Ekonomi Kimin İçin Büyüyor? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Ekonomi Kimin İçin Büyüyor?

PUTKIRAN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eki 2009
Mesajlar
3,228
Puanları
63
Ekonomi Kimin İçin Büyüyor? Türkiye’de Servet Bölüşümü Adaletsizliği – K. Murat Güney






Türkiye ekonomisine dair önceki değerlendirmemizde son 7 yıldır 10 bin dolar seviyesinde takılıp kalarak yerinde sayan kişi başına düşen gelire dikkat çekmiş, Türkiye’nin diğer gelişmekte olan ülkelerin altında kalan büyüme performansını gözler önüne sermiş ve “Ekonomik Büyüme Hikâyesinde Sonun Başlangıcı Mı?” diye sormuştuk. Çokça paylaşılan bu yazıya gelen yorumlarda “ekonomik büyümeden herkesin eşit bir biçimde yararlanmadığı” en çok altı çizilen nokta oldu ve Türkiye’de ekonomik büyümeden kaynaklanan zenginleşmenin nasıl paylaşıldığına dair bir araştırmanın yararlı olacağı sıkça belirtildi.
Bu yazıda işte bu önemli soruya yanıt aramaya çalışacağız. Bugün AKP hükümetinin en önemli seçim vaadi yine ekonomik istikrar ve hızlı büyüme. Peki, AKP’nin iktidarda olduğu son 12 yıl içinde yaşanan ekonomik büyüme ve hükümetin “bizi tekrar seçmezseniz bozulur” dediği “ekonomik istikrar” daha çok kimlere yaradı, Türkiye’deki servet bölüşümü bu yıllar içinde kimden yana değişti?
AKP İktidarlarında Ekonomik Büyüme Kimlere Yaradı?
İlk grafiğimizde Türkiye’deki en zengin %1’lik kesim ile geri kalan %99’luk kesimin Türkiye’deki toplam servet birikiminden aldıkları payların yıllar içindeki değişimini görüyoruz. Buna göre AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’deki en zengin %1’lik nüfus toplam servetin %39.4’üne sahipken ülkenin geri kalan %99’luk kesimi Türkiye’deki toplam zenginliğin %60.6’sını elinde bulunduruyordu. AKP iktidarı altında geçen yıllar içinde, Türkiye’deki en zengin %1’lik kesimin toplam zenginlikten aldığı payı geri kalan %99’un aleyhine çok hızlı biçimde artırdığını ve 2012 yılı itibariyle en zengin %1’lik kesimin geri kalan %99’un toplam mal varlığından daha fazla birikime sahip olduğunu görüyoruz. Servet bölüşümündeki bu son derecede adaletsiz gidişat sonucunda 2014’e geldiğimizde artık Türkiye’deki en zengin %1’lik nüfus toplam servetin %54.3’üne sahip; buna karşın nüfusun geri kalan %99’luk kesimi toplam servetten ancak %45.7 oranında pay alıyor. Yani artık Türkiye’deki çok küçük bir azınlık geri kalan %99’luk nüfusun toplam mal varlığından daha büyük bir servete sahip. Bu tablo bizlere çok açık bir biçimde AKP hükümetlerinin iktidarı altında Türkiye’deki ekonomik büyümenin zenginleri daha zengin yapmaya hizmet ettiğini gösteriyor.


Burada hemen önemli bir noktanın ve bu çalışmanın özgünlüğünün altını çizelim. Yukarıda bahsi geçen veriler Türkiye’deki “gelir” bölüşümünü değil mal varlığı ve servet birikimindeki bölüşümü yansıtıyor.
Türkiye’de “gelir” dağılımındaki derin eşitsizliğe daha önce “Ekonomi Kimin İçin Büyüyor? Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliği” başlıklı yazıda ayrıntılı olarak değinmiştik. Bu yazıda ise ilk kez Türkiye’de zenginlik/servet eşitsizliğini inceliyoruz.
Gelir dağılımına dair çalışmalar bireylerin veya hane halkının bir yıl içinde elde ettiği gelirleri karşılaştırırken servet dağılımına dair araştırmalar kişilerin yıllar içinde elde ettikleri birikimlerdeki değişimi karşılaştırıyor. Kişilerin orta ve uzun vadede alım güçlerinin, toplumsal statülerinin ve siyasal etkilerinin yıllık gelirlerinden ziyade servet birikimleriyle ilişkili olduğunu göz önünde bulundurursak, servet dağılımının gelir dağılımından daha da net bir biçimde sosyal adaletin sağlanıp sağlanmadığına dair bir gösterge sunduğunu söyleyebiliriz.
Servet dağılımı ve gelir dağılımına dair incelemeler arasındaki bir başka önemli fark da gelir dağılımıyla ilgili TÜİK’in, Aile Bakanlığı’nın ve çok sayıda uluslararası kuruluşun (yer yer birbirleriyle çelişmekle beraber) kapsamlı veriler sunmasına karşın, aynı kuruluşların servet dağılımına dair benzer biçimde kapsamlı veri ve incelemelerinin bulunmaması. Servet dağılımı hesaplanırken, kişilerin banka mevduatları, tahvil, bono gibi menkul kıymetleri, hisse senetleri, şirket ortaklıkları ve en önemlisi ev, arsa, iş yeri gibi gayrimenkullerini hesaba katmak gerekiyor. Tüm bunları hesaba katarak dünyadaki tüm ülkelerle beraber Türkiye’deki servet birikimi ve dağılımına dair bugüne kadarki en kapsamlı veriyi üreten araştırmanın Credit Suisse’in “Küresel Servet Raporu” (bkz: Global Wealth Report) başlığıyla her yıl yayınladığı veriler olduğunu söyleyebiliriz. Bu araştırmanın “Küresel Servet Veri Kitabı” (bkz: Global Wealth Data Book) olarak yayınlanan ekinde 2000 yılından bugüne kadar Türkiye’de ve dünyadaki servet birikimini, her ülkenin dünyadaki toplam servet birikiminden aldığı payın değişimini ve her ülke içinde %10 ve %1’lik en zengin kesimlerin toplam servet içinden aldıkları payı incelemek mümkün. Credit Suisse “net servet birikimini” menkul ve gayrimenkul varlıkların toplamından borçların çıkarılması sonucu elde kalan miktar olarak tanımlıyor.
Bu çalışmada işte bu “Küresel Servet Raporundaki” veriler esas alınmıştır. Bugüne kadar bu rapora kısaca değinilen yazılar olsa da, rapor nedense bugüne kadar Türkiye’de ayrıntılı bir biçimde incelenip analiz edilmemişti. Bu eksikliği de göz önünde bulundurarak özellikle 7 Haziran seçimleri öncesinde tartışma konusu olan ekonomik istikrar ve büyümenin getirdiği zenginleşmenin aslında nasıl paylaşıldığını gözler önüne sermenin gerekli olduğunu düşünüyoruz.
Credit Suisse verilerine göre 2014 yılı itibariyle Türkiye’deki yetişkin nüfusun %75.3’ünün kişi başına düşen tüm mal varlığı 10 bin doların altında kalıyor. Burada bahsi geçen 10 bin doların altında kalan miktarın yıllık olarak hesaplanan “kişi başına düşen gelir” değil kişilerin hayatları boyunca elde ettikleri toplam “servetleri” olduğuna dikkat çekmek gerekiyor. Yani, bırakın kişi başına geliri, Türkiye’de yaşayan nüfusun 3/4’ünün toplam mal varlığı 10 bin doların altında. Yine elimizdeki verilere göre Türkiye’de medyan servet 4 bin dolar kadar. Yani nüfusun yarısının kişi başına düşen mal varlığı 4 bin doların da altında.
2014 yılı verilerine dair aşağıdaki tablo Türkiye’deki son derece eşitsiz servet dağılımını gözler önüne seriyor. Buna göre Türkiye’deki yetişkin nüfusun

  • %75.3’ünün mal varlığı 10 bin dolardan az.
  • %22.8’inin mal varlığı 10 bin ila 100 bin dolar arasında.
  • %1.8’inin mal varlığı 100 bin ila 1 milyon dolar arasında
  • %0.2’sinin mal varlığı 1 milyon dolardan fazla.
Bu veriler ışığında hesaplanan Türkiye’deki servet bölüşümüne dair GINI katsayısı: %84.3. Gelir ve servet bölüşümüne dair bir gösterge olan GINI katsayısında büyük oranlar servet paylaşımındaki adaletsizliği, küçük oranlar ise adil bir bölüşüm olduğunu gösteriyor.
Credit Suisse verileri, dünyanın farklı ülkelerinde servet bölüşümünün yıllar içinde ne yöne evrildiğine dair bilgi de sunuyor. Kanada, Almanya, Japonya gibi sosyal adaleti sağlamaya yönelik uygulamaların baskın olduğu ülkelerde servet bölüşümündeki eşitsizlik son on yıl içinde bir miktar azalmışken, Çin, Hindistan, Endonezya ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde servet bölüşümündeki eşitsizliğin çok şiddetli bir biçimde arttığını gözlemliyoruz. Bu da AKP iktidarları döneminde Türkiye’yi servet bölüşümünün en adaletsiz olduğu ülkeler sıralamasında hızla yükselterek dünyada 6. sıraya yerleştiriyor.
Türkiye’deki Servet Birikiminin Dünya Toplamına Oranı:
Türkiye’de Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) bazında kişi başına düşen gelir 10.404 dolar iken, kişi başına düşen mal varlığı, yani tüm menkul ve gayrimenkuller eksi borçlar toplamı 20.347 dolar. Ancak bu servet daha önce de vurguladığımız gibi kişi başına eşit olarak düşmüyor. Servetin ne denli eşitsiz paylaşıldığını sadece medyan yani %50’lik dilimin mal varlığının 4 bin dolar ve altında olmasına ve kişi başına düşen ortalama servet (20.347 $) ile medyan servet (4.000 $) arasındaki ciddi farka bakarak dahi açıkça görebiliyoruz.
Türkiye’nin toplam servet birikimi ise 1 milyar 61 milyon dolar ile dünya toplamının yalnızca %0.4’ü. Bu noktada, GSYH bazında dünya toplamının yaklaşık %1.4’üne denk gelen Türkiye’nin, sermaye ve servet birikimi açısından bu oranın çok gerisinde kalarak ancak %0.4 oranına ulaşabildiğini görüyoruz.
Bir karşılaştırma yapmak gerekirse Singapur’un toplam zenginliğinin 1 milyar 156 milyon dolar olduğunu ve bu rakamın da yine yaklaşık dünya zenginliğinin %0.4’üne denk geldiğini söyleyebiliriz. Kısacası 78 milyonluk Türkiye’nin toplam zenginliği ancak 5 milyon nüfuslu Singapur’a denk.
Keza ekonomik krizden bir türlü çıkamayan Yunanistan’daki toplam servet de aşağı yukarı Türkiye’ye yakın ve 1 milyar 15 milyon dolar ile yine dünya toplamının %0.4’üne denk geliyor. Yani 11 milyonluk Yunanistan’ın servet birikimi de yine 78 milyonluk Türkiye’ye eşit!
Bu noktadaki bir başka soru Türkiye’deki toplam servetin yıllar içinde nasıl değiştiği. Elimizdeki veriler göre AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında da Türkiye’nin dünyadaki toplam servetten aldığı pay %0.4 idi. Bu oran bugün de aynı. Yani, Türkiye’nin toplam servetinin dünyadaki payı tıpkı milli gelirinin dünya toplamına oranı gibi tüm bu “ekonomimiz çok hızlı büyüdü” söylemlerine karşın yıllar içinde pek değişmemiş. Yani Türkiye’nin toplam servet artışı aşağı yukarı dünya ortalaması kadar olmuş. Aşağıdaki grafikte de görülebileceği gibi Türkiye’nin dünya servetinden aldığı pay 2002-2007 döneminde görece sabit dolar kuru sayesinde %0.4’ten %0.8’e çıktıktan sonra 2008 kriziyle beraber inişe geçiyor ve dolar kurundaki artış ile beraber 2014 sonunda yeniden 2002 yılındaki seviye olan %0.4’e iniyor. 2007’den 2014’e kadarki yedi yıl daha önce ekonomik büyüme hikâyesinin sonunun gelindiğine dair değerlendirme yazımızda belirttiğimiz gibi Türkiye’de kişi başına düşen gelirin de 10 bin dolar civarına sabitlendiği ve artışının durduğu dönemle çakışıyor.

AKP’nin Ekonomik Büyümesinden En Çok Yararlananlar En Zengin %1
Bu yazının başında 2002-2014 yılları arasında Türkiye’de en zengin %1’lik kesimin servetlerini geri kalan %99’luk kesime göre çok çok daha hızlı artırarak 2012’den itibaren Türkiye’deki toplam servetin çoğunluğuna sahip olduklarını göstermiştik. Aşağıdaki grafikte ise Türkiye’deki en zengin %1, onu takip eden %9 ve geri kalan %90’lık kesimlerin 2002 yılından bugüne toplam servetten aldıkların payın değişimlerini görüyoruz. Tablodan da görülebileceği gibi, 2002’den bugüne kadar en zengin %1’lik kesimin toplam servetten aldığı pay %39.4’ten %54.3’e çıkarken, %90’lık kesimin payı %32.3’ten %22.3’e düşüyor. Tabloda dikkat çeken en önemli noktalardan biri, ilk %1’i takip eden, %9’luk zengin kesimin de toplam servetten aldığı payın 2002’de %28.3’ten, 2014’te %23.4’e kadar gerilemesi. Yani AKP iktidarları döneminde ekonomik büyümeden azami faydalanmak için sadece zengin olmak değil çok çok zengin olmak, ilk %1’e girmek gerekiyor.

Tüm bu veriler ve grafikler ışığında, AKP’nin ekonomi politikalarının en çok en zengin %1’lik kesime hizmet ettiğini net bir biçimde söyleyebiliriz. Dünyada Occupy Wall Street hareketinin gündeme taşıdığı nüfusun %99’unun emeklerinin en zengin %1’i daha da zengin etmek için sömürüldüğüne dair vurgusu Türkiye’de AKP iktidarları altında somutlaşmış gözüküyor. 2012’den itibaren Türkiye’deki toplam servetin yarısından fazlasına sahip olan en zengin %1’lik kesim, bu payını her geçen gün artırmaya devam ediyor ve AKP iktidarda kaldıkça da artırmaya devam edecek gözüküyor.
AKP iktidarı döneminde servet bölüşümünün ne denli radikal biçimde adaletsiz dağıldığını ve bu eşitsizliğin yıllar içinde nasıl hızla arttığını gözler önüne sermeye çalıştık. Türkiye’de en zengin %1’lik kesimin toplam servetten aldığı payın ilk defa AKP iktidarı altında geri kalan %99’u geçtiğini gösterdik. Bu noktada hükümetin “biz gidersek ekonomik istikrar bozulur” söyleminin aslında “biz gidersek en zengin %1’lik kesimin çıkarları bozulur” şeklinde okunabileceğini söyleyebiliriz. Kısacası AKP’nin iktidarını sürdürmesi Türkiye nüfusunun çok büyük çoğunluğunu oluşturanlar için ekonomik büyümeden ve servet bölüşümünden git gide daha düşük pay almak anlamına gelmektedir.

http://riturkey.org/2015/05/ekonomi-kimin-icin-buyuyor-turkiyede-servet-bolusumu-adaletsizligi-k-murat-guney/
 

PUTKIRAN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eki 2009
Mesajlar
3,228
Puanları
63
 

can feda

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
11 Ocak 2015
Mesajlar
1,014
Puanları
0
Şahsi görüşüm...ekonominin millet için büyümediği kesin de...kimin için büyüdüğünü açıklamışsınız zaten güzelce...


Millet olarak öyle büyülü sözleri çok seviyoruz...vatan millet sakarya...çanakkale geçilmez vs gibi hemen galeyana geliyoruz...Bunun bir örneği de ''Milli İrade''

öyle bir milli ki...vekillere bir gecede 740tl zam yapıyor...ama kendisine %2 bilemediniz 3 zam yapıyor...emeklisine de aynı şekilde...
milli irade yıllar yılı emekli olmak için prim biriktiriyor...ama vekili bunun yanında hiç denecek kadar bir sürede emekli olup dünya kadar para alıyor...

bizim milletimizde ''milli irade'' diye...seviniyor...
 

PUTKIRAN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eki 2009
Mesajlar
3,228
Puanları
63
 

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Puanları
0
Ekonomide gelir arttıkça geri dönüşüm kazanımda aynı orantıda artar bu sistem Dünyanın her yerinde böyle....Bu sisteme Kapitalist Denge sistemi adını vermişler ve Dünyaca genelde ortak kullanılan bir sistem oluyor....

Bazı gelişmiş düzeyinde ülkeler çalışanlarına atıyorum 500 lira verip geriye 100 lira alıyorken ...
bunun nedeni daha fazla sosyal refah rahatlığı ama yinede dengeyi unutmuyorlar..

Gelişmekte olan yada az gelişen ülkeler ise 300 lira verip 250 lira alıyor...(ta bi geri alımlar ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir)
bunun nedeni ise ekonomileri çok iyi değil gelirler giderleri karşılayamıyor o yüzden daha fazla alıyorlar...yani bu tarz ülkelerde biütçe açığı oldukça var ve her sene neredeyse daha fazla bir bütçe açığı ile dönemi kapatıyorlar....ben bu ülkelere üretemeyen dışarı bağımlı olarak alışveriş yapanlar olarak göze alıyorum....

ilk seçenekte 500 verip 100 alan yinede dengeyi unutmayan ülkeler ise kendi üretebildikleri gibi satışlarını yapabiliyorlar ve bütçe açığı yerine çogu zaman bütçeyi artıyla kapatıyorlar bazı büyük ülkelerin ise borcu çok fazla olmasına rağmen dönem içerisindeki bazı önemli büyük hamleler ile dengeyi sağlayabiliyorlar misal IRAK ın petrollerini kullanma yönündeki bir HAMLE ülkenin İFLAS seçeneğini minimize edip ülkenin REFAH seviyesini düşürmüyor...müdahale doğru mu değil mi ben buna birşey diyemem... Ekonomik verim anlamında eğer bütçeniz sinyal veriyorsa Bazen her seçenek istesenizde istemesenizde kapınızda olabiliyor..ama bu seçeneği ülkenin kullanabilmesi için her konumda güçlü olması gerekir...özellikle uluslararası bürokraside el çok güçlü olmalı..

olmaması gereken oldukça katılırım ama ekonomi alanı çok farklı bir platform burada da çok ayrı siyaset dengeleri var.....Ekonomide paraya ne kadar hakimsen o kadar güçlüsün....o kadar sözün geçer....paran yoksa itibarında yoktur sözünün gerçeliliğide ....

malesef bu işler...

Böyle.
 
Üst