• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Emoji (Abdurrahman Dilipak)

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,788
Beğeniler
2,733
Puanları
113
#1
Dolar tırmanışını sürdürüyor. Herkes soruyor, şimdi ne oldu da Dolar ve Euro ve bu sisteme bağlı dövizler çıldırdı. Gerçek şu ki, Türkiye uluslararası sitemin saldırısı altında. Bu saldırıların daha bir süre devam etmesi bekleniyor. Yönetim ve toplum direniyor.
Restleşmeler devam ederken, bir yandan da gerilimin daha fazla artmasını engellemek için dirsek teması korunuyor. Önümüzdeki günlerde Türkiye’den Adalet, İçişleri ve Enerji Bakanlıklarını temsilen bir heyet ABD’ye gidecek. Telefon diplomasisi devam ediyor.
Sistem sadece Türkiye’ye saldırmıyor. İran’a da saldırıyor, Venezuela’ya da. Topyekûn saldırıya geçitler. ABD petrol şirketleri petrol fiyatlarını düşürerek Venezuela gibi geliri petrole bağlı ülkeleri krize sokabiliyor.. ABD Türkiye’de Dolar sopasını kullanıyor, Venezüella ve İran’da petrol sopasını.. Bazı ülkelerde terör sopasını kullanıyor.
Dünya bugün düne göre daha zor bir eşikte.
CHP’nin derdi başka. Zaten onların Türkiye diye bir meselesi yok. İktidar ne der ya da ne yaparsa tersini söylemeyi ve yapmayı siyaset yapmak sanan bir muhalefet var.
CHP zaten bugün kendi parti içi muhalefeti ile başı belada.
Delege sayısının yarısından fazlası kongre istemediği için genel merkez kongreye hazır dedi, ama parti içi muhalefet geri adım atmıyor. Yeni bir kongre talebi mümkün. Ama zaten bu sayı ile kolaylıkla seçimsiz tüzük kongresi toplanabilir. Tüzük değişikliği ile yerel seçimlerde aday belirlemek için genel merkezin yetkisi sınırlandırılıp, bu konuda ön seçim şartı getirilebilir. Başka değişiklikler de gündeme gelebilir.. Zaten böyle bir değişikliğin ardından Kılıçdaroğlu’nun süngüsü düşer. Belki istifa da edebilir ve parti delege talebi ile ya da zorunlu olarak yeniden kongreye gidebilir.
Bu sonuç bile CHP’de taşların yerinden oynamasına yetti. “Gerekli sayı yok” açıklaması gerçeği tam olarak ifade etmiyor. Gerçek şu: Parti içi muhalefet 622 delege talebi gerekli idi biz 630 belge verdik diyor. Genel Merkez 569 belge geldi diyor. Genel Merkeze göre 31 delege belgesini geri çekmiş.
Gelinen noktada ya mahkemelik olacaklar ya da yeni bir hamle söz konusu olacak.
Parti içi muhalefeti umutlandıran şey, kongre talebinde bulunan kişilerin tamamına yakın kısmı aktif delege. İmza vermeyenlerin yarısı, yani delege sayısının dörtte biri milletvekili ve Genel Merkezdeki Kılıçdaroğlu tarafından atanan parti kademesindeki üyeler.
Eğer yerel yönetimlerde başkan ve delegeleri genel merkezdeki bu Kılıçdaroğlu seçemeyecek olursa, delegelerin salt sayısını bırakın, üçte ikiye yakın kısmı saf değiştirebilir.
Yani Kılıçdaroğlu’nun direnme şansı yok. Kılıçdaroğlu gerçeği görüp, daha fazla “istenmeyen adam” görüntüsü vermek istemeyebilir. Ama direnmeye karar verirse kriz bayramdan sonra daha da derinleşebilir. Eylül ayında bir tüzük değişikliği kongresi düzenlenebilir.
CHP’nin işi zor. Erdoğan “idam ile ilgili Anayasa değişikliği gerçekleşirse ben hemen onaylarım” diyor. Bunu başından beri söylüyor. Tabi, bunun için Anayasa değişikliği gerek. AK Parti ve MHP’nin oyu buna yetmiyor. İyi Partiden ses yok. CHP sazan gibi atlıyor. Zaten CHP, HDP’ye verdiği örtülü destek sebebi ile eleştiriliyor. Yani sabıkalı. Bu çıkışı ile terör ve darbeye karşı geniş kitleler tarafından gözden düşmeye devam edecek.
Kongre açısından en sorunsuz parti AK Parti. Hatta bu kongreden güçlenerek çıkacaklar. CHP’de kongre kriz vesilesi. İyi Parti kongreye genel başkanını değiştirmek için başladı ama muhaliflerin istifası ile “malumu ilam” anlamında bir kongre gerçekleştirilecek. İyi Partide bir bölünme olup olmayacağını önümüzdeki aylarda göreceğiz. Yerel yönetim seçimlerinde aday belirleme ve seçim sonuçları ile ilgili ciddi tartışmalar yaşanması bekleniyor.
Tabi Genel Başkan grup üzerinde etkin bir rol üslenemeyecek. Parti grup başkanı bir milletvekili olacak. Dolayısı ile İyi Parti’de iki başlı bir yönetim söz konusu.
Bu arada İyi Parti’deki çözülme devam ediyor. Ben önümüzdeki günlerde yeni sürpriz istifaların olabileceğini düşünüyorum. Mesela Ersönmez Yarbay ve o çizgide olanlar bakalım ne yapacaklar. Kongreye katılacaklar mı?
Türkiye bayram haftasına girerken birçok bakımdan kritik bir eşikte bulunuyor. 3 partide kongre havası hakim. İnce iddialarından vazgeçmiş değil. Süreç Kılıçdaroğlu’nun aleyhine gelişiyor.
İyi Partide ne olacağını kongre sonunda göreceğiz.
AK Partide genel merkez kadrolarında büyük ölçüde bir değişim bekleniyor.
Öte yandan Türkiye ve ABD birbirini test ediyor. Kimse geri adım atmıyor. Ama her iki tarafta da çözüm için çaba gösteren lobiler var.
Ben Türkiye ile ABD arasında çözümün kolay olmadığını düşünüyorum. Bronson, FETÖ, PKK, Irak ve Suriye politikaları, İsrail (Kudüs ve Gazze) ABD’nin Suriye ve Irak’ta kendine bağlı bir askeri güç oluşturma ve bir Arap koridoru ile Türkiye ile Arap ülkeleri arasında bir koridor açma çabaları, hepsinin bir anda çözülmesi mümkün değil.
Özellikle Dolar krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye’yi bir yol ayırımına getirmiş bulunuyor. BRICS, Şangay, NATO, AB ve ABD ile ilişkiler, NATO, BM, Türkiye’deki Amerikan üsleri konusunu yeniden değerlendirme konusunda geri dönülmez bir yere doğru itiyor.
Türkiye nükleer santral yapımından, Kanal İstanbul’dan, 3. havaalanından, savunma sanayiinden vazgeçmeyecek. Uluslararası ticarette kullanılacak ortak bir para biriminin hayata geçirilmesinden, dünya 5’den büyüktür iddiasından vazgeçmeyecek.
Türkiye’nin daha fazla oyalanmaya ve aba altında sopa gösteren tehditkâr açıklamalar konusunda tahammül sınırlarının sonuna geldiği de açık bir gerçek.
Türkiye ile ilişkileri daha fazla germenin, ABD ve AB ülkelerinde başka sıkıntılara yol açacağını, “fincancı dükkânına giren fil misali” sağa-sola saldıran Trump da öğrenecektir bir gün. Ya da birileri ona öğretecektir. ABD’deki iç gerilim böyle devam edecek olursa bir 11 Eylülün uzak bir ihtimal olmadığını da görmek gerekir.
İçerideki işbirlikçiler de ABD’ye güvenerek meydana çıkacak olurlarsa onlar da ABD ile birlikte bedel ödemek zorunda kalacaklarını, halkın Batılıların intikamını önce kendilerinden alabileceğini bilmeleri gerekir.
Selam ve dua ile.

İktidarın dolarla, muhalefetin kongre ile imtihanı
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,788
Beğeniler
2,733
Puanları
113
#4
Emoji

“Emojiler, elektronik mesajlarda ve web sitelerinde yer alan mesaj, diğer iletileri zenginleştirmek adına kullanılabilecek ideografi ve smiley (gülen yüzler) içeren uygulamadır.”
“İdeografi” ve “smiley” ne demek? İdeografi, yazıda kelimenin harfleri gösterilmeden doğrudan doğruya fikri ifade eden işaret olarak tanımlanmaktadır. Çince, Japonca gibi bazı yaşayan dillerde ve Antik Mısır dilinde harflerin (fonogramların: sesi temsil eden işaretlerin bulunmadığı) yazı sistemlerinde kullanılan, bir yazı şekli. O yazıya da “İdeogram” denmektedir. Smiley; gülen yüzlerde jest ve mimiklere vurgu yaparak bir anlatım dili oluşturma çabasına verilen ad.
Bir zamanlar Esperantoca tartışılıyordu. İnsanlık temel ihtiyaçlarını ortak bir dille karşılayamaz mi idi. Esperanto, “Umut eden” anlamına gelen Fransızca’dan alınan bir kelime. Polonyalı göz doktoru Ludwik Lejzer Zamenhof tarafından 1887 yılında diğer dillerin kolay telaffuz edilen kelimelerinin harmanlanması ile üretilen yapay bir dil. Daha kolay telaffuz edilen ve daha az harften oluşan kelimeler. İnanılmaz bir hız ve telaffuz kolaylığı sağlayacaktı, ama beklenen olmadı. Bu dil yaygınlık kazanmadı. Zamenhof’un 1905 yılında yayınladığı “Fundamento de Esperanto” kitabında dilin yapısını ve kurallarını izah etti. Ve hâlâ bu dili konuşan ve savunanlar var. Bu çaba aynı zamanda Globalist akımın da öncülerinden biri olarak not edilir.
ESP kartlarını duydunuz mu? Parapsikolojide Telepati Deney Yöntemleri – Telepati, Parapsikoloji alanında kısa adı ESP (Extra Sensory Perception) olan ve prekognisyon adı verilen, meydana gelecek olayların önceden paranormalolarak algılanması fenomeni ile ilgili bir iletişim enstrümanı.. Buna Zener kartlarıda deniyor. Bulan J.B. Rhine. Yıl 1934. RhineKuzey Karolina’daki Duke Üniversitesinde görev yapan bir akademisyen.
İşin bu boyutu biraz esoterik. Uzaysezgi ve telepatik durugörü gibi farklı algılama ve mesaj verme teknikleri ile birlikte düşünülmesi gereken bir konu. Ama sonuçta farklı renklerde O+Kare, yıldız ve su sembolünden oluşuyordu. Belki sorulması gereken soru şu: Bütün bunlar bir düşünceyi ifade etmeye yeter mi, o mesajı almaya ve iletmeye yeter mi? Zorlamaya gerek yok. Mors alfabesini hatırlayın, bir çizgi ve nokta. Evet yeter. Bugün de bilgisayarlar sıfır ve bir rakamı ile her şeyi ifade etmiyor mu. Saniyedeki 300.000 km’lik okuma hızı ile artık her şey mümkün.
Yakın gelecekte, hayvanlar, bitkiler ve hatta su ile taşla konuşabileceğiz. Radyastezi medyumları sudan mesaj alabiliyor, suya mesaj verebiliyor ve su ile mesaj aktarabiliyor.
Kafanızı daha fazla karıştırmayayım. Artık e-Water var. Suyun da, metalin de hafızası var.
İnsan ya da herhangi bir insan ve hayvana bir obje gösterdiğiniz de bu bir yiyecek ya da annesi ya da korktuğu bir şey olabilir. Beyin ona bir elektromanyetik, bir de dolaylı olarak biyokimyasal bir tepki veriyor. Biyokimyasal tepki de sonuçta beyinden gelen elektromanyetik bir mesajla mümkün oluyor. Bu mesajla biyolojik tepki ve refleksler oluşuyor.
Evet, artık bunlar algılanabiliyor ve kaydedilebiliyor. Bir de şöyle düşünün, yoğun bir konsantrasyonla elmayı düşündüğümüzde bunu bilgisayarda analiz ettiğimizde, ekrana gönderdiğimiz mesajda siz ekranda o elmayı görebiliyorsunuz. Yani yakın gelecekte hayalleriniz ve rüyalarınızı bile bilgisayara kaydedebileceğiz. İşin ilginç yanı, bu elektromanyetik dalgaları dışarıda oluşturup, beyne gönderdiğinizde onu düşüneceksiniz.. İşte bu yöntemle hayvanlarla konuşacağız.
Bunun için yazı ve kelimeler değil, ses, renk ve biçimler önemli. Bu anlamda emojiler yeni farklı bir dilin görsel olarak aktarımında inanılmaz şekilde hız ve farklı bir derinlik sağlayabilirler.
Emojileri, mesela kedilerin anlayacağı bir sese dönüştürdüğünüzde, kediler o mesajı anlayacaklar ve beklenen tepkiyi verecekler. Bu alandaki çalışmaların beta versiyonları test edilmeye başladı. Tesla da bu işin içinde, Almanlar, Çinliler de. Biz de bir şekilde bu yarışın içindeyiz.
Su içerek dil ya da mühendislik formüllerini öğrenebileceğiniz gibi, beyne göndereceğimiz sinyallerle çektirdiğiniz dişin yerine yeni bir diş çıkmasını, ya da kalp kapakçının tedavisini sağlayabileceksiniz. Bu eğitim, sağlık, istihbarat ve güvenlik alanlarında önemli fırsatlar ve riskler sunuyor.
Bu işin bir adım ötesi beyinle ortak çalışan bilgisayar. Şimdi konuşuyorsunuz, onu yazıya çeviriyor, başka bir dile çeviriyor, sonra okuyor ve başka bir adrese gönderebiliyor. Artık düşünerek de bunu yapabileceksiniz. Düşünceyle bilgisayar kullanımı mümkün olacak ama uzaktan düşünce kontrolü de mümkün olacak. Telegram adı verilen zihin kontrolü ve beyin yıkama operasyonları yıllardır konuşuluyor. Dikkat! Sadece cebinizdeki, cüzdanınızdaki kredi kartındaki para ve kontörler değil, düşünceleriniz de çalışabilir ve hatta değiştirilebilir.. Bunun için bir damla kan örneği, bir saç teli ve zihninizin elektromanyetik frekansının ölçümlenerek tesbit edilmesi yeter. Bunu dişçi koltuğunda ya da berber koltuğunda bile sağlayabilirler.
Biz mayınlı tarlada top oynayan çocuklar gibiyiz. Fareli köyün kavalcıları, kitleleri peşine takıp götürüyorlar. Her şey sanki oyun ve eğlence gibi. Aynı evde siz çocuklarınızla bilişemezken, o dünyanın başka yerlerindeki insanlarla ya da gerçek insan sandığı yapay zekalı Avatar’larla konuşuyor.
Tek sorun Bitcoin değil. Biz daha ne Deep Web’i, ne Black Web’, ne de Blockchange’yi tam olarak anlayamadık. Raspbery Pi’yi, Banana Pi’yi anlayamadığımız gibi. Ben yıllardır altın karşılığı sanal paradan söz ediyorum. Vadeli işlemler için sanal bir başka para biriminden söz ediyorum, ama nedense birileri görmezden, duymazdan, bilmezden gelmeye devam ediyor.
Mevcut media çöküyor, ne Poi Media’yı konuşabiliyoruz, ne Nish Media’yı, ne New Media’yı ne Immersive Media’yı.
Ben yaklaşık 20 yıldır National Data Base / Milli Bilgi Merkezi, Süper Bilgisayar ve Security System /Siber güvenlik sisteminden, bunların mirörlerinden, Milli intranetten, arama motorundan söz ediyorum. Test Lab’dan, HW ve SW referans kütüphanesinden ve bu alanda dünyadaki gelişmeleri ve trendleri izleyerek raporlayacak, ulusal ve bölgesel çalışmaların entegrasyonu, optimizasyonu ve senkranizasyonunu sağlayacak bir ajanstan, Web tabanlı işletim sistemlerinden, Server, masaüstü ve laptop, Notepad ve GSM uyumlu entegre yazılımlardan söz ediyorum ama olmuyor. Olmuyor işte. Birçok güzel şeyler oluyor, ama bir el temel bazı yatırımlar konusunda engelliyor ve işi mecrasından saptırıyor. Ama o da olacak elbet, bir gün mutlaka, kafamızı taşlara vura vura ve çok ağır bedeller ödeyerek de olsa. Selâm ve dua ile.
 

ihvanistanbul

AkhenAton
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
4 Eki 2009
Mesajlar
4,987
Beğeniler
493
Puanları
83
#6
Sana göre kafatasçı olmayan herkes boş konuşur
Boş konusmayan bir yazar söyle de okuyalım

Ne bir lider begeniyon nede bir yazar
Karanlığa kufretmekten başka bildiğin yok
milli gazete oku, ilber ortaylıyı dinle, kafanı yavaşça kumdan çıkar, atilla yeşilada/mahfi eğilmez gibi ekonomistler ne diyor bir bak.

türk telekom peşkeşi hakkında ne buyurursunuz özelleştirme savunucusu küçük devlet taraftarı akperest?
 
Üst