'Etnik nüfus sayımı etik mi? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

'Etnik nüfus sayımı etik mi?

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113

Kürşat Bumin



'Etnik nüfus sayımı etik mi?'Dünkü yazıda konuya girmeye çalışmıştık. Arada bir Türkiye'de de Kürt siyasal hareketi tarafından bir talep olarak dile getirilen "etnik nüfus sayımı" uygulaması gibi bayağı zor bir konuyu nasıl değerlendirmeliyizı Gerçekten "zor" bir konu. Özellikle de, "toplum" denilence "millet"in anlaşılması gerektiğinin vurgulandığı ulus-devletlerin hüküm sürdüğü ülkelerde. "Cumhuriyetçi" olarak niteleyebileceğimiz idarelerin hüküm sürdüğü ülkelerde "yurttaşlık"ın aşırı derecede "soyut" bir hale sokulmasının bir sonucu olarak Cumhuriyet'in yurttaşları arasında dinsel ve etnik aidiyet bakımından fark gözetmediği varsayıldığından nüfus sayımlarında bu aidiyetlere ilişkin soru yöneltmesine iyi gözle bakılmaz. Yani özetle "hepimiz birimiz birimiz hepimiz" türü bir ruh hali... Buna karşılık, "etnik nufus sayımı"nın hem de epeyce zamandır uygulandığı ülkeleri hatırlayacak olursak, bu ülkelerde kamusal otoritenin esas aldığı siyaset felsefesinin ulus-devletçi olmadığını gözleriz. Bu ülkelerde de, "toplum" denilince bu kavramın zorunlu olarak "çeşitliliği" barındırdığı-barındırması gerektiği yolunda bir varsayım geçerlidir. Bu çeşitlilik çok sayıda "sosyal gruplar"ın bir arada bulunmasından kaynaklanır. Etnik, dinsel, cinsel, vb açılardan birbirine tıpa tıp benzemeyen "sosyal gruplar". Aslında bu çeşitlilik her ülke-toplum için –eskilerin dediği gibi- bir "vakıa"dır. Ama bu "vakıa" ulus-devletlerin ülkelerinde şöyle ya da böyle sebeplerde "soyut" bir eşitlikte ısrar edilerek inkâr edilirken, "sosyal"i "siyasal" kurban etmeyen ülkelerde ise inkâr edilmesi imkansız bir gerçeklik olarak algılanıp üzerinde ciddi olarak düşünülmeye çalışılır. (Bu mücadeleden, bu ikicilikten eninde sonunda "sosyal"in galip çıkacağını söylemek bir kehanet olmasa gerek!) İşte ABD (eski ABD'den söz etmiyorum tabii ki) 1991'den itibaren İngiltere, Hollanda ve Kanada "etnik köken"e ilişkin soruyu bunun için soruyor. İşte Türkiye bu soruları "bunun için" sormuyor. Fransa bu soruları sormakta bunun için nazlanıyor. Bu ve benzer farklılıkların nedeni, zorunlu olarak çeşitli-çoğul olan "sosyal"i olduğu gibi kabul edip onu "sayım"la da daha iyi tanıyarak dertlerine çare bulmak ile "sosyal"in "tek bir yumruk" gibi olduğu yolundaki siyasal kökenli yanılgıda ısrar etmekten başka bir şey değildir. Dünkü yazımı bitirirken söylemiştim. "Niteliksel" olanla yetinerek "sosyal"i anlayamayız; "niceliksel" bilgileriniz (de) olacak ki, planınızı-programınızı ona göre yapabilesiniz. Türkiye nüfusunun kaçta kaçı Kürt olduğunu bilgisine sağlıklı bir yöntemle ulaşamazsanız, her şeyden önce Kürtlere ilgilendiren eğitimsel-idari- yasal reformları olması gerektiği gibi tasarlayamazsınız. Bir cumhuriyette nüfus sayımı memurunun bir yurttaşa "ana dilini"nin ya da –hatta- "mezhebini" sorması cumhuriyetçi ruhların "Ne demek bu sorular, Anayasa'nın emrettiği gibi hepimiz eşit değil miyizı" şeklindeki itirazına neden olabilir; ama unutmayalım ki, bu itirazın dayandığı "soyut eşitlik" ilkesiyle de "sosyal"e ilişkin tek bir bilgi edinemezsiniz. Önümdeki listede Kanada'nın "inanç haritası" yer alıyor. Katoliklerin, Protestanların, Müslümanların, Yahudilerin, Budistlerin, Hindu ve Sih'lerin toplam nüfus içindeki oranları ve sayıları alt alta sıralanmış. Sayım yoluyla bu bilgilere ulaşılmış olması bu ülke için bir kazanç. Toplumun kaçta kaçının kimlerden oluştuğunu bilsin ki, planını-programını ona göre yapsın. Gruplar arasında eşitlik ve adalet sağlayabilsin. Ayrımcılık ile daha donanımlı olarak mücadele edebilsin. Benzer bir tespiti Mary Waters da yapıyor. Amerikalıların "ırk" ve "etnik" bakımdan sayılmasının, farklı sosyal gruplar arasındaki eşitliğin sağlanması için ampirik verilere ulaşmak amacını taşıdığını söylüyor. Bu verilerin "pozitif ayrımcılık" olarak da ifade edebileceğimiz "affirmative action" nitelikli kamusal politikaların kurulmasında yardımcı olacağını söylüyor. Yazıyı dün olduğu gibi bugün de, konuya ilişkin kanaatimi iki kelime ile ifade ederek bitireyim: Önce sayacak, sonra konuşacağız! Yazının başında söylediğim gibi "etnik nüfus sayımı" konusu bayağı zor bir konu. Birkaç yazının daha konusunu oluşturabilir.

Yeni Şafak
 
Üst