyip beye iletilmeli) dikkatine;

1- darbe için her şey olgunlaşmış durumda.
2- hayat tarzına müdahale edileceği algısının yerleşmesi ile seküler dünya görüşüne sahip insanlar nezdinde darbe meşrulaştırılmıştır. fetöcüler zaten hazır kıta bekliyorlar, bir de kuyruk acıları var...
3- birilerinin zafer naraları attığı bu süreçte, her an (bu sefer kemalist) darbe olabilir. fetöcülerin askeriyedeki 50 bin rütbelisinin ve polislerin toplamda %80'inin fetöcü olduğu iddiası dikkate alındığında, bunlarında desteği ile bu darbe tehhlikesini katlayarak artıracaktır.
4- yapılacak bir darbede, cezaevlerinde sistematik müdahaleden geçirilen 50 bin kişinin de salıverilmesi ile (bunların intikam duygusu ile yapacaklarını düşündüğümde) neler olacağını tahmin etmek istemem...

not: yukarıda yazanlar bir temenni değildir. olmasını asla arzu etmem. ancak birilerinin göremediğini sade bir yurttaş olarak yazmak, tarihe bir not düşmek istedim. 23/07/2017
 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63
ilk işaret fişeği ingiltere'den!




23.07.2017 16:13 Karakter boyutu :

CNN Türk'te Hakan Çelik'in Hafta Sonu programına konuk olan İngiltere Ankara Büyükelçisi Richard Moore, 15 Temmuz darbe girişimini değerlendirdi. "(FETÖ'yü) terörist örgüt olarak tanımıyoruz, çünkü adlandırmak için böyle bir süreç var, fakat darbe girişiminin arkasında Gülen hareketinin olduğunu iyi biliyoruz" dedi.
Moore ayrıca, darbe girişiminden sonra İngiltere Başbakanı Theresa May'in kendisine "Türk hükümetine tam destek verelim" dediğini açıkladı.
İşte o açıklamalar:

Odatv.com

http://odatv.com/fetoyu-teror-orgutu-olarak-tanimiyoruz-ama...-2307171200.html

 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63
seversiniz, sevmezsiniz ayrı konu. bugün itibari ile odatv haber kanalının habercilikte(bazı konularda yanlı olsalar da) alternatifi yok. çünkü diğerleri, birbirinin kopyası.
 

gamsız

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ağu 2015
Mesajlar
1,070
Beğeniler
31
Puanları
48
hiçbir bakanın hiçbir valinin emniyet müdürünün kaymakamın vazifeye başlamasında hiç bir tören olmamsı lazım, herles doooooğru vazifesine, çeksin besmelesini başlasın işine, inşallah o günleride görürüz
 

gamsız

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ağu 2015
Mesajlar
1,070
Beğeniler
31
Puanları
48
Her olayda her meselede Odatv'yi kaynak göstermekten bi vazgeçin.
Yani Odatv saptırmaz çarpıtmaz, olayları doğru bir şekilde aktarır diye kefil mi oluyorsunuz?

Sakarya'da yeni vali tekbirlerle valilik koltuğuna oturdu haberi yalan.

Mesele şöyle; 15 Temmuz 2016 tarihinde Sakarya Valilik binasının FETÖ'culardan temizlenmesi 15 Temmuz 2017'de temsili bir gösteri ile anılmıştır.

Amacı ve niyeti çok açık olan bazı haber kaynakları, gazete, internet sitelerinden alıntı yapılırken araştırın veya en azından karşı görüşe de yer verin.

Sakarya valiliği odatv'nin bu haberine yalanlamada bulunmuştur. Yalanlama haberini lütfen siz paylaşın.
Bununla ilgili görsel paylaşıyorum.
Resimdeki kişiler 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında sakarya Valiliğine ilk giren vatandaş grubudur.




Birde önemli bir hatırlatma, hiç bir cemaat veya tarikata bağlı değilim, ve asla da bu yapıların kapı eşiğine adım atmayacağım. Devlet kurumlarının FETÖ'culardan temizlenip başka cemaat veya tarikat mensuplarına teslim edilmesine temelden karşıyım.
kim olursa olsun herhangi bir cemaate bağlı olabilir ama o bağlılık kalpte kalmalıdır, imanıyla da devlet işlerine hakim olması gerekir.
 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63



Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından "Başbakanlık ve AKP Genel Başkalığı görevlerinden niçin alındığı" hala gizemini koruyan Ahmet Davutoğlu hakkında o kadar iddia varken ortaya çıkmazken, geçtiğimiz gün MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye sorulan Tuğrul Türkeş sorusuna verilen cevapta adı geçmesiyle birlikte MHP'ye olan düşmanlığıyla birlikte ortaya çıktı.
MHP lideri Devlet Bahçeli'ye, basın toplantısı sonrası Tuğrul Türkeş'in kabine dışında kalmasının ardından yaptığı açıklamaları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine "Gidişinden haberimiz yokken, gelişimizden nasıl haberi olacak? Onu Ahmet Davutoğlu ölçüsüyle birilerinin izah etmesi lazım." demişti. Burada Ahmet Davutoğlu'na yönelik bir hakaret yok ama Ahmet Davutoğlu bu cevap karşısında coştukça coşmuş…
Adeta kendinden geçerek "Daha önce de kendi parti içi meseleleriyle ilgili sorulara defalarca şahsımı hedef göstererek cevap verdiği halde son dönemlerde gösterdiği sorumlu tavrı göz önünde bulundurarak cevap vermemeyi tercih etmiştim. Ancak bugünkü açıklaması, Sayın Bahçeli'nin parti içi sorunlarını şahsımla ilişkilendirmeyi bir alışkanlık haline getirdiğini gösterdiği için değerli kamuoyuna bazı hatırlatmalarda bulunmak gereği duyuyorum." diyerek cümleye başlamış…
Oysa Tuğrul Türkeş MHP'nin bir meselesi olmaktan çoktan çıkmış, "Ömrümü AKP'de tamamlayacağım" diyen birisidir. Tuğrul Türkeş MHP'de iken onu ayartan ve ona bakanlık teklifinde bulunan Ahmet Davutoğlu olduğu için MHP Lideri Devlet Bahçeli'de doğal olarak "Tuğrul Türkeş'in kabine dışında kalışını Ahmet Davutoğlu'na sorun" demiştir. Onu bakan yaparken her türlü siyasi tezgâhı kapalı kapılar ardında çevirirken, onun bakanlıktan alınmasına yorum mu yapamıyorsun da yine MHP düşmanlığı yapıyorsun Ahmet Davutoğlu?
FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen'in geçtiğimiz haftalarda bir röportajında "Ziyaret edenler arasında 50 milletvekili yanı sıra Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu bulunuyordu" sözüne hiç bu kadar celallenmeyen Ahmet Davutoğlu, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin sözleri sonrası niçin bu kadar şuurunu kaybedecek noktaya gelmiştir?
Ahmet Davutoğlu'nun geçmişte FETÖ'nün Aksiyon dergisinde yazması, cemaat evlerinde sohbetlere katılması, Fethullah Gülen'e olan yakınlığı hep soru işaretidir.
"MHP'nin iç meselesi" ahkâmı kesen Ahmet Davutoğlu'nun 1 Kasım seçimleri sonrası "Kongre tartışmaları yapan partilere tavsiyem kongreden korkmasınlar. Sayın Bahçeli, parti içi muhalefeti meşgul ediyor. Talepleri belirtmek için nezaketsiz bir dil kullanmıştır. "diyerek Türkiye'de MHP'de kongre isteyen ilk kişi olması da, MHP üzerinde yapılmak istenen FETÖ operasyonlarıyla yanyana düşünüldüğünde soru işaretlerini çok büyütmektedir.
Ahmet Davutoğlu, Türkiye'deki ne kadar ihanet projesi varsa hepsinde imzası ve katkısı olan kişidir. PKK açılımı, Irak'ın işgali sonrası gelişmeler, Suriye'nin geldiği nokta hepsinde Türkiye'nin yaşadığı hezimetler Ahmet Davutoğlu'nun "Stratejik Derinlik" rezaletleridir. Tabi bunları söylerken AKP içindeki tek günah keçisi olarak Ahmet Davutoğlu'nu göstermek için demiyorum.
Ama AKP'de iç ve dış politikada akıl dağıtıp, yönlendirme yapanın bu olduğu ortadadır.
Düşünün bu adam Başbakan iken Suriye'deki PKK'nın PYD/YPG koluna selam gönderip, onların alnından teker teker öpen kişidir. Bugün Türk Ordusu Ahmet Davutoğlu'nun alnından öptüğü bu alçakları temizlemek için mücadele vermektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin en başarısız Dış İşleri Bakanı ve Başbakanlığını yapan bu şahsın her yönü ihanete hizmet olmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şahsı niçin Başbakanlık ve AKP Genel Başkanlığı görevinden aldı, bu bir aydınlanırsa belki de Türkiye'deki birçok olayda açığa kavuşacaktır.
Ahmet Davutoğlu başka bir ülkenin ajanı mıydı?
Fethullah Gülen'in Truva atı mıydı?
Ahmet Davutoğlu kimdi?
Türkiye'den yana olmadığı, Türklük düşmanı olduğu her halinden belliydi!
Böyle birisi elbette MHP düşmanı olacaktır. Ahmet Davutoğlu fıtratını yerine getiriyor ve getirmeye devam edecek…
Biz de onu deşifre etmeye devam edeceğiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından "Başbakanlık ve AKP Genel Başkalığı görevlerinden niçin alındığı" hala gizemini koruyan Ahmet Davutoğlu hakkında o kadar iddia varken ortaya çıkmazken, geçtiğimiz gün MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye sorulan Tuğrul Türkeş sorusuna verilen cevapta adı geçmesiyle birlikte MHP'ye olan düşmanlığıyla birlikte ortaya çıktı.
MHP lideri Devlet Bahçeli'ye, basın toplantısı sonrası Tuğrul Türkeş'in kabine dışında kalmasının ardından yaptığı açıklamaları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine "Gidişinden haberimiz yokken, gelişimizden nasıl haberi olacak? Onu Ahmet Davutoğlu ölçüsüyle birilerinin izah etmesi lazım." demişti. Burada Ahmet Davutoğlu'na yönelik bir hakaret yok ama Ahmet Davutoğlu bu cevap karşısında coştukça coşmuş…
Adeta kendinden geçerek "Daha önce de kendi parti içi meseleleriyle ilgili sorulara defalarca şahsımı hedef göstererek cevap verdiği halde son dönemlerde gösterdiği sorumlu tavrı göz önünde bulundurarak cevap vermemeyi tercih etmiştim. Ancak bugünkü açıklaması, Sayın Bahçeli'nin parti içi sorunlarını şahsımla ilişkilendirmeyi bir alışkanlık haline getirdiğini gösterdiği için değerli kamuoyuna bazı hatırlatmalarda bulunmak gereği duyuyorum." diyerek cümleye başlamış…
Oysa Tuğrul Türkeş MHP'nin bir meselesi olmaktan çoktan çıkmış, "Ömrümü AKP'de tamamlayacağım" diyen birisidir. Tuğrul Türkeş MHP'de iken onu ayartan ve ona bakanlık teklifinde bulunan Ahmet Davutoğlu olduğu için MHP Lideri Devlet Bahçeli'de doğal olarak "Tuğrul Türkeş'in kabine dışında kalışını Ahmet Davutoğlu'na sorun" demiştir. Onu bakan yaparken her türlü siyasi tezgâhı kapalı kapılar ardında çevirirken, onun bakanlıktan alınmasına yorum mu yapamıyorsun da yine MHP düşmanlığı yapıyorsun Ahmet Davutoğlu?
FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen'in geçtiğimiz haftalarda bir röportajında "Ziyaret edenler arasında 50 milletvekili yanı sıra Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu bulunuyordu" sözüne hiç bu kadar celallenmeyen Ahmet Davutoğlu, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin sözleri sonrası niçin bu kadar şuurunu kaybedecek noktaya gelmiştir?
Ahmet Davutoğlu'nun geçmişte FETÖ'nün Aksiyon dergisinde yazması, cemaat evlerinde sohbetlere katılması, Fethullah Gülen'e olan yakınlığı hep soru işaretidir.
"MHP'nin iç meselesi" ahkâmı kesen Ahmet Davutoğlu'nun 1 Kasım seçimleri sonrası "Kongre tartışmaları yapan partilere tavsiyem kongreden korkmasınlar. Sayın Bahçeli, parti içi muhalefeti meşgul ediyor. Talepleri belirtmek için nezaketsiz bir dil kullanmıştır. "diyerek Türkiye'de MHP'de kongre isteyen ilk kişi olması da, MHP üzerinde yapılmak istenen FETÖ operasyonlarıyla yanyana düşünüldüğünde soru işaretlerini çok büyütmektedir.
Ahmet Davutoğlu, Türkiye'deki ne kadar ihanet projesi varsa hepsinde imzası ve katkısı olan kişidir. PKK açılımı, Irak'ın işgali sonrası gelişmeler, Suriye'nin geldiği nokta hepsinde Türkiye'nin yaşadığı hezimetler Ahmet Davutoğlu'nun "Stratejik Derinlik" rezaletleridir. Tabi bunları söylerken AKP içindeki tek günah keçisi olarak Ahmet Davutoğlu'nu göstermek için demiyorum.
Ama AKP'de iç ve dış politikada akıl dağıtıp, yönlendirme yapanın bu olduğu ortadadır.
Düşünün bu adam Başbakan iken Suriye'deki PKK'nın PYD/YPG koluna selam gönderip, onların alnından teker teker öpen kişidir. Bugün Türk Ordusu Ahmet Davutoğlu'nun alnından öptüğü bu alçakları temizlemek için mücadele vermektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin en başarısız Dış İşleri Bakanı ve Başbakanlığını yapan bu şahsın her yönü ihanete hizmet olmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şahsı niçin Başbakanlık ve AKP Genel Başkanlığı görevinden aldı, bu bir aydınlanırsa belki de Türkiye'deki birçok olayda açığa kavuşacaktır.
Ahmet Davutoğlu başka bir ülkenin ajanı mıydı?
Fethullah Gülen'in Truva atı mıydı?
Ahmet Davutoğlu kimdi?
Türkiye'den yana olmadığı, Türklük düşmanı olduğu her halinden belliydi!
Böyle birisi elbette MHP düşmanı olacaktır. Ahmet Davutoğlu fıtratını yerine getiriyor ve getirmeye devam edecek…
Biz de onu deşifre etmeye devam edeceğiz.


http://www.yildiraycicek.com/makale/6179/ahmet_davutoglu_truva_atimiydi.html#.WYWvjYjyhpl
 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Diyanet İşleri Başkanlığı, Fetö ile mücadelede çok ama çok Geç Kalmıştır.'

06:00 dakikadan sonrasına bakılabilir...


 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63
kılıçdaroğlu tutuklanacağını anladı. ankara istanbul yürüyüşünden sonra, batıdaki hamilerine kurtarın beni diye yalvarıyor...


https://twitter.com/ahkam1432/status/894111241085562880


 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63


11.08.2017 20:14 Karakter boyutu :

Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e yönelik yaptığı açıklamöalarla gündemden düşmeyen Ahmet Mahmut Ünlü, açıklamalarını bir adım daha ileri götürdü.
Ünlü, geçen gün sabah saatlerinde Facebook hesabından “Hadislerin Kaynak Alınmasını Sorunlu Sayan Görmez’in İmanı Sorunludur!” notuyla paylaştığı videoda Görmez’i eleştirdi.
Videoda Görmez’in hadislerin günümüzde geçerli olmasının yanlış olduğunu savunduğunu ileri süren Ünlü, “Bu adam sorunlu bir adam, bu adamın her lafında bir sorun var. Görüyor musunuz lafları? Sorun, sorun, sorun. Yazdığı kitapların adları sorun!” diye konuştu.
İşte o sözler:



Odatv.com

http://odatv.com/cubbeli-bir-adim-daha-ileri-gitti-1108171200.html

 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63
Hulusi Akar, helikoptere binince Mehmet Dişli’ye, “Başbakana ne diyeceğiz, hazırlık yaptın mı?’ diye sormuş!

http://www.tr724.com/akar-helikoptere-binince-disliye-basbakana-ne-diyecegiz-hazirlik-yaptin-mi-diye-sormus/?utm_content=bufferb46a4&utm_medium=social&utm_source=twitter.com&utm_campaign=buffer

vpn
 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63
fehmi koru: "... abdullah gül kendisini (ak parti ile çok üst düzey irtibatlı) bir bilge kişi olarak konumlandırıyor..."


not: fehmi koru özetle abdullah gülün ve ekibinin akp den ayrılmayacağını belirtiyor. kişisel görüşümüz; bu ekibin hala tayyip beyin başına birşey gelmisini (artık tek seçenek kaldı "suikast") bekledikleridir. tayyip beye düzenlenebilecek bir suikast sonucu "bilge kişi olarak!!!" akp ye çökmek için, akp gemisini terketmedikleri anlaşılmaktadır. tam bir cia projesi...



Fehmi Koru: “Ben Abdullah Gül ve çevresinde yeni bir siyaset arayışı görmüyorum.

 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63


19.08.2017 00:52 Karakter boyutu :

Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar, 2 Kasım 2016 tarihindeki “Bu e-mail hapse gönderir” başlıklı köşesinde; Işıkçılar cemaatinin liderlerinden ABD vatandaşı olan İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mücahid Ören’in TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’a gönderdiği maile yer verdi.
Önkibar yazısında Ören’in attığı e-maili şöyle anlattı:
“Türksat için malum bütün televizyonlardan teminat mektubu istenir ve TGRT de o teminatı gönderir fakat gönderilen teminat eksik yani yetersizdir... Konu Mücahit Ören’e aktarılır ve Ören bu talebe ABD’den e-mail ile aynen şu karşılığı verir:
‘Kesin söylüyorum bir kuruş ilave teminat vermeyeceğim... Önce kapatırım TGRT’yi, ancak Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın… Bankalar ile konuşmayın…’”
Yani Türkiye gazetesinin ve TGRT Haber’in sahibi Ören…
ABD’den…

15 Temmuz darbe girişiminden 48 saat önce…
“Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” diye e-mail atmıştı.
“DARBEYİ ADETA AFİŞE EDİYOR”
Aydınlık yazarı Önkibar, Ören’in attığı mailin peşini bırakmadı. Konuyla ilgili ilk yazısından aylar sonra 22 Nisan 2017 tarihinde Mücahid Ören’in gönderdiği mailin çıktısına köşesinde yer verdi ve şunları yazdı:
“(…) Evet FETÖ darbesine sadece iki gün kala Mücahit Ören bu mesajı ile sadece kendini ele vermiyor, aynı zamanda yapılacak darbeyi adeta afişe ediyor.
Öyle çünkü darbeye 48 saat kala ‘Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın’ ifadesinin başka açıklaması olamaz.
Mesajı tekrar tekrar okuyun, o ifade orada yer alıyorsa, bunun okuması Mücahit’in FETÖ darbesinden haberdar olması ve ihbar etmediği için de tertibin içinde yer alması değil midir?
Nasıl olur demeyin, malum ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve CIA Ortadoğu Masası Şefi Marc Grossman, İhlas Holding’in Borsa’ya bildirdiği resmi danışmanıdır. Dolayısıyla Mücahit Ören-FETÖ irtibatının onunla sağlanması güçlü ihtimaldır.
Yine hatırlatalım, İhlas’ın 15 Temmuz darbesi sürecinde CEO’su Cahit Paksoy’dur ki bu isim FETÖ mensubu olmaktan darbe sonrası tutuklanmıştır.”
Aydınlık yazarı Önkibar, TGRT Haber’de program yapan ve Türkiye gazetesinde köşe yazan kripto FETÖ’cü Cem Küçük’e de şöyle seslenmişti:
“(...) Güya FETÖ hasmı pozlarını atan Cem Küçük de bu hadiseye kayıtsız!
Küçük Cem’e soru:
Cevap ver Cem; daha önce yazdığım bu hadiseyi haftalardır neden görmezden geliyorsun? (...)”
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDULAR
Mücahid Ören ve Batuhan Yaşar, Sabahattin Önkibar’ın 22 Nisan 2017 tarihli yazısından sonra soluğu savcılıkta aldı. Ören ve Yaşar, Önkibar hakkında “Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma”, “Hakaret”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek”, “Haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek” suçlamalarıyla suç duyurusunda bulundular.
Tekrar tekrar vurgulayalım:
Sabahattin Önkibar’dan şikayetçi olmalarının gerekçeleri arasında; “Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek” ve “Haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek” var.
Bunun Türkçesi; bu mail gerçek!
VE SAVCI KARARINI VERDİ
Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe, şikayeti inceledikten sonra Önkibar hakkında “kovuşturmaya yer yoktur” dedi ve dosyayı kapadı. Kararında Yargıtay ve AİHM içtihatlarından örnekler veren Savcı Umut Tepe “Basının haber yapmasının engellenmesinin mümkün olmadığı, basının toplumu ilgilendiren ve takip edilen konu ve olaylar ile ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirme görevinin bulunduğu, bu görevin basın özgürlüğünden kaynaklandığı, haberin kamuoyunun bilgilendirilmesi amaç ve kastıyla haber yapıldığı, bu hali ile atılı suçların unsurları bakımından oluşmadığı anlaşıldığından…” ifadeleriyle çarpıcı gerekçeler sundu.
PEKİ O İFADELER NE OLACAK
Filmi başa sarıp, bütün olan biteni özetleyelim…
Işıkçılar cemaatinin önemli isimlerinden Mücahid Ören, 15 Temmuz darbe girişiminden sadece 2 gün önce bir yöneticisine “Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” diye e-mail attı.
Sabahattin Önkibar bu e-maile ulaştı ve köşesinde yazdı / yayımladı.
Mücahid Ören ile e-mailin alıcısı Batuhan Yaşar savcılığa giderek Önkibar hakkında suç duyurusunda bulundu. Ve o suç duyurusunda e-mail’in doğru olduğunu kabul ettiler.
Ve Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe suç duyurusunu inceledi, Önkibar hakkında dava açılmamasına karar verdi.
Şimdi merak edilen konu ise; “Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” ifadeleriyle ilgili bir işlem yapılıp yapılmayacağı…



Odatv.com

http://odatv.com/ankarayi-ayaga-kaldiracagimiz-gun-cok-yakin-hakkinda-karar-verildi-1908171200.html

 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63


19.08.2017 11:39 Karakter boyutu :

Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Cemil Candaş’ın ölümünden ardındaki sır perdenin aralanması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Keten İnşaat’ın sahiplerinin gözaltına alınmasının ardından gözler iskân alınamayan kaçak inşaatlara çevrildi. Şişli’deki kaçak inşaatlardan biri Zincirlikuyu Mezarlığa arkasındaki 40 katlı İstanbloom isimli proje. Kaçak katları olduğu için iskân alınamayan projede sürpriz bir ismin iki dairesinin olduğu ortaya çıktı.
DAİRELERİ AVUKATIN ÜZERİNE YAPMIŞ
Akşam'dan Ercan Öztürk'ün haberine göre, daire fiyatlarının 1 milyon ila 5 milyon arasında olduğu projede iki dairesi bulunan kişi firari FETÖ’cü eski savcı Zekeriya Öz. Hakkında yakalama kararı çıkarılmadan bir gün önce Türkiye’den kaçan Öz’ün gayrimenkulleri avukatının üzerine yaptığı belirlendi. 8 Kasım 2013 tarihinde alındığı görülen iki daire üçüncü şahıslar üzerine devir yapılmak istenmiş.
BELEDİYE PERSONELİ FARK ETTİ
15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra iki daire Aktaş tarafından başka kişilere devir edilmek istenmiş ama belediye personelinin dikkatiyle bunun engellendiği öğrenildi. Devir dilekçesinde Tayfun Aktaş’ın ismini gören belediye personeli durumu birim müdürlerine bildirdi. Devir işlemlerinin usulsüz olduğu gerekçe gösterilerek iki dairenin başka isimlere devredilmesinin önüne geçildi. Aktaş 26 Ağustos’ta gözaltına alındıktan sonra mallarına tedbir koyuldu. Bu mallardan biri de İstanbloom projesinde bulunan 37-38 numaralı iki daire.
'TATİLİ ÖZ'ÜN ÖDEDİĞİNİN BELGESİNİ İSTEDİLER'

Aktaş son olarak Dubai tatiliyle ilgili 70 bin doların Zekeriya Öz tarafından ödendiğine dair Ali Ağaoğlu’ndan sahte belge isterken şirket kameralarına takılmıştı. Ağaoğlu’nun çalışanı o tarihte şöyle ifade vermişti: “Aytaç Ocaklı, Öz’ün Dubai’deki Ağaoğlu tarafından yapılan tatil masraflarının haberi üzerine bulunduğumuz salonda bizden bu durumu yalanlamamızı istedi. Ocaklı ve Aktaş, parayı da Öz’ün ödediğine ilişkin bizden belgeyi istedi. Kendilerine yardımcı olamayacağımızı söyledim. Ağaoğlu da bu talebi kabul etmedi.”

http://odatv.com/o-daireler-zekeriya-ozun-mu-1908171200.html

 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63


Puan hesaplamasına ilişkin yapılan hata sonrasında, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ömer Demir görevinden istifa etti.
Türkiye’nin gündeminden düşmeyen kurum olan ÖSYM’nin, FETÖ ile ilişkisi de FETÖ ile mücadelenin hep en sıcak noktalarından biri olmuştu.
Devlete sızmak için FETÖ’nün en çok örgütlendiği yerlerden olan ÖSYM, polislik sınavları, KPSS, üniversiteler ve devletin tüm hassas noktalarına girişte yapılan sınavların sorumluluğunu üstleniyor.
Peki 15 Temmuz’dan bu yana süren FETÖ’ye karşı ihraçlarda ÖSYM’den kaç kişi atıldı?
15!
Türkiye genelinde kamu kurumlarından yaklaşık 100 bin kişi ihraç edilirken, “devlete sızmak” konusunda en stratejik kurumdan henüz 15 kişi ihraç edildi.

Üç farklı KHK ile ihraç edilen 15 kişiden 1’i Mühendis, 4’ü uzman, 9’u uzman yardımcısı iken 1’i de şube müdürü oldu.
İşte o ihraçlar:


Odatv.com

http://odatv.com/osymde-tartisma-yaratacak-ihrac-rakami-2108171200.html

 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63


31.08.2017 07:50 Karakter boyutu :

FETÖ’nün emniyet mahrem hizmetler hücresinde 2012 yılından günümüze kadar görevli olduğu belirlenen bir itirafçının 50 sayfalık ifadesi ortaya çıktı.
Aydınlık’tan Gamze Çınlar’ın haberine göre; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 8 Mayıs 2017'de şüpheli olarak ifadesi alınan E.Ş.G., örgütün 2013 yılından 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan örgütlenmesini gösteren şemayı açıkladı. E.Ş.G., Askeri Casusluk davasıyla birlikte örgütün emniyet yapılanmasında değişikliğe gidildiğine dikkat çekti. İtirafçının ifadesine göre, Askeri Casusluk soruşturmasını yürüten KOM Şube polisleri ile Emniyet'in tepesindeki 'Emin' kod adlı mahrem imam ve 'asker hususileri' (asker mahrem imamlar) buluştu. Söz konusu buluşmada 'asker hususiler' Ergenekon ve Askeri Casusluk davasını kastederek “Cenk sizin cevkan sizin, vurun vurabildiğiniz kadar” dedi. Şüpheli E.Ş.G.'nin ifadesi İzmir'de yürütülen bir FETÖ davası dosyasına girdi. İtirafçı imamın teşhis ettiği kişiler ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 'Emniyet'teki mahrem imamlar' iddianamesinde şüpheli olarak yer aldı.
TAYİNE TABİ (TT) SİSTEMİ
Örgütle ilk temasının 2003-2004 yıllarında lise son sınıfta başladığını anlatan itirafçı E.Ş.G., İzmir Ege Üniversitesinde okuduğu yıllarda kendisinden sorumlu örgüt elemanları (talebe mesulleri), kaldığı cemaat evlerindeki şahıslar, yıllar içinde tanıdığı bölge, il ve ilçe imamları ile kendi sorumluluğunda bulunan örgüt elemanlarının isim ve kod adlarını ifadesinde açıkladı. Üniversite dördüncü sınıfta iken ‘hususi hizmet sorumlusu’ kavramını öğrendiğini söyleyen itirafçı, 2012 yılında örgütün bir nevi personel işlerinin yürütüldüğü “TT (tayine tabi)” (atama) sistemine alındığını kaydetti. Aynı yıl örgütün özel bir mülakatından geçtikten sonra mahrem yapı birimine dahil olduğunu belirten E.Ş.G., FETÖ'nün Emniyet yapılanmasına ilişkin özetle şu bilgileri verdi:
2013 YENİ YAPILANMA DÖNEMİ


2013 yılı yaz aylarından sonra örgütün Emniyet Yapılanması içinde yeni bir döneme girildi. Bu değişikliğin yapılma sebebinin Askeri Casusluk davasıyla ilgili olduğunu biliyorum. Daha önce Faruk Kod adlı Ahmet Türkmen’in ve gerçek adını bilemediğim ilk dönem Emin (Genel Müdür) kod adlı şahsın KOM Şubede bu soruşturmayı yürüten personelle ‘Asker Hususi Abilerinin’ buluşturulduğunu biliyorum. Asker Hususilerinin kendisine (Emin kod adlı şahsa) Ergenekon ve Askeri Casusluk davasını kastederek ‘Cenk sizin cevkan sizin, vurun vurabildiğiniz kadar’ dediğini duymuştum.
'ARA YAPI' BİRİMİ KURULDU
Ara yapı; örgüt vasıtasıyla okula girmiş öğrencilerin bir müddet sonra örgütle irtibatının kesilmesi halinde bunları tekrar örgüte bağlamak, geri kazanmakla görevli birimdir. Elde bulunan verilerle irtibatı kesilen öğrencilere eski öğretmenleri vasıtasıyla bir şekilde ulaşılarak geri kazanılmaya çalışılırdı. Bu tür öğrenciler öğretmenler arasında arızalı olarak tabir edilerek ‘ara yapı’ hariç bir birime dahil edilmezdi.
'BİRİ HAKKINDA YER DEĞİŞİKLİĞİ TALEBİM OLSA...'
Emniyet Müdürlüğü içinde Personel Şube Müdürlüğü çok etkin ve yararlı bir birimdi... Benim Personel Şube Müdürlüğünde direkt tanıdığım kimse yoktu. Anca biri hakkında bir yer değişikliği talebim olsa üstümdeki konumda birine söylerdim ve silsile yolu ile rahatlıkla bu işlem yapılabilirdi.
CASUSLUK KUMPASÇISI ‘AZILI FETÖCÜ’
2012-2013 döneminde Askeri Casusluk ve Ergenekon soruşturmaları, 17/25 Aralık hükümeti devirmeye yönelik soruşturmaların en hareketli olduğu dönemlerde FETÖ/PDY’nin emniyet yapılanması içinde en tepedeki isim olan 'Emin' kod adlı şahsın bürosu olan ve önemli toplantı ve kararların alındığı yer olan (açık adresini vermiş olduğum) Manavkuyu’daki büroda bulunduğum zamanlarda 1-2 kez İzmir Organize’de çalıştığını bildiğim Yaser Özoğlu (İzmir Askeri Casusluk kumpasından tutuklu) isimli şahısla tanıştım. Bu şahıs azılı bir FETÖ mensubuydu ve bildiğim kadarıyla da bu soruşturmalarda etkin bir rol alıyordu.
EMNİYET'İN TEPESİNDE 'EMİN' KODU
FETÖ’nün il bazında emniyet yapılanması içerisinde en tepede, yani bütün emniyet yapılanmasının içindeki ‘Genel Müdür’ makamı ‘Emin’ kod adı ile tanınırdı. Buradaki Emin kod adı sabitti. Kişiler değişse bile ‘Emin’ kod adlı şahıs bütün emniyet yapılanmasının başındaydı...
MÜDÜRLÜKLER: Memurlar çalıştıkları rütbelere göre ÜNİ (akademili rütbeli personel), MYO (normal memur olup, sınavla rütbe almış personel), LİSE (polis memurları ve başpolisler) olarak sınıflandırılmıştır. Bu birimlerden sorumlu abilere 'müdür' olarak hitap edilirdi. Müdürlerin topladıkları himmetlerle ilgili bütçe yapma özerkliği vardı. Harcamalara müdürler karar verirdi. Müdürlükler mezuniyet yıllarına göre katlara ayrılmıştır.
KATLAR: Emniyet Müdürlüğü içerisinde bulunan akademili rütbeli personel, mezuniyet yıllarına göre öğrenciler katlara bölünürdü. Bütün sınıflarda bulunan personel mezuniyet yıllarına göre bir kata bağlanarak bu kattan sorumlu müdür, müdür yardımcısı başta olmak üzere 2, 3 veya 4’lü gruplar halinde öğretmen ile kodlanan kişilere zimmetlenirdi.
*A Katı: 1980 ile 1990 yılları arasında mezun olanlar.
*B Katı: 1990 ile 2000 yılları arasında mezun olanlar.
*C Katı: 2000 ile 2010 yılları arasında mezun olanlar.
*D Katı: 2010 yılı sonrası mezunlara bakıyordu.
Kat biriminden sorumlu olan abilere 'müdür yardımcısı', kata bağlı olan abilere ise 'öğretmen' diye hitap edilirdi.
MYO (Sonradan amir olan polis memurları): Çalıştıkları birimlere göre gruplandırılır, buradaki gruplandırma, yani kat sistemi rütbeden ziyade yaş veya örgüt içindeki konumuna göreydi.
LİSE (polis memurları): Lise birimi kendi içerisinde özerk bir yapıya sahiptir. Süreç polis okulunda veya POMEM’de başlamaktadır. Polis Okulu bulunan bütün illerde polis bölgeleri mevcuttu. Bu bölgelerde kalacak öğrenciler dershane veya kolejlere gelecek referans bilgilerine göre seçilir ve normal bölge ile irtibatları yasaklanırdı.
EMNİYET BİRİMLERİ DERS İSİMLERİYLE KODLANDI
İtirafçı mahrem imam E.Ş.G., emniyet birimlerinin örgüt içerisinde ders isimleriyle kodlandığını açıkladı.
*İngilizce-İstihbarat Şube Müdürlüğü
*Kimya-KOM Şube Müdürlüğü
*Organik Kimya-Organize Şube Müdürlüğü
*Tarih- TEM Şube Müdürlüğü
*Türk Tarih- TEM (D) Büro Amirliği (Temel Tarih de olabilir)
*İlkyardım- Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü
*Ahlak- Asayiş Şube Müdürlüğü
*Beden Eğitimi - Özel Harekat Şube Müdürlüğü
*Milli Güvenlik - Güvenlik Şube Müdürlüğü
*Etüt Merkezi - Polis Karakolları
*Psikoloji - Eğitim Şube Müdürlüğü
*Hayat Bilgisi - Havalimanı Şube Müdürlüğü
*Trafik - Trafik Şube Müdürlüğü
*İnkılap Tarihi - Dış ilçeler
*Güvenlik - Koruma Şube Müdürlüğü
*Coğrafya - Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü
*Biyoloji - Kriminal Şube Müdürlüğü
Odatv.com

http://odatv.com/fetonun-emniyet-semasi-3108171200.html

 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63


19.08.2017 00:52 Karakter boyutu :

Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar, 2 Kasım 2016 tarihindeki “Bu e-mail hapse gönderir” başlıklı köşesinde; Işıkçılar cemaatinin liderlerinden ABD vatandaşı olan İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mücahid Ören’in TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’a gönderdiği maile yer verdi.
Önkibar yazısında Ören’in attığı e-maili şöyle anlattı:
“Türksat için malum bütün televizyonlardan teminat mektubu istenir ve TGRT de o teminatı gönderir fakat gönderilen teminat eksik yani yetersizdir... Konu Mücahit Ören’e aktarılır ve Ören bu talebe ABD’den e-mail ile aynen şu karşılığı verir:
‘Kesin söylüyorum bir kuruş ilave teminat vermeyeceğim... Önce kapatırım TGRT’yi, ancak Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın… Bankalar ile konuşmayın…’”
Yani Türkiye gazetesinin ve TGRT Haber’in sahibi Ören…
ABD’den…

15 Temmuz darbe girişiminden 48 saat önce…
“Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” diye e-mail atmıştı.
“DARBEYİ ADETA AFİŞE EDİYOR”
Aydınlık yazarı Önkibar, Ören’in attığı mailin peşini bırakmadı. Konuyla ilgili ilk yazısından aylar sonra 22 Nisan 2017 tarihinde Mücahid Ören’in gönderdiği mailin çıktısına köşesinde yer verdi ve şunları yazdı:
“(…) Evet FETÖ darbesine sadece iki gün kala Mücahit Ören bu mesajı ile sadece kendini ele vermiyor, aynı zamanda yapılacak darbeyi adeta afişe ediyor.
Öyle çünkü darbeye 48 saat kala ‘Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın’ ifadesinin başka açıklaması olamaz.
Mesajı tekrar tekrar okuyun, o ifade orada yer alıyorsa, bunun okuması Mücahit’in FETÖ darbesinden haberdar olması ve ihbar etmediği için de tertibin içinde yer alması değil midir?
Nasıl olur demeyin, malum ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve CIA Ortadoğu Masası Şefi Marc Grossman, İhlas Holding’in Borsa’ya bildirdiği resmi danışmanıdır. Dolayısıyla Mücahit Ören-FETÖ irtibatının onunla sağlanması güçlü ihtimaldır.
Yine hatırlatalım, İhlas’ın 15 Temmuz darbesi sürecinde CEO’su Cahit Paksoy’dur ki bu isim FETÖ mensubu olmaktan darbe sonrası tutuklanmıştır.”
Aydınlık yazarı Önkibar, TGRT Haber’de program yapan ve Türkiye gazetesinde köşe yazan kripto FETÖ’cü Cem Küçük’e de şöyle seslenmişti:
“(...) Güya FETÖ hasmı pozlarını atan Cem Küçük de bu hadiseye kayıtsız!
Küçük Cem’e soru:
Cevap ver Cem; daha önce yazdığım bu hadiseyi haftalardır neden görmezden geliyorsun? (...)”
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDULAR
Mücahid Ören ve Batuhan Yaşar, Sabahattin Önkibar’ın 22 Nisan 2017 tarihli yazısından sonra soluğu savcılıkta aldı. Ören ve Yaşar, Önkibar hakkında “Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma”, “Hakaret”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek”, “Haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek” suçlamalarıyla suç duyurusunda bulundular.
Tekrar tekrar vurgulayalım:
Sabahattin Önkibar’dan şikayetçi olmalarının gerekçeleri arasında; “Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek” ve “Haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek” var.
Bunun Türkçesi; bu mail gerçek!
VE SAVCI KARARINI VERDİ
Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe, şikayeti inceledikten sonra Önkibar hakkında “kovuşturmaya yer yoktur” dedi ve dosyayı kapadı. Kararında Yargıtay ve AİHM içtihatlarından örnekler veren Savcı Umut Tepe “Basının haber yapmasının engellenmesinin mümkün olmadığı, basının toplumu ilgilendiren ve takip edilen konu ve olaylar ile ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirme görevinin bulunduğu, bu görevin basın özgürlüğünden kaynaklandığı, haberin kamuoyunun bilgilendirilmesi amaç ve kastıyla haber yapıldığı, bu hali ile atılı suçların unsurları bakımından oluşmadığı anlaşıldığından…” ifadeleriyle çarpıcı gerekçeler sundu.
PEKİ O İFADELER NE OLACAK
Filmi başa sarıp, bütün olan biteni özetleyelim…
Işıkçılar cemaatinin önemli isimlerinden Mücahid Ören, 15 Temmuz darbe girişiminden sadece 2 gün önce bir yöneticisine “Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” diye e-mail attı.
Sabahattin Önkibar bu e-maile ulaştı ve köşesinde yazdı / yayımladı.
Mücahid Ören ile e-mailin alıcısı Batuhan Yaşar savcılığa giderek Önkibar hakkında suç duyurusunda bulundu. Ve o suç duyurusunda e-mail’in doğru olduğunu kabul ettiler.
Ve Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe suç duyurusunu inceledi, Önkibar hakkında dava açılmamasına karar verdi.
Şimdi merak edilen konu ise; “Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” ifadeleriyle ilgili bir işlem yapılıp yapılmayacağı…



Odatv.com

http://odatv.com/ankarayi-ayaga-kaldiracagimiz-gun-cok-yakin-hakkinda-karar-verildi-1908171200.html


bu ahmet mücahid ören ile tayyip erdoğanın oğlunun abd de ortaklığı mı vardı..



http://www.ntv.com.tr/galeri/turkiy...a6S-Cx75l02r-IxJpNzEOg/9SKGaF4ew02HsXUVQaJjTw
 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,320
Beğeniler
115
Puanları
63
çember daralıyor.



06.09.2017 12:14 Karakter boyutu :

Gazete Duvar’ın yazarı Aydın Selcen bugünkü köşesinde eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Köşesinde iktidar ile FETÖ arasında geçmişteki ilişkiyi irdeleyen Aydın Selcen, 2010 yılında ilk başkonsolos olarak Kuzey Irak’ın Erbil kentine atanmıştı. Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde Erbil’e başkonsolos olarak atanan Aydın Selcen, Davutoğlu’nun kendisine FETÖ okullarına sahip çıkmasını istediğini yazdı.
Aydın Selcen’in konuyla ilgili yazısının ilgili bölümü şöyle:
“Barış Süreci’ni dinamitleyen, Güneydoğu’da Kürtlerin siyasi temsilcilerini ellerine plastik kelepçe takıp sıraya dizen Gülencilerdi. Kazınıp atılan Gülencilerden doğan boşluğu polis teşkilatımızdaki bu defa Menzilcilerle dolduruyormuş devletimiz. Hani “benim oğlum bina okur, döner döner baştan okur” diye bir söz vardır, durum bana çağrıştırdı.
Aynı Gülenciler, devletin yapmadığı işi yapıp Irak Kürdistanı’na 1994’te gitmişti. Orada okullar, hastaneler kurdular. Benim gibi “alnı secde görmemiş” bir orta düzeyli bürokratın 2010 Mart ayında Türkiye’nin ilk başkonsolosu olarak atandığı Erbil’e giderken bakanından aldığı daimi talimat 'Türk okullarına sahip çıkmak'tı.”
Aydın Selcen 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün memuriyetten istifa etti. Ahmet Davutoğlu 1 Mayıs 2009 ve 29 Ağustos 2014 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı yapmıştı.

http://odatv.com/ahmet-davutoglu-feto-okullarina-sahip-cikmami-istedi-0609171200.html







O Davutoğlu Büyükelçiler toplantısında da fetö okullarına sahip çıkılmasının ilk görev olduğunu söyledi. Bu baş fetöcü herifi Reis koruyor.

Reis aynı zamanda Dışişlerine Davutoğlu ile birlikte 2000 fetöcüyü dolduran Naci Koru yu da koruyor. Onu Cenevreye büyükelçi atadı

Naci Koru Fetullahın özel yetiştirdiği, darbe başarılı olsaydı Başbakan yapılacak kişiydi tutuklaması gerekirken büyükelçi yapılıp korundu

https://twitter.com/zombudsman/status/905520896684818433

https://twitter.com/zombudsman/status/905521623951966209

https://twitter.com/zombudsman/status/905522400279883776

 

HTML

Üst