Felaha Erenlerin Vasıfları | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Felaha Erenlerin Vasıfları

cicek demeti

Sükut
İhvan Üyesi
Katılım
7 Ocak 2011
Mesajlar
11,683
Puanları
0


Felaha Erenlerin Vasıfları


Takvâ, insana ahırette zarar verecek şeylerden sakınmak
demektir.



Üç mertebesi vardır:
*Ebedi azaptan sakınmaktır ki küfürden uzak bulunmakla
olur.
*İşlemek veya terk etmek suretiyle günaha
sebep olan şeylerden kaçınmak, hatta bazılarına
göre küçük günahlardan da sakınmak da takvadır.
*Takvanın en yüksek derecesi ise, sırrını Allâh
ile meşguliyetten alıkoyacak şeylerden sakınmak ve
kalben O’ndan başka her şeyden kesilmektir.

Kur’an-ı Kerim’in hidayeti, bütün bu mertebe sahiplerini
içine alır. Avâmı islâma hidayet, havassı yakinî
iman ve ihsana, havassu’l-havassı da perdelerin açılması
ve gözle görmeye hidayet eder.

Muttakîler, Allâh ile olan ahidlerini tuttuktan sonra
ibadet ve taatlara yapışanlar, zahiren ve batınen
sözlerine sadakat gösterenlerdir. “Siz bana verdiğiniz
sözü yerine getirin, ben de size verdiğim sözü
yerine getireyim” (2/40) ikâzı bunu beyan eder.

Kulun sözünü tutması kulluğunu yerine getirmesi;
Allâh’ın sözünü yerine getirmesi kuluna hidayet
eriştirmesidir.

Risale-i Kuşeyrî’de anlatılıyor ki, İbni Sîrîn, muttakî
bir kişi idi. Bu zatın 40 kap yağı vardı. Kölesi kapların
birinden bir fare çıkardı. İbni Sîrîn hangi kaptan
çıkardığını sorunca köle bilmediğini söyledi. Bunun
üzerine bu büyük zat bütün yağları döktü.

Ebû Yezîd el-Bistâmî, Hemedan’dan bir miktar serçe
tohumu satın aldı ve Bistam’a döndüğünde bu tohumun
içinde iki karınca gördü. Hemedan’a tekrar
geri dönerek bu iki karıncayı yerine koydu.

Hikâye olunur ki Ebû Hanîfe, kendisine borç verdiği
bir kimsenin ağacının gölgesinde oturmaz, evinin
gölgesinden geçmezdi. Ve derdi ki: “Herhangi
bir borç ki verildiği miktarından fazla bir menfaat
getiriyor, o faizdir.”

Denildi ki: Ebû Yezîd el-Bistâmî, çölde bir arkadaşıyla
birlikte elbisesini yıkadı, arkadaşı elbiseyi üzüm
bağının duvarına asarız, dedi. El-Bistamî: İnsanların
duvarlarına kazık çakamayız, dedi. Arkadaşı: Ağaca
asarız, dedi. El-Bistamî: Dalları kırar, diyerek karşı
çıktı. Arkadaşı: Yere yayarız, diye karşılık verince, El-
Bistamî, canlıların yiyeceğini örtemeyiz, diye buna
da itiraz etti. Bunun üzerine sırtını çevirdi, elbisenin
bir tarafı kuruyunca, diğer tarafı kuruması için çevrildi.
Muttakîlerin gayba iman ve namazı dosdoğru kılmalarından
sonraki seçkin vasıfları “Ve kendilerine
rızık olarak verilen şeylerden infâk etmeleridir. Rızık,
lugatta vermek demektir. Örfte, canlıların faydalandıkları
şey, şeraitte ise helâl ve haram olarak
yenilen, giyilen, istifade edilen şeylerin bütünüdür.

Zenginler mallarından, güçlüler nefislerinden, arifler
kalplerindeki hikmetlerden, aşıklar ise canlarını
infâk ederler.

İman kalb ile, namaz ruh ve cesed ile, infak da can
ve mal ile yapılır. Bütün ibadetler bunlarla alakalıdır.
İmanda necât, namazda münâcât, infâkda derecât
vardır. Yine imanda beşaret, namazda kefâret, infakta
taharet vardır. Yine imanda izzet, namazda kurbiyyet,
infakta ziyade vardır.

Mahmud Sami RAMAZANOĞLU(k.s.)



Bakara Sûresi Tefsirinden alınmıştır.​
 
Üst