Fethullah Gülen'e ve Gülencilere Ders Niteliğinde Eleştiriler | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Fethullah Gülen'e ve Gülencilere Ders Niteliğinde Eleştiriler

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Puanları
0
Fethullah Gülen'e ve Gülencilere Ders Niteliğinde Eleştiriler

--------------------------------------------------------------------------------

Mehmet Şevket Eygi/milligazete


1. Mavi Marmara barış ve insanî yardım gemisi İsrail'e değil, Gazze'ye gidiyordu. Binaenaleyh oraya gidebilmek için İsrail'den izin istemesi ve alması gerekmezdi. Gazze, İsrail toprağı değildir, orada bir Filistin hükümeti vardır, Filistin bayrağı dalgalanmaktadır.
2. Yardım gemileri oraya niçin gidiyorlardı?.. Siyonist devletin inatla sürdürdüğü; hukuka, ahlâka, insanlığa, vicdana, adalete aykırı bir ambargoyu kırmak için... Gazze halkı işkence, baskı, sıkıntı, yokluk içinde yaşamaktadır.


Bülent Akyürek (Yazar):

“Geçen günlerde birçok insan hararetle ‘Fethullah Gülen bu konuda niçin konuşmuyor?’ diye sızlanıyordu. Bizler ise ‘Yahu kardeşim bundan büyük nimet var mı, iyi ki konuşmuyor…’ diyorduk. Neyse, Hoca Efendi ‘Otoriteyi tanımadılar’ cümlesini kurunca herkes ayaklandı. Ben, Hoca Efendi’nin Amerika’da esir olduğunu düşünüyorum. Kurduğu cümleleri özgür bir müslüman canı pahasına kurmazdı…”



Kamil Yeşil/milligazete

Hem izin aldın mı sen Mişel, üzerinize füze atacağım, bomba fırlatacağım diye izin aldın mı? Bakınız, İsrailli askerler bizden ne güzel izin aldılar gemiye binerken. Bin bir rica bin bir iltifatla geldiler. Ne olur izin verin, size karşı gerçek mermiler kullanalım, ne olur, makineli tüfeklerle tarayalım sizleri, Furkan'ın kafasına dört mermi sıkalım, ne olur kimliklerinizi açıkça ibraz edin de yanlış bir kişi öldürmeyelim diye ne kadar yalvardılar. Adamlar, Şeyh Ahmet Yasin'i öldürmek için önce ailesine, sonra yöneticilere, en son da Şeyh Ahmet Yasin'e bizzat başvurdular, aylarca kapısında beklediler. Yalvardılar, ne olur bize izin ver, bir füze indirelim uyurken üstünüze diye. Diyalog sahibi kişiler ne de olsa.

İsmail Şakıma/haberdem

".......
Ayrıca Türkî Cumhuriyetlerde açtığı okullara destek veren İsrailli dostlarıyla arayı sıcak tutmaya devam etmek maksadını taşıdığına inanıyorum. Cemaat mensuplarının klasik geçiştirmeci cevaplar vereceğinden şüphemiz yok. Ancak gönül bağı bulunanların çok ciddi bir şok geçirdiği de malum.......

İSRAİLDEN DAHA ÇOK İSRAİLLİ OLANLARA TAVSİYE

Siyonizm’in fikir babalarından Thedor Herzl sizinle gurur duyuyordur! Şeytani bir ahmaklık içinde Şehit olanların hangi manayı ifade etmek için oraya gittiklerini değil de Türkiye’nin eksen kaymasını konuşuyorsunuz. Türkiye kamuoyundan nefret, Siyonist örgütlerden tebrik almak için Mossadçılık yapıyorsunuz. Bırakın bunları da, sizi kaç kuruşluk reytinge satın aldılar onu açıklayın. O kadar İsrail’i seviyorsanız, gidin Tel Aviv’de yaşayın. "


Hamza Türkmen (Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi):



“…İslami değerlerimiz adına, yok eğer bu değerlere saygı gösterilmiyorsa adaleti arayan insanlığın ortak vicdanı adına Fethullah Gülen'i yardım filosu ve İsrail'i otorite kabul eden sözleri nedeniyle Rabbimizden tövbe etmeye, müslümanlardan, Filistin dostlarından ve insanlıktan özür dilemeye bir kez daha davet ediyoruz. Bülent Arınç'ı ise bu kriz sürecinde yönetim açısından dirayet gösteremediği için kamuoyuna açık biçimde özeleştiriye davet ediyoruz.”

Sezai Karakoç
....
Bu, görüldü ki, tesadüfî, öncesiz sonrasız bir olay değil, öteden beri devam eden MEDENİYETLER SAVAŞI’nın – ona “Çatışma” demek onu çok küçültmek olur. – bir anı, bir parçası ve ruhların bir aynası, bir gösterge işaretidir. Bir kere daha kafalara dank etmelidir ki, bir “Medeniyetler İttifakı” ya da “Dinler Arası Diyalog” yok, maalesef İslâm’ın doğuşundan bugüne kadar, Batı’nın ve Doğu’nun, kesilmeyen ve çağlar ve yüzyıllar boyu süren, tarihi alt üst eden, şehirleri ve medeniyeti yıkıma uğratan saldırısı vardır."




Ergun Babahan (Star Gazete):

“…Hoca Efendi hareketi, kavgayı, çatışmayı sevmeyen bir hareket.

Saygı duyulur.

Ama İsrail’le anlaşma, otoriteye karşı gelmeme söylemini kabul etmek mümkün değil.

Müslümanlar, Hazreti İsa’nın ‘Sana tokat atana öbür yanağını dön’ inancından gelmiyor.

Müslümanlık, haksızlığa, tiranlığa karşı koymayı gerektiriyor .........."


Bahadır KurbanoğluBahadır Kurbanoğlu (Haksöz Haber):

Kurbanoğlu, “Fethullah Gülen’in Wall Street Journal’a verdiği röportajın yalanlanmaması ve sarfettiği sözlerin Abdülhamid Bilici gibi kendisine yakın gazeteciler tarafından tevil edilmeye çalışılması karşısında bu satırları yazmayı zaruret addettim” diyerek başladığı yazısında Fethullah Gülen’in Gazze Filosu’na katılanlardan ve tüm Türkiyeli üslümanlardan özür dilemesi gerektiğini, şehit ailelerinden de helallik alması gerektiğini söylüyor.


Ahmet Hakan Coşkun | Hürriyet


"....Eğer “otoriteye uymak”, çok matah bir şey olsaydı...
Ne Hz. Muhammed Mekke otoritesine savaş açardı...
Ne Musa Firavun’un otoritesine baş kaldırırdı...
Ne de İbrahim Nemrut’un zalim otoritesine itiraz ederdi..."
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Puanları
0
Zeki Ceyhan/milligazete


Hizmet ve himmet ehlinin yaptıkları işlerde bu tavsiyelere riayet edip etmediklerini merak ettik! Yaptıkları hayırlı hizmetler(!) için İsrail'in kapısını çalıp çalmadıklarını merak ettik!

Yaptıkları bu hizmetlerdeki(!) otoritenin rolünü merak ettik!


Hizmetlerdeki başarılarında otoriteye başkaldırmamaların payını merak ettik!


*******************


Dr. Ebubekir Sifil/milligazete



"Böyle bir vakıa karşısında ilk tepki "otoriteye başkaldırı" merkezli mi olmalı? O "otorite"nin bugüne kadar ortaya koyduğu uygulama ve politikalar bütün dünyanın malumuyken, ona itaatin Filistin'e zulmü onaylamaktan başka bir anlama gelmeyeceğini görmemek mümkün müdür?...

Hal böyleyken İsrail'den izin alınmalıydı demenin "bu iş yapılmamalıydı" demekten başka bir anlam ifade etmeyeceği ortada."


********************
Hamza Türkmen
Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi
Türkiye halkından ve insanlık onurundan özür dileyeceği yerde, bir de kalkmış statükoculuğu ilke edinmiş Fethullah Gülen'in bir facia olarak nitelendirdiğimiz demecini "Hocaefendi her zaman olduğu gibi doğru söylüyor" ifadesiyle bir müridin şeyhine itaati gibi savunabilme bahtsızlığında bulunabilmiştir.
Bülent Arınç, Gazze Filosu krizinde son derece pasif ve inisiyatifsiz bir yönetim göstermiştir.


*********************
İslam Arslan
haber5


F. Gülen yapılanmasının tutarsızlığı
Ayrıca zeytinyağı gibidirler. ****** çıkmaya çalışırlar. Mesela Milli Görüşçüler “kendilerine karşı” 1980’i, 1997’yi yaşamışlardır ve darbelere her zaman karşı çıkmışlardır. Tıpkı bugün Ergenekon Terör Örgütüne karşı çıktıkları gibi. Ama son yıllarda öyle bir hava oluşturdular ki beylerimiz defalarca tankların paletlerinin altında kalan Milli Görüş’ü “darbe perver” ilan ediverdiler ve en iyi darbe karşıtları kendileri oluverdiler.(mücahid55key)

F. Gülen ve yapılanmasının en büyük tutarsızlığı darbe ve darbecilerdir. 1980 darbesini, 1997 darbesini alkışlayan ve destekleyen ve şimdilerde darbe karşıtı olmuş olan F. Gülen, yaşadığımız pek çok süreçte bu ülke insanlarını da hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu, bugün de sürmektedir. Bu tutarsızlık öyle büyüktür ki mesela AK Parti iyice zayıflasa ve CHP-MHP koalisyonu iş başına gelse–Allah göstermesin-, Ergenekon Terör Örgütü mevzusunda ‘Ya, aslında bizler fazlasıyla hükümetin gazına gelmişsiz, özür dileriz’ derler, Erdoğan’ı yüzüstü bırakırlar ve bugün Silivri’de tutulanlar dışarı çıkarılırsa da – umarım bu asla olmaz- onlarla dahi kol kola girmenin yollarını arayabilirler.

Son olarak ifade etmek isterim ki hiçbir zaman bütün ümmet için inisiyatif almamış ve kendi çevresindekiler dışında bulunan Müslümanlar için bir çaba içine girmemiş olan F. Gülen benim gözümde din adamı değildir, şirketleşmiş bencil ve içe kapalı bir yapının lideridir. Anlamı yoktur. Olmadık zamanda ümmetin canını sıkmaktan başka bir işe yaramaz. Hiçbir şekilde ümmetin dertlerine çare olamayacağı gibi ümmet diyen Müslümanları da durduramaz, engelleyemez ve yollarından alıkoyamaz. Ayrıca bu yapının alttan alta Türkiye’nin geleceğine hükmedecekleriyle ilgili tezleri koftur, çürüktür, gerçekdışıdır. Bu toplum bunları daha iyi tanıyacaktır. Çünkü inisiyatif alamayan, ürkek ve korkak bu yapılar; tarihte de hiçbir zaman toplumları mobilize edememişlerdir, harekete geçirememişlerdir, sadece bir müddet meşgul etmişlerdir.

Okumuşsunuzdur. Mavi Marmara’ya yapılan alçaklığa 3 gün taziye yayınlamamıştır F. Gülen. Sonrasını da biliyorsunuz. “İsrail’den izin alınmalıydı” deyiverdi. Ve bence çok da güzel oldu.

Şimdi kendisini herkes daha iyi tanıyor.

Tüm dünya daha iyi tanıyor.

Arap dünyası daha iyi tanıyor.

Gülen, kendisini Türkiye’nin Tantavi’si konumuna itmiştir. Güzel olan şu ki Tantaviler asla ve asla ciddiye alınmayacaktır.

Hiçbir tevile gerek yok.

F. Gülen ve yumuşak, ılımlı, tavizci Müslümanlar tam anlamda; iyi gün dostudur; kötü günde yanınızda bulamadığınız ve bulamayacağınız gibi hiç ummadığınız bir yerde bulursunuz ve apışıp kalırsınız. Yada “bu kafayı” tanıyanlardansanız hiç şaşırmazsınız.

alıntı
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Puanları
0
Kraldan Ziyade Kralcı İsrail ve Siyonizm Holiganları

--------------------------------------------------------------------------------



Mehmet Şevket Eygi



Kraldan Ziyade Kralcı İsrail ve Siyonizm Holiganları


BİR Türkiyeli olarak şöyle nâdir bir özelliğim vardır: Müslümanım ve Müslümanları olumlu şekilde tenkit ederim, islamî kesim içinde özeleştiri yaparım. Hattâ, olumlu olmak tarafını gözden ırak tutmamak şartıyla bazen bu tenkitlerim çok sert olur. Din kardeşlerimi uyarmayı bir vazife bilirim. Bu olumlu tenkit ve uyarıları yaparken de nefsimi temize çıkartmam, kendime pâye vermem.


Mazlum ve mağdur Gazze'ye yardım götüren gemilere Siyonist ordusunun saldırması ve hiç lüzumu yok iken kan dökülmesi, adam öldürülmesi konusunda ülkemizde ve dünyada çeşitli değerlendirmeler var. Üçünü sayayım:
Birincisi: İsrail haksızdır, saldırı uluslararası sularda yapılmıştır. Bu bir korsanlıktır. Yardım filosu kan dökülmeden de durdurulabilirdi.
İkincisi: İsrail haklıdır. Yardım edilebilirdi ama daha önce bu konuda İsrail'den izin almak gerekirdi.
Üçüncüsü: İsrail çok haklıdır, yardım filosundaki Müslümanlar sopalar ve mutfak bıçaklarıyla İsrail askerlerine saldırmıştır.


Dünyada bir çok Yahudi, saldırı ve kan dökülmesi dolayısıyla İsrail'i kınadı, lânetledi. Siyonizme karşı olan Neturei Karta hahamları ülkemize geldiler, İsrail aleyhinde konuştular, hastahanaye gidip yardım filosu yaralılarını ziyaret ettiler.

Büyük bir dinî cemaatin lideri "İsrail'den izin almak gerekirdi"yorumunu yaptı, hayli tepki çekti. Bir de, yine ülkemiz için söylüyorum: Kraldan ziyade kralcı, İsrailden daha fazla Siyonist kimseler ve kuruluşlar var. Onlar yardım filosuna ateş püskürüyorlar.
Şimdi soruyorum: Son derece sâkin ve âdil olarak düşünelim. Aşırı İsrail ve Siyonizm taraftarları haklı mıdır, mâkul müdür?


Meseleyi bütünüyle ele almak gerekir. Gazze denilen küçücük toprak parçasına bir buçuk milyon Filistinliyi hapse tıkar, toplama kampına koyar gibi doldurmuşlar. Uluslararası hukuka aykırı olarak ambargo ve abluka altına almışlar. O bölgeye girmek ve çıkmak son derece zor. Yahudiler Filistinlilerin evlerini tahrip ediyor; yeniden yapmak için demir ve çimento, diğer yapı malzemesi yok. Hastanelerde tıbbî malzeme yok. İş yok, aş yok. Sivil halk cehennem azabı çekiyor. Barış yok, adalet yok, insaf yok, merhamet yok... Bu Filistinlilerin ne suçu var? İkinci dünya harbinde Yahudilere onlar mı zulm etti?

Bendeniz bir insan olarak, bir Müslüman olarak Siyonist rejimi, İsrail ordusunu suçlu görüyor ve kınıyorum. Bir Rus Yahudisi olan İsrael Shamir gibi ve öteki insaflı ve adaletli Yahudiler gibi kınıyorum.
Gazzelilere yardım götürmek için İsrailden izin alınması tezini kabul etmiyorum. Zulmü yapan İsrail, zulümde direnen İsrail, âdil ve kalıcı bir barışa razı olmayan İsrail... Ondan yardım istemek gülünç olmaz mı?
Kraldan ziyade kralcı İsrail ve Siyonizm taraftarlarına ise teessüf ediyorum.Onlarda hiç insaf yok, adalet yok.
Ülkemizde bir buçuk milyon Kripto Yahudi bulunduğu iddia ediliyor. Olabilir... Lakin, insan Yahudi de olsa adaletli ve insaflı olmalıdır.
1970'li yıllarda Avusturyada Bruno Kreisky isminde bir Yahudi başbakanlık yapıyordu. O tarihte Sovyetler Birliği ayaktaydı.Sovyet Yahudileri oradan kaçak olarak geçerek İsraile göç ediyorlardı. Bu mesele bir kriz haline gelince Kreisky şöyle konuşmuştu:
-Ben Yahudiyim ama öncelikle Avusturya başbakanıyım ve ülkemin menfaatlerini korumakla yükümlüyüm...
Kraldan ziyade kralcı Türk Kripto Yahudilerine sesleniyordum:
Yahudi olabilirsiniz... Hiç kimse şu veya bu ırka mensubiyetini doğmadan önce seçmek şansına sahip değildir. Lakin Yahudi olsanız da adaletli, insaflı, mantıklı, merhametli olmak zorundasınız.
İsraili ve Siyonizmi lanetleyen ve kötüleyenYahudilerden utanın, ibret alın.
Sizden Türkiyeyi ve Filistinlileri körü körüne desteklemeniz istenmiyor.
Âdil olun, insaflı olun, mantıklı olun, haktan ve doğrudan yana olun, merhametli olun.




* (İkinci yazı)

Camilerdeki Sandalya Bid'ati

EHL-İ SÜNNET hassasiyetine sahip icazetli hocalarımızdan muhterem Enver Baytan Efendiyi "Yakın tarihte, İslam dünyasında ve dolayısıyla yurdumuzda baş gösteren SANDALYADA NAMAZ meselesi" adlı hacmi küçük, önemi büyük kitabından dolayı candan tebrik ediyorum. Bu faydalı kitabı basan ve ücretsiz dağıtan Vakit gazetesine teşekkürler.
Baytan hocamız emekli imam ve hatiptir, halen İstanbul fahrî vaizlerindendir. Cuma namazlarından önce, Küçükayasofya camiinde vaaz ve nasihat etmektedir.
Son yıllarda camilere sandalyalar konulmaya başlandı. Bir iki değil, bazı camilerin arka tarafında bir sıra sandalya görülüyor.
İmamın birine camiye bol miktarda sandalya koyacaksın diye emir verilmiş, imam efendi üç taburemiz var yetmez mi cevabını verince senin bu işe aklın ermez, bir sıra sandalya olacak diye emir te'kid edilmiş.
Bundan 82 yıl önce o zamanın Vakit gazetesinde şöyle bir haber yayınlanmıştı:
Dinimizde yeni hayata, ilerlemeye uygun olarak yapılacak yenilikler, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi profesörlerinden oluşan bir heyet tarafından şöyle ifade edilmiştir: Din de, diğer sosyal teşekküller gibi hayatın akışına uymalıdır. Din eski şekillere bağlı kalamaz. Camilerimiz kullanılır hale getirilmeli, sıralar konmalı, içeriye ayakkabı ile girilmeli. İbadet dili Türkçe olmalı, hutbeler Türkçe okunmalıdır. Camilere müzik aletleri konulmalıdır.
Camilere, kiliselerdeki gibi sıra veya sandalya koyamamışlardı ama (bendeniz hatırlıyorum) Ankara'da Hacıbayram camiinde, yerden beş santim yükseklikte, üzerleri muşamba kaplı secde yerleri konulmuştu. 1950'li yıllarda bunlar kaldırılmıştı.
Şimdi de bazı reformcu, yenilikçi, değişimci, Fazlurrahmancı, Afganici, şucu bucu ilahiyatçılar aşağıda sayacağım yenilikleri istiyor ve yapıyorlar:
1. Cuma namazından sonra sünnet ve ahir zuhur namazı kılınmasını istemiyorlar. Bu konuda yurdun birçok yerinde tartışmalar olmuştur.
2. Camilere lüzumundan fazla sandalya koyduruyorlar ve secde edebilen yaşlı kimselerin secdesiz namaz kılmasını teşvik ediyorlar. Halbuki secdesiz namaz olmaz.
3. Mardin'de Kasımiye medresesinde Dinlerarası Diyalog yapıldı, buna Süryani papazları, Katolik papazları, Protestan papazları, bir de sarıklı cüppeli Diyanet müftüsü katıldı. Hayli Diyalog yapıldıktan sonra çanlar çalmaya, aynı anda ezanlar okunmaya başlandı ve cüppeli papazlar, cüppeli ve sarıklı Diyanet müftüsü çan ve ezan sesleri içinde medresenin havuzu üzerinde yapılmış salaş köprüden merasimle geçtiler. Böylece üç ibrahimî din mensuplarının hepsinin cümbür cemaat Cennete girecekleri tiyatrosu oynanmış oldu.
4. Büyük bir vilayetimizde genç Kur'ân kursu kadın öğretmenlerinden ve yine genç vaizelerden oluşan bir dinî tasavvuf korosu kuruldu ve erkeklere konserler verildi. Halbuki mukaddes şeriatımız böyle bir şeyi yasaklamıştır.
5. Reformcu ilahiyat profesörlerinden biri Diyalog lehindeki kitabında "Kur'ân Yahudileri İslama çağırmıyor...Kur'an Hıristiyanları İslama çağırmıyor..." diye açıkça yazdı.
Muhterem Enver Baytan hocamız, yukarıda ismini verdiğim gerçekten değerli ve uyarıcı kitabına son derece önemli ve hayatî bilgiler koymuştur. Her uyanık ve şuurlu Müslümanın bu kitabı edinmesi, dikkatle okuması gerekir.
(Şu telefondan bilgi alabilirsiniz: 0212/518 11 15)




* (Üçüncü yazı)

Parayla Fuhuş Yapan Manken

GERÇEK GÜNDEM COM sitesinde okunmuştur: İstanbul'un lüks bir sitesi... Manken E.Y.'nin fuhuş yaptığı haberini alan polisler onunla müşteri kılığında pazarlık yaptılar. Bin dolara anlaştılar. Polisler savcılıktan izin alarak gece yarısı mankenin oturduğu siteye gittiler. Bin doları alan mankene suçüstü yapıldı. Manken sinir krizi geçirip bayıldı. Manken sedye ile hastahaneye götürüldü. Manken kendine gelince polisleri tekmeledi. Basın mensuplarına saldırdı. Ailem duyursa çok üzülür bu işe dedi. Tedavisinin ardından karakola götürüldü. İfadesi alınan manken savcılık tarafından serbest bırakıldı.
27.06.2010
 

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,873
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
Fetullah Gülen'e ve Gülencilere Ders Niteliğinde Eleştiriler

--------------------------------------------------------------------------------

Ahmet Hakan Coşkun | Hürriyet


"....Eğer “otoriteye uymak”, çok matah bir şey olsaydı...
Ne Hz. Muhammed Mekke otoritesine savaş açardı...
Ne Musa Firavun’un otoritesine baş kaldırırdı...
Ne de İbrahim Nemrut’un zalim otoritesine itiraz ederdi..."
Maşallah...
Milli görüşçü kardeşler şimdide Nişantaşı'nın hızlı çapkınlarından olan Ahmet Hakan'dan alıntılara başladılar...
Ahmet Hakan her an milli görüş camiasında ki yetkili büyüklerimiz tarafından cennetle müjdelenebilir
 

TakVa

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
13 Nis 2007
Mesajlar
2,868
Puanları
0
Hocaefendi eleştirilemez diye bir kural yok, eleştirsinler.Uslubunca olduktan sonra olur, ama iftiraya kaçarsa.... o da olur. Hocaefendinin günahlarının temizlenmesine hizmet eder.
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Puanları
0
Maşallah...
Milli görüşçü kardeşler şimdide Nişantaşı'nın hızlı çapkınlarından olan Ahmet Hakan'dan alıntılara başladılar...
Ahmet Hakan her an milli görüş camiasında ki yetkili büyüklerimiz tarafından cennetle müjdelenebilir
bozuk saat bile günde iki kere doğru söyler:)
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Puanları
0
Hocaefendi eleştirilemez diye bir kural yok, eleştirsinler.Uslubunca olduktan sonra olur, ama iftiraya kaçarsa.... o da olur. Hocaefendinin günahlarının temizlenmesine hizmet eder.
uslubtan bahsetmek???

bunlar benim yazılarım değil gazetecilerin yazısı...onlarda gerçekleri görmüşler...bunlar hocanızın ağzından çıkmış sözlerdir
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Puanları
0
-----------
 

TakVa

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
13 Nis 2007
Mesajlar
2,868
Puanları
0
uslubtan bahsetmek???

bunlar benim yazılarım değil gazetecilerin yazısı...onlarda gerçekleri görmüşler...bunlar hocanızın ağzından çıkmış sözlerdir
Zaten geneldi söylediklerim.
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Puanları
0
Ahmet Hakan her an milli görüş camiasında ki yetkili büyüklerimiz tarafından cennetle müjdelenebilir
,


bu kelime bile sizin acizliğinizi gösterir...doğru olan birdir...kişilere takılmayın ukubat....haklı mı ahmet hakan haksızmı???
yoksa sizin gerçekleri söylemeye diliniz varmıyormu???
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
Fetullah Gülen'e ve Gülencilere Ders Niteliğinde Eleştiriler

üstte yazdığın alim kim:D
daha eleştirdiğin kişinin bile ismini bilmiyorsan.
 

elcevaz13

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2008
Mesajlar
1,472
Puanları
38
Yaş
37
Web sitesi
www.herkul.org

Dün Wall Street Journal gazetesinde, Fethullah Gülen'le yapılmış bir röportaj yer aldı.
Röportajda Gülen, Türk kamuoyunda Gazze olayıyla ilgili görüşlerden farklı bir bakış açısı ortaya koyuyor. Başka konuların da ele alındığı röportajın Gazze'yle ilgili kısmını ve Gülen'in bu mevzuya yaklaşımını 3 noktada değerlendirebiliriz:
Bir, yardım gönüllülerinin bulunduğu gemiye yapılan o korkunç müdahale öncesi izlenen yöntem ki Gülen bu noktada diplomatik yolların sonuna kadar zorlanmasında ısrar ediyor.
İki, İsrail askerlerinin müdahale biçimi ki onu 'çirkin bir manzara' diyerek eleştiriyor. Bu söz, müdahale biçimini kınadığının açık göstergesi.
Üç, şehit olan vatandaşlarımız ki, bunun için Gülen taziye yayınlayarak üzüntülerini ifade ediyor.

1,5 milyon Filistinlinin yaşadığı açık hapishane Gazze'ye 4 yıldır uygulanan ambargoyu delmek için yola çıkan insani yardım gemilerine İsrail'in yaptığı kanlı müdahale millet olarak hepimizi öfkelendirdi. Hadisenin duyulduğu andan itibaren boşalmayan meydanlar ve dün Fatih Camii avlusunda kılınan cenaze namazında ortaya çıkan tablo, milletimizin duyduğu tepkinin göstergesiydi.

Aslında 9 insanımızın şehit olmasıyla sonuçlanan bu vahşi saldırıya duyulan tepki Türkiye ile de sınırlı kalmadı. New York'ta Türk bayraklarıyla İsrail'in bu hareketini telin eden Yahudilerden BM Güvenlik Konseyi'ne, Batı medyasından İsrail medyasına, Arap Birliği'nden NATO'ya bütün dünya İsrail'i kınama noktasında bir araya geldi. Konu, El Cezire, BBC, CNN gibi uluslararası kanallarda birinci haber olma özelliğini koruyor.

İsrail'in vahşi saldırısıyla hayatını kaybedenlerin acısını paylaşanların arasında Fethullah Gülen Hocaefendi de vardı. Gazetemizde yayımlanan taziyesinde Gazze'de bir insanlık dramı yaşandığına dikkat çeken Hocaefendi şöyle diyordu: "Filistin'de yaşanan bu drama son verebilmek beklentisiyle yola çıkan, uğradıkları müessif saldırıda hayatlarını kaybederek şehit olan insanlarımıza Allah'tan rahmet diler, başta aileleri olmak üzere, milletimize ve bütün insanlığa taziyelerimi bildiririm."

Belki birçoğumuzun gündemine İsrail'in kanlı müdahalesinden sonra giren bu hadise, böyle bir eylemin yapılacağının duyulduğu ilk günden itibaren Hocaefendi'nin gündemindeydi. İyi niyetle atılan bu adımın, olumsuz bir şekilde sonuçlanacağı endişesi içindeydi. Çünkü İsrail'in benzer durumlardaki tepkilerine bakıldığında, endişe etmekte de haksız sayılmazdı. Nitekim yakınındaki insanlara, gemiler daha harekete geçmeden, İsrail'in nasıl tepki vereceğini tahmin etmenin güç olduğunu, bir sorun çıkmaması için diplomatik yolların sonuna kadar zorlanması gerektiğini söylüyordu. Bu sağlanamayacaksa, kritik bir zamanda Türkiye'yi savaşın eşiğine getirecek bir krize meydan vermemek için başka yolların aranması gerektiğini düşünüyordu.

Endişe etmekte haklıydı. Gerçekten de İsrail hükümeti, ne yapacağı kolay kolay kestirilemeyen, küçük bir sebeple bile dünyayı ateşe verebilecek hamleler yapan bir ülke haline gelmişti. İki askeri esir düştüğü için Lübnan'ı yerle bir eden, yine bir askeri Hamas tarafından esir alındığı için işgali altındaki Gazze'ye savaş açarak 400'ü çocuk 1500 insanın ölümüne yol açan, Türkiye gibi bölgedeki en yakın ülkeye büyükelçisini alçak koltuğa oturtarak ders vermeye kalkışan bir yönetim. Bunları hesaba katınca, hele meydan okur gibi tavrın iyice tahrik edeceği bir yardım hareketinin nereye varacağını kestirmek zor değildi. Önce bu insani yardım konvoyuna katılacağı duyurulan bazı AK Partili vekillerin, daha sonra bundan vazgeçmiş olması da aslında bu endişelerin ve doğabilecek sonuçların öngörüldüğünün işareti.

Nitekim Gülen, dün Wall Street Journal'de yayımlanan röportajında da bu büyük endişelerden kaynaklanan görüşlerini dile getirdi. Sağduyunun, aklıselimin yorumuydu söylenenler. Sivil insanlara, uluslararası sularda yapılan müdahaleyi ve ortaya çıkan tabloyu çirkin bulduğunu söyleyen Gülen, devletin ve bu işin öncülüğünü yapan İHH'nın, çocuk, yaşlı ve kadınların başına gelebilecek sıkıntıları, can kaybı hatta savaş riskini öngörerek diplomatik yöntemleri sonuna kadar zorlaması gerektiğini vurguluyordu. Acı da olsa bunca olay yaşandıktan sonra, Gülen'e göre yapılması gereken ilk iş, gerçeğin ortaya çıkması için Birleşmiş Milletler öncülüğünde şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yapılması.

Bu görüşlerin doğru anlaşılması için röportajla ilgili bir hususu bilmek lazım. Öğrendiğim kadarıyla ve okunduğunda da anlaşılacağı gibi bu görüşme, Gazze krizi üzerine düşünülmüş bir röportaj değildi. Olaydan birkaç hafta önce yapılmak istenen bir röportajdı ve yazılı cevapları günler öncesinden gazetecilere ulaştırılmıştı. Fotoğraf çekimi için kısa süreli bir araya geldiklerinde tüm dünya bu konuyu konuştuğu için, Gazze meselesine girilmiş ve bu konu diğerlerinin önüne geçmişti. Meseleyi bu boyutundan çıkararak, sanki sadece bu mevzu için röportaj verilmiş gibi değerlendirmek doğru olmaz.

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=992019&keyfield=686F63616566656E64692067617A7A65
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0

Önce M.Şevki EYGİ 1969 senesinde ABD nin 6 ncı Filo HAYRANLIĞINI açıklasın.

Ayrıca

ERBAKAN ın son D 8 ler toplantısında yaptığı beyanları BİR OKU .

Sonra gel karşıma.

Şimdi sana ERBAKAN ın F.Gülen in OTARİTE kelimesini anlam bakımından aynı parelel de yaptığı beyanı getirsem TÖVBE EDECEKMİSİN ?

Birde

Ahmet Hakan Coşkun | Hürriyet


"....Eğer “otoriteye uymak”, çok matah bir şey olsaydı...
Ne Hz. Muhammed Mekke otoritesine savaş açardı...
Ne Musa Firavun’un otoritesine baş kaldırırdı...
Ne de İbrahim Nemrut’un zalim otoritesine itiraz ederdi..."


Getirmişsin ya



Şimdi sana sorsam.

Peygamberimiz sav neden önce İslamiyeti GİZLİ yaydı ne cevap verirsin ?

Peygamberimiz sav neden Hicre etti ne cevap verirsin ?

Peygamberimiz sav neden sahabeleri Habeşistan a gönderdi ne cevap verirsin.
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Puanları
0

Önce M.Şevki EYGİ 1969 senesinde ABD nin 6 ncı Filo HAYRANLIĞINI açıklasın.

Ayrıca

ERBAKAN ın son D 8 ler toplantısında yaptığı beyanları BİR OKU .

Sonra gel karşıma.

Şimdi sana ERBAKAN ın F.Gülen in OTARİTE kelimesini anlam bakımından aynı parelel de yaptığı beyanı getirsem TÖVBE EDECEKMİSİN ?

Birde

Ahmet Hakan Coşkun | Hürriyet


"....Eğer “otoriteye uymak”, çok matah bir şey olsaydı...
Ne Hz. Muhammed Mekke otoritesine savaş açardı...
Ne Musa Firavun’un otoritesine baş kaldırırdı...
Ne de İbrahim Nemrut’un zalim otoritesine itiraz ederdi..."


Getirmişsin ya



Şimdi sana sorsam.



Peygamberimiz sav neden önce İslamiyeti GİZLİ yaydı ne cevap verirsin ?
güçlü mümin yetiştirmek için, güçlü teşkilatla kafirlerin karşısına geçmek için...

Peygamberimiz sav neden Hicre etti ne cevap verirsin ?
yeni bir üs aradı ''İSLAM'' devletini kurmak için...Hicret ile o diyarı bir süreliğine terketti...yani kısacası sisteme boyun eğmedi....ve medine İSLAM devletini kurdu.

Peygamberimiz sav neden sahabeleri Habeşistan a gönderdi ne cevap verirsin.
adil bir hükümdar olduğu için, müslümanların güvenliği için!!!


peygamaberlerin sistemin oteritelerine baş kaldırmadınğını inkarmı ediyorusn da!!!

efendimizin hayatındaki hadiseleriden veriyorsunuz ama ;)

korakademik???????????

açık davet emrini nereye koyuyorsunuz ????
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
güçlü mümin yetiştirmek için, güçlü teşkilatla kafirlerin karşısına geçmek için...
açıkça İslam'a anlat emrini alana kadar gizli anlattı diye biliyorum.

yeni bir üs aradı ''İSLAM'' devletini kurmak için...Hicret ile o diyarı bir süreliğine terketti...yani kısacası sisteme boyun eğmedi....ve medine İSLAM devletini kurdu.
medinedeki ve diğer diyarlardaki müslümanları mekke de toplayıp mekke ye pek ala el koyabilirdi. neden hicret.

adil bir hükümdar olduğu için, müslümanların güvenliği için!!!
adil bir hükümdarmı güçlü bir hükümdar mı
habeşistan hicretinin sebeplerinin iyi anlaşılamadığı kanaatindeyim.

[açık davet emrini nereye koyuyorsunuz ????/QUOTE]
açık davet isyan mıdır
Allah'ın emrini yerine getirmesi midir.
Efendimiz açık emir olmadığı sürece sisteme baş kaldırmadan ama onların yolunda gitmeden çözüm üretmiştir.
kabe'nin onarımında yapıcı tutumu ortadadır.
 
K

Kaçak

Misafir
Daveti açık ve gizli diye tasnif etmektense ..
Özel ve genel davet diye nitelendirmek bana daha uygun gelir ...
Özel davette guncel tabirle adam adama markaj söz konusu ...
Genel davet ise toplumun tum bireylerine hitapdır ..
Ki zaten bu insanın dogasına da uygundur ..
Hepimiz aklımızdaki bir plan ve oluşumu önce kendimize yakın hissettiklerimizle paylaşır sonra umuma duyururuz ...
Onun için adını gizli koyup , hafiyecilik oynamaya gerek yok ...
konunun içerigi olan F. Gülen noktasında ise söylenecek söz ...
Sevgili otoritesi geçen hafta içi 3 Filistinli müslümanı daha şehit etti ...
İsrail bu retoratigi hep yapıyor ...
Selamlar...
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
katılmadığınız her konuyu Fethullah Gülen e bağlama saplantı haline gelmiş acil şifalar
unutmayın bahsettiğiniz kişi acz ve fakr'ının farkında olan biridir.
baki olan Allah'tır

diğer meseleye alıntı ile cevap verelim bakalım nereye bağlıcaksınız:D
İslâmın ilk yıllarında neden gizli davet metodu tercih edilmiştir ve açıktan ilan edilmemiştir?Tevbe.org İslâmın ilk yıllarında neden gizli davet metodu tercih edilmiştir ve açıktan ilan edilmemiştir?

Cenâb-ı Hak
kâinatta her şeyi tedric kanununa bağlamıştır. Bu kanuna riâyet ve itâat etmeyenlerin zamandan alacakları cevap hiç şüphesiz muvaffakiyetsizlik olacaktır.
Orjinal Link: TEVBE EDENLERİN SİTESİ http://www.tevbe.org/forum/dini-sorular-ve-cevaplar/131881-islamin-ilk-yillarinda-neden-gizli-davet-metodu-tercih-edilmistir-ve-aciktan-ilan-edilmemistir.html
Resûlullah Efendimiz de
'tan aldığı talimât üzere bu kanuna riâyet etti. Üç sene müddetle peygamberliğini ve İslâmiyeti açıktan açığa kimseye bildirmedi ve anlatmadı. Tebliğinde son derece tedbirli ve ihtiyatlı davranıyor
ancak emniyet ettiği kimselere durumunu arzediyordu.
Bu hareketiyle onun İslâma muvaffakiyet yolunu açtığını da görüyoruz. Üç senelik gizli davet devresinde birçok kimse İslâm safında yer almış ve davasına güç vermişti.
Üç senelik devreden sonra davetin daha fazla gizli olarak devamında bir maslahat kalmamıştı. Zira
Kureyşli müşrikler tarafından her şey az çok duyulmuştu ve üstelik İslâm davası bir çok kimseyle bir derece güç kazanmıştı. Buna binâen mukaddes İslâm davasını açıklamanın ve tevhid hakikatlarını bütün âleme duyurmanın zamanı artık gelmişti.
 

manifesto

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ara 2006
Mesajlar
0
Puanları
0
Gülen geleceği inşaa ile meşgul iken bu tür eleştiriler geçmişe saplanıp kalanların işi..Camiilerde oturup kalkmaya zorlanan yaşlıların sandalyede namaz kılmasına kafayı takanlar ile islam ve din üzerine düzen üzerine konuşacak birşey olmasa gerek.Önce içinde bulunduğu İFTAR VEKTİNDE İFTAR BASAN baskıncılar için TEK satır yazı yazmış mı ondan bahsetsin de sonra adamım diye meydana çıksınlar derim ben..

Gülen islamın Ladinler El Kaideler dini olarak pompalandığı 21 asırda nasıl bir mücadele ve cihad metodu gerekiyorsa aynen o metod ve mücadele içindedir.Eleştiriler olacaktır ki belki haklı veya haskız ancak gülen'i kendi çizgisi içinde kabul etmek gerekli.Ahmet hoca Mehmet hoca ile kıyaslamamak gerekir..

Mavi marmara şehitlerimiz hepimizin şehidi.Onlar üzerinden siyaset ve ticaret yapmayın.Ancak madem İHH hala metodunun çok yerinde olduğunda ısrarcı HANİ NEREDE GEMİLER?? Geçen süre Gülen'in haklılığını güçlendirmekten başka bir işe yaramıyor.Bu tür fanatik ama samanalevi gibi yanıp sönen anlık olaylar ve tepkiler yerine zamana yayılmış kararlı ve emin adımlar gelecek için daha faydalı olur.
 
Üst