Eşinden 'Yazıcıoğlu ölmedi' cevabı

efruz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
5,168
Beğeniler
732
Puanları
0
#1
Erzincan'daki Ergenekon iddianamesinde yer alan bir ortam dinlemesinde BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun MİT görevlileri tarafından gizli tanık olduğu gerekçesiyle öldürüldüğü iddia ediliyor. Kayıtta konuşanlardan biri aynı davanın gizli tanığı.
Milliyet'in haberine göre Erzincan'da çirkin tezgahı uygulamaya konulduğu iddiasıyla Erzurum'da açılan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde aynı planla ilgili açılan davayla birleştirilmesine karar verilen davanın dosyasından çarpıcı bir ortam dinlemesi kaydı çıktı. Kayıtta, davada yargılanan MİT görevlilerinin, helikopter kazasında ölen BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu hakkında "Gizli tanık olduğu için öldürüldü" dediklerine yönelik konuşmalar yer aldı.
İŞTE ÖZETLE O KONUŞMALAR
Erzincan: Onlar Muhsin Yazıcıoğlu'nu uyarmışlar.
A: Öyle mi. Muhsin Yazıcıoğlu'nu onlar mı şey yaptılar? Yani onun gizli tanık olduğunu anlıyorlar.
Erzincan: Bizi batıran bu diye
A: Bizi bu batırdı diye ona suikast yaptılar. Bunlar aslında memur mu? Bunlar herhangi bir devletten maaş mı alıyorlar?
Erzincan: Maaşı devletten alıyorlar zaten.
A: O Muhsin Yazıcıoğlu'nu kendileri 'Biz hallettik' dediler mi?
Erzincan: Evet abi. A: Nasıl yaptıklarını.... Erzincan: Nasıl yaptınız falan dedim ben ona. Bu yaptığını böyle anlattı.

Zaman
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Beğeniler
2,062
Puanları
0
Yaş
40
#2
Yazıcıoğlu'nun Ölümü Şüpheli Bulundu



Devlet Denetleme Kurumu'nun 'Yazıcıoğlu'nun helikopter kazası' raporu açıklandı.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK), Büyük Birlik Partisi(BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin raporunu tamamladı. Raporda özellikle enkaz arama çalışmaları sırasındaki zafiyete dikkat çekilirken, "Enkazın bulunduğu en muhtemel yer olan Karayakup tepesinin hiç aranmadığı, amatör bir TRAC görevlisinin internet üzerinde 'muhtemel enkaz yeri' diye işaretlediği bölgenin dokuz kez aranmış olduğu, Ilıca, Hacıbudak, Kurucaova ile Sisne mezrasının güney bölgelerinde yüzlerce kilometre alanın gereksiz yere aranmış olduğu ve sonuçta enkazın "kendiliklerinden aramaya çıkan 17 köylü vatandaş" tarafından bulunduğu anlaşılmıştır.''denildi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi tarafından BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının helikopter kazasına ilişkin DDK'nın yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verildi. DDK'nın kazanın ardından başlattığı soruşturmayı tamamladığı ifade edilirken, konuya ilişkin rapor hakkında da bilgi verildi. Buna göre, DDK tarafından hazırlanan raporun özeti şöyle:
''Çalışmada esas itibariyle üç temel husus üzerinde durulmuştur. Bunlardan ilki, kaza sonrasında yürütülen arama ve kurtarma faaliyetlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi ve söz konusu faaliyetlerin yürütülmesi esnasında yaşanan sıkıntı ve gecikmelerin araştırılmasıdır. İkinci husus ise konunun uzmanlarından oluşacak teknik bir çalışma komisyonu marifetiyle bahsi geçen kazanın nedenlerinin belirlenmesi ile ilgili olarak yürütülen teknik inceleme ve çalışmaların yeterliliğinin araştırılmasıdır. Her iki hususun değerlendirilmesi sonucunda, bundan böyle benzer kazaların önlenmesi ve kaza sonrası yürütülen işlemler hususunda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi de, işbu çalışmanın üçüncü ve tamamlayıcı boyutunu oluşturmaktadır. Özetle, gerek kaza nedeninin belirlenmesi gerekse arama-kurtarma faaliyetlerine ilişkin ülkemizin mevzuat, idari ve teknik kapasite ve yeteneklerinin uluslararası düzenlemeler ve uygulamalar karşısında yeterli olmadığı ve mevcut kaynakların da etkin bir şekilde örgütlendirelemediği/değerlendirilemediği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, özellikle arama-kurtarma boyutunda Devletin topyekun seferber olmasına rağmen, istenen netice alınamamış ve ağır bir kamu hizmet kusuru ortaya çıkmıştır. Her ne kadar arama-kurtarma çalışmaları çok zor hava ve coğrafi şartlarda gerçekleştirilmiş olsa da; arama-kurtarma faaliyetlerinin tasarımında mevcut olan sorunların bireysel hata ve eksiklikler ile birleşerek kamu yönetiminde önemli bir zaafiyete neden olduğu görülmüştür. Ulaştırma Bakanlığı Kaza Soruşturma Kurulu ve bu kapsamda diğer kuruluş/firmaların kullanmış oldukları inceleme metotları ve uyguladıkları test prosedürlerinin mevzuata ve teknik icaplara uygun olduğu değerlendirilmiş ve kaza araştırma raporu bünyesinde birtakım eksiklikler bulunmakla beraber; bu eksiklikler Devlet Denetleme Kurulu'nun çalışmaları ile büyük ölçüde giderildiğinden yeniden kaza araştırma kurulu oluşturulmasının ek bir fayda sağlamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tahmini kaza anında, kaza mahallinde farklı hava olaylarına müsait ve ani olarak değişen meteorolojik koşullar mevcut olduğundan, söz konusu koşulların VFR (görerek uçuşlar) uçuşlar için muhtemel bir kaza nedeni oluşturabileceği anlaşılmıştır. Başka bir deyişle, TC-HEK helikopter kazasında; çevresel şartlara bağlı olarak pilotun oryantasyon kaybının muhtemel kaza nedeni olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir. Bu durum, KSK tarafından belirlenen muhtemel kaza nedeninin geçerliliğini devam ettirdiğini göstermektedir. Öte yandan, söz konusu muhtemel kaza nedeni yanı sıra; çalışma kapsamında ilk kez varlığı tespit edilen ve aşağıda ifade edilen ilave bazı husus ve bulguların da "muhtemel kaza nedeni" olarak değerlendirilmesi ve araştırılması gerektiği tespit edilmiştir.

"YENİ MUHTEMEL KAZA NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI GEREKİYOR"
-Helikopter enkazından, helikopterin kaza öncesine ilişkin irtifa ve güzergah gibi kaza nedeninin belirlenmesine yardımcı olabilecek ilave uçuş bilgilerini sağlayabileceği değerlendirilen ARGUS 5000 CE ve SKYMAP IIIC GPS cihazlarının kaza mahallinden yok olması/çalınması,
-Pilot ve yolcuların kanlarında sebebi açıklanamayan yüksek oranlarda karbonmonoksit gazı bulunması ile adli tıp uygulamalarındaki bazı düzensizlikler ve pilotun sağlık durumu hakkında tespit edilen bazı yeni bilgiler,
-Transponderi açık olmayan veya alçaktan uçtuğu düşünülen bazı hava araçlarının kaza anı ve mahallindeki hareketliliklerinin varlığı ve yukarıda bahsedilen cihazların kaza mahallinden yok olması/çalınması. Söz konusu hususlar ile arama-kurtarma faaliyetlerinde yaşanan bilgi kirliliği ile TİB tarafından üretilen tek bilimsel veri çerçevesinde belirlenen kaza yerine ilişkin koordinatlarda hiç arama yapılmamasına ilişkin ciddi ihmal ve eksiklikler birlikte düşünüldüğünde, söz konusu hususlar arasında illiyet bağı olabileceği gözetilerek mutlaka Cumhuriyet Savcılığınca DDK'nin sahip olmadığı yetki ve yöntemlerle mezkur yeni muhtemel kaza nedenlerinin araştırılmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.

TİB'DEN ALINAN BİLGİYE DAYALI OLARAK OLUŞTURULAN HARİTALAR DİKKATE ALINMAMIŞ
Arama-kurtarma faaliyetlerinin yürütülmesi esnasında önemli eşgüdüm sorunları ile ciddi düzeyde ihmal ve eksiklikler belirlenmiştir. Bu kapsamda, yürürlükteki Türk Arama Kurtarma Yönetmeliğinin ihtiyacı karşılamadığı ve eşgüdüm sorunlarını çözemediği; aşırı dikey yapılanma nedeniyle yetki ve görev tanımlamalarında belirsizliklere yol açıldığı; böylece, eşgüdüm ve icra faaliyetlerinin içice girmesi nedeniyle hangi birimin hangi işlevi yerine getireceği hususunun netleştirilemediği ve buna uygun idari ve teknik kapasitelerin lüzumlu birimlerde oluşturulamadığı ve sivil ve askeri unsurların eşgüdüm içerisinde çalışmalarına olanak sağlayamadığı tespit edilmiştir. Bu durum, kazazedelerin telefon sinyallerinin kim tarafından değerlendirileceği, kaza yerinin kim tarafından belirleneceği ve nasıl değerlendirileceği, kazazedelerin portatif anten kullanımlarının nasıl sağlanacağı gibi en kritik hususların bile yapılamamasına ve arama-kurtarma faaliyetlerinde önemli ihmal ve eksikliklerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Arama kurtarma çalışmalarında eldeki imkanlar (Binlerce asker, sivil savunma ekibi, korucu ve diğer vatandaşlar) etkinlikle kullanılmamış olup eldeki tek bilimsel veri olan TİB'den alınan bilgi ve bu bilgiye dayalı olarak oluşturulan haritalar, arama kurtarma çalışmalarında dikkate alınmamıştır. Bu bilgi ve haritalar İl Valisi ve İçişleri Bakanı ile paylaşılmamış ve aramalar büyük oranda görgü şahitlerince bildirilen ve doğruluğu yeterince araştırılmayan yanlış alan ve yerlerde yapılmıştır. Bu esnada, helikopter enkazının Karayakup bölgesinde olduğuna ilişkin görgü şahitlerinin beyanları ile diğer görevlilerin ikazlarının da yeterince dikkate alınmadığı ve TİB verileri ile birlikte değerlendirmesinin yapılmadığı görülmüştür. 25.03.2009-27.03.2009 tarihleri arasındaki arama kurtarma çalışmaları birlikte değerlendirildiğinde; enkazın bulunduğu en muhtemel yer olan Karayakup tepesinin hiç aranmadığı; amatör bir TRAC görevlisinin internet üzerinde muhtemel enkaz yeri diye işaretlediği bölgenin dokuz kez aranmış olduğu; Ilıca, Hacıbudak, Kurucaova ile Sisne mezrasının güney bölgelerinde yüzlerce kilometre alanın gereksiz yere aranmış olduğu ve sonuçta enkazın "kendiliklerinden aramaya çıkan 17 köylü vatandaş" tarafından bulunduğu anlaşılmıştır.''
(CİHAN)
 

cicek demeti

Sükut
İhvan Üyesi
Katılım
7 Ocak 2011
Mesajlar
11,683
Beğeniler
3,778
Puanları
0
#3
ben zaten dusunmustum ilk duydugumda....bit yenigi oldugunu tahmin etmistim...suikast gibi :(
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Beğeniler
2,062
Puanları
0
Yaş
40
#4
Yazıcıoğlu'na ulaşanlar sustular

Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nun raporundan sonra Yazıcıoğlu'nun eşi de ilk kez konuştu. Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin cep telefonu ve olayı gören köylülerle ilgili ayrıntılar verdi.


BBP’nin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, eşiyle ilgili çok tartışılacak sözler söyledi. Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin cep telefonunun pili durmasına karşın sim kartının kaybolduğunu köylülerin de kendileriyle konuşmaktan çekindiğini söyledi.

Habertürk’te Akşam Raporu programına katılan merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, cep telefonu olayına dikkat çekti. Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin bulunan cep telefonunun sim kartının kaybolmasına karşın pilinin kaybolmadığını belirterek “Böyle bir şeyi ilk kez duyuyorum. Bir telefonda pil çıkmadan sim kartın çıkması ya da düşmesi söz konusu olamaz” dedi.

Gülefer Yazıcıoğlu, kaza yerini gören köylülerle ilgili de ilginç açıklamalarda bulundu. Yazıcıoğlu, olay yerini gören köylülerle görüşmek istediğini belirterek “ ancak bazı köylülerin “Bizim çoluğumuz çocuğumuz var” diyerek bizimle görüşmek istemediler. Ben de o insanların can güvenliği ve kendi tercihleri olması nedeniyle ısrarcı olmadım” dedi. Yazıcıoğlu, “Doğruyu söyleyip söylememek kendilerinin vicdanına kalmış bir olaydır.” Dedi.

Yazıcoğlu, köylülerin dağdan ilk geldiklerinde cep telefonlarındaki görüntülerin silindiğini belirterek “ O görüntüler neydi, o görüntüleri bir yerlere aktarıp bize verebilirlerdi. Ancak neden sildiklerini anlamış değilim” dedi.

Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin ‘Bizim tarlayı sürmüşler’ sözüne de değinerek “Başkan, parti içine, ocak içine bir takım insanların sızdırıldığını, bu insanları başka yönlere yönlendirilmeye çalışıldığını başkan tespit etmişti ve buna ciddi manada engel olmaya başlamıştı. Gençleri farklı yerlerde kullanılmasına müsaade etmiyordu.” Dedi.


(Haber7)
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Beğeniler
2,062
Puanları
0
Yaş
40
#5
Helikopter Faciasında JİTEM İzi...

DDK Raporu'na göre helikopterin bazı parçaları gece orada kalan XXXX timince yakılmış olabilir. Ayrıca arama çalışmalarında ön planda yer alan İ.Y.'nin JİTEM'ci olabilir.

[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Arama kurtarma faaliyetleri sırasında ön planda olan İ.Y.'nin ise JİTEM elemanı olduğu yönünde iddialar bulunuyor. [/FONT]

[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Yeni Şafak'tan Abdulkadir Selvi'nin haberi:[/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte 5 kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasıyla ilgili zaman geçtikçe kuşkular da artıyor. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Siyasi suikastler büyük çaplı operasyonların bir parçası olduğunu bildiğimiz için Yazıcıoğlu'nun ölümünün bir kaza mı yoksa bir suikast mi olduğunu tespit etmemiz gerekiyordu. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Olayı aydınlatmak üzere TBMM'de bir komisyon kuruldu, yeterli görülmedi. Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla ikinci bir komisyon daha kuruldu. Cumhurbaşkanı Gül de DDK'yı harekete geçirerek kapsamlı bir çalışma yapmalarını sağladı. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Yazıcıoğlu olayını soruşturan komisyonlarda görev yapan önemli bir isimle konuştuğumda, "Artık olaya suikast olarak bakıyorum" bakmıyorum demesi bende soru işaretlerini arttırdı. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]O nedenle, iyi ki Muhsin Yazıcıoğlu'nun davasını güden eşi Gülefer Yazıcıoğlu, çocukları, BBP'deki dava arkadaşları ve olayın peşini, "Dost ve kardeş" duyarlılığı ile takip eden CumhurbaşkanıAbdullah GülveBaşbakan Erdoğanvar diyorum. Bu yüzden ben de artık, "Muhsin Yazıcıoğlu suikasti" diyeceğim. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Devlet Denetleme Kurulu'nun raporunda, "xxx" işareti ile kapatılan bölümler var. Suikastin sırrı bir ölçüde o "xxx"lerin altında, bir ölçüde de henüz yazılmayan raporlarda gizli. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Öncelikle şunu belirtmeliyim, Meclis'teki ilk komisyonun hazırladığı rapor, kimseyi tatmin etmemişti. Şimdi öğreniyorum ki, komisyon ciddi bir direnişle karşılaşmış. Maraş Valiliği'nden yeterli bilgi ve belge alamamışlar. Dönemin Maraş Valisi'nin olayın aydınlatılması için çaba gösterdiği ancak onun da Emniyet ve Jandarma istihbarat başta olmak üzere kazayla ilgili birimlerden bilgi alamadığı sonucuna varmışlar. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Komisyondan bilgi gizlenmesinin altında ne yatıyor acaba? [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Yazıcıoğlu suikastini araştırmak üzere kurulan ikinci komisyona ise bilgi akışı hızlanmış. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Çünkü Maraş Emniyeti'nde bir dizi değişiklik yapılmış. Bu arada Maraş Emniyeti'nde Ergenekon sanıklarından eski Özel Harekatçı İbrahim Şahin ile bağlantılı bir grup tespit edilmiş, 3 Özel Harekatçı gözaltına alınmıştı. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Dink cinayetinde bazı isimlerinBBPile bağlantısı çıkınca merhum Yazıcıoğlu, "Bizim tarlayı çok önceden sürmüşler" demişti. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Geçmişte yaşadıklarıyla hesaplaşmayı göze alabilen bir isimdi Yazıcıoğlu. O nedenle 28 Şubat'a karşı olduğu gibi 27 Nisan e-muhtırasına yiğitçe karşı çıktı. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Bunu ilk kez burada açıklıyorum. Dink suikastiyle ilgili fotoğrafı ona ilk haber veren kişi bendim. Haber, Dink cinayeti nedeniyle Trabzon'a gönderdiğimiz muhabirimiz Yakup Bulut aracılığıyla bir fotoğrafa ulaşmıştık. Genel Yayın Yönetmenimiz Mustafa Karaalioğlu, "Muhsin Bey'le bir görüş. Onu incitmeyelim ama haberi kullanalım. Olay neymiş, anlayalım" demişti. Gece yarısıydı. Fotoğrafı anlattım. Kısa bir sessizlik oldu. Sesi hafif karıncalandı. Önce hatırlayamadı. İnkar da etmedi. Bunun üzerine, "Siz bir soruşturun. Sizden haber gelmeden kullanmayız. Rahat olun" dedim. "Gardaş inceleyip sana döneyim" dedi. Yarım saat geçti. "Doğruymuş. Trabzon'a gittiğimde meydanda partililerle sohbet ederken yanımda durmuş, fotoğraf çektirmiş" dedi. Biraz konuşunca, "Elazığda'ki arkadaşlara sordurdum. İlk başlarda gelir giderdi ancak daha sonra karışık ilişkilere girdi dediler. Yanıma girmeye çalışıyordu. Dikkatimi çekti, arkadaşlara 'yanımdan uzaklaştırın' dedim" diye izah etmişti. O kişi Erhan Tuncel'di. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Dağlıca baskınını da ilk haber alan kişiydi. 21 Ekim 2007 günüydü. O gün Cumhurbaşkanlığı referandumu vardı. Haberi almış, ilgili yerlere bildirmiş. Görüştüğü Cumhurbaşkanı Gül kendisine, 'Haber kaynakların sağlammış' demişti. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Özel Harekatçılar içinde gönül bağı olan çok insan vardı. Haber kaynağını sorduğumda, "Bizim çocuklar" demişti. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Muhsin Yazıcıoğlu siyasi dengeleri alt üst edecek sayıda milletvekili olan bir partinin genel başkanı değildi, ancak manivela gibi küçük bir destekle büyük kütleleri yerinden kaldıran bir güce, Türkiye'nin darbelerle mücadele konusundaki hafızasına sahipti. Dahası siyasetin vicdanıydı. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Yazıcıoğlu ile ilgili olarak, 'yaralı, yaşıyor' şeklindeki istihbarat notunu, dostluğa dayalı olarak BBP yöneticileriyle paylaşıp, başına gelmedik iş kalmayan Kayseri Valisi Mevlüt Bilici'ye bu bilgi nereden gelmişti peki? Kayseri Emniyet İstihbarat'tan, onlara da Maraş Emniyet İstihbarat'tan gelmişti. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]DDK'nın raporundaki "x"li bölümlerden birisi de o günkü istihbarat şube müdürüyle ilgili. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]3 gün sonra helikopter enkazını Döngel köylüleri buldu. Köylüler kar ve tipide donma tehlikesi atlatarak helikopter enkazına ulaşıp, Türkiye'yi bir ayıptan kurtardılar. Ancak Döngel köylüleri kendilerini, "Ergenekon silahları"ndan kurtaramadılar. Döngel köyünde bulunan 7 lav, 15 el bombası ve 1 sis bombasından lav silahlarının Ergenekon silahlarının seri numarasından ve MKE yapımı olduğu ortaya çıktı. Bu neyin mesajı acaba? Birçok kuşku var. En önemlilerinden biri, helikopterdeki kayıt cihazlarının enkazın bulunmasından sonra birileri tarafından sökülerek yok edilmesi. Bu ancak çok profesyonel birimlerin yapabileceği bir iş... [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Bir de yangın konusu var. Yani delillerin yok edilmesi diyebiliriz buna. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Onu da DDK raporundan verelim. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]"Kaza mahallinde yakılarak kısmen yok edilen helikoptere ait bazı parça ve atıkların, 28.03.2009 günü bölgede bulunan XXXXXX ve daha sonra oraya ulaşan ve gece orada kalan XXXXXXXXXXX timi tarafından yakılmış olabileceği anlaşılmıştır." [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Başka soruya gerek var mı? Var. Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu suikastinde pandoranın kutusu yeni açılıyor. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Son bir soru da bizden: Arama kurtarma faaliyetleri sırasında ön planda olan bir isim İ.Y. Bu kişinin JİTEM elemanı olması mümkün mü? Bir X'de buraya mı koyacağız yoksa, özel bir ekip oluşturup, yeni bir bakış açısıyla suikastin arkasındaki ipuçlarını bir bir ortaya mı çıkaracağız. İş yeni başlıyor... [/FONT][FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]
[/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]ÇOK ŞEY BİLİYORDU [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Çok şey biliyordu Muhsin Yazıcıoğlu. Hem güçlü haber kanalları vardı hem de12 Eylül öncesinde yaşadığı deneyimler ve birikimleri sayesinde işin nereye gittiğini görebiliyordu. Sadece bilen bir insan değildi aynı zamanda bir hareketin lideri ve eylem adamı olması nedeniyle engel olabiliyordu. [/FONT]
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif]Bu nedenle ara dönem heveslilerinin BBP'nin gençlik yapılanması olan Alperenleri kullanmalarına imkan vermedi. O muhafazakar-milliyetçiler üzerine hesabı olanların önünde bir setti. Hrant Dink suikastinden sonra, "hepimiz Ermeniyiz" diye yürünmesine tepki göstermiş, şimşekleri üzerine çeken açıklamalar yapmıştı. Ancak Dink cinayeti aydınlatılmadan yapılmak istenenlerin anlaşılamayacağına inanıyordu. [/FONT]
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Beğeniler
80
Puanları
0
#6
BBP'den Yazıcıoğlu açıklaması

02 Şubat 2011 Çarşamba, 14:07

BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, açıklanan DDK raporuna ilişkin, bir açıklamada bulundu.



Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Yalçın Topçu, açıklanan Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporuna ilişkin, ''Adli yönden soruşturmayı yürütecek özel yetkili savcı, idari yönden Başbakanlık Teftiş Kurulu devreye girmelidir'' dedi.

Topçu parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, DDK raporu üzerine yarın Antalya'da hukukçularını toplayacağını ve burada bir yol haritası belirleyeceklerini, ardından da kazanın olduğu Kahramanmaraş'a giderek, gerekli mercilere özel yetkili savcı atanması için başvuruda bulunacaklarını söyledi.

DDK raporunu değerlendiren Topçu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Hukukun içinde kalmaya devam edeceğiz ancak, hak ve hukuk yerini bulmazsa herkes kendi hukukunu uygular. Aklıselim hiç kimse böyle bir durumdan hoşnut olmaz diye düşünüyorum. Alperenler ve camiamız, bedeli ne olursa olsun bu işin peşini bırakmayacaktır. Bu olay öyle ya da böyle ya çözülecek, ya çözülecek. Sorumlu ve kusurlu olanlar cezasını çekecek. Şunu herkes bilsin ki, her ne saikle yaparsa yapsın, bu olayda sorumlu ve hatalı olan hiçbir bürokratı kimse koruyamayacaktır. Burası hukuk devletidir.''

DDK raporunun yetersiz ancak ciddi veriler içerdiğini savunan Topçu, ''DDK raporunda Muhsin Yazıcıoğlu'na yönelik bir kastın olduğu ve bu kastı gerçekleştiren bir yapılanma bulunduğu görülüyor. Bu olayla ilgili adli ve idari gerekler yerine getirmelidir. Adli yönden soruşturmayı yürütecek özel yetkili savcı, idari yönden Başbakanlık Teftiş Kurulu devreye girmelidir'' diye konuştu.

''BAKAN İSTİFA ETMELİDİR''


Yalçın Topçu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın DDK raporuna ilişkin açıklamalarını da talihsiz olarak nitelendirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bakan da olsanız, böyle bir olayı hafife almaya istihza etmeye hakkınız yok. Sayın bakanın bu olayı sıradan bir kaza olarak görmesi ne hakkı ne haddi ne de görevi gereğidir. Konu madem yargıya gidecek, o zaman sayın bakan hemen istifa edip bu olayla ilgili bürokrat ve diğer sorumluları korumamalıdır. Kaza içinde kazaymış falan filan... Asıl kaza beceriksizliğini ve hatalarını gizlemeyi marifet sayan kişilerin devletin kocaman makamlarını işgal etmesidir.''

Yazıcıoğlu'nun ölümü sürecinde tahriklere kapılmadıklarını ve hukuk içerisinde kalarak, örnek bir yol ortaya koyduklarını belirten Topçu, ''Hadise bu metodla aydınlanacaktır. Bahriye Üçok, Abdullah Çatlı, Uğur Mumcu, Turgut Özal, Eşref Bitlis gibi hadiselere bizim metodumuz uygulandığında hem hukuk içinde kalınacak, hemde hiçbir mesele karanlıkta kalmayacaktır. Biz hukuk içinde kalmaya devam edeceğiz, ama sabrımızı sınamasınlar'' dedi

AA
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Beğeniler
80
Puanları
0
#7
Bir büyüğümüz (zaman gaztesinde çıkan haberinde) şu şekilde yorum yapmıştı..

Orgeneral Eşref Bitlis’in de helikopter kazasında hayatını kaybettiğini hatırlatırken, “Bir yönüyle şüphelenmek lazım. Her şeyi kurcalamak lazım” dedi.

Yazıcıoğlu’nun ‘örnek bir Anadolu insanı’ olduğunu söylerken “Anadolu insanının belli bir dönemde İslam’a ve Türk dünyasına karşı gelen şer güçlere karşı koyduğunu” anlattı.

Kendisinin (Yazıcıoğlu) başına da dört-beş defa sürpriz trafik kazası gelmiş ve onları atlatmaya çalışmış.

Bir yönüyle şüphelenmek lazım. Her şeyi kurcalamak lazım.

Bu helikopter nasıldır? Niye böyle bir şeye itildim, neden ille bununla götürülmek istendim?” dedi.
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Beğeniler
2,062
Puanları
0
Yaş
40
#8
Eşinden 'Yazıcıoğlu ölmedi' cevabı

Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu çok konuşulacak açıklamalar yaptı.
29 Mart yerel seçimleri öncesinde çıktığı Çağlayancerit yolunda dağların geri vermediği BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşadığı helikopter kazasıyla ilgili her gün yeni soru işaretleri ortaya çıkıyor. Kaza sonrasında yaşanan ihmaller ve kusurlar DDK raporu ile adeta tescillendi. Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Furkan Yazıcıoğlu kazayla ilgili millet vicdanını rahatsız eden her konunun aydınlatılmasına kendilerini adamışlar, adeta iğneyle kuyu kazıyorlar. Bugüne kadar medyada çok fazla konuşmadılar, Furkan Yazıcıoğlu ilk kez konuştu. Gülefer Yazıcıoğlu, her şeyden önce eşini kaybeden bir anne. Çocuklarının başında dimdik ayakta, neler neler yaşamamış ki. Kalbini açtı, içini döktü, anlattıkları ile tarihe de not düştü.

“Televizyondan bak kritik yaparız”
*Nasılsınız?
"Liderim", "eşim" dediğim bir insanı kaybettim. Onun yokluğunu ve acısını hissediyorum, ama onun dışında, iyiyim, dimdik ayaktayım ve Allah'ın izniyle böyle de olmaya devam edeceğim.
*Muhsin Bey ile en son ne zaman görüşmüştünüz?
Muhsin Başkan ile en son kazadan önce çarşamba günü telefonla görüştüm. Seçim çalışmalarından dolayı uzunca süre yüz yüze görüşememiştik. Çarşamba günü esnaf geziyorlardı, helikopterle Çağlayancerit'e gideceğini söyledi, "Televizyondan bak, kritiğini yaparız" demişti.
*Kazayı nasıl duydunuz?
İki arkadaşım söyledi.
*Çocuklarınızdan sakladınız mı?
Hayır, ben onları görünce "Evet, böyle bir şey oldu" dedim. "İyiymiş" filan dediler, "Yok, bunun iyisi olmaz" dedim. Çünkü, Muhsin trafik kazası geçirdiği zaman önce bizimle irtibat kurar, bana ulaşamazsa, mutlaka çocuklara ulaşırdı, "Ben iyiyim, bir haber görürseniz merak etmeyin, hiçbir şeyim yok" derdi. Bu sefer haber alamayınca telaşlandım, aramayınca gece yola çıktık, gittik. Perşembe sabah oradaydık. Neler yapılıyor, neler yapılmıyor hepsini gördüm orada.

İLK DEFA HELİKOPTERE BİNMEDİ
*Muhsin Bey helikoptere binmeye nasıl karar verdi, öncesinde hiç konuşmuş muydunuz?
Bu bir imkân meselesi, imkânı olan insanarabayolculuğu yapacağına helikopteri, uçağı tercih eder. Zaman kaybetmeyecek, yorulmayacak. Çağlayancerit'teki insanlar gelmesini çok istediği için helikopter tutulmuş. Muhsin Bey hayatında ilk defa da helikoptere binmiş değil. Daha önce Kosova'da savaş esnasında kapısı bile olmayan helikopterle uçmuş, Azerbaycan'da binmiş.
* Size Muhsin Bey'den miras ne kaldı, bir malvarlığı var mıydı?
Muhsin Başkan cezaevinden çıktıktan sonra arkadaşlarıyla kurdukları bir şirket var, onun dışında Ankara'da ve Sivas'ta bir evimiz var, arabalarımız var. Asıl bize ne bıraktı biliyor musunuz? Dünyada hiç kimseye nasip olamayacak, dünya kadar para harcansa elde edilemeyecek manevi bir miras bıraktı. O manevi miras dünya malına, dünyayı verseler değişilmeyecek bir manevi miras.

HATASI OLANLAR AÇIĞA ALINSA BELKİ KONUŞURDU
* Kaza sonrası hemen gittiğiniz Maraş'ta neler yaşandı?
Her şey fiyaskoydu. Neler olmadı ki? Bir kere aramadılar. Askerleri arabalara bindirdiler, oradan oraya.. Devlet yetkilileri oraya geldi. Evet geldi, ama gelmek çok önemli değil, irade göstermek çok önemli. Kuru kalabalık. Arama kurtarmanın tam anlamıyla yapılmadığını gördüm. DDK'nın raporunda da çıktı, ilk tespit edilen yer doğru yer, ilk bildirilen yer orası, askerin de ilk gittiği yer orası. Orası çevriliyor, askerler diziliyor ama niyeyse orada arama yapmıyor. Eksiği, hatası olanlar açığa alınsaydı belki konuşurlardı. Sadece onlar değil, devlet sınıfta kaldı.

BATARYA DURUYOR HAFIZA KARTI YOK
* Kayseri Valisi'ne "Başkan bulundu, kırıkları var, hastaneye götürülüyor" bilgini kim vermiş, niye vermiş, nasıl vermiş bu konuda kafanızdaki soru işaretleri aydınlandı mı?
Hayır. DDK raporunda ismi geçen X şahsının bu bilgiyi verdiğine, haberin o kaynaklı olduğuna inanmıyorum.
*DDK raporunda birçok tespit var, GPS cihazlarıyla ilgili tartışma var.
GPS cihazlarıyla ilgili Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün kurduğu kaza kırım ekibi o zaman "makinalar var, hafıza kartları yok. Hafıza kartları düşmüş olabilir, kar eriyince onları tırmıkla bulacağız" demişlerdi, sonra da nasıl olduysa makinaların kendileri de kayboldu.
*Muhsin Bey'in telefonun kartı da bulunamamıştı, sonra bir gelişme oldu mu?
Hayır, bulamadık onu da. Bize verilen telefonda telefonun arkasındaki batarya kapağı yok, düşmüş, ama içindeki batarya cihazı düşmemiş. Hafıza kartının bataryanın altında olması lazım, batarya duruyor üstte, ama alttaki hafıza kartı yok.
*Siz olayı duyunca telefonla aradınız mı Muhsin Bey'i, telefonu helikopter düştükten sonra çalışıyor muydu?
Ben aradım, ilk başta çaldı telefon, ama açan olmadı. Ayrıca iki-üç kişi daha var. Haberi alınca aramışlar, telefon çalmış ama cevap alamamışlar. Sonra aynı anda başkaları da aradığı için hep meşgul çaldı.

ÖZEL YETKİLİ SAVCI SORUŞTURMALI
*Şimdi hangi konuların üzerine gidilmesini istiyorsunuz?
DDK'nın kusurlu, hatalı bulduğu, savcıları göreve çağırdığı konuların bir an önce üzerine gidilmesi lazım. Onun için özel yetkili savcı biran önce görevlendirilmeli. DDK'nın raporunda geçen isimleri, konuları ancak özel yetkili savcılar soruşturabilir.
*Bundan sonra neler yapacaksınız?
En ufak detayına kadar aydınlatılması için elimden gelen bütün çabayı sarfedeceğim. Kurum ve kuruluşların iyi bir eğitimden geçmesi gerektiğine inanıyorum. Bizim yaşadığımız acıyı başkaları yaşamasın. İnsanların başına bir şey geldiği zaman "evet benim devletim var ve bunun gereğini yapar" diye güven içinde olması lazım. Devlet sadece bana değil, bütün vatandaşlarına o güveni sağlamalı. Bu ülke bizim, ülkemi ve milletimi çok seviyorum. Ülkemi ve milletimi sevdiğim için hukuk dışına çıkmayarak hukukun içinde hiçbir kargaşa olmadan bu olayın takipçisi olacağım.

O UÇAKLAR KİMİN O ZAMAN?
* DDK raporunda kaza öncesinde ve sonrasında bazı uçuşlar olduğu yazıyor, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bir açıklama yaptı.
Hava Kuvvetleri açıklama yaptı, ama DDK bu raporu hazırlamadan önce o bilgileri vermelerini tercih ederdim. "Bizim F4 ve F16'larımız uçmamıştır" diyor, o zaman sivil radarlara yakalanan uçaklar kimin uçakları? Bunun cevabının verilmesi lazım. Ben de sonuçta DDK raporundan çıkanları söylüyorum.

SİLAHINI 1 YIL SONRA ALDIK
*Bir de Muhsin Bey'in kaybolan çantasından bahsediliyor bulundu mu o çanta?
Muhsin Başkan'ın cenazesinden sonra, o enkazı ilk bulanlardan bir kişi, geldi, Muhsin Bey'in çantasını tarif etti. Bu insan nereden biliyor Muhsin Bey'in çantasını? Demek ki görmüş. O çanta yok şimdi ortada.
*Ne koyardı o çantaya?
Evraklarını, teşkilatlarla ilgili dosyalarını koyardı. Teşkilatlara para götürecekse onu koyardı. Bir tane kullanmadığı telefonu vardı onu koyardı.
*Silahı ne oldu?
Bir sene sonra aldık.

KLONLAMADIYSALAR MUHSİN BAŞKAN'DI
*Siz bulunduktan sonra gördünüz mü eşinizi?
Evet, Kahramanmaraş Devlet Hastanesi'ne helikopterle Muhsin Başkan'ı getirdiler, biz de helikopterle gittik. Morga cenazeler konulduktan 5 veya 10 dakika sonra biz girdik, gördük. Muhsin Başkan sedyenin üzerinde yatıyordu, üzerinde giysileri vardı, ayakkabıları bile ayağındaydı. Uyuyor gibiydi, yüzünde gözünde hiçbir yarası beresi yoktu. Muhsin Başkan'dı işte.
* Bu konuda da iddialar var, "Muhsin Bey ölmedi" diyorlar.
Getirsinler de görelim biz de veya neredeyse söylesinler biz de gidelim. Muhsin Yazıcıoğlu'nu klonlamadılarsa, aynısından bir tane daha yapmadılarsa benim gördüğüm Muhsin Yazıcıoğlu idi. Giydiği gömlek, parmağındaki yüzükle, her şeyiyle Muhsin Yazıcıoğlu'ydu.

O SORULARA DEVLETİM CEVAP VERSİN
*Bir sürü tuhaf olay yaşandı, "olacağı vardı oldu" deyip, üst üste yaşananları doğal mı karşılıyorsunuz?
Tabii ki doğal gelmeyen yönleri var, doğal gelmeyen yönleri olduğu için ısrarla bu olayın peşinden gidiyorum. Kaza da olabilir, kendi kendine düşmüş de olabilir, bilemiyorum, suikastsa da çıkartsınlar. Kaza sonrasını ise biliyorum, aramadılar, kurtarmadılar. Hadi bizimkilere ulaşamadılar, İsmal'i konuştura konuştura öldürdüler. Ben artık kabre hiç gündüz gitmiyorum. Karşılaştığım insanlar sürekli soru soruyorlar. Milletin vicdanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun aranmadığını kesin biliyor, bana dönüp "öldürdüler" diyorlar. Ben de milletin vicdanını rahatlatmak için neyse ortaya çıkarın diyorum. İnsanların sorularına cevap vermekten ben yoruldum, bu soruların cevabını insanlara devletim versin.

YARIM SAATE ARAR DİYE DÜŞÜNDÜM
*Furkan kazayı sen nasıl öğrendin?
Ben de arkadaşlarımdan öğrendim. Berberdeydim, televizyona sırtım dönüktü, o anda arkadaşlarım televizyondan görmüşler, ilk önce söylememişler bana. Teyzemler sık sık "eve gelmiyor musun" diye arıyorlardı, eve gittim. Kapının önünde gazeteciler vardı, eve çıktım, ev kalabalıktı, orada tam olarak öğrendim.
*Ne hissettin o anda?
Önce çok büyük bir olay gibi gözükmüyordu, yarım saate kadar arar diye düşünüyordum, ama arayan olmadı. Aramayınca ve helikopter de bulunmayınca ilk gece ümidi kestim, ama tabi kimseye söyleyemiyorsun.
* Muhsin Bey sana hiç kızar mıydı?
Birkaç defayı geçmez. Babam beni çözmüş, annem anlattı. Ben pek baskı kabul etmiyorum, tabi bu annem için geçerli, babam için geçerli değildi. Çok az görürdük, zile bastığında ve ben kapıyı açtığımda, karşımda önce Muhsin Başkan'ı, sonra babamı görürdüm. Benim liderim, idölümdü. Bir dava adamı, millet adamıydı.

BABAMIN CEP TELEFONUNDAN İNTERNETE GİRİLMİŞ
*Furkan, arama, kurtarma çalışmalarıyla ilgili oldukça kızgın olduğunu duydum.
Nasıl olmayayım? Olayın olduğu ilk gün, akşama doğru Jandarma Komuta Kontrol Merkezi, 156 aranıyor. Sanırım Sisneli bir köylü arıyor, "Köyün çocukları kırmızı bir helikopterin geçtiğini görmüşler. Kara Yakup Tepesi'nin diğer tarafına düşmüş olabilirler, Sisne'den sonraki köyü aradık, orada köylüler helikopteri görmemiş, görmediklerine göre o arada bir yerdedir" diyorlar. "Bu kadar önemli bir konuda kalkıp da çoluk çocuğa mı inanacağız" diye telefonu kapatmışlar. O çocukların gördüğü yer helikopterin düştüğü yer. Böyle şeyler yaşandı.
*Babanın kullandığı telefonun hafıza kartında ne olabilirdi?
Olayın aydınlatılabilmesi açısından telefonun hafıza kartının bulunamaması çok büyük kayıp. Teknolojiyle pek arası iyi değildi, ama telefonla fotoğraf çekmeyi çok seviyordu. Ben bir ümide kapılmıştım, eğer bir süre yaşadıktan sonra vefat ettiyse mutlaka telefonuyla fotoğraf çekmiştir diye.
*DDK raporunu sen okuyormuşsun, sence neler aydınlatılmalı?
Bir kere GPS cihazının 2 günde kaybolmasının nedenini bilmek istiyorum. Bunlar kazanın nedenini, oluş şeklini gösterecek cihazlar. Kaza anında telefonun içinde bulunan hafıza kartının savcılığa gidene kadarki süreçte nasıl yok olduğunu merak ediyoruz. Bir de sözel olarak DDK'dan araştırılmasını istediğimiz bir husus vardı, Muhsin Başkan'ın telefonundan kaza sürecinden önce ve sonra 4 defa internete girilmiş, uzun sürelerle internette kalınmış, veri alışverişi yapılmış. Babam telefondan internete kesinlikle girmezdi, bilmiyordu. Veri alışverişleri yapılmış, biz bunların IP'leri üzerinde çalışmalar yaptık, adresler Avustralya çıktı, bir tanesi çölün ortasında çıkıyor. Muhsin Başkan'ı internete giriş adresi üzerinden aramaya kalksalar Avustralya'da aramaları gerekiyor. Bunun bir izahını bekliyoruz. Helikopter düşmeden önce, helikopterin düştüğü sanılan saat aralığında ve helikopter düştükten sonra girilmiş. Yanlışlıkla girilmiş olsa veri alış verişi olmaz.
* Ailenin ve partinin kazanın üzerine gitmediği yönünde iddialar da var.
Allah'tan korksunlar. Bunu diyenlerin bize ne kadar yardımı olmuş? Bize bir şey yapmadığımızı söyleyenler ne yapmışlar? Biz Türkiye Cumhuriyeti'nde bir ilki başardık. Her seferinde "Muhsin Bey herkesin başkanıydı, parti komisyonumuza herkes gelsin, fikrini, belgesini ortaya koysun" diye seslendik, ama hiç kimse gelmedi.
Kendi hayatını miras bıraktı
*Baban sana bir şey bırakmış mı?
Annemin söylediği ev, arabayı bıraktığı şeyler olarak görmemek lazım, bunlar dünyevi şeyler. Bana hiçbir zaman "böyle ol, şöyle ol, şunu yap, bunu yap" demedi. Bana, "nasıl istiyorsan öyle ol, sadece Allah ve Peygamberi'nden ayrılma" dedi. Vefatından sonra ben çok aradım, acaba bize bir kenara bir şey yazıp bırakmış mıdır diye, ama böyle bir şey olmadı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun konuşmaları, cezaevi notları, ajandasının köşesine yazdığı ufak tefek notlar, bunların hepsi bıraktığı miras. Bunlardan alacağımız dersler var. Bunları araştırdıkça, gördükçe, değerlendirdikçe değerini daha çok anlıyoruz. Bize bütün öğütleri konuşmalarında, notlarında. Biz de onlardan yola çıkıyoruz. İşin kolayına kaçmamızı istememiş sanırım.

YARIN: Muhsin YazıcıoğluErgenekonDavası'nda gizli tanık mıydı?

Bugün
 

sufi7007

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
24 Nis 2007
Mesajlar
1,161
Beğeniler
15
Puanları
0
#9
Başlık ile röportajının verilen kısmının alakası yok... (Başlık yarınki bölüme ait.)

Lütfen değiştirin.

Mesela: "Muhsin Yazıcıoğlu'nu klonlamadılarsa, O öldü..."
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Beğeniler
80
Puanları
0
#10

aslında; eşi maddi olarak normal ölmedi.. suikastle öldürüldü manasında söylemiştir diye düşünüyoruz..

manevi olarak ise şehit oldu (ki bizce de öyledir) zaten şehitler ölmez ve kendilerini öldü bilmezler manası çıkabilir..

her iki halde de Merhum Muhsin Ağabeyimiz ölmemiştir.. suikastle şehit edilmiştir ve şehitttir..
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Beğeniler
80
Puanları
0
#11
Gülefer Yazıcıoğlu'yla dobra dobra

08 Şubat 2011 Salı, 01:48

Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümüyle ilgili herkesin merak ettiği o soruya eşi Gülefer Yazıcıoğlu cevap verdi.



Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer ve oğlu Furkan Yazıcıoğlu ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Kazanın aydınlatılması için seferber olmuşlar. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın samimiyetine yürekten inanıyorlar.

RÖPORTAJ: Seda ŞİMŞEK (sedasimsek@bugun.com.tr)

28 ŞUBAT'TAKİ TAVRIYLA GURUR DUYDUM

Yürekli ve cesur biriydi

- 28 Şubat sürecinde Muhsin Bey'in gösterdiği tavrı nasıl karşıladınız?
Gurur duydum. Eşim ve 2 çocuğumun babası. O kadar yürekli ve cesur bir insanla evli olduğum için gurur duydum.

- Sizce o günlerden bugünlere demokrasi yol almadı mı?
Herkes kendisi için istediği demokrasiyi karşısındaki için de istemeli. O zaman demokrasinin tam anlamıyla yaşanacağına inanıyorum. İnsan istediği gibi çalışamıyorsa, istediği gibi okuyamıyorsa, istediği gibi yaşayamıyorsa, başörtülü, başörtüsüz farketmez bütün insanlar için söylüyorum, o zaman tam anlamıyla demokrasi var mıdır? Aynen şunu diyeceklerdir: Camiye gidip namazını kılıyor, sokakta başörtülü geziyor, alışverişe gidiyor orası tamam. Niye insanlar başörtüsüyle üniversiteye gidemesin, mesleğini icra edemesin? Buna niye karşısınız? Herkes istediği gibi mesleğini icra etsin. İnsanların birbirlerinin özgürlüklerini kısıtlamadığı müddetçe herkesin istediği gibi yaşamasından yanayım.

- Bugünlerde bazı kesimler yaşam tarzı kaygılarını sıklıkla dile getiriyor. Siz bir genel başkan eşiydiniz. Başörtünüzden dolayı mahalle baskısı yaşadınız mı?
Benim çocuğum ilkokula giderken, sınıf arkadaşlarının anneleri asker eşi olduğu için askeri tesislerde yapılan bir program için davetiye verirken, annesi başörtülü olduğu için tek kişilik davetiye veriyorlar. 'Başı açık teyzen varsa onunla gel' diyorlar. Biz birbirimizin inançlarına, özgürlüğüne, yaşam tarzına, çalışma hayatına saygılı olmadığımız müddetçe ilerleyemeyiz. İnsanları kılık ve kıyafetlerine göre değerlendirmemek lazım. Mini etek giymiş bana ne, başı açık geziyormuş beni ilgilendirmez, saygı duyarım, onun da bana saygı duymasını beklerim.

ÖNCE DAVAM, SONRA AİLEM

Birisi Muhsin Başkan'a 'Hayatınızdaki öncelikleriniz nedir?' diye sordu. Başkan 'Benim önceliğim vatanım, milletim, dinim ve davamdır. Sonra dava arkadaşlarımdır, sonra da ailemdir' dedi.



1.5 ayda tanışıp evlendik

- Muhsin Bey ile nasıl tanışmıştınız?

Görücü usulüyle tanıştık. Lalahan'da Hayvan Araştırma Enstitüsü'nün bir yeri var. Ağabeyim veteriner hekim, oranın da müdürüydü. Ağabeyimle çok iyi anlaşırdım, onun için sık sık yanına gider gelirdim. Muhsin beni ilk olarak orada bisiklet sürerken görmüş. İkinci kez gördüğünde top oynuyormuşum. Sonrasında da Allah nasip etti, oldu. Arkadaşının evine geldiğinde beni çağırdılar. Gittim ki içeride bir bey, çok zayıf, hatta 'bu kim acaba' diye garipsedim. Orada Muhsin Başkan hayatını anlattı, neler beklediğini, neler istediğini, herşeyi anlattı. Eylül sonu nişanlandık, 8 Kasım'da da düğünümüz oldu. Tanışıp evlenmemiz 1,5 ay sürdü.

BAŞKAN’IN TÜNELDE YAPTIĞI KAZA ÇOK BENİ KORKUTMUŞTU

- Daha önce de birkaç defa trafik kazası geçirmişti Muhsin Bey. Hatta siz de Sivas'a giderken aracınız yolun dışına çıkarılmıştı.
Başkan çok kaza geçirdi. Ama en son tünelde yaptığı kaza beni çok korkutmuştu. İşin gerçeğini söyleyeyim, tüneldeki kaza bana çok basit gelmemişti. Kendisi 'bir şey yok' demişti, ama göz göre göre lades gibi bir şey olmuş.
- Bu olaydan sonra "bir şey olabilir mi" diye kuşkuya kapıldınız mı?

Bir insanın düşmanı olur, o zaman 'o olur, bu olur' diye belki bekler böyle birşeyi. Ama sizin düşmanınız yoksa, insanlara zarar vermiyorsanız böyle bir beklentiniz olmaz. Biz insanlara zarar vermiyoruz, düşmanımız yok. Hiç de böyle bir beklentim olmadı benim.
- Özellikle Ergenekon Davası başladıktan sonra Muhsin Bey ile ilgili mesela gizli tanık olduğu gibi bazı iddialar gündeme getirildi, gizli tanık mıydı?
Niye Muhsin Yazıcıoğlu gizli tanık olsun? Türkiye'de Muhsin Yazıcıoğlu kadar delikanlı başka bir adam var mıymış? Bu kadar açık ve net konuşan başka bir adam var mı da gidip gizli tanıklık yapsın. Muhsin Yazıcıoğlu'nun söylemleri ortada. Hiç kimse konuşmazken, bazı konularda muhatapları bile konuşmazken çıkıp net bir şekilde açıklamalar yapan Muhsin Yazıcıoğlu oldu. Neden korkacak ki gidip gizli tanıklık yapacak. Muhsin Başkan asla gizli tanıklık yapmaz. Ne biliyorsa dürüstçe, açıkça söyler ve bildiği şeyleri milletiyle de paylaşır.

BAŞÖRTÜMDEN DOLAYI SİYASETTEN KAÇMAM

- Siyasetle ilgileniyor musunuz?

Hayır ilgilenmiyorum. Muhsin Başkan varken de aktif siyaset yapmıyordum, şu anda da aktif siyaset yapmıyorum. Öyle bir sürecin içerisinde de değilim.
SİYASETİ DÜŞÜNMÜYORUM

-Öyle bir sürecin içine girme ihtimaliniz var mı?

Benim şu anda bir hedefim var. Kaza sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi. Bu süreçte sağlıklı neticeler alabilmek için bu olayla ilgileniyorum. Önceliğim bu. İnsanlarla hayırda hasenatta yarışmak istiyorum.

- Başörtüsünden dolayı mı siyaseti düşünmüyorsunuz?

Ben başörtüsünden dolayı, yapmak istersem siyasetten kaçmam. Eğer başörtülü bir milletvekili olsam, gider başörtümle yeminimi ederim, milletvekili görevimi de yaparım. Fakat, ben başörtüsüyle alâkalı değil, önceliğimde siyaset olmadığı için siyaset yapmayı düşünmüyorum.

- Aslında siyasete uzak değilsiniz.

Değilim, siyasetin içinde büyüdüm. Siyasi bir aileden gelmek, mutlaka siyaset yapacağım anlamına gelmez. Millete, vatana hizmet sadece siyasetle yapılmaz, değişik yollar var. Elimden geldiğince insanlara faydalı olmak için bundan sonra birtakım faaliyetler içinde bulunacağım. Bizim bir siyasi partimiz var. Benim eşimin bıraktığı bir emanet var. Elimden geldiğince aktif olarak değil, ama arka planda onlara destek olurum.

DİK DUR DÜZGÜN YAŞA

- Muhsin Bey'in siyaseti bırakmasını istediniz mi hiç?

Ben ona 'Siyaseti bırak' derdim. 'Ben davam için yapıyorum, makam ve mevki için yapmıyorum' derdi. Bu dünyada siyaseten sonucunu almamış gibi gözükebilir. Muhsin Başkan vefatıyla insanlara şunu gösterdi ki, kendi söylemiyle söyleyelim. 'Dik durduğunuz, düz yaşadığınız, doğru yürüdüğünüz ve davanızın eri olduğunuz zaman gönüllerin sultanı olarak çok sevdiğiniz Rabbinize kavuşuyorsunuz.'

- Muhsin Yazıcıoğlu ismi ile bir vakıf kurulmuştu. Ne oldu?

Kaza sürecinden kısa bir süre sonra Muhsin Bey'in bazı arkadaşları tarafından bu teklif getirildi. Önce karşı çıktım, fakat sonra bu vakıf kuruldu. Ben bu vakfın kurucusu olmadım. Sağlıklı bir şekilde düşündüğümüzde bu vakfın kuruluşunun çok erken olduğunu ve Muhsin Başkan'ın isminin farklı şekilde zikredilmesinden korktuğumuz için isim hakkımızı mahkeme kararı ile aldık.

HEP GELECEKMİŞ GİBİ BİR DUYGU YAŞIYORUM

- Kendinizi hiç yalnız hissettiğiniz oluyor mu?

Her insan zaman zaman hisseder. Bütün insanlar için geçerlidir. Ama, Allah'a çok şükür inancım var, Rabbim var, Allahüteala'nın her zaman bizimle olduğuna inanıyorum. Öyle bir duyguya kapılacağımı hissettiğim an Rabbim'e sığınıyorum.

- Çok özlüyor musunuz Muhsin Bey'i?

Hep çıkıp gelecekmiş gibi bir duygu yaşıyorum. Bize has bir şey değil bu. Eşi vefat eden birkaç arkadaşım söylemişti. Belli bir süre bu duygu yaşanıyormuş. O süreç ne zaman biter bilmiyorum. Bana 'hep bekleyeceksin gelecekmiş gibi gelir' dediler. Öyle oldu, hep gelecekmiş gibi bekliyorum. Ahireti düşündüğünüz zaman Muhsin Başkan'ın çok iyi yerlerde olduğuna inanıyorum ve o zaman mutlu oluyorum.
 

HaZiRuN

Revizyonda
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2010
Mesajlar
2,591
Beğeniler
351
Puanları
0
#12
Şok İddia:Yazıcıoğlu Yaşıyor
Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşadığı helikopter kazasıyla ilgili her gün yeni soru işaretleri ortaya çıkıyor. İşte Yazıcıoğlu ailesinin yeni şok iddiaları

Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu çok konuşulacak açıklamalar yaptı.
29 Mart yerel seçimleri öncesinde çıktığı Çağlayancerit yolunda dağların geri vermediği BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşadığı helikopter kazasıyla ilgili her gün yeni soru işaretleri ortaya çıkıyor. Kaza sonrasında yaşanan ihmaller ve kusurlar DDK raporu ile adeta tescillendi.

Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Furkan Yazıcıoğlu kazayla ilgili millet vicdanını rahatsız eden her konunun aydınlatılmasına kendilerini adamışlar, adeta iğneyle kuyu kazıyorlar. Bugüne kadar medyada çok fazla konuşmadılar, Furkan Yazıcıoğlu ilk kez konuştu. Gülefer Yazıcıoğlu, her şeyden önce eşini kaybeden bir anne. Çocuklarının başında dimdik ayakta, neler neler yaşamamış ki. Kalbini açtı, içini döktü, anlattıkları ile tarihe de not düştü.
“Televizyondan bak kritik yaparız”
Nasılsınız?
"Liderim", "eşim" dediğim bir insanı kaybettim. Onun yokluğunu ve acısını hissediyorum, ama onun dışında, iyiyim, dimdik ayaktayım ve Allah'ın izniyle böyle de olmaya devam edeceğim.

Muhsin Bey ile en son ne zaman görüşmüştünüz?
Muhsin Başkan ile en son kazadan önce çarşamba günü telefonla görüştüm. Seçim çalışmalarından dolayı uzunca süre yüz yüze görüşememiştik. Çarşamba günü esnaf geziyorlardı, helikopterle Çağlayancerit'e gideceğini söyledi, "Televizyondan bak, kritiğini yaparız" demişti.

Kazayı nasıl duydunuz?
İki arkadaşım söyledi.

Çocuklarınızdan sakladınız mı?
Hayır, ben onları görünce "Evet, böyle bir şey oldu" dedim. "İyiymiş" filan dediler, "Yok, bunun iyisi olmaz" dedim. Çünkü, Muhsin trafik kazası geçirdiği zaman önce bizimle irtibat kurar, bana ulaşamazsa, mutlaka çocuklara ulaşırdı, "Ben iyiyim, bir haber görürseniz merak etmeyin, hiçbir şeyim yok" derdi. Bu sefer haber alamayınca telaşlandım, aramayınca gece yola çıktık, gittik. Perşembe sabah oradaydık. Neler yapılıyor, neler yapılmıyor hepsini gördüm orada.

İLK DEFA HELİKOPTERE BİNMEDİ
Muhsin Bey helikoptere binmeye nasıl karar verdi, öncesinde hiç konuşmuş muydunuz?
Bu bir imkân meselesi, imkânı olan insan araba yolculuğu yapacağına helikopteri, uçağı tercih eder. Zaman kaybetmeyecek, yorulmayacak. Çağlayancerit'teki insanlar gelmesini çok istediği için helikopter tutulmuş. Muhsin Bey hayatında ilk defa da helikoptere binmiş değil. Daha önce Kosova'da savaş esnasında kapısı bile olmayan helikopterle uçmuş, Azerbaycan'da binmiş.

Size Muhsin Bey'den miras ne kaldı, bir malvarlığı var mıydı?
Muhsin Başkan cezaevinden çıktıktan sonra arkadaşlarıyla kurdukları bir şirket var, onun dışında Ankara'da ve Sivas'ta bir evimiz var, arabalarımız var. Asıl bize ne bıraktı biliyor musunuz? Dünyada hiç kimseye nasip olamayacak, dünya kadar para harcansa elde edilemeyecek manevi bir miras bıraktı. O manevi miras dünya malına, dünyayı verseler değişilmeyecek bir manevi miras.

HATASI OLANLAR AÇIĞA ALINSA BELKİ KONUŞURDU
Kaza sonrası hemen gittiğiniz Maraş'ta neler yaşandı?
Her şey fiyaskoydu. Neler olmadı ki? Bir kere aramadılar. Askerleri arabalara bindirdiler, oradan oraya.. Devlet yetkilileri oraya geldi. Evet geldi, ama gelmek çok önemli değil, irade göstermek çok önemli. Kuru kalabalık. Arama kurtarmanın tam anlamıyla yapılmadığını gördüm. DDK'nın raporunda da çıktı, ilk tespit edilen yer doğru yer, ilk bildirilen yer orası, askerin de ilk gittiği yer orası. Orası çevriliyor, askerler diziliyor ama niyeyse orada arama yapmıyor. Eksiği, hatası olanlar açığa alınsaydı belki konuşurlardı. Sadece onlar değil, devlet sınıfta kaldı.

BATARYA DURUYOR HAFIZA KARTI YOK
Kayseri Valisi'ne "Başkan bulundu, kırıkları var, hastaneye götürülüyor" bilgini kim vermiş, niye vermiş, nasıl vermiş bu konuda kafanızdaki soru işaretleri aydınlandı mı?
Hayır. DDK raporunda ismi geçen X şahsının bu bilgiyi verdiğine, haberin o kaynaklı olduğuna inanmıyorum.
DDK raporunda birçok tespit var, GPS cihazlarıyla ilgili tartışma var.
GPS cihazlarıyla ilgili Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün kurduğu kaza kırım ekibi o zaman "makinalar var, hafıza kartları yok. Hafıza kartları düşmüş olabilir, kar eriyince onları tırmıkla bulacağız" demişlerdi, sonra da nasıl olduysa makinaların kendileri de kayboldu.

BATARYA DURUYOR, ONUN ALTINDAKİ HAFIZA KARTI YOK
Muhsin Bey'in telefonun kartı da bulunamamıştı, sonra bir gelişme oldu mu?
Hayır, bulamadık onu da. Bize verilen telefonda telefonun arkasındaki batarya kapağı yok, düşmüş, ama içindeki batarya cihazı düşmemiş. Hafıza kartının bataryanın altında olması lazım, batarya duruyor üstte, ama alttaki hafıza kartı yok.

Siz olayı duyunca telefonla aradınız mı Muhsin Bey'i, telefonu helikopter düştükten sonra çalışıyor muydu?
Ben aradım, ilk başta çaldı telefon, ama açan olmadı. Ayrıca iki-üç kişi daha var. Haberi alınca aramışlar, telefon çalmış ama cevap alamamışlar. Sonra aynı anda başkaları da aradığı için hep meşgul çaldı.

ÖZEL YETKİLİ SAVCI SORUŞTURMALI
Şimdi hangi konuların üzerine gidilmesini istiyorsunuz?
DDK'nın kusurlu, hatalı bulduğu, savcıları göreve çağırdığı konuların bir an önce üzerine gidilmesi lazım. Onun için özel yetkili savcı biran önce görevlendirilmeli. DDK'nın raporunda geçen isimleri, konuları ancak özel yetkili savcılar soruşturabilir.

Bundan sonra neler yapacaksınız?
En ufak detayına kadar aydınlatılması için elimden gelen bütün çabayı sarfedeceğim. Kurum ve kuruluşların iyi bir eğitimden geçmesi gerektiğine inanıyorum. Bizim yaşadığımız acıyı başkaları yaşamasın. İnsanların başına bir şey geldiği zaman "evet benim devletim var ve bunun gereğini yapar" diye güven içinde olması lazım. Devlet sadece bana değil, bütün vatandaşlarına o güveni sağlamalı. Bu ülke bizim, ülkemi ve milletimi çok seviyorum. Ülkemi ve milletimi sevdiğim için hukuk dışına çıkmayarak hukukun içinde hiçbir kargaşa olmadan bu olayın takipçisi olacağım.

O UÇAKLAR KİMİN O ZAMAN?
DDK raporunda kaza öncesinde ve sonrasında bazı uçuşlar olduğu yazıyor, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bir açıklama yaptı.
Hava Kuvvetleri açıklama yaptı, ama DDK bu raporu hazırlamadan önce o bilgileri vermelerini tercih ederdim. "Bizim F4 ve F16'larımız uçmamıştır" diyor, o zaman sivil radarlara yakalanan uçaklar kimin uçakları? Bunun cevabının verilmesi lazım. Ben de sonuçta DDK raporundan çıkanları söylüyorum.

SİLAHINI 1 YIL SONRA ALDIK
Bir de Muhsin Bey'in kaybolan çantasından bahsediliyor bulundu mu o çanta?
Muhsin Başkan'ın cenazesinden sonra, o enkazı ilk bulanlardan bir kişi, geldi, Muhsin Bey'in çantasını tarif etti. Bu insan nereden biliyor Muhsin Bey'in çantasını? Demek ki görmüş. O çanta yok şimdi ortada.

Ne koyardı o çantaya?
Evraklarını, teşkilatlarla ilgili dosyalarını koyardı. Teşkilatlara para götürecekse onu koyardı. Bir tane kullanmadığı telefonu vardı onu koyardı.

Silahı ne oldu?
Bir sene sonra aldık.

KLONLAMADIYSALAR MUHSİN BAŞKAN'DI
Siz bulunduktan sonra gördünüz mü eşinizi?
Evet, Kahramanmaraş Devlet Hastanesi'ne helikopterle Muhsin Başkan'ı getirdiler, biz de helikopterle gittik. Morga cenazeler konulduktan 5 veya 10 dakika sonra biz girdik, gördük. Muhsin Başkan sedyenin üzerinde yatıyordu, üzerinde giysileri vardı, ayakkabıları bile ayağındaydı. Uyuyor gibiydi, yüzünde gözünde hiçbir yarası beresi yoktu. Muhsin Başkan'dı işte.

Bu konuda da iddialar var, "Muhsin Bey ölmedi" diyorlar.
Getirsinler de görelim biz de veya neredeyse söylesinler biz de gidelim. Muhsin Yazıcıoğlu'nu klonlamadılarsa, aynısından bir tane daha yapmadılarsa benim gördüğüm Muhsin Yazıcıoğlu idi. Giydiği gömlek, parmağındaki yüzükle, her şeyiyle Muhsin Yazıcıoğlu'ydu.

O SORULARA DEVLETİM CEVAP VERSİN
Bir sürü tuhaf olay yaşandı, "olacağı vardı oldu" deyip, üst üste yaşananları doğal mı karşılıyorsunuz?
Tabii ki doğal gelmeyen yönleri var, doğal gelmeyen yönleri olduğu için ısrarla bu olayın peşinden gidiyorum. Kaza da olabilir, kendi kendine düşmüş de olabilir, bilemiyorum, suikastsa da çıkartsınlar. Kaza sonrasını ise biliyorum, aramadılar, kurtarmadılar. Hadi bizimkilere ulaşamadılar, İsmal'i konuştura konuştura öldürdüler. Ben artık kabre hiç gündüz gitmiyorum. Karşılaştığım insanlar sürekli soru soruyorlar. Milletin vicdanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun aranmadığını kesin biliyor, bana dönüp "öldürdüler" diyorlar. Ben de milletin vicdanını rahatlatmak için neyse ortaya çıkarın diyorum. İnsanların sorularına cevap vermekten ben yoruldum, bu soruların cevabını insanlara devletim versin.

YARIM SAATE ARAR DİYE DÜŞÜNDÜM
Furkan kazayı sen nasıl öğrendin?
Ben de arkadaşlarımdan öğrendim. Berberdeydim, televizyona sırtım dönüktü, o anda arkadaşlarım televizyondan görmüşler, ilk önce söylememişler bana. Teyzemler sık sık "eve gelmiyor musun" diye arıyorlardı, eve gittim. Kapının önünde gazeteciler vardı, eve çıktım, ev kalabalıktı, orada tam olarak öğrendim.

Ne hissettin o anda?
Önce çok büyük bir olay gibi gözükmüyordu, yarım saate kadar arar diye düşünüyordum, ama arayan olmadı. Aramayınca ve helikopter de bulunmayınca ilk gece ümidi kestim, ama tabi kimseye söyleyemiyorsun.

Muhsin Bey sana hiç kızar mıydı?
Birkaç defayı geçmez. Babam beni çözmüş, annem anlattı. Ben pek baskı kabul etmiyorum, tabi bu annem için geçerli, babam için geçerli değildi. Çok az görürdük, zile bastığında ve ben kapıyı açtığımda, karşımda önce Muhsin Başkan'ı, sonra babamı görürdüm. Benim liderim, idölümdü. Bir dava adamı, millet adamıydı.

BABAMIN CEP TELEFONUNDAN İNTERNETE GİRİLMİŞ
Furkan, arama, kurtarma çalışmalarıyla ilgili oldukça kızgın olduğunu duydum.
Nasıl olmayayım? Olayın olduğu ilk gün, akşama doğru Jandarma Komuta Kontrol Merkezi, 156 aranıyor. Sanırım Sisneli bir köylü arıyor, "Köyün çocukları kırmızı bir helikopterin geçtiğini görmüşler. Kara Yakup Tepesi'nin diğer tarafına düşmüş olabilirler, Sisne'den sonraki köyü aradık, orada köylüler helikopteri görmemiş, görmediklerine göre o arada bir yerdedir" diyorlar. "Bu kadar önemli bir konuda kalkıp da çoluk çocuğa mı inanacağız" diye telefonu kapatmışlar. O çocukların gördüğü yer helikopterin düştüğü yer. Böyle şeyler yaşandı.

Babanın kullandığı telefonun hafıza kartında ne olabilirdi?
Olayın aydınlatılabilmesi açısından telefonun hafıza kartının bulunamaması çok büyük kayıp. Teknolojiyle pek arası iyi değildi, ama telefonla fotoğraf çekmeyi çok seviyordu. Ben bir ümide kapılmıştım, eğer bir süre yaşadıktan sonra vefat ettiyse mutlaka telefonuyla fotoğraf çekmiştir diye.

DDK raporunu sen okuyormuşsun, sence neler aydınlatılmalı?
Bir kere GPS cihazının 2 günde kaybolmasının nedenini bilmek istiyorum. Bunlar kazanın nedenini, oluş şeklini gösterecek cihazlar. Kaza anında telefonun içinde bulunan hafıza kartının savcılığa gidene kadarki süreçte nasıl yok olduğunu merak ediyoruz. Bir de sözel olarak DDK'dan araştırılmasını istediğimiz bir husus vardı, Muhsin Başkan'ın telefonundan kaza sürecinden önce ve sonra 4 defa internete girilmiş, uzun sürelerle internette kalınmış, veri alışverişi yapılmış. Babam telefondan internete kesinlikle girmezdi, bilmiyordu. Veri alışverişleri yapılmış, biz bunların IP'leri üzerinde çalışmalar yaptık, adresler Avustralya çıktı, bir tanesi çölün ortasında çıkıyor. Muhsin Başkan'ı internete giriş adresi üzerinden aramaya kalksalar Avustralya'da aramaları gerekiyor. Bunun bir izahını bekliyoruz. Helikopter düşmeden önce, helikopterin düştüğü sanılan saat aralığında ve helikopter düştükten sonra girilmiş. Yanlışlıkla girilmiş olsa veri alış verişi olmaz.

Ailenin ve partinin kazanın üzerine gitmediği yönünde iddialar da var.
Allah'tan korksunlar. Bunu diyenlerin bize ne kadar yardımı olmuş? Bize bir şey yapmadığımızı söyleyenler ne yapmışlar? Biz Türkiye Cumhuriyeti'nde bir ilki başardık. Her seferinde "Muhsin Bey herkesin başkanıydı, parti komisyonumuza herkes gelsin, fikrini, belgesini ortaya koysun" diye seslendik, ama hiç kimse gelmedi.

Kendi hayatını miras bıraktı
Baban sana bir şey bırakmış mı?
Annemin söylediği ev, arabayı bıraktığı şeyler olarak görmemek lazım, bunlar dünyevi şeyler. Bana hiçbir zaman "böyle ol, şöyle ol, şunu yap, bunu yap" demedi. Bana, "nasıl istiyorsan öyle ol, sadece Allah ve Peygamberi'nden ayrılma" dedi. Vefatından sonra ben çok aradım, acaba bize bir kenara bir şey yazıp bırakmış mıdır diye, ama böyle bir şey olmadı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun konuşmaları, cezaevi notları, ajandasının köşesine yazdığı ufak tefek notlar, bunların hepsi bıraktığı miras. Bunlardan alacağımız dersler var. Bunları araştırdıkça, gördükçe, değerlendirdikçe değerini daha çok anlıyoruz. Bize bütün öğütleri konuşmalarında, notlarında. Biz de onlardan yola çıkıyoruz. İşin kolayına kaçmamızı istememiş sanırım.

Röportaj: Seda Şimşek/ Bugün
 
Üst