Eşref Ziya Terzi | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Eşref Ziya Terzi

HaZiRuN

Revizyonda
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2010
Mesajlar
2,591
Puanları
0

Bir çalışma masası bir fincan kahvesi ve melodisi ölümlü Dünya’da yoğun sanat hayatına teneffüs müzikleri besteleyen Eşref Ziya.
Sabreder, düşünür, sessizleşir ve herkesin ışıkları söndürdüğü akşamlarda açar kitabını sayfalarca sabaha ulaşır. Mütevazıca yaşadığı Dünyanın içinde sağlam bir sanat haritası oluşturmasının sebebi, kendi pusulasını popüler yönlerden uzak tutmasıdır.

Kent soylu bir müzik anlayışına sahip olan sanatçı Eşref Ziya, kentliliği sadece modern zamana değerleriyle tutunma aracı olarak görmüş ve bu felsefesiyle kentliliği basit bir üstünlük hırsı olarak görenleri de yanıltmıştır.
Kentlilik ayakları yere basan aklı taşlanmamış sanatı ayakta tutmak için entelektüel bir savunmadır ona göre..

Sessiz kalmakla sükut etmek arasındaki farkı bilerek müziğe başlayan sanatçı, sadece büyük harflerle yapılan etiket edebiyatından uzak durmuş, felsefesini sadeliğe ve asilliğe dayanan sanat üzerine kurmuştur.

Sanatın fikir estetiği üzerine kurulu olduğunu düşünen Eşref Ziya tek yağmurda boyası akan beyinlere, gözleri hep duvara bakan sabitliğe ve aslını kaybetmiş sığ sanat anlayışı taşıyanlara gülüp geçmiş ve nerde kalmıştık dercesine yoluna devam etmiştir.

Sadece müziği alkışlanan kolaycı bir fikre sahip olmadığını, derinliksiz ve yoz söylemlere sessiz kalmamakla göstermiştir. Alkışı, varlığı yetmeyen yokluğu bitmeyen anlık tutkulara benzetir Eşref Ziya. Önemli olan kalıcı bir sanat dili oluşturmaktır ve özgünlük alkış toplayan en büyük erdemdir.

Dünyanın başlı başına nefes darlığı çeken bir senaryo olduğunu düşünen sanatçı Eşref Ziya, gerçeğin yanıltıcı bir parçası olmaktansa gerçeğin gerçeği olmaya karar vererek “ THE IMAM” filminde gösterdiği oyunculuk performansıyla sanata tek taraflı bakanları şaşırtmış ve iddiasız ama istikrarlı sanat anlayışını da film karelerine sığdırmayı başarmıştır.

Kalbin akıl almaz sonsuzluğundan
Dünyanın akıllanabilir taraflarına..
Bir sanat izi bırakırız..
Dünyası yorgun değil
Sadece Dünya yorgunuyuz.
Omzumuzda dost eli gibi duran gitar.
Elimizde paslanmamış alkışlar.
Güneş batar ayaklarımıza.
Sade bir kahvenin ardında
Bekleriz sabahı.
 

HaZiRuN

Revizyonda
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2010
Mesajlar
2,591
Puanları
0
69 un kışıymış doğmuşum .Doğum günümü hatta ayını dahi bilmiyorum. Hüviyetimde 20-07-1969 yazar ama önemsiz gerçek tarih değil bu. Annem -oğlum kış ve soğuktu - diyor birde -yılbaşına az bir zaman vardı. 11veya 12. Aylar sanırım benim içinde önemsiz sanırdım ama bugün saatine kadar bilmek istiyorum doğrusu. Çocukluğum İstanbul 4.leventte geçti .Sanayi mahallesinde BAŞARI ilk okulunda başladım ilk okula ,daha sonra BARIŞ ilk okulu oldu adı.3. sınıfa kadar leventte oturduk. Daha sonra İstinye’ye taşındık.,okulumu değiştirmedim .iki yıl kendim gittim geldim okulu bitirdim nihayet .Sanayi mahallesinden taşınmıştık ama alakamız devam ediyordu ,babamın işyeri oradaydı çünkü. İstinye de Sarıyer İ.H.L.’ye başladım. 87-88sezonunda liseden mezun oldum. Hareketli aktif bir öğrencilik hayatım oldu vasat bir öğrenciydim , ders çalışmayı asla sevemedim .kültürel etkinliklere katılırdım. Sosyal ve felsefe dersleri her zaman ilgimi çekerdi .sesimi ilk önce matematik hocamız keşfetmişti ama ben onun dersine bir türlü alışamamıştım .öğrencilik hayatım boyunca matematikle hiç barışık olmadım doğrusu hep bir dersten borçlu geçerdim .arkadaşlar sesimi beğenirlerdi bende Müslüm Gürses dinlerdim. Orhan Gencebay’ı sevenlerle hep münakaşa ederdik. O zamanlar ezgiler vs yoktu son sınıfta dershane ye gittim. sevmedim yine sıkıldım. kendim çalışırım dedim bıraktım dershaneyi bir yere aidiyeti sevemediğimi anladım. Yalnızlığı keşfettim. daha mutlu oluyordum böyle ilk defa ders çalışmaya başladım. Marmara ilahiyat fakültesini kazanmışım. Devam ettim. fakülte zannetmiştim meğerse İHLyüksek okuldan pekte farkı yokmuş sevmedim okulu tekrar imtihana girdim. İstanbul dışını yazmadım İstanbul’da da bir okula giremedim. İstanbul’dan ayrılamayacağımı anlamıştım .İstanbul benim rüyalarımın şehridir 10 dan fazla ülke gezdim, böyle bir şehre rastlamadım. M.G.V ile tanıştım aktiftim idealistim çok çalışır büyük adamlara özenirdim kim bilir ,belki yarın bu ülkeyi ben yönetirdim. Dergi çıkarmaya başladık 3 arkadaştık adını ÇAĞRI koyduk 5 bin basıyorduk bu gün bile buna inanamıyorum meğerse 5 bin çok iyi bir tirajmış. Sonra yalnız kaldım zor işti dergi çıkarmak.3 sayı tek başıma dergiyi çıkardım hemen hemen her yazısını ben yazıyor mahlas kullanıyordum,bunalmıştım daha fazla dayanamadım ÇAĞRI kapandı hem okula gidiyor hem dergi çıkarıyordum. Bunalmıştım.6. sayıda veda ettik. Geceler düzenler oralarda ilahiler söylerdik insanların ilgisini çekerdi bu Dr ramazan uçar bey bir gün bana bir kaset projesinden bahsetti kabul etmedim çünkü müziğe mesafeli yaklaşıyordum. daha sonra ADIM VAR kaseti olarak çıktı bu kaset GRUPSELİKA okudu .daha sonra dr ramazan bey ısrarını sürdürdü ALİMVETAĞUT adlı bant tiyatrosunun içerisine iki eser bestelemiş okumamı istiyordu kabul ettim arkadaşım İbrahim Tanrıkulu ile birlikte iki eseri okuduk ilk stüdyo ile tanışmamız başlamış olmuştu .yıl 1989.islamoğlu yayıncılıktan çıkmıştı bu eser. bugünlerde evliliğimi yapmış bir aile yaşantımda başlamış olmuştu .eşimle M.G.V de tanışmıştık onunda aktif görevleri vardı o zamanlar. Daha sonra KALKSAM ve DİRİLSEM’i yaptık İSLAMOĞLU yayıncılığa. Bu albüm hayatımızda bir dönüm noktası olmuştu .İnanılmaz ilgi görmüştü .yüz binlerce satışa ulaştı. bu arada baba olmuştum oğlum Burak dünyaya geldi ya rabbi inanılmaz bir duyguydu bu. Hakan Aykut la beraberdik artık beraber konserlere gidiyor oldukça ilgi görüyorduk. Daha sonra UYAN ARTIK albümünü yaptık. Bunu İNFİLAK ,DAYAN MÜCAHİDİM,MUHABBET ERİYİZ, albümleri takip etti .çok popüler olmuştuk albümlerimiz yüz binlerce satıyordu .Hakan Aykut la birlikte KÜNUZ AJANSI kurduk .BİR GÜNEŞ DOĞUYOR1 ve BİR GÜNEŞ DOĞUYOR 2 albümlerini çıkardık .Bir güneş doğuyor parçası inanılmaz sevilmişti. ilk defa bostancı gösteri merkezin de okumuştum yer yerinden oynamıştı adeta o gün 3 defa okutmuşlardı bana artık ismim ön plana çıkmaya başlamıştı. her yerden konser teklifleri geliyordu. okulu bitirdim .Bu arada kızım Büşra Sümeyye dünyaya geldi. bir erkek bir kız babasıydım artık üç dört arkadaşla birlikte bir radyo kurmaya karar verdik. Araştırmalar yaptım. G Osman paşa da bir yer tuttuk ve MARMARA FM’i kurduk yıl 1993.... Önceleri İstanbul’a yayın yapan radyomuz Allah’ın yardımı ile uydu aracılığıyla tüm Avrupa’ya yayın yapmaya başladı. Radyonun isim babalığını yapmış olmam bugün dahi bana gurur verir. Yayın Yönetmeni bendim radyo bütün zamanımı alıyordu,müzik çalışmalarım biraz sekteye uğramıştı. yinede bu arada Özgürlüğün Gölgesinde adlı çalışmamı yaptım bir yıl sonra askere gittim yerime de AbdulBaki Kömür beyi bıraktım.12eylül1994 de Amasya ya acemi birliğine teslim oldum 8 ay kısa dönem askerliğim başlamış oldu. Usta birliğine Kars Sarıkamış a gittim .benim için zor aylar başlamıştı doğrusu. Sarıkamış inanılmaz soğuk bir yerdi.1995 Nisanında terhis oldum ve İstanbul a dönmüş oldum....Askerliğimle alakalı paylaşacağım tek şey orada yazdığım şu dizelerdir... Sarıkamış yolların nakış nakış işlerken beynimi özlem hücrelerimin en uç noktasında yer buldu kendine artık sonsuzluğa bir tutkuyla bakıyor gözlerim ve artık üşümüyorum ,üşümüyor bedenim Çünkü ayaklarım söz verdi beynime hissettiği çaresizliği hissettirmesin diye..... Marmara FM e dönmüştüm. Radyoda her şey yolundaydı idari bir görev almadım yönetim kurulu üyesi görevine seçildim. Daha sonra Marmara Ajansı kurdum .Artık müzikle daha yakından ilgilenebilecektim. HASRET GÜLLERİ adlı albümü yaptım. Bu albüm sanki benim tekrar hayata dönüşümü sağladı çünkü gerçekten çok ilgi görmüş ve beni tekrar gündeme getirmişti .Bu arada bir erkek evlat sahibi daha olmuş,oğlum Tarık dünyaya gelmişti .Daha sonra Marmara Ajansı Marmara Müzik Yapım olarak M.Cihat Kılıç’la birikte yeniden oluşturduk M.Cihat hasret gülleri albümünde eserleri olan benim Antalya da tanıştığım yetenekli bir arkadaşımızdı. Sen Ağlama albümünü yaptım bu albüm deki Beyazıt Meydanında adlı eser gerçekten çok beğenildi .Daha sonra Olmadı Dost Albümünü yaptım bu albüm benim diğer albümlerime kıyasla alt yapı itibariyle gerçekten çok zengin olmuştu. Bu albüme bir de klip çekip ulusal TV’lerde gösterimini sağladık. olumlu ve olumsuz çok tepkiler aldım geleneksel dinleyicilerimden bazıları önceleri çok yadırgadılar bu albümü fakat daha sonraları olumlu tepkiler aldım. ve en son olarak dinleyicilerimin de gerçekten yoğun isteği üzerine on yıllık sürecimizi özetleyen EŞREF ZİYA KLASİKLER1 bir albümünü yaptım. İnşallah en kısa zamanda dinleyicilerimin karşısına yeni bir albümle daha çıkacağım. İşte benim hayatım.... . beni yıllardır bağrına basan milyonlara selam olsun......ve bu milyonlara sevdirene şükürler olsun...
 
Üst