FARKLILIKLARI FARKEDEBiLMEK | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

FARKLILIKLARI FARKEDEBiLMEK

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
ASIL MESELE FARKLILIKLARI FARKEDEBILMEK

Ortada ciddi bir iletisimsizlik ve anlamama veya anlamak istememe problemi var!

Birçok farkli düsünce, iman noktasi, olusum, kurulus, cemiyet, cemaat, klik, sinif, mesreb, mezheb, parti v.s

Bakiniz bütün bunlar bizim ve insan toplulugunun birer gerçegi degil mi? Var yani Olmadigi inkar edilemez bir varlik vucuduyla hem de

Problem, bütün bu farkli tüzel varliklarin hemen hemen hepsinin temel bir doktrini ve mensublarinin olmazsa olmaz bir iddiasi var: ' Dogru Benim! Fikrim ve yöntemim haktir! Geride kalanlar ya tamamen haksizdir davasinda, ya da kismen haklidir! '

Bu görüntü yansimasi inkar edilebilecek gibi degil

Veya ne kadar iliman bir yaklasim sergilemek istesek te temel mantik aslinda her zaman bu

Gerçekte ise, herkesin hemfikir olacagi bir kavram, en temel ve hassas noktada nedense sarfinazar ediliyor.

Kisinin anladigi, akli kadardir ve yasadiklari algisinin yansindan ibarettir.

O halde, parmak izlerine kadar tamamen farkli yaratilan insanoglunun, aklinin ve algisinin farkli farkli oldugu gerçegi nasil olur da göz ardi edilebiliyor?

Kisinin, yaradilisinin ve sirf ona verilenin geregi, kendi öz varligina yakin gördügü davayi sahiplenmesi yadirganilmamali; yadirganilmasi gereken bir husus varsa o da, bu yadirgama hali olmali

Bir kisim insan hareketli, aksiyonel, hizli ve atesli bir hayat yasar. Hayatinda da kendilsine yakin gördügü veya özümlemede yabancilik çekmedigi olusumlarin içinde olmayi en temel hak olarak isteyebilir.

Baska bir kisim insan ise, sakin, metafizik, iliman duygularla örülü, agirkanli tabir edilebilecek bir hassasiyette varligini ifade etmek ve sürdürmek ister ve hayatini da kendi gibi hisseden, düsünen ve yasayan insanlarla paylasmak ister. Bu da en temel haklardan birisi.

Daha farkli bir grup insan da hayati mevsim mevsim yasar. Yerine ve zamanina göre farkli hisleri, tarzlari, fiilleri benimser; bazen sert sulu, bazen sicakkanli, bazen asabi, bazen mülayim ve kisaca insan için ne varsa duygu namina, sonuna kadar yudum yudum hayat suyundan içme taraftaridir.

Esasinda böylesi katagorik tasniflemeleri yapmakta gayemiz bu yazinin varligini ifade eden cümleye vurgu yapabilmek içindi. Yoksa yeryüzündeki her insan kadar bir yasama biçimi oldugu yadsinmaz bir gerçekliktir.

Yasayan her insan kadar, herkesin, hayati kendi penceresinden algilama ve yasama istegi, temelde en derin gerçek olarak bütün duyu organlarimizla bildigimiz bir olgu iken; neden geçinememek. Neden baskin fikir özlemi Neden hazmedememek Neden kabullenememek Neden?...

Çözümü hakikatte gözümüzün önünde bu kadar ayan beyan duruveren baska bir soru dünya kuruldu kurulali hiç olmadi!

Beynimizde, çözümüne en az zaman ayirdigimiz ve dogru tespitle bize tamamen sorunsuz bir hayat vadeden baska da hiçbir sorunumuz yok aslinda

Geçinemiyoruz!

Çevremizle, uzagimizla, yakinimizla ve hatta kendimizle!

Muhatabi anlamaktan çok daha önce kendimizi anlamaya çalismaya vakit ayirmaliyiz. Bu anlamaklik dis dünyaya bakisimiza da yön verecektir.

Ben ne istiyorum?

Benden ne isteniyor?

Ben ne yapiyorum, yaptigimi istiyor muyum?

Benden ne yapmam isteniyor, ben bu istenileni yapiyor muyum yapabilir miyim yapmali miyim? Daha özünde: Ben kimim?...

Bakiniz bu sorularin samimi cevablari, kendini guvende hissettigi yere demir atan farkli kimlikler içinde rahat ve erdem yüklü bir görüs kabiliyeti gelistirecektir.

Insanlarin israrla, dogru yanlis, kamil eksik, akilli akilsiz, yumusak sert, emin güvenilmez, ocu bucu, benden benden degil tarzi yorumlanmamasi gerektiginin net görüntüsü kisinin iç kisilik analizini tamamlayabilmesinden geçiyor.

Tasniflenmeye ihtiyaci var mi insanoglunun?

Hangimizin hangi ani, her daim aynidir?

Tasnif kavramlar ve nesneler içindir. Insansa kavramlari nesnelerle yasayanin adidir. Insanin ozunde hiçbir problem yoktur, sadece özüne ulasmasinda engeller vardir.

O, kavim kavim, farkli farkli sifatlarda yaratildi.

Herkes kendi idealinin ve sevdasinin pesinde olacak en tabii haliyle Bizim sorun addettigimiz, hemcinsimizin yanlis kulvarlarda zaman harcamasi endisesi olmali.

Hazmetmek.. Önce kendini ve sonra haricindeki dünyayi.

Kabullenmek kendi varligini benimsedigince, gayrini

Anlamanin basi burasi


Gözünü ruhuna çevirmesi ile insanoglu, iç duygularinin kendi öz dünyasindaki uyumlu uyumsuz dansini fark ettikçe, kendisinin neden filanca mensubiyetin içine, falancanin fesmekanca olusumun dalgasina kendini kaptirmis oldugunu fark edecektir.

Bunun için iletisim frekansini uzak dalgaya degil, en yakin dalgaya ayarlamasi yeterli.

Fikrime uymazsa olmaz keskin sözünü, ben merkezlilikten kurtulmayi, farkli olana varlik hakkini verebilmeyi, varligi ile geçinebilmeyi ve hatta onunla beraber yürüyebilmeyi, dayatmamayi becerebilmenin temel ölçüsü kendisi ile barisik, kendini anlamis, kendi iç farkliliklarinin farkina varmis insanlarin varligindan geçer.

Haliyle bazisi narin isler yapacak insanlarin; bazisi sert tabiatli olacak.. Bazisinin elinde sopa, bazisinin da gül olacak

Bazisi sevgilisine busesini sunacak , bazisi yavuklusuna uzak diyarlardan özlemini

Bazisi isteyecek, bazisi alacak Bazisi kalemle, bazisi kiliçla yasamayi sevecek

Bazisi idare edecek, bazisi edilecek

Bu kadar dogal ne olabilir ki!?

Madem bu, bu kadar dogaldir; farkliliklara tahammulsuzluk dogal degildir.

Biz insaniz!

Birbirimize benzeriz; ama en benzersizin hususi özelligi geregi içimizde her zaman bir özgünlük olagelmistir.

Bizim hazmetmeyecegimiz ve hatta haz etmememiz gereken tek bir olgu var; o da bizim cinsimizden olmayan biz duygular tasiyan bizden daha tecrübeli bize büyük kin duyan bir düsmanin içimizle, özümüzle iletisim kopukluguna zemin hazirlayan mudahaleleri olmali

Biz O'nu tanidigimizda, düsmanimizi da taniyacagiz.

Düsman bizim O'na olan yolculugumuzu kesintiye, zevale ugratmak için çirpinip duruyor; her diger hemcinsimizle beraber

Hiçbir seyi akletmesek, sirf bunu akletsek yeterli

Düsmanligimiz ona, sevdamiz Bize Verileni Verene olsun Biz bize verilene sahip çikalim. Kendimize Bakiniz her sey kendiliginden nasilda kolaycacik çözülecek.

Iç dünyamiza kulak verdikçe, parazit seslerin cizirtilari kesilecek ve bizde olan her seyin sair hemcinsimizde de oldugunu bilecek ve O Sese kulak verilmesinden baska çikar yolumuz olmadigini görecegiz. Az veya çok muhakkak her insan O'ndan nasiblendi. O'na olan hurmet geregi ve hemcins olmamiz hasebiyle en azindan kendimize duymamiz gereken saygi adina kendimize kulak vermemiz

Bu bize yeter de artar bile

Muhabbetle
 

doğuhan

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ara 2006
Mesajlar
1,425
Puanları
0
Yaş
35
Allah razı olsun kardeşim güzel değinmişsin:clap2:
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
teşekkür ederim. Allah selamet versin. amin
 

ozlem_tns

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ocak 2007
Mesajlar
586
Puanları
0
okuduklarımıza haklıdır diyoruz...kafamıza yatıyor ama uygulamada hepimiz sınıfta kalıyoruz...saol bu güzel ve anlamlı paylaşım için
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
buna benzer birçok mesajımızı bulabilirsiniz. takriben iki yıldır hep bu girizgahta mesajlar vermeye çalışıyoruz.

peki sen uygulayabiliyor musun diye sorarsanız, inanın tüm samimiyetimle söylüyorum: sizin uygulayabilciliğiniz çok önemli olmuyor bazen. muhatabınız bam telinizi kırabiliyor; ama umum manada tatbik etmeye çalışırım.

bir yerde hakaret varsa, orada diyalog olması mümkün değil kardeşim.

işin sırrı burada...

muhatabı küçümsemek, ezmek, onunla aley etmek, hakaret, küfür... bunları kim cümlelerinde kullanmaya başladıysa, o bağı koparan ve fitne çıkaran kişi oluyor.

benim doğrum benim yanlışım!

ben/benim önderim

ben/benim/ bence/benim nezdimde/bana göre/benim için kelimelerinin üstüne bina dikilmez. dikilen bina yıkılır ergeç.

bu minvalde:

anlaşmanın başı konuşmak; konuşmanın başı edeb...

edebi muhafaza ile her türlü diyalog fayda verir.

amaaa

muhataba kızıp ona ağzını açıp gözünü yumarsan, onun ağzı da boş durmayacaktır.

işte anarşi böyle oluyor.

anarşinin olduğu yerde de artık kim kime dum duma...
 

erdost

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
5 Şub 2007
Mesajlar
44
Puanları
0
Web sitesi
www.erdost-koc.av.tr
İNHİSARI ZİHNİYET HUBBU NEFİSTEN GELİR. Yani kendi bildiğinin, kendi yolunun, kendi mesleğinin....vs doğru, diğerlerinin yanlış olduğunu düşünmek, insanın KENDİNE, ENESİNE, NEFSİNE olan muhabbetinden gelmekte. Zamanımız ahir zaman ve ahir zamanın en büyük özelliklerinden biri ENANİYET ASRI olması. Adeta damarımızdan vurulan aşı gibi, bu felsefe bize enjekte edilmiş, ediliyor. Adım atmaya başlayıp, kelimeleri öğrenmeye başladığımız ilk çocukluk devremizden itibaren -belki daha öncesinden-, ruhumuza nüfuz eden FELSEFE, asrın felsefesi yani ENANİYET oldu. Allah'ı, ahireti.... sevmeyi öğrenmeden önce dünyayı sevmeyi öğrendik. Nasıl yaparsak çok zengin olacağımızı, büyüyünce hangi mesleğe gireceğimizi, hangi futbolcu veya aktörü örnek aldığımızı öğrendik. İlkokula başladık, herşeyin sebebler tarafından yapıldığını, hakiki tesir sahibi olduklarını öğrendik. Bu ruhsuz felsefeyle maneviyattan uzaklaştık. Nefsimizi bizzat mevcut, hakiki tesir ve fiil sahibi olarak gördük, hatta buna bir hakikat-ı sabite olarak baktık. EVET, hepimiz bu asrın memesinden süt emdik. Ne kadar da sıyrılmaya çalışsak içimize nüfuz eden KUR'ANİ OLMAYAN, FELSEFİ bu manalardan kurtulamadık.
SONUÇ olarak elbette ki, "Naehiller su-i istimale yol açar." kaidesine binaen, yanlışlıklara medar oluyoruz.
Fakat hakikat belli " Sen mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit, Mesleğim haktır veya daha güzeldir demeye hakkın var. Fakat Yalnız hak benim mesleğimdir demeye hakkın yoktur. ", insan aciz ve kusurlu. "Güneş batıdan doğmadığına göre, tevbe kapısı açık."
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
erbaatün muhliketun lil abdi; ene nahnü lî ve indî muhyiddin arabi rahimehullah
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
[FONT=tahoma,helvetica]Merhamet etmeyene merhamet edilmez

Merhamet etmeyene eger merhamet etmeseydi Allah, bizler su anda hepimiz helak olurduk.

Bu demek degildir ki merhametsiz insana sakin aman ha, merhamet etmeyin, onu mahfedin, yikin, oldurun, kesin, bicin, yakin!

hayir oyle degil...

Rasulu Muhterem aleyhisselam, kendisini merhametsizce tasliyan taifliler icin ellerini kaldirip: ya Rabbi , bunlari afuv eyle, hidayet eyle, bunlar ne yaptiklarini bilmiyorlar duasini merhametsizlere merhamet olarak yapmistir.

Merhamet etmeyene merhamet olunmaz cumlesi, merhameti merhametsiz kisi, bir hak olarak kendine ait goremez; ama ona da merhamet ederseniz bu haram degildir, cirkin bir is olarak gorulmemistir; bilakis size yuceliktir gibi anlamak daha isabetli olur.

Yoksa merhamet etmeyenin canina ot tikayin manasi cikmamali
[/FONT]
 

ubeyd_el_turki

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
28 Mar 2007
Mesajlar
720
Puanları
18
Kendi bildiğini, anladığını,inandığını ULAŞILABİLECEK TEK DOĞRU VE NİHAİ GERÇEK KABUL ETMEK...

Bütün saplantıların bozuk yolların ve mezheplerin çıkış noktasıda bu değil mi ?
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Kendi bildiğini, anladığını,inandığını ULAŞILABİLECEK TEK DOĞRU VE NİHAİ GERÇEK KABUL ETMEK...

Bütün saplantıların bozuk yolların ve mezheplerin çıkış noktasıda bu değil mi ?
o sebeble muhyiddin arabi erbaatun muhliketun lil abdi, ene nahnu li ve indi demiştir.


dikkat ediniz da

bazı tartışmalı isimler sürekli gündemde

x

xx

xxx

xxxx


bu isimlerin isimlerini istisna ederek

fikirlerini, savunduklarını beyan etmek neden zor oluyor?

kendi kendimize bir tarz islami magazin geliştiriyoruz farkında bile değiliz!

halbuki asıl olan isimler değildi ama değil mi?

birinin sevgilisi, diğerine can düşmanı gibi sanki...

isimler istisna edilse merak ediyorum bu kadar hararetli münakaşalar olur muydu?

veya ithamların ardı kesilse!

şunu yapan kafir bunu demek şirk lafları olmasaydı!

şunu yapmak hiyanet, bunu yapmak felaketler yayılmasaydı!


güzel ve huzurlu ortamlar bizi bozuyor mu ne?

dört yahudiyi çukura atmışlar. komutan askerin çukuru örtmeden gittiğini görünce:

çukurun üstünü kapat, diyor. bunlardan biri çıkarsa diğerlerini de kurtarır.

dört müslümanı başka bir çukura atmışlar. asker çukurun üstünü kapatmak isteyince komutan diyor ki:

bunlara gerek yok! biri çıkmaya çalışırsa, diğerleri izin vermez. çıkamazlar!

maalesef ilm i siyasetten nasibsiziz...

bir meselenin revaç mı olmasını istiyoruz, yapmamız gereken, o meselenin içine azıcık tuz, biraz biber, iki gram tekfir, üç santim hakaret, beş kilo lagala lugala katmak!

olay anında lezzetli bir magazinel vakıa oluveriyor...

duramıyoruz yerimizde,
muhatabımıza salak ahmak, hayvan, kafir, müşrik, şucu, bucu demeden...

batıyor bize hak ve hakikatin saf ve berrak telaffuzu


ağır geliyor bünyemize, kaldıramıyoruz.

kendime sözüm kendime,

kimse üstüne alınsın diye söylemedim

kendime söyledim

alınan varsa da derddaşız demektir...

her söz her yerde aynı ağırlığını koruyamıyor maalesef.

her doğru her yerde söylenemiyor.

bir yerde hak bir söz -söyleme uslubundaki beceriksizlik/kifayetsizlik nedeniyle- , kin ve nefret ve inkar artırmaya yarıyorsa, o sözün tahlili yapılıp, hakikatinden çalınmadan, özkütlesi değiştirilmeden, farklı bir paketle sunulması daha münasib olmaz mı?

o zaman da reyting zaafiyeti baş gösteriyor değil mi?

mesele:

nerenin reytingi resmi kıymet ihtiva ediyor? sorusu.

Arş taraflarında tutulan reyting mi, arz düzlemli heves reytingi mi?

 

albay_hasan

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
26 Şub 2007
Mesajlar
196
Puanları
0
Kendi bildiğini, anladığını,inandığını ULAŞILABİLECEK TEK DOĞRU VE NİHAİ GERÇEK KABUL ETMEK...

Bütün saplantıların bozuk yolların ve mezheplerin çıkış noktasıda bu değil mi ?

Demek bütün saplantıların çıkış noktası burası..

Demek bütün mezheplerde bu minval üzere ortaya çıkmış, bina edilmiş..

Sanırım bu kelamlar hakaretin bir başka boyutu çaktırmadan. Bu da farklılık doğru.. Ama neyin farklılığı olduğunu yazmamyayım da FARKLI ANLAŞILMASIN.
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
amelde ve itikadda uyulan hak mezhebler kastedilmemiş olsa gerek, zira hanefi, şafii, maliki, hanbeli, eşari ve maturidi birbirini ayrı gayrı görmez; ama avam olarak biz bunları dahi ayrı sanırız. halbuki darulerkam'ın tabiri ile biz gibi avamın mezhebi olmaz, müftünün mezhebi neyse, mezhebimiz odur. ilmihalde ne yazıyorsa, uymamız gereken odur. zira ne delile ulaşabilme imkanımız ve ne de mecalimiz var.
 

ubeyd_el_turki

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
28 Mar 2007
Mesajlar
720
Puanları
18
Kendi bildiğini, anladığını,inandığını ULAŞILABİLECEK TEK DOĞRU VE NİHAİ GERÇEK KABUL ETMEK...

Bütün saplantıların bozuk yolların ve BOZUK mezheplerin çıkış noktasıda bu değil mi ?
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Kendi bildiğini, anladığını,inandığını ULAŞILABİLECEK TEK DOĞRU VE NİHAİ GERÇEK KABUL ETMEK...

Bütün saplantıların bozuk yolların ve BOZUK mezheplerin çıkış noktasıda bu değil mi ?
ikinci 'bozuk' yokken de imla gereği biz sizi doğru anladık azizim; lakin yine de tashihiniz hoş oldu.

teşekkürlerimle...
 

albay_hasan

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
26 Şub 2007
Mesajlar
196
Puanları
0
amelde ve itikadda uyulan hak mezhebler kastedilmemiş olsa gerek, zira hanefi, şafii, maliki, hanbeli, eşari ve maturidi birbirini ayrı gayrı görmez; ama avam olarak biz bunları dahi ayrı sanırız. halbuki darulerkam'ın tabiri ile biz gibi avamın mezhebi olmaz, müftünün mezhebi neyse, mezhebimiz odur. ilmihalde ne yazıyorsa, uymamız gereken odur. zira ne delile ulaşabilme imkanımız ve ne de mecalimiz var.

sn.ismailarslan

tuhaf adamsın vesselam. Alıntındaki kırmızı ile belirttiğimiz yeri yazan vatandaşa sordunmu ki ne kasdettiğini ''olsa gerek'' edasıyla değerlendiriyorsun. Cümleyi bütün olarak ele aldığında gerçekten bunumu anlıyosun? Pes valla..

Diğer dediklerine ayni ile katılıyorum da bakalım bu şahıs senin düşündüğün gibimi düşünüyor? Bir öğren istersen o kelamla ne kasdetmiş ki aslında açık yazmış. Aynı tutumuda devam ediyor dikkat edersen. Bu tipler ne ameli bir mezhebi taklit ederler ne de itikadi.. Çünkü ortaya koydukları görüşü hangi mezhepden ele alırsan al çürümeye mahkumdur. Bu nedenle belirgin olmazlar.. Yakalanırlar. Bak bütün mezheplerin diye vurgu var.. Zaten insanın fikri neyse zikride odur.
 

albay_hasan

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
26 Şub 2007
Mesajlar
196
Puanları
0
O bozuk mezhepler hangisiymiş onuda öğrenelim.. Madem tahsis var.. Sorma gereği hissettik.:)
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
O bozuk mezhepler hangisiymiş onuda öğrenelim.. Madem tahsis var.. Sorma gereği hissettik.:)
:) albay hasan... size de aşkolsun.

teşekkürler tashih için de, geç o mevzuyu :clap2:
 

albay_hasan

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
26 Şub 2007
Mesajlar
196
Puanları
0
Peki madem geç diyosun seni mi kıralım? Geçtik gitti...
 

ubeyd_el_turki

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
28 Mar 2007
Mesajlar
720
Puanları
18
İnsanlar söylemedikleri şeylerle itham edilmez ise daha iyidir.
Biz itham edilsekte kırılmayız, Allah CC selamet versin...
 

kemalali

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
1,560
Puanları
0
Konunun başlığı bozuk itikadlara sevgi, saygı olsaydı. :D
 
Üst