*Fethullah Gülen Hocaefendi olmasaydı?* | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!
Altın Burada

*Fethullah Gülen Hocaefendi olmasaydı?*

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
Fethullah Gülen Hocaefendi olmasaydı?

Meryem Aybike SİNAN


Bir bir tükettik maddi ve manevi güzelliklerimizin tümünü… Her şeye taş atan, her iyiliğin altında çapanoğlu arayan vesveseli bir topluma dönüşüverdik…

İtiraf ediyorum…

Ben şimdi garanti, ulusalcı bir çizgide kalem sallayan bir yazar olmuştum!

Sanırım henüz on üç on dört yaşlarında idim.
Ailede egemen olan aşırı milliyetçi düşünce tarzı bendenizi tek taraflı eğitirken bir yanımın boş ve aç kalışı ruhumda bir takım kederli ve girift düşüncelerin de filizlenmesine yol açmıştı. Ruhum tatmin olmuyordu. Boşluktaydım ne yazık ki!

Beni teselli edip iyileştirecek o efsunlu yolculuğun nerede ve nasıl başlayacağını bilemiyordum. İçinde bulunduğum halet-i ruhiyye beni ergenlik dönemi de denilen o yol ayrımında bayağı sarsıyor ve durmadan öfke patlamaları yaşıyordum.

Çok geçmedi özel radyolar yayın hayatına başladılar.

Birgün Malatya’da bölgesel yayına da zaman zaman yer veren Moral Fm’i dinlerken TRT İzmir Radyosu sanatçısı Reşit Muhtar’ın Malatya’da bulunduğunu ve Moral Fm’e konuk olacağını öğrendim. Kendisini TRT radyolarında da tanıdığım için programı beklemeye başladım. Programı bir de sevgili tarih hocamız Mücahit Bey sunuyordu ki bunu da hiç unutmuyorum, mutlaka dinlemeliydim.


İlk ezgisini söylemeye başladı Reşit Muhtar. Sözleri ben de bambaşka bir duygu ve haz uyandırmıştı. Yüreğimin kandilini tutuşturmuş, yıllardır bir şekilde aradığım ama ifade edemediğim, aç olduğum bir âlemin kapısını birdenbire aralamış ve aradığım adresi göstermişti ansızın:


“Gönül seni bulmuş ise,
Başkasını anar mı hiç!

Ateşine yanmış ise,
Başka nara yanar mı hiç!

Seni bulanlar bulmuştur,
Gayrisi yolda kalmıştır,

Arif seninle doymuştur,
Başkasıyla kanar mı hiç!

Hemen radyoyu aradım. Bendenizi Reşit Muhtar ile görüştürdüklerinde ezginin sözlerinin kime ait olduğunu sormuştum önce. Sanatçı da çok şaşırmıştı. Çok enteresan başka bir şeyi değil, sadece ezginin sözlerinin kime ait olduğunu sormuştum. İşte Fethullah Gülen Hocaefendinin ismini ilk kez o gün öğrendim.
O ezgiyi bugün hala çok seviyorum!

Aradan yıllar geçti ve bütün şiirlerini okudum ve itiraf ediyorum çok çok sevdim. Hemen hemen bütün şiirleri irfani bir geleneğin ve derin bir tefekkürün yansımalarıydı.

Edebiyat Fakültesinde okurken, meslek hayatımda ve diğer alanlarda hayatıma şekil verirken hep bu şiirlerin üzerimde bıraktığı tesirli efsun vardı. İlk okumaların insan ruhunda bıraktığı lezzeti asla unutamazsınız!
Ancak hiçbir zaman hiçbir cemaatin içinde olmadım, olamadım ne yazık ki! Mizacım buna elverişli değildi zira. Söyleneni mantığım kabul etmiyorsa, beğenmiyorsam babamı dahi dinlemeyen, boyun eğmeyen bir yanım olmasından mütevellit.

Emir almayı galiba sevmiyorum! Ablalar benden yaka silkeceklerdi nasıl olsa! Belki de kendi yatağımda deli dolu sular gibi akmalıydım mecrama. Kenarda köşede kalıp Hocaefendi’yi takip edip okumaya devam ettim. Bu hisli, son zamanların en önemli kanaat önderi olan ve saygı ve nezakette asla kusur edilmemesi gerektiğini düşündüğüm bir gönül adamına hep bir takım yaftaların yapıştırılmasını oldukça üzücü ve yıkıcı bulmuşumdur hep.

Onun benim hayatımdaki yeri hep istisnai olmuştur!
Onun her kesimden insani buyur eden mizacı ve sosyal anlayışı olmasaydı bu fakire belki şimdi ulusalcı bir çizgide kalem sallıyor olacaktı. (Milliyetçi -muhafazakârları değil, ulusalcıları kastediyorum. Zira aralarında ciddi bir anlayış farkı olduğunu düşünüyorum)

Hocaefendinin ifrat ve tefriti sevmeyen yanını sevdim bir de…

Çünkü başını kapatmayanı dindar kabul etmeyen, benim gibi başı açık olanı dışlayan, sadece kendini müslüman sayan ve doğrudan bizleri aşağılayan kesimleri de gördüm ve görüyorum ne yazık ki!
Önce onun Türk bayrağını, Türkçeyi, İstiklal Marşımızı, dinimizi bizim ismini dahi bilmediğimiz uzak iklimlere taşıyıp büyük kitleleri ayağa kaldırması bile bir takım insanların hayallerinin dahi ulaşamayacağı çok büyük bir hizmetin ötesinde olan kutlu bir yürüyüştür bana göre.

Bendeniz açıkçası Hocaefendinin şiirlerini ve fikirlerini daha iyi irdelememiz gereklidir diye düşünüyorum.
Fethullah Gülen, büyük bir şairdir.

O bir tefekkür ehlidir.

O bir duygu adamıdır.

Hocaefendinin sanat ve tefekkür yönünü insanlara daha fazla anlatmalı onu sanat yönüyle de gündeme taşımalıyız:

İrfan deryasına dalan,
O'na ruhun feda kılan,
Cemaline hayran kalan,
Başka bala banar mı hiç!

O’nu görüp O’nu bilen
Yolunun delisi olan
Arayıp özünde bulan,
Başkasını sorar mı hiç!

Onun sığ ve siyasetin o karanlık dehlizleriyle uğraşamayacak kadar ulvi çalışmaları olmuştur ki ortaya koydukları bunun ispatıdır. Biz değerlerimizi hırpalamaya, onların sırtından bir takım payeler almaya alışkın bir milletiz. Yıllarca Nazım Hikmet, Ahmet Kaya gibi isimleri cüzamlı ilan ettikten sonra birdenbire baş tacı yapıverdik.

Bir zamanlar Mehmet Akif de alıp başını Mısır’a gitmişti ortamın rezilliğinden dolayı. Küstürmüştük!

Bu vatanı terk edenler bitmez, bitmeyecek de…
Aklıma buradan ünlü mutasavvıf Ataullah İskenderi’nin başıma taç yaptığım sözleri geliyor birdenbire:

“Mademki bulunduğun yer, konuştuğun kimse sana feyz vermiyor, terke mani olan ne?

Hocaefendinin yurt dışına gitmesi iyi olmuştur aslında. İçinde bulunduğumuz siyasi arenanın kirinden, yalanından, riyasından uzakta, dışarıda kalmış oldu. Çünkü bu ülkede el atılmadık, dil tutulmadık bir değerimiz kalmadı ne yazık ki! Her şeye çamur bulaştırdık! Her şeyi rezil rüsva eyledik!

Biz uzun zamandır maalesef bütün yapıp ettiklerimizin ayarlarını bozmuşuz, ibadetlerimizde, işlerimizde, sevgilerimizde, öfkemizde, kin ve nefretimizde terazinin dengesini bozmuşuz.

Onun dışlamayan, dini sevdiren, hoşgörü ve sevgiyi esas alan çizgisini benimseyip yönümü muhafazakâr kesime döndürdüğümden beri daha huzurlu ve mutluyum. Burada yanlış anlaşılmasın bendeniz bütün muhafazakâr kanaat önderlerini seviyorum. Asıl söylemek istediğim şu ki lütfen böyle değerlerimizi siyasetin riyakâr, hileli ve dolambaçlı yollarında gezinirken anmayalım. Onları hislenirken, güzellikleri anarken, insani yanlarımızı konuşurken analım ne olur!

Çünkü elimizde kayıyor güzel olan her ne varsa!
Bir bir tükettik maddi ve manevi güzelliklerimizin tümünü… Her şeye taş atan, her iyiliğin altında çapanoğlu arayan vesveseli bir topluma dönüşüverdik…

Zaman değişiyor, gündem değişiyor, biz değişiyoruz. Değişmeyen hiçbir şey yok kâinatta. Bugün varız yarın yokuz. Birlikte yaşadığımız caddelerde birbirimize muhtacız. Birbirimizi mezara kadar taşıyalım lütfen.
Öyleyse…

Birbirimize bakacak yüzümüz olmalı…

Öyle değil mi?

Muhabbetle Efendim!

Meryem Aybike Sinan - Haber 7
[email protected]
 
Üst